Gönderen Konu: USLU ÇOCUKLAR KİMİN ESERİDİR: ANNE BABA ÖĞRETMEN  (Okunma sayısı 45402 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4791
    • Profili Görüntüle
USLU ÇOCUKLAR KİMİN ESERİDİR: ANNE BABA ÖĞRETMEN
« : 08 Eylül 2011, 12:39:49 ös »
 USLU ÇOCUKLAR, ANNELER, BABALAR, ÖĞRETMENLER
 
 
Çocukların yaramazlığından herkes çok şikayetçidir . Say say bitmez . Anneler , babalar , dayak düşkünü öğretmenler , evebynlerin tamamı bu konuda ortak gibidir . Bir çocuk çocukluğunu yaşamaya kalktımı adı ''yaramaza'' çıkar . Özellikle şehir hayatında çocuklar eskisi gibi değil . Üstüste 12 katlı , 15 katlı binalar ve aman bir yere ses gitmesin endişesiyle çocuklar aptallaştırılarak büyütülür . İnternetten , playsationdan başını kaldırıp sosyalleşemez bile . Televizyonlar yine hep buna hizmet eder . Anne baba tarafından çocuklar itinayla pısırıklaştırılır , ehlileştirilir . Öğretmenler de bu sürecin tamamlayıcısı olurlar .
 
Pısırık , kendini ifade edemeyen çocuk evebeynler ve öğretmenler tarafından diğer çocuklara örnek gösterilir . Bak falanca çocuk ne kadar akıllı ne kadar uslu , sizde uslu olsanıza . Bak ne güzel sizin gibi top oynamıyor bir köşede oturmuş top oynayanları izliyor ve bak ne güzel ortalığı kırıp geçirmiyor . Çocuklar evebeynlerin deyimiyle yaramazlık yaparken çocuğunun psikolojik bir problemi olduğunu düşünen ve soluğu bir uzmanda alan anne baba , nedense içine kapanık , pısırık , kendini ifade edemeyen , utangaç , sosyal fobisi olan çocuğunu psikolga götürme ihtiyacı hissetmez . Bu tür çocuklar bütün toplum tarafından son derece uslu ve efendi çocuklar olarak algılanır ve kabul edilirler .
 
Oysaki eski bir eşcinselin ( bu kelimeyi sevmesemde ) şimdi heteroseksüel bir gencin yani benim kendi tecrübelerimden bizzat yola çıkarak anne babalara bir tavsiyem olacak . Uslu çocuk sağlıklı çocuk falan değildir . Uslu çocuk , gönlünde fırtınalar kopan çocuktur . O uslu çocuk eğerki bir erkekse o çocuk çatışmaları olan çocuktur . O uslu çocuk kızsa belkide tacize uğramış bir çocuktur . Dışarı çıkıp akranlarıyla top oynamayan , sinemeya gitmeyen , herhangi bir aktiviteye katılmayan bir çocuk sağlıklı çocuk olabilir mi ? Sosyal fobisi olan bir çocuk çevresiyle sağlıklı bir iletişim kurabilirmi ? Anne babaları korkutmak istemem ama tedbirli olmalarını isterim . Bir erkek çocuk eğerki akranlarıyla top oynamıyorsa , kızlarla oynuyorsa veya kızlarlada oynaması şart değil , bir köşeye çekilip yalnız kalma eğilimindeyse , içine kapanık ve duygusal sa , kendini ifade etmede ve hakkını savunmada güçlük çekiyorsa o çocuk eğer önlem alınmazsa bir eşcinsel adayıdır . Eşcinsellik te tamamen çocuğun bir tercihi değil , aksine sizin onları bilerek veya bilmeyerek sürüklediğiniz yolun ta kendisidir . Bunlar erkek evlatta eşcinsellik belirtileridir . Kızlar hakkında yorum yapmak istemiyorum , çünkü ben bir erkek çocuk olarak kendi öz tecrübelerimi anlattım . 1 yıl eşcinsel yönelim terapisi aldım ve bu da psikolojik bir sıkıntı  . Kız olsun erkek olsun çocuklarda içe kapanıklık iyi değildir .
 
Velevki eşcinsellik tehlikesini atlattık , çocuk eşcinsel olmadı peki sosyal fobi , hakkını savunamama , pısırıklaşma ve ürkek bir ruh yapısı çokmu iyi birşeydir ? Şüphesiz ki değildir . Bu yüzden tüm anne babalar , evlatlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeli , onun üzerinde fazla koruyucu olmamalı , onun psikolojik , cinsel ve kişilik gelişimini destekleyecek bir pozisyonda konumlanmalılar . Onların sorumluluk almalarını , sosyalleşmelerini , topluma ve kendilerine faydalı olacak bir konuma gelmelerini sağlamalılar . Kişilik yapısında güçlenme olmayan bir çocuk her zaman psikolojik sorunların habercisidir , buda benim bir kardeşiniz olarak , çok acı çekmiş , intiharları düşünmüş , depresyonlara girmiş zamanında tüm bunları yaşayan bir kardeşiniz olarak size tavsiyemdir . Bunların hepsinin kökeninde çocukluk ve anne babayla iletişim bozukluğu vardır . Unutmayınki onları geliştirecek tarzda desteklemeniz hem onun , hem kendinizin hemde toplumun yararına olacaktır .
 
« Son Düzenleme: 06 Aralık 2011, 08:35:51 ös Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4791
    • Profili Görüntüle
Ynt: USLU ÇOCUKLAR KİMİN ESERİDİR: ANNE BABA ÖĞRETMEN
« Yanıtla #1 : 08 Eylül 2011, 01:51:31 ös »
1.5 sene öncesine kadar bende bir eşcinseldim . Yani hiçbir zaman kabullenemedğim hislerim ve yönelimlerim vardı . Herşeyin kökeni aslında küçük yaşlarda yaşanılan olaylara dayanıyor . 23 yaşında bir ünvste mezunuyum . . Çocukluğum büyük bir aile içerisinde kadınların arasında geçti diyebilirim . Evde tek erkek çocuğu bendim . Abim veya evin içinde benden başta herhangi bir erkekte yoktu . Benle ilgilenmeyen , beni kucağına almayan , parka götürmeyen  bir babanın daha doğrusu Şam babasını erkekten saymazsak tabi .Geniş bir ailede kızlarla beraber büyüdüm , 5 yaşından beri kızlarla , onların bebekleriyle oynadım . Küçükken kadın bedenine özendiğimi , makyaj yapma arzusu taşıdığımı , kadın gibi yürüyüp , kadın gibi konuşmaya özendiğimi gayet net olarak hatırlıyorum . Bu tabi benim suçum değil . Çevremde rol olarak kendisini örnek alacak bir erkek göremeyince erkek çocuk otomatik olarak çevresindeki kadınları örnek alıyor , bu anne veya kızkardeşte olabiliyor . Küçükken bana erkek olduğumu hissettirecek , yani erkeksi kimliğimi geliştirecek bir aktivitede bulunduğumu hatırlamıyorum . Sokaktaki çocuklar top oynarken ben onları çok vahşi ve kaba yaratıklar olarak algılardım , onlara bir yandan benden güçlü oldukları için öfke duyardım , bir yandan da hayran kalırdım . Kişi kendi zıddına aşık olur , kız gibi büyüyen , erkeksi paylaşımları 0 ın altında olan bir çocuktan kızlardan hoşlanmasını beklemek hayal ötesi bir durum . Çocuk yaşlarda çevremdekiler tarafından ''kız gibi bir çocuk'' olarak algılandığım ve bana bu yakıştırmanın etkisiyle geçirdiğim ve giderek artan bunalımlarda cabası . Kadınları rol model alma , baba figüründen yoksunluğun üzerine birde 8 yaşlarında 20 yaşlarındaki bir gencin tacizine uğradım , bunu korkumdan ve etraf ne der diye kimseyede söyleyemedim . Tacizden sonra içime kapandığımı ve dışarı çıkmak istemediğimi hatırlıyorum . Tüm bu travmaların etkisiyle ergenlik çağına girdim . Çok fazla utangaçdım , toplum içerisinde  kendimi hiçbir zaman net olarak ifade edemedim okul çağlarında . En basit bir konuyu topluluk önünde ifade ederken bile kızarır , renkten renge girerdim . Okul çağlarında tüm erkekler bilirki kavga mutlaka olur , mutlaka en sakin çocuklar bile birbirine girer . Ben hiçbir zaman bir kere bile kavga ettiğimi hatırlamam . Kavga ederken bir yerim incinecek ve sakat kalcam diye o kadar korkardımki ve küçük yaşlarda futbol oynarken gözümde güçlü olan erkek figürü , bu seferde kavga ederken benim gözümde güçlüydü . Hem güçlü ve sempatik hemde alabildiğine itici tabiki . Okulda beden derslerinden nefret ederdim , malum beden eğitimi derslerinde erkekler futbola , kızlar voleybola , ben ise cesaret edip futbol oynamaya kalksam elim ayağım birbirine dolaşacak gibi gelirdi . O kadar özgüvensizdimki erkeklerle dostluk kuramazdım , kurduğum nadir erkeklere de kadınsı yönümü gösterirdim ve onları koruyucum ilan ederdim , onların beni bir kız gibi koruyup kollaması , sarıp sarmalaması öyle hoşuma giderdiki anlatamam . Çünkü psikolojik olarak erkeklikle ne kadar alakam vardı tartışılır .

« Son Düzenleme: 04 Şubat 2012, 04:23:02 ös Gönderen: alıntı »

alıntı

  • Global Moderator
  • Full Member
  • *****
  • İleti: 142
    • Profili Görüntüle
Ynt: USLU ÇOCUKLAR KİMİN ESERİDİR: ANNE BABA ÖĞRETMEN
« Yanıtla #2 : 04 Şubat 2012, 04:22:47 ös »
Çocuklar evebeynlerin deyimiyle yaramazlık yaparken çocuğunun psikolojik bir problemi olduğunu düşünen ve soluğu bir uzmanda alan anne baba , nedense içine kapanık , pısırık , kendini ifade edemeyen , utangaç , sosyal fobisi olan çocuğunu psikolağa götürme ihtiyacı hissetmez . Bu tür çocuklar bütün toplum tarafından son derece uslu ve efendi çocuklar olarak algılanır ve kabul edilirler .

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4791
    • Profili Görüntüle
Ynt: USLU ÇOCUKLAR KİMİN ESERİDİR: ANNE BABA ÖĞRETMEN
« Yanıtla #3 : 12 Şubat 2012, 11:26:43 ös »
27 Mart 2011 Pazar akşamı TV5 Ana Haber Bültenindeki söyleşide
"eşcinsellik hakkında"
gündemdeki eşcinsel parti adaylarının varlığını konu alarak konuşma yaptı.

http://www.youtube.com/watch?v=u1iMl9dDm-o&feature=related  tıklayınız


http://www.youtube.com/watch?v=tYzUWd-BFag&feature=related tıklayınız


26/12/2011 tarihli Radikal Gazetesinde sitemiz ve eşcinsel terapiler hakkında
yayınlanan makaleye ulaşmak için tıklayınız

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1073587&Yazar=PINAR_OGUNC&Date=26.12.2011&CategoryID=97#

Carlosnable

  • Newbie
  • *
  • İleti: 2
    • Profili Görüntüle
    • блог о путешествиях
блог о путешествиях
« Yanıtla #4 : 05 Haziran 2026, 02:14:06 öö »
​Es ist keineswegs ungewöhnlich, dass homosexuelle Menschen Gefühle von Schuld, Unruhe, Einsamkeit oder sogar Depression bis hin zu starken Spannungszuständen erleben. Wenn man sich dazu gezwungen sieht, homosexuelle Handlungen auszuleben, obwohl diese dem eigenen Wesen und der inneren Identität widersprechen - oder wenn man den Drang danach nicht kontrollieren kann -, entsteht oft ein erheblicher psychischer Leidensdruck für Betroffene.

​Zudem ist Homosexualität hier nicht als Ausdruck einer freien Wahl aufzufassen, sondern als eine Entwicklung, die häufig auf Kindheitstraumata oder elterliche Vernachlässigung zurückzuführen ist. Unter diesem Blickwinkel betrachtet, stellt Homosexualität eine psychische Störung dar - eine Beeinträchtigung der sexuellen Neigung sowie der Identität.

​Daraus ergibt sich für die Psychologie als Wissenschaft die klare Verpflichtung, zu hinterfragen, ob ein homosexueller Lebensstil und die damit verbundene soziale Identität tatsächlich als „gesund“ gelten können. Die Forschung muss sich auch künftig der Verantwortung stellen, die Ursachen, die Struktur und mögliche Therapieansätze zu untersuchen. Vor diesem Hintergrund wäre es eine herabwürdigende und moralisch fragwürdige Haltung, denjenigen, die sich aus eigenem Antrieb von der Homosexualität lösen wollen, eine Behandlung zu verweigern oder pauschal zu behaupten, es handle sich nicht um eine heilbare Krankheit.
« Son Düzenleme: 07 Haziran 2026, 02:50:17 ös Gönderen: psikolog »