Gönderen Konu: EŞCİNSELLİK: SOLDAN YA DA SAĞDAN HİÇ FARKETMEKSİZİN TOPLUMUN GÜNAHIDIR.  (Okunma sayısı 55 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4836
    • Profili Görüntüle
Hocam bu attıklarınızı okuyorum bakıyorum. Ancak ne yalan söyleyeyim artık eski konumumdan istesem de değerlendiremiyorum konuyu. Ne diyebilirim, umarım birlerine iyi geliyordur. Ancak ben kızgın ve yorgunum bu konuda. Kendimi değişim için öylesine yormuş hissediyorum ki kalıcı bir değişim yaşanmadığında elde kalan gerçek katlanılmaz oluyor. Çünkü tüm umutlarımı bir yere yatırınca her gün sokağa çıktığımda karşılaştığım gerçeğe dayanmak için tutacak dal bulamıyorum. Size değer veriyorum. Bunu hep söyledim. Bugünlerde keşke birileri bizden tiksinirken birileri de sürekli olarak dönüşmemiz gerektiğini salık verirken birileri de bununla nasıl yaşayabileceğimizi anlatsaydı diyorum. Hep kötü hep negatif bir şey gibi algılamasaydık. Böylelikle yaşamımızın temel meselesi olmaktan çıkardı. Bu kadar büyümezdi etkisi. Çünkü en nihayetinde olmayınca olmuyor. Geriye büyük bir zihinsel karmaşa kalıyor. Bu karmaşaya da yapacak bir şey kalmıyor. Hatta size şöyle samimi bir şey söyleyeyim. Sizinle görüşmek istiyorum mesela. Bir çok şey anlatmak paylaşmak istiyorum. Ancak günün sonunda ilişkimiz bir biçimde benim değişmem üzerine kurulu. Bu olmadıkça hüsran büyüyor. İnsan bu kez hep kendini suçluyor. Eskiden günahkarım derken şimdilerde bir türlü beceremedim değişmeyi diyor kendine. Kendine olan saygısı yitiyor. Hatalar yapıyor. Allah’a sığınmaktan bile korkar oluyor. Bir düşünce bir inanç arıyor gönlünü genişletecek. Fakat bulamıyor. Bu nedenle de görüşmüyorum. Çünkü buna dayanamıyorum. O nedenle bu tarz yazıları okumak da bana iyi hissettirmiyor. Topluma gelince onlar ‘iyileşmiş’ eşcinselleri bile kabullenmezler kolay kolay. İyileştim ben demeye bile utandırırlar insanı. O röportajlarda bile herkesin yüzü buğulu sesi pürüzlü, neden? Çünkü hiçbir biçimde kendimizin bu yönünü sansürsüz biçimde ortaya koymamıza izin verilmiyor. İnsanlar biliyor ne kaybedeceklerini, neye karşı tek başlarına savaşmak zorunda kalacaklarını. O yüzden de saklıyor, saklanıyorlar. Yargılanmadan, analiz edilmeden insan gibi hissedebilmek istiyorum. İnsan gibi yaşamak istiyorum. Kendi içimdeki bu sıkışmışlık hayatımın her yanına sirayet etmiş. Varsın ben de böyle yaşayayım böyle var olayım. Ne yapabilirim ki bu konuda? Ancak zor işte. İnsanların çoğu kılık kıyafetlerini dahi dış çevreden alabilecekleri onaya göre şekillendiriyor. Mesleklerini, tutumlarını, düşüncelerini bile dışarıya göre şekillendiriyor. Yani demek istediğim eşcinsellik bir çeşit travmanın sonucuysa bile bu tarz hisler taşıyor olmak ve sürekli olarak dış dünyanın tehdidiyle başbaşa hissetmek daha büyük bir travma yaşatıyor insana. Bu tehdit fiziki olmasa bile varoluşsal ve psikolojik boyutta olduğu kesin. Herkesin gözündeki o alaycı bakışlara, küçümseyişlere, sapkın muamelelerine dayanmak kolay iş değil. Hem de ne için? Alt üstü basit bir cinsel yönelim. Kim seçiyor ki kime karşı cinsel ilgi besleyeceğini? Kendiliğinden oluveriyor. Ancak bu muhafazakar kitle hep korkuyor. İğreniyor, suçluyor. Halının altına süpürüyor. Kendi konforları açısından iyi de yapıyorlar. Gerçeklere tahammül edebileceklerini sanmıyorum çünkü.

Böyle işte. Bazen size sarılmak istiyorum. Bazen içimden sevgi dolup taşıyor. Diyorum ki bu cinsel yönelim meselesi bir yana içimde bir boşluk hissetmeseydim tanışmazdım bu insanla ve insanlarla. Çünkü onlar beni genişletti. Ancak buradan sonra kendi başıma genişlemeye ihtiyacım var sanırım. Bazense öfkeleniyorum. Telefonda konuştuğumuz yazıyı da deneyeceğim. O karmaşanın içerisine dalmak şimdilik biraz zorlayıcı geliyor.

Benim Ailem Belgeseli

https://youtube.com/playlist?list=PLAABaL9f17rX11VATx98ruU7_iIuzgOZK&si=JuNh6IrdBp6bCim8


https://youtu.be/eN7PhGU9X2M?si=cs96-gsBNH6VH2yh
« Son Düzenleme: 07 Eylül 2026, 10:16:23 öö Gönderen: psikolog »