Gönderen Konu: HOLLANDA'DA MÜSLÜMAN ve TÜRK OLMAK ve BİR DE EŞCİNSEL OLMAK  (Okunma sayısı 395 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4801
    • Profili Görüntüle
Merhaba! Yaşım 22, Hollanda’da doğdum. bu zamana kadar hiç cinsel ilişkim, yazışmalarım olmadı, çok şükür.. 4 çocuklu bir ailede büyüdüm. Abi, ikiz kardeşim(kız) ve küçük kardeş. Evde huzurlu bir günümüz hiç olmadı. “Baba” sürekli içer ve her türlü şeyi kullanırdı. Sonra gelir en ufak meselede kıyameti koparırdı…

yoğun suçluluk ve kaygı duyguları nedeniyle aylar önce destek arayışına girdim. Hüseyin Kaçın hocam internette kaşıma çıktı, araştırmaya başladım. Bu zamana kadar sürekli Allah’tan af diler ve pişman olurdum. Faydasından çok zararını gördüm. Bunu Hüseyin Kaçın hocam söyleyince fark ettim.
Tövbe etmem beni sürekli daha derinlere itti. Yalnız başıma bu sıkıntıdan kurtulamayacağımı anladığımda Hüseyin hocam ile ilk seansımızı gerçekleştirdik.

Ben dini ve ahlaki değerlerimle uyumlu bir yaşam sürmek isteyen biriyim, ancak bazı davranışlarım nedeniyle kendimle bir iç çatışma yaşıyorum.

Ergenlik döneminden itibaren başlayan ve zamanla alışkanlık haline gelen pornografik içerik/mastürbasyon  bağımlılığım var. Zamanla escinsel porno izlemeye başladım. Bu davranışımı bırakmak için defalarca girişimde bulunmama rağmen sürekli tekrar başlıyorum, özellikle yalnız kaldığımda kontrolümü kaybediyorum. Bu durum nedeniyle kendimi değersiz hissediyorum ve geleceğe dair umutsuzluk düşüncelerim var.

Çocukluk dönemimde, aile içinde sürekli çatışma, duygusal ihmal ve fiziksel şiddet hiç eksik olmadı. Özelikle annem ve ben “baba” tarafından fiziki ve sözlü şiddete maruz kalırdık. Sürekli aşağılar ve eleştirirdi. Benim dünyamda baba kavramı olmadığı ve kabul etmediğim için ifadelerimde “baba” kullanıyorum. “baba’dan” sürekli korkardım, ev ortamında sürekli tetik halinde büyüdüm. özellikle kardeşlerimle kıyasla daha az hatta hiç kabul göremedim. Bu süreçte duygusal olarak içe kapanıklığım, güvensizliğim ve yalnızlığım gelişti.

Sosyal ilişkilerim sınırlıydı, yakın arkadaşım hiç olmadı ve genel olarak yalnızlık hissim baskın olmuştu. Güvenli ve destekleyici bağ kurmadım hiç kimseyle.
Ergenlik döneminde akran ortamı ve medya etkisiyle cinsel içeriklerin varlığından haberdar olmuştum, bu durum başlangıçta merak düzeyindi zamanla bağımlılağa dönüştü. Her gün porno izler, mastürbasyon yapar oldum. Bu süreçte istem dışı cinsel düşünceler ve yoğun zihinsel meşguliyet yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum.

İlk ve orta okulum katolik bir okuldu, ancak bu isim altında hedefleri çocukları dinsiz bir hale getirmekti. Dinle hiç alakası yoktu okulun. Okulda zaruri olarak cinsel eğitim veriliyordu. Hoca bu ders adı altında kendi seks hayatını örnek vererek nasıl seks yapılması ve yapılmaması gerektiğini öğretti. 8.sınıfta iki escinsel çiftleri davet etmişlerdi. Böyle şeylerin doğuştan ve gayet tabii olduğunu anlatırlardı. Müslümanların yoğunluk olduğu mahallede büyüdüğüm için sınıftakilerin birçoğu müslüman çocuklardı. Kimisi kabullenmişti ama ben ve arkadaşlarım bunu kabul edememiştik ve yadırgamıştık. Ama gizlice bilinçaltıma yerleşeceğini bilememiştim. Bu durum cinsellik ve kimlik algımda kafa karışıklığına katkıda bulunduğunu düşünüyorum.


https://youtube.com/@huseyinkacin22?si=mYQxlMkjF-hol371
« Son Düzenleme: 22 Haziran 2026, 11:50:00 öö Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4801
    • Profili Görüntüle
Ynt: HOLLANDA'DA MÜSLÜMAN ve TÜRK OLMAK ve BİR DE EŞCİNSEL OLMAK
« Yanıtla #1 : 19 Temmuz 2026, 12:17:33 ös »
İkinci seansımızda sadece bağımlılığım değil, çocukluğumdan bugüne taşıdığım bazı ilişki kalıpları üzerinde de durduk.

Seansın başında hocam, ilk terapiden sonra neler düşündüğümü sordu. Açıkçası henüz belirgin bir ilerleme kaydettiğimi söyleyemedim. İçimde "Acaba faydası olmazsa?" gibi kaygılar vardı. Hocam bunun çok normal olduğunu, daha yolun başında olduğumuzu ve değişimin zamana ihtiyaç duyduğunu söyledi. Verilen derslere riayet ettiğim takdirde daha hızlı yol katedeceğimi belirtti.

Daha sonra annemle olan ilişkimiz üzerinde durduk. Çocukluğum boyunca annemin yaşadığı sıkıntıları kendi sorumluluğummuş gibi üstlenmeye çalıştığımı fark etmeye başladım. Onu korumaya ve mutlu etmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarımı ve duygularımı sürekli geri plana atmışım. Hocam, çocukluğum boyunca annemin evde ezilen ve mutsuz bir kadın olduğunu söyledi. Bu bağlamda, "Dünyanın en tehlikeli kadını mutsuz kadındır; mutsuz kadın sistemi yıkar." ifadesini kullandı. Annemin yaşadığı değersizlik nedeniyle, ben de onu mutlu etmeye ve ona değer vermeye çalışırken kendi ihtiyaçlarımı ihmal ettiğimi değerlendirdi. Sürekli annemin yükünü taşımaya çalışmamın bana da zarar verdiğini söyledi. Bu nedenle annemle arama daha sağlıklı duygusal sınırlar koymam, gerektiğinde onu eleştirebilmem ve kendi hayatımı onun hayatından ayırabilmem gerektiğini ifade etti.

Türkiye'de eğitimime devam etme kararımı da konuştuk. Türkiye'de yaşamayı seçmemin ve ileride hayatımı orada kurmak istememin benim açımdan doğru bir karar olabileceğini söyledi. Hollanda'da aynı ortamın içinde kalmaya devam etseydim geçmişte yaşadığım olayların etkisinden çıkmamın çok daha zor olacağını, sürekli aynı döngünün içinde savrulabileceğimi düşündüğünü paylaştı. Bundan sonra geriye değil, önümde kuracağım hayata odaklanmam gerektiğini vurguladı.

Hocam ayrıca zaman zaman daha "bencil" olmam gerektiğini söyledi. Buradaki kastının, başkalarının duygusal yüklerini sürekli üstlenmek yerine önce kendi hayatımı ve ruh sağlığımı önemsemek olduğunu anlattı. Özellikle annemle olan ilişkimde sağlıklı sınırlar kurmanın benim gelişimim açısından önemli olduğunu ifade etti.

Daha sonra yazdığım terapi metni üzerine konuştuk ve "Sence senin asıl problemin ne?" diye sordu. Ardından hayatım boyunca insanlara karşı kendimi rahat ifade edemediğim üzerinde durduk. İstemediğim durumlarda "hayır" diyememem, sürekli alttan almam ve herkesi memnun etmeye çalışmamın beni daha da pasif bir konuma ittiğini anlattı. İnsanların hakkımdaki her yorumu içselleştirmemem gerektiğini söyledi. Kimsenin bana kötü düşünmemesi için sürekli iyi görünmeye çalışmamın dinle veya ahlakla ilgili olmadığını; bunun sağlıklı bir erdem anlayışından ziyade değersizlik duygum ve aşağılık hissimle bağlantılı olabileceğini ifade etti. Ona göre bu durum zamanla beni gerçek hayattan uzaklaştırıp fantezi dünyasına yönelten etkenlerden biri olmuştu. Çocukluğumda sürekli eleştirilmek, korku içinde büyümek ve kendimi ifade edememek de bugün yaşadığım özgüven sorunlarının önemli sebeplerinden biri olabilirdi.

Cinsellikle ilgili konuşmalarımızda ise, özellikle pornografi sırasında yaşadığım bazı fantezilerin altında sadece cinsel istekten ziyade güç, kabul görme, korunma ve değerli hissetme gibi duygusal ihtiyaçların bulunabileceği üzerinde durduk. Hocam, bu ihtiyaçları gerçek hayatta karşılayamadığım zaman bunların zihnimde cinsel isteğe dönüşebildiğini ve pornografi aracılığıyla kendimi bu şekilde tatmin etmeye çalıştığımı değerlendirdi.

Ben de zamanla şunu fark etmeye başladım: Dışarıda gördüğüm, kendine güvenen, güçlü duran ve kendisiyle barışık erkeklere aslında cinsel açıdan değil, sahip olduklarını düşündüğüm özellikler açısından özeniyor olabilirim. Belki de yıllardır eksikliğini hissettiğim özgüveni, kararlılığı ve güçlü duruşu kendi hayatımda geliştirmeyi arzuluyorum.

Terapide bunların, yaşadığım deneyimleri anlamaya yönelik değerlendirmeler olduğu konuşuldu. Bu sürecin devamında hedefim sadece pornografi bağımlılığıyla mücadele etmek değil; aynı zamanda çocukluğumdan taşıdığım korkularla yüzleşmek, insanlara sağlıklı sınırlar koyabilmek, gerektiğinde "hayır" diyebilmek, kendi fikirlerimi savunabilmek ve kendimle daha barışık bir insan olabilmek. Bu sürecin kolay olmayacağını biliyorum. Ancak ilk defa yaşadığım sorunların sadece davranışlarımdan ibaret olmadığını, bunların altında yıllardır taşıdığım duygusal yaraların da bulunduğunu anlamaya başladım.