Gönderen Konu: Kur’an’ı Düzen Kitabı Olarak Değil, Etik Askı Metni Olarak Okumak  (Okunma sayısı 22 defa)

Ertugrul Tulpar

  • Newbie
  • *
  • İleti: 45
    • Profili Görüntüle
Kur’an’ı Düzen Kitabı Olarak Değil, Etik Askı Metni Olarak Okumak
(Metodolojik Not)

Bu çalışma, Kur’an’ı bir ekonomik, siyasal ya da toplumsal düzen modeli olarak okumayı bilinçli biçimde reddeder. Aynı şekilde Kur’an’ı mevcut düzenleri meşrulaştıran bir ideolojik metin olarak ele almayı da reddeder. Bu iki okuma biçimi, görünürde karşıt olsalar da aynı varsayımı paylaşır: Kur’an’ın insan için kurulabilir ve uygulanabilir bir düzen sunduğu varsayımı.

Oysa bu metnin hareket noktası şudur:
Kur’an, insanın düzen kurma kapasitesini inkâr etmez; ancak kurulan düzenin adalet, hakikat ve meşruiyet iddiasını sürekli olarak askıya alır. Bu nedenle Kur’an ne anarşik bir metindir ne de kurucu bir siyasal manifesto. Kur’an’ın müdahalesi, düzenin kendisine değil; düzenin mutlaklaştırılmasına yöneliktir.

Bu metodolojik tercih, Kur’an’daki temel kavramların — rızık, adalet, mülk, üstünlük, şiddet — modern siyasal ve iktisadî kategorilerle doğrudan özdeşleştirilmesine karşı çıkar. Kur’an’da bu kavramlar bir sistem inşa etmez; tam tersine, insanın kendi kurduğu sistemleri haklılaştırma ve kutsallaştırma eğilimini kesintiye uğratan etik eşikler olarak işlev görür.

Bu bağlamda:

Rızık, emek karşılığı dağıtılan bir hak değil; insanın “hak ettim” iddiasını askıya alan bir sınırdır.

Adalet, eşitlik üreten bir dağıtım şeması değil; hüküm verme iştahını erteleyen bir ilkedir.

Şiddet, bütünüyle yok edilen bir olgu değil; meşruiyeti insandan çekilip Tanrı’ya nispet edilerek sınırlanan bir potansiyeldir.

Mülk, mutlak sahiplik değil; geçici tasarruf alanıdır.

Üstünlük, yöneten–yönetilen hiyerarşisini sabitleyen bir norm değil; karşılıklı bağımlılık yaratan bir farktır.

Bu nedenle Kur’an, insan düzenini “yanlış” ilan etmez; fakat hiçbir düzenin kendisini son söz, nihai adalet ya da ilahi iradenin doğrudan temsili olarak sunmasına izin vermez. Kur’an’ın temel jesti, düzen kurmak değil; düzenin kendi şiddetini adalet adı altında meşrulaştırma biçimlerini görünür kılmak ve askıya almaktır.

Bu metodolojik çerçeve, Kur’an’ı savunma ya da mahkûm etme ikiliğinin dışına çıkar. Amaç, Kur’an’ın ne dediğini değil, metin olarak ne yaptığını izlemektir. Kur’an burada bir model sunmaz; bir etik gerilim alanı açar. Okur bu gerilimle baş başa bırakılır; rahatlatılmaz, yönlendirilmez, kesin bir programa teslim edilmez.

Bu nedenle bu çalışma, Kur’an’ı:

bir düzen önerisi olarak değil,

bir devrim çağrısı olarak değil,

düzen kurma arzusunun kendisini sınayan bir metin olarak okur.

Ertuğrul Tulpar
26 - Ocak - 2026