DEHLİZDEN YÜZEYE: GÖÇER MEDENİYET AKLI, KÜRESEL DEHLİZLER VE TÜRKİYE’NİN ANTİ-DEHLİZ SİYASETİ
Ertuğrul Tulpar
Özet
Bu makale, modern jeopolitiği belirleyen vekâlet savaşları, gri alanlar ve kurumsal belirsizlikler üzerinden işleyen “küresel dehliz” olgusunu kavramsallaştırmakta; Türkiye’nin Suriye pratiğini bu yapıya karşı geliştirilen özgün bir anti-dehliz siyaset örneği olarak ele almaktadır. Çalışma, Kur’ân’daki kuyu–ateş–Medine dizisini siyasal-topolojik bir şema olarak kullanmakta; bu şemayı göçer medeniyet kökenli siyasal aklın modern tezahürleriyle ilişkilendirmektedir. Makalenin temel iddiası, Türkiye’nin Suriye’deki başarısının klasik emperyal genişleme veya vekâlet savaşı modelleriyle açıklanamayacağı; bunun yerine yüzey üretmeye ve yerel karar inşasına odaklanan bir siyasal-topolojik pratiğin sonucu olduğudur.
Anahtar Kelimeler: Küresel dehliz, göçer medeniyet, vekâlet savaşları, Medine siyaseti, Türkiye, Suriye
1. Giriş: Modern Siyasetin Dehlizleşmesi
Soğuk Savaş sonrası dönemde küresel siyaset, giderek daha az doğrudan işgal ve ilhak; daha çok vekâlet savaşları, gri alanlar ve kurumsal belirsizlikler üzerinden işlemektedir. Devletler, egemenliklerini açık yüzeylerde tesis etmek yerine, hukuki ve askerî sorumluluğu belirsiz ağlar aracılığıyla sürdürmeyi tercih etmektedir. Bu makale, söz konusu yapıyı “küresel dehliz” kavramı altında ele almaktadır.
Küresel dehliz, büyük güçlerin doğrudan sorumluluk almadan nüfuz kurabildikleri; kararın askıya alındığı, meşruiyetin bulanıklaştığı ve şiddetin dolaşımda tutulduğu siyasal-topolojik bir alanı ifade eder. Bu alanlarda ateş vardır; fakat nur yoktur. Yakma vardır; fakat yön yoktur.
Bu çerçevede Suriye, 2010’lu yıllar boyunca küresel dehliz siyasetinin en yoğun biçimde işlediği sahalardan biri olmuştur.
2. Metodoloji: Siyasal-Topolojik Okuma
Bu çalışma, üç katmanlı bir metodolojiye dayanmaktadır:
1. Kavramsal analiz: “Dehliz”, “yüzey”, “ateş” ve “karar” kavramlarının siyaset teorisi bağlamında yeniden tanımlanması.
2. Metinsel-topolojik okuma: Kur’ân’daki kuyu–ateş–Medine dizisinin tarihsel değil, yapısal bir siyasal şema olarak ele alınması.
3. Vaka analizi: Türkiye’nin Suriye pratiğinin, küresel dehliz siyasetiyle karşılaştırmalı biçimde incelenmesi.
Bu yöntem, normatif bir “iyi–kötü siyaset” ayrımından ziyade, yerleşim biçimlerini merkeze alır. Belirleyici olan niyet değil; aktörlerin siyaseti nerede ve nasıl kurduklarıdır.
3. Kavramsal Çerçeve: Küresel Dehliz
3.1. Dehliz Nedir?
Dehliz, klasik anlamda bir gizlenme mekânı değil; dolaşım mekânıdır. Dehlizde özne saklanmaz, yön değiştirir. Karar ertelenir, sorumluluk dağılır. Bu bağlamda küresel dehliz:
Vekil aktörler
Hukuki gri alanlar
Sürekli geri dönüşlü geçitler üzerinden işler.
ABD’nin YPG üzerinden, Rusya ve İran’ın Esad rejimi ve milis ağları üzerinden kurduğu nüfuz, bu dehlizsel siyasetin tipik örnekleridir.
4. Kur’ânî Şema: Kuyu – Ateş – Medine
Kur’ân kıssalarında tekrar eden kuyu–ateş–Medine dizisi, bu çalışmada metafizik değil, siyasal-topolojik bir şema olarak okunmaktadır.
Kuyu: Askı hâli, yönsüzlük, kararın ertelenmesi
Ateş: Yakıcı güç, şiddet, fakat nursuz aydınlanma
Medine: Yüzey, karar, sorumluluk ve meşruiyet
Bakara Suresi’nde ateş yakan fakat aydınlanamayan münafık tasviri, ateşin tek başına kurtarıcı olmadığını; yön ve karar olmadan karartıcıya dönüştüğünü gösterir. Medine ise ateşin sınırlandığı, şiddetin yüzeye alındığı ve siyasetin karar üretebildiği yerdir.
5. Göçer Medeniyet Aklı ve Anti-Dehliz Siyaseti
5.1. Göçer Medeniyet Aklı (Kavramsal Tanım)
Bu makalede “göçer medeniyet”, etnik veya tarihsel bir kimlik değil; siyasal-topolojik bir refleks olarak tanımlanmaktadır. Bu refleksin temel özellikleri şunlardır:
Mülkiyetten ziyade tahsis ve sorumluluk
Sabit yüzey yerine ilişki üzerinden egemenlik
Gizli ağlar yerine görünür ittifaklar
Bu yapı, yerleşik imparatorlukların ürettiği dehlizlere kıyasla daha az gizli dolaşım alanı üretir.
5.2. Türkiye’nin Suriye Pratiği
Türkiye’nin Suriye’de izlediği politika:
Ne doğrudan işgal
Ne ilhak
Ne de klasik vekâlet savaşıdır
Türkiye, ateşi tamamen söndürmemiş; fakat ateşi yüzeye zorlamıştır. Yerel aktörleri karar almaya, sorumluluk üstlenmeye ve meşruiyet üretmeye mecbur bırakmıştır. Bu, dehliz siyasetine karşı geliştirilmiş açık bir anti-dehliz pratiktir.
6. Karşılaştırmalı Okuma: Küresel Dehliz ve FETÖ
Türkiye’nin iç siyasetinde FETÖ örneği, küresel dehliz–yerel münafıklık ilişkisinin çarpıcı bir tezahürüdür. FETÖ:
Vesayet boşluklarında dolaşmış
Küresel dehlizle eklemlenmiş
Ateş yakmış, fakat ateşe girmemiştir
15 Temmuz, bu dehlizsel yapının yüzeye zorlandığı ve dağıldığı andır. Aynı siyasal mantık, Suriye sahasında da işlemiştir.
7. Tartışma: Davos, Yapay Zekâ ve Yeni Dehlizler
Davos merkezli söylemler, yapay zekâ ve enerji üzerinden yeni bir küresel dehliz mimarisinin inşa edildiğini göstermektedir. Karar merkezlerden çekilmekte; maliyetler çevre ülkelere yayılmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin pratiği, yalnızca bölgesel değil; küresel ölçekte alternatif bir siyaset modeli sunmaktadır.
8. Sonuç
Bu çalışma, Türkiye’nin Suriye’deki başarısını klasik güç projeksiyonu veya neo-emperyal bir girişim olarak değil; göçer medeniyet kökenli bir anti-dehliz siyasetinin güncel tezahürü olarak değerlendirmiştir. Kur’ân’daki kuyu–ateş–Medine dizisiyle kurulan paralellik, modern siyasetin karşı karşıya olduğu temel sorunu açığa çıkarmaktadır: Ateş vardır; fakat Medine yoktur.
Türkiye’nin farkı, ateşi dolaşımda tutmak yerine yüzeye zorlamasında yatmaktadır. Dehlizler karanlık üretir; yüzey karar üretir. Bu bağlamda Türkiye, modern tarihte nadir görülen biçimde, doğrudan imparatorluk yönetimi olmaksızın, kendi mahallesinin siyasal düzenini yeniden kurabilen bir aktör olarak ortaya çıkmaktadır.