Gönderen Konu: Tulpar’ın Kut’u: Jung’un Bütünlüğünden ve Lacan’ın Ediminden Sonra Etik  (Okunma sayısı 173 defa)

Ertugrul Tulpar

  • Newbie
  • *
  • İleti: 14
    • Profili Görüntüle
Tulpar’ın Kut’u

Jung’un Bütünlüğünden
ve Lacan’ın Ediminden Sonra Etik
Üç Benzemez, Tek Çatlak

İnsanın şiddetle ilişkisi tek bir yerde kırılır: gölgeyle karşılaşma anında. Bu an kaçınılmazdır. Çünkü gölge bastırılan değil; bilinen ama taşınması zor olan şeydir. Modern düşünce bu kırılma anına üç büyük cevap üretmiştir: Jung, Lacan ve Tulpar.

Jung: Bütünlük Vaadi

Carl Gustav Jung için sorun, gölgenin bilinçdışında kalmasıdır. Gölge bastırıldığında patlar; tanındığında ise bütünlüğe hizmet eder. Jung’un etik sezgisi şudur: insan ancak parçalarını birleştirdiğinde olgunlaşır. Bu yüzden gölgeyle temas iyileştirici bir süreç olarak düşünülür.

Ama tam burada ince bir çatlak belirir. Bütünlük fikri, fark etmeden bir çağrıya dönüşür: “Birleştir, tamamla, uzlaştır.”

Bu çağrı masumdur; fakat risklidir. Çünkü her gölge entegrasyon istemez. Bazı gölgeler, bilinçle temas ettiğinde hızlanır; etik fren gevşer. Jung, şiddeti bastırmamakta haklıdır; ama şiddetin her zaman bütünlükle evcilleşeceği varsayımı fazla iyimserdir.

Lacan: Edimin Keskinliği

Jacques Lacan bu iyimserliği reddeder. Lacan’da etik, uzlaştırma değil; kesinti meselesidir. Edim (acte), öznenin simgesel düzeni deldiği andır. Bu an geri dönüşsüzdür. Düşünülmez, tartılmaz, askıya alınmaz; yapılır.

Lacan için etik, bedel ödemeyi göze almaktır. Ama edim hızlıdır. Hız, jouissance’ı çağırır. Jouissance ise çoğu zaman beden, sahne ve kan ister.

Lacan’ın etiği güçlüdür ama tehlikelidir. Çünkü edim, şiddeti yalnızca mümkün kılmaz; bazen meşrulaştırır. “Hakikat uğruna” hızlanmak, etik bir sıçrama gibi görünür; fakat çoğu zaman etik askının tamamen kopmasıdır.

Tulpar: Askı Etiği

Tulpar hattı tam burada doğar — Jung ile Lacan’ın arasındaki yarıkta.

Tulpar şunu söyler:

Gölge bastırılmamalı (Jung’a itiraz).

Ama gölge sahneye de sürülmemeli (Lacan’a itiraz).


Çözüm ne bütünleştirme, ne edimdir. Çözüm: askı.

Askı, kararsızlık değildir. Askı, korkaklık değildir. Askı, şiddeti bilip yapmamayı seçebilecek kadar yetkili olmaktır.

Burada etik, bir eylem teorisi değil; bir zaman teorisi hâline gelir. Askı, hızlanmayı geciktirir. Gölgeyi inkâr etmez; ama onu kanla konuşturmaz.

İşte bu yüzden:

Askı Neden Jung’un Bütünlüğünden Daha Etiktir?

Çünkü Jung’da etik, nihai bir uyum vaadine bağlanır. Tulpar’da ise etik, vaatten feragat etmeyi göze alır.

Askı şunu kabul eder:

Her şey bütünleşmeyecek.

Bazı parçalar taşınacak ama çözümlenmeyecek.

Bazı gerilimler hayat boyu askıda kalacak.


Bu kabul, etik açıdan daha ağırdır. Ama daha dürüsttür.

Askı Neden Lacan’ın Ediminden Daha Etiktir?

Çünkü edim geri dönüşsüzdür. Askı ise geri dönüşsüzlüğü bilip yine de durabilmektir.

Lacan hızda haklıdır; ama hız her zaman hakikat üretmez. Bazen sadece kanı hızlandırır.

Askı, jouissance’a kapılmadan gölgeyle aynı odada kalabilme cesaretidir. Bu cesaret, edimden daha az dramatiktir — ama daha az yıkıcıdır.

Peki Kut Neden Modern Psikolojide Yok?

Çünkü modern psikoloji yetkiyi içsel kapasite olarak düşünmez. Yetkiyi ya normlara bağlar (ahlâk), ya dürtülere (biyoloji), ya da karar anına (edim).

Oysa kut, eski bir bilgidir:

Güç değildir.

Hak değildir.

Performans değildir.


Kut, gücü taşıyabilme ehliyetidir.

Modern psikoloji şunu sorar:

“Ne hissediyorsun?” “Ne yapmak istiyorsun?”

Kut ise şunu sorar:

“Bildiğin hâlde yapmayabilecek misin?”

Bu soru rahatsız edicidir. Çünkü başarı, hız, görünürlük ve sonuç üretmez. Sadece kan dökmemeyi üretir.

Bu yüzden kut, modern psikolojinin kelime dağarcığında yoktur. Ama etik derinliği olan her yapının sessiz merkezinde vardır.

Son Damlalar

Jung bütünlüğü arar. Lacan kesintiyi kutsar. Tulpar beklemeyi seçer.

Ve beklemek şudur:

korkudan değil,

bastırmadan değil,

bilgiden doğan bir yavaşlama.


Damlaya damlaya göl olur mu? Evet.

Ama bu göl, kanla değil; taşınmış şiddetle, tutulmuş edimle, ve askıya alınmış güçle dolar.
« Son Düzenleme: 15 Ocak 2026, 12:11:27 ös Gönderen: Ertugrul Tulpar »