Gönderen Konu: Masturbasyon ve Porno Bağımlısı Olmak: Röntgenci Kişilik Gelişimi ve Eşcinsellik  (Okunma sayısı 3834 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4616
    • Profili Görüntüle
Herkese merhaba
Nerden başlasam nasıl anlatsam
Ya da anlatmasam herşeyi gömdüğüm gibi bu yazıyı da içime mi gömsem
Hayır ..!!
Ertelemek istemiyorum artık. Yazmak istiyorum.
Bu yazıyı okuyan belki birçok kişi kendinden birsey bulacak, yarasına şifa olucam, ya da eleştirilecem bilemiyorum
Çok öncesinde yapmalıydım bunu. Neden yapmadım ya da yapamadım onun da cevabı yok bende
Belki hayatımda birçok şeyi askıya aldığım gibi bunu da aldım askıya. Dursun dedim küflenmiş dolabın içerisinde.
Neyse başlıyorum o zaman
Ailenin ilk çocuğuyum. Prematüre doğmuşum. (Sabırsız kişiliğim buradan geliyor sanırım.)
El bebek gül bebek büyütülmüşüm. Pamuklara sarılmışım. Öyle diyorlar. Çocukluğunda maddi anlamda bir eksiklik yaşamadım. Allah razı olsun
Babam vardiyalı çalışırdı. Annem ev hanımı.
Astım hastasıydım. Grip olmazdım mesela direkt bronşlarıma inerdi. Ergenlikte atlattım şükür.

Bendeki dürtü ne zaman başladı inanın bilmiyorum. Bana doğduğumdan beri varmış gibi geliyor. Hep benimleymiş gibi ..

 Hiç oyuncak araba ile oynamazdım mesela bebeklerle oynardım. Kız arkadaşlarım olurdu. Sesim inceydi. ( bunu da eski videolardan farkediyorum. Şu an borazan  gibi :) )
Her anlamda annemin koruması altındaydım. Anasınıfına göndermemiş ezilirim diye
Ona üzülmüyorum ama ilkokulda 23 Nisan etkinliği yapılmıştı ona sokmamıstı beni ona hala üzülürüm. Kalografiyi  bile hatrlıyorum.

Bu arada tabiki sürekli akran zorbalıgı. Erkek kuzenlerim tarafından zorbalanmalar. Top musun kız mısın  vs vs
Bastırıldım bastırıldım.
Ortaokulda bu öğretmenler tarafından duyulmuş olacak ki rehberlik hocası benimle konuştu bu durumla ilgili.
Hatta müdür bir gün sınıfa geldi. Elinde küçük bir kağıt ismim yazıyor muhtemelen. Önce ismimi okudu bu kimdir diye ben kalktım sonra tekrar oturdum sıraya.
Dedi ki bir kimsenin kalbini kırmak Kabe yıkmak gibidir. Bu arkadaşınız erkek siz neden dalga geciyorsunuz ayıp değil mi ?
İyilik yaptığını zannetti. Beni rencide ederek!
Ama o müdüre direktifi de babam verdi biliyorum. Unutmuyorum unutmayacağım

Lisede de aynı  sekilde türlü zorbalığa uğradım sözlü olarak.  Hele lisede zorbalıgın zirvesini yaşadım.
Zorbalık demişken babamdan bile gördüm. Biri topçu olacak diğeri popçu demişti. Bu topa bile vuramaz öteki fırtına demişti. Bir erkek kardeşim var ondan bahsediyordu..
Unutmuyorum unutmayacağım. !
Babamla ne zaman vakit geçirdim bilmiyorum mesela dolu dolu. Erkek erkeğe ne zaman adam gibi sohbet ettik. Ya da elimden tutan sağlam bir abim olmadı. Keşke olsaydı. Keşke. Ben abi olmasaydım da benim abim olsaydı. Bana abilik yapsaydı…
Babama sorsam bu arada sen bana  yanaşmadın der. Herkes sıyırıyor kendini bazı durumlardan suçlardan. Düzen böyle !!


Bu durumlar beni masturbasyon bağımlılığına itti zannediyorum.
Kendimi bildim bileli bağımlıyım.
Hatta ergenliğe girmeden bile yattığım yatakta sürtünme yolu ile yapıyordum.
İlk külodumda ıslaklık hissettiğim zaman yadırgamıştım. O kadar eski …
Hala tırnak yerim tırnak eti yerim. Ellerimi kopartırcasına. Kimse de tutup elimden yahu bu çocuğun derdi nedir. Ya da bir tuhaflık var birseyler  yapalım demedi.
Ama sözde her istediğim oldu maddi anlamda
Bu da bir başka sıyrılma şekli.

Çok uzatmayayım. Üniversite ilk seneydi zannediyorum. Ben bendeki durumu eşcinsellik olarak adlandırdım bir şekilde. Ve bunu açtım aileden birine. Tabi ben bunu açarken salya sümük dağıldım.
Beni psikiyatriye yönlendirdi. 50 mg antidepresan başladım. Psikiyatri de beni özel bir hastanede güya adı psikolog olan birine yönlendirdi. Allah’ın laneti her iki cihanda onun üzerine olsun.
Bana bunun çok normal bir durum olduğunu. Hatta kahverengi göz rengi ile doğmak kadar doğal olduğunu söyledi.  Zannediyorum bir ya da iki kere gittim.
Bu arada psikiyatrinin verdiği antidepresanı hâla kullanıyordum. Kimse bilmiyor tabi
Ta ki annem çantamda bulana kadar

Kendimi toplayıp anlattım durumu kendisine.
Bana ilk tepkisi ‘Hadi be’
oldu ve ağlamaya başladı. O anki yüz ifadesini ölene kadar unutmayacağım.
Sonra babama söyledik. Bir yandan ağlıyorum annemle. Babam karşı koltukta. Annem gelsene sarılsana dedi çocuğa. Geldi yanıma basımı oksadı. Annem dedikten sonra !
Biz kalktık o dediğim psikolog bozuntusuna gittik. O dedi ki ; çok yakışıklı kızlar ilgi duyacaktır elbet ama onun tarafından bir karşılık olmayacak.
Eve dönerken annem arabanın içinde ağlamaya devam etti. Ben arabanın dışında yolu seyrediyorum. Amaçsız. Hayat benim için bitmiş.
Eve geldik. Taziye evi gibi. Herkes  dağılmış vaziyette.
O Psikoloğa  bir daha gitmeyeceğime karar verildi . Bu arada ben de istemedim tabi gitmek.
Gerçekler söylendi. Omzumdaki yıllardır taşıdığım tüm yük hafifledi.
Bir çözüm beklerken babam aldı beni şeyhine götürdü memlekete. (Babamın bağlı olduğu tarikat var yıllardır. )
Şeyh ile beni bir odaya kapattılar. Ben ona anlattım durumu okudu üfledi beni ve dönüldü.
Evet evet doğru okudunuz yaşandı bu :)

Döndükten sonra Fatih’te bir psikolog bulundu. Tam o hacıların hocaların olduğu sokakta.
(Bu arada yargılamıyorum kimsenin yaşam şeklini saygı duyuyorum.)
Annem babam hep birlikte gidildi. Bana bir katkısı oldu mu hayır .
Çünkü ben yoğun bir şekilde masturbasyon bağımlısıyken çıkmazdayken bana dediği ; Futbola  başlıyorsun. Eee erkeklerle grup çalışması yapabileceğin bir etkinlik yapman lazım. Ama fitness tehlikeli çünkü soyunma odasında çıplak erkekler var !

Ben hiç PC oyunu oynamadım mesela. Futbol maçı yapmadım. Yapsam ortama karışsam bile alay konusu oldum. Bugün 30 a geldim nerdeyse hala topa vuramam tedirgin olurum. Futbol muhabbeti bilmem.

Bana dediği tek iyi şey ; ‘ Bir trafik kazası geçiren bir hasta vardır tedavi için bana gelmiştir. Yalnız sendeki durum şu . Sen kaza bile yapmamışsın ‘ demesiydi.
Olsun… Allah ondan da razı olsun

Sonra hiç bu konu açılmadı yıllarca. Bana kalırsa evdeki herkes 3 maymunu oynadı. Bu durum böyle gitti. Alışıldı…

Hüseyin hoca ile 2 sene önce eşcinselforum aracılığıyla tanıştım.
Sonradan farkettim ki ben kendisine 2015 de mail atmışım fiyat sormuşum:)
Telefonda ön görüşme yaptık. Neredeyse 1 saat konuştuk. Ön görüşmede 1 saatten fazla konuştu ve 1 lira talep etmedi.

Gittim kendisine . Ama gidene kadar tabi Hüseyin hoca ile Whatsapp üzerinden sürekli iletişim halindeydik. Makaleler, videolar, katıldığı programlar, değerli ve motive edici bilgiler gönderdi.
Ve ben gittim seansına. Tabii o da masturbasyon bagımlısı olduğumu iletti. Kendisini çok sevdim. Dediklerini yapmaya çalıştım. Birçok kişiyle tanıştım ofisinde. Oturduk ortak konuştuk hep birlikte. İftar yaptık. Değerli hocasının menziline gittik. Sevdim kendisini. Hala seviyorum.
Ancak bendeki bu bağımlılık bitmediği sürece de kendisine gitmenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Açıkçası maddi anlamda da biraz toparlamam lazım.
Bagımlı bir insan olduğum için para yönetimini de sağlayamadığımı iletmişti. Çok haklı…

Bendeki duruma gelirsek. Hemen hemen her gün masturbasyon yapabilirim. Günde defalarca. Bu bagımlılıktan çok hayat rutini haline geldi. Masturbasyon anında ben 3. Kişiyim. Evet erkekten zevk alıyorum. Ancak erkeğin kadını ya da bir erkeği becermesi, oradaki durumu davranışı beni tahrik ediyor. Asla bir erkekle ilişkiye girdiğimi hayal etmiyorum. Ben izliyorum sadece seyirciyim. Hüseyin hocanın tabiriyle ‘Röntgenciyim’.


Daha önce böyle bir ilişkim de olmadı. Allah şahidim istemem de.
Ama para karşılığında bu işi yapan kadına gittim. Sonuç nakavt…
Kendimi korudum. Eşcinsel eylemlere direndim.
Hatta Hüseyin hoca bir akşam ‘ sen bugün ölsen tertemizsin . Cennetliksin ‘ demişti. Hala içimi titretir o söz

Benim durumum hayalden ibaret. Asla gerçekleştirmedim. Düşüncelerimde kalır hep.
Çok da iyi rol yaparım. Erkek rolü
Alıştım yıllar içerisinde.
Miş gibi yapmak …
(Bir akşam Hüseyin hocanın ofisinde başka bir danışan senin burayla hiç alakan yok şu sese bak demişti. Tabi ben bi şahlanmıştım :)

Çok fazla erkeğin olduğu ortamda muhabbet beni gerer. Konu bana gelirde rezil olurum diye.
Araba kullanmıyorum mesela. Çünkü çok erkeksi bir eylem gibi geliyor bana. Ya yine alay konusu olursam. Ne saçma değil mi?
Erkek arkadaşım çok yok.
Esasında benim arkadaşım yok. 
Aslında çok iyi diksiyonu olan, çok iyi giyinen , çok iyi çok naif biri olarak tanınıyorum etrafımda. Ha bir de mutfakta çok iyiyimdir.
Ama kendimi asla rahat bırakamadım. Bırakamıyorum.
Hep kendimle çelişiyorum. Bir kız ile ilişki içerisinde bile rahat olamıyorum. Kendimi kandırdığımı düşünüyorum. Cesaretli bir erkek değilim. Korkak bir erkeğim belki de
Çünkü hep hayal kırıklığına uğradım. Hep alay edildim. Hep olmalarını istediğim insan gibi davrandım. Ve hep masturbasyon yaptım
Soyutladım kendimi iyice soyutladım
Hala da soyutluyorum. HÜseyin hocaya gitmemem belki de bu yüzden

Bugün özel sektörde çalışıyorum. Ama bu zamana kadar yaptığım masturbasyonun üçte biri kadar kendime olumlu anlamda zaman ayırsam  ve doğru yönlendirilseydim bugün çok farklı yerlerde olabilirdim.
Maddi anlamda da ..

İnstagramda bir psikoloğun videosuna denk geldim. ‘Babasıyla ilişkin zayıfsa , parayla da ilişkin zayıf olmaya mahkumdur. ‘ diyor. Aradaki denklemi çözemedim ama kendi açımdan doğru diye düşünüyorum.
O da düzelir elbet sağlık olsun . Ne diyelim.
Ama babam bugün ölse nasıl bir tepki veririm diye düşünüyorum. Açıkçası cevabı yok. Yoğun duygular besliyor muyum ? Bunun da cevabı yok. Allah başımızdan eksik etmesin yine de

 Kısacası; O kadar çok hata yaptım ki bu hayatta. O kadar yanlış kararlar verdim ki. Şimdi hepsini düşününce kusurlu olan aslında ben değildim. Bu dünyada hersey ahenk içindedir derler ya. Belli ki ben bulamadım yerimi. Bu yüzden o kadar çok öfkelendim.

Sürçü lisan ettiysem affola.
Çoğu anektotları net ifade edemedim. İfşa olmamak için. Kendim için değil ailemi düşünüyorum.
Öyle ki hocamın hocamın instagramdaki fotoğrafımın altına yazdığı şiiri bile kaldırmak zorunda kaldım. Kusura bakmasın :(
Hocam okuyorsa geleceğim en kısa zamanda tekrar yanına. Benim sorunum kendimle seninle değil.
Yolun sonu aydınlık Allah’ın izniyle
Önce kendinize sonra Allah’a sonra Hocama güvenin.

Bu bir imtihan ve bunun için biz görevlendirildik….

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4616
    • Profili Görüntüle
2. Terapi sonrası

Eşcinseller için camiler bile tekin değil.

Eçcinsellikten kurtulmak için evlilik müslüman hocaların tavsiye ettiğinin aksine kurtuluş değil daha büyük bir çıkmazdır.

Bu işten kurtulmak için evlenip kurtulamayanlar , evli olupta hala eşcinsel olanlar bunun en büyük kanıtı.

Normal problemleri olan müslümanlar için Cami bir sığınak olmasına karşın eşcinseller için cami bile tekin değil. Eğer haşa camiler yarı çıplak kadınların dolu olduğu bi yer olsaydı müslümanlar orada ibadet edemezlerdi. İşte eşcinsel erkekler için camiler bile bazen kaçılması gereken bi yer olabiliyor. İstanbulda İbadet , Allaha sığınma amacıyla ramazan ayında gittiğim x camisinin bahçesinde 60 yaşında bi adamdan cinsel ilgi görmek utanç verici.

İşte eşcinsellerin imtihanı bu kadar ağır. Eşcinsellik asla bi sapıklık değildir. Aksine tedavi edilebilir bir aile hastalığıdır.

Kimisi anne babasının ilgisizliğinden ve sevgisizliğinden , ilgi ve sevgiyi başka erkeklern kollarında ararken , benim hikayemde kırılma noktası babamın aşırı ilgi göstermesi , aşırı kollaması , 28 yaşında olmama rağmen hala çocuk gibi davranması , baba-oğul sınırlarını koruyamayıp , sözde arkadaş gibi yaklaşıp , ilişkinin laçkalaşmasına sebep olmasıydı ve en kötüsü ise baba-oğul ilişkisinde aşırı duygusal olmasıydı…

Aşırı duygusallık ancak karı-koca arasında olur. Babamla aramda o kadar fazla duygusal bağ vardı ki , babamın cinsel tacisine değil , duygusal istismarına mağdur kalmıştım.

Bu kadar aşırı duygusallıkta babamla cinsel ilişkiler kuramadığım için , ona benzeyen adamlara cinsel ilgi duymaya başladım. Yıllardır durum böyle.

Malesef sınırları iyi koyulmamış bir baba-oğul ilişkisinde durum bu noktaya gelebiliyor.

Normalde her baba-oğul ilişkisinde kuşak çatışması olması gerekirken araya aşırı duygusallık girmesi çocuğu eşcinselliğe itebiliyor.

Babanın çocuğuyla cinsel konularda sınır koymaması , her şeyi rahatça konuşuyor olabilmesi çok yanlış bi durum.

Babaya kıyamamak , ona aşırı duygusal şekilde bağlanmak , onunla arkadaş olabilmek meğetse gıpta edilecek şeyler değilmiş.

Babam bana sürekli benle sen bi elmanın yarısı gibiyiz derdi. Sen varsan ben varım sen yoksan ben yokum derdi. Ama ancak karı koca bir elmanın iki yarısı olabilir. Bi evladın diğerlerinden ayrı tutulması , aynı hz.yakup , hz.yusuf hikayesinde ki gibi hüsranla bitiyor.  Sevgide ölçülü ve adaletli olmak gerekiyormuş.

Şimdi bu eşcinsellikten kurtulmanın yolu , (tabi benim gibi babası tarafından duygusal istismara maruz kalmış eşcinseller için geçerli ) daha eril olmaktan , tabiri caizse yuvadan uçmaktan , gerekirse babayla kavga etmekten ve duygusal bağı kesmekten geçiyor.

Bir baba için Dünyanın en güzel duygularından biri kendi çocuğunun kokusunu duymak , onu kucağında uyumaktır. Tabi çocuğun iyiliği için bu en geç 6 yaşında kesilmelidir. Benim babamın yaptığı gibi 15-20 li yaşlara kadar devam etmemeli. Kuş yuvadan uçmalı….

Eşcinsellik bi aile hastalığıdır… sapıklık değil …

Yahut lgbtci şerefsiz psikologların “ bu doğuştan gelen eğilimlerdir , değiştirilemez , kendini böyle kabullen “ dediğinin aksine iyileştirilebilir bi aile hastalığıdır.

İspatı ise şudur :
Hüseyin kaçın hocam ile 3. Terapim. Terapiye başladığımdan beri eşcinsel pornolar izlemeyi hatta pornonun kendisini izlemeyi ve masturbasyon yapmayı bıraktım. Aslında bırakmadım … eskisi kadar nefsimi dürtmüyor. Yahut ben nefsime hakim olmaya çalışıyor değilim… ne zaman ki yuvadan uçmaya başladım , babama karşı büyüdüğümü kanıtlamaya başladım … işte o zaman bu sapkın düşünceler gün ve gün azalmaha başladı. Henüz konuşmak için çok erken lakin babama benzeyen adamlar eskisi kadar ilgimi çekmiyor.  İyileşmeye devammmm….

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4616
    • Profili Görüntüle
3.terapi sonrası

Eşcinsellik çıkmazı : çocukluktan erilliğe geçemeyiş

Porno ve masturbasyon bağımlılığı dini olarak her ne kadar günah yahut haram olarak değerlendirilip , bundan kurtulmanın yolu olarak nefis terbiyesi olarak gösterilse de , bu bataklığa düşen bilinçli herkes bunun psikolojik bir rahatsızlık olduğunun farkına varır.

Porno izleyenlerin , izledikleri başlıklara bakarsanız , aynı başlıktaki pornoları izleyen insanların aynı psikolojik problemlere ve travmalara sahip olduğunu göreceksiniz , kanaatindeyim.

Porno bağımlılığına düşen herkesin ortak noktası şudur ki ; stresin zirve yaptığı zamanlarda porno izleme isteğide zirve yapar. Çünkü bu bir kaçış yoludur. Ancak asla kurtuluş değildir.

Hüseyin kaçın hocamla terapilere devam ediyoruz. İlk terapiden bu yana porno izleme ve mastürbasyon yapma isteğim baya azalmıştı , özellikle de eşcinsel pornolar…
Hocanın dediklerini harfiyen yapıyordum. Kafa dinlemek için yanına geldiğim arkadaş namazı bırakmış olmamdan dolayı baskı yapınca bilinçsizce kendimi tekrarda porno izleme ve mastürbasyon bağımlılığında buldum.

Eğer eşcinsellikten kurtulmak istiyorsanız ve tedavi aşamasında yani dönüşüm terapilerindeyseniz , kesinlikle “ zinaya yaklaşmayın “ ayetinde ki gibi stresten değil uzak durmak , ateşten kaçarcasına kaçmak gerekiyor.

Evet stres gerçeği sadece eşcinsellerin hayatında değil tüm insanlarda var. Lakin diğerlerinden farklı olarak izlenilen pornolar kadın-erkek arasında geçen değil hemcinsler arasında geçen pornolar. Normal insanlar bu bataklıktan kurtulmaya çalışırken eşcinseller ayrıca eşcinsel pornolardan kurtulmaya çalışıyor. Yani burda eşcinseller için asıl aşılması gereken şey pornonun kendisi olmaktan çıkıp eşcinsel pornoları terketmeye dönüşüyor.

Gözlemim odur ki (ergenlik dönemi hariç, burda cinsel dürtüler ön plandadır) porno izleyen herkesde mutlaka psikolojik bir problem var.

Eşcinseller için , erilliğini arttırmak noktasında yahut cinsel duyguları kontrollü yöneltmek noktasında erotik filmlere (pornografik olmayan , eşcinsel olmayan ) müsamahakar davranılabilir( baskılama asla tavsiye edilmez , çünkü insan bastırdığı duyguların esiri olur)

Dönüşüm isteyen bir eşcinsel birey bu dönüşümi bence proğramlı ve bilinçli bir şekilde yapmalıdır. Başa çıkılması gereken diğer problemler gibi hayatın akışına bırakılıp su akar yolunu bulur denilerek aşılabilecek bir problem değildir. En azından herkes bunu başaramaz. Mesela ben başaramadım.

Hem hayatındaki diğer problemlerle uğraşıp hem de eşcinselliği yenmeye çalışmak bir avuçta iki karpuz taşımaya benzer. Mutlaka yolda düşürülür.

Eşcinsellik noktasında terapi alan bir kişi kesinlikle bu problemi hayatının merkezine almalı sadece bu probleme odaklanmalı. Hayatın geri kalanında yaşamış olduğumuz problemler gözümüze dağ gibi gözükse de , everest gibi büyük  olan eşcinsellik problemin yanında diğer problemler ancak bir tümsektir.

Bu süreçte stres eşcinsel bireyin baş düşmanıdır. Kişinin gireceği her türlü stres her türlü kaygı her türlü korku eşcinselliğini daha da arttıracak ve süreci baltalayacaktır.

Bu süreçti insan olabildiğince relax olmalı.

Konu başlığında da değindiğim gibi eşcinsellik yuvadan uçamayıp bir birey olamayan kuş gibi , çocuksuluktan erilliğe yada dişilliğe geçememektir.

Eğer dikkatli gözlemlerseniz eşcinsellerin çoğunda bu çocuksuluk vardır.

Şahsi fikrim burda 50 yaş üstü full aktif olduğunu söyleyen ve karılarını tatmin edemediği için 20 li yaşlardaki erkekleri cinsel obje olarak gören domuzlar hariç. Bence eğer sapıklık olarak niteleyeceğimiz bir kitle varsa onlar bu domuzlardır.

Eşcinsel bir bireyin hayatında oturmuş yahut şekillenmiş bir karekter yoktur. İnsan 30 lu yaşlarına geldiklerinde tıpkı gövdesi genişlemiş sapa sağlam bir ağaç gövdesi gibi olması gerekirken eşcinseller bu çocuksu ruhlarını terk edememiş , katılaşmamış , hem fikren hem de karekter olarak girdiği kaba göre şekil almaya müsayit sıvı gibidirler. Henüz ben buyum diyebilecekleri bir karekterleri oluşmamış , oturmamıştır. Yahut oturduğunu zannederler. Eğer kendilerine bakarlarsa günlük hayatta onlar için haklı ve ya haksız olan taraflar değişebilir yahut dini, siyasi vs görüşleri tarafların tezini dinledikten sonra kolayca değişebilir.

Eşcinsel terapilere dönüşüm terapileri denilmesi aslında çok manidar. Çünkü buradaki dönüşüm sadece cinsel noktada değil , karekter oluşumu noktasında da bir dönüşümdür. Eşcinsellikten kurtulmuş olan bir bireyin hayatında her şeyden önce karekteri değişmiş , dönüşmüş ve oturmuş olacaktır…

Eşcinsellikten kurtulma , tıpki bir kuş gibi yuvadan uçuş bir birey olmaktan bir fert olmaktan geçiyor.

Son bahsettiklerime örnek olarak eşcinsellerin hayatında çok kolay tavizler verilebilmekte , sınırlar eşcinsel duygular sebebiyle çok kolay aşılabilmekte.

Toplumda herhangi bir birey için ahlaksızlık sayılabilecek ensest ilişkiler , anal ya da oral sex , şusu busu , hatta aşık oldukları kişiler için “fedakarlık” adı altında yaptıkları ve kendi benliklerini , kendi öz saygılarını hiçe sayarak yaptıkları uç şeyler bunlara örnek olarak verilebilir …
Bu noktada eşcinsel bireylerin bu hastalıktan kurtulmasıyla beraber , aynen günahından tevbe edenin yeniden doğduğu gibi yeniden doğmuş bir karekter inşası olacaktır…

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4616
    • Profili Görüntüle
3. Seans sonrası 2.yazı

Hz Yusufun atıldığı kıskançlık kuyusundan , müslüman evlatların atıldığı eşcinsellik kuyusuna ….

Muhafazakar aileler eşcinsel birey yetiştirme noktasında daha mı başarılılar ?

İlginç bir başlık değil mi ? Sanki islam düşmanı birinin ağzından çıkmış gibi !

İslam ve eşcinseller değil.
Muhafazakar aileler ve eşcinseller…

Eşcinsellik tarih boyunca alimler,hocalar tarafından boş bırakılmış , göz ardı edilmiş , ağza alınmayacak şeyler olarak tabulaştırılmış bir mevzudur. Kimse bu hastalığı dert edinmemiş , dert edinenlerde tarih boyunca her hangi bir çözüm her hangi bir tedavi bulumamış. Tarih boyunca günümüze kadar bu hastalığa düçar olan insanlardan kimileri bu duyguları baskılayarak amel defterlerini kapatıp başarılı bir şekilde ahirete irtihal etmiş kimisi gizli gizli cinsel dürtülerini imkan ölçüsünde fiiliyata dökmüş. Tarihsel örnekleri olsa da günümüzdeki kadar yaygın ve göz önünde olmamıştı.

Aslında günümüze nazaran eskilerde bu tarz vakaların olması yahut az gibi görünmesi normal. Çünkü eski insanlar ne günümüz teknolojisine sahipti ne de bu duygular günümüzde ki gibi rahat bir şekilde söylenebiliyordu.

Günümüze geldiğimizde ise birinin eşcinsel bir birey bulması o kadar kolaylaştı ki … bırakın eşcinsel birini bulmak, aradığınız yaşa göre , ten rengine , cinsel yönelimine , aktifliği pasifliği , boyu kilosu , vucüt kıl yapısına kadar en ince ayrıntısına kadar istediğiniz birini bulmak çok çok kolaylaştı

Günümüzde bu kadar yayılmasında şu faktörlerde etkili ;

-internetin her cebe girmesi
-bu yönelimlerin çeşitli örgütlerce (dernek değil örgüt) desteklenmesi teşvik edilmesi
-son dönem ailelerin yeni nesil evlatlarla girmiş olduğu çatışmalar ve bilinçli aile olamamaları
-yapılan tv,dizi,film proğramlarının eşcinselliği özendirmesi
-pornografi bağımlılığında rutin olan erkek-kadın ilişkilerinin artık zevk vermemesi ve insanların haz noktasında hep doruk noktayı arama isteği vs vs…

Eskiye kıyasla günümüzde eşcinsel birinin eşcinsel birini bulması , evlenebileceği bir karşı cinsi bulmasından bile kolaylaştı.

Artık cami bahçesinde bile gizli eşcinsel birini bulmak bile mümkün…

İşin tedavi noktasına geldiğimizde ise ;

Destek almak için gittiğimiz büyük hocalar bile çözüm noktasında çaresiz kalmış hatta bir kaç yıl öncesine kadar sunmuş oldukları evlilik önerisinin bile işe yaramadığını ve kurtuluş olmadıklarını kendi gözleriyle gözlemlemişlerdir.
Büyük yangınları söndürmesini beklediğimiz büyük hocalar bile bu noktada Allaha sığınmayı telkin etmekten öte gidememişlerdir.

Psikologlara gelince … %5 lik kesim hariç bütün psikologlar bunun bir hastalık olmadığını , doğuştan gelen bir şey olduğunu , bunu kabul etmemiz gerektiğini hatta ve hatta buna göre yaşamamızda bir problem olmadığını söylüyor … müslüman olduğu halde böyle düşünen operasyon çocuğu psikologlar…
Tedaviye inan psikologlar içerisinde de gerçekten faydalı olup tedavi sunanların sayısıda bir elin parmaklarını geçmiyor. Ki tedavi sunanlar bile lgbt dernekleri tarafından engelleniyor bir şekilde susturuluyor. Hemde müslümanların eliyle ha öyle dış minnaklar tarafından değil …

Hocalar çözüm olamadı , çözüm bulamadı , Din korudu ancak kurtaramadı …
Verilen tavsiyeler , Allaha sığınma telkinleri pisliği halının altına atmaktan öteye geçemedi. Evet belki kimileri bu telkinlerle kendilerini korudu , temiz bi şekilde öbür tarafa intikal etti ancak yangın giderek büyüyor.

Artık müslüman , en dindar ailelerin çocukları bile bu hastalığa düçar olmuş durumda.

Eşcinselliğin bu kadar özendirilip , dört bir yanı ateşle çevrili olan bu dönemde bu dürtüleri bastırmak Allaha sığınmak işe yaramıyor…

Evlatlarımız , kardeşlerimiz bu bataklığın içerisinde boğazına kadar batmış durumda. Müslümanlar bu durumun farkında , bataklığın kenarından batmakta olanları izliyor lakin ellerinden hiç bir şey gelmiyor.

Gelelim konumuz asıl noktasına … müslüman ailelere ….

Hüseyin kaçın hocamla terapi sonrasında lobide otururken gözlemlediğim şeyler şunlar oldu.

-tedaviye gelenler hep bizim dindar çevreden.
-kimisi baş örtülü
-kimis hafız
-kimisi x cemaatinden
-kimisi de ben gibi imam

Ne kadar acı bir durum değil mi benim yaşadıklarım.

Topluma önder olması gereken ben , çıkıp kürsülerde vaaz veren ben , bu hastalışa düçar olmuş vaziyetteyim.

Hüseyin kaçın hocamla tanışana kadar kendimi aşağılık, şerefsiz , namussuz biri olarak görüyor ve kendimden nefret ediyordum. Terapilerle beraber bunun Allahtan gelen bir imtihan olduğunu , aileden kaynaklanan bir hastalık olduğunu kendi gözlem ve tecrübelerimde gözlemlemiş oldum.

Bir hoca olarak neden dindar ailelere dem vuruyorum hemen onuda açıklayayım.

Bu hastalık sürecinde benim gibi eşcinsel olan 100 lerce kişiyle sohbet etme imkanım oldu.

Her branştan öğretmen , hoca , hakim , savcı , polis , memur , amir , işçi , işveren , 18 yaş , 70 yaş , aktif pasif ne ararsanız. 

Aslına bakarsanız bu problem dindarların değil toplumumuzun problemi ve yansıması.

Tedaviye gelenlerin sürekli dindar camiadan olmasının sebebiyse , amiyane tabirle dindar olmayanların %90 ı bu durumu dert etmiyor zaten.

Haydi diyelim ki dindar olmayan ailelerde böyle sorunların çıkması normal de , sürekli kur’an okuyan , dini olarak temel aile kurallarına vakıf , dini eğitim almış dindar ailelerde neden bu problemler var ?

Bana  “hocam , şüphesiz ki namaz fuhşiyattan ve kötülükten alıkoyar” . Namaz kılıyorum ama bunlardan uzak duramıyorum diyenlere , problem namazda değil , sen namazı kılış şeklinde yahut namaz algında diyorum.

Bizim dindar ailelerimiz aynı şekilde dini şeyleri gerçek manası ile algılayadıklarından hayata yansıtamayışlarından malesef dindarlıkları sakal-cübbe-baş örtüsü üçgeninde dönüp dolaşıyor.

Eğer dindar aileler islamı gerçekten sindirmiş olsalar, hayatlarına etki ettirmiş olsalar baş örtülü ailelerin çocuklark eşcinsel olur muydu ?

Yahut çocukluğundan beri namaz kılan , dindar ailenin çocuğu olan , ilahiyat okuyan ben eşcinsel olur muydum ?

Hadi Biz dindarların din algısında bir problem olmadığını varsaysak bile şüphe yok ki evlat yetiştirme noktasında çok eksiğiz.

Örneğin evlat yetiştirme de her müslüman evlatları için “hepsi bir elin parmakları gibidir “ derler ama muamelede bu surum asla böyle değildir.

Yüce Rabbimiz ta 1400 yıl önce bize hz yakup hz yusuf kıssasını anlatıyor , biz ise kur an yarışmalarında kim daha güzel okuylr algısından öteye gidemiyor ve bu kıssanın ne anlatmak istediğini asla anlayamıyoruz.

Yahu ne alakask var eşcinsellik ile hz yakup hz yusuf kıssasının ?

Kardeşleri yusufu niçin kuyuya attılar ? Babaları onu daha çok sevdiği için dimi ?

Orta yollu olmamızı söyleyen peygamberin ümmeti , çocuk yetiştirmede asla orta yolu tutturamıyor. Ya çocukları eşit sevmiyor , yahut çocuklardan birine hiç sevgi göstermiyor yahut birini aşırı sevgici aşırı korumacı yapısıyla , çocuklarını farkında olmadan eşcinsellik kuyusuna atıyor.

Tek sebep bu değil , her sevgisiz büyüyen eşcinsel olmuyor lakin bu sebeplerden bi tanesi. Doğru bir dini okuma yapıldığı takdirde kim bilir daha nelere ulaşırız … bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4616
    • Profili Görüntüle
4.terapi sonrası

İyileşme rotayı kendine çevirince başlar

Eşcinsellik çıkmazında en önemli noktalardan birisi ,  hayatımızın merkezine başkasını değil kendimizi alacaz.

Eşcinseller , içinde bulundukları bu hastalık sebebiyle güçsüz , duygusal ve çocuksudurlar.

Bu sebepler sürekli başkalarından sevgi ve güç devşirmeye çalışırlar. Heleki aşık oldukları bir varsa , onlar için kendi öz saygılarını yitirirler , onlara kul köle olurlar.

Bu noktada insan kendini hayatının merkezine almalı , çocuksuluktan kurtulmalı hayata ve diğer insanlara karşı tabir caizse meydan okumalıdır. Rotayı başkalarına değil kendine kırmalı.

Eskiden sokakta vs yürürken kadınlar neredeyse hiç dikkatimi çekmezdi , benim için yok hükmündelerdi. Saplantılı olduğum yaşlı adamlara bakar dururdum.
Şimdi hüseyin kaçın hocamla 3. Seans sonrasında artık kadınlara ilgi duymaya başladım. Dikkatimi çekmeye başladılar. İyileşme süreci yavaş yavaş ilerliyor.

Bu süreçte acele etmemek gerekiyor.
Önceden mastürbasyon yada pornografi hatasına düştüğümde günüm berbat oluyor , kendimden nefret ediyor ve sürecin en başa döneceğini zannediyordum.

Şimdi duygularımı bastırmadan kontrollü bir şekilde ilerliyorum. İnsan olduğumun farkındayım. Hata yapabilirim. Düşebilirim. Eskiden hata yaptığımda daha da geriye giderken , şimdi yaptığım hatalar benim için bir adım ileri atmak oluyor. Yani bir nevi , öldürmeyen hatalar daha da güçlendiriyor.

Bunların farkına varınca insan daha da sakinleşiyor ve hedefe daha sağlam bir şekilde odaklanıyor. Bazen terapi yazılarında önceki yazılar kadar yazacak bişey bulamasamda , yazmak bile bu süreçte insanı iyileştiriyor.

Benim hikayemde sebep noktası babam.
Terapiler sonrası babamla aramda daha olgun daha seviyeli bi ilişki var. Sebepleri ortadan kaldırınca sonuçlar kendiliğinden geliyor.

Terapi sonrasında kendime olan öz saygım ve özgüvenim arttı.
Artık daha güçlü adımlar atıyorum. Eşcinselliğin getirmiş olduğu hayı hayır aslında escinselliğin bi zatihi sebeni olan çocuksuluğumun kadınsılığımın yavaş yavaş azaldığını ve eril yönümün daha çok ortaya çıktığını görüyorum.
Geçenlerde yolda yürürken bi hanımefendi gördüm. Ömrü hayatımda ilk kez bir kadına ilgi duydum , çekim hissettim. Uygun şartlar oluşmadığı için kendisiyle iletişime geçemedim. Yavaş yavaş her şey olması gerektiği yöne doğru evriliyor. Aceleye gerek yok … şu olaylar bi bitsin düzelicez :)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4616
    • Profili Görüntüle
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.

https://www.instagram.com/p/DGgu6PPob5I/

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4616
    • Profili Görüntüle
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.

https://www.instagram.com/p/DGYo63aoBAQ/


https://www.youtube.com/watch?v=-9bPlRuOq-Q&list=UULFEDADUolmKuMyWGRunC3UhQ&index=4

Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=SK5ycgpoVC8

Velev ki Eşcinseliz: Mert

https://www.youtube.com/watch?v=BI6NM-gENrw

Velev ki Eşcinseliz: Efe

https://www.youtube.com/watch?v=rxfQS3Da1Wg

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4616
    • Profili Görüntüle
Oral ve anal sex çıkmazından fıtrata dönüş …

5.terapi sonrası

Cefa çekmeden sefa sürülmez. Bedel ödenmeden eşcinsellikten kurtulunamaz.

Hüseyin kaçın hocamla beraber terapiler tam gaz devam ediyor.

Önceden aşık olduğum adam konusu 2.terapi sonrası tamamen kapandı. Hocanın telkinleriyle değil kendi içimden gelerek aşık olduğum kişiyle çekinmiş olduğum 500 fotoğrafı sildim. Numarasını vs Hayatımdan tamamen çıkardım. 3.terapi sonrası eşcinselliğime sebep olan baba çıkmazı konusu da tamamen kapandı. Artık terapilerde bu 2 konuyu konuşmuyoruz. Dümeni başkalarından çıkarıp kendime doğru kırmaya başladım.

Artık geçmişe dönük korku, kaygılar bitti. Geçmişte yaptığım hatalardan dolayı kendime olan nefretim , tiksintilerim bitti. Geçmişte yaşadıklarım , yaptığım hatalar benim için artık birer acı tecrübeden ibaret. Tertemiz bir sayfa açarak yoluma devam ediyorum.

Eşcinsel duygularım , porno izleme isteğim , mastürbasyon yapma isteğim olabildiğince azalmış durumda. Bunlar asla bir baskılama vs sonucu değil. Tamamen doğal bir süreç olarak gelişiyor. Temiz olan fıtrata döndükçe yani.
Gözümün açılması için hata yapmam gerekiyormuş hepsi bu.

Eşcinsel olmamda her ne kadar çocukluk travmaları , babamın yanlış davranışları etkili olduysa da süreç içerisinde izlemiş olduğum eşcinsel pornolarda en az o kadar etkili oldu diyebilirim. İzlemiş olduğum pornolar sadece eşcinselliği arttırma noktasında değil sapıkça fantaziler noktasında da fıtrata ne kadar zarar veriyor buyrun hep beraber değerlendirelim.

Bize cinsel noktada en çok sorulardan sorulardan biri oral ve anal sex.

İslamcılar bu soruları hep helal-haram noktasında değerlendiriyorlar. Eşcinsellik batağına düşmüş bir ilahiyatçı olarak fetvayı ben vereyim size.

Kadın dışarıda ne kadar ahlaklı olursa , yatak odasında o kadar oruspu olmalıdır sözünü hiç duydunuz mu ?

Ne kadar iğrenç aşağılayıcı bir düşünce değil mi ?

Yaşım 28. Kendimden büyüklere yani 50 yaş üstü insanlara,hocalara sorduğumda genelde onların böyle fantazilere sahip olmadıklarını gördüm. (Eğer porno izlemiyorlarsa)

Çünkü onların zamanlarında cinsel içerikli şeyler dergilerde ki  iç çamaşırlı kadın fotolarından öteye gitmiyordu.

Bizim zamanımızda ise pornografi almış başını gidiyor. Hayal edemeyeceğiniz kadar çeşidi var.

İnsan selim bir fıtrat üzere yaratılmıştır. Hiç bir SAĞLIKLI erkek karısıyla oral sex , anal sex yapmayı fantazilemez.

Bu tarz sapkın fantaziler izlediğimiz pornoların ya da  dış etkenlerin bilinç altımızı kirletmesiyle ortaya çıkan sonuçlar.

Aşık bir adam karısından asla böyle şeyler isteyemez. Ki zaten SAĞLIKLI kadınlar da asla oral ve anal sexten zevk almazlar.

Bu tarz eylemler kadını tatmin eden şeyler değildir. Bunlar pornografik eylemlerdir.

Sadece yetersiz , güçsüz erekler penislerinin okşanmasıyla egolarını tatmin etmek istedikleriden dolayı oral sex isterler.

Aslında bu bir sevişme değildir. Oral sexte erkek zamanla karısını bir oruspu , fahişe olarak görmeye başlar. Bu sağlıklı bir ilişki olmaktan çıkıp pornografik bir ilişkiye evrilir.

Karın senin oruspun olmaya başladığında artık onu sevemezsin.

Kadın yatakta benim oruspum olacak demek , porno yapacaz demektir. Normal seven bir erkek bu ifadeyi kullanamaz. Hiç bir şekilde karısını oruspu rolüne sokamaz.

Bu süreç böyle devam ettikçe aldatmalar , boşanmalar vs oluyor.

Hatta ve hatta karısına oral ve anal sex yaptıran erkekler potansiyel eşcinsel adaylarıdırlar.

Bakınız Lut as ın kavmide aynen böyleydi. Önce kendi eşleriyle anal sex ile başlamışlardı. Daha sonra şuara 166. ayette de bahsettiği gibi siz eşlerinizi bırakıpta erkeklere mi yöneliyorsunuz dediği gibi erkeklere haz duymaya başlıyorlar.

Ayette kadınları bırakıpta demiyor , eşlerininizi bırakıpta diyor …

Yani Lut as ın kavminde helaka sebebiyet veren eylem kadınlarla anal sex ile başlamıştı.

Bir erkeğin eşiyle anal sex yapması duygusal bağ köreliyor. Sonra boşanmaya kadar yolu var. Ki imkanı olanlar için en garantili kötü sonuç eşcinsellik.

Paraya sıkışmış ve Kumar oyamayı bilen ile bilmeyen iki kişiden hangisi kumar oynar ? Tabiki bilen değil mi ? İşte eşcinsellikte de anal ve oral sex i bilen kişiler potansiyel eşcinsel oluyorlar.

Durum böyle psikolojik bir travmaya dönüşürken işin helalliğini haramlığını bırakın dini olarak değerlendirmeyi , psikolojik olarak değerlendirsek bile bu işe caizdir denilebilir mi ?

Ben artık bu pis şeyleri fantazilemeyi bıraktım. Öze döndükçe , fıtrata döndükçe her şey temiz olana doğru gidiyor.