Gönderen Konu: TERAPİ GÖRMEDEN EŞCİNSELLİKTEN KURTULMAK yada İYİLEŞMEK MÜMKÜN MÜDÜR?  (Okunma sayısı 4282 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam,

2. yüz yüze terapi (4. terapi) geçtiğimiz terapilerdeki gibi geçmedi pek. Belki araya çok uzun zaman girdiğinden olsa gerek ekseriyetle ben konuştum. Diğer terapilerden çıktıktan sonraki mucizevi etkiler, benliğime dair tespitlerim de olmadı bu sefer. Ancak zaten bildiğim ve inandığım bir şeye sizin kendi geçmişinizden bahsetmeniz ile daha da inandım. O da şu: Yaşadığımız sıkıntılar hep bizlerin daha iyi bir yere gelmesi için aslında.

Bunun dışında size kendimi anlatan ve burada yayınlanmasını istemediğim ilk yazımda bir takım pişmanlıklarımdan bahsetmiştim. Bunlar dışında hayata dair pişmanlıklarım neredeyse hiç. Sadece daha önceki terapilerde bahsettiğimiz doğru/yanlış obsesifliğim yüzünden bana gerçekten değer veren ve olduğum gibi kabul eden bir insanı yapmış olduğu bir yanlışa sebep hayatımdan tamamen çıkartmıştım. Kendisi benim antrenörüm olmakla kalmayıp bana abilik, babalık etmiş bir insandı. Terapilerimizden evvel bir iki kere onunla irtibata geçmeyi denedim ancak bir cevap alamadım. Terapilerimizden sonra ise bu işin peşini bırakmadım. Bildiğiniz taciz ettim adamı.Bizzat yanına gitmek hariç ulaşabileceğim her türlü kanaldan kendisine ulaştım. Ancak bu sefer neticesi güzel oldu. Bir kaç saat önce kendisi ile telefonla görüştüm. Vermiş olduğum aşırı tepki için özür diledim. O da büyüklüğünü gösterip özrümü kabul etti. İlk fırsatta da ziyaretine gideceğim inşaallah. Belki kendisi ile tekrardan çalışma fırsatım bile olabilir.

Tabi bugün yaşananlar bununla da bitmedi. Birazdan anlatacağım iki iş ve önümüzdeki ay terapiye daha sık gelebilme arasında bir seçim yapmak durumundaydım. Ben yapmak istediğiniz şeyden yani tedavi usulünüzden anladığımdan yola çıkarak bu iki işe yöneldim. Zaten bu kararları verip harekete geçmem ile birlikte daha mutlu bir insan oldum diyebilirim.

Bunlardan ilki uzun zamandır kendimi geliştirmek istediğim bir alanda workshop eğitim adını verdikleri kısa bir eğitim sürecine kayıt oldum. Bu hafta perşembe ve cuma günü bununla meşgul olacağım.

İkincisi ise sporda ilgilendiğim alanda bir milli sporcu, aynı zamanda antrenör ile görüştüm. Sanıyorum benden birkaç yaş küçük. Spora bakış açısı önceki antrenörüm ve benim gibi. İnstagramda bir süre yazıştıktan sonra yaklaşık 40 dk telefonla görüştük. Hayata bakış açısından ve karakterinden çok etkilendim. Neticede kendisine saygı duydum. Eğer bir aksilik çıkmaz ise yarın kendisi ile birebir antrenmanlara başlayacağız. Bir kaç antrenman deneme olacak. Sonrasında karşılıklı olarak memnun kalmamız halinde yola birlikte devam edeceğiz.

Özetle bugün güzel bir gündü. Uzun zamandır Allah ile bu kadar yakın hissetmemiştim kendimi. Sanki mücadelem daha sonuna gelmeden ödüllendirilmiş gibi hissettim. Gerçekten mutluyum, huzurluyum.

Kendinize iyi bakın. Sevgiler...

Not: Son olarak bu yazıyı okuyan ve benim gibi cinsel sapkınlıkları olan diğer arkadaşlara hitaben bilin ki; sabreder ve mücadele ederseniz buna değiyor. Allah gerçekten yardım ediyor ve yolumuzu açıyor. İsteyip, mücadele etmek gerekiyor ama... Bazen değil, çoğu zaman yaşadığımız olumsuzluklara rağmen pes etme. Sağlıklı bir birey olmak için ne gerekiyorsa yap, korkma! Göreceksin her şey yoluna girmeye başlayacak.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam,

Öncelikle milli sporcu ile olan antrenmanım ve almış olduğum workshop eğitimi çok keyifliydi. Eğitimden sonra kısa bir süre de olsa acaba bu iş üzerine mi birşeyler yapsam diye düşündüm. Ancak geçiciymiş. Pazartesi günü adliyeye gitmemle birlikte hemen mesleğin havasına girdim. Oradaki durum netleştiği için bir iki büro ile de iletişime geçtim. Bu hafta yada önümüzdeki hafta bir yer ile anlaşmış olacağımı zannediyorum.

Bunun dışında Adliyeye gitmekle bile sosyallik meselesi çözülmüş oldu. Orada başka bir bayan stajyer ile tanıştık. Bir süre sohbet edip staj işlerimizi birlikte hallettik. Sonrasında belirli bir yere kadar yürüyüp ayrıldık. Aslında bunu önceden de yapabilirdim. Ama bir fark vardı. Önceden olsa belirli tabular koyarak kendisi ile iletişime geçerdim. Ancak bu sefer öyle yapmadım. Bir erkek olarak kendime o tabuları koymadan, erkeksi hislerle kendisi ile konuştum. Belki karşı taraf açısından hiç bir şey değişmedi. Ancak benim iç dünyamda her zaman kendime yaşatmaktan men ettiğim bir histi. A ve S ile olan ilişkilerimde bile...

İlişki demişken hatıralarıma size bahsetmediğim ancak bir iki flirt denemem daha geldi. Yani aslında bir şeyleri normalleştirmek adına çok şey yapmışım zamanında. Ama onlar duygusal anlamda bende birşeyleri harakete geçirmemiş olacaklarki zaman içerisinde unutmuşum gitmişler.

Zaman zaman annemle tartıştığımda oluyor. Bugün iş meseleleri yüzünden kendi kendine bir şeyleri evham yapmış. Saçma sapan sebepler, düşünceler... Beni asıl kızdıran evin içinde olmama rağmen benimle konuşmadan kendi kendine düşünmesi. Neticede biraz tartıştık. Sinirlendim. Saçma sapan konuştuğunu söyleyip odayı terk ettim. Sonrasında meseleyi uzatmadım. Kendisi ile de bir daha bu konuyu konuşmadım.

Ardından konuşmak için yengemi aradım. Onunla konuşurken aslında kafamdaki gitgel'in korkularımdan kaynaklandığını fark ettim. Bildiğiniz üzere Avukatlık çok sağlam, ayrıcalıklı bir meslek. Daha adliyede 2 gün vakit geçirmeme ve stajyer olmama rağmen o ayrıcalık o kadar hoşuma gitti ki, onun büyüsüne kapılmaktan korktum. Kibirlenmekten belkide... Hatta o kadar ki ne kadar keyif aldığımdan kimseye doğru dürüst bahsetmedim bile. Ancak yengem bunun bir hata olduğunu ve kibirle alakası olmadığını söyledi. "Sen bir emek verdin ve doğal olarak meyvesini yiyorsun. Bu senin hakkın. Bu ancak bu nimeti için Allah'a şükretmezsen bir kibir olur." dedi. Dedikleri mantıklı geldi. Sanırım ben kendime çok fazla yük bindiriyorum. Şimdi değer verdiğim insanlarla adleyede yaşadığım günü, hisettiklerimi paylaşıyorum.

Gelelim insanlarla sosyallik meselesine... Yakın zamanda sosyal medya hesabı açtığımdan bahsetmiştim. Gün geçtikçe arkadaş sayım artıyor. İşin ilginç kısmı hemen hemen hepsi bir anda benim ortadan kaybolduğumdan yakındı. Tabi soyadımı değiştirdiğim için sosyal medya hesabı açtığımda da beni bulan olmadı. Bir yandan güzel. İnsanlarla güzel ilişkiler kurmuşum. Herkes benimle tekrardan iletişim halinde olduğundan memnun. Henüz kimse ile dışarıda buluşma imkanım olmadı. Aslında bu sosyallik genelde benim de hoşuma gitmeye başladı. Sadece bazı zamanlar eski halime dönüyorum. Bir anda yerlerin altına girmek, kimseden haber almamak kimeseye haber vermemek istiyorum. Bazen sıkılıyorum insanlardan. Sebebini bilmiyorum. Sadece böyle oluyor.

Malum probleme gelirsek şöyle bir değişim fark ettim kendimde. Eskiden dışarıda kendi cinsimde olan ve beni cinsel anlamda cezbeden bir şey gördüğümde usulüne uygun bir şekilde kendimi sakınmazdım. Yani bakmak istiyorsam bakardım. Ancak şimdi öyle değil. Görüyorum ve bakmıyorum. Henüz sadece dışarıda böyle oluyor tabi. İnternette vs. görürsem zaman zaman bakmıyorum desem yalan olur. Ama bu benim iradem dışında karşıma çıkan şeyler.

Bir değişimde şu; kadınların fiziksel özellikleri her zamankinden daha farklı şekilde dikkatimi çekmeye başladı. Yani ben genelde çok dikkatli bir insan olduğum için her detaya dikkat ederim. Ama bu sefer kadınsı detaylar beni cinsel anlamda cezbetmeye başladı.

Mastürbasyon ve pornografi meselesine gelirsek... Mastürbasyon rakamsal anlamda bazen 4'ü buluyor. Günde 1 defa olayına dikkat ediyorum. Ve maalesef zaman zaman pornografi oluyor. Sadece kadın erkek ilişkilerinin olduğu içerikler bunlar...

Sanırım anlatmak istediğim her şey bunlarla sınırlı. Ayarlayabilirsem ve siz de uygun olursanız bu hafta geleceğim. Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam. 4. terapiden bu yana hissettiklerimi yazmak istiyorum.

Bu görüşmemizde yaptığınız bütün tespitler ben de hayranlık uyandırdı diyebilirim. Duygularımı tamamen yok ettiğimi söylediniz. Haklıydınız. Bende size güvenli alanımdan çıkmak istemediğimi söyledim. Ama bu konuşmadan sonra şöyle bir şey oldu. Her zaman hissettiğim ancak en derinlere gömdüğüm yüreğimin duygusal nidaları gün yüzüne çıktı. Sanki mevcudiyeti kabul etmek bile benim duvarlarımı yıkmaya başladı. Ve siz o duvarlara her yerden dokundunuz son terapide. Tabi bende bu değişim sürecini kesinlikle baskılamıyor kucaklamaya çalışıyorum mümkün olduğunca.

Bir de görüşmeden hemen önceki danışanınızın size güzel bir yakınlığı olduğunu fark ettim. Size şöyle dedi: "Korona var diye size sarılmıyorum." Sonra kendi kendime ben bunu asla yapamazdım diye düşündüm. Hayatımın diğer yerlerinde de hep böyle. Bir insana iyi bir fiiliyatta bulunmak istiyorum akabinde sorular kafamda sıralanıyor. Acaba beni yanlış anlar mı, zayıf olduğumu düşünür mü, kadınsı olduğumu mu düşünür ve daha binlercesi. En iyi ihtimal nereden çıktı bu der... Zihnimde iyi bir fiilin iyi netice alması ihtimali yok denecek kadar az. Ben de bunu yok sayıyor ve yapmayı tahayyül ettiğim şeyi yapmıyorum. Aslında sürekli kendimi duygusal olarak baskılayarak yaşıyorum. Ve neticesinde kendi esaretimi oluşturuyorum. Sanırım bundan büyük kötülüğü kimse bana yapamaz.

Tabi olaylar bununla da bitmiyor. Birde bunun tam tersi var. Başka bir insan bana iyi bir davranışta bulunduğu zaman kendimi hemen geri çekiyorum. Başlangıçta fazla samimiyet göstermişse, çok iyi davranıyorsa çoğu zaman o sorıları ben kendime soruyorum. Acaba bunu ne maksatla yaptı, benim duygusal zayıflığımdan yararlanmak mı istiyor... vb. Şimdilik ne yapacağımı, bu sorunu nasıl aşacağımı konuşmamış olsakta şunu yapmaya çalışıyorum: geçmişimde bir şekilde hayatımda olan insanlara şans veriyorum. Halbuki hiç hataları olmayan çok düzgün insanlarmış. Sadece benim önyargım dolayısı ile isimlerini bile öğrenmemişim. Bunu yapmak mesleğim sayesinde çok kolay oluyor. Adliyede her gün geçmişimden bir yüz görüyorum diyebilirim.

Haa unutmadan mesleğim demişken. Size işim hakkındaki gelişmelerden bahsetmiştim. Bir gelişme daha oldu. Bir yandan çalışırken diğer yandan Hakimlik/Savcılık sınavına hazırlanmaya karar verdim ve hemen uzaktan eğitim veren iyi bir kurs takviyesi almaya başladım. Başlarda çok fazla torpil olduğunu ve başaramayacağıma inanıyordum. Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler Allah'ın beni bu işte görmek istediğini düşünmeme neden oldu. Herkesin torpili Ali, Ayşe... Benim torpilim ise Allah. Mücadele edecek ve Allah'ın izni ile başaracağım.

Biliyorum bu yazım çok karmaşık oldu. Ama içim de öyle. Düşüncelerimi zar zor toparlayıp cümle haline getirebildim.

Yazımı sonlandırmadan aklıma sizin hakkınızda gelen bir soruyu sormak istiyorum;

Hani siz her zaman Adalet'in Türkiye de ancak bir yerde bulunabileceğinden bahsedersiniz ya, bu tarifi en az 2-3 kere dinlemiş biri olarak adresin hiç şaşmadığını söylemem mümkün. Hep aynı adresi veriyorsunuz. Sorum ise şu: Orada gerçekten bir Adalet mi var? Varsa öyle bir yerdeki Adaleti siz nereden tanıyorsunuz? :D :D :D

Güzel bir hafta sonu geçirin. En kısa zamanda görüşmek üzere...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle


Merhaba hocam,

Dün yazdıklarıma ilave bir şeyler eklemek istiyorum. Ben duygularımı yok ettim doğru. Ama bunu hayatımın her alanında yapmadım. Buna inanmıyorum. Öyle olsaydım sadece bir arkadaşımın sıkıntısını gidermek için günlerce uğraşmazdım. Ya da bir talebem kursu bıraktığında ne olacak bu çocuğun hali diyerek kafamda yaraların çıkmasına sebep olmazdım. Çok yakın bir zamandan örnek vermek gerekirse ben Ebru Şallı'nın çocuğunun ölümünü öğrendiğimde günlerce televizyona doğru düzgün bakamadım. Bir şekilde baktıysam, onun üzüntüsünü gönülden hissettim ve göz yaşı akıttım. Bir şekilde tehlike hissettiğim yada bu potansiyeli gördüğüm noktada duygularımı tamamen yok ettiğim doğrudur. Duygu ve merhamet gerektirmeyecek işleri de en iyi şekilde yapabileceğime inanıyorum. Ancak bu benim duygularımı kontrollü yaşadığımın göstergesi değil midir? Terapide konuştuklarımızı tekrardan düşününce sizin kastınızın bu olmadığını düşündüm. Ben belirli insanlara karşı kendimi tamamen duygusuzlaştırdığımı iddia ettiğinizi sandım ve bu yüzden size hak verdim. Ben mi yanlış anladım? Aksi durumda bence yanılıyorsunuz. Bunun üzerine konuşmak isterim.

Güzel bir gün yaşayın...










psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam,

Öncelikle dün yaptığımız terapiye ekseriyetle merak sebebi ile geldim. Acaba her hafta gelsem konuşacak ne var diye? Şimdi diyorum ki; iyi ki randevu almışım.

Bu terapimiz her zamankinden çok daha farklı geçti. Beni ilk defa bu terapide ve bir kaç defa eleştirdiniz. Yanlış anlamayın bu bir şikayet değil, aksine memnuniyet...

Bana söylediğiniz ilk şeyi yaptım. A'nın benim babam olduğunu kabul ediyorum. Ama sadece biyolojik açıdan... İlaveten bazı el becerilerimi kendisinden almış da olabilirim. Lakin bunun hiç bir önemi yok. Velev ki A'ya fiziksel olarak %100 benzesem, bütün becerilerimi kendi genleri sebebi ile almış bile olsam; beni ben yapan şeyler bunlar değil. Beni ben yapan şeyler; hayata dair duruşum, vermiş olduğum ve uyguladığım kararlar. Ben o değilim, hiç bir zaman olmadım ve Allah'ın izni ile de asla olmayacağım.

Sanırım bana yapmamı söylediğiniz en zor şey insanlar karşı örmüş olduğum duvarları yıkmak. İnsanların beni incitmesinden korktuğumu söylediğimde bu "mükemmeliyetçi ben" ile hiç uyuşmadı. Çünkü bana göre incinebilir olmak zayıflıktır. Hadi bu kadar zayıfım o zaman insanları beni incitecek kadar yakınıma almamalıyım. Bu duvarları her indirmeyi denediğimde pişman oldum.

Aslında her şey ben 15 yaşlarında iken başladı. Size bahsetmiştim geniş ailenin bazı üyeleri cinsel kimliğimde bazı problemler olabileceğini düşünüyor. Uydurma bir bahane ile, asıl sebebi bilmeden psikoloğa götürülüyorum. Sonra bir şekilde gerçekleri öğrendiğimde işte o zaman yıkılmıştım. En yakınımdaki insanların arkamdan iş çevirdiğini anlayınca yalnız olmaya karar verdim. Normalde çok duygusal bir insandım. Kalbimde ne hissedersem suratıma yansırdı. Ancak yalnız olmaya karar vermek başka bir şey, olmayı başarmak ise bambaşka... Ve benim için en büyük problem insanlarla bir şeyler paylaşma ihtiyacıydı. Kendi kendimi uzun süreler boyunca eğittim. İyi ya da kötü, küçük ya da büyük, mühim ya de gayr-ı mühim paylaşmak istediğim bir mesele olduğunda o şeyi paylaşmak istemeyene, mevcut meseleyi sindirene kadar kimseye bir şey anlatmadım. Sonrasında bu bir ihtiyaç olmaktan çıktı ve diğer duygusal ihtiyaçlarım de neredeyse sıfırlandı. Ancak bazen o zayıf güçsüz ben ortaya çıkmak istiyordu. Bazen onun arzularına kulak verdim ve duvarlarımı yıktım. Ancak ne kadar aptal olduğunu acı bir şekilde defalarca öğrenmek durumunda kaldım. Her bir tecrübe beni eskisinden çok daha güçlü bir hale getirdi. Onun dışarıya çıkma arzusu hiç sıfırlanmadı ama artık bana sesini çok zor duyurabiliyor. En nihayetinde bu şekilde hissetmemin yanlış olduğunu anlayabildim şuan için. Zaman içerisinde bunu da başaracağım.

Bunların dışında sizinle olan görüşmelerden hayatımdaki 3-4 insana bahsediyorum. Sadece bazı şeylerden konuşuyorum. Tabi bu insanların hiçbiri psikolog ile görüşmemin asıl sebebini bilmiyorlar. Neyse asıl mesele bu insanlardan biri kız kardeşim. Ona bir takım şeyleri anlatıyorum ki onun yoluna ışık olsun. Benim yaptığım sosyal hataları kendisi yapmasın.

Bundan bağımsız olarak dün kız kardeşim ile konuşurken çok önemli bir şey farkettim. Bizim evde tam olarak onun potansiyeline ulaşmamış olsa da bir A daha var. Bazı hareketleri ve davranışları o kadar fazla ona benziyor ki... (Detayları arzu ederseniz önümüzdeki terapilerde konuşabiliriz.) İşte bu sebeple kendisini yani ağabeyimi fazla sevmiyorum.

Ve son olarak hayatımı değiştirdiğimden beri şunu düşünüyorum; beni zamanında kıyafetimden tercihlerimden ötürü kabul etmeyen, dışlayan insanları hayatımı değiştirdikten sonra hayatıma alıp almama meselesini... Bana göre en doğrusu hayatıma almamak. Ama ilerleyen günlerde sizin de düşüncelerinizi dinlemek isterim.

Kendinize çok iyi bakın...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam, geçtiğimiz günlerde whatsapp üzerinden bana "Baban ile kaliteli, doyurucu, duygusal, ve ruhsal hatıraların neden yaşanmadı?" şeklinde bir soru sormuştunuz. Bu sorunuza istinaden yazıyorum size.

Küçüklüğümden beri dini vecibelerini yerine getirmeye çalışan bir çocuktum. Yaklaşık 6 yaşındayken arapça okuyabiliyor, düzenli kur'an okuyordum. Aslında A. akılsız bir insandır. Manipüle edilmeye çok müsaittir. Onun dışında bizlerin dindar olması başta onu rahatsız etmesede kardeşleri tarafından manipüle edilen zihni bunu problem haline getirdi. Her şey bu şekilde başladı. Ben en dindar çocuk olduğum için en sevilmeyen bendim. Birde taa o yaşlardan doğru bildiğimi söyler, kimseden lafımı esirgemezdim.

Yine çok küçükken çok kuralcı olması, özgürlüğümü haksız yere kısıtlayıp hayatıma yasaklar/cezalar getirmesi, hata yaptığımız çoğu zaman abimle beni dövüyor oluşu gibi etkenler kendisinin üzerimde korku otoritesi kurmasına sebep olmuştu. Çocuklara özgü hata yapma lüksüm yoktu. Bilirdim ki bir hata yaptıysam bunun bedelini çok ağır ödeycektim.

İşte o zamanlar başlamış bir şeyler. Teyzemin eşinin yani eniştemin kuzenime olan davranışlarına imrenerek bakardım. Onun babam olmasını dilerdim. Seneler sonra A'yı hiç sevmediğimi ve onun babam olmasını istediğimi bir kaç defa kendisine söylediğimden bahsetmişti. Belki de bunlar benim hatırlayabildiğim hatıralarımdan da öncedir. Çünkü ona bunları söylediğimi hatırlamıyorum.

İşin ilginç yanı onun bana babalık yapmadığını ve artık ondan bir şey beklemem gerektiğini kabul etmem, onu sevmemem için bir kaç seneye daha ihtiyacım olmasıydı. Bu tarz duygusal aptallıklarım daha o yaşlardan başlamış. Neyseki ilerleyen zamanlarda bunu aşıyorum.

Birde şunu hatırlıyorum. Ben her zaman çok duygusal bir çocuktum. Mutluysam suratıma yansır, kahkahalar atardım. Aynı şekilde mutsuz olduğumda yada korktuğumda hemen ağlardım. Sebep ne olursa olsun her ağladığımda bana "karı gibi ağlama" der ve dövmek için  üzerime yürürdü. Komik olansa beni korkutan, vurup ağlamama sebep olan ekseriyetle kendisiydi.

Annemle ilk ayrılık teşebbüslerinde annemi dövmüş olması, benim buna şahit olup hiç bir şey yapamamam benim seneler sonra anlayacağım aramızdaki uçurumu yavaş yavaş açıyordu.

Annemin dayak yemesinin üzerinden bir süre geçmişti ki bir gece annem ve her iki tarafın da akarabaları anlaşmışlar. Buna göre annem bir kaç günlüğüne anneannemlerde kalacak sonrasında dönecek. İşte annemin en büyük hatasıydı buydu. O gittikten sonra hala hatırladığımda ağlamama sebep olan, kabus dolu günlerimi yaşadım. Aylarca çok sevdiğim annem ile hiç bir şekilde iletişime geçemedim. Yasaktı. ağladığım zaman, annemi istediğim zaman azarlanıyordum. Bunları yaşarken 7,5-8 yaşlarındaydım.
 
Bu yazıya saatler öncesinde başladım aslında. Ancak bir önceki paragrafta annemin gitmesini anlatırken çok ağladım. Ancak sonunda kendime her zaman bildiğim gerçeği ifade edebildim. Annem hata yapmıştı. Evet buna sebep olan A. olabilirdi ama annem bizi o gün bırakmakla hata yaptı. Bu itiraftan sonra kendisini odama çağırdım ona sarılmak istedim başta sadece. Ağladığımı görünce sebebini anlamadı. Bende bana sorduğunuz şeyleri ve yazdıklarımdan bahsettim. Beni ağlatan şeyin ne olduğunu söyledim. Ve kendime seneler sonra itiraf ettiğim gerçeği ona söyleyebildim. (Aslında bunu ona söylememe sebebim onu üzmemekti. Bunu duymak onu yıkar zannediyordum.) "O zaman yanlış bir karar verdin anne." dedim. O da bunu bildiğini ve düşündüğünü biliyordum, ben her zaman hata yaptığımı sana söylüyordum zaten dedi. O ağladı, ben ağladım... Bir süre geçmişten bahsettik.

Bu olayın iki önemli neticesi oldu. Birincisi hayatımın en büyük kabus döneminin 2. sorumlusunın annem olduğu kendisine söylemem olayın benim için trajikliğini ortadan kaldırdı. Rahatladım ve yıllardır taşıdığım yükümü bıraktığımı hissettim. İkinci olarak annemle konuşuruken yaşananları abimle hiç bir zaman konuşmadığını söyledi. Ona söylemek istedikleri ve dilemek istediği özürleri vardı ama abim bu tarz konuları hiç konuşmadığı için bir şekilde bunları söyleyememişti. Bende onun hatasını yüzüne karşı söylediğimde ne kadar rahatladığımdan bahsettim ve hadi git ne söylemek istiyorsan söyle dedim. Belki duygusallaşmamak için seni konuşturmaz, belki de kızar. Ama sen neticede içindekileri söylemiş, özrünü dilemiş olursun. Ve o bunu bilerek yaşar. Neticede tavsiyeme uydu. Aralarında tam olarak ne konuştuklarını bilmesemde annem özrünü dileyebildiği ve abimin onu suçlamadığını bildiği için mutluydu. Başka bir yükü de o indirdi sırtından...

Maalesef sorunuzun cevabına daha fazla devam edemeyeceğim kadar zihnim yoruldu. O yüzden size bugün yaşadıklarımdan kısaca bahsederek yazımı sonlandıracağım.

Daha önceki yazılarımda bahsettim mi bilmiyorum irtibat halinde olduğum iki ofis vardı. Muhtemelen bu hafta ikisinden biri ile anlaşıp orada başlayacaktım. İkisi de aracılar vesilesi ile ayarlandığı için yavaş işleyen bir süreç vardı. Ve ben artık beklemekten çok sıkılmıştım. Bir an önce işe başlamak istiyordum artık.

Bu sabah fakülteden bir kaç arkadaşımla iletişime geçtim. Staj zamanı ne kadar maaş aldıklarını sordum. Buna göre görüşmelerim esnasında bir maaş talep edecektim. En son konuştuğum arkadaşım bana çalıştığı büroda erkek bir stajyere ihtiyaç duyduklarını söyledi. Sonrasında hemen görüşmeye gittim. Bir stajyer için çalışma şartları oldukça iyi. Bu zamana kadar atmış olduğum her adım beni orada istemelerine sebep oldu. Aynı zamanda kendimi çok geliştirebileceğim, sormaktan, öğrenmekten asla çekinmeyeceğim bir yer. Neticede anlaştık. İşe alındım ve yarın başlıyorum.

Akşamımda mutsuz gibi başladı ama anlattığım üzere neticeleri herkes açısından çok güzel oldu. Şuan zihinsel anlamda yorgun olsamda kendimi huzurlu ve hafif hissediyorum.

Son olarak artık çalıştığım için hafta içi görüşemeyiz. Bu haftasonu sınavlardan sonra umarım çalışıyor olursunuz. Çünkü bu hafta da gelme niyetim vardı. Tarih belirlemek için sizi arayacağım. Kendinize iyi bakın. Hayırlı akşamlar...




psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam,

Dün 5. terapiyi yaptık. Bu terapide size mastürbasyon yaparken kadınları tahayyül etmekte zorlandığımı bu sebeple hiç yapmadığımı söylemiştirm. Çünkü pornografiden de destek almamı istemiyordunuz. Neticede ne kadar sürerse sürsün yapabiliyorsan Kadın'ı düşün dediğiniz için bunu yapmaya karar verdim. Ancak başlamak istediğimde şunu fark ettim. Aslında mesele kadınları tahayyül etmemin zor olması ya da erkeklerin bana daha çekici geliyor oluşu değil. Asıl mesele beni hayalimde de olsa cinsel anlamda tatmin edecek kadın'ı bulamıyor olmam. Yani beğendiğim neredeyse kimse yok. Evet öyle birisi olsa muhtemelen zor tahayyül edeceğim yine ama yok.

Hal böyle olunca erkekle başlayıp kadına döneyim dedim lakin beceremedim. Erkekle başlayıp erkekle bitti. (Ben daima aktiftim.) Sonra ilk terapiden beri ilk defa bir erkeği hayal ettiğim için kendimi çok kötü hissettim. Üstelik sonuç size söylediğim gibi de inanılmaz tatmin edici değildi. Yani bir zevk uğruna bile diyemeyeceğim yarım bir netice için yaptıklarımı çöpe atmış gibi hissettim.

Dakikalar yaptığım işin pişmanlığı ile geçerken nihayetinde şunu tespit ettim. Benim şuan yaşadığım asıl sorun beğeneceğim kadın'ı bulmakta zorluk yaşıyor olmam. Yoksa geçtiğimiz haftalarda istisnada olsa bunu başarabilmiştim ve neticesinden de çok memnundum. Hani talihli olduğumu düşündüğümü söylemiştim ya, dün talihsizlik yaşamışım. Her ne kadar erkekleri beğenme hususunda daha aktif olsam da dün karşıma kendisini tahayyül etmeme sebep olacak adam çıkmasaydı yada çıkıp daha farklı şeyler giyiyor olsaydı dikkatimi çekmeyecekti. İnanıyorum ki tam tersi durum olsaydı ben yine aynı neticeyi alacaktım. Yani yarım bir netice...

Bu da aklıma başka bir soruyu getirdi: Neden yarım? Onunda cevabı şu; çok uzun zamandır şu anda çalıştığım gibi yoğun bir tempoda çalışmamıştım. Vücudum yorgun ve ben muhtemelen yorgunluğumdan dolayı istediğim başarıyı yakalayamıyorum. Yani dün yaptığım işi hafta sonu deneseydim muhtemelen bir kadını tahayyül etmiş olacaktım. (Kadınları beğenmek daha zor geldiği için olsa gerek vücut yorgunken hiç çekici gelmiyor. Ama erkekler öyle değil. Ancak bu sefer de netice yeterli olmuyor.)

Sanırım kendimi bu zor şartlara itmem mastürbasyon bağımlısı olmamdan kaynaklanıyor. Onu bir ihtiyaç gibi hissediyorum. Yoksa düşününce gerek erkek olsun, gerek kadın; her etkilendiğimiz kişi için mastürbasyon yapacak olsak toplumun ekseriyeti bağımlı olurdu.

En nihayetinde bir hatam oldu. Bunu kabul ediyorum. Ancak bu hata kendi bedenime fazla yüklendiğimi anlamamı sağladı. Kendime karşı çok acımasızca davranıyorum. Bunun neticesinde de istediğim verimi alamıyorum. Eskiden olsa bu verimi alamamak beni adeta yıkar ve buda daha fazla hata yapmama sebep olurdu. Genel anlamda terapilerimizin en büyük getirilerinden biri bu olsa gerek: Yaptığım hatalardan pişmanlık duyuyorum lakin bu işlerin daha kötüye gitmesine sebep olmuyor.

Terapimizi aldığım ses kaydından dinlediğimde onun üzerine de yazacağım. Şimdilik hepsi bu kadar. Görüşmek üzere...

Not: Bu yazıyı size göndermeden tekrar gözden geçirme fırsatım oldu. Okuyacak kişiler için bir ekleme yapmak istiyorum. Bu terapide ağırlıklı olarak annemle olan yoğun bağım ve bu ilişkide annemin yaptığı hatalar üzerinde durduk. Bunları sadece bu kadar anlatmakla yetineceğim. İlgilenen kişiler Joseph Nicolosi'nin Onarım Terapisi adlı kitabını okuyarak bir annenin eşcinsel bir erkek yetiştirmede ne payı varmış öğrenebilirler.


psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle

Merhaba hocam,

Öncelikle belirtmek isterim ki; bu yazıyı hiç yazmak istemiyorum. Buna rağmen beni yazamaya iten şey ise sadece bu yazıyı yazmayı benim yaşadıklarımı yaşayan insanlara bir borcum gibi hissetmem ve elbette sizin yazmakla daha iyi bir gelişim göstereceğimi söylemeniz.

Uyarıyorum, biraz uzunca bir yazı olabilir. Çünkü 6. ve 7. terapideki meselelere ve özellikle bundan sonra yaşananlara değineceğim.

6. terapiye gelmeden önce kafamda konuşmak istediğim konu çok net bir şekilde belliydi. Size kendim hakkındaki (burada paylaşmanızı istemediğim) ilk yazımda üzerinde yüzeysel durduğum ancak hayatımdaki istisnai pişmanlıklardan biri olduğunu da belirttiğim mesele üzerine konuşmak istiyordum. (Konuya vakıf olmayan arkadaşlar için meseleyi aydınlatayım. Yıllar önce 13 yaşlarındayken başka bir çocukla kesinlikle anal ilişkiye varmayan bir takım şeyler yaşamıştım. Bu olayda tamamen suçlu bendim.) Bunun iki sebebi vardı; birincisi yaşadığım suçluluk/pişmanlık duygusunu hayatım boyunca hiçbir zaman üzerimden atamadım. İkincisi ise sonuçta öyle yada böyle bu erkek erkeğe yaşadığım cinsel bir deneyimdi.

Bunu size anlattığımda beni bir daha terapiye almak istemeyeceğini düşünmüştüm açıkçası. Sizin sadece hatalı olduğumu söylemeniz bende hayal kırıklığı oluşturdu başlangıçta. Belki beni kovmuş olsaydınız hak ettiğim bir tepkiyi vermiş olacaktınız. Bana hiç kızmadınız, bağırmadınız. Sakinliğiniz bana bir açıdan daha büyük bir ceza idi. Çünkü iyi şeyler yaşamayı hak ettiğime inanmıyordum ve hayatımdaki en köklü sorunu çözmeme başından beri yardım eden sizin yokluğunuz bana en büyük ceza olabilirdi.

İşte bu terapide çok zor da olsa size bundan bahsedebildim. Evet yine haklıydınız, duygularımı bastırdım. Bunu size anlatırken hüngür hüngür ağlamak istedim. Ama terapi esnasında gözlerimin dolması ile yetindim. İlaveten haklı olduğunuza sonradan kesin emin olacağımız bir konuya daha değindik bu terapide. O da şu: Benim eşcinsellik sorunumda pasif yanımın tamamen bu olay yüzünden yaşadığım kendimi cezalandırma arzusundan kaynaklı oluşu…  (Çünkü pasif olmak en büyük ceza…)

Çözüm olarak, konuştuğumuz gibi zorda olsa o kişi ile irtibata geçtim. Bir araya gelip, sohbet etmekten bahsettim. O da bunu hoş karşıladı. Yani sizin dediğiniz gibi yaşananlar onda travma boyutunda iz bırakmamış. Bu beni çok rahattı. Çünkü yıllardır o gün yaşananların neye sebep olduğunu merak ediyordum.

Hazır bu konudan bahsediyorken bir şeye değinmesem olmaz. Hayatım boyunca ergenliğe ilk girdiğim zamanları ve beni kadın fantezilerinden erkeklere iten şeyin ne olduğunu düşünmüştüm. Orada çok büyük bir boşluk vardı. Olabilecek her türlü ihtimal üzerinde düşünüyordum. Ancak en göz önünde olan şeyi yok saymışım. Çok kuvvetli ihtimal erkek erkeğe yaşadığım bu olay beni pasif fanteziler kurmaya itti.

Bu terapiden çıktıktan sonra her zaman bahsettiğiniz problemim üzerine büyük bir adım attım. Hani insanlara hep mesafeli olduğumu ve güvenmediğimi söylüyorsunuz ya, bunu aşmak için çok sevdiğim ve güvendiğim teyzeme yaşadığım sıkıntılardan yüzeysel olarak bahsettim. Zaten terapiye gittiğimi biliyordu, sebebini öğrenmiş oldu. Niyetim elbette bu sırrı bütün dünyaya anlatmak değil. Ancak bu benim için çok mahrem bir konu olduğundan, gerçekten güvendiğim bir kişiye bunu anlatmanın güven konusundaki sıkıntılarımda olumlu bir etken olduğuna inandım. Doğru ya da yanlış bir karar verip vermediğimi bilmiyorum. Bunu zaman gösterecek.

Gelelim günün sonuna; ilginç bir şekilde kendimi iyi hissediyordum. Sanırım senelerdir taşıdığım bir yükü yine bıraktım diye düşündüm. Ve tabiî ki terapinin sonunun benimle profesyonel anlamda bir daha görüşmeme gibi bir netice ile sonlanmamasının da kendimi iyi hissetmeme etkisi büyük oldu.

Ertesi gün bana tavsiye ettiğiniz onarım terapisi kitabına başladım. İşim gereği dışarıda olduğumdan her boş vaktimde okuyordum. Kitap çok hoşuma gitti açıkçası. Kendi biyografimi okuyor gibi hissettim diyebilirim. Tam bütün işlerimi bitirip kendimi kitaba vermiştim ki terapinin başından beri bırak pasif düşünceyi, aktif düşünceye bile yalnızca bir kere girmiş olan ben hastalıklı bir şekilde pasif rolde olduğum fanteziler kuruyorum. Hemen akabinde telefonumu çıkardım. Daha önce hiç cinsel birlikteliğim olmasa bile bana yakın, pasiflere çok sempatik yaklaşan bir aktif olduğunu biliyordum. Bir şekilde ona ulaşmaya çalıştım ancak nasıl olduysa kendimi tatmin etmek üzere zar zor tuvalete yönlendirdim. Birisi ile birlikte olmaktan, her şeyi berbat etmekten o kadar korkuyordum ki en tenha yere gittim. Buna rağmen içeride başka biri daha vardı. Korktum, hemen geri çıktım. Uzaktan seyrettim. İçerisi boşaldığında hemen girdim.

O ana kadar aklımda kendimi aktif bir erkeğin yapacağı gibi okşayarak pasif fantezi kurmak vardı. Lakin nedense içeriye girdiğimde fantezi kurmadan mastürbasyona başlayabildim. İşin daha da ilginç olan kısmı ise sonunda bir kadınla birlikte olduğumu düşünerek işimi bitirdim.

Tabiî ki böyle bir olayı dışarıda yaşamak ya da bir anda böyle hislerle mücadele etmek korkumu daha da arttırdı. Çok çekinmeme rağmen zar zor sizi arama cesareti gösterebildim. Ve o gün öğleden sonra terapi için sözleştik.

7. terapide bana artık kesin emin olduğunuzu söylediniz. Evet eşcinsellik sorunum başta baba figürünün hiç olmayışı sonrasında annemle olan yoğun ilişkilerim ve nihayetinde 13 yaşında iken yapmış olduğum eylemden kaynaklı olduğunu söylediniz. Yine söylediğinize göre zaten eşcinsel olmam kaçınılmazmış ve ben zamanındaki eylemimle bu işi hızlandırmış ve kendi pasif yönümü ortaya çıkartmıştım. Dün en büyük sırrımı beklide benim eşcinselliğimden bile daha büyük olan bu sırrımı paylaşmanın pasif yönümü tekrardan ortaya çıkardığını söylediniz. Artık kendimi cezalandırmaktan vazgeçmemi, zaten cinsel ilişki arzumun tamamen bir cezalandırma politikasından kaynaklandığını defalarca belirttiniz.

Hani her zaman şanslı olduğumu uygun ortam olsa benimde bir şekilde birlikteliklerimin olduğundan bahsediyordum ya sanırım haklı çıktım. 7. terapiden birkaç gün sonra yani dün ofise geçmem gerekiyordu. Bir şekilde iptal edildi. Bende vaktimi Onarım Terapisi’ni okuyarak geçirirken geçen sefer yaşadığım olay oldu. Kendimi pasif fanteziler kurarken buldum. Hemen telefonumu çıkardım ve uzun müddet sonra birini buldum. Evine gittim ve ilk pasif cinsel birlikteliğimi yaşadım.

Hiçbir şey hayal ettiğim gibi değildi. Kendi cinsim biri ile öpüşmek çok tiksindiriciydi. Erkeklerin bana hep daha sıcak geldiğini düşünmüştüm ama öyle değildi. İlişkinin diğer aşamaları da aynı şekilde beni tatmin etmedi. Her anından nefret ettiğim bir ilişki yaşadım. Hiç tanımadığım o adamın bana olan davranışları kendince samimi olsa da aslında hiç de öyle değildi. Bu ilişki kesinlikle cinsel bir tatminkarlığı içermiyordu. Ama sonunda başarmıştım kendimi yapabileceğim en kötü şekilde cezalandırmış oldum.

İlişkinin ardından hemen çıktım o evden. Sizi aradım. Olanları paylaştım. Yine sakinliğinizle bana daha büyük bir ceza vermiş oldunuz. Yaptığım aşağılıkça bir davranış olmasına rağmen bunu yüzüme vurmadınız. Bana bağırıp kızsaydınız keşke. Şimdiye kadar yaptığın her şeyi mahvettin deseydiniz. Hiç birini söylemediniz… Aksine suçluluk duygusunu atmamı yoksa işleri daha kötü bir noktaya götüreceğimden bahsettiniz.

Dürüst olayım kendimden o kadar çok nefret ettim ki ölmeyi dilelim. Çok kısa bir an için hayatıma son vermeyi düşündüm. Hemen akabinde inancım bu düşüncemin yanlış olduğunu söyledi. Onu dinledim. Ama bu yaptığım işin ne kadar kötü olduğunu değiştirmiyordu. Haykıra haykıra ağlamak istedim, ama dışarıda olduğum için bunu da yapamadım. Bir an önce dışarıdaki son birkaç işimi de halledip eve dönmenin en iyi olacağını düşündüm.

Eve döner dönmez hemen banyo yaptım. Defalarca ağzımı, özellikle o adamın bana temas ettiği yerleri yıkadım. Lahza-i kalpten bir üzüntü duymama rağmen ağlayamıyordum. Belki kendimi geçmişteki eylemim sebebi ile cezalandırmış olabilirdim ama bugün yaşadıklarım için ne yapacaktım? Kendimi daha da dibe çekecek başka bir harekette bulundum ve o iğrendiğim ilişkiyi düşünerek kendimi tatmin ettim. İşte bu kendimden daha da nefret etmemi sağladı.

Banyo yaptıktan sonra hemen odama gidip uyudum. Gece yarısı uyanıp bu satırları yazdım. Maalesef hala ağlayamıyorum ve daha fazla fantezi ile kendimi cezalandırmak, daha da dibe batmak istiyorum.

Her şey için çok teşekkür ederim kendinize iyi bakın. En kısa zamanda görüşmek üzere…




psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
------------------------------------------------------------------------------------------



Merhaba hocam,

Yaptığım o iğrenç şeyden sonra hala kendimi cezalandırmaya devam ettim sanıyorum. Bu yüzden olacak ki başından sonuna kadar bana iğrenç gelen o ilişkiyi düşünerek kendi kendimi 3 kez tatmin ettim. Bu nasıl bir çelişki değil mi? Hem iğrendiğimi söylüyorum hem de…

Sonuncusundan sonra banyo yaptım. O esnada düşündüm. Evet, kendimden gerçekten nefret ediyorum. Artık hayatımda 13 yaşında yapmış olduğum şeyden daha fazla pişmanlık duyduğum bir şey var. Neyse ki bu sefer zararım yalnızca kendime oldu. Evet, çok mutsuzum. Ölmek; acıma son vermek için cazip bir ihtimal. Bu sadece işin kolayına kaçmak, ya da Allah’ın imtihanımı kolay kılması olurdu. Ben hep büyük şeylerin peşinden koştum dediğim gibi. Genç yaşta ölmek; istediğim şeylerin karşılığı olan imtihan değil, aksine Allah’ın rahmetini gösterdiği bir nokta olabilirdi. Kendi hayatıma son vermek de benim için asla bir seçenek olamayacağına göre, bir şekilde kendimi içine soktuğum bu durumdan çıkartıp kurtarmalıyım. Bu sebeple kendime acıma faslı bitti. Hayatım için tekrardan harekete geçmeliyim. Geçmişteki hatamın bedelini kendime ödettiğime göre ve dün yaptığım hata ile yalnızca kendime zarar verdiğime göre mesele artık yalnız Rabbim ve benim aramda. Demek istediğim hatam ne kadar büyük olursa olsun kul hakkında girmediğim için samimi niyetlerimle bunun üstesinden gelebilirim.

Bu hislerin yanında beni endişelendire bir husus var. Acaba bir hastalık kapmış mıyımdır? Böyle şeylere çok yabancı olduğum için ne nasıl olur hiçbir fikrim yok. Bu düşünce beni çok endişelendiriyor.

Yaşadığım o şeyin iki fiziksel etkisi oldu. İlki sık sık yaşadığım üşüme hissi. Üzerimde yeteri kadar kıyafet olmasına rağmen üşüyorum. İkincisi ise yemek yiyemiyor oluşum. Kendimi ne aç hissediyorum ne de midemde yemek barındırabilecek gücü görüyorum. En son dün sabah 8:30 gibi yemek yemiştim. O zamandan beri sadece su tüketebiliyorum. Hah birde aynaya baktığımda herkesin fark edebileceği ciddi bir enkaz görüntüsü var...

Bunun dışında ilginç bir şekilde kadınlar daha önce hiç olmadıkları kadar sıcak geliyor artık. Başından beri kadınlarda olacağını düşündüğüm soğukluk hissi meğer erkeklerde varmış. Kesinlikle aradığımın erkek olmadığına emin oldum artık. Acı bir tecrübe oldu ama en azından bunları öğrendim. Kadın artık çok daha sıcak ve samimi geliyor. Belki de bu olay seri katillerin birini öldürdükten sonra dine yönelmeleri gibi geçici bir durumdur. Ancak temennim öyle olmaması yönünde…


Bir an önce sizinle konuşmak istiyorum. Güzel bir gün geçirin…



psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle


Merhaba hocam,

Bir işe sahip olmanın en iyi yanı; birtakım meselelere takılıp kalmıyor insan. En azından enkaz görüntüsü sadece boş kaldığım zamanlarda yansıyordu yüzüme.

 Yaşanan her şey için çok pişman ve üzgünüm. Sanki dün o iğrenç şeyleri yapan kişi ben değildim. Kendi rızam olmasına rağmen neden kendimi mağdur gibi hissediyorum? Belkide o ilişkiyi gerçekten istemediğim yüzümden anlaşılıyordu ama o bunu umursamadı mı?

Erkeklerle cinsellik bana çok tiksindirici geliyor o andan beri. Galiba bugün kadınlara daha bir erkeksi baktım. Kafam çok karışık. Şu sıra cinsellik bana uzak gibi... Sadece cinsellik de değil, eşcinselliğim hakkında bir süre okumak, araştırmak istemiyorum. Tek istediğim sizinle konuşmak. Buna gerçekten ihtiyacım var.

Yaklaşık 30 saatlik açlıktan sonra yemek yiyebildim. İlaveten artık üşüme hissi yaşamıyorum. Nasıl bir alakası var bilmiyorum ama yaşananlarla ilgili olduğunu düşünüyorum.

Anlatmak istediklerimin hepsi bu sanıyorum. Biraz karmaşık bir yazı olmuş olabilir ancak zihnim de öyle. Bir süre için idare edin. Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam… Yine hislerimi yazmak istedim size…

Her şey yolunda gidiyormuş gibi göründüğü bazı vakitler, birden durgunlaşıveriyorum. Gördüğüm ya da duyduğum bir şey bana o adamla yaşadığım dakikalardan bir anı hatırlatıyor. Gün gelecek bu yaşananları unutabilecek miyim? Benim gibi birisi için bile eşcinsellik dosyasının rafa kalkması mümkün müdür? Aynanın karşısına her geçtiğimde kendime nefretle bakıyorum. Gün gelecek kendimi affedebilecek miyim? Son iki üç haftadır ağlamak, özellikle yaşananlardan sonra haykıra haykıra ağlamak istiyorum. Lakin beceremiyorum. Duygularımı tekrardan yaşayabilecek miyim? Hâsılı kelam sizin dediğiniz gibi bir gün sağlıklı ve mutlu bir insan olabilecek miyim merak ediyorum açıkçası.

Tecrübelerim bana insanların genellikle en dibe battıktan sonra yükseldiğini, gecenin en karanlık halinden sonra fecrin doğuşunun gerçekleştiğini, sancı çoksa bebeğin doğmasına az kaldığını gösterdi. Bu yaşananlar benim için en dip, en karanlık, en sancılı dönem mi? Yoksa dahası mı var? Merak ediyorum açıkçası…

Adetullah’ı çok daha önce anladım. Benim Allah ile ilişkim hep böyleydi. Bu sefer farklı olmasını beklemek benim hatamdı. Büyük şeylere talip olup, büyük imtihanlar yaşamak… En dibe batıp ondan sonra yukarı çıkmak… Ama bu bir isyan değil, aksine memnuniyet… Yine dünyaya gelsem aynı hayatı yaşamak isterim. Bu garip bir durum mu? Bence evet. Çünkü bu cümleyi kurduğum an, kendimden nefret ediyorum düşüncesi ile çeliştiğimi fark ettim.

Hatırlıyor musunuz siz de bir terapimizde bu cümleyi kurmamı beklemediğinizi cümlemi zıt bir şekilde tamamlayarak belli etmiştiniz. Bu yazıyı yazarken şunu fark ettim. Eğer hala bu cümleyi kurabiliyorsam ben kendimden tam anlamı ile nefret etmiyorum. Sanırım bir tarafım olmakta olduğum genç adamı görüp gurur duyuyor. Daha da önemlisi kendimi bildim bileli bu cümleyi kuran bir insan olarak en başından beri kendimdeki gizil gücü görüyormuşum. Şu Anda da bunu görüyorum aslında…

Ani ruh hali değişikliği yaşıyormuşum gibi gelebilir okuyan kişilere. Lakin insanın yazabilecek rahat bir ortamı varsa ve bunun için gerekli olan vakti ayırabiliyorsa, bu yazılar bir çeşit aydınlanmaya sebep olabiliyor benim şu anda yaşadığım gibi. Bir kez daha yazmamız için neden bu kadar ısrarcı olduğunuzu anladım.

Hüzünle başladığım yazıma umutla son vermek istiyorum. Ne kadar düşersek düşelim yolumuz doğru olduktan sonra, ayağa her kalkıp ileriye baktığımızda istikamet yine hedefimizdir. Kabul ediyorum sağlam düştüm lakin zinhar pes etmeyeceğim!

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam, terapilere ilk başladığımızda yaşadığım bir olaydan bahsetmek istiyorum size.

Sağlıklı erkekler cinsel bir rüya gördükleri zaman ekseriyetle kadınları görürler. Bu ben kendimi bildim bileli tam tersiydi. Kadınları görmeyi başarabilmem için 15 sene kendi kendime çaba gösterdim. Bunun neticesinde de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar kadınlarla ilgili rüyalar görebildim. Yani hayatımdaki bu 15 seneye kadar her zaman erkekleri gördüm rüyamda.

Bu rüyalarımın ortak özelliği genellikle hiç bilmediğim, tanımadığım insanları görmemdi. İstisnaide olsa tanıdık birini gördüğümde çıplaklık olsada cinsel hiçbir şey olmuyordu. İşte terapilere başladığımızda şu anda ilginç olduğunu anladığım bir rüya gördüm. Rüyayı anlatmadan evvel gördüğüm insanı nereden bildiğim ve nasıl biri olduğundan bahsetmek istiyorum.

Belki bilirsiniz TLC isimli kanalda "Kalabalık Aile" adlı bir program mevcut. Bilmeyenler için program 1+5 (beşiz) toplamda 6 tane kızları olan bir aile anlatıyor. Yani gerçek bir ailenin beşizleri olduktan sonraki maddi manevi mücadelesi üzerine kurulu bir program. Bu programda özellikle babanın evlatlarına ve eşine yaklaşımı takdire şayan.

Tüm bunlar dolayısı ile bu adam kesinlikle cinsel anlamda olmayan bir şekilde ilgimi çekiyordu. Onun yaşadığı olaylara nasıl tepki vereceğini, özellikle duygusal tepkilerini merak eder olmuştum. Tabii ki programa bağımlı değildim. Ancak evdeysem ve uygunsam programı kesinlikle izlerdim.

Hasılı kelam ben bir seferinde rüyamda bu adamla cinsel birliktelik yaşadığım gördüm. İşin ilginç kısmı ise rüyalarım hiç bir zaman tam bir ilişkiyi içermezdi. Ancak bu sefer çok farklıydı. Başından sonuna kadar her şey yaşandı.

O dönem genel anlamda böyle rüyalara takılmamam gerektiğini söylediğiniz için bundan ne size bahsettim, ne de ben üzerinde durdum. Bugün uzun zamandan sonra tekrar o programı gördüğümde o çocukları kıskandığımı fark ettim. Ne kadar güvenli bir limandı onlar için. Benim hayatımda öyle bir limanım olmadı hiç. Evlatları için her şeyi yapabilecek cesur bir baba...

Yanlış anlaşılma olmasın, kendi babamı gerçekten sevmiyorum. Ve hayatımda iyi bir şekilde bile olsa olmasını istemem. O defteri 15 sene önce kapattım ben. Ancak güvenli bir liman, yeri geldiğinde senin için her türlü mücadeleyi verebilecek biri işte bunlar benim bastırdığım lakin içten içe hep arzu ettiğim şeyler... Ve o adam o çocuklar için öyle. Sanırım bu sebeple böyle bir rüya gördüm.

Bu hislerimi bastırmak zorundayım çünkü bunun karşılığını hiçbir kimsede bulamayacağımı biliyorum. Bu yokluğuna alışmam gereken bir durum. Alıştım da zaten. Lakin kendimi zaman zaman çok yorgun ve tükenmiş hissediyorum. İçimde çok büyük bir sevgi var ama o sevgiyi verebilecek doğru kişi yok, olmayacakta...