TRANS ÇOCUKLAR VARDIR CİNAYETLERİ YA DA KATLİAMI
İsa Aras Mersin'li dijital saldırı oyunu pubg değil eşcinsel ya da trans çocuk cinayeti ya da katliamıdır.
Türkiye'de Üniversiteler ve özellikle Tıp Fakülteleri trans ameliyatları çetesi tarafında kuşatılmıştır. Bu çetenin kurucusu İsrail'in istihbarat örgütü Mossad'tır. Tıp fakültelerinde trans ameliyatlarını yapan kişiler Mason ya ta Rotaryen örgüt mensubu akademisyenlerdir.
14 yaşındaki İsa Aras Mersinli bu cinayetleri ya da katliamı işlemeseydi 18 yaşına geldiğinde ailesinin bilgisi ya da onayına gerek duymadan Çapa ya da Hacettepe Tıp Fakültelerinde cinsiyet değiştirme ameliyatı olma girişimlerini başlatacağını öngörebiliriz.
Türkiye çocuklarını ve gençleri Trans ameliyatları çetesinin oyunlarından ve tuzaklarınında korumalı ve kurtarmalıdır.
Devlet adamlarımız bu saldırılardan derin üzüntü duymak yerine bir an önce bu örgüt ya da çetelere devletin demir yumruğunu vurmalıdır.
EBEVEYNLERİYLE İLGİLİ İFADELERİ DİKKAT ÇEKTİ
“İnsanlar benim bu durumum yüzünden bazı şeyleri varsayıyor ama bu yalnızlıktan değil. Zaten yalnızım. Çok yalnızım. Neredeyse hiç arkadaşım yok. Sadece 2 arkadaşım var ve çoğu zaman konuşmuyoruz. Ailem benden nefret ediyor, benden korkuyor ve hayal kırıklığına uğramış durumda.”
KENDİNİ ÜSTİNSAN (Übermensch) OLARAK TANIMLADI
“Ben bir dahiyim. Herkesten daha iyiyim. En üstün insanım. Kendime sadığım. Ben daha iyiyim. Ortalama zekanın çok üstündeyim. 130 IQ testim vardı. Okulda hiç çalışmadan hep yüksek notlar aldım.”
"OKUL BANA BİR ŞEY VERMİYOR"
“İngilizceyi okuldan öğrenmedim. Evde de konuşmuyordum. Sadece birkaç yıl içinde kendiliğinden akıcı hale geldim… Okul bana bir şey katmıyordu. Kendi kendime öğrenmek daha hızlıydı.”
Friedrich Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt eserinde kavramsallaştırdığı Üst İnsan (Übermensch), geleneksel ahlakı ve nihilizmi aşarak kendi değerlerini yaratan, yeryüzüne bağlı, yaratıcı ve yaşamı onaylayan en üst insan mertebesidir. "Sürü" insanından kopuşu temsil eden bu figür, güç istenciyle kendini gerçekleştirir.
Üst İnsan Kavramının Özellikleri ve Örnekleri
Kendi Değerlerini Yaratır: Geleneksel dinî veya toplumsal ahlak kurallarını (sürü ahlakı) reddederek, iyi ve kötünün ne olduğuna kendisi karar verir.
Yeryüzüne Bağlıdır: Öte dünya umutlarını reddeder, yaşamı olduğu gibi, acılarıyla birlikte kabul eder ve sever.
Yaratıcı ve Özgürdür: Toplumsal kalıplara sığmaz, "aslan" aşamasında eski değerleri yıkarak "bebek" aşamasında yeni bir yaşam kurar.
Güç İstenci (Wille zur Macht): Kendini aşma ve yaratma potansiyelini en üst düzeyde kullanır.
Üç Dönüşüm: Nietzsche, insan ruhunun "deve" (yük taşıyan), "aslan" (özgürleşen) ve "bebek" (yaratıcı) aşamalarından geçerek üst insana dönüştüğünü belirtir.
Üst insan, ahlakın kökenini sorgulayan, insanı bir köprü olarak görüp onu aşmayı hedefleyen, yaratıcı enerjisiyle yeni bir insanlık ideali sunan felsefi bir hedeftir.
Ruh Sağlığımızın Toplumsal Yansıması Kadına Şiddetin Kökeni:
İçimizdeki şeytan annelerimizle duygusal bağımızın kopmaması demektir. Küresel Sistem, kapitalizm, modern toplum, postmodernizm, derken aile sistemimiz çöküş sürecindedir. Sosyolojik olarak tanımladığımızda toplumu oluşturan en küçük toplumsal birim yani toplumun en küçük yapı taşı AİLE‘dir. Ailenin çöküşünün toplumsal yansımasının bir çok sonuçlarından en önemlisi de kadına şiddetin artmasıdır. Kadına şiddetin artmasını durdurmak adına yasalarla “ öyle mi çözelim yoksa böyle mi çözelim? “ derken çözmek bir yana çözümsüzlüğün artması söz konusudur. Ailemizin çöküşüyle deist, ateist, biseksüel nesillerin artması psikolojik olarak bunalımlı bir süreçten geçtiğimizi gösterirken sosyolojik olaraksa toplumsal sancılı bir dönüşümün yaşanacağı umudumuzu arttırmalıdır.
Yasalarla kadınlar sözde korunmak adına kutsandıkça içimizdeki şeytan annelerimizin artmasıyla toplumsal olarak müslüman aile yapısı bilinci oluşturamadığımız oranda bizimde Friedrich Nietzsche’lerimiz, Arthur Schopenhauer’larımız, Franz Kafka’larımız yetişecektir. (Kadınları seven ama evlenmeye cesaret edemeyen erkekler)
Türkiye’de yakın gelecekte dünyanın en yalnız insanları olarak yetişecek olan deist, ateist ve biseksüel genç nesillerimizin içindeki Friedrich Nietzsche’lerimiz “Tanrı Öldü“ diye haykıracaklardır. Omnipotans, Tümgüçlü yani Kadiri Mutlak olan, dindarlıktan uzak olduğu oranda çocuk tanrı’lar neslimizi ailelerimizde anne babalar olarak ve okullarımızda ise öğretmenler olarak el birliği ile yetiştiriyoruz.
Tanrı’yı öldüren Friedrich Nietzsche midir yoksa çocuğunun özgürlüğünü öldüren annesi Franziska Oehler midir?
“Ölümsüz, diri olan Allah'a güven, O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter.”
Allah, ölümsüz olandır.
Okursanız:
Dindar nesil değil çocuk tanrılar nesli
Egemen Güçler Ekini ve nesli bozmaya başladılarsa, Köle kadınlar efendilerini doğurmaya başlamışsa ahir zaman yakın demektir. Dünyanın, insanlığın son günleri; kıyamete yakın yıllar ve günlerdeyiz. O mutlu günlerimiz mazide şimdi…
https://www.habervakti.com/ruh-sagligimizin-toplumsal-yansimasi-kadina-siddetin-kokeni-ve-icimizdeki-seytan