DEHLİZ TEORİSİ: KÜRESELDEN YERELE MÜNAFIKLIK, ATEŞ VE PARALEL DÜZEN
Bu çalışmada önerilen “dehliz teorisi”, münafıklığı ne ahlaki bir bozulmaya ne de psikolojik bir zayıflığa indirger. Münafıklık burada, belirli tarihsel ve yapısal koşullar altında mümkün hâle gelen mekânsal bir yerleşim biçimi olarak ele alınır. Dehliz, bu yerleşimin temel metaforudur: yüzeyin altında kalan, çok çıkışlı, geri dönüşlü, sorumluluğu dağıtan ve karar anını sürekli erteleyen bir iktidar mekânı.
Kur’an’daki kuyu – ateş – Medine dizisi, bu teorinin kavramsal omurgasını oluşturur. Kuyu askıdır; ateş eştir; Medine ise yüzeydir. Dehliz, bu üçlü arasında yanlış yerde kalma ısrarının adıdır. Modern dünyada bu yapı, vesayet – dehliz – küresel eklemlenme hattında yeniden üretilmiştir.
Vesayet: Kuyu Rejimi
Vesayet, siyaseti askıya alan bir ara rejimdir. Seçilmiş iktidar vardır, fakat belirleyici değildir. Karar alınır, fakat sorumluluk net değildir. Bu yönüyle vesayet, kuyuya denktir: öldürmez, fakat durdurur. Henüz gizli geçitler yoktur; fakat yüzey kırılgandır. Bu kırılganlık, dehlizin mümkünlük koşuludur.
Dehliz: Ateşten Kaçış
Dehliz, ateşin eşiğine gelmiş fakat ateşe girmeyi reddeden öznenin mekânıdır. Burada ateş yakılır, fakat ateşe girilmez. Risk tarif edilir, fakat bedel üstlenilmez. Kur’an’da münafıkların ateş yakıp onunla aydınlanamaması tam olarak bu duruma işaret eder. Ateş yanar, fakat nur özneye yerleşmez. Aydınlanma görüntüsü vardır; yön yoktur.
Medine: Yüzey ve Paralel Yapı
Medine, düzenin, yasanın ve kamusal yüzeyin ortaya çıktığı yerdir. Tam da bu nedenle münafıklık Medine’ye aittir. Çünkü ancak bir yüzey varsa, o yüzeyin altı da vardır. Mescid-i Dırar, dehlizin kurumsal hâlidir: yüzeye benzeyen ama yüzeyi içeriden oymayı hedefleyen bir yapı. Bu mantık modern dünyada “paralel yapı” olarak karşımıza çıkar.
Yerel Dehliz: FETÖ
FETÖ, bu teoride ne yalnızca bir terör örgütü ne de bireysel ihanetlerin toplamıdır. O, küresel dehlizle eklemlenmiş bir yerel münafıklık biçimidir. Açık bir cephe kurmamış, açık bir iman da sergilememiştir. Devletin yüzeyinde görünürken, devletin altında dolaşmıştır. Bürokrasi, yargı, eğitim ve güvenlik alanları; dehlizin yerel çıkış noktaları hâline gelmiştir.
Bu yapı, ateşe sistematik olarak yaklaşmış ama ateşe girmemiştir. Uzun süre risk almamış, fakat sürekli ateş yakmıştır. Meşruiyet parıltıları üretmiş, fakat dönüşüm üretmemiştir. 15 Temmuz bu nedenle ateşe girilen bir yüzleşme anı değil; ateşin artık saklanamaz hâle gelmesidir. Dehliz daraldığında, ateş kontrolsüz biçimde ortaya çıkmıştır. Sonuç Kur’anî dizide bellidir: Ateşi yakan, sonunda ateşin yakıtına dönüşür.
Küresel Dehliz: Davos, Yapay Zekâ ve Sermaye
Yerel dehlizler tek başına yaşayamaz. Onların sürdürülebilirliği, küresel ölçekte geri dönüşlü geçitlere bağlıdır. Bu noktada “küresel dehliz”, çağdaş iktidarın asli mekânı olarak belirir. Davos, bu mekânın sembolik merkezidir. Orada karar alınmaz; ama kararlar ertelenir. Sistem eleştirilir; fakat sorumluluk üstlenilmez. Bu dil, ateşi tarif eder; fakat ateşe girmez.
Yapay zekâ söylemi, küresel dehlizin güncel ateşidir. İş kayıpları, enerji maliyetleri ve toplumsal dönüşümler kaçınılmaz ilan edilir; fakat bu kaçınılmazlığın bedelini üstlenecek özne belirsizdir. Ateş yanar, fakat nur yer değiştirmez. Sermaye bu dehlizde dolaşır: devletlerin arasındaki hukuki boşluklarda, vergi rejimlerinde, gri alanlarda. Açık cephe kurmaz; çünkü cephe yüzey demektir, yüzey ise ateş.
Birleşik Sonuç: Dehlizden Çıkamayanlar
Dehliz teorisinin vardığı yer nettir: Münafıklık, ister yerel ister küresel olsun, bir ertelenmiş eşik hâlidir. Dehlizde kalmak ontolojik bir kader değildir; fakat dehlizde kalma ısrarı, kararmayı üretir. Kararan ateş değildir; bakıştır. Nur ancak yüzeye çıkanları parlatır. Dehlizden çıkmak mümkündür, fakat bedeli vardır: tek yöne razı olmak, tek yöne razı olmak ise ateşe girmeyi göze almaktır.
Bu nedenle FETÖ, Davos ve yapay zekâ aynı hikâyenin farklı ölçekleridir. Açık düşmanlık sistemi sarsar; dehlizsel yerleşim onu içeriden çürütür. Ancak Kur’anî dizinin öğrettiği gibi, ateş sürekli yakılıp ona girilmediğinde, ateş bir gün yönsüzleşir ve dehlizi de yakar. O noktada artık gizli geçitler değil, açık sonuçlar konuşur.
Ateş yakılabilir.
Dehlizde dolaşılabilir.
Ama ateşe girilmeden nur taşınamaz.
Ertuğrul Tulpar
21 - Ocak - 2026