Küresel Dehlizden Yerel Münafıklığa: FETÖ Örneği
“Küresel dehliz” kavramı, yerel ölçekte ortaya çıkan münafıklık biçimlerinin nasıl beslendiğini, dolaşıma sokulduğunu ve meşrulaştırıldığını açıklamak için güçlü bir çerçeve sunar. Yerel münafıklık, kendi başına izole bir sapma değildir; çoğu zaman küresel dehlizin sunduğu dolaşım imkânları, belirsizlik alanları ve geri dönüşlü geçitler sayesinde varlık kazanır. Bu ilişki, Türkiye bağlamında FETÖ örneğinde belirginleşir.
Bu yapı, açık bir karşıtlık veya net bir cephe üzerinden değil; yeraltı mantığıyla örgütlenmiştir. Dışarıdan bakıldığında sivil toplum, eğitim, diyalog ve maneviyat dili kullanılırken; içeride çok katmanlı bir dolaşım, çift dillilik ve yön değiştirme pratiği işletilmiştir. Bu durum, klasik anlamda bir “örgüt gizliliği”nden ziyade, dehlizsel bir yerleşim biçimine işaret eder: tek bir merkeze bağlı olmayan, fakat merkezî hedeflere hizmet eden; çok çıkışlı ve geri dönüşlü bir ağ.
Bu ağın küresel ölçekte genişleyebilmesi, küresel dehlizin sunduğu koşullarla doğrudan ilişkilidir. Ulus-devletlerin egemenlik alanları arasındaki boşluklar, hukuki gri bölgeler, finansal dolaşım kanalları ve söylemsel meşruiyet üretim mekanizmaları, yerel münafıklığın uzun süre görünmez kalmasını mümkün kılmıştır. Bu noktada küresel dehliz, yerel aktörleri koruyan bir kalkan olmaktan çok, onları sürekli dolaşımda tutan bir ortam işlevi görür. Yapının Kuzey Amerika’dan Balkanlar’a, Avrupa’dan Afrika ve Orta Asya’ya uzanan yayılımı, yerel münafıklığın küresel dehlizle eklemlenmeden sürdürülebilir olmadığını açıkça gösterir.
FETÖ yapılanmasının ayırt edici özelliklerinden biri, ateşle kurduğu ilişkidir. Yapı, açık bir risk üstlenmekten sistematik olarak kaçınmış; fakat sürekli olarak ateş yakmıştır. Eğitim, medya, ekonomi ve bürokrasi alanlarında kurulan mekanizmalar, dönüştürücü ve kalıcı bir yüzey üretmekten çok, geçici aydınlanmalar ve meşruiyet parıltıları sağlamıştır. Bu parıltılar, Bakara suresinde anlatılan ateş metaforuyla örtüşür: ateş yakılır, çevre kısa süreli aydınlanır; fakat nur özneye yerleşmez. Aydınlanma görüntüsü vardır, yön yoktur.
Bu nedenle 15 Temmuz, ateşe girilen bir yüzleşme anı olarak değil; ateşin artık saklanamaz hâle gelmesi olarak okunmalıdır. Yerel münafıklık, uzun süre dehlizde dolaşarak riskten kaçınmış; fakat küresel dehlizin sunduğu geri dönüşlü geçitler daraldığında, ateş kontrolsüz biçimde açığa çıkmıştır. Bu noktada yapı, ne ateşi yönetebilmiş ne de ondan kaçabilmiştir. Sonuç, Tahrîm suresinde tarif edilen topolojik sonla örtüşür: ateşi yakan, sonunda ateşin yakıtına dönüşür.
Bu okuma, FETÖ’yü ahlaki bir sapma ya da bireysel ihanetler toplamı olarak ele almaz. Aksine, onu küresel dehlizle eklemlenmiş bir yerel münafıklık biçimi olarak konumlandırır. Burada belirleyici olan niyetlerden çok, yerleşimdir. Dehlizde kalma ısrarı, nurun aşınmasına; nurun aşınması ise ateşin kararmasına yol açmıştır. Böylece yapı, kendi yaktığı ateşin karartıcı etkisi altında kalmış ve sonunda o ateş tarafından tüketilmiştir.
Bu çerçevede 15 Temmuz, yalnızca bir darbe girişimi değil; küresel dehliz–yerel münafıklık ilişkisinin ifşasıdır. Dehliz belirli bir noktaya kadar koruyucu olabilir; fakat ateş büyüdüğünde, dehlizin kendisi de yanıcı hâle gelir. Yerel münafıklık, küresel dehlizin sunduğu belirsizlik alanlarında var olabilir; ancak bu belirsizlik dağıldığında, ateşin yönsüz yakıcılığı kaçınılmaz hâle gelir.
Ertuğrul Tulpar
21 - Ocak - 2026