Gönderen Konu: KÜRESEL DEHLİZ: NURUN ASKIYA ALINDIĞI DÜZEN  (Okunma sayısı 51 defa)

Ertugrul Tulpar

  • Newbie
  • *
  • İleti: 33
    • Profili Görüntüle
KÜRESEL DEHLİZ: NURUN ASKIYA ALINDIĞI DÜZEN
« : 21 Ocak 2026, 06:55:02 ös »
Küresel Dehliz: Nurun Askıya Alındığı Düzen


“Küresel dehliz” kavramı, münafıklığı yalnızca bireysel ya da yerel bir olgu olarak değil, dünya ölçeğinde işleyen bir yerleşim mantığı olarak düşünmeyi mümkün kılar. Dehliz burada bir metafor olmaktan çok, belirli bir siyasal–ekonomik işleyiş biçimini tarif eder. Açık cephelerin, net karşıtlıkların ve tek yönlü kararların yerini; dolaşımın, ertelemenin ve geri dönüşlü geçitlerin aldığı bir mekânsal düzen söz konusudur.

Küresel dehliz, klasik anlamda bir “merkez” üretmez. Aksine, merkez fikrini çoğaltarak belirsizleştirir. Kararlar tek bir yerde alınmaz; fakat hiçbir yerde de gerçekten sahiplenilmez. Sorumluluk dağılır, fail silikleşir. Bu nedenle küresel dehlizde kimse açıkça “ateşe girmez”; fakat ateş sürekli yakılır. Krizler ilan edilir, felaketler öngörülür, sert uyarılar yapılır; ancak bu uyarıları yapanlar, uyardıkları sürecin bedelini üstlenmezler. Dehliz, tam olarak bu bedelsizlik alanıdır.

Bu yapıda ateş, üretimin ve gücün sembolü olarak varlığını sürdürür. Finansal sistemler, teknolojik altyapılar, yapay zekâ ağları ve enerji rejimleri, küresel dehlizin ateşleridir. Bu ateşler sönmez; aksine giderek büyür. Ancak bu büyüme, yön üretmez. Kur’an’ın ifadesiyle burada nār vardır, nūr yoktur. Ateş yakar, fakat aydınlatmaz. Çünkü küresel dehlizde nur, bilinçli olarak askıya alınmıştır: yön tayini, etik sorumluluk ve geri dönüşsüz karar alma iradesi sürekli ertelenir.

Küresel dehlizin en ayırt edici özelliği, konuşmanın serbest; kararın ise muğlak olmasıdır. Davos gibi küresel platformlar bu nedenle önemlidir. Burada sistem kendi krizini yüksek sesle dile getirir, hatta itiraf eder; fakat bu itiraflar bir çıkışa değil, daha karmaşık bir dolaşıma hizmet eder. Kriz konuşulur, fakat krizden çıkış için ateşe girmeyi gerektiren bir yönelim önerilmez. Bunun yerine, yükün yeniden dağıtılması, maliyetin paylaşılması ve sürecin “daha kapsayıcı” hâle getirilmesi teklif edilir. Bu, dehlizden çıkmak değil; dehlizin daha konforlu hâle getirilmesidir.

Bu yüzden küresel dehliz, açık bir baskı rejimi değildir. Zorlamaz, yasaklamaz, susturmaz. Aksine, konuşmayı teşvik eder. Fakat bu konuşma, yön üretmeyen bir gürültüye dönüşür. Kur’an’ın münafıklar için kullandığı aşırı te’kid, yemin ve tekrar dili, küresel ölçekte yeniden üretilir: çok veri, çok rapor, çok senaryo, çok uyarı… ama tek bir yön yoktur. Dehliz genişler; çıkış görünmez hâle gelir.

Bu çerçevede küresel dehliz, modern dünyanın münafıklık biçimidir. Bu, tek tek aktörlerin niyetiyle açıklanamaz; çünkü mesele niyet değil, yerleşimdir. Küresel dehlizde yaşayan özne, sistemin tamamını reddetmez; ondan tamamen kopmaz da. Ateşi söndürmek istemez; ama ateşe girmeyi de göze alamaz. Böylece ateş sürekli başkalarını yakar, kendisi ise dolaşımda kalır.

Sonuç olarak küresel dehliz, karanlığın kaynağı değildir; kararmanın taşıyıcısıdır. Nur, tek bir anda yok olmaz; dehlizlerde dolaştıkça aşınır. Bu nedenle mesele yeni ateşler yakmak değil, dehliz mantığından vazgeçmektir. Aksi hâlde küresel ölçekte yakılan her ateş, ister teknoloji ister kalkınma ister güvenlik adına olsun, nursuz kalacak ve yönsüz bir yakıcılığa dönüşecektir.

Ertuğrul Tulpar