Gönderen Konu: KENT = ENSESTİYÖZ SİYASET  (Okunma sayısı 14 defa)

Ertugrul Tulpar

  • Newbie
  • *
  • İleti: 33
    • Profili Görüntüle
KENT = ENSESTİYÖZ SİYASET
« : 23 Ocak 2026, 09:38:18 ös »
Kent = Ensestiyöz Siyaset

Kent, masum bir yerleşim biçimi değildir.
Kent, siyasetin bedenidir.

Türkiye’de İslamcı ve muhafazakâr siyaset dahi kalkınmacı olduğu ölçüde Kemalisttir.
Çünkü kalkınmacılık, ister sol ister sağ dille konuşsun, kenti merkeze alır.
Kent ise tarafsız değildir.

Şehir dişildir; kent erildir.

Şehir; mesafe kurar, dolaşım üretir, nefes aldırır.
Kent ise mesafeyi kapatır, yoğunlaştırır, bastırır.
Bu nedenle kent, siyaseti de yoğunluk siyasetine zorlar: büyüme, hız, birikim, tahakküm.

İşte burada ensestiyözlük başlar.

Ensestiyöz siyaset;
kenti şehir zannederek
dişil olanı yakar,
yakıcılığı (nar) ilerleme diye sunar,
mesafeyi kapatmayı birlik sanır,
tekasürü kalkınma diye kutsar,
sermaye birikimini kader gibi dayatır.

Geriye ne kalır?

Yalnızca eril bir güç gösterisi.
Gürültü vardır, yön yoktur.
Işık vardır, nur yoktur.
Ateş vardır; fakat yalnızca nar olarak tecrübe edilir.

Bu yapı bir Seküler Kafes üretir.

Seküler kafes, özneyi tamamen karanlığa hapsetmez;
ışığı büker, yönü bozar, istikameti iptal eder.
Kentte yaşayan özne ateşi görür, ama ondan geçemez.
Yanmaz; fakat yakılır.

Bu yüzden kent merkezli her siyaset, ister “İslamcı”, ister “muhafazakâr”, ister “sol” olsun,
son tahlilde ensestiyöz bir siyasettir.

Çünkü şehir kurmaz.
Sadece kenti çoğaltır.

Ve kentin çoğaldığı yerde,
siyaset ahlâk üretmez,
istikamet doğurmaz,
yalnızca daha büyük bir kafes inşa eder.

Ertuğrul Tulpar
23 - Ocak - 2026