Gönderen Konu: Dış Politikada Yeni Paradigma: Seküler Kafesin Çöküşü, Göçer-Evli Ufkun Doğuşu  (Okunma sayısı 71 defa)

Ertugrul Tulpar

  • Newbie
  • *
  • İleti: 36
    • Profili Görüntüle
Dış Politikada Yeni Paradigma: Seküler Kafesin Çöküşü, Göçer-Evli Uygarlık Ufkunun Doğuşu

Dünya jeopolitiğinde son günlerde yaşanan tartışmalar, artık 20. yüzyılın paradigma çatışma modelleriyle açıklanamayacak kadar hızlı bir kırılma sürecine işaret ediyor. ABD Başkanı’nın sosyal medya üzerinden paylaştığı ve Kanada, Grönland ve Venezuela gibi bağımsız devletleri ABD’nin parçası gibi gösteren haritalar küresel siyaset yorumlarını sarsmış durumda; bu tür temsiller uluslararası kamuoyunda “emperyal fantezi” ve “yayılmacılık” gibi başlıklarla tartışılıyor.

Bu gelişme, Trump’ın yalnızca askeri veya ekonomik baskı araçlarıyla değil, aynı zamanda algı ve temsil araçlarıyla da uluslararası sınırları yeniden tanımlama yönelimi ortaya koyduğu algısını güçlendiriyor.

Buradan hareketle, mevcut dünya siyaseti üç temel olgu üzerinden yeniden okunmalıdır.

1. Seküler Kafesin Çöküşü ve Kentçi İktidarın Sınırları

Bugün küresel siyasetin hâkim dili hâlâ “liberal uzlaşma”, “uluslararası hukuk”, “serbest piyasa entegrasyonu” gibi seküler çerçevelerle ifade edilmeye çalışılsa da, bu dil artık olayların arka planındaki belirleyici iktidar dinamiklerini açıklamıyor.

Seküler kafes, inancı — ister ulus-devlet kimliği, ister kültürel aidiyet olsun — siyasetin dışına iter ve meseleleri teknik normlara indirger. Oysa harita gibi provokatif temsiller, siyaset alanını etkisizleştirilmiş normlar üzerinden değil, doğrudan güç iddiaları üzerinden yeniden çerçeveler.

Bu, seküler kafesin iç tutarlılığını kaybettiği bir tehâfüt anıdır. Sistem, kendi mantığıyla çelişmeye başlar.

2. Küresel Dehliz ve Yeni Yayılmacılık Temsilleri

Bugün dolaşıma sokulan bu haritalar yalnızca bir medya içeriği değildir. Bunlar, egemenlik iddialarının normatif dillerin ötesinde meşrulaştırılma girişimleridir.

AI üretimi haritalar birer grafik değil, metaforik güç cümleleridir:
“Bu coğrafya üzerinde tasarruf edebilirim.”

İşte küresel dehliz tam burada çalışır. Hukuk normatif düzeyde konuşur, güç ise pratikte işler. Küresel dehliz, gerçek kararların alındığı yeri görünmez kılar, sorumluluğu dağıtır, faili belirsizleştirir. Siyaset vitrinde kalır, iktidar yeraltında dolaşır.

3. Göçer-Evli Ufuk ve Yeni İttifak Mantığı

Bu bağlamda Yeni Türkiye Siyaseti’nin önerdiği kavramsal harita anlam kazanır. Merkezsizleşen dünya, tek merkezli hegemonik modellerle açıklanamaz.

Göçer-Evli Uygarlık tecrübesi, kent-merkezli, dikey ve tahakkümcü imparatorluk aklının karşısına heterarşik, ağsal ve ölçek koruyucu bir siyasal tahayyül koyar.

Bu ufukta belirleyici olan yalnızca askerî ya da ekonomik güç değildir. Meşruiyet, sembol, temsil ve ahlâk da siyasal denklemin parçasıdır. Tam bu noktada, seküler insan hakları ve hukuk söylemleriyle kendini meşrulaştırmaya çalışan küresel güçlerin, pratikte çıplak güç söylemlerine yaslandığı açığa çıkar.

Sonuç: Dış Politikanın Yeni Mantığı

Bugün dış politika artık klasik blok çatışmaları üzerinden okunamaz. Mesele bir ABD-Rusya gerilimi ya da Atlantik-Avrasya karşıtlığı değildir. Mesele, seküler normların çözülmesi, temsilin güç söylemine dönüşmesi ve yeni hegemonik dillerin sahneye çıkmasıdır.

Trump’ın paylaştığı harita, bu dönüşümün bir göstergesidir. Küresel iktidar artık yalnızca tankla, parayla ya da yaptırımla değil; algı, temsil ve sembolik meşruiyet üzerinden kurulmaktadır.

Bu nedenle “bildiğimiz dış politikayı unutmak gerekir” cümlesi bir temenni değil, bir zorunluluktur. Eski dil çökmüştür. Yeni siyaset, yeni kavramlar talep etmektedir.

Ertuğrul Tulpar
24 - Ocak - 2026


NOT
Bu çalışmada kullanılan “Göçer-Evli Uygarlık” kavramı, Lütfi Bergen’in uzun yıllara yayılan düşünce emeğinden beslenmektedir. Kavram, burada Bergen’in kurucu çerçevesine sadık kalınarak, güncel siyasal ve mekânsal tartışmalar bağlamında yeniden ele alınmıştır.
« Son Düzenleme: 24 Ocak 2026, 03:48:06 ös Gönderen: Ertugrul Tulpar »