Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Hüseyin KAÇIN / SEVMESEN DE BENİ
« Son İleti Gönderen: trakya 05 Mayıs 2026, 06:54:43 ös »
SEVMESEN DE BENİ

sevmenin zalim bir yanı vardır
ağır bir yüktür

taşımasının
yüreğe ağır gelen bir yanı da vardır

ömür dediğin nedir
sararıp solmaktır

sevdikçe yürüsende
yolların sonu yoktur


05 Mayıs 2026
18:45
İstanbul
2
Psikoloji / Ynt: "TRANS ÇOCUKLAR VARDIR" CİNAYETLERİ YA DA KATLİAMI
« Son İleti Gönderen: trakya 05 Mayıs 2026, 05:46:33 ös »
New York Post gazetesi salı günkü gazete manşetinde transları hedef aldı: "Transseksüel katil Hıristiyan okulunu hedef aldı."

Okuldan gelen açıklamada ise, "Çok büyük bir kayıp, yas tutuyoruz. Bu saldırı okulumuzu ve kilisemizi paramparça etti. Öğrencilerimizi, ailelerimizi, öğretim üyelerimizi ve personelimizle iyileşme sürecine başlamaya odaklandık" ifade edildi.

Ne olmuştu?
ABD'nin Tennessee eyaletinin başkenti Nashville'de gerçekleşen saldırıda üçü çocuk ve üçü yetişkin olmak üzere 6 kişi yaşamını yitirdi. Saldırgan Audrey Hale'in (28) öldürüldüğü açıklandı. Nashville polisi yaptığı açıklamada, saldırganın bir zamanlar bu okulda eğitim aldığını duyurdu.

Nashville Polis Şefi John Drake, NBC News'ten Lester Holt'a verdiği demeçte saldırganın saldırıyı ayrıntılı haritalar ve gözetleme kayıtlarıyla dikkatlice planladığını aktardı.


https://bianet.org/haber/nashville-trans-toplulugu-guvende-hissetmiyor-276515
3
Psikoloji / Ynt: "TRANS ÇOCUKLAR VARDIR" CİNAYETLERİ YA DA KATLİAMI
« Son İleti Gönderen: psikolog 03 Mayıs 2026, 07:50:44 ös »
TRANS ÇOCUKLAR VARDIR CİNAYETLERİ YA DA KATLİAMI

İsa Aras Mersin'li dijital saldırı oyunu pubg değil eşcinsel ya da trans çocuk cinayeti ya da katliamıdır.
Türkiye'de Üniversiteler ve özellikle Tıp Fakülteleri trans ameliyatları çetesi tarafında kuşatılmıştır. Bu çetenin kurucusu İsrail'in istihbarat örgütü Mossad'tır. Tıp fakültelerinde trans ameliyatlarını yapan kişiler Mason ya ta Rotaryen örgüt mensubu akademisyenlerdir.

14 yaşındaki İsa Aras Mersinli bu cinayetleri ya da katliamı işlemeseydi 18 yaşına geldiğinde ailesinin bilgisi ya da onayına gerek duymadan Çapa ya da Hacettepe Tıp Fakültelerinde cinsiyet değiştirme ameliyatı olma girişimlerini başlatacağını öngörebiliriz.

Türkiye çocuklarını ve gençleri Trans ameliyatları çetesinin oyunlarından ve tuzaklarınında korumalı ve kurtarmalıdır.

Devlet adamlarımız bu saldırılardan derin üzüntü duymak yerine bir an önce bu örgüt ya da çetelere devletin demir yumruğunu vurmalıdır.

KENDİNİ ÜSTİNSAN (Übermensch) OLARAK TANIMLADI

“Ben bir dahiyim. Herkesten daha iyiyim. En üstün insanım. Kendime sadığım. Ben daha iyiyim. Ortalama zekanın çok üstündeyim. 130 IQ testim vardı. Okulda hiç çalışmadan hep yüksek notlar aldım.”

Friedrich Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt eserinde kavramsallaştırdığı Üst İnsan (Übermensch), geleneksel ahlakı ve nihilizmi aşarak kendi değerlerini yaratan, yeryüzüne bağlı, yaratıcı ve yaşamı onaylayan en üst insan mertebesidir. "Sürü" insanından kopuşu temsil eden bu figür, güç istenciyle kendini gerçekleştirir.

Ruh Sağlığımızın Toplumsal Yansıması Kadına Şiddetin Kökeni:

Türkiye’de yakın gelecekte  dünyanın en yalnız insanları olarak yetişecek olan  deist, ateist ve biseksüel genç nesillerimizin içindeki Friedrich Nietzsche’lerimiz “Tanrı Öldü“ diye haykıracaklardır. Omnipotans, Tümgüçlü yani Kadiri Mutlak olan, dindarlıktan uzak olduğu oranda çocuk tanrı’lar neslimizi ailelerimizde anne babalar olarak ve okullarımızda ise öğretmenler olarak el birliği ile yetiştiriyoruz.

Tanrı’yı öldüren Friedrich Nietzsche midir?


https://www.habervakti.com/ruh-sagligimizin-toplumsal-yansimasi-kadina-siddetin-kokeni-ve-icimizdeki-seytan

https://escinselterapi.net/forum/
4
Psikoloji / Ynt: KADIN İKTİDAR DEVLET
« Son İleti Gönderen: psikolog 03 Mayıs 2026, 07:48:36 ös »
Psikolog Hüseyin Kaçın, TV 2000'deki
"Bugün Kadınlar Ne Konuşuyor" programında
kadına şiddet, kıskançlık ve eşcinsellik hakkında, tartışma yaratacak açıklamalar yaptı.
Kıskançlığın yetersizlik olduğunu belirten Kaçın, "O erkeklerin bilinçaltında gizli eşcinsel duygular söz konusudur" dedi.

Hüseyin Kaçın’ın "Bugün Kadınlar Ne Konuşuyor" programında kıskançlık ve eşcinsellik hakkında, tartışma yaratacak o sözleri:

"Kadına şiddet konusunda, patolojik konuda ise o da bilinçaltında derin bir konu. Aslında o erkeklerin bilinçaltında gizli eşcinsel duygular söz konusudur. Kendisi fantezisinde eşini başka bir erkekle hayal ettiğinden cinsel bir uyarılma yaşıyordur ama eşcinsellik korkusunu bastırmak için sanki kendisinin beğendiği o erkekle eşinin bir ilişkisi varmış gibi bir kıskançlık yaratıyor. Sonra bilinçaltındaki bu eşcinsel olma korkularından dolayı yine faturayı kadına çıkarıyor."

https://www.instagram.com/reel/DX4iSrWgJZt/?igsh=MWY3d2d2bWh4eW93dA==

izlemek için linki tıklayınız
8
2.terapi yazısı

Tekrar merabalar emre ben. Aynı gün ikinci yazıyı da aradan çıkarayım dedim.ilk terapi bittikten sonra biraz taksimde dolaştım. İstanbula tek başıma gelmiştim ve bir sürü şey deneyimledim tek başıma. Tek başıma metroda yolculuk yapabilmek bile çok güzel hissettirdi bana çok özgüvenli hissettirdi. Yaklaşık bir hafta sonra tekrsr gelmek istedim. Çünkü iyileşeceğime dair inancım artmıştı. Hüseyin hoca her şeyi güzelce açıklamıştı inancım daha da oluştu yani. Oluşmak zorundaydı zaten çünkü başka bir şansım yoktu. İkinci terapide genelde tacizler hakkında konuştuk. Cinsel ilişki şeklinde bir taciz yaşamadım ama genel olarak yaşadıklarım oral şeklindeydi ama sonuçta bunlar da bir tacizdi. Tacizlerin bende bu kadar büyük bir etki bıraktığını düşünmemiştim hiç. Halbuki hep hayatımdaymış ama ben farketmemişim. Yaşadığım sıkıntıların bunalımların çoğunun kaynağı tacizlermiş. Bir takık kişisel kimlik bozukları oluşmuş bende bunların nedeni de tacizlermiş hiç bu şekilde düşünmemiştim hüseyin hoca bu konuda aydınlattı beni. Bunların geçmesi için tacizciyle yüzzleşmem gerektiğini söyledi nasıl yapacapım bilmiyprum korkuyla karışık bir duygu içindeyim ona karşı ama yapmam lazım onu da biliyorum. Bu zamana kadar o kişiye karşı korkarak çekingen bir şekilde yaşamışım ve bu genel hayatıma da yansıdı aslında. Zaten nefret ediyorum o kişilerden bir gayretle bu görevi yerine getirmem lazım. Sanırım en zor görevim bu olacak ama gözümde büyütmemem lazım. Genel olarak bunlardan konuştuk. Çok endişelenmem gerektiğini beni iyileştirebileceğini söyledi. Ben de güveniyorum hocama. Sadece pes etmemem gerektiğini ve umutsuz olmamam gerektiğini söyledi. Beni eşcinsel yapan şeyin biraz da özgüvensizlik eziklik aşağılık kompleksi vs bunların birleşimi olduğunu düşünüyorum çünkü ağır bir travmam veya aile içi geçimsizlik vs yoktu yani. Bilemiyorum. Hocanın isteyenleri iyileştirebileceğini düşünüyorum 16 yıllık tecrübesi olduğunu söyledi. Çok ciddi bir süre cidden. Umarım kimse bu durumla yüzleşmek sınanmam ve kurtulmak zorunda kalmaz. Diğer hiç bir şeye benzemiyor bu durum çünkü. Tek bildiğim şey bu durumdan kurtulmak istediğim böyle yaşanmıyor çünkü erkek olduğun için doğal olarak erkek ortamlarında bulunuyorsun ama sürekli bir çekim hissetiğin için gittiğin yerlerde rahat rahat oturamıyorsun. Ama iki terapiden sonra biraz daha azaldı diyebilirim ama bir şey demek için erken sanırım. Umarım son bulur bu durum yani. En son sabah yaşadığım bir olayı da anlatamamı istedi hoca. Sabah otobüsten inerken otogarda tuvalete gitmek istedim. Orada bir tane adamla denk geldim. Penisi kalkmıştı ilgimi çekmişti. Sonra pisuvara gitti işemek için. O sırada benim de gözüm kaydı biraz. O kişi eşcinsel olduğunu söyledi. Benim baktığımı farkedince o da bana doğru uzattı penisini. Kendimi zor tuttum orada daha ileri gitmemek için ama sadece dokunma isteği vardı cinsel ilişkiye girmek yoktu. Bana dokunmaya yeltendi ama irkildim hemen. Daha ileri de gitmedim çıktım hemen biraz kötü oldum elim ayağım titredi çünkü kötü hissetim hem günah bir şeydi ama ileri götürmedim olayı ben izin verdeydim her şey gerçekleşecekti ama ben durdurabildim kendimi. Hüseyin hocaya anlattım. Eşicnsel kimliğin güçlü olmadığı için kendini durdurabilmişisn dedi yoksa istesen ortam hazırdı dedi. Sürekli kendimi takdir etmem gerektiğini ve aşağılık kompleksinden kurtulmam gerektiğini söyledi hoca terapi boyunca. Kendimle guru duymam gerektiğini hatırlattı bana. Allahın karşısında ezik bir şekilde dua etmemem gerektiğni güçlü bir duruş göstermem gerektiğini söyledi.
9
1.terapi yazısı

Merhabalar. Hüseyin hoca terapi yazısını yazanlar ve ses kaydını dinleyenler daha kısa sürede iyileşir dediği için şuan bunu yazıyorum içimden çok gelmesede. İsmim Emre. Karadenizde yaşıyorum. Terapiye 2 3 hafta önce ilk defa gittim. Bu kararı vermek hiç kolay olmadı. Hüseyin hocayla ilk defa ekim gibi iletişime geçtim sosyal medyadan gördüm zaten arayıştaydım karşıma çıkmış oldu.
İstanbula gelmemi söyledi ama ben cesaret edemedim. Tek başıma hiç istanbula gitmemiştim yani. Çok korkuyordum. Çok bunaltıyordum bu sıkıntım yüzünden asla hayatıma odaklanamıyorum yani ders çalışmam lazım ama ders de çalışamıyorum. 5 6 ay bu şekilde geçti daha doğrusu geçemedi yani. Çok kötü zamanlardan geçtim psikolojik olarak hala geçiyorum ama terapiye geldiğimden beri daha iyiyim. Evde sinir krizi geçiriyordum ağlama krizi geçiriyordum bu durumu kabullenemiyorum asla kendime yakıştıramıyorum. 5 6 ay böyle geçti. Ama artık canıma tak edip iki üç hafta önce ilk kez terapiye gittim aslında hiç korktuğum kadar değilmiş yani istanbula gelmek. Kafamda bayağı abartmışım. İlk terapiye geldim. Hüseyin hoca daha samimi biriymiş yani telefondaki kadar falan değilmiş. Bu da onun bir taktiği sanırım. Ben baya çekingen girdim içeri korkuyorum yani kimseye anlatmamıştım bu durumu. Bana sorular sordu işte ilk başta neden bu kadar uzattığımı süreci sordu. Daha önce gelmeliydin falan dedi. Çok haklı yani ama cesaret edemedim bir de maddi durumlar falan. Ailemi sordu anlattım. Genel olarak kadınların çoğunluklta olduğu bir ailem var maalesef. Babam da evde kalmıyor işinden dolayı ben de annemle yatardım küçükken uzun bir süre boyunca. Bu durumda olmamın temel nedeninin annemle yatmam olduğunu söyledi hoca. Olabilir mantıklı geldi. Annemle hep biraz daha samimiydim zaten babama göre. Genel olarak eşcinselliğin çok güçlü olmadığını penis fetişizmi olduğunu söyledi bana benim için. Yani çok ileri seviyede değilsin dedi. İçim çok rahatladı cidden. Genel olarak bunlardan konuştuk takıntılarımdan hayatta zorlandığım konulardan vs konuştuk kendimi biraz daha anladım yani. Kendimi strese korkuya kaygıya vs sokmamam gerektiğini söyledi bu durumu artttıracağını söyledi. Elimde olmasa da bazen çok kaygılanıyorum ama yapmamaya çalışıyorum. Cidden ben napıcağımı bilmiyorum çok zor durumdayım ama hüseyin hocaya beni iyileştireceğine dair güveniyorum.ben bu durumda olmayı hak etmedim sadece bunu biliyorum. Kaç senedir bunula uğraşıyorum çok bunalıyorum. Artık sadece bitsin istityorum diğer yaşıt erkeklerim gibi olabilmek istiyorum sadece bunları hak etmedim yani kimi suçlayacağımı da bilmiyroum. Kimseye açıklayabileceğim bir şey de değil ki öyle bir durum da değil yani. Anlatacak başka bir şey gelmiyor aklıma öyle büyük travmalar olaylar yaşamış biri de değilim içimden gelenleri yazdım kalanları diğer yazılarda yazarım şimdilik böyle olsun...
10
Bağımlı Olan Yalnız Kişi Değildir; Bazen Ailenin Kendisi de Çözülmektedir
◆ ◆ ◆

Uyuşturucu bağımlılığına çoğu zaman yanlış yerden bakılır. Kimi onu sadece bireyin irade zaafı sayar; kimi de meseleyi yalnızca kimyasal bir hastalık gibi ele alır. Oysa gerçek tablo daha karışıktır. Bağımlılık, tek bir bedende görünen ama çoğu zaman bir ilişkinin, bir ev ikliminin, bir aile geriliminin içinden büyüyen düğümdür. Maddeyi kullanan kişi birdir; fakat o maddenin etrafında bozulan şey çoğu zaman bütün ailedir.

Bazı ailelerde bağımlı birey, yalnızca “sorun çıkaran kişi” değildir. O, ailenin konuşamadığı şeylerin dili, bastırdığı öfkenin taşıyıcısı, gizlediği utancın açık yarası haline gelir. Evde yıllarca biriken gerilim, sevgisizlik, tutarsızlık, sınır erozyonu, korku ve çaresizlik bazen tek bir kişi üzerinden patlak verir. Böylece aile, kendi içindeki yarığı görmek yerine bütün meseleyi “o çocuk bozuldu”, “o adam mahvoldu”, “o kadın yoldan çıktı” diye tek kişiye yükler. Oysa bazen bağımlı kişi sadece düşen değildir; aynı zamanda ailenin çöken yapısını üzerinde taşıyandır.

Burada ince bir ayrım vardır. Elbette her bağımlılık doğrudan aile suçudur denemez. Bu kadar kolay bir hüküm doğru olmaz. Genetik yatkınlık vardır, travma vardır, çevre vardır, yoksulluk vardır, yanlış arkadaşlıklar vardır, maddeye erişim kolaylığı vardır. Fakat bütün bunlar arasında aile, çoğu zaman ilk huduttur. O hudut zayıfsa, çocuk sevgiyi güven olarak değil; belirsizlik, korku ya da ihmal olarak yaşamışsa, ev dediğimiz yer sığınak olmaktan çıkıp gerilim alanına dönüşmüşse, bağımlılık yalnızca dışarıdan gelen bir zehir değil; içeride çoktan kurulmuş çözülmenin dışavurumu haline gelir.

Bağımlı ailelerde sık görülen şey, yalnızca acı değil; bozuk merhamettir. Anne kurtarmaya çalışır, baba saklamaya çalışır, kardeş utanır, eş katlanır, herkes “idare edelim” der. Ama tam da bu idare etme biçimi hastalığı besler. Borç kapatılır, yalan örtülür, kriz normalleştirilir, rezalet gizlenir. Aile bunu sevgi sanır; oysa çoğu zaman bu, sevginin hudutsuzlaşmış ve çürümüş biçimidir. Merhamet sınırla birleşmediğinde, şefkat tedavi değil, çöküşe ortaklık üretir.

Bağımlılığın olduğu evlerde roller de bozulur. Baba baba gibi duramaz, anne anne gibi kalamaz, çocuk çocuk olmaktan çıkar. Kimi evde çocuk ebeveynleşir; kimi evde ebeveyn çocuklaşır. Biri sürekli kurtaran olur, biri sürekli yutan, biri susan, biri patlayan, biri de herkesin yükünü sırtlanan görünmez hamal. Böylece aile dediğimiz yapı, üyelerini taşıyan bir düzen olmaktan çıkar; herkesin birbirinin krizine gömüldüğü bir bataklığa döner. Artık ev, barınak değil; gerilimin mekânıdır.

En yıkıcı şeylerden biri de inkârdır. Çünkü bağımlılık çoğu zaman önce bedeni değil, hakikati tahrip eder. Aile gerçeği görmek istemez. “Aslında kötü çocuk değil”, “isterse bırakır”, “bir dönem geçiyor”, “bizim yüzümüzden değil”, “rezil olmayalım” gibi cümleler, gerçeğin üstüne çekilmiş örtülerdir. Fakat unutulmamalıdır: Hakikatin üzerini örten her aile, bir süre sonra bağımlının değil, bağımlılığın ailesi haline gelir.

Psikodinamik açıdan mesele daha da derindir. Çünkü bazı bağımlılar gerçekten de ailenin bastırdığı çatışmanın belirtisi gibi iş görür. Evde kimsenin dillendiremediği öfke, değersizlik, kırgınlık, reddedilmişlik, hatta kuşaklar arası aktarılmış aşağılanma duygusu, bir kişide semptom haline gelebilir. O kişi maddeye gider; ama aslında oraya yalnız gitmez. Evdeki suskunluk, bastırılmış saldırganlık, sevgi açlığı ve tanınmama hissi de onunla gider. Madde bazen keyif için değil; içteki dağılmayı tutmak için, ruhsal gürültüyü susturmak için, eksiklik duygusunu uyuşturmak için kullanılır.

Tam da burada şunu söylemek gerekir: bağımlı kişi çoğu zaman “ahlâksız” değildir; ama çoğu zaman hudutsuzdur. Ve hudutsuzluk, yalnız onun kişisel kusuru değil, çoğu kez aile yapısının dağılmış olmasının sonucudur. Çocuk, sınırı sevgiyle öğrenememişse; yasak ile nefret, ilgi ile kontrol, şefkat ile tahakküm birbirine karışmışsa, sonra hayatta önüne çıkan ilk sahte sığınak olan maddeye tutunması şaşırtıcı değildir. Çünkü madde, kısa süreli bir sahte tutrak sunar: acıyı susturur, boşluğu örter, kaygıyı bastırır. Ama bedeli ağırdır; özneyi ayakta tutmaz, tersine içeriden çözer.

Yine de bütün mesele karanlık değildir. Çünkü aile yalnızca bağımlılığı üreten yer değil, bazen iyileşmenin de başladığı yerdir. Fakat bunun için aile önce kendine yalan söylemeyi bırakmalıdır. Kurtarmak ile kolaylaştırmak arasındaki fark görülmelidir. Sevgi ile gevşeklik, merhamet ile suç ortaklığı, destek ile teslimiyet ayrılmalıdır. Aile yeniden hudut kurmayı öğrenmeden bağımlılık döngüsü kolay kolay kırılmaz. Çünkü bazı durumlarda tedavi, önce bağımlının değil ailenin gerçekle tanışmasıyla başlar.

Sonuç olarak uyuşturucu bağımlılığı, tek kişinin düştüğü bir kuyu değildir. Bazen o kuyu çok önceden aile içinde kazılmıştır. Maddeyi kullanan kişi sadece ilk görünen çöküştür. Bu yüzden meseleyi sadece bireye yüklemek de, bütünüyle aileye yıkmak da yanlıştır. Doğru olan şudur: bağımlılık, biyolojik, ruhsal ve toplumsal bir bozukluktur; ama aile, bu bozukluğun ya çoğaldığı ya da durdurulduğu ana eşiktir. Hudut çökerse madde içeri girer. Hakikat bastırılırsa bağımlılık kök salar. Aile gerçeğe döner, sınır koyar, inkârı bırakır ve sahte merhameti terk ederse, bazen çöküşün içinden bile bir çıkış yolu açılabilir.

◆ ◆ ◆

Ertuğrul Tulpar
29 Nisan 2026
Sayfa: [1] 2 3 ... 10