Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg
2
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg
3
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg
4
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg
6
Psikoloji / мелбет зеркало рабочее на сегодня
« Son İleti Gönderen: Stevenjaw 19 Mayıs 2026, 03:39:20 ös »
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg
7
Psikoloji / мелбет букмекерская
« Son İleti Gönderen: Stevenjaw 18 Mayıs 2026, 10:12:43 ös »
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg
8
Psikoloji / melbet casino
« Son İleti Gönderen: Stevenjaw 18 Mayıs 2026, 04:13:39 öö »

Слоты, рулетка, покер — казино Мелбет дарит бонусы.
Официальное онлайн-казино — удобные способы оплаты.
Melbet казино — выбор профессионалов — живое казино с реальными дилерами.
Выбирайте что удобнее — разница только в адресной строке.
 
Source:
 
melbet casino
9
BİR ERKEK TARAFINDAN TACİZE UĞRADIM
YENİDEN EŞCİNSEL OLUYORUM

Ne olduğu belli olmayan bir biseksüel olarak şunu söyleyebilirim ki bir kadına aşık olmak ile bir erkeğe aşık olmak tamamen farklı deneyimler. Love is love ifadesi benim için doğruluğunu yitirmiştir. Lady Gaga’nın dediği gibi “it wasn’t love it was a perfect illusion”
İkisinde de beynin farklı taraflarının çalıştığını ve salgılanan hormonların yani hissedilen şeyin farklı olduğunu söyleyebilirim. Yani bir erkeğe ve kadına duyulan aşk elma ve armut kadar birbirinden farklı.

Bir erkeğe aşık olduğumda zaten bir ilişkimiz olmayacağını biliyorum ve ben de olmasını istemiyorum. Çoğu zaman karşı taraftan karşılık almamak yani aşkın başarısızlıkla sonuçlanması bir şükür sebebi oluyor. Ama aynı hezeyanı bir kadına karşı yaşamak çok daha yıkıcı oldu. Çünkü bahanem kalmadı. Nihal aşkıma karşılık vermediği için “e zaten erkekti aşkımızın platonik kalması daha güzel oldu” diyemedim.

Hadi o zaman birkaç ay geriye gidelim. Bütün dedikoduları anlatayım size. Bir gün tesadüfen bir adamla tanıştım. Kendisiyle sadece ayaküstü iş hakkında konuştum. Beni köfteci dükkanına davet etti. Tabi ki gitmedim 2 ürün satacaz diye kimsenin peşinden gitmem. Gel zaman git zaman 2 hafta geçti. Aynı adamla yolda karşılaştım. Ürünleri daha detaylı anlatmam için çok ısrar etti. Teklifini kabul ettim. Ben sandım ki bir kafede oturup konuşacağız. Adam beni evine götürdü. Eve girmiyim rahatsızlık vermiyim şurdaki kafelerde bi çay içelim desem de adam “zaten kedime mama su vermek için gelecektim” dedi. Evi stüdyo daireydi 1+0 yani kıç kadardı. Tek bir ikili kanepe vardı ve dip dibe oturduk. Ben hala bir aksilik olduğunu anlamadım. Ama bu piç git gide sırnaşmaya başladım. Önce bacaklarını benim bacaklarımın hemen dibine park etti. Sonra omzumu ve sırtımı sıvazlamaya başladı. Ben çok odaklı bir şekilde ürünü anlatmaya çalıştığım için adamın beni sikmeye çalıştığını çok geç anladım. Gerilmeye başladım, çok stress oldum kızardım bozardım. Bu piç sikini felan kaşımaya başladı. Bir ara romantik romantik şakalar yaptı. Ses tonu çok inceldi, bakışları bir yavru kedi gibiydi adeta onunla sikişmem için yalvarıyordu. En son elini daldırıp atletimi kaldırdı belimi okşadı felan. Tüm bunlar olurken ben yalnızca gözlemciydim. Ne adama tamam sikişelim dedim ne de oradan siktirip gidebildim. Far tutulmuş tavşan gibi kaldım. Ve adam beni ellerken ben ürünü anlatmaya devam ettim. Sonra ilk şokları atlatınca ben artık kalkayım dedim. Kalktım. Sonradan durumu analiz ettiğimde şunu fark ettim. Asıl yapmam gereken orada bu piçi dövüp bağırıp çağırmamdı ama ben sessiz kaldım çünkü taciz bile olsa bir insanın benimle ilgilenmesi hoşuma gitti ve ona izin verdim. İlgi orospuluğunun geldiği son noktadayım. Hayatımı mahvedecek iki seçenek vardı: Birincisi, köfteciye verip eşcinsel olacaktım. İkincisi, Nihal’e verip aids olacaktım. Ben ikincisini seçtim çünkü eşcinsel olma korkularım tetiklenmişti. Sonuç olarak kimseye veremedim ama çok sağlam sikildim. Amı götü dağıttım. Nihal ile sinemaya gittik sonrasında kahve tatlı derken 6-7 saat birlikte vakit geçirdik. Çok fazla gülüp eğlendik. Hayatımın en güzel günlerinden biriydi. Artık gece 2 suları oldu AVM nin karşısındaki parka gittik banka oturduk. O bankta bir paket sigara bitirdim çünkü artık ona aşık olduğumu söyledim. Zaten içten içe bildiğini biliyordum. Normalde yapamayacağım bir cesaret gösterdim. Ve en başından ona karşı hissettiğim her şeyi ve yaşadıklarımı anlattım. Anlayışla karşıladı asla yargılamadı. Zaten o da beni sevse bile bir ilişkimiz olamayacağını biliyorduk çünkü Nihal HIV+ idi. Her şeyi ona anlatınca çok rahatladım ve artık onunla sansürsüz konuşmaya başladım. Yani artık onu özlediğimde veya arzuladığımda onu görüntülü arayıp bunu ona söylüyordum ve muhabbet ediyorduk. Hatta defalarca evlenme teklifi bile ettim. O şakaya vurdu ama ben ciddiydim evet dese evlenirdim. Aşktan gözüm kör olmuştu çünkü. Artık ben diye bişey yoktu bu hayatı yalnızca Nihal için yaşıyordum. Obsesyonun zirvesiydi. Her gece bir yastığımı Nihal olarak hayal edip ona sarılıp onunla uyuyordum. Nihal’i düşünerek mastürbasyon yapıyordum hayaliyle sevişiyordum. Herkese onu anlatıyordum. Ona şarkılar yazıyordum. Özellikle geceleri Nihali o kadar özlüyordum ki nefesim kesiliyordu panik atak yaşıyordum. Yoksunluk krizi gibiydi. O da ona olan ilgimi kullanıyordu çünkü ben izin veriyordum. Bir ilgi orospusunun isteyeceği en iyi şey benim gibi bir enayidir. Artık Nihal ona olan aşkımın biraz şizofrenik bir yere evrildiğini fark etti. Kabul ediyorum belki biz sevgili değildik ama ben onunla sevgiliydim. Tek başıma bu aşkın hakkını verdim. Ve nihale artık sevgiliymişiz gibi davranıyordum. Samsun a gittiğimizde Nihal’i oradaki arkadaşlarıma “Yengeniz” olarak tanıştırınca Nihal bana biraz şizofrensin dedi kskfkdk
Bu lafa çok bozuldum çünkü Nihal onların yengesiydi. Aynı günün akşamı Nihal çok sıkıcı, soğuk ve saçma konuşmalar yaptı.  40 saat aşkın basit bir obsesyon olduğunu çok saçma bişey olduğunu aşka inanmadığını felan anlattı. Bu söyledikleri benim kalbimi çok kırdı çünkü Nihal ona köpek gibi aşık olduğumu bile bile bunları söyledi. Aşkıma saygısızlık yaptı. Beni arkadaşlarımın yanında rezil etti. Hatta Fatih dayanamadı ve Nihal’e “ o zaman siktir git buradan” dedi. Yüzsüz gitmedi tabi. Ben ondan o kadar soğudum. Elhamdulillah Aşk iptal oldu. Onu tanrı yapıp çıkardığım göklerden indirdim. Ve ona artık kendisinden tiksindiğimi söyledim. Bi daha İstanbul’a gelme Samsun da yaşa dedim. Ertesi gün biz arkadaşlarımla İstanbul’a döndük. Nihal ile hiç konuşmadım 2 hafta sonra o da İstanbul’a döndü. Hafta bir gün aynı ofiste olmamıza rağmen hala konuşmuyorum onunla. O yokmuş gibi davranıyorum ona bakmıyorum görmüyorum duymuyorum. Tiksiniyorum çünkü fiziksel olarak gerçekten midem bulanıyor. Hiç haketmeyen biri uğruna neredeyse sağlığımdan oluyordum hiv kapıyordum. Ne kadar büyük haksızlık etmişim kendime. Özür dilerim canım kendim. Bu arada duygusal boşlukta olduğum için beni taciz eden köfteci aklıma gelmeye başladı. Taciz bile olsa benimle ilgilenmesi hoşuma gitti. Birkaç kere dükkanının önünden geçtim ayaküstü muhabbetler ettik. Hatta bir keresinde köfte bile yedim. Ona duygusal olarak bağlanmaya başladım Stockholm sendromu gibiydi. Ama kendime tekrar saygısızlık yapamazdım. Bir eşcinsel ilişki yaşayacak olsam bile bunu beni taciz eden piç ile yapamazdım. Ben de tinder indirdim. Bir kaç erkekle yazıştım. O uygulamanın ne kadar boktan olduğunu hatırlayıp sildim. Sonra tekrar yükledim tekrar sildim. Pazardan elma seçer gibi erkoları seçtim. Beni seçtiklerinde mutlu oldum. Uygulamayı kullanmak bir bağımlılığa dönüştü. Hevesimi alınca da tamamen sildim. Artık kadınlara olan ilgim büyük oranda azaldı belki büyük bir mağlubiyet yaşadığım için kadınlara karşı özgüvenimi kaybetmiş olabilirim bilmiyorum. Erkeklere olan ilgim artmış durumda. Nihal e aşıkken erkek ilgisi sıfırdı. Zaman zaman buhranlar yaşayıp intihar etmeyi düşünüyorum. Neyse ki götüm yemiyor. Ama hayat çok zor gelmeye başladı artık BURNOUT yani tükenmişlik sendromunun dibini yaşıyorum çok yoruldum. Ne için yaşadığımı bilmiyorum. Çok yalnız hissediyorum kendimi.
10
Genel Tartışma / Nisan'ın On Dördü: Kırklar Yediler Elliye Üçler Kaldı
« Son İleti Gönderen: trakya 17 Mayıs 2026, 09:37:53 ös »
Aylardan en zalimidir Nisan, leylaklar 
Açtırır ölü topraktan, yoğurup
Bellekle isteği, diriltir
Ölgün kökleri bahar yağmurlarıyla.
T.S. Eliot

Allah’ım!

Sen bilinmeyi ve sevilmeyi murad ettin. Ben ise bilmedim ve sevmedim. Huzur mu buldum? Saadet mi buldum? Neşe mi? Sevinç mi? Bula bula elimde ve yüreğimde bulduğum büyük bir günah ve irili ufaklı biriken yığınla günahlarımla Sana geldim. Allah’ım! Yalnızlığımla burkula burkula, bahtımla vurula vurula, kalbimle kırıla kırala aşkın kıyısına tutunmak istiyorum. Fakat Allah’a yönelenlerin yollarına dair bilgim yok. Büyüğüm, yaşıtım ya da küçüğüm bir insan olsa idi yanımda ama hala yalnızım. Bu da benim bahtımdır. Bahtıma küsmek isyan değil midir? Kısmetimde her ne var ise kabullenmek sevap değil midir? Kaderimde yazılıp çizilen hep insansızlık olageldi. Yalnızlık! Yalnızlık karanlıklara bürünen bir aydınlık imiş. Peki yalnız olan nasıl sevebilir? Artık bir insanı yüreğimden ve gönlümden sevemiyorum. Herkese yüreğimi sundum ve herkes yüreğimle birlikte bir serap olarak kayıp gitti. Biliyorum ki herhangi bir insana uzatacağım elimde, gönlümün bin yarasını bulacağım. Herkes benden her şeyimi çekip aldı. Bütün bu yaşadıklarımdan sonra bitkinim ve bitkinliğimle sadece ve ancak “Allah” diyorum. “Allah” deyişimin beni terk edip gitmemesini diliyorum. Herkes terk ederse etsin umrumda bile değil fakat dudaklarımda ve kalbimde “Allah” diyen bir sıcaklık(?) hep benim yanımda kalsın.
Kalbimde “Allah” diyen bir ses duydukça susmak istiyorum. Söz benim neyime? Sözün yalan olduğunu, gurur olduğunu, kibir olduğunu hala anlamadım mı? Sözlerimiz ve bakışlarımızla aslında neyi anlatmak istemekteyiz?Sözlerimiz ve bakışlarımız benliğimizdir ve her benlik tanrılık sevdasındadır. Benim benliğimde düşüncelerime, bedenime, iyiliklerime, güzelliklerime başkalarının tapınmasını dileyen bir yanım vardır. Benliğime tapınacak ne kadar köle bulursam o kadar güçlü olduğuma hükmeden o yanım bana ne vermektedir? Güç görünümlü azapların alevinde kıvranmayı sürdürmek kazanç mıdır? Haykırmak istiyorum:

-Ben tanrı değilim. Tanrı olmadığını kabullenenler peygamber olduklarını iddia edebilirler. Ben peygamber de değilim. Bir daha haykırmak istiyorum:
-Allah’tan başka Allah yoktur.

Elimle yazıp, dilimle haykırabiliyorum. Bir de gönlüm var benim. Keşke gönlümden yazıp, gönlümden haykırabilseydim. Fakat gönlümden yazacak ve gönlümden haykıracak bir gönül hayatım yok. Ki benliğimden, gururumdan, kibrimden temizlenmedikçe gönlüm gönül müdür? Yine de bana anlatılan Allah’a değil benim hayatımdan anlaya bilebildiğim Allah’ıma belki isyandır amma kısık sesle mırıldanmak istiyorum:
-Vuruldum, kırıldım ve kovuldum. Allah’ım! Senden başka sığınacak bir yer olarak insanların kalblerine yöneldim. Allah’tan başka sığınılacak her şey bir serap imiş.
Allah’ım! Beni vuran, kıran, kovan bir hayatım var. Kalbim burkuluyor. Hayat beni yıkmaya ayarlanmış diyorum. Kinimden, öfkemden, kızgınlığımdan çatlayarak patlayasım geliyor. Tam patlayacakken, Allah var diyorum ve birden yüreğime Sen geliyorsun. Anlayabildiğim kadarıyla kalbimde gizli olanların açığa çıkması için hayatım beni vurarak, kırarak ve kovarak terbiye ediyor. Allah’ım! Sana gelen yollar vardır. O yolları bilmiyorum. Allah’ım! Sen ettirmedikçe isyan etmeyeceğim. Benliğimden, gururumdan, kibrimden yırtık pırtık halimle bir avare gibi de olsa bilmediğim yollarda sana sığınmak adına, Sana doğru yöneleceğim. Tıpkı Kabe’ye yönelen karınca gibi. Allah’ım! Beni af ve kabul eder misin? Bilinmen ve sevilmen adına beni de bilenlerin ve sevenlerin meclislerinde bulundurur musun? Ben mi aramalıyım yoksa onlar mı bulmalı? Arayabildiğim kadarıyla aradım; bilen ve seven olarak bulduğum alice babayiğitçe Sana geldi ve bedenen kayboldu.
Allah’ım! Sen büyüksün diyemiyorum. Çünkü benim büyük deyişimden de büyüksün.
Hayatımın en son akşamında beni terbiye eden Sen’din. Akşam namazını kılmak için yaptıklarımın ya da bütünüyle o gün yaşadıklarımın bir karşılığı olarak bana sunduğun lütfun ne hoştu. İslam dünyasının bir ülkesinden gelmiş ve o akşam arkasında namaza durduğum yanık yüzlü o gencin yanık sesinde sükunetle yankılanan:

“ Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz. “

İnsan dediğin ömrü boyunca erdemli insan olabilmek adına bıkmadan usanmadan mücadele eder. Kendisine yenilen insan mevkisi ve makamı olsa da şerefini de haysiyetini de onurunu da kaybeden insandır. Kendisini yenebilen insan ancak erdemli insandır. Erdemi olmayan insanın dini de imanı da yalandır.

Allah,
dindar dinsizlerden ve imanlı imansızlardan milletimizi korusun!

Kırk yedi, elliye az kalmış yaşımızdan yalnız ve ancak O'nun için sevenler ve sevilenlere selamlar olsun...

Erdemli insanlar için
Recep, Şaban ve derken
Ramazan'ımız kutlu olsun.


Allah'sız Kalan Dünya

imtihan dünyasıdır madem bu dünya
sende geldin ama gitmeden önce
ne öğrendin dersen
kadınların ilmek ilmek
çocuklarını değil
uslu puslu tanrılarını
doğurduğunu öğrendim

analarımızdan emanet aldığımız
çilemizde bu yüzdendir
kula kulluğumuz da bu yüzdendir
ömür dediğin de
böyle böyle geçiyor
sınıfta değil hayatta kala kala
bir başımıza kaldığımızda bu yüzdendir

analarımızın kucağında
aşksız
kokusuz
kadınsız kaldık
bu yüzdendir
namazsız niyazsız kaldık

dünya dediğin nedir dersen
imtihandır derler ya
bir avuç dua'dır aslında
dostun dosta akıttığı
bir damla gözyaşıdır
ötesi de berisi de yalandır
aşksız dünya yalan dünya...

05 Ayşe Nisan 2021
10:10
Edirne

https://www.habervakti.com/nisanin-on-dordu-kirklar-yediler-elliye-ucler-kaldi
Sayfa: [1] 2 3 ... 10