Anlam Arayışının Erken Çocukluk Kökeni:
Baba Figürü, Şizoid Yapı ve Metafizik Sistem Kurma Arzusu
Giriş
“Tanrısal hakikat” arayışı çoğu zaman teolojik ya da felsefî bir eğilim olarak yorumlanır. Ancak psikanalitik perspektiften bakıldığında, anlam arayışı yalnızca entelektüel bir yönelim değil; erken çocuklukta kurulan (ya da eksik kalan) simgesel yapının bir devamı, hatta telafisi olabilir.
Bu metnin temel tezi şudur:
> Metafizik sistem kurma arzusu, baba işlevinin erken dönemdeki kuruluş biçimiyle yakından ilişkilidir; şizoid yapı ise bu arzunun soyut ve sistematik formunu besleyen özel bir psikodinamik zemin sunar.
I. Baba Figürü: Yasa, Sınır ve Simgesel Düzen
1. Freud: Otorite ve YasakFreud’da baba figürü, Oidipal yapı içinde yasa ve yasakla özdeşleşir.[^1]
Baba, çocuğun ilk mutlak arzusuna (anneyle bütünlük) sınır koyan figürdür. Bu sınırlandırma yalnızca bastırma değil; aynı zamanda kültüre ve dile geçiştir.
Dolayısıyla baba:
Arzunun düzenleyicisi
Yasanın temsilcisi
Toplumsal dünyanın kapısıdır
Baba işlevi zayıf ya da tutarsız olduğunda, çocuk iki uçtan birine kayabilir:
Ya otoriteyle özdeşleşerek katı bir üst-ben geliştirir,
Ya da yasa boşluğunu içsel kurgularla doldurur.
2. Lacan: “Babanın Adı” ve Büyük ÖtekiLacan, baba figürünü biyolojik değil, simgesel bir işlev olarak kavrar.[^2]
“Nom du Père” (Babanın Adı), çocuğu imgesel bütünlükten simgesel düzene geçirir. Bu geçiş, anlamın garantörü olan “Büyük Öteki”nin kuruluşudur.
Ancak Lacan’ın radikal katkısı şudur:
> Büyük Öteki eksiktir.
Yani simgesel düzen hiçbir zaman mutlak değildir; her yasa yapısal bir boşluk içerir.
Eğer bu eksiklik tolere edilemezse, birey ya:
Büyük Öteki’yi mutlaklaştırır (dogmatik yapı),
Ya da tamamen çözer (psikotik yapı).
Olgun yapı ise eksikliği kabul eder.
3. Kohut: Kendilik ve İdealize Edilmiş Ebeveyn İmgesiKohut’a göre baba figürü, çocuğun kendilik organizasyonunda “idealize edilmiş ebeveyn imgesi” olarak işlev görür.[^3]
Çocuk, güçlü ve güvenilir bir figüre yaslanarak kendilik bütünlüğünü kurar. Bu figür yeterince istikrarlı değilse, yetişkinlikte “idealize edilecek” aşkın bir nesne arayışı ortaya çıkabilir.
Bu noktada Tanrısal Hakikat arayışı, kendilik bütünlüğünü stabilize eden aşkın bir referans işlevi görebilir.
II. Şizoid Yapı ve Metafizik Eğilim
Şizoid organizasyon, nesne ilişkileri kuramında içsel geri çekilme ve yoğun iç dünya yatırımı ile tanımlanır.[^4]
Temel özellikler:
İç alanın genişliği
Duyguların zihinselleştirilmesi
Mesafe ile güvenlik
Derin soyutlama kapasitesi
Eğer baba figürü:
Duygusal olarak erişilmez,
Ya da aşırı kontrolcü ise,
çocuk erken dönemde kendi iç yasasını kurmaya yönelebilir.
Bu durum yetişkinlikte:
> Metafizik sistem kurma arzusu
şeklinde ortaya çıkabilir.
Bu patoloji değildir; yüksek sembolik kapasitenin ürünüdür.
Ancak sistem kurma arzusu şu noktada risk taşır:
Hakikate yönelmek ve ya Hakikatle özdeşleşmek
İkincisi narsisistik ya da psikotik kayma riskini içerir.
III. Tanrısal Hakikat, Güven ve Esaret Fobisi
Metafizik arayışın duygusal çekirdeği çoğu zaman “güven”dir.
Erken bağlanma literatürü, güven duygusunun temel psikolojik düzenleyici olduğunu gösterir.[^5]
Ancak şizoid yapı için güven her zaman ambivalans içerir:
> Güven = Yakınlık
Yakınlık = Yutulma riski
Bu nedenle Tanrısal Hakikat:
Güven kaynağı olabilir,
Ama mutlak yasa olarak hissedildiğinde esaret korkusu doğurabilir.
Bu ambivalans psikotik değil; olgun bir gerilimdir. Psikotik yapı ambivalansı taşıyamaz.
IV. Anlam Arayışı ve İnsan İlişkilerinin “Yetersizliği”
Derin metafizik yoğunluk yaşayan bireylerde, insan ilişkileri:
Gerçek ama sınırlı,
Anlamlı ama sonlu
hissedilebilir.
Bu durum iki biçimde yorumlanabilir:
1. Ontolojik üstünlük pozisyonu (riskli)
2. Katman farkı bilinci (olgun)
Olgun yapı şunu kabul eder:
> İnsan ilişkileri sonludur;
Hakikat arayışı sonsuzdur;
Biri diğerini geçersiz kılmaz.
V. Sonuç: Metafizik Sistem Kurma Bir Savunma mı?
Metafizik sistem kurma arzusu:
Kaosu yapılandırma çabası olabilir,
Baba işlevinin telafisi olabilir,
Kendilik bütünlüğünü stabilize eden aşkın referans olabilir.
Ancak şu koşullarda sağlıklıdır:
Şüphe korunuyorsa,
Gerçeklik testi bozulmuyorsa,
İnsan ilişkileri değersizleşmiyorsa,
Hakikat sahiplenilmiyor, yöneliniyorsa.
Olgun mistik pozisyon, Lacan’ın ifadesiyle, Büyük Öteki’nin eksikliğini tolere edebilen pozisyondur.
Bu pozisyonda:
Güven vardır,
Ama kesinlik yoktur,
Saygı vardır,
Ama özdeşleşme yoktur.
Ertuğrul Tulpar13 - Şubat - 2026---
Dipnotlar[^1]: Freud, S. (1923). The Ego and the Id.
[^2]: Lacan, J. (1957–1958). The Seminar, Book V: The Formations of the Unconscious.
[^3]: Kohut, H. (1971). The Analysis of the Self.
[^4]: Fairbairn, W.R.D. (1952). Psychoanalytic Studies of the Personality.
[^5]: Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss.