İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - psikolog

Sayfa: [1] 2 3 ... 321
1
Sen öfkeni kaybettiğin için senelerdir aynı noktada debelenip duruyor olabilirsin. Otur annenin dizin dibinde "canım anam, garip anam! " diye ağla.. Hiçbirimizin, çocuğu eşcinsel olmuş annenin veya babanın aklına ihtiyacı yok. Evet, bunlar ağır laflar ama biri da çıkıp söylemeli. Bize akıl vermeyi, Samet Bey'in dediği gibi spritüel guru gibi takılmayı kesmeleri lazım. Gidip kendi karı-koca ilişkilerine odaklansınlar. Anneler kendi kadınlıkları ile mutlu olmaya baksın. Fedakar, cefakar anne rolünden çıksınlar. Oradan beslenmeyi deli gibi seviyorlar. Şikayetçi olsalar da onlara inanılmaz cazip geliyor. Canlarını al ama bunu ellerinden alma! O raddede hemen hepsi.. Mesela burada benim yazdığım hiçbir şey onlara pek hitap etmez. Babalar da artık *sünepe ve silik* olmayı bırakmak zorunda. Ailede aksiyon almayı bilecekler. Gerçekten seven, eşini mutlu eden bir kocaya dönüşeceller. Oğulları ile bağ kurmanın peşine düşecekler. Hala bunun için baba yerine çabalayan anneler oluyor. Erkeklerin (bana göre özellikle beş yaşından sonra) anne sevgisine değil tamamen baba sevgisine ihtiyacı var. Anneler kızları ile takılsın ya da kız çocukları ile olan sorunlarını çözmeye baksınlar. Beş çaylarını mı yapıyorlar, boyanıp süsleniyolar mı artık neyse işte onların kız neşesi bizi ilgilendirmiyor. Terapi süreci başladıysa erkek çocuğunun anneyle göbek bağı kopmalı. Artık onun dünyasında karşı cinse olan sevgi yatırımını yapacağı kişi, sevgilisi, karısı olacak. Anneler, oğullarının başka bir kadını kendilerinden çok ama daha çok seveceği gerçeğini  hazmedecekler. Lafta değil duyguda.. Oğlunun "number one"ı olma arzusundan vazgeçecekler. Kocasından alamadığı  sevgiyi, duyguyu, bağı hala ve ısrarla "hep iyi niyetimden" maskesine gizlenerek oğullarından almayı bıracaklar. Cefakar, fedakar anne rolünü kesecekler. Gerekiyorsa onarılmayı bekleyen kendi kadınlığı ile yüzleşecek, kadınlıklarında sorun olduğu için "ama ben anneyim" derken anneliği nasıl da kimlikleştirdiklerine uyanacaklar. Sonra buraya gelip "ama hep anne diyorsunuz, babalar sorumluluk almadığı için biz uğraşıyoruz" demeyecekler! Hayır! Sizler zaten uğraşmaya dünden namzetsiniz. Bırakın bu ayakları! Bizim zaten asıl olayımız *iskele babası* olan babalarla.. Buradaki gençlere kızmaya, onlara herhangi bir şekilde alınmaya da hiçbir hakkınız yok. Bu asıl büyümeyenin siz olduğu gerçeğini ortaya serer. Ayrıca aileye karşı öfkenin iyileşmenin bir başlangıcı olduğunu, gencin önce öfkesini bulup ona sahip çıkması gerektiğini ve bunun ilelebet öyle kalmayacağını da bilmeniz gerekiyor. Zaten kendi yolundan gidip kendi ailesini kurduğunda daha ne öfkesi olacak Allah aşkına! Sanıyor musunuz ki bizim burada annelerin-babaların hoşuna gidecek şekilde ağzımız laf yapmaz! İstesek alasını yaparız! Hepinizi mest ederiz.

Şimdi Ahmet Said senin yazını alıntıladım diye sana yükleniyorum sanma. Bunları yazmamıza ilham oldun diyelim. Senden yana hiçbir rahatsızlığım yok. Hatta yazdığın çoğu şeyi ilginç buluyorum. Bilesin..


Celal

2
Buraya yeni giren, ilk defa deneyimleyen, tereddütlü ve çare olabilir mi!?

...düşüncesinde olan bir çok kişi bu akıştaki sohbetlerden bir şey anlamayacaktır..

Daha sade, daha net anlatımlar çokça faydalı olacaktır.

Ben biliyorum, %100 de çaresi olduğunu da anlıyorum ama yeni giren gençler, arkalarında endişeli aileler da
ha sahici ve ikna edici cümleler bekliyor.


Tuncay

3
Kıymetli anne ve babalar ,çocuklara takılıp kalmamaları konusunda yardımcı olabilmemiz için önce bizlerin ne kadar takıntı haline getirdiğimizi düşünelim.Geçmiş geri gelmeyecek bu kesin.Gelecek ise belirsiz.Anda kalmalıyız.Eğer başka çocuklarımız varsa onlarla da ilgilenmeliyiz.Kendimize uğraşacak bir şeyler bulmalıyız.Çocuklarımızı uzvumuz gibi görmekten vazgeçmeliyiz.Biz de bir hayat yaşıyoruz .Akışta olalım.Bizi  mutlu görememeleri,onlardaki anksiyete halini artırıyor.Sadece onlara sevgimizi göstermemiz ,evladımız olarak varsa diğer kardeşleri ile ilişkimiz nasılsa o şekilde davranmalıyız.Eğer sürekli bu düşünce içinde debelenirsek ne kendimize ne de evlatlarımıza yararımız olmaz.Çocukların durumlarından dolayı sırf kendi vicdanlarımızı rahatlatmak için istediklerini yapıp,sorumluluklarını almaları konusunda bebek gibi davranmaktan uzak durmalıyız.Sadece anne baba olalım.Onların buna ihtiyacı var.Eleştirmeyelim,karşılaştırmayalım.Bizim için önemli olduklarını bilseler kafi .Yaşlarına göre her bir çocuğa görev ve sorumluluk bilincini vermekten geri durmayalım.Akışta kalalım.


Sakın benim yüzümden,şunun yüzünden gibi düşüncelere girip çocuklarınızın kayıp dönemlerini telafi etmeye çalışmak gibi bir şeye düşmeyin.

Anlamaya çalışın.Onları en iyi tanıyan bizleriz.Neye ihtiyaçları olduğunu da biz biliyoruz.Evet çocuğunuzu ne kadar tanıyorsunuz?Gelin tanış olalım

4
Bugün terapiye geldim .Bir buçuk aya yakın bir zaman oldu sanırım . Yıllık izin aldım nöbet değişimi falan derken 24 gün nerede ise bir ay . İnsanlar tatile gider bizde memlekette aileye yardıma  bu akılla yola çıktım. Neyse köy yeri birde içanadolu olun ekini tarlası hayvanı derken epey stresli ve makaşetli yani zor zahmetli , uğraşlı ve birde stresli oldun mu tadından yenmiyor . Zaten bu yaşıma kadar hep stres yüklü bu hayat yaşadım . Aman kimse kırılmasın kimse üzülmesin kimseye hayır demedim hep yapıcı hep birşeyleri omzuna bindirilmiş ailenin en büyüğü olmak kadar zor bişey yok . Neyse İstanbulda bana tek güven veren o kişinin yanında olmak kadar güzel bir duygu yok . Kendisi Hüseyin Kaçın hocam . Bazen süphe duyuyorum boşa kürek sallıyorum olmuyacak yapamıyorum diyip sede sıkıntı stres yaşıyorum . Buda sede beni çıkmaza sokuyor . Nerde yalnış yapıyorum nasıl başa çıkabilirim onun için hocaya sorular sorup ve hatalarım nerden kaynaklı olduğuna çözüm bulup beni hayata tekrar kazandırmak için elinden geleni yapmaya gayret eden bir kişi görüyorum abartısız tamam karşılığı var maddi olarak bu dünyada karşılıksız hiçbir şey yok .Terapiye biraz geç kaldım hocam beni aradı biraz hızlı ol seni biri ile tanıştırmak istiyorum dedi ben de hızlı adımlarlar taksimde dikkat çekmeden geldim . İçeride temiz kalbi bir genç delikanlı ile sohbet ettirdi Bilal insanın yüzünden anlaşılıyor ne kadar efendi be beyefendi bir kişiliğe sahip olduğunu sohbet ettim bana o yaşının küçük ama yüreğinin kocaman oluşu ile öneri ve telkinlerde bulundu bu öneri ve telkinleri hayatına Hüseyin hocam sayesinde başardığını dile getirmesek büyük haksızlık olur . Önceleri birkeç kişi ile tanıştım idi onlar bu kader samimi ve dürüst gelmediler . Rabbim Bilalin tırnağına taş getirmesin yazacak çok şey var ama Rabbim onu nazarlardan korusun bir abisi olarak bu şekilde dua ediyorum ona en güzel yarınlar ve  hayatında temiz sayfalar hep gönlünden geçen şekilde olur umarım . Anladım ki olmayacak yapacağım diye yelkenleri suya indirmenin bir anlamı yok imiş bana bugün bunları söyledi Hocam ile Bilal . Tam düzeleceğim diyorum neyse bir ya toparlıyorum kendimi ya memlekete gidiyorum ailemin stresi sıkıntılarını yaşıyorum . Babamın saçma sapan kompleksi Annemin bana dert yanması . Yeter artık ben dayanamıyorum bana bunlarla gelmeyin kaldıramıyorum artık bu yükleri bana ağır geliyor . Kocaman İstanbulda zaten yalnızım bunalıyorum yeri geliyor nefes alamıyorum ama kimse bunun farkında değil . Herkes beni mutlu sanıyor devlet memuruyum da aldığım maaş zaten kira yeme içme spor fatura derken  ayı zor getiriyor . Babamın ailemin durumu iyi ama onlar sede perişan bu konu benim hayatımda en zoruma gidiyor bir türlü aklımdan çıkmıyor . Kendi kendime Allahın acımadına sende açımıyacaksın diyim çekiştirip duruyorum bu aralar ama bu yara inan kapanmacak annemi ve babamı öyle bu yaşta çalışmaları bana ağır koyuyor . Umarım bunlarda ilerleyen zamanlarda düzelir umut ve hayal etmekten başka çare yok .Bunları yaşadıkça kendimi toparlamıyorum hep stres hep kaos beni yoruyor ordan da mutluluğu saçma sapan yerde ağrıyorum arama değil benim ki biraz dertleşme ihtiyacım vardı ama lan diyorum gay insanın bana acıdan başka ne katacak bunun farkına vardım ben dostluğu arkadaşlığı yalnış yolda arıyorum kendi hayatımı mahvederek  sede kaosa girdim. Diyorlar ya bu çocukluktan yâda doğuştan bence alakası olmayan şeyler. Aileden gelen bir durum hayatta baba sevgisi yok annem desen garibim hep koşuşturuyor . Bizim için babamda öyle gerçi onlar bişey görmemiş ki ailerinden hep aşalanma hep bir kısas onun içinde babam bizlere güvenmiyor olabilir para konusunda eğer bize güvenipte özgüven verse idi dağ gibi arkamızda olsa idi eğer bu yaşadığı çileyi ne kendi nede bizler yaşardık . Kul kaderini yaşar kimileri parasıyla ,kimileri evlatlarıyla, kimisi sağlığıyla imtihan ediyor Allah fazla düşünmek gerekmiyor . Düşündükçe sede aklım fikrim ruhum bedenim açıyor zaten.Bunları konuştuk hocam ile genelde aile üzerinde bu uzun süreli memlekete gitmemin bana sede perişan ettiğini söyledi haklı kimseye açımıyacaksın herkese koşmuyacam , hayatta hayırın her daim olması gerektiği defalarca dile getirdi . Bu arada seni dedi bir tanışanımım Annesi ile tanıştıracağım dedi tamam dedim . Asıl mesele burdada beni mutlu etti dünya tatlı evladı için kendini feda eden bir anne Filiz abla bana maneviyat olarak öyle güzel dualarda bulundu ki bir anne yüreğiyle ablam sana hayranım Rabbim seni bu çıktığın yoldaki savaşını zaferle mükavatlandırsın tez zamanda evladın için . Onuda hideyet verip bizleride hidayette erenlerden eylesin . Filiz abla o kadar bilgili o kadar güzel tertip ve düzen içinde cümleleri olan saygı değer ablamız seni  tanıdığıma çok sevindim Hocam bana sizi tanıştırma olanağını sağladığı için teşekkür ederim ayrıca ona. Zaman kısıklı olmasa idi sizinle o kadar konuşmak isterdim be filiz abla Hüseyin hocamdan sonra bana en iyi gelen insanın Rabbim seni tüm kötülüklerden korusun koca yürekli anne . Bu seansıda dolu dolu geçirdim verimli olarak bir yandan Bilal kardeşim ve bir yandan Dünyalar tatlısı Filiz abla ile . Hepsi sizin sayenizde sizin yeriniz bende Hüseyin Hocam . Görüşmek ve kısa zamanda düzeltmek duasıyla Allah ‘ a emanet olun .🍂🍂

5
Bence kilit ifadeniz:  "annem gibi bir anne olmamaya çalıştım" demenizdir. Anneniz için "çok pasif, o kadar *güçsüz* ve sözü geçmeyen biri" derken aslında siz, kendi annenizin kadınlığına acımışsınız. Yani siz üç kız kardeş (boşansanız dahi) anne gibi olmamak için onun kadar *güçsüz* olmamak için tüm hayati yatırımınızı "güçlü" olmaya adamışsınız. Oysa sadece kadın olmak güçlü bir şeydir. Ekstra bir şeye gerek yoktur. *Çocukken* annemizi güçsüz görmemizin sebebinin babamız olduğunu anlayamayız. Çocuk, duygusal acıdan kaçar ve güçlü olana çekilir. Yani siz, babaya çok kızgın da olsanız farkında olmadan onun tarafına geçmişsiniz. Muhtemelen şu an hiçbir erkeğe ihtiyaç duymadan tek başına hayatın üstesinden gelebilecek bir kadınsınız. Tahminen söylüyorum. Çocuklar gerçekleri görür. Tıpkı oğlunuz gibi.. O annesinin ne kadar "güçlü" olduğunu biliyor. Belki de bu yüzden babayla değil de sizinle özdeşim kurdu.



Çelal

6

Biz suçluyuz.Ebeveyn olarak.Evladımızın sağlıklı birey olabilmesi için ailece çaba sarfediyoruz.Burada harcadığım emeği açıklamayacağım.Evladımızın Farkındayız.Farkedicez,acımızı yaşıycaz ve her şeye yeniden başlayacağız.Pes etmeyeceğiz.Onun mutluluğu için mücadele edeceğiz.Bizi tanımıyorsunuz.Haklısınız.Herkes mücadele ettiğini zannediyor.Biz ciddi emek veriyoruz.Biz bozduk,biz tamir edeceğiz.Bu bizim mücadelemiz.Çocuğum pes etmediği sürece asla pes etmeyeceğiz.Geçmişin yaralarını saracağız.Onu yeniden yetiştireceğiz.Hayat varsa umut var.


Estağfirullah suçlandığımı düşünmedim.Valla suçlanmakta benim için önemli değil .Kapris yapacak yaşta değilim.Pes etmemek konusunda kararlıyım💫Çocukların çektiği acının yanında bizimki neki.Onlar küçücük yaşlarda içlerinde ne olduğunu bilmedikleri bir durumla karşı karşıya kaldılar.Onlar için ne kadar zor.Anlatamadı,paylaşamadılar.Dışlanmaktan,reddedilmekten korktular.Onların yaşadığı ızdırabı ben çeksem ne olur?Yazık bu masumlara.Biz ebeveyn olarak kendimizi düzeltirsek onlar düzelecek.Birbirimize iyi geleceğiz.Yaralarımızı birlikte saracağız.Bu çocukların bize öğrettikleri var.Hiç bir şey boşa değil.Buradan almamız gereken dersler var.Görmemiz lazım.Çocuğumun bu durumu aslında ailemizin ne kadar dağıldığını,yeniden yapılandırılması gerektiğini gösterdi bize.Çok şey öğretti.Hayat yolculuğumuzda bazen görmezden geldiğimiz ama önemli parçaların bu önemsiz gibi gördüğümüz parçalarla tamamlandığını gördük.Yaşantımızı gözden geçirip boşlukları doldurmak zorundayız.Bizim çocuğumuzda dolduramadığımız duygusal boşlukları  başkaları doldurur.Değişmek zorundayız.


Filiz H.

7
Dindar kesimden artık benim maalesef hiçbir umudum kalmadı. Akıllarına gelen ilk şey: Yasaklamak.. Eşcinselliğe dair filmler, kitaplar, dernekler, mekanlar vb görünür ne varsa yasaklanınca sorunun çözüleceğini düşünüyorlar ya da mevzuyu bi' şekilde iman eksikliğine, beslenmeye, özenmeye bağlıyorlar. Mesela "Ailemi Koru" mitinglerinde talep ettikleri yasaklamaktan başka bir şey değildir. Bu mitinglerde bir tane "üniversitelerde çalışma yapın, bunun için kürsü kurun" vb pankart göremezsin. Velhasılıkelam ne anlatırsan anlat; olmuyor! Bu yüzden iyileşmek isteyen eşcinseller olarak yapayalnızız. Bizim Tanrı'dan başka hiç kimsemiz yok. Bu süreçte o kadar çok şey yaşadık ki sadece bir tanesini anlatayım: Eşcinselere yardım etmek amacıyla kurulan, Din Kültürü öğretmenlerinden ve İlahiyatçılardan oluşan "Gençlerde Kimlik Karmaşası" adında bir WhatsApp grubuna birbirimizden haberi olmayan yedi sekiz eşcinsel olarak katıldık. Sandık ki faydamız olacak.. Öyle ya nefroloji çalışacaksan gidip de grip olanları dinlemezsin. Bizi bizden dinlemeyecekler de kimden öğrenecekler?? Öyle olmadı. İşin içinden çıkamadıkça dolaylı yoldan bizi imansız olmakla itham etmeye başladılar. Sonrasında da grubun düzeninin bozulmasına sebep olmakla suçlayıp hepimizi de gruptan attılar. Bildiğim kadarıyla bizden sonra da hiçbir yere varamadılar. En son gençlerin cinsel ilişki için buluştuğu parklara gidip oradakilere kek dağıtmaya (abartmıyorum) kafa yoruyorlardı. Bunun yanında tarikatçıların cadı avına çıkıp hepimizi itlaf etme arzusu ile sekülerci tayfanın bizlere bunun doğuştan olduğunu zorla kabul ettirmek için "bilim"i sabitleme arzusu da ölümüne kapışır vaziyettedir. Seküler tarafta isen yine LGBT fonlarıyla öyle veya böyle bir şekilde desteğin var. Ama inançlı biriysen ne bir tarikat, ne bi' camaat, ne Diyanet, ne Bakanlık, ne bir dernek ne bir vakıf ne bir üniversite çalışması, ne bir aile.. Yanımızda hiç kimse yok! Diğer tarafta olanlar mağduruz diye "onur yürüyüşü" yapıyor ve üstüne bir de iyileşmeye çalışıyoruz diye bize nefret kusuyorlar. Normalde ihtiyacımız olsa cebinden çıkarıp beş kuruş vermeyecek olan bu insanlar, "kendinize haksızlık yapıyorsunuz, kendinizi baskılıyorsunuz, kendinizi kabul etmiyorsunuz; bu yüzden size üzülüyoruz" şeklinde yaklaştıklarında iyileşmekteki ısrarımızı görünce adeta canavara dönüşüp bizleri Sağlık Bakanlığına şikayet ediyorlar. Yanımızda hiç kimse yok dedim ya! Yanımızda duran herhangi bir yasa da yok! Öylesine garip bir yalnızlık bizimkisi.. Asıl dışlanan, mağdurken bir daha mağdur edilen, görmezden gelinen bizlerken aslında LGBTlilerin borusu ötüyor. Kanunlar, üniversiteler, dernekler, doktorlar, politikacılar onları koruyor. Düşünüyorum da köleler, İslam'a ilgi göstermeseydi İslam hareketi sınırlı kalacak ve evrensel mesajının yayılma hızı da büyük oranda yavaşlayacaktı. Ne zaman ki taşıdıkları candan başka hiçbir şeyi olmayan köleler, efendilerini dinlemeyip İslam'a koşarak Mekke'nin sınıfsal yapısını sarstılarsa, dönemin aristokrasisi kendini tehdit altında hissettiyse bu ivmeyi 21. yüzyılda bizatihi yaşatacak olanlar da iyileşmek için mücadele eden biz eşcinselleriz. Biz o LGBT efendilerini dinlemiyoruz. Rabb'im yardımcımız olsun. Bizim ondan başka kimsemiz yok. Gerçekten yok! Bizden sonra dünyaya gelecek olan eşcinsellerin tek umuduyuz. Bizi bizden sonra gelecek olanlar anlayacak.. "Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük" olan dava artık biziz! Rabb'im yardımcımız olsun.

https://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=2830.0

8
Bu his taşıyanın günahı değil.Ebeveynlerin günahı.Çocukken ruhunuza verdikleri zarar.Çocuklar masum.Sizler de öyle.İçinizdeki çocuk yaralı.Büyüdüğünüzde anlamlandıramadığınız bir his.İnsan bebekliğiyle ,çocukluğuyla,ergenliğiyle,yetişkinliğiyle,yaşlılığıyla var.Maalesef en büyük yarayı , gelecek hayatı belirleyen bebeklik  ve çocukluk dönemi alıyor.Ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusundaki cehaleti .Helede ilk çocuksanız eyvahlar olsun.Mükemmelliyetçi,obsesif,depresif ,ilgisiz bir ebeveyniniz varsa hapı yuttunuz.Büyüdüğünüzde ailenizin sizden çaldığı hayatınızın rövanşını yapmanız için var bu his.Artık kavganın zamanı gelmedi mi?Anne, babalar çözümü red etmekte buluyor.Yaptıklarını görmezden gelebiliyor.Bu işin kolay kısmı değil mi?Benim hayatımı çaldın ,neden???Diyebildiniz mi?Yoksa içinizde saklayıp ben bu hisle nasıl başedeceğim,benim içimde olan ne,neden herkes normal bir ilişki yaşarken ben bu hisleri yaşıyorum?Diye deli divane gezdiniz mi?Temizleyin geçmişi.Hesap sorun ailenize bana ne yaptınız diye?Onların bu günahlarını temizlemeleri gerektiği gibi.İnanın bu hissiniz puf diye sönüverir.Bir çoğunuz ailenizden gizliyorsunuz.Zarar görmekten korkuyorsunuz.Haklısınızda .Toplum olarak bu konuda inanılmaz cahiliz.Ama gelecek hayatınızı aptal ebeveynleriniz yüzünden bu hisle yaşamak zorunda değilsiniz.Soru neredeyse cevap oradadır.Sizler bembeyaz bir sayfaydınız.Kodlarınızı ebeveynleriniz yazdı.Cevapta onlarda.Boş yere psikolog ,psikiyatri gezmeyin .Yada ailenizi alıp gidin.Bunlar bana ne yaptı?Diye.Siz bebek gibi masumsunuz.Keşke sizlerin şimdi gezip şifa aradığı psikolog,psikiyatristleri zamanında onlar gitselerdi.Bir baba ,bir anne olmak!Siz de en güzel duygularla yaşayabilirdiniz.Hayatları çalınmış ,masum evlatlar .Hayat hiç bir şeyi es geçmez.Her boşluk dolar.Doldurun içinizdeki boşluğu .Göğsünüzde neden bir boşluk  hissediyorsunuz?Size yalvarıyor çünkü.Artık doldur şunu .

9
Lut kavmi aslında bugünkü anlamda eşcinsel bir kavim değildir. Evli erkekler olmak bakımından biseksüel ve sadist kişilik özellikleri gösteren bir toplumdur. https://www.akasyam.com/yazi/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-4320.html


Aslında Hüseyin hoca güzell açıklamış..


Lut kavmi;

Bile isteye, tercih olarak yapılan, sadist, doyumsuz, sapıkınlıklarını topluma yaymaya çalışılan bir kavim.


Lut kavmi, bugünki Lgbt dernekleri, yabancı kruz gemisini yönlendiren güçler, epstain...vb sapkınlığı ve eşcinselliği yaymak için uğraşan kişilere benzetilebilir.

Günümüzdeki eşcinseller böyle değildir!
Aileden yaralı, saf, temiz, hiçbir eşcinsel eşcinselliği yaymak istemez.

Hatta hiçbiri gerçek hayatta eşcinsel olmak dahi istemez.


Günümüzde ki eşcinselliği Lut kavmine bağlayan alimler, din adamları....vs kişiler eşcinselliği Lut kavmi ile bir tutarak gerçek olmayan, bilgisizce, prof, alim, hoca adı altında cahilce yaftalarda bulunmaktadırlar.


Hiçbir eşcinsel tercih olarak eşcinselliği seçmemiştir!


Ve bu alimler, hocalar, hatta psikologlar eşcinselliği savunan kişilerden daha çok eşcinsel olan gençlere zarar vermektedir.


10
Bunun için, kendiniz için mutluluğunuz için kararlı bir şekilde sizin için bir şeyler yapmak isteyen bu insanlara direnmektense zaman kaybetmeden şimdi başlayın,

Çünkü yaşadıklarınızdan, çektiğiniz acılardan..Daha kendinizi tanımıyorsunuz..


Mutluluk; kendini tanımaya başlamaktır!


Burada ona buna sataşıp kendi Düşüncenizi karşıya empoze etmeye çalışmaktansa kendinizi tanımanızı tavsiye ederim ..

Bunun tadına ve mutluluğuna ulaşın... derim

Çünkü burada..

Çocuğumun deyişi ile..

Çatlak psikolog Hüseyin Bey'in dediği gibi aileler başta olmak üzere hepimiz hastayız


Hiçbir şey dermansız değildir




11
Yeni gelen gençlere bir kaç şey söyleyeceğim.

Bende eşcinsel olan bir çocuğun babasıyım!

Ben de kendimi savunmak isterdim ama suçun bende olduğunu, bizde olduğunu bildiğim için savunamıyorum.

İlk başlarda kendimi savunamadığımdan dolayı acı çekmişliğim olmuştur.

Ama sonradan bunların hiçbirinin çocuğum kadar değerli olmadığını fark ettim.

İllaki haklı çıkayım diye içten yırtındığım düşüncelerim yok oldu.

Bence gençler sizinde; bugüne kadar okuduklarım yaşadıklarım doğrudur düşüncesini üzerinizden atsanız iyi olur!

Çünkü sizin için, hayatınız için kişiliğiniz için ve cinsiyetiniz için artık yeni şeyler söylemeniz lazım!!


Çocuğumun eşcinsel olduğunu öğrendiğim zaman beni dinleyecek, Evet... çaresi var diyecek bir psikolog bulamadım.

Çünkü çocuğum için ve bu durumu yaşayan tüm gençler için en başta itibar edilen yer Dünya Sağlık Örgütüydü.
Bu gençlerin her biri Dünya Sağlık Örgütünün bu konuda ne dediğine bakmıştır.

"DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ İDEOLOJİK BİR YAPILANMADADIR" denildiğinde..

Ne kadar da paronoyak düşünceleriniz var..denildi.

Hepimize denildi.

Ama hiçte paronoyak değildik..

Epstein belgeleri arkada hangi dümenlerin döndüğünü herkese net şekilde göstermiş olsa gerek.


Evet doğuştan olmayan bu durum, ailelerin yanlış yetiştirmeleri, baba-anne rol karmaşaları, ilgisiz baba ve çocukların ruhsal durumundan kaynaklanmaktadır!..

Benim 3 tane çocuğum var ama bir tanesi eşcinsel..

Çünkü en duygusal, en içe dönük, en konuşmayan, her şeyi içine atan ve annesiyle çokça vakit geçiren tek çocuğum o!

En duygusal, en içe dönük, konuşmayan, kendisini anlatmayan, hissettiklerini içine hapseden o çocuğumun diğer çocuklarından daha çok bana ihtiyacı olduğunu fark edememişim.



Rol model anne,

En güzel sohbetleri yapan, en güzel pastaları yapan, erkek çocuğuna bunları yaptıran, babanın yapması gereken ne varsa yapan ve karşılayan anne.

O çocuğun bir erkek olmasını bekleyemezsiniz.

Bu ailede yaşayan her çocuk eşcinsel olacak diye bir konu değil,

İçine kapanık, duygusal ve çok zeki.

Burada olan bu grupta olan çocukların tamamı Zeki.. ve çok duygusal.
Burada olan çocukların ortak bir özelliğini söyleyeyim mi;

Her birinin ailesinde muhakkak sorun var!..Net..

Ya baba vurdumduymaz, ya anne baba ilişkisi kötü, babanın eve ve çocuklara olan ilgisi az....vs...vs


Burada bu durumun doğuştan olduğunu söyleyenler bunun yanlış olduğunu söyleyebilirler mi??


Çocukluğundan beri bu durumu ile mücadele eden, kabullenmeyen acı ve ızdırap çeken bu çocuklar, gençler

Nihayet her şeyin sonunda kabullenme yolunu seçiyorlar.

Yıllarca çektikleri bu ızdırapların kabullenmekle biteceğini düşünüp biraz ferahlıyorlar.

Ve artık onlara bu saatten sonra bunun doğuştan olmadığını söylemek; onları alnından vurmak,  içlerine kor düşürmek gibi bir şey.

Savunmaya geçiyorlar..

Çünkü kabullenip inandıkları tüm tezlerin bir çöp olduğunu duymak, görmek onlara çok zor geliyor..

Çünkü çok acı çektiler ve baştan başlayacak güçleri yok.

 " Biz böyleyiz, biz böyle doğduk, bizi böyle kabullenin...diyerek karşı tarafı da ikna etmeye çalışıyorlar.

Sanki onları karşıdaki insanlar aynen böyle kabul ederseler, mutlu olacaklarını, anksiyete sorunlarının sona ereceğini veya huzurlu olacaklarını düşünüyorlar.

" ASLA MUTLU OLAMAYACAKLAR!"


Çünkü insan fıtratına aykırı olan bu durum kendi içinde, benliğinde sürekli çatışma halinde olacaktır!

Evet bu bir hastalıktır..

Ama bu aile hastalığıdır!..


Benim çocuğum da aynen böyle söylüyordu savunuyordu..

Dünya Sağlık Örgütü şöyle diyor, şu şöyle diyor, bu böyle diyor, Psikologlar doğuştan olduğunu söylüyor diyordu..

Ama şimdi yavaş yavaş şunu demeye başladı çocuğum..

 " Bu illet"

Biraz daha deneyeyim, olmazsa baştan başlarım!

Şunu demedi;

Ben bundan kurtulacağım demedi.. Ama artık neyin ne olduğunu anlamaya başladı..

Benim çocuğumdan örnek verdim ama hepiniz bu yollardan geçtiniz, geçiyorsunuz..


12
Hastalık değil, tercih deniliyor. fakat bu tercihleri oluşturan sebepler oluyor. Bu sebepler çözülmeden de kişiye fayda sağlanmıyor.
Bugün tevafuk bu konu üzerinde düşünmüştüm. Hastalık değil, psikolojik değil vb sınıflamalar ile sizin söyleminize geliniyor “ düzeltilecek bir şey yok” gerçekten yok mu, yoksa bu da bu insanları dışlama yöntemimi.
Bunu siyasi, veya başka unsurlar için kullanan kişi veya oluşumları bir kenara koyarak konuşursak, düzeltilecek bir şey yok dersek, bu yardım isteyenlere kim yardım edecek, yada bu gurupta olduğumuz için soruyorum Hüseyin Bey neyin mücadelesini veriyor?


Yeşim H.

13
Ortaokul dönemimde eşcinsel olduğumu kütüphanede bi ödev araştırırken aksiklopediden öğrendim. Gerçi öncesinde de erkek arkadaşlardan farklı olduğumun, kızlardan bahsetmeyi sevmediğimin, vurdulu kırdılı oyunlardan çekindiğimin farkındaydım. Ama adını koyamıyordum. O kütüphanedeki ilk şoktan sonra içime kapandım. Kabullenemedim. Sonra da çareyi dinde ve Allaha sığınakta buldum. Lisede nihai kararımı verdim, bu benim imtihanım, rabbime sığınırsam kolay olur. Deli gibi kuran, cevşen, risale okudum. Okulda herkese örnek gösterilen, edepli, çalışkan, dindar bir imajdım.
Ama hala Bi sorun vardı. Cinsel dürtü ve fantezilerimi ibadetle biyere kadar dizginleyebiliyordum. Birkaç haftada bir patlama yaşıyordum. Mastürbasyonla geçiştirebildiğim kadar geçiştiriyordum. Sonra da derin bir pişmanlık ve çaresizlik hissi..
Bu kısır döngü üniversiteye kadar devam etti. Artık Allahtan da beklediğimi alamadığımı hissetmeye başlamıştım. Üniversitede psikologlara ve psikiyatristlere gitmeye başladım. Hepsi de anlaşmışçasına tek ses olup, benim normal olduğumu ve kendimle mücadele etmemem gerektiğini söylediler.
Sonra öğretmenlik hayatım başladı. Öğretmenlik hayatımda Bi ara yine Allaha sığınma dönemim oldu. (tabii bu sığınmalardan kastım derinlikli ilişki, yoksa namazımı 11yaşımdan beri bırakmadım)Allaha yalvarıyordum, nolur benim gibi Bi kişi olsun yanımda, dertleşeyim, ağlaşayım onunla, diye. Artık yavaş yavaş ümidimi kesip İnternette dolanmaya başladım. Aradığım kişiyi bulma umuduyla, ama bulduğum sadece cinsellikti. Sonrasındaysa 28 yaşlarımda falan lastik patladı, İnternetten  cam2cam ler ve fanteziler yetmemeye başladı ve reel cinsel ilişkilerim olmaya başladı. Her seferinde Kendimi çok kötü hissedip pişmanlık içinde gözyaşlarıyla tevbe etsem de bikaç hafta sonra tekrar aynı şeyleri yapıyordum. Sonra birgün nette takılırken merhum Joseph nicolosinin kitabı denk geldi. Homoseksüeller için yeni bir klinik yaklaşım adında. Okudum ve çok faydasını gördüm. Kendimi tanımlayabildim, hayatımda ilk defa.
 Ama yine de bişeyler eksikti. Uygulamamı tavsiye ettiği metodlar uymuyodu bana. 2012 yılında face de dolaşırken Hüseyin kaçın hocanın reklamını gördüm. Aradım ama gitmeye cesaret edemedim. Çünkü evlilik arefesindeydim. Nişanlım anlarsa her şey biter diye korktum.
Yıllar böyle geçti ve Bi gün eşime yakalandım. Herşeyi ve Hüseyin hocayı anlattım. İlk başta tepkisel durdu doğal olarak ama şimdi yanımda. 1.5 yıldır terapiye geliyorum ve eşim en büyük destekçim.
Yıllar önce bir kişi için Allaha yalvarırken şimdi Hüseyin hocam sayesinde binlerce dertdaşım oldu. Allah razı olsun. Bu mücadelede yalnız olmadığını hissetmek bile çok büyük bişeyken, tecrübeli Hüseyin hocamdan terapi almak ve ilerlemeyi hissetmek kaymaklı ekmek kadayıfı oldu benim için.

15
Dindar kesim, bu konularda konuşmayarak, dışlayarak, yasaklayarak, aforoz ederek, görmezden gelerek, üstesinden gelebileceğini  sanıyor. Oysa neredeyse insanlık kadar eski bir gerçekliği, yok sayarak, inkar ederek vb ortadan kaldıramıyorsunuz.
Hele de günümüzde eşcinsellik bu kadar pompalınırken yapılan her yasaklama engel, olaya ilgisi olmayanların bile ilgisini çeker hale getiriyor.
Eşcinsel insanlardan vebalı gibi kaçmak çözüm hiç bir zaman olmadı, olmayacakta. O insanların ne kadar desteğe ihtiyacı olduğunun görülmesi gerekiyor. Hayatından memnun olduğunu idda edenlerin bile iç dünyasına girince ne yaralar çıkıyor.
Din alimleri, sosyologlar, psikologlar, ürüloglar vb. fayda sağlayacak kişilerin , bir araya gelip bu konuda ne yapabiliriz diye kafa yorma vakitleri geldi de geçiyor bile.
Bazı ortamlarda bunu defalarca ifade etmiş biri olarak şunu gördüm ki, yetkin gördüğümüz hocaların çoğu,özellikle din adamları, susmayı yada bildiğimiz şeyler ile top çevirmeyi tercih ediyor. Aslında onlarında bu konular üzerinden bilgisinin olduğunu düşünmüyorum. Lut kavminden başlayıp devam ediyor konuşma.
Kuran bu konuda tecrit önermiş o dönem için, sonrasında da eğer tövbe ederlerse Allah af edicidir , affı sever demiştir.
Allah bile af edeceğini söylerken kraldan çok kralcı davrananlar, sorunun çözümü ile ilgilenselerdi , belki de şu an çok daha farklı şeyler konuşuluyor olurdu. Kek dağıtarak, tebliğ yaparak olacak işler değil bunlar.
Bilinçli insanlarımızın sayısının çoğalması duası ile diyorum.🤲


Yeşim H.

Sayfa: [1] 2 3 ... 321