İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - psikolog

Sayfa: [1] 2 3 ... 319
1
Kapsamlı Röportaj: Psikolog Hüseyin Kaçın ile Toplumun Derin Yaraları, Eşcinsellik ve Medeniyet Krizi Üzerine
Röportaj: Haber Vakti / Eşcinsel Terapi Forum
 
Soru: Hüseyin Bey, öncelikle sizi ve çalışmalarınızı daha yakından tanımak istiyoruz. Eşcinsellik konusundaki yaklaşımınız, özellikle "iyileşme" vurgunuzla biliniyor. Bu alana nasıl yöneldiniz ve sizi diğer meslektaşlarınızdan ayıran temel fark nedir?
Hüseyin Kaçın: Öncelikle, bir psikolog olarak temel prensibim, insanın özerkliğine ve kendi kaderini tayin etme hakkına olan saygımdır. Bu alana yönelmem, danışanlarımın yaşadığı derin çıkmazları ve toplumun bu konudaki büyük kör noktasını görmemle başladı.
Beni diğerlerinden ayıran en temel fark, eşcinsel yöneliminden rahatsız olan ve heteroseksüel bir hayat yaşamak isteyen bireye "sen böylesin, buna alışmalısın" dayatmasında bulunmamamdır. Bu, bilimsel etikle bağdaşmaz. Psikoloji kaynaklarında, eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere uygulanan terapilerde başarı sağlamış yüzlerce vaka örneği varken, bir bireye "bu normal, değişemezsin" demek, onun en temel insan hakkı olan iyileşme ve sağlığına kavuşma çabasını hiçe saymaktır.
Soru: Peki, bu iyileşme sürecinin bilimsel temelleri hakkında ne söyleyebilirsiniz? Eleştiriler de oluyor.
Kaçın: Eleştiriler genelde, eşcinselliğin Amerikan Psikiyatri Birliği'nin (APA) tanı el kitabı olan DSM'den çıkarılmasına odaklanır. Ancak bu, konunun sadece küçük bir parçasıdır. DSM'nin kendisi zaman içinde değişen, siyasi ve sosyolojik etkilerden azade olmayan bir endekstir. Asıl mesele, bireyin kendi iyilik halidir.
Dr. Robert Spitzer'in 2003'teki ünlü çalışması, cinsel yönelimde değişim yaşayan yüzlerce gönüllü üzerinde yapılmıştır. Aynı şekilde Nicolosi, Byrd ve Potts'un 2000'deki araştırması, sekiz yüzün üzerinde katılımcıyla yapılan anketlerde, iyileşme terapisi görenlerin eşcinsel düşünce ve fantezilerinde kayda değer azalmalar olduğunu göstermiştir. Dahası, bu bireyler psikolojik, kişilerarası ve manevi sağlıklarında da önemli iyileşmeler bildirmişlerdir.
Dolayısıyla, "Bu konuda başarılı vaka yok" demek, bilimsel gerçeklere sırt çevirmektir. Önemli olan, bireyin rahatsız edici histen kurtulma isteğine saygı duymak ve bu iyileşme yolculuğunda ona eşlik etmektir.
Soru: Bu iyileşme yolculuğunda danışanlarınızın karşılaştığı en büyük zorluklar neler? Eşcinselliğin temelinde yatan dinamikleri nasıl görüyorsunuz?
Kaçın: Maalesef, eşcinselliğin temelinde yatan en önemli ve en çok görmezden gelinen dinamik, çocukluk döneminde yaşanan cinsel taciz ve tecavüz travmalarıdır. Bu, konuşulmayan büyük bir utanç ve acıdır. Örneğin, Marko Paşa bile taciz mağdurlarının dertlerini dinler ama derde deva olmazken, bizim toplumumuz bu gerçeği duymamakta, görmemekte ısrar ediyor.
Özellikle erkek çocukları mağdur olduklarında, yaşadıkları travma kaçınılmaz olarak ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde pasif eşcinsel kimlik edinmelerine yol açmaktadır. Bir kısmı seks bağımlısı olur, bir kısmı travestilere yönelir. Hatta, İstanbul’da her Haziran’da yapılan sözde "onur yürüyüşleri"nde meydan okuyan bu gençlerin, sokaklara çıkan her beş-altı eşcinselden iki veya üçü aslında çocukken tecavüz mağdurudur. Onların bu haykırışı, çocukluklarında duyulmayan çığlıkların dışavurumudur.
Mağdurların ruhlarındaki yaraları kim saracak? Devletin kurumları, polis, savcı, hakim bu acıyı dindiremez. Bu, derin bir psikolojik travmadır ve çözümü, uzman psikoterapistlerin elindedir. Ama ne yazık ki üniversitelerimizde bu konuda derinlemesine bilimsel çalışmalar yapılmıyor. Hapishanelere suçluları tıkmak sorunu çözmez; asıl mesele, mağdurların elinden tutup onları topluma kazandırmaktır.
Soru: Çocuk istismarı konusunda çok çarpıcı tespitleriniz var. Biraz daha açar mısınız? Bu mağdurların hayatları nasıl şekilleniyor?
Kaçın: Çocukken tecavüze uğrayan çocuklar, psikolojik destek almazlarsa, yetişkinlikte "Çoğul Kişilik: Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu" gibi ağır ruhsal sorunlarla yaşamak zorunda kalıyorlar. Bu çocukların büyük bir kısmı, yaşadıkları travmanın acısını toplumdan çıkarmaya çalışan psikopat düzeyde bireylere dönüşebiliyor. İçlerine kapananlar ise ömür boyu yalnızlığa ve kimsesizliğe mahkum oluyor.
En trajik olanı ise, bu mağdurların bazen kendi istekleriyle sapkın ilişkilere yönelmeleri. On üç, on dört yaşındaki çocuklar, reşit olmamışken, gay sohbet sitelerinde kendilerinden büyük sapıklarla ilişki kuruyorlar. Mavi Balina oyunu çocukların bedenini öldürürken, bu gay sohbet siteleri ruhlarını öldürüyor. Porno, çağımızın en büyük insanlık suçlarından biri. Devlet, demir yumruğunu bu sitelere indirmeli ve çocukları bu beladan korumalıdır.
Aileler ve öğretmenler bu konuda çok duyarsız. Oysa çocuğun davranışlarından şüphelenen tek bir öğretmen veya aile bireyi, o çocuğun hayatını kurtarabilir. Unutulmamalıdır ki, taciz ve tecavüz mağduru çocuklar korkutulup susturulurlar; sesleri hiç çıkmaz.
Soru: Yazılarınızda "Kutsal Aile" ve "Medeniyet Bilinci" kavramlarını çok vurguluyorsunuz. Bu bağlamda Batı medeniyeti ve Hristiyanlık ile İslam medeniyeti arasında nasıl bir ayrım yapıyorsunuz?
Kaçın: Bu, çok kritik bir nokta. Batı medeniyetini ve onun dini olan Hristiyanlığı, özünde babasız ve annesiz, yani soysuz ve sopsuz bir medeniyet olarak görüyorum. Hristiyanlık, "Babamız" duasıyla göklerde bir baba arar, çünkü yeryüzünde babasızdır. Bu, tarih boyunca sömürgeciliği, Haçlı Seferleri'ni, Coğrafi Keşifler'i meşrulaştırmıştır. Sanayi devriminde kadın ve çocuk emeğini sömürmüş, şimdi de "kadına şiddetle mücadele" ve "eşcinsel hakları" gibi söylemlerle ruhları sömürmeye devam etmektedir.
İslam medeniyeti ise, Hz. Adem'den başlayan, Hz. Muhammed'e kadar gelen bir "Kutsal Aile" bilinci üzerine kuruludur. "Hepimiz Adem'in çocuklarıyız" anlayışı, kan bağından öte din kardeşliğini tesis eder. Allah'ın "Sizi topraktan yarattık, yine oraya döndüreceğiz" ayeti gereği, bu bir yeryüzü medeniyetidir. "Baba" demek, soy demek, bir toplum inşa etmek demektir.
Bugün Batı'nın hedefi, İslam’ın bu "Kutsal Aile" bilincini yıkmaktır. Hedef, İslam’ı babasızlaştırmak, annesizleştirmektir. Kadınlarımızı feministleştirip Meryem'leştirirken, erkeklerimizi eşcinselleştirip Neo'laştırmaktadırlar. Yani bizi "İsa'laştırıp" asli kimliğimizden koparmak istiyorlar. Bu, bir medeniyet savaşıdır.
Soru: Bu medeniyet savaşında, özellikle son dönemde sıkça duyduğumuz "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği", "İstanbul Sözleşmesi" ve "LGBT" kavramlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kaçın: Bu kavramlar, dikkatli bakıldığında birer balıkçılık oyunudur. "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" gibi masum görünen söylemlerin arkasında, aslında eşcinsel ideolojinin ve örgütlerin topluma dayatılması yatmaktadır. Bu, yeni yüzyılın yeni bir din örgütlenmesidir.
En büyük stratejik hatamız, kendi kavramlarımızı kullanmamaktır. "LGBT" demek, onların dilini kabul etmek ve mücadeleyi baştan kaybetmektir. Onlara ne olduklarını sorduğunuzda "LGBT" diyene kadar onlarca kavram üretmişler. Biz ise hala "eşcinsel" demekten çekiniyoruz. "Eşcinseller" demek yeterlidir.
Bu eşcinsel ideolojinin amacı, Müslümanları ve Hristiyanları eşcinselleştirerek, onları kişilik olarak Yahudilere benzetmektir. Buna "İnsanlığın Yahudileştirilmesi" projesi diyorum. Bilirsiniz, Yahudilik anne soylu bir dindir. Eşcinseller de aslında "anne soylu" bir topluluktur. Her ikisinin de en temel sorunu babayla olan otorite çatışmasıdır. Baba otoritesi altında ezilen erkek çocukları, sığınabilecekleri tek güvenli liman olan anne sevgisine bağımlı hale gelir. İşte bu bağımlılık, onları eşcinselliğe iter.
Soru: Bahsettiğiniz bu "Yahudileştirme" projesini biraz daha açar mısınız? İnsanlığın psikolojik gelişimi ile dinler arasında kurduğunuz paralellik oldukça ilginç.
Kaçın: Bu, benim uzun yıllardır üzerinde çalıştığım bir konu. İnsanın psikolojik gelişimini, insanlığın sosyolojik gelişimine uyarladığımızda çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor. 3-7 yaş arası çocuk, egosantrik dönemdedir ve bu dönemi "Yahudi" dönemi olarak adlandırıyorum. Bu, Hz. Musa'nın inatçı kavmine sabırla yaklaştığı dönemdir.
7-12 yaş arası, sevgi ve şefkatin ön planda olduğu "Hristiyan" dönemidir. Bu, Hz. İsa'nın merhametli yaklaşımını temsil eder. 12-18 yaş ergenlik dönemi ise, kimlik arayışının ve adalet duygusunun geliştiği "Müslüman" dönemidir. Hz. Muhammed'in adil düzeni bu döneme örnektir.
Ancak Müslüman toplumlar bu evreleri sağlıklı tamamlayamamıştır. Bu yüzden Müslüman Yahudiler(saplantılı, sadece cihat ayetlerine odaklı, IŞİD gibi örgütler), Müslüman Hristiyanlar (aşırı duygusal, hoşgörü ve sevgi mesajlarına takılıp kalmış, FETÖ gibi yapılanmalar) ve Müslüman Müslümanlar(denge sahibi, duygu ve düşünce bütünlüğü olan) olarak bir sınıflandırma yapabiliriz.
Günümüzde yaşanan, işte bu Müslümanlığın Yahudileştirilmesi ve Hristiyanlaştırılması sürecidir. Eşcinseller de bu "Yahudileşme"nin bir parçasıdır. Aynen Yahudilerin katı kuralları ve otoriter yapıları gibi, eşcinseller de temelde baba otoritesiyle çatışma yaşarlar. Feminizmin ve toplumsal cinsiyet eşitliği çabalarının amacı da, babaların yerini annelerin almasını sağlayarak bu süreci hızlandırmaktır.
Soru: Toplumun bu büyük medeniyet ve aile krizine karşı nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünüyorsunuz? Çözüm önerileriniz neler?
Kaçın: Çözüm, "Medeniyet Bilinci" nden geçer. Bu bilinci kaybetmiş bir milletin, psikolojik ve sosyolojik sorunları çözme yeteneği yoktur. Bu konuda, büyük düşünür Sezai Karakoç'un "Diriliş" fikrine kulak vermeliyiz. Karakoç'un dediği gibi: "Milletim, uyan! Kendine dön! Aslını unutma! Geçmişini bil... Büyük bir milletsin. Çok köklü bir tarihe sahipsin. Gerçek bir medeniyetin, Hakikat Medeniyeti’nin sahibisin. Onu yeniden ayağa kaldır. Diril ve Dirilt!"
Öncelikle, kadın ve erkek fıtratına uygun bir anlayış geliştirmeliyiz. Yeni nesil kız çocuklarını Medeniyet Bilincimizle Hz. Hatice, Hz. Fatma, Hz. Ayşe olarak yetiştirmeliyiz. Yeni nesil erkek çocuklarını ise Hz. Ali, Hz. Ömer, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin olarak yetiştirmeliyiz. Ancak bu şekilde "Kadına Şiddet" azalır, aile kurumu güçlenir.
İkincisi, bu ideolojik saldırıya karşı ortak bir dil ve duruş geliştirmeliyiz. Yeni Şafak, Akit, Milli Gazete gibi yayın organlarının yazarları ve çizerleri, bu eşcinsellik sorunu karşısında ortak bir üslup kullanmak zorundadır. "LGBT" demeyi bırakıp, doğrudan "eşcinsel" demeliyiz. Aksi takdirde, onların diline mahkum oluruz.
Üçüncüsü, tarikat ve cemaatlerin bu konudaki sorumluluğunu hatırlatmalıyız. Bu yapılar, eskiden "adam gibi adam, er kişiler" yetiştirirken, şimdi derde derman olmaktan uzak, sadece zikirle meşgul olan, toplumsal yaralara kayıtsız kalan kurumlara dönüşmüşlerdir. İslam tarihinin büyük eğitim kurumları olan bu yapılar, yeniden asli görevlerine dönmelidir.
En önemlisi, eşcinsellikten iyileşmek isteyen bireylerin önünü açmalıyız. Onları eşcinselliğe ikna etmeye çalışan veya dışlayan anlayışlara karşı, iyileşme ve dönüşüm isteklerini desteklemeliyiz.Bu, bireyin en temel insan hakkıdır.
Soru: Peki, eşcinsellikten iyileşmek isteyen bireylerin en çok korktuğu şey nedir? Terapi süreci hakkında onlara ne söylemek istersiniz?
Kaçın: En büyük korkuları, "ifşa olmak" ve "başarısız olmak"tır. Ancak bu, tamamen bir akıl oyunudur. Eşcinsel ilişkilere girdikçe ifşa olma riski çok daha yüksektir. Terapideki ifşa ise, gizlilik esasına dayanır. En kötü ihtimali düşünelim: Terapi aldığınız ifşa olsun ya da eşcinsel ilişki yaşadığınız ifşa olsun. Hangisi daha iyi?
Başarısız olma korkusuna gelince: Ya başarılı olursanız? Psikoloji literatüründe başarılı olmuş yüzlerce varken, daha yola çıkmadan olumsuz düşünmek mantıklı değil. Denemekten ne çıkar? Önemli olan, sizi eşcinselliğe ikna eden değil, iyileşme ve dönüşüm yolunda size destek olacak bir profesyonele başvurmaktır. Ben de bu yolda danışanlarıma rehberlik ediyorum.
Soru: Son olarak, eşcinsellikten iyileşmek isteyen bir bireyin günlük hayatında atabileceği ilk adımlar neler olabilir?
Kaçın: Çok önemli bir adım, eşcinsel erotik çekim duyulan hemcinsle olan ilişkide farkındalık yaratmaktır. Bu kişiyle "hakiki bir dostluk" kurmayı hedeflemelisiniz. Erotik çekim, samimi dostlukta saygı, güven ve anlayışa yerini bırakabilir. Ancak burada iki büyük tehlike var:
1.   Çekim duyduğunuz kişinin de eşcinsel hisler taşıması veya manipülasyona açık olması.
2.   Sizin kendi kendinize oynadığınız "gizli aşık olma" akıl oyunu.
Bu iki hatadan kaçınırsanız, zamanla eşcinsel çekiminizin azaldığını ve yerini sağlam bir dostluğa bıraktığını göreceksiniz. Bu deneyimler arttıkça, iyileşme süreci hızlanacaktır. Bu, sadece ilişkiden vazgeçmek değil, aynı zamanda gizli aşktan da vazgeçmek demektir. İşte o zaman hakiki özgürlüğe ve sağlıklı kimliğinize kavuşursunuz.
Kısacası, bu bir medeniyet ve kimlik mücadelesidir. Özümüze, sözümüze ve inancımıza sahip çıktığımız sürece, bu büyük saldırı karşısında dimdik ayakta kalacağız.

2
Din & Felsefe / Ynt: Kainatın Semasında Allah'ı Yaşamak
« : 06 Haziran 2026, 12:52:02 öö »
...

4
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg

5
TAM İYİLEŞMİŞKEN GERİ DÖNMENİN BEDELİ


Artık felaket zamanı geldi. Uyarıları dinlemeliydik. Şimdi ise felaketler ile yüzleşme zamanı. Ya var olacak ya da benlik içerisinde kaybolacaktık. Çevirdiğimiz sırt kendi benliğimize mi yoksa çevremize mi? Hangisi felaketi tetikledi? Ben mi kendime zulmettim yoksa çevredikler mi bana zulmetti? Korkuyorum hem de çok...


Kıymetli arkadşlar, bildiğimiz üzere eşcinsellik çocukluktan süregelen aile ve çevresel parametrelerin birleşiminden doğan doğal bir eğilim sürecidir. Bazen babanın yetersizliği, bazen annenin baskınlığı, bazen çevremizdeki insanların etkisi, bazen çağresizce uğranılan acımasızca tecavüzler bu durumun oluşmasında etkili olmaktadır. Hikayeler çoğu zaman birbirine benzer olmak ile beraber eşcinsel davranış biçimleri de hemen hemen birbirine benzemektedir. Değişen temel farklar ise bireyin iradesi ile aldığı kararların bütünüdür.


Bildiğimiz üzere bireyin kendi eşcinselliğini kabullenmesi ile birlikte hayatında aksiyon aldığı bir duruma geçer. Ülkemizde genelde iki farklı aksiyon eşcinseller tarafından uygulanır. İlk olarak, din ve sosyal kültürün baskısı ile birlikte kişi eşcinselliğini cinsel eyleme dökmez, sabır ve selamet ile çözüm üretmeye çalışır. Bir diğer aksiyon ise, hemen hemen çoğu eşcinselde olduğu gibi dindarından sekülerine kadar belli bir yaş itibari ile farklı partnerler ile cinsel birliktelikler yaşamaktır. Neredeyse 90% lik bir kısım buradaki ikinci aksiyonu yaşam biçimi haline dönüştürmüştür ülkemizde.


Eşcinsel dünyada haz ve dürtüler kontrol edilmediği sürece duygusal ilişkiler ile başlayan birlikteliklerin kısa zamanda cinsel birlikteliklere dönüşeceği, bu birlikteliklerin de çoğu zaman tek gecelik ilişiler olup bir eşcinselin 30 lu yaşlarına kadar yaklaşık 400 farklı partner ile beraner olabilme potansiyelinin yüksek olduğunu göz önünde bulundurmak lazım. Eşcinsel ortamlarda çokça takılanın birey artık yatıp kaltığı partnerlerini hatırlayamama durumuna kadar gelebilir. Hatta ilerleyen bir kaç durumdan da bahsetme isterim. Bakınız, eşcinsel ortamlarda artık yatmanın karşılığı olarak para talep eden fazlaca insan vardır. Bunların hatta isimlendirmeleri de var: win win, benefit, sugar daddy... Hatta en üzücü noktalardan bir durum ise 40 ve üzeri olgun yaştaki insanlar çok ufak yaştaki genç (sözüm ona twink) esşcinseller ile beraber oluyorlar. Bunlar kabul edilemez!


Bir diğer durum ise şudur, sürekli cinsel ilişkiye giren birey her şeyi elde edebileceği düşüncesine kapılarak yüksek kibir ve aşırı özgüvene sahip olurlar. Eşcinsel ortamlarında çok partnerli insanların nasıl davrandığını gözünüzde canlandırmanızı istiyorum. Bu yüksek ego seviyesi maalesef eşcinsel dünyada başarılı olsa da gerçek dünyada tam anlamı ile duvara toslamaktadır. Çünkü gerçek dünyada cinsel ilişki ile değil baskılayarak üstünlük kurma yarışları mevcuttur.


Değerli okuyucular, eşcinselliği tek başına bir rahatsızlık olarak görmek kabul edilebilir değildir. Beraberinde kişilik bozukluğu, okb, border line gibi bozukluklar taşınır. Alınan terapilerde eşcinsellikleten hetero dünyasına geçebilmek için tüm bu bozuklukların giderilmesi gerekmektedir. Yukarıda bahsettiğim pek çok kötü alışkanlıklar insana piskolojik ve bedensel anlamda zarar vermektedir. Çok fazla eşcinsel ilişkiye girme demek yüksek kişilik bozukluğu ve şizofreni gibi vakalara yol açmaktadır. Bu tarz durumlarda erken tedavi çok önemlidir.


Hüseyin Kaçın hoca ile alınan terapilerde eşcinselliğin gerçek yüzünü keşfedip, eşcinsellerin karakterini tam manası ile öğrenmek yadsınamaz bir gerçekliktir. Terapilere devam edilmesi taktirinde iyileşmeye giden süreç zaman içerisinde hız kazanacak ve iyileşme sağlanacaktır. Bugün pek çok iyileşmiş danışan ile yüzleşmek mümkündür. Fakat iyileşme evresinde iken tekrar eşcinsel ortamına girmenin bedeli ağır olmaktadır. İlk başta eşcinselleri daha iyi tanımaktan dolayı eşcinsel ortamda daha başarılı sonuçlar alınacak fakat, cinsel ilişkilere artık devam edilmesi taktirinde maalesef piskolojik delirme evresine geçilecektir. Bu şizofreni, paronaya, ya da başka ağır vakalar olarak ortaya çıkacaktır. Özellikle gizil eşcinsel bir bireyde takip ediliyorum kaygısı baskın basacaktır. Gizil olmayan bireyde ise şizofreni gözlemlenecektir. Hayatı yaşanmaz hale getiren bu sıkıntılar, delirmenin en büyük adımıdır. Eğer aynı hatalar tekrarlanmaya devam ederse bu durum daha kötü bir hale dönüşme ihtiamli bulunup hastaneye yatma durumu söz konusu olacaktır.


Delirme safhası her ne kadar olumsuz ve insan hayatına karışan bir eylem olarak gözlemlense de krizi fırsatı çevirmek gerekmektedir. Artık bir daha eşcinsel dünyaya dönmemek için keskin bir karar noktası aşamasıdır bu süreç. Eğer güzel değerlendirilirse mutlu bir hayat idamesinin dönüm noktası kötü değerlendirilirse deli divane bir yaşamın temelini oluşturacaktır. Maalesef her psikolog bu tür vakalara yanaşmaya çekinmektedir. Bu yüzden çözüm noktasının bireyin kendisinde ve yardımcısı olan piskoloğunda bitmektedir. Şunu unutmamalıyız ki, çok fazla cinsel ilişki ya HIV gibi ciddi problemlere yol açacaktır, ya da ayı zamanda delirmenize yol açacaktır. Bu yüzden davranış biçimi birey tarafından kontrol edilmek zorundadır.

7

​Es ist keineswegs ungewöhnlich, dass homosexuelle Menschen Gefühle von Schuld, Unruhe, Einsamkeit oder sogar Depression bis hin zu starken Spannungszuständen erleben. Wenn man sich dazu gezwungen sieht, homosexuelle Handlungen auszuleben, obwohl diese dem eigenen Wesen und der inneren Identität widersprechen - oder wenn man den Drang danach nicht kontrollieren kann -, entsteht oft ein erheblicher psychischer Leidensdruck für Betroffene.

​Zudem ist Homosexualität hier nicht als Ausdruck einer freien Wahl aufzufassen, sondern als eine Entwicklung, die häufig auf Kindheitstraumata oder elterliche Vernachlässigung zurückzuführen ist. Unter diesem Blickwinkel betrachtet, stellt Homosexualität eine psychische Störung dar - eine Beeinträchtigung der sexuellen Neigung sowie der Identität.

​Daraus ergibt sich für die Psychologie als Wissenschaft die klare Verpflichtung, zu hinterfragen, ob ein homosexueller Lebensstil und die damit verbundene soziale Identität tatsächlich als „gesund“ gelten können. Die Forschung muss sich auch künftig der Verantwortung stellen, die Ursachen, die Struktur und mögliche Therapieansätze zu untersuchen. Vor diesem Hintergrund wäre es eine herabwürdigende und moralisch fragwürdige Haltung, denjenigen, die sich aus eigenem Antrieb von der Homosexualität lösen wollen, eine Behandlung zu verweigern oder pauschal zu behaupten, es handle sich nicht um eine heilbare Krankheit.

9
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg

10
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg

11
Dün 3 seansıma geldim . Biraz bekledim .İçerde terapide olanlar vardı . Benim için hiç sıkıntı değildi çünkü kendimi artık huzurlu hissetmeye başladım merdiven basamaklarından teker teker zirveye doğru yürüyorum hissediyorum. Neyse bu arada bir gemç kardeşim vardı oda seansa gelmişti . Biraz onla sohbet ettik. Rabbim onada çıktığı yolda zaferine ulaştırsın keza tüm bu yolda kurtulmak isteyen kardeşlerimede . Sıra bana geldi içeri girdim . Ünsanın kendisini rahat hissetmesi kadar büyük  erdem yoktur bence . Kendimi rahat şekilde ifade etmeye çalışıyorum ve başladım artık Hocam sayesinde . İki hafta ne yaptın nasıl geçti diye sordu hocam dedim son günlerde biraz aklıma geldikçe yaptığım davranışlar işter iştemez aklıma geliyor dedim daha yolun başındayız dedi hepsi geçecek zamanla sen inandıkça çabaladıkça dedi . Ben öyle anal ve oral yapmadım kimse ile zaten . Toplasan 5 altı kişi ile buluştuk oda  sevişme falan idi ondada  kendimden tiksiniyordum zaten . Çünkü kafaya koymuştum kurtulmak için . Verdiği ödevleri yapmaya başladım artık mastürbasyon haftada 3 demişti süreyi uzatarak erken boşalma sorunu olan birisiyim bunun için çözüm sundu dediklerini yapıyorum süre uzamaya başladı . Mastürbasyon da kadınları hayal ederek boşalmaya başladım ara sıra erkelerde geliyor çünkü sanalda çok yaptım yüz yüze işter iştemez aklımdan çıkmıyor ama kendimi o anda resetliyorum . Buda ilerleyen süreçte çıkacak eminim . Gen hafta başından bir olay geçmişti onu anlatım . İşte gelince bozuk saatler vardı ama yapıya değer saatlerdi kısaca özetlemek istiyorum. Ben bu saatleri eminönünde bu işleri yapan doğubank gittim sordum buldum ve yaptırdım . Saati yapan kişi 62 yaşlarında bir kişilik ilk başta saygım vardı ama şimdi yok canı cehenneme onun . Adam biseksüel imiş . Neyse bunu geçen hafta öğrendim . Bu işter iştemez kendimi kötü hissettim. Anneler günün de kardeşim annemi ara sana kırılıyor dedi zaten arayacaktım bu neyse konuşurdum
Annemle baktım bu saatti denen zaat beni arıyor numaram kendisinde vardı neden dünüşüncesi aklınıza illaki geliyor. Ben saatleri yapınca seni arayacam dedi bir veya iki hafta sürer dedi neyse verdim idi . Allah biliyor ya içimde aklıma kimse konduramadım ben ben geyliği zaten bu yüzden de kendimi bunun içinde buluyorum. Benim en büyük yanlışım bu zaten kimseyi kurtaram o düşünce kapılıyorum ordan iyi niyetimden faydalanıyorlar zaten bende içimde bu düşüncelerde olunca sabiplenme duygusu ben sevgi görmeyen birisi kimsenin mutsuz olmasını istemiyorum açıyorum açıkçası açıdıkça buluştuğum kişilerde işin sonu hep sexse geldi öpüşme falan gibi saçmalaya başladım eminim bunun sonu ilerlemeyecekti . İlk başlarla Aktif sonra Ap ve sonra P ile bitecektir kesin . Neyse saatçiye gelelim . Annem ile konuşma bitti . Bu ne arıyor diye dönüş yaptım . İşte sordu ne yapıyorsun nasılsın diye
beni düşünmüş gibi salak saçma konuşma sen iyi temiz bir insan kalbinde zerre kötülük yok ordan neden hiç yanıma gelmiyorsun dükkana gel çay içersein seni ben çok sevdim beyefendi kişiliğini falan diye bana övgüler yağdırıyor. Ben ne mutlu dedim böyle bir izlenim yarattığım
İçin dedim . Sonra sana bana dedikçe
sonra bana sana bişey söyleyecem dedi ben de mal gibi buyur abi dedim . Bu aralar canım sex yapmak iştiyor dedi eşinden ayrı olduğunu ne sohbet
etmiştik işte kadınlarda birlikte oluyorum dedi
Eskortlarla sonra bir hastalık var bana işimden dolayı sordu bende hastaneye git benim bu alanda yardımcı olamam dedim işimin  kapsamına girmiyor dedim . Ordan senin sex yaptığın kızlar falan var mı diye sordu bende yok harama uçkur çözmem dedim . Bu bana demez mi sen kendini nasıl hissediyorsun bende heteroseksüllim dedim. Bana bir daha bu şekilde arama bunu biraz tersledim özür falan diledi sen aradığın kişi değilim ne halin varsa gör hayat senin beni ilgilendirmez . Bir daha rahatsız edersen sen düşün artık diye tehdit ettim . Bu sıra kendimi suçlu hissediyorum bakıyorum bende bir yumuşaklık mı var aynaya bakıyorum falan artık alıştık İstanbul da olduğuma göre iş geriği saçma sapan vakalar denk geliyor nöbettim de Allahım bunlar bana denk gelmesin artık ama her zaman denk gelecek kaçış yok ama  içimdeki bu duyguları yok olduğu süreçte bana kimse zarar veremez . Artık hocwmın dediklerini yavaş yavaş yapmaya başladım kendime değer vermeye alışveriş yapıyorum geziyorum evde durma durdukça sanalda takılırsın boş zamanlarında beynini başka şeylere harca dedi işte evim kebtsel girdi ınun içinde spora gidecem onu engelliyorum . Bu sorunu çözersen ev ençok beynimi meşgul ediyor . Hüseyin hoca araştırmaya başla kiralık hemen tutacak değilsin diye telkinde bulundu. Yoksa böyle olmaz diyor . Zaten bende aşırı derecede özgüven eksikliği var  . Nasıl yapacağım nasıl olacak bilmiyorum diye düşünüyorum ama ben ne zorluklarla mücadele ettim bu da geçer . Allah bana memuriyeti nasip etti . Çobanlık hayattından gecesi gündüzü olmayan stres sıkıntıları olan ,yarı aç , yarı tok olan hayatımdan sevgisiz ilgisiz olarak çırpınan ve birşeyleri başarmak isteyen ve başaran imişim düşündükçe . Hüseyin hocam bir 15 memlekette izine gideceğimi dedim . Git kafan dağılsın ama iyi yönde değerlendirmeyi istedi . Sen asıl eşcinsellik görümlü bir kişiliğin yok dıştan bakıldığında bunun artık farkında ol dedi bu saatçi yüzünden bozuldu idi . Adam resmen bana senden hoşlanıyorum dedim . İşlerindeki bayanlar çok erkek varda o kadar az onlarla olan ilişkimi sordu beğendim kızlar var hocam ama işte evlilik konusunda içimden gelmiyor dedim onuda aşarız merak etme yolun başındasın daha herşey zamanı gelecektir . İş arkadaşlarım bazen şakarı çok aşırı bel altı oluyor bende önceleri aşırı utanıyordum artık nabza göre şerbet veriyorum dahil olmaya bailadım son bir aydır ama Hocam bu konu beni rahatsız ediyor sıkıntı yok ama fazla ileri gitmelerine izin vermemek gerekiyor dedi işiniz gücünüz yok mu de
dedi kızlara karşı . Çalıştığım kurumda kendi devletin bayan psikologu var sağolsun kadın beni çok sever ben yaşadığım durumları işte aile sevgisi görmediğimi nasıl bir hayat yaşadığımı çocukluğumu artık herkese koşmaktan yoruldum içindeki çocuğun ne iştediği hiç
umursamadım ordan tükenmişlik sendromu yaşıyorum bunları hep biliyor bana çok telikinde bulunuyor . Ama içindeki cinsel duyguları jiç açmadım açamazdım zaten . Beni dinler benle ağladığı oluyor du . Bana sende norm ötesi bir zeka var . Yani başarılı bir insansın diyor 3 aydır hiç kurumum seanlarına gitmiyordum geçen hafta beni çağırdı . İşte biraz konuştum artık insanlara açıma hissini bıraktım, ailem kendileri sevgi görmemişler ki bana birşeyler veremişler dedim .Yolda dilenci görsem bile umursamıyorum bile dedim . Kadına bunları söylerken kadın sen çok gelişiyorsun şu özgüven yerine geliyor artık dedi bunlarda Hüseyin hocama dedim . Artık içimde iyiye doğru yol alan bir serüven var .Ben sanıyordum ki birileri benim elimden tutar kurtarır kimse kurtarmıyor emin olun herkes kendi derdi ve zevki için iyileri oynayan zavallı acizler . Bu konuda eşçinsellerde konuşur da bu duygularndan kurtulurum diye sohbetlerde birileri ile konuşmak çözüm olabilir diye düşündüm ama yanlış düşünce imiş . Çünkü bu düşünce ile kendimi hergün bataklığa sürüklemişsim . Gay olan kişiden ne dost olur nede arkadaş çünkü hayatlarından memnunlar kabullenmişler seninde kabullenmeni bekliyorlar . Artık ben kimseyi kurtaramacısı değilim ben önce kendimi kurtarmalıyım .Kasas süresi 56 ayetinde insanların kalbine gerçek hidayeti verenin Allah olduğunu anlatır. Peygamberlerin görevi tebliğ etmektir; kabul edip etmemek ise kişinin iradesi ve Allah’ın dilemesiyle olur. Peygamberimiz insanları kurtarmamış Allah resulu . Onun kimseyi kurtarma düşüncesini aklımdan çıkarmam gerekiyor.Bu şekilde devam ediyor seansım kendimi en güvenli olduğum her bana değer veren benim eksi ve artı yönlerimi gösteren kişi Hüseyin hocama sonsuz teşekkür ederim . Allah bize hideyete erenlerden eylesin . İnşallah yardımım dokunur umarım kimse zor demesin inanın insan inandığı yolda yürürse yolunu bulur ama bu doğru yolu  tabi . 🙏

12
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg

13
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg

14
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.


https://www.instagram.com/p/DYMK5xusvrv/



https://www.youtube.com/@H%C3%BCseyinKA%C3%87IN22


Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=eN7PhGU9X2M

Velev ki Eşcinseliz: Mert


Velev ki Eşcinseliz: Efe


https://www.youtube.com/watch?v=567gw1I50Jg

Sayfa: [1] 2 3 ... 319