İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - trakya

Sayfa: [1] 2 3 4
2
ASLINDA OLAN NE ? || Psikolog HÜSEYİN KAÇIN

https://www.youtube.com/watch?v=xRs6S9A-2C8

“DİZ” DÖVDÜREN “DİZİ”LER || TÜRK AİLE YAPISI DİZİLERLE BÖYLE YOZLAŞTIRILIYOR ! | Psk. HÜSEYİN KAÇIN


https://www.youtube.com/watch?v=3eVImZT2Ym0

3
TRANS ÇOCUKLAR VARDIR CİNAYETLERİ YA DA KATLİAMI


İsa Aras Mersin'li dijital saldırı oyunu pubg değil eşcinsel ya da trans çocuk cinayeti ya da katliamıdır.
Türkiye'de Üniversiteler ve özellikle Tıp Fakülteleri trans ameliyatları çetesi tarafında kuşatılmıştır. Bu çetenin kurucusu İsrail'in istihbarat örgütü Mossad'tır. Tıp fakültelerinde trans ameliyatlarını yapan kişiler Mason ya ta Rotaryen örgüt mensubu akademisyenlerdir.

14 yaşındaki İsa Aras Mersinli bu cinayetleri ya da katliamı işlemeseydi 18 yaşına geldiğinde ailesinin bilgisi ya da onayına gerek duymadan Çapa ya da Hacettepe Tıp Fakültelerinde cinsiyet değiştirme ameliyatı olma girişimlerini başlatacağını öngörebiliriz.

Türkiye çocuklarını ve gençleri Trans ameliyatları çetesinin oyunlarından ve tuzaklarınında korumalı ve kurtarmalıdır.

Devlet adamlarımız bu saldırılardan derin üzüntü duymak yerine bir an önce bu örgüt ya da çetelere devletin demir yumruğunu vurmalıdır.


EBEVEYNLERİYLE İLGİLİ İFADELERİ DİKKAT ÇEKTİ

“İnsanlar benim bu durumum yüzünden bazı şeyleri varsayıyor ama bu yalnızlıktan değil. Zaten yalnızım. Çok yalnızım. Neredeyse hiç arkadaşım yok. Sadece 2 arkadaşım var ve çoğu zaman konuşmuyoruz. Ailem benden nefret ediyor, benden korkuyor ve hayal kırıklığına uğramış durumda.”


KENDİNİ ÜSTİNSAN (Übermensch) OLARAK TANIMLADI


“Ben bir dahiyim. Herkesten daha iyiyim. En üstün insanım. Kendime sadığım. Ben daha iyiyim. Ortalama zekanın çok üstündeyim. 130 IQ testim vardı. Okulda hiç çalışmadan hep yüksek notlar aldım.”

"OKUL BANA BİR ŞEY VERMİYOR"


“İngilizceyi okuldan öğrenmedim. Evde de konuşmuyordum. Sadece birkaç yıl içinde kendiliğinden akıcı hale geldim… Okul bana bir şey katmıyordu. Kendi kendime öğrenmek daha hızlıydı.”

Friedrich Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt eserinde kavramsallaştırdığı Üst İnsan (Übermensch), geleneksel ahlakı ve nihilizmi aşarak kendi değerlerini yaratan, yeryüzüne bağlı, yaratıcı ve yaşamı onaylayan en üst insan mertebesidir. "Sürü" insanından kopuşu temsil eden bu figür, güç istenciyle kendini gerçekleştirir.


Üst İnsan Kavramının Özellikleri ve Örnekleri

Kendi Değerlerini Yaratır: Geleneksel dinî veya toplumsal ahlak kurallarını (sürü ahlakı) reddederek, iyi ve kötünün ne olduğuna kendisi karar verir.
Yeryüzüne Bağlıdır: Öte dünya umutlarını reddeder, yaşamı olduğu gibi, acılarıyla birlikte kabul eder ve sever.
Yaratıcı ve Özgürdür: Toplumsal kalıplara sığmaz, "aslan" aşamasında eski değerleri yıkarak "bebek" aşamasında yeni bir yaşam kurar.
Güç İstenci (Wille zur Macht): Kendini aşma ve yaratma potansiyelini en üst düzeyde kullanır.
Üç Dönüşüm: Nietzsche, insan ruhunun "deve" (yük taşıyan), "aslan" (özgürleşen) ve "bebek" (yaratıcı) aşamalarından geçerek üst insana dönüştüğünü belirtir.


Üst insan, ahlakın kökenini sorgulayan, insanı bir köprü olarak görüp onu aşmayı hedefleyen, yaratıcı enerjisiyle yeni bir insanlık ideali sunan felsefi bir hedeftir.



Ruh Sağlığımızın Toplumsal Yansıması Kadına Şiddetin Kökeni:

İçimizdeki şeytan annelerimizle duygusal bağımızın kopmaması demektir. Küresel Sistem, kapitalizm, modern toplum, postmodernizm, derken aile sistemimiz çöküş sürecindedir. Sosyolojik olarak tanımladığımızda toplumu oluşturan en küçük toplumsal birim yani toplumun en küçük yapı taşı AİLE‘dir. Ailenin çöküşünün toplumsal yansımasının bir çok sonuçlarından en önemlisi de kadına şiddetin artmasıdır. Kadına şiddetin artmasını durdurmak adına yasalarla “ öyle mi çözelim yoksa böyle mi çözelim? “ derken çözmek bir yana çözümsüzlüğün artması söz konusudur. Ailemizin çöküşüyle deist, ateist, biseksüel nesillerin artması psikolojik olarak bunalımlı bir süreçten geçtiğimizi gösterirken sosyolojik olaraksa toplumsal sancılı bir dönüşümün yaşanacağı umudumuzu arttırmalıdır. 

Yasalarla kadınlar sözde korunmak adına kutsandıkça içimizdeki şeytan annelerimizin artmasıyla toplumsal olarak müslüman aile yapısı bilinci oluşturamadığımız oranda  bizimde Friedrich Nietzsche’lerimiz, Arthur Schopenhauer’larımız, Franz Kafka’larımız yetişecektir. (Kadınları seven ama evlenmeye cesaret edemeyen erkekler)

Türkiye’de yakın gelecekte  dünyanın en yalnız insanları olarak yetişecek olan  deist, ateist ve biseksüel genç nesillerimizin içindeki Friedrich Nietzsche’lerimiz “Tanrı Öldü“ diye haykıracaklardır. Omnipotans, Tümgüçlü yani Kadiri Mutlak olan, dindarlıktan uzak olduğu oranda çocuk tanrı’lar neslimizi ailelerimizde anne babalar olarak ve okullarımızda ise öğretmenler olarak el birliği ile yetiştiriyoruz.

Tanrı’yı öldüren Friedrich Nietzsche midir yoksa çocuğunun özgürlüğünü öldüren  annesi Franziska Oehler midir?

“Ölümsüz, diri olan Allah'a güven, O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter.”

Allah, ölümsüz olandır. 

Okursanız:

Dindar nesil değil çocuk tanrılar nesli
Egemen Güçler Ekini ve nesli bozmaya başladılarsa, Köle kadınlar efendilerini doğurmaya başlamışsa ahir zaman yakın demektir. Dünyanın, insanlığın son günleri; kıyamete yakın yıllar ve günlerdeyiz. O mutlu günlerimiz mazide şimdi…


https://www.habervakti.com/ruh-sagligimizin-toplumsal-yansimasi-kadina-siddetin-kokeni-ve-icimizdeki-seytan

4
Charlie Kirk'ü öldüren Tyler Robinson, Kirk'ü "trans hakları hakkındaki yorumları nedeniyle öldürdü" iddiası
Charlie Kirk ve Tyler Robinson
Charlie Kirk ve Tyler Robinson

Dünyaca ünlü muhafazakar internet fenomeni ve siyasetçi Charlie Kirk’i öldüren Tyler Robinson’un, cinayeti neden işlediği gün yüzüne çıkıyor. Robinson'un kız arkadaşının trans bir kadın olması ve Kürk'ün açıklamalarının Robinson'u öldürmeye teşvik ettiği iddia edildi.

ABD'nin Utah eyaletinde Başkan Donald Trump'ın destekçisi aktivist ve sosyal medya fenomeni Charlie Kirk, silahlı saldırıya maruz kaldı. ABD Başkanı Trump, silahlı saldırıya uğrayan destekçisi aktivist ve sosyal medya fenomeni Charlie Kirk’ün öldüğünü duyurdu. Utah Valley Üniversitesi'nde düzenlenen bir etkinliğe katılan Kirk, açık alanda konuşma yaptığı esnada, nereden geldiği belli olmayan bir kurşunun hedefi oldu. Kirk'ü boynuna yakın bölgeden vurulmasının ardından ABD medyasında, saldırıyla ilgili bir şüphelinin gözaltına alındığı ve polisin soruşturma başlattığı bilgileri yer aldı.

ABD kaynaklı Axios’un aktardığına göre Robinson, Kirk’ün savunduğu muhafazakar siyaseti” nefret uyandırıcı” buldu. Cinsel kimlik siyasetini sürekli olarak eleştiren Kirk, trans bir ev arkadaşıyla yaşayan Tyler için son derece kışkırtıcıydı.

Tyler’ın trans ev arkadaşıyla da iddiaya göre romantik bir ilişkisi vardı. Tyler’ın ev arkadaşı Lance Twiggs de polisle işbirliği yaptı ve ikilinin mesajlarını teslim etti. Kaynaklardan biri ifadesinde, olay sebebiyle “şok içinde olduğunu” aktararak Tyler’ın böyle bir şeyi yaptığına inanamadığını söyledi.



Robinson’ın mesajlarında silahı bir havluya sarıp Utah Valley Üniversitesi yakınında bir çalılığa sakladığını yazdığı belirtildi.

Utah Valisi Spencer Cox Cuma günü yaptığı açıklamada mesajlarda, Tyler’ın arkadaşlarından tüfeği gelip almasını talep ettiğini de söyledi. Ancak tüfeğini alan olmadı. Federal ve eyalet yetkilileri ayrıca Utah’taki bazı sol grupları inceliyor, bu grupların Robinson’ın planlarını bilip bilmediği ya da sonrasında destek sağlayıp sağlamadığı araştırıyor.

Robinson’ın siyasi yönelimi ve onu cinayete sürükleyen motivasyonu ülke çapında tartışılıyor. Bazı muhafazakarlar Tyler’ı “dengesiz bir solcu” olarak nitelese de ABD solu, Utah’ta büyüyen Tyler’ın muhafazakar bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çekiyor. Tyler’ın ailesi ise Trump’ın MAGA hareketine desteğini açıkça dile getirdi. Annesi Debbie Robinson “Ailemde Cumhuriyetçi olmayan tek bir kişi yok” dedi.

Aile üyeleri Robinson’ın son yıllarda siyasete daha çok ilgi gösterdiğini ve Kirk’ün Utah Valley Üniversitesi’ndeki konuşmasına ilgi gösterdiğini anlattı. Utah Valisi Cox’un aktardığına göre aileden biri Kirk’ün “nefret söylemi yaydığına” polise bildirdi ancak bu ifadeyi kimin kullandığı netleşmedi.

Kirk cinayetini soruşturan bir yetkili “Ev arkadaşı çok şey biliyordu ama sustu. Şimdi iş birliği yapıyor. Biz de böyle kalmasını istiyoruz. Öğrenmek istediğimiz tek şey başkalarının da önceden ya da sonradan bilgisi olup olmadığı” diye konuştu.

https://t24.com.tr/gundem/charlie-kirk-u-olduren-tyler-robinson-kirk-u-trans-haklari-hakkindaki-yorumlari-nedeniyle-oldurdu-iddiasi,1261609?_t=1776678364451

5
ABD'de yeni gündem: Trans cinayetleri


ABD’de yaşanan son aile katliamının ardından bazı köşe yazarları, trans kimlikli failler ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Tartışma büyürken, uzmanlar genellemeler konusunda uyarıyor.

ABD’nin Rhode Island eyaletinde bir lise hokey maçı sırasında yaşanan aile içi silahlı saldırı, ülkede yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Olayda eski eşini ve bir çocuğunu öldüren, üç kişiyi yaraladıktan sonra intihar eden Robert Dorgan’ın geçmişi ve sosyal medya paylaşımları gündem oldu.

Aile Katliamı Ülkeyi Sarstı

Kendisini “Roberta” olarak tanıttığı belirtilen Dorgan’ın daha önce cinsiyet geçiş ameliyatı geçirdiği ve boşanma sürecinde olduğu öğrenildi. Eski eşinin ilk boşanma dilekçesinde ruh sağlığına ilişkin ifadeler yer aldığı ancak daha sonra bu ifadelerin değiştirildiği aktarıldı.

Saldırıdan günler önce X platformunda yaptığı paylaşımlar ise dikkat çekti.


Tartışma Büyüyor

ABD’li köşe yazarı Karol Markowicz, olayın ardından kaleme aldığı yazıda, son yıllarda benzer kimlik tartışmalarıyla gündeme gelen bazı saldırıları hatırlattı. Kanada’nın British Columbia eyaletinde ve Minneapolis’te yaşanan saldırılar da bu çerçevede yeniden gündeme taşındı.

Markowicz, bazı medya kuruluşlarının saldırganın kimliğine vurgu yapmadığını, bunun yerine silah yasalarını öne çıkardığını savundu.

Uzmanlardan “Genelleme” Uyarısı

Öte yandan birçok uzman, bireysel suçların belirli bir kimlik grubuna mal edilmesinin toplumsal gerilimi artırabileceği uyarısında bulunuyor. Ruh sağlığı sorunlarının bireysel değerlendirilmesi gerektiği ve genellemeden kaçınılmasının önem taşıdığı belirtiliyor.

ABD’de yaşanan bu son olay, silah yasaları, ruh sağlığı hizmetleri ve toplumsal kimlik tartışmalarını yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.


https://www.ajans11.net/abdde-yeni-gundem-rans-cinayetleri/67053/

6
Nefret ateşi canlar aldı


ABD’de “trans birey” olduğunu söyleyen 23 yaşındaki saldırgan, çocukken kendisinin de gittiği, annesinin çalıştığı Katolik okulunun kilisesine silahlı saldırı düzenleyip intihar etti. Saldırıda iki çocuk öldü, 17 kişi yaralandı.

Kendini trans birey olarak tanımlayan saldırgan Robin Westman vaktiyle bu Katolik okulunda okumuş. Annesi Mary Grace Westman da 2021’de emekli olana kadar bu okulda çalışmış. Robin Westman, 2020’de mahkemeye başvurmuş ve Robert olan adını Robin olarak değiştirmiş. Hâkim dava dosyasına, “Çocuk kendini kız olarak tanımlıyor ve adının kız kimliğini yansıtmasını istiyor” diye yazmış. ABD İçişleri Bakanı Kristi Noem de saldırganın “transseksüel olduğunu iddia eden bir erkek” olduğunu söyledi. “Saldırıyı bir erkek olarak dünyaya gelen Robin Westman gerçekleştirdi” diyen FBI Direktörü Kash Patel de kurumun olayı Katolikleri hedef alan bir iç terörizm ve nefret suçu eylemi olarak araştırdığını açıkladı. Katoliklerin ruhani lideri Papa da taziye mesajı yayınladı.


https://www.milliyet.com.tr/dunya/nefret-atesi-canlar-aldi-7435606



7
Okul katliamı faili yüzünden
Trans bireyler hedefte


Benzerleri defalarca yaşanmış olmasına rağmen bu kez katliamın kendisinden çok failin cinsiyeti üzerinde yürütüldü tartışmalar. ABD’de Nashville’de bir okulu basarak üçü çocuk altı kişiyi öldüren Audrey Hale'in trans kimliğini diline doladı malum çevreler.

Katliama ilişkin tepkileri anlamak zor değil. Olay elbette hafifletici hiç bir tarafı olmayan korkunç bir vahşet. Katilin içinde bulunduğu psikolojiyi anlayarak değerlendirme yapmak da bireyler için kolay değil, ayrıca işin o tarafına hukuk bakar. Dolayısıyla bu tür katliamın katillerine öfkenin büyüklüğü doğal. Ancak Hale’in transerkek olmasının katliama gerekçe yapılması zaten bir nefret objesi haline getirilmiş trans bireylere düşmanlığı arttıracak tehlikeli bir söylem.



Hale’in cinsel değişimini, yani yeni kimliğini ailesine kabul ettirememin yol açtığı intikam duygusuyla katliamı gerçekleştirdiği iddiasından yola çıkarak “trans olduğu için cinayet işledi” diyenlerin sayısı hayli fazla. Elbette Hale’in vahşetinin savunulacak tarafı yok, ancak benzeri katliamları yapanların heteroseksüel oluşları cinayetlerine gerekçe gösterilmemişken Hale’e bunun tersinin yapılması adil değil. Bu, hiç bir vahşete bulaşmamış milyonlarca trans bireyi potansiyel katil göstermek demek.

Dindar olmaması suç(!)
Son derece muhafazakâr ABD toplumu bu tür fırsatları “azınlıklara” karşı kullanmayı pek sever. Tanımlanmış grupların kolay hedef alınmasından hoşnut bir toplum ABD toplumu. Hale’i bahane ederek şimdi bu fırsatçılığı trans bireylere karşı da kullanıyor. Hale’in iyi bir dini eğitim alsaydı cinayet işlemeyeceğini söyleyenlerin olması gerçekten tuhaf. Çünkü Hale’in katliamı gerçekleştirdiği The Covenant School, kendisinin de bir zamanlar zorla gönderildiği Hıristiyanlık eğitimi veren bir okul. Demek ki zorla da olsa din eğitimi almış olmak kişiyi katil yapmaktan alıkoymuyor. Aksine belki de öfkesini tehlikeli hale getiren bir etkisi bile oluyor. Daha önce yaşanan okul katliamlarının faillerinin bir kısmı dindar sayılabilecek kişilerdi ayrıca.

Psikologlar tabii ki yaklaşılması gereken biçimde yaklaştılar olaya. Hale için de “Emotional Distress” yani “Duygusal Sıkıntı” teşhisi koydular. Trans birey olarak ona yaşatılanların bu cinayetlerde etkisi olduğunu kabul ediyorlar yani.

Hale pek de insan öldürecek biri değilmiş hakkında yazılanlara göre. Eserlerini internette yayınlayan ticari bir illustrator/grafik tasarımcı olarak çalışan Hale, bir yardım köpeği hakkında çocuk kitabı üzerinde çalışacak kadar hassas olarak tanımlanıyor.

Fail: Aile baskısı
Hale elbette korkunç bir katliamın faili, tartışmasız. Yaptığını hafifletecek bir gerekçe de olamaz ama yine de cinsel yönelimi nedeniyle çok çok dindar olduğu belirtilen ailesinin baskıları altında yetişmesi ailesine, topluma nefret duyguları yeşertmiş ruhunda, çok belli. Bir din okulunu hedef almasının nedeni bu biraz da. Kızgınlığının insan öldürmekle giderilemeyeceğini düşünecek sağlıklı bir aklı olmadığı da ortada yaşadıkları yüzünden. Öldürdükleri o üç yetişkinin bir din okulunun hocaları olmaları, muhafazakârlığa olan birikmiş tepkisini gösteriyor. Üç küçük çocuğu öldürmesinin nedeni ise onların toplumun canını en çok acıtan hedef olmalarıyla ilgili. Bunu ben söylemiyorum, bu tür katliamların faillerinin ruhsal durumunu inceleyen FBI’daki bir birim, yaşanmış katliamların sağ ele geçirilen failleriyle yaptıkları konuşmalarda masum kişileri ya da çocukları hedef seçmelerinde topluma büyük acı yaşatma duygusunun baskın olduğunu ortaya koydu. Bu Hale için de geçerli muhtemelen.

Ama Audrey Hale ya da Hale gibilerin bu katliamları yapmalarında en büyük yardımcıları ülkede her yıl binlerce can alan katillerin kolayca silaha ulaşmalarını sağlayan silah yasaları elbette. Hale’in kullandığı üç otomatik tüfekten ikisinin yerel bir silah dükkanından satın alındığını açıkladı yetkililer.

Silah lobisine destek veren muhafazakârların silaha kolay ulaşılır olmayı eleştirmeyecekleri çok açık.

Hale üzerinden trans bireylere saldırmak daha kolay çünkü.


https://halktv.com.tr/makale/okul-katliami-faili-yuzunden-trans-bireyler-hedefte-727793

8
ABD'de kızına bir trans öğrencinin tecavüz ettiği baba konuştu; cinsiyet tartışmaları alevlendi
Tuvalet

Amerika Birleşik Devlet'nin Virginia eyaletinde 14 yaşındaki bir kız öğrenci, okulunun tuvaletinde tecavüze uğradı. Kızın babası Scott Smith, "Eğer kızıma tecavüz eden kişi etek giyip kadınlar tuvaletine girmeseydi bunlar yaşanmayacaktı diyerek" tepki gösterdi. Tartışmalar alevlendi
Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Virginia eyaletinde geçen mayısta bir trans öğrenci tarafından tecavüze uğrayan 14 yaşındaki kızın babası, "Eğer kızıma tecavüz eden kişi etek giyip kadınlar tuvaletine girmeseydi bunlar yaşanmayacaktı" diyerek ülke genelinde cinsiyet tartışmalarının yeniden alevlenmesine neden oldu.

Mahkum olan 14 yaşındaki trans öğrenci, okulun kurallarına göre kadınlar tuvaletini kullanma hakkına sahipti. Mayıs ayındaki tecavüz olayı da ABD'de yıllardır tartışma konusu transseksüellerin "hangi tuvalete gitmesi gerektiği" sorununu tekrar başlattı.

"Bu ideolojik yüzleşme"
Amerikalıların yalnızca küçük bir bölümünü ilgilendiren bu ideolojik kavgada iki taraf karşı karşıya geliyor: Bir yanda Cumhuriyetçi muhafazakarlar, trans bireylerin doğum cinsiyetlerine uygun tuvaletleri kullanmalarını istiyor.

Diğer yanda ise bu konularda daha ilerici bir bakış açısına sahip Demokratlar, trans bireylerin, kendilerini özdeşleştirdikleri cinsiyet kimliğine uygun soyunma odaları ve tuvaletlere gitmelerine izin vermek istiyor.

https://tr.euronews.com/2021/10/29/abd-de-trans-ogrencinin-bir-k-za-tecavuz-etmesi-cinsiyet-tart-smalar-n-alevlendirdi


9
Psikoloji / "TRANS ÇOCUKLAR VARDIR" CİNAYETLERİ YA DA KATLİAMI
« : 19 Nisan 2026, 02:02:22 ös »
TRANS ÇOCUKLAR VARDIR CİNAYETLERİ YA DA KATLİAMI


İsa Aras Mersin'li dijital saldırı oyunu pubg değil eşcinsel ya da trans çocuk cinayeti ya da katliamıdır.
Türkiye'de Üniversiteler ve özellikle Tıp Fakülteleri trans ameliyatları çetesi tarafında kuşatılmıştır. Bu çetenin kurucusu İsrail'in istihbarat örgütü Mossad'tır. Tıp fakültelerinde trans ameliyatlarını yapan kişiler Mason ya ta Rotaryen örgüt mensubu akademisyenlerdir.

14 yaşındaki İsa Aras Mersinli bu cinayetleri ya da katliamı işlemeseydi 18 yaşına geldiğinde ailesinin bilgisi ya da onayına gerek duymadan Çapa ya da Hacettepe Tıp Fakültelerinde cinsiyet değiştirme ameliyatı olma girişimlerini başlatacağını öngörebiliriz.

Türkiye çocuklarını ve gençleri Trans ameliyatları çetesinin oyunlarından ve tuzaklarınında korumalı ve kurtarmalıdır.

Devlet adamlarımız bu saldırılardan derin üzüntü duymak yerine bir an önce bu örgüt ya da çetelere devletin demir yumruğunu vurmalıdır.


EBEVEYNLERİYLE İLGİLİ İFADELERİ DİKKAT ÇEKTİ

“İnsanlar benim bu durumum yüzünden bazı şeyleri varsayıyor ama bu yalnızlıktan değil. Zaten yalnızım. Çok yalnızım. Neredeyse hiç arkadaşım yok. Sadece 2 arkadaşım var ve çoğu zaman konuşmuyoruz. Ailem benden nefret ediyor, benden korkuyor ve hayal kırıklığına uğramış durumda.”


KENDİNİ ÜSTİNSAN (Übermensch) OLARAK TANIMLADI


“Ben bir dahiyim. Herkesten daha iyiyim. En üstün insanım. Kendime sadığım. Ben daha iyiyim. Ortalama zekanın çok üstündeyim. 130 IQ testim vardı. Okulda hiç çalışmadan hep yüksek notlar aldım.”

"OKUL BANA BİR ŞEY VERMİYOR"


“İngilizceyi okuldan öğrenmedim. Evde de konuşmuyordum. Sadece birkaç yıl içinde kendiliğinden akıcı hale geldim… Okul bana bir şey katmıyordu. Kendi kendime öğrenmek daha hızlıydı.”

Eşcinsel Hayatta Mutlu Son Yok!

Psikolog Hüseyin Kaçın:
“Eşcinsellik, bireysel bir sorun değil, aile temelli bir problemdir.”
🔹 Ailenin Çöküşü
Batı’da eşcinsel lobiler aile kurumunu zayıflattı. Doğu’da tehlike hızla artıyor.

🔹 Psikolojik Süreç
Kaçın: “Eşcinsel hayat çıkmazlarla doludur. Terapi sürecinde heteroseksüel kimlik yeniden kazanılır.”
🔹 İyileşmiş Eşcinseller
“İlerleyen dönemde evlenip iyi eş, mükemmel baba olabilirler. Aktif eşcinseller ise süreçte pasifleşir.”

⚠ Eşcinsel yaşamın psikolojik çıkmazları, aile temelli nedenlerle bağlantılı.


Eşcinsel hayatta mutlu son yoktur!

Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinselliğin bireysel değil aile temelli bir sorun olduğunu belirterek, “Eşcinsellik, bireyin yaşadığı cinsel kimlik bunalımından değil, hastalıklı aile yapısından kaynaklanmaktadır” dedi.

Kaçın, eşcinsel hayatın psikolojik süreçte çıkmazlarla dolu olduğunu ifade ederek, “Eşcinsel hayatta mutlu son yoktur” ifadelerini kullandı.

“Eşcinsellik Ailenin Çöküşüdür”

Toplumda eşcinsellerin sayısının ve kabulünün artmasının aile yapısının zayıflaması anlamına geldiğini söyleyen Kaçın, “Eşcinsellik, babanın iktidarı yerine annenin egemenliğinin kutsanmasıdır. Batı’da eşcinsel lobilerinin planlı çalışmaları sonucu aile kurumu çökmüştür. Doğu’da da aynı tehlike hızla yayılmaktadır” dedi.

“Terapi Sürecinde Heteroseksüel Kimlik Yeniden Kazanılır”


Eşcinselliğin bireysel bir yönelim olmadığını, terapi sürecinde dönüşümün mümkün olduğunu vurgulayan Kaçın, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Eşcinseller terapiye girdiklerinde heteroseksüel kimliğin yeniden kazanılmasıyla süreç sonlanır. İyileşmiş eşcinseller, ilerleyen dönemde bir kadınla evlenerek iyi bir eş ve mükemmel bir baba olabilirler.”

Kaçın ayrıca, aktif eşcinsellerin süreç içinde pasifleştiğini, bunun kaçınılmaz bir psikolojik sonuç olduğunu belirtti.

ASLINDA OLAN NE ? || Psikolog HÜSEYİN KAÇIN

https://www.youtube.com/watch?v=xRs6S9A-2C8

“DİZ” DÖVDÜREN “DİZİ”LER || TÜRK AİLE YAPISI DİZİLERLE BÖYLE YOZLAŞTIRILIYOR ! | Psk. HÜSEYİN KAÇIN


https://www.youtube.com/watch?v=3eVImZT2Ym0


https://www.akasyam.com/haber/escinsel-hayatta-mutlu-son-yoktur-200407.html





https://www.instagram.com/reels/DXT6ZGXCuOw/

10
Son birkaç aydır internetteyseniz, muhtemelen "Heated Rivalry" dizisini duymuşsunuzdur. Kanada yapımı dizi, yalnızca ABD'de 10 milyondan fazla izleyiciyle beklenmedik bir başarı yakaladı. Dizi, iki profesyonel erkek buz hokeyi oyuncusu olan Shane Hollander (Hudson Williams) ve Ilya Rozanov'un (Connor Storrie) çalkantılı 10 yıllık bir ilişki boyunca atletik rakiplerden gizli aşıklara dönüşmesini konu alıyor.

Dizi, LGBTQIA+ temsili açısından önemli bir dönüm noktası niteliğinde; iki maskülen atlet arasında geçen, düşündürücü, cesur ve dokunaklı bir aşk hikayesini taze ve ilham verici bir şekilde sergiliyor. Ancak dizinin incelikleri, başka bir temsil türüne de yer açıyor: Shane karakteri aracılığıyla otizmin incelikli bir şekilde tasvir edilmesi.

Prömiyerin ardından geçen haftalarda, bu tasvir hakkında internette önemli tartışmalar yaşandı. Ancak izleyip "Bunu fark etmemiştim" diye düşündüyseniz, doğru noktayı yakalamış olabilirsiniz. Shane'in davranışını, ardındaki nedenleri ve bu tür incelikli temsillerin neden bu kadar güçlü yankı uyandırdığını araştırmak için uzmanlarla görüştük.

Shane'in otizm tasvirini farklı kılan nedir?
Otizmle ilgili medya temsili son yıllarda iyileşmiş olsa da, birçok insan otizmi hala dar bir semptom kümesiyle ilişkilendiriyor: aşırı öfke nöbetleri, göz temasından kaçınma ve sosyalleşmede veya işlevsellikte aşırı zorluk. Bu, otizm spektrumunun üst ucundaki (ikinci veya üçüncü seviye) bazı kişileri tanımlasa da, birçok otizmli insan günlük hayatı tıpkı diğer insanlar gibi sürdürüyor; sadece kendileri için tasarlanmamış bir dünyada yaşıyorlar.

Shane Hollander, buz üzerinde mavi ve beyaz hokey üniformasıyla hokey sopası tutarken.
Otizm, dünya genelinde yaklaşık her 100 kişiden 1'ini etkiliyor . Birçok otizmli kişi, özellikle de destek ihtiyacı daha düşük olanlar, semptomlarını etkili bir şekilde gizleyebiliyor; bu da genellikle teşhis edilmemelerine veya yetişkinlikte teşhis edilmelerine yol açıyor.

Otizm, bireyler arasında farklılık gösterir. Otistik Kendi Kendini Savunma Ağı'nda (ASAN) topluluk katılım koordinatörü olan Noor Pervez, "Keşke daha çok insan otistik bireylerin hepsini temsil etmek zorunda olmadığını bilseydi" diyor . "İnsanlar otizmin var olma biçimlerini ne kadar çok görürse, otistik bireylerin ne kadar farklı olabileceğini de o kadar çok öğrenirler. Bu, insanların kendilerini ve başkalarını daha iyi anlamaları ve tanımaları için gerçekten çok önemli."

Thriveworks'ten PMHNP Kate Hanselman , bu değerin klinik çalışmalarına yansıdığını görüyor. “Otizm spektrumunda yer alan birçok danışanım, otizmin tüm hayatlarını tanımlamasını istemiyor. Birçok alanı etkiliyor ve onları oldukları kişi yapan şeyin bir parçası, ama hepsi bu değil. Bence bu, dizide çok güzel bir şekilde gösteriliyor: Birçok farklı ötekileştirilmiş kimliğin yer aldığı bir hikayede otizm spektrumunda yer alan bir karakteriniz olabilir ve otizm odak noktası olmaz.”

Hollander'ın karakterinin birçok yönü var: Bir hokey oyuncusu, yarı Japon, eşcinsel bir adam, son derece rekabetçi ve kaçınılmaz derecede dürüst. Dizinin bu diğer boyutlarını vurgulaması, otizmini de Shane Hollander'ı oluşturan bütünün bir parçası haline getiriyor.

UZMAN GÖRÜŞÜ

“Otizm birçok alanı etkiler ve bir insanı o yapan şeyin bir parçasıdır, ancak o insanın tamamını oluşturmaz. Bence bu, dizide çok güzel bir şekilde gösteriliyor.”

—Kate Hanselman, PMHNP

Shane'in otizminin neden odak noktası olmadığı ve bunun neden önemli olduğu
Shane'in otizmi ekranda hiçbir zaman dile getirilmiyor. Bunun yerine, bu durum kitabın yazarı ve dizinin yaratıcıları tarafından doğrulandı.

Bu sonradan akla gelen bir şey değildi. Shane Hollander'ı canlandıran oyuncu Hudson Williams, Hollywood Reporter'a verdiği röportajda , Shane'in otizmli olduğunun başından beri farkında olduğunu ve canlandırmasını otizm spektrumunda olan babasından esinlenerek modellediğini söyledi. Williams, "Onunla birlikte yaşadığım hayattan çok şey öğrendim," dedi.

Görünür temsil çok önemli olsa da, bir karakterin farklılığına odaklanan temsil bazen o kişiyi tek bir belirleyici özelliğe indirgeyebilir. Amaç yalnızca bu farklılığı öne çıkarmak olduğunda, odak noktası normalleştirmeden uzaklaşabilir. Her iki yaklaşım da gereklidir, ancak bu tür incelikli temsil daha nadirdir; bu da izleyicilerin onu bu kadar ferahlatıcı bulmasının nedeni olabilir.

ÖNEMLİ ÇIKARIM

Shane'in otizmi, bir olay örgüsü unsuru veya öğretici bir an haline gelmeden, onun kimliğini şekillendiriyor. Otizm, onun günlük deneyiminin bir parçası olarak, normalleştirilmiş bir şekilde varlığını sürdürüyor.

Shane'in otizmine dair dizideki 7 ince işaret
Açıkça belirtilmese de, Shane'in otizmi davranışlarının her yerinde kendini gösteriyor. İşte izlerken otizme işaret eden bazı özellikler:

1. Cinsel ilişkiye girmeden önce kıyafetlerini katlar.
Akılda kalan sahnelerden bazıları, Shane'in kıyafetlerini katlamak için durakladığı anları içeriyor. Tek başına bu alışılmadık bir durum değil, ancak birleşme sırasında gömlekleri, pantolonları, iç çamaşırlarını ve hatta kravatları düzgünce katlamak, nörotipik insanlara garip gelebilir.

Hanselman, "Otizmin bir parçası da düzene olan ısrardır," diyor. Shane, her şeyin düzenli, temiz ve tertipli olmasını sever ve bu rutini neredeyse takıntılı bir şekilde takip eder. Bunun garip olabileceğini fark etmez. Bunu yapmamayı aklına bile getirmez. Daha sonra Ilya ile daha rahatladığını görürüz, ancak gergin olduğunda veya alışık olmadığı bir ortamda bulunduğunda Shane düzen arayışına girer.

2. Çok sıkı bir diyette.
Shane'in makrobiyotik diyeti birinci ve dördüncü bölümlerde birkaç kez dile getiriliyor. Bu diyete sıkı sıkıya bağlı kalıyor ve hokey sezonu boyunca alkol almayı reddediyor; tüm bunlar vücudunu en iyi fiziksel formda tutmak için yapılıyor, ancak Shane'in bu konudaki kararlılığının, çevresindeki diğer profesyonel hokey oyuncularınınkinden daha sıkı olduğu gösteriliyor.

Kısıtlayıcı yeme alışkanlıkları sıklıkla otizme eşlik eder . Birçok otizmli kişi, dokulara karşı duyusal hassasiyetleri nedeniyle yalnızca belirli yiyecekleri tüketirken, diğerleri yemekler etrafında katı rutinler geliştirir veya yiyecekleri kontrolü ve aşinalığı sağlamak için kullanır.

Shane'in bu diyeti bozduğunu nadiren görüyoruz. Dördüncü bölümde, yüksek stresli bir anda ebeveynleriyle birlikte bu diyeti daha da sıkılaştırıyor. Virginia Üniversitesi psikoloji bölümünde araştırmacı ve otizm savunucusu Isabelle Mathewes'in açıkladığı gibi, bu esnek olmama hali ona kontrol hissi veriyor ve istikrarlı, tahmin edilebilir bir rutinde güvenlik buluyor.

3. Bazen göz teması kurmakta zorlanıyor (bazen de zorlanmıyor).
Shane, özellikle stresli veya rahatsız olduğunda, ailesi ve arkadaşlarıyla göz teması kurmakta zorlanıyor. Örneğin, soyunma odalarında genellikle takım arkadaşlarıyla yüz yüze konuşmak yerine omuz omuza konuşuyor. Annesi Yuna, Shane'in sinirlendiği veya rahatsız olduğu konuşmalarda bu duruma dikkat çekiyor; muhtemelen çünkü ona diğer çocuklarda doğal olarak gelen göz teması gibi sosyal becerileri kendisi öğretmişti.

Otistik bireyler için göz teması genellikle aşırı uyarıcıdır . Otistik beyinler zaten konuşmaları ve sosyal ipuçlarını işlerken duyusal uyaranları filtrelemek için fazla mesai yapmaktadır; bu, nörotipik beyinlerin otomatik olarak yaptığı bir şeydir. Göz teması ise sadece baskıyı artırır.

Ancak Shane, Ilya ile dikkat çekici, hatta uzun süreli bir göz teması kuruyor. Bu durum, Ilya'nın Shane için nasıl güvenli, tanıdık bir alan haline geldiğini ve Shane'in burada maske takma ihtiyacının azaldığını, sadece kendisi olabildiğini vurguluyor.



4. Derin duygular besliyor (ama bunu göstermeyebilir).
Shane duygularını pek ifade eden biri değil. Duygularını, hatta kendine bile itiraf etmekte zorlanıyor ve duygularını kelimelere dökmekte daha da büyük zorluk çekiyor. Ancak, son derece samimi biri ve duygularını tamamen gizleyemiyor.

Williams bunu Shane'in gözleri aracılığıyla çok güzel bir şekilde aktarıyor: Hayranlar, Shane'in sınırlı yüz ifadesiyle göz teması yoluyla duygularını nasıl ifade ettiğini fark ettiler. Shane'in gözleri sık sık yaşlarla doluyor, ancak son bölüme kadar nadiren dökülüyorlar. Duygularını açıkça ifade edemeyeceğini düşünüyor, ancak onları tamamen gizleyemiyor.

Otizmli kişilerde yüz ifadeleri genellikle doğal olarak gelmez ; bazen eğitim yoluyla öğrenilmesi gerekir. Bu durum "duygusuzluk" (hiç duygu göstermeme) veya "duygu körelmesi" (çok az duygu gösterme) ile sonuçlanır. Otizmli kişiler ayrıca duygularını yoğun bir şekilde hissetmelerine rağmen, onları anlamakta ve ifade etmekte zorlanabilirler.

Hanselman, “Otizm spektrumunda yer alan danışanlarla duygularını ifade etme konusunda çalışırken, duygularının neden anlaşılmadığı konusunda sıklıkla kafa karışıklığı duyuyorum: 'Çok şey hissediyorum, neden karşı tarafa geçmiyor?' Dizi, yoğun duyguların yüzeyin altında nasıl gizlenebileceğini örnekliyor.” diyor.

Mathewes ayrıca bu temsilin otizm hakkındaki toplumsal varsayımlardan nasıl farklılaştığına da dikkat çekiyor. “Otistik insanların duygusal olarak gelişmemiş veya sınırlı olduğuna dair birçok klişe var ve medyada otistik karakterler genellikle duygusal olarak içine kapanık bir havaya sahip,” diyor. “Shane'in ağladığını, sinirlendiğini, şakalaştığını—genel olarak tüm duyguları deneyimlediğini görmek çok ferahlatıcıydı.”

5. Onunla flört etmek zor.
Shane ve Ilya'nın flört etme yaklaşımları birbirinden tamamen farklı. Ilya girişken ve ima dolu yorumlar ve mesajlarla Shane'i rahatsız etmeyi seviyor; Shane ise bu imalara karşılık vermekte zorlanıyor veya tamamen kaçırabiliyor.

Sarkazm veya çift anlamlılık gibi soyut iletişim biçimleri otistik beyinler için doğal bir şekilde anlaşılamaz. Her şey kelime anlamıyla algılanır ve ima edilen anlam genellikle kaybolur.

Shane'in kelime anlamlarına aşırı bağlılığı, Ilya ile yaptığı mesajlaşmalarda açıkça görülüyor; Shane, flörtöz mesajlara sevimli bir şekilde ciddi cevaplar veriyor. Daha incelikli örnekler ise Shane'in şakalara—özellikle Ilya hakkındaki şakalara—eğlence yerine endişe veya kafa karışıklığıyla tepki vermesinde, ifadeleri anlamı çözmek yerine kelimesi kelimesine almasında ortaya çıkıyor.

6. Yoğun duyguları işlemekte zorlanıyor.
Shane'in otizminin en belirgin belirtileri, yüksek stres veya rahatsızlık anlarında ortaya çıkar. Duyguları içsel olarak yönetilemeyecek kadar yoğunlaşır ve dışa vurur; bu durum genellikle sinirlilik veya panik olarak kendini gösterir.

İki önemli an öne çıkıyor: dördüncü bölümdeki meşhur ton balıklı sandviç sahnesi ve altıncı bölümdeki iki sahne—kulübedeki ve sonrasındaki sahneler. Ton balıklı sandviç sahnesinde, bir şey Shane'in duygularını ezici bir derecede alt üst ediyor. Paniği onu aniden oradan ayrılmaya, kelimeleri karıştırmaya ve sıkıntısının kaynağıyla fiziksel ve duygusal olarak mesafeli olmaya zorluyor.

Kır evindeki sahnelerde, onun farklı bir şekilde, daha güvenli ve anlayışlı bir ortamda nasıl bir sarmala girdiğini görüyoruz. Güvendiği bir kişiyle birlikte, sonunda onu şimdiki ana geri döndüren bir ortamda, panikleyip tutarsız düşüncelerini ifade etmesine izin veriliyor. Duyguları onaylanıyor; işleri düzeltmek için acele edilmiyor ve sadece kendisi olmasına izin veriliyor.

7. Ebeveynlerine çok fazla güveniyor.
Shane'in ailesi, özellikle annesi, hem gençlik hem de yetişkinlik döneminde hayatında derinden yer alıyor. Yuna ise onun profesyonel menajeri gibi davranıyor, ancak aynı zamanda sürekli olarak onunla ilgilendiğini de görüyoruz: sponsorluk anlaşmalarını hatırlatıyor, nelere odaklanması gerektiğini söylüyor, ekran süresini yönetiyor.

Bu basitçe "anne-menajer" davranışı olabilir, ancak Hanselman klinik pratiğiyle paralellikler olduğunu belirtiyor. " Otizm spektrumunda olan çocukları yaşıtlarına göre çok daha fazla ebeveyn desteğine ihtiyaç duyan ebeveynlerle çalıştım; bu destek, tipik gelişim döneminin çok ötesine uzanıyordu."

Hanselman sözlerine şöyle devam ediyor: "Sonunda Shane daha çok karşı çıkıyor, ama yine de ailesiyle önemli ölçüde zaman geçiriyor. Dünyanın geri kalanıyla kuramadığı, ebeveynlerine duyduğu güven ve rahatlık, danışanlarımda gördüklerimle bağlantılıydı. Bunu çok güzel oynadılar."

Bu temsilin yankı uyandırmasının nedeni
Pervez, otizmi medyada normalleştirmenin kabul için çok önemli olduğunu vurguluyor. “Otizmi insan deneyiminin günlük, normal bir parçası haline getirmek, dünyanın bizi acınacak veya aşağılanacak insanlar olarak değil, sevdiklerimiz arasında yaşamlarımızı sürdürmeyi hak eden insanlar olarak görmesi için çok önemli,” diyor. “Doğrudan otizmli topluluktan gelen veya onların katkısıyla oluşturulan medya temsili, otizmli insanlara yönelik korkuyu kabulle ortadan kaldırmanın bir aracıdır.”

Hanselman, “Dizide başarılı bir aile hayatı, sosyal hayatı ve aşk hayatı olan birinin yer almasını çok sevdim,” diye ekliyor. “Kabul vardı; arka plana itmek veya alay etmek değil, sevgi dolu ve destekleyici bir şekilde onaylama vardı.” Sözlerine şöyle devam ediyor: “İşte otizmli biri, zaman zaman sosyal olarak beceriksiz olabilir veya göz teması kurmakta zorlanabilir, ancak onu önemseyenler için yine de sorun değil. Başarılı olabiliyor ve normal bir insan olabiliyor. Bunun nörodiverjan topluluk için çok önemli olduğunu düşündüm: Birinin otizm kodlu olduğunu, bunun 'otizmin bir tasviri' olmadan da bilebiliyoruz.”

Son olarak, Mathewes hikâyenin "aşk" kısmının önemine değiniyor: "Birçok klişe, otistik insanları ya romantik ilişkilere ilgisiz ya da bu ilişkilere yetenekli olmayan kişiler olarak gösteriyor," diyor. "Otistik bir erkeğin hem arzu etme hem de arzu edilme yeteneğine sahip olduğunu gösteren bir dizi görmek çok etkileyici."

Özetle
Shane Hollander'ın canlandırdığı karakter, otizmin anlamlı olmak için gürültülü olmak zorunda olmadığını gösteriyor. "Heated Rivalry", otizmi sadece kimliğinin bir parçası olarak göstererek, otistik bireylerin oldukları gibi var olabilecekleri, gelişebilecekleri ve sevilebilecekleri ferahlatıcı bir kabul modeli sunuyor.

11
Psikoloji / Ynt: KADIN İKTİDAR DEVLET
« : 26 Mart 2026, 10:59:02 öö »
Konfor İnsanın İradesini Yok Eder!


Dijital dünya insanlara özellikle de gençlere sahte bir cenettin kapılarını aralamaktadır. Kolay yoldan şöhret imkanı sunarak büyük  kitlelere ulaşmanızı sağlamaktadır. Zihinsel yollardan emek vermeden yeteneklerini geliştirmeden hayatın içinde çile çekmeden başarıya kolay yollardan ulaştığınız takdirde ruhsal açıdan olgunlaşmadan birden büyümüş olursunuz.

İnsan, dijital çağın aydınlık insanı olmak adına işinde gücünde başkalarından daha iyi sonuç almak adına herkesi kendisine rakip görüp amaçlarına erişmek için gerekirse herkesle ağız dalaşına girerken aynı zamanda bilmeden, farkında olmadan sosyal ilişkileri zayıfladıkça da depresyon  sürecine girmektedir.


aile desteği de yitirildiği takdirde
ruhsal açıdan  kırılganlık artmışsa  kaçınılmaz son olarak intihar tercih edilmektedir.

12
Annelerimizin yüreklerinde mayalanan acılara kök salarak hayata tutunan çocuklarız.

13
Emre Furkan SARAÇ / AKIL HASTALIĞI YOKTUR!
« : 05 Ocak 2026, 12:52:51 öö »
AKIL HASTALIĞI YOKTUR!

Kapitalizm psikoloji ve psikiyatrinin icat ettiği hastalık yaftalarıyla insan zihnini kuşku ve vehim sarmallarına sokarak esir alır. Toplumsal ilişkilerin ihaneti sonucunda ortaya çıkan ruhsal hastalıkların imtihanından başarıyla kurtulmuş insanlar kölelikten kurtulup ruhsal özgürlüklerini kazanırlar.


İnsan ruhu uhrevi düşüncelerden uzaklaştıkça dünyevi arzuların etkisiyle sapkınlaşır. Kapitalizm sapkınların dünyasıdır. Sahte bir cennet yaratarak müntesiplerini başarı para ve seks  vaadiyle baştan çıkartır ve büyüler.

Elbette ki insan ruhunun yükünü taşırken zaman zaman bocalar binaenaleyh bu bir yardım çağrısı merhamet isteğidir dolayısıyla insanın hastalandığı anlamına gelmez.

Kapitalizm asla insana yardım etmez daima sömüren bir yapıdır. Efendilerin yönettiği kölelerin çalıştığı adaletsiz bir düzendir.

Bilinçaltımızın derinlerinde peygamberlerin hayatlarından ilham alarak Tanrı'nın sesini işittiğimizde ruhumuzun sırrına erişiriz. Aslolan ruhumuzun özgürlüğüdür.

14
Hüseyin KAÇIN / YUSUF'UN KUYUSU
« : 04 Ocak 2026, 11:52:18 ös »
YUSUF'UN KUYUSU

İnsan ana rahminden Yusuf'un kör kuyusu olan dünyaya doğar. Leyla'nın çöllerinde aşka doğru yürümek içindir çektiği çileler.
Üzüm suyu değil dünya dertleridir insan ruhunu sarhoş eden.
Canımıza can katan dayanmaz acılarla yüreklerimizi yakan.
Hüzünlü şarkılar dinledikçe insan ruhu da dinginleşir.


Kutsal kitaplarda adı anılan her peygamberi ruhumuzda yeniden yenilenerek yaratırcasına  doğurmadıkça yaşantılamadıkça dertlerimizin dermanına erişmemiz asla mümkün olmayacaktır.

Leyla'sı olmayanın ne dini ne de imanı vardır. Zira Leyla'sı olanın Allah'ı vardır.

4 Ocak 2026
23:50
İstanbul

15
Pasif Eşcinseller Çocukken Annelerinin Mutsuzluklarından Acı Duydukça Annelerini Mağdur Kadına Aktif Eşcinsellerse Annelerini Kutsallaştırarak İdeal Kadına Dönüştürdükleri Oranda Ergenlik Döneminde Duygularını Kadına Değil Erkeğe Yöneltmektedir.


https://x.com/psikologkacin13/status/1766163605525864499?s=46&t=4KpnTtqaqHiWdUHSB6AfwQ

Sayfa: [1] 2 3 4