İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - trakya

Sayfa: [1] 2 3 ... 6
1
Hüseyin KAÇIN / İNSAN RUHU BİR DEĞİRMENDİR
« : 02 Ağustos 2026, 12:13:57 öö »
İnsan ruhu bir değirmendir
içimizi yakan yangınlardan
kederlerin kabuğundan
acıların özünden
öğüte öğüte
cehennem azaplarından
cennet şenlikleri yaratan
kudretin adıdır ruhumuz

2 Ağustos 2026
00:10
İstanbul

6
Genel Tartışma / Ynt: YAHUDİLİK ENSEST BİR DİNDİR! (1)
« : 20 Temmuz 2026, 10:44:06 ös »
Kızılelma: Filistin'in yani Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün intikamı Roma'dır!


Medeniyet demek; hak ve hukuk demekse, adalet için yaşamaksa eğer bunun gerçek adı  İslam demektir. Haksızlık ve hukuksuzluk İslam'sızlıktan güç alır. İslam, insanlığın ruhunda dev bir çınar olarak yeniden yeşermedikçe yeryüzünde zulüm bitmeyecektir. Haçlı seferleri  tarih sahnesinden hiç bir zaman eksilmeyecektir. Batı köksüzlüğünün, yenilmişliğinin, kaybetmişliğinin, mutsuzluğunun intikamını İslam'dan almak için bıkmadan usanmadan mücadele edecektir. Hristiyanlık; insanın ruhunu tatminden uzaklaşmış bir din olarak insanlığın saadetine savaş açmıştır. Hz. İsa, ne kadar yalnız ve çaresizse her hristiyanın kaderi de yalnızlık ve çaresizliktir. Yalnız ve çaresiz kalan insan şiddetin esaretine girer. Bu yüzden Batı medeniyeti sevginin değil şiddetin medeniyetidir. Döktüğü kanlardan beslenen vampir bir medeniyettir. Avrupa'da kök salan Batı, Ortadoğu'yu, Afrika'yı, Amerika'yı (kuzeyini de güneyini de), Asya'yı talan ederek varlığını sürdürebilen bir medeniyettir.

Bu vampir medeniyet gözünü  tarihin her döneminde Mescid-i Aksa'ya ve Kudüs'e dikmiştir. İslam medeniyeti ise Selahaddin Eyyubi'nin medeniyetidir. Her Filistin'li birer Selahaddin Eyyubi'dir. Taştan daha taş kalpli İsrail askerlerine attıkları her taşla; Filistin'liler "İnsanlığın Şerefini" kurtarmaktadır. Dünya müslümanlarının, Filistin'lilere karşı şükran duymak gibi bir sorumlulukları ve mecburiyetleri vardır. Tarih

İslam, bu insanlık savaşında eninde sonunda zafer kazanacaksa bu Filistin'lilerin attığı taşlar sayesinde olacaktır. Korkak ve soysuz ruhlu İsrail askerlerine cesurca meydan okuyan Filistin'li kadınlar ve çocuklar geleceğimiz için büyük umuttur.

Ramazan ayı, Kadir gecesi ve yaklaşan Ramazan bayramında Filistin için, Mescid-i Aksa için, Kudüs için yüreklerimiz sızlamıyorsa dindarlığımızın yani müslüman olmamızın hiç bir anlamı yoktur. İslam bir medeniyet dinidir. İslam demek Mekke ve Medine demektir. İslam demek Kudüs ve Kahire demektir. İslam demek Şam ve Bağdat demektir. İslam demek İsfahan ve İstanbul demektir. İslam demek Balkan'lar demek yani Bosna demektir.

Çocukluklarında vampir ve cadı hikayeleri dinleyerek vampirleşmiş bir medeniyet olan Batı'nın zulmü bittiğinde İslam demek Roma demek olacaktır.

Mescid-i Aksa ve Kudüs; müslümanlara Roma'yı müjdelemektedir.



İslam bir fetih dinidir. Emevi, Abbasi, Endülüs'le başlayan İslam'ın fetih şahlanışı, Selçuklu ve Osmanlı'nın zaferleriyle insanlık tarihine şeref katmıştır.

Müslümanlar, Roma rüyası görmedikçe Batı'nın zulmü bitmeyecektir.

https://www.instagram.com/p/DbBtv6Tuwqe/


https://www.habervakti.com/kizilelma-filistinin-yani-mescid-i-aksanin-ve-kudusun-intikami-romadir

7
Fetullah gülen tecavüz mağduru mudur!

Fetullah Gülen'i çocukken tecavüz mağduru olmuş birisi olarak düşünürsek pek yanılmış olmayız. Fetullah Gülen çocukluğunda cinsel bir travma yaşamış olmalı ki güç ve iktidarı yakalamış bir figür olduğunda bilinçaltının dışa vurumu olarak hizmetinin önünde engel gördüğü kişilere kaset ve şantajları ile bu sefer kendisi yeni mağdurlar yaratmıştır. Bir yöntem olarak kaset ve şantajlarının kullanılması bu açıdan bakıldığında tesadüfi değildir.

 

Tecavüz mağduru çocuklar, ergenlik ve sonrasında yetişkinlik dönemlerinde psikolojik destek almadan kolay kolay kurtulamayacakları, " Çoğul Kişilik: Disosiyatif Kimlik Bozukluğu " sorunu yaşarlar.

 

Üniversitelerimizde tecavüz konusunda enlemesine derinlemesine hiç bir şekilde kayda değer bilimsel çalışmalar yapılmadığı için bu konuda ortaya çıkacak büyük sorunların çözümüne yönelik iz sürmek kolay olmasa gerek. Düşünce açılımı sağlamak açısından Fethullah Gülen'in Küçük Dünyam ve Turan Dursun'un Kulleteyn kitabını da okumanızı önermiş olalım. Fetullah Gülen ve Turan Dursun din alanında iki fenomen olmuş isim olarak hayat hikayelerini kendi kalemlerinden yazarken bilinçaltlarına dair sırları da deşifre etmişlerdir. Medrese eğitimleri sürecinde cinsel travmalar yaşamış adını andığımız bu iki kişi de çözümlenmemiş ruhsal sorunlarının bedellerini sosyolojik olarak topluma ödetmişlerdir.

 

Hesap soramazlar

Çocukluğunda cinsel istismar yaşayan kişiler tecavüzcüleri ile yüzleşmeyi göze alamadıkları için büyüdüklerinde o kişilerden hesap soramazlar. Bilinçaltında tecavüzcülerine birikmiş öfkelerini büyüdüklerinde yetişkin hayatlarındaki diğer kişilere yansıtmaktadırlar. Fethullah Gülen'in sözlerini dinlemediği gerekçesiyle aralarında en önemli örgüt mensuplarınında bulunduğu kişileri falaka usulüyle dövdüğü iddiaları da bu kapsamda değerlendirilebilir.

 

Düşmanlarını ile dostlarını ise falaka ile cezalandıran patolojik bir kişiliğin bedellerini Türk toplumu olarak en ağır şekilde ödemekteyiz. 15 Temmuz tecrübesinden sonra devlet, taciz ve tecavüz mağduru çocuklar sorununun tespiti, teşhisi ve çözümüne yönelik çalışmalar yürütmediği takdirde yeni sosyolojik zaman dilimlerinde Türk toplumunun yeniden büyük bedeller ödemesi kaçınılmaz olacaktır.

 

Fetullah Gülen'in çocukluk travması olarak tecavüz mağduru olduğu çıkarımına varmak için Latif Erdoğan'ın Şeytanın Gülen Yüzü kitabından " Evlenmeme Meselesi " başlığı altında yazılanları okuyalım:

 

" Fakat Gülen'in bana anlattıklarında hakim olan bu tür muğlak üslup. Meselenin aslına gelince, Gülen'in yine bana anlattıklarından yola çıkarak söyleyecek olursak, Gülen'in göbeğinden dizine kadar vücudunda bir kaşıntı illeti var; vücudunun o bölgesi çok kaşınmaktan dolayı yara bere içinde. Zaten çocukluk yıllarında dört sene kadar uyuz illetine müptela olmuş. Söz konusu kaşıntı illetinin bununla irtibatı olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat 12 Mart muhtırasında hapse atıldığında bu illetin şiddetlendiğini ve O'nu çok mustarip ettiğini kendi anlattıklarıyla biliyoruz.

 

Meselenin bu yanını hiç düşünmemiştim. Bir gün Çamlıca'daki Akademide Nazlı Ilıcak, Gülper Refiğ ve Halit Refiğ beraber oturuyorduk. Nazlı Ilıcak, Gülen'in hayatını Akşam Gazetesi'nde tefrika etmek istediği için, Halit Refiğ de Gülen'in hayatını sinema filmi yapmak projesinden dolayı oradaydı. Her ikisinin de bilgi kaynağı o gün için bendim. Halit Refiğ'e senaryo çalışması için elimdeki bazı bilgileri vermiştim. O bunlardan çıkış yaparak bir senaryo yazacak, sonra da bunu sinema filmi olarak çekecektik. Bir ara Gülper Refiğ bana Gülen'in niçin evlenmediğini sordu. Ben ne söyleyeceğimi düşünürken, Halit Bey hemen devreye girdi. Göbeğinden dizine kadar vücudu yara bere içinde nasıl evlensin, dedi.

 

Tek sebebin bu olduğunu sanmıyorum. Bence daha baskın sebep onun kendisini Bediüzzaman'ın yerine konuşlandırmasıdır. Gülen'de taklit hastalık derecesindedir. Evlenmeme kararı da yine bu tür bir kuru taklidin sonucudur. "

 

Edirne kızlarından rahatsız

Küçük Dünyam kitabını da okursak "Edirne'de Fethullah Gülen'in anlattığı pek çok anı var. Mesela en dikkat çeken anısı evden camiye, camiden eve giderken sürekli olarak Edirne kızlarından rahatsız olmasından ötürü oturduğu evini terkedip Üç Şerefeli Camii'nin pencere pervazında kendisine bir oda gibi bir yer yapıp orada yaşamasıdır. Bu oda denilen yer yaklaşık iki metrekare genişliğinde bir yer. Yaklaşık dört yıl Fethullah Gülen bu iki metrekare yerde yaşamıştır. "

 

"Çocukluğumda benim yaşıtlarım oyun peşinde koşarken, ben dünyayı parmağımın ucunda oynatıyordum" diyen Fetullah Gülen, güle oynaya çocukluğunu yaşamış olsaydı büyüdüğünde dünyayı yani devleti parmağında oynatmış olmayacaktı. Ülke olarak çocuklarımıza " inanın güzel günler göreceğiz çocuklar

 

Güneşli günler göreceğiz/Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar

 

Işıklı maviliklere süreceğiz" dememize gerek kalmayacaktı. Güzel günler görmüş olacaktık.

 

Gençlik dönemlerinde ilk görev yeri Edirne'de kızların laf atmasından rahatsızlık duyup evlenmemiş bir adam yani çocuğu olmamış bir adam; milletin çocuklarının ruhunda onulmaz yaralar açmıştır.

 

Gerekli tedavi ve eğitimler verilmeli

Son söz olarak küçük bir notla söylemek istedilerimize noktamızı koyalım. Devletler taciz ve tecavüz mağdurlarının yüzde yüzde tespit edilmesi ve bunun sonucunda iyileştirme, sağaltım çalışmalarını köklü bir şekilde neden yapmazlar? Devletlerin yasal ya da varsa yasa dışı güçleri, tecavüz mağdurlarını tespit ederlerse erkeksi yanları baskın olanlarını mafya babası, duygusal yanları baskın olanlarını dini eğitimler verildiğinde tarikat ve cemaat lideri, zeki olanlarını da gerekli eğitimler verildiğinde istihbarat servislerinde değerlendirebilirler.


https://www.instagram.com/p/DbBPn2DB-3w/


https://www.akasyam.com/yazi/fetullah-gulen-tecavuz-magduru-mudur-9623.html


8
Psikolog Hüseyin Kaçın'dan çarpıcı iddia: LGBT tehdidi yeni nesil terör hareketidir!
Psikolog Hüseyin Kaçın, LGBT hareketinin Türkiye’nin Yeni Nesil Terör Hareketi olduğunu vurguladı.

YENİ DÖNEM İDEOLOJİK TERÖR ÖRGÜTÜ VURGUSU

Kaçın, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin geçmişte maruz kaldığı terör yapılanmalarının yöntem değiştirdiğini ileri sürerek, LGBT hareketinin toplumsal yapıyı hedef alan bir "ideolojik terör hareketi" olduğunu savundu.

FETÖ ve PKK gibi geçmişteki tehditlerin zayıflamasıyla beraber boşalan alanda bu hareketin konumlandığını belirten Kaçın, meselenin sadece sosyal bir tercih meselesi olmadığını, sistematik bir yapı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

DEVLET BÜROKRATİK ENGELLERİ AŞMALI

Devletin bu konudaki tutumunun artık daha somut ve kararlı olması gerektiğini vurgulayan Psikolog Kaçın, basit bürokratik süreçlerin veya toplantıların yeterli olmadığını belirtti.Coğrafi Referanslar

Kaçın, özellikle trans ameliyatlarının durdurulması ve bu tür süreçlerin yasaklanması gibi radikal adımların, toplumun çekirdek yapısını korumak adına acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

DİN ADAMLARIMIZIN YAKLAŞIMI YETERSİZ

Eşcinsellik konusundaki mevcut dini yaklaşımları da eleştiren Kaçın, din adamlarının sergilediği tutumun eksik ve yetersiz olduğunu savundu.

Kaçın, "Bu kişiler, eşcinselliğe çözüm getirmek yerine tam tersine 'dindar eşcinseller' kavramını kabullendirmektedir" ifadelerini kullandı.

Eşcinsel yönelimi olan kişilere sabır telkininde bulunmanın ve "günaha girmeden hayatını sürdür, evlenmeden sabret, cennette karşılığını alacaksın" gibi yaklaşımların "dindar eşcinseller" kavramını pekiştirdiğini belirten Kaçın, şunları kaydetti:Haberler

"Dini bakış açısı sadece eşcinsel gelişim sürecinde koruyucu bir etki oluşturabilir. Fakat asla iyileştirici bir sürece yönlendirmez.

Eşcinsel eğilimleri olan birey bu durumdan rahatsızlık duyuyorsa, çözüm eşcinsel tedavi konusunda deneyimli bir psikologla terapi görüşmesine başlamasıdır."

https://www.instagram.com/p/DbGYCH9vVdY/


https://www.instagram.com/p/DbBK_RaBzWI/



https://www.milatgazetesi.com/psikolog-huseyin-kacindan-carpici-iddia-lgbt-tehdidi-yeni-nesil-teror-hareketidir#google_vignette

9
Eşcinsel Çocuk Nasıl Fark Edilir?

Psikolog Hüseyin Kaçın

Eşcinsel kimliğin oluşumu, kişinin kendisi ile ilgili olarak ödipal dönemde yaptığı bir tanımdır. Bu tanıma göre çocuk gelecekte dürtülerini kendi cinsi ile yaşamaya karar vermiştir.

Erkek eşcinselliği ödipal çatışmanın çözüm yollarından birisidir. Erkek çocuk, annesinin oluşturduğu çekimden dürtüleri babasına yönelterek veya babanın eksikliğinden kaynaklanan bir durumda kendi cinsine yönelterek kurtulmayı seçer.
Ödipal ortamda çocuk için annesinin çekimini baş edilemez yapan sebepler şunlar olabilir: Anne çocuğa fazla düşkündür ve onun dış dünyaya yönelmesini engelleme eğilimindedir.

EŞCİNSELLİĞİN İLK BELİRTİLERİ

Çocukluk yıllarında biyolojik cinsiyete uygun olmayan davranışlar ve diğer aynı cins çocuklarla yaşanan problemlerin birlikte görülmesi eşcinselliğin ilk belirtileri olarak kabul edilmektedir. Aynı cinse çocuklar tarafından dışlanma ve kişinin kendi cinsiyetinden alacağı kuvvetten mahrum kalması, aynı cinsin erotikleştirilmesine neden olabilir. Sıklıkla rastlanan, teşhircilik ya da aşırı tutuk davranışlarla kendini gösteren bir bedene yabancılaşma süreci söz konusudur. Ayrıca kişisel güç duyumunda eksiklik yaşanır. Sonuçta, örselenmiş cinsiyet kimliğini onarma dürtüsü olarak eşcinsellik gelişebilir.

Erkeklerde eşcinselliğin ilk belirtileri şunlardır:

— Hakkını savunmada ve kendini ortaya koymada zorlanma,
— Bağımlılığın ve öfkenin cinselleştirilmesi,
— Aynı cinsten savunmacı bir tutumla kopma,
— Aynı cinsle erotik olmayan arkadaşlık ilişkilerinde zorluk yaşama,
— Sözle arkadan vurma,
— Kendini bir sporcu olarak hayal edememe,
— Fiziksel aktivitelerden ve spor oyunlarından nefret etme,
— Macera ve spor hikâyeleri okumakta sıkılma veya okumama,
— 5–12 yaşları arasında anneye, büyük anneye, teyzeye ya da ablaya yakın durma,
— Yaşıtı olan diğer erkek çocukların karşısında korkak ve ihtiyatlı olma,
— Erkek oyunları yerine kız oyunlarını tercih etme,
— Tehlikeli görünen yırtıcı oyunlar oynamakta olan akranlarını dışarıdan izleme yani bir nevi “mutfak penceresi çocuğu” haline gelme,
— Bir köşeye çekilme ve sosyal olarak yalnız kalma eğiliminde olma,
— Diğer erkek çocukların rekabet içeren oyunlarına katılmama,
— Erkek çocukların oyun ve etkinliklerine karşı rahatsızlık duyma,
— Bebeklerle oynama,
— Kızlarla birlikte olmaya eğilim,
— Kız kıyafetleri giymekten hoşlanma,
— Yetişkin erkeklerden ziyade yetişkin kadınların refakatinde olmayı tercih etme,
— Kızlar yerine erkeklere cinsel ilgi gösterme,
— Diğer çocuklar tarafından “nonoş” lakabının takılması,
— Etrafındakiler tarafından kız gibi bir çocuk şeklinde algılanma,
— Erkek akranlarına karşı kendini pasif ve zayıf olarak algılama,
— Kavga dövüşten kaçınma,
— İncinmekten ve yaralanmaktan korkma,
— Çekingen davranma,
— Çok kitap okuma,
— Kırılgan ve hassas bir yapıda olma,
— Utangaçlık veya teşhircilik,
— Aşırı derecede duygusal olma,
— Yapayalnız hissetme,
— Kadınsı olma,
— Girişken olmada zorlanma,
— Kendini bir erkek olarak eksik ve yetersiz görme duygusu,
— Erkek çocuklar yerine kız çocuklarla oynama,
— Çocuklukta daha narin ve beceriksiz olma,
— Kendini hayal kırıklıkları içinde, mutsuz ve reddedilmiş olarak hissetme,
— Öfkeyi açığa vurma ve sosyal ortamlarda kendini ortaya koymada tutukluk yaşama,
— Saldırganlık içeren davranışlardan kaçınma eğiliminde olma.

Eşcinselliğin öngörülmesinde, çocukluk yıllarındaki erkeksi davranışların eksikliğinin görülmesi, kadınsı özelliklerin varlığından bile daha güçlü bir belirleyicidir. Eğer ebeveynler kadınsı davranışları tasvip etmediklerini aktif bir şekilde göstermezlerse tarafsız tutumları, çocuk tarafından göz yummak olarak yorumlanabilir. Hatta anne, çocukla olan iletişiminde bilinçli veya bilinçsiz düzeyde, kadınsı davranış beklentisini bir şekilde çocuğuna aktarabilir.

Cinsel kimlik gelişimi sürecinde çocuğun biyolojik özellikleri, aile dinamikleri ve çevresel etkenlerin de etkisiyle bazı çocuklarda cinsel kimlik gelişiminde sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu duruma bağlı olarak ergenlik yıllarında cinsel kimliği konusunda karmaşa yaşayan bu çocukların, kendini karşı cins gibi hissettiği, bazılarında ise eşcinsel yönelimlerin yaşandığı görülmektedir.

Sosyolojik ve psikolojik açıdan yıpranmış ailelerde eşcinsel çocuk, bu ailenin patolojik yapısına direnmektedir aslında. Eşcinsel, çocukluğunda hastalıklı aile yapısında duygusal yoksunluklara savunma geliştirirken yenilmiş olan çocuktur.
Biseksüellik ise, zevk alabiliyorsa, cinsiyet ayırmadan cinsellik yaşamaya çalışan bir tutumdur. Karakterin daha bebeksi oluştuğunu, kişinin cinsel nesneleri meme gibi bir haz nesnesi olarak algıladığını, kimliğin gevşek bir biçimde bölgede yoğun olarak kaldığını gösterir.
Eşcinselliğin oluşumunda psikolojik süreçler, yani anne babaların çocuk yetiştirme tutumları büyük önem taşır. Biyolojisi insanı eşcinsel yapmışsa bu tutumlar hiç dikkate alınmamaktadır.

Çocuklarının eşcinsel olduğunu öğrenen aileler sarsıcı bir gerçekle karşılaştıklarında yıkılmaktadırlar. Elleri kolları bağlanmış olarak büyük bir ızdırap içinde kendilerini çaresiz hissetmektedirler.


https://youtube.com/@huseyinkacin22?si=JXuzaavtWtXkUg-d


10
Psikolog Hüseyin Kaçın, LGBT hareketini "yeni bir ideolojik hareket" ve "terör örgütü" olarak tanımlayarak, devletin buna karşı acil adımlar atması gerektiğini savunmaktadır.

Öne Görülen Temel Noktalar:

•   Yeni Tehdit Algısı: Kaçın, FETÖ ve PKK gibi örgütlerin etkisinin azalmasıyla birlikte, LGBT hareketinin dönemin yeni ve ideolojik bir terör hareketi olarak konumlandığını iddia etmektedir.
•   
•   Acil Devlet Müdahalesi: Devletin bu durumu basit bürokratik toplantılarla geçiştiremeyeceğini savunarak, özellikle trans ameliyatlarının engellenmesi gibi radikal ve acil adımların atılması gerektiğini belirtmektedir.
•   
•   Psikolojik Yaklaşım: Yıllardır eşcinsel bireylere yönelik terapiler yürüttüğünü ifade eden Kaçın, iyileşme sürecinde konuya dini açıdan yaklaşmanın süreci olumsuz etkileyebileceğini savunmaktadır.

Hüseyin KAÇIN Youtube:

https://youtube.com/@huseyinkacin22?si=RavN6ZsXoJDjXwF8

11
Psikolog Hüseyin Kaçın, LGBT hareketini "yeni bir ideolojik hareket" ve "terör örgütü" olarak tanımlayarak, devletin buna karşı acil adımlar atması gerektiğini savunmaktadır. [1, 2]
Öne Görülen Temel Noktalar:
•   Yeni Tehdit Algısı: Kaçın, FETÖ ve PKK gibi örgütlerin etkisinin azalmasıyla birlikte, LGBT hareketinin dönemin yeni ve ideolojik bir terör hareketi olarak konumlandığını iddia etmektedir. [1]
•   Acil Devlet Müdahalesi: Devletin bu durumu basit bürokratik toplantılarla geçiştiremeyeceğini savunarak, özellikle trans ameliyatlarının engellenmesi gibi radikal ve acil adımların atılması gerektiğini belirtmektedir. [1]
•   Psikolojik Yaklaşım: Yıllardır eşcinsel bireylere yönelik terapiler yürüttüğünü ifade eden Kaçın, iyileşme/dönüşüm sürecinde konuya dini açıdan yaklaşmanın süreci olumsuz etkileyebileceğini savunmaktadır. [1, 2]

12
LGBT gerçeğini 30 yıllık savunucusundan dinledik ‘Mutlu trans birey’ imajı tehlikeli bir yalan! Artık ne Christian’ım ne de Nadia
Erkek bedeninde doğdu. Güzel bir kadın olup onaylanmak hayaliyle ameliyat masasına yattı. 30 yıl trans hakları için mücadele etti. Sonrası pişmanlık. Artık ne Christian ne de Nadia. Chris, ‘Mutlu trans birey imajı çok tehlikeli bir yanılsama. Bu, gerçeklerle yüzleşme şansınızı elinizden alıyor.’

LGBT gerçeğini 30 yıllık savunucusundan dinledik ‘Mutlu trans birey’ imajı tehlikeli bir yalan! Artık ne Christian’ım ne de Nadia

Özlem Konur Usta

30 yıl transeksüel kadın kimliği ile yaşayan Chris Brönimann, yeni hayatını LGBT dayatmasıyla mücadeleye adadı. Işıltılı vitrinlerin ardındaki gerçeği yeni nesle göstermek istediğini söyleyen Brönimann, “30 yıllık yanılsamadan uyanarak gerçeğe döndüm. Ruhunuzun acısını neşterle iyileştiremezsiniz. Biyolojinizi belki susturabilirsiniz ama onu yenemezsiniz.” dedi. Sağlık Bakanlığı Cinsiyet Değiştirme Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Zeki Bayraktar ve Brönimann, dün Medeniyet Üniversitesinde etkileyici bir söyleşide bir araya geldi. Üroloji uzmanı Bayraktar, yıllardır transseksüel cerrahi ile hastaya verilen zararları onarma çabasında. Yıkıcı etkilerin yakın tanığı. AYSİT tarafından düzenlenen söyleşide Bayraktar, sordu Brönimann yanıtladı.

LGBT gerçeğini 30 yıllık savunucusundan dinledik ‘Mutlu trans birey’ imajı tehlikeli bir yalan! Artık ne Christian’ım ne de Nadia - Resim : 1
SAHTE ONAY DUYGUSU
İsviçre’nin ünlü trans hakları savunucusu Brönimann, ameliyat masasına giden süreci, pişmanlıklarını ve bundan sonra yapacaklarını anlattı. Almanya’da erkek olarak doğan ve İsviçreli bir çifte evlatlık verilen Brönimann, ailesinden ağır şiddet gördü. Okulda dışlandı, zorbalıkla yüz yüze geldi. Kendisinden farklı olarak dört kız kuzeni mutluydu. Daha o yaşlarda, “Kızsan sevilirsin erkeksen dövülürsün.” algısının zihnine yerleştiğini çok sonra fark eden Brönimann şöyle devam etti: “Annemden sadece onun istediği şekilde davrandığımda sevgi görebiliyordum. Gerçek benliğimi gizlemeyi erken yaşta öğrendim. Zor yılların ardından katlanılamaz yaşamımdan kaçmak için cinsiyet geçişini kullandım. ‘Kadın olursam başka biri olur, güzel görünür, sevilirim ve o çocuğun acısından kurtulurum.’ diye düşündüm. Trans hakları savunucusu olduğumda kameralar, spot ışıkları ve kırmızı halılar bana sahte bir onay duygusu sundu.”

LGBT gerçeğini 30 yıllık savunucusundan dinledik ‘Mutlu trans birey’ imajı tehlikeli bir yalan! Artık ne Christian’ım ne de Nadia - Resim : 2
İsviçre’de Uluslararası Travesti Şovu’nda çalıştığı 2021 yılında bir gösteri öncesi…
DOKTOR 20 DAKİKADA KARAR VERDİ!
Gelgitli bir yaşamın ardından 26 yaşında cinsiyetini tamamen değiştirmeye karar verdi. 20 dakikalık bir görüşmenin ardından psikiyatriste para vererek cinsiyet geçişi işlemlerinin başlaması için sahte bir rapor aldı! Artık hormon verilecek ve ardından sırasıyla cerrahi işlemler başlayacaktı. Yaşayabileceği riskler konusunda ayrıntılı bilgi verilmiş miydi? Brönimann yanıtladı: “Riskler, aceleyle yapılan bir görüşme sırasında yalnızca üstünkörü dile getirildi. Bana ‘Yasal olarak sizi bilgilendirmek zorundayız, bu komplikasyonlar son derece nadirdir ve sizin başınıza gelmeyecektir.’ denildi. Adil olmak gerekirse o dönemde bu aceleci yaklaşım bana da uygun gelmişti. Riskleri duymaya açık değildim. Biran önce hayalimdeki kadına dönüşmeyi istiyordum. Ya tıbbi etik! Tam bu noktada doktorların devreye girmesi gerekmez miydi?”

LGBT gerçeğini 30 yıllık savunucusundan dinledik ‘Mutlu trans birey’ imajı tehlikeli bir yalan! Artık ne Christian’ım ne de Nadia - Resim : 3
16 AMELİYAT… ELDE KALAN SAĞLIKSIZ BİR BEDEN
Chris Brönimann’ın ilk operasyonu altı saat sürdü. Günlerce hastanede kaldı. Erkek bedeni ameliyatla yapılan neovajinayı yara olarak kabul ediyor ve kas dokusuyla kapatmaya çalışıyordu. Bu alan, kapanmasın diye doktorlar, bir cisim (dilatör) yerleştirmişti ve her hareket ettiğinde bu cisim canını “korkunç şekilde” yakıyordu. Doktorlarına bu durumu söylediğinde, “Buna alışacaksın.” yanıtını aldı. Dahası hastaneden çıktıktan sonra da gün içinde belli periyotlarla bu alanın açık kalmasını sağlayacak benzer uygulamalar yapması istendi. Brönimann, “Bunu yapamadım, çok acıyordu.” dedi. Cinsiyet geçişi için yapılan ilk ameliyat, yeni cerrahi müdahaleler zincirini başlattı. Bağırsağı delindi, cinsel bölgeye bacağından alınan deri ile yama yapılmaya çalışıldı, idrar yollarıyla ilgili ciddi sorunlar yaşadı. İyileşebilmek için yıllara yayılan 16 ameliyat geçirdi. Chris Bröniman, bugün geriye dönüp baktığında yaşadığı hissi şu sözlerle anlattı: “Bu ameliyatlarla tüm duyularımı kaybettim. Cinsel haz yok. 56 yaşındayım. İdrarımı yapabilmek için geçirdiğim iki ameliyata rağmen, idrar kaçırma ve kronik mesane sorunları yaşıyorum. Ameliyat sonrası birçok trans birey, utanç nedeniyle sessiz kalıyor. Kamuoyuna her şey yolunda mesajı veriyor. Bir taraftan genç insanların gerçek güvensizlikleri ve acıları araçsallaştırılıyor. İçsel şüpheleri, ideolojik bir topluluğun içine çekilerek medya alkışları içinde boğuluyor. Burada iyi finanse edilen bir mekanizma bulunuyor. Ameliyatla bedenimi değiştirmemin gerçek nedeninin çocukluk travmalarından kaçış olduğunu fark ettiğimde bunu itiraf etmem çok zaman aldı. Detransizyon (trans işlemlerinden geri dönüş) sürecine başlamaya karar vermem beş yıl yıl sürdü. Hata yapmış olmanın utancı içinde sıkışıp kalmıştım. 30 yıl boyunca bir maske taktığımı kabul etmek ‘yanıldım’ diyebilmek inanılmaz bir cesaret gerektiriyordu. Trans kadın rolü günlük yaşamda sahte bir güvenlik hissi sağlıyordu. Kendime sürekli şunu söylüyordum: Bu yolu kendi isteğimle seçtiysem, bundan memnun olmak zorundayım. Perdenin önünde bakımlı trans ikon olarak alkışlanan bir figürdüm, perdenin arkasında ise hayatım ağır ameliyat maratonlarının izlerini taşıyan, yalnız ve tamamen boştu. 2024’te psikolojik olarak ciddi ataklar geçirdim. Bulunduğum ortamda çıkıp dışarıdan gözlemeye karar verdim. Trans, trans, trans hakları… Ben bir romantik hayalin tutsağı olmuştum. Yanılsamadan uyanarak gerçeğe döndüm. Hasta insanlara yardım ederek bu döngüden çıkmayı başardım. Artık geçmişimde attığım yanlış adımların sorumluluğunu almak istiyorum. Empati ve ilericilik kisvesi altında yürütülen bu ideolojik propaganda koruduğunu iddia ettiği insanlara bizzat zarar veriyor. Mutlu trans birey imajı çok tehlikeli bir yanılsama. Bu yanılsama, kırılgan gençlerin gerçekle yüzleşme şansını ellerinden alıyor. Sonrası enkazın ortasında yalnızlık. Sistem insanları değil, katı bir ideolojiyi koruyor.”

YARIN: Söz Prof. Zeki Bayraktar’da… LGBT ideolojisinin bilim soslu hurafeleri

https://www.aydinlik.com.tr/haber/lgbt-gercegini-30-yillik-savunucusundan-dinledik-mutlu-trans-birey-imaji-tehlikeli-bir-yalan-artik-ne-christianim-ne-de-nadia-580247

13
🚨30 yıl önce cinsiyet ameliyatı olan trans bireyden itiraf!

➡️“Mutlu trans birey imajı tehlikeli bir yalan!”

➡️“Yanılsamadan uyanarak gerçeğe döndüm.”

➡️“Bu ameliyatlarla tüm duyularımı kaybettim.”

➡️“İdrarımı yapabilmek için geçirdiğim iki ameliyata rağmen, idrar kaçırma ve kronik mesane sorunları yaşıyorum.”

➡️“Ameliyat sonrası birçok trans birey, utanç nedeniyle sessiz kalıyor. Kamuoyuna her şey yolunda mesajı veriyor.”

➡️“Bu yanılsama, kırılgan gençlerin gerçekle yüzleşme şansını ellerinden alıyor. Sonrası enkazın ortasında yalnızlık. Sistem insanları değil, katı bir ideolojiyi koruyor.”



https://x.com/kaanarslanKA/status/2066443193978110461?s=20

14
Eşcinsellik hakkında yaptığı araştırmalar ve tedavi yönetmleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 15 yıl önce TV 5 ekranlarında yaptığı açıklamalarla dikkat çekmiş ve bugüne gelinen sürece ışık tutmuştu.

ÖNCE AİLE ELE ALINIYOR

Kendisine 'eşcinsellik' şikayetiyle gelen aileler hakkında konuşan Kaçın, ''Ailenin hikayesini alıyoruz. Burada bir takım dengelerin yerinde olmadığı ve sağlıksız bir yapı olduğunu tespit ediyorsunuz. Eğer taciz ve tecavüz olayı yoksa, ilgisiz bir baba, otoritesi olmayan bir baba ve ya baskın otoritesi olan bir anne gibi psikolojik detayları yakalıyorsunuz. Sonra çocuk üzerinden gidiyorsunuz.'' ifadelerini kullandı.

EŞCİNSELLİK HASTALIK DEĞİL BUNALIMDIR

Eşcinsellik hakkında hastalık ifadesini kullanmamanın gerektiğini ve bunun 'psikolojik cinsel kimlik bunalımı' olduğunu belirtmek gerektiğini söyleyen Kaçın, ''Eşcinsellik özünde anne-babadan ve toplumdan o desteği alamadığınız için çocukken dışlanmış olduğunuz için bu sorunu yaşıyorsunuz. Hastalık veya rahatsızlık dediiğinizde, onlar da toplum tarafından dışlanıldığını hissettikleri için bu konuya aşırı duyarlılar. Buna cinsel kimlik bunalımı demek daha doğrudur.'' açıklamasında bulundu.

EŞCİNSELLİĞİN TEDAVİSİ VAR

''Eşcinselliğin tedavisi var mı?'' sorusunu da cevaplayan Kaçın, ''Haftalık düzenli terapilerle, istemek yetmez iradesini ortaya koyarsa bir iyileşme süreci ortaya çıkıyor.'' dedi.

EŞCİNSELLİK DOĞU'DAKİ AİLE YAPISINI YIKMAK İÇİN KULLANILIYOR

Eşcinselliğin psikolojik boyutundan sosyolojik boyutuna geçen Kaçın, ''Batı medeniyeti, doğu medeniyetinin aile yapısına böyle müdahelerle savaş açmaktadır. Türk televizyonlarda dizilerde haberlerde eşcinselliğin kabul edilmesi topluma dayatılıyor. Bu da Avrupa destekli bir süreç. Benim öngörüm eşcinsel evlilikleri kabul ettirmeye çalışacaklar, sonrasında da eşcinsellerin evlat edinmesine kadar gidilecek bir süreç. Tedavisi olması gerekir sürecini silip, bu bir doğuştandır, bu bir biyolojik yönelimdir diyerek; insanların bilinç altına yerleştirip, daha sonra bu bir haktır diyorlar.'' ifadelerini kullandı.

https://www.habervakti.com/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-koymustu#

Sayfa: [1] 2 3 ... 6