1
Din & Felsefe / Ynt: Anlam Arayışının Erken Çocukluk Kökeni: Baba Figürü, Şizoid Yapı ve Metafizik
« : 14 Şubat 2026, 12:19:58 öö »
“Tanrısal Hakikat ile Büyük Öteki’nin eksikliği” tartışmasını klasik Sünnî kelâm (özellikle Eş‘arî ve Mâturîdî çizgi) ontolojisiyle çaprazlayacak biçimde bakıyoruz. Amaç, psikanalitik “yapısal eksiklik” ile teolojik “ilahî kemâl” arasındaki gerilimi sistematik olarak düşünmektir.
---
(Lacanyen Yapısal Boşluk ile Eş‘arî–Mâturîdî Ontolojisinin Çapraz Okuması)
1. Ontolojik Başlangıç Noktası: Eksiklik mi Kemâl mi?
Lacan’da Büyük Öteki yapısal olarak eksiktir.[^1]
Bu, simgesel düzenin kendini temellendirememesi anlamına gelir. Yasa, anlam ve otorite her zaman bir boşluk içerir.
Klasik kelâmda ise Tanrı:
Vacibü’l-vücûd (zorunlu varlık),
Mutlak kemâl sahibi,
Zâtında ve sıfatlarında eksiklikten münezzeh
olarak tanımlanır.[^2]
Burada ilk bakışta radikal bir karşıtlık vardır:
Lacan Kelâm
Simgesel düzen eksiktir İlâhî varlık tamdır
Anlamın garantörü yoktur Hakikat Allah’ta sabittir
Boşluk yapısaldır Eksiklik yaratılmışlara aittir
Ancak dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur:
Lacan’ın eksik dediği şey Tanrı değil, simgesel düzendir.
Kelâmın kemâl atfettiği şey ise simgesel temsil değil, aşkın varlıktır.
Bu ayrım, iki hattın mutlak çelişmediğini gösterir.
---
2. Eş‘arî Ontolojide Hakikat ve İrade
Eş‘arî kelâmında Tanrı’nın iradesi mutlak belirleyicidir.[^3]
İyilik ve kötülük, ontolojik olarak Tanrı’nın yaratmasına bağlıdır.
Bu modelde güven:
İlâhî kudrete teslimiyetle kurulur.
Anlamın garantisi Tanrı’dır.
Ancak Eş‘arî modelde epistemik sınırlılık kabul edilir:
> İnsan aklı ilâhî hikmeti bütünüyle kavrayamaz.
Bu nokta Lacan’ın eksiklik teziyle ilginç bir paralellik taşır:
Simgesel temsil eksiktir.
İlâhî hakikat aşkındır.
İnsan kavrayışı sınırlıdır.
Dolayısıyla kemâl Tanrı’ya, eksiklik insana aittir.
---
3. Mâturîdî Çizgide Akıl ve Sorumluluk
Mâturîdî geleneğinde insan aklı daha güçlü konumlandırılır.[^4]
İyilik ve kötülük aklen kavranabilir.
İnsan fiilleri sorumluluk alanı içindedir.
İlâhî adalet vurgulanır.
Bu model, eksik Büyük Öteki fikrine karşı daha sağlam bir ontolojik zemin sunar:
Anlam yalnızca aşkın bir iradeye değil, aklî düzenliliğe de dayanır.
Bu, psikodinamik açıdan daha stabil bir güven formu üretir:
Hakikat vardır.
Ama insan aklı onu kısmen kavrayabilir.
Belirsizlik nihilizme dönüşmez.
---
4. Eksiklik Nerede Konumlanır?
Psikanalitik perspektifte eksiklik öznenin yapısındadır.
Kelâmî perspektifte eksiklik mahlûkatın yapısındadır.
Bu iki konum arasında kritik bir fark vardır:
Lacan: Eksiklik yapısaldır ve kaçınılmazdır.
Kelâm: Eksiklik ontolojik olarak yaratılmışlara aittir; Tanrı mutlak kemâldir.
Ancak her iki yaklaşım da şu noktada birleşir:
İnsan, mutlak hakikati bütünüyle kuşatamaz.
Bu, metafizik sistem kurma arzusunu sınırlayan önemli bir ilkedir.
---
5. Tanrısal Hakikat ve Esaret Fobisi: Kelâmî Perspektif
Şizoid yapı açısından Tanrı’nın mutlak yasa koyucu olarak tasviri, esaret korkusu üretebilir.
Ancak klasik kelâmda Tanrı yalnızca Kahhâr değil;
Rahmân,
Hakîm,
Adl
sıfatlarıyla dengelenir.
Eş‘arî–Mâturîdî sistemde Tanrı’nın kemâli:
Total kontrol değil,
Hikmet ve adaletle dengelenmiş kudret
olarak kavranır.
Bu, metafizik güveni totaliter bir yasa olmaktan çıkarıp ahlâkî bir zemine oturtur.
---
6. Çapraz Sonuç: Eksik Simgesel, Tam Aşkınlık
Çapraz okuma şu sonucu üretir:
Simgesel temsil eksiktir (Lacan).
İlâhî hakikat aşkındır ve kemâldir (Kelâm).
İnsan bilgisi sınırlıdır (her iki hat).
Bu üçlü yapı şunu mümkün kılar:
> Hakikat vardır.
Ama temsil edilemez.
Ama yönelim mümkündür.
Bu, hem psikanalitik eksikliği hem kelâmî kemâli aynı çerçevede düşünmeye izin verir.
---
7. Klinik-Teolojik Stabilite Noktası
Metafizik sistem kurma arzusu şu koşullarda dengede kalır:
Tanrı mutlak kemâl olarak kavranır.
Ama hiçbir insanî sistem Tanrı’yla özdeşleştirilmez.
Simgesel düzenin eksikliği kabul edilir.
İlâhî hakikat aşkın bırakılır.
Bu pozisyon:
Dogmatizmi önler.
Psikotik mutlaklaşmayı engeller.
Nihilizme düşmez.
Şizoid özerkliği korur.
Ertuğrul Tulpar
---
Dipnotlar
[^1]: Lacan, J. (1960). Subversion of the Subject and Dialectic of Desire.
[^2]: Eş‘arî, el-İbâne; Mâturîdî, Kitâbü’t-Tevhîd.
[^3]: Watt, W.M. (1973). The Formative Period of Islamic Thought.
[^4]: Rudolph, U. (2015). Al-Māturīdī and the Development of Sunni Theology.
---
VII. Eksik Büyük Öteki ile İlâhî Kemâl Arasında
(Lacanyen Yapısal Boşluk ile Eş‘arî–Mâturîdî Ontolojisinin Çapraz Okuması)
1. Ontolojik Başlangıç Noktası: Eksiklik mi Kemâl mi?
Lacan’da Büyük Öteki yapısal olarak eksiktir.[^1]
Bu, simgesel düzenin kendini temellendirememesi anlamına gelir. Yasa, anlam ve otorite her zaman bir boşluk içerir.
Klasik kelâmda ise Tanrı:
Vacibü’l-vücûd (zorunlu varlık),
Mutlak kemâl sahibi,
Zâtında ve sıfatlarında eksiklikten münezzeh
olarak tanımlanır.[^2]
Burada ilk bakışta radikal bir karşıtlık vardır:
Lacan Kelâm
Simgesel düzen eksiktir İlâhî varlık tamdır
Anlamın garantörü yoktur Hakikat Allah’ta sabittir
Boşluk yapısaldır Eksiklik yaratılmışlara aittir
Ancak dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur:
Lacan’ın eksik dediği şey Tanrı değil, simgesel düzendir.
Kelâmın kemâl atfettiği şey ise simgesel temsil değil, aşkın varlıktır.
Bu ayrım, iki hattın mutlak çelişmediğini gösterir.
---
2. Eş‘arî Ontolojide Hakikat ve İrade
Eş‘arî kelâmında Tanrı’nın iradesi mutlak belirleyicidir.[^3]
İyilik ve kötülük, ontolojik olarak Tanrı’nın yaratmasına bağlıdır.
Bu modelde güven:
İlâhî kudrete teslimiyetle kurulur.
Anlamın garantisi Tanrı’dır.
Ancak Eş‘arî modelde epistemik sınırlılık kabul edilir:
> İnsan aklı ilâhî hikmeti bütünüyle kavrayamaz.
Bu nokta Lacan’ın eksiklik teziyle ilginç bir paralellik taşır:
Simgesel temsil eksiktir.
İlâhî hakikat aşkındır.
İnsan kavrayışı sınırlıdır.
Dolayısıyla kemâl Tanrı’ya, eksiklik insana aittir.
---
3. Mâturîdî Çizgide Akıl ve Sorumluluk
Mâturîdî geleneğinde insan aklı daha güçlü konumlandırılır.[^4]
İyilik ve kötülük aklen kavranabilir.
İnsan fiilleri sorumluluk alanı içindedir.
İlâhî adalet vurgulanır.
Bu model, eksik Büyük Öteki fikrine karşı daha sağlam bir ontolojik zemin sunar:
Anlam yalnızca aşkın bir iradeye değil, aklî düzenliliğe de dayanır.
Bu, psikodinamik açıdan daha stabil bir güven formu üretir:
Hakikat vardır.
Ama insan aklı onu kısmen kavrayabilir.
Belirsizlik nihilizme dönüşmez.
---
4. Eksiklik Nerede Konumlanır?
Psikanalitik perspektifte eksiklik öznenin yapısındadır.
Kelâmî perspektifte eksiklik mahlûkatın yapısındadır.
Bu iki konum arasında kritik bir fark vardır:
Lacan: Eksiklik yapısaldır ve kaçınılmazdır.
Kelâm: Eksiklik ontolojik olarak yaratılmışlara aittir; Tanrı mutlak kemâldir.
Ancak her iki yaklaşım da şu noktada birleşir:
İnsan, mutlak hakikati bütünüyle kuşatamaz.
Bu, metafizik sistem kurma arzusunu sınırlayan önemli bir ilkedir.
---
5. Tanrısal Hakikat ve Esaret Fobisi: Kelâmî Perspektif
Şizoid yapı açısından Tanrı’nın mutlak yasa koyucu olarak tasviri, esaret korkusu üretebilir.
Ancak klasik kelâmda Tanrı yalnızca Kahhâr değil;
Rahmân,
Hakîm,
Adl
sıfatlarıyla dengelenir.
Eş‘arî–Mâturîdî sistemde Tanrı’nın kemâli:
Total kontrol değil,
Hikmet ve adaletle dengelenmiş kudret
olarak kavranır.
Bu, metafizik güveni totaliter bir yasa olmaktan çıkarıp ahlâkî bir zemine oturtur.
---
6. Çapraz Sonuç: Eksik Simgesel, Tam Aşkınlık
Çapraz okuma şu sonucu üretir:
Simgesel temsil eksiktir (Lacan).
İlâhî hakikat aşkındır ve kemâldir (Kelâm).
İnsan bilgisi sınırlıdır (her iki hat).
Bu üçlü yapı şunu mümkün kılar:
> Hakikat vardır.
Ama temsil edilemez.
Ama yönelim mümkündür.
Bu, hem psikanalitik eksikliği hem kelâmî kemâli aynı çerçevede düşünmeye izin verir.
---
7. Klinik-Teolojik Stabilite Noktası
Metafizik sistem kurma arzusu şu koşullarda dengede kalır:
Tanrı mutlak kemâl olarak kavranır.
Ama hiçbir insanî sistem Tanrı’yla özdeşleştirilmez.
Simgesel düzenin eksikliği kabul edilir.
İlâhî hakikat aşkın bırakılır.
Bu pozisyon:
Dogmatizmi önler.
Psikotik mutlaklaşmayı engeller.
Nihilizme düşmez.
Şizoid özerkliği korur.
Ertuğrul Tulpar
---
Dipnotlar
[^1]: Lacan, J. (1960). Subversion of the Subject and Dialectic of Desire.
[^2]: Eş‘arî, el-İbâne; Mâturîdî, Kitâbü’t-Tevhîd.
[^3]: Watt, W.M. (1973). The Formative Period of Islamic Thought.
[^4]: Rudolph, U. (2015). Al-Māturīdī and the Development of Sunni Theology.