Eşcinsel Terapi Forum - Psikolog www.huseyinkacin.com
Eşcinsellik => Eşcinsellik - Hayatlardan parçalar, hayata mektuplar (ziyaretçi karalama defteri) => Konuyu başlatan: Çok konuşan - 28 Temmuz 2026, 10:34:12 öö
-
Merhaba dostlar, uzun süredir bu siteyi takip ediyor ve yazılarınızı okuyorum. Sizlere bir sorum olacak, cevaplarsanız çok sevinirim.
Sizde de dışarıda herhangi birinin cinsel hayatına şahit olduğunuzda kıskançlık ve boşluk hissi oluşuyor mu? Ne zaman bu tarz bir ilişkiye denk gelsem (evli çiftler hariç) içim içimi yiyor. Çoğu zaman kızın kullanıldığını düşünüp ona acıyorum; belki de onun yerinde olmak istiyorum, duygularımdan emin değilim. Sonra kıskanç biri olduğumu düşünüp kendimden nefret ediyorum. Ama aslında normal hayatta asla kıskanç biri değilim.
Bu gece sabaha kadar uyuyamadım; çaresizim, ne yapacağımı bilmiyorum. Bazen bir kadınla birlikte olmak, onun kocası olup onu sevmek, koruyup kollamak istiyorum; içim içime sığmıyor. Bazen de bir erkeğin karısı veya seks partneri olmak istiyorum ama bunu düşününce sonrasında kendimden iğreniyorum. Zihnimde bunu iki erkek olarak hayal etmiyorum; o an kendimi doğuştan kadınmışım gibi bir role sokuyorum.
Hayatım bitti, düzenim bozuldu; sürekli stres ve derin düşünceler içindeyim. Ailem, arkadaşlarım ve bazı büyüklerim sürekli neden evlenmediğimi sorup beni sıkıştırıyorlar. Kendimi bulamıyorum. Eğer bir kadına karşı erekte olabilsem ve kendimi yeterince erkek hissedebilsem, tüm bu duygulara rağmen evlenirdim ama olmuyor maalesef.
Herkes mutlu, ben mutsuzum gibi hissediyorum. Şu an saat gecenin 4'ü. Herkes mışıl mışıl karısına veya sevgilisine sarılarak uyurken ya da kariyer ve para hesabı yaparken; ben balkonda oturmuş, sigara üstüne sigara yakarak halime ağlıyorum.
Sizler böyle durumlarda ne yapıyorsunuz? Bu duyguları nasıl geçiştiriyorsunuz?
-
BENİM AİLEM BELGESELİ
https://youtube.com/playlist?list=PLAABaL9f17rX11VATx98ruU7_iIuzgOZK&si=FVkBxyrwd64BxyVn
https://youtube.com/@huseyinkacin22?si=yC5xKaAGXTAzXtq7
-
Zaten bu eşcinsel ortamında bir tane doğru düzgün adam yok. Ya şantajcı, ya uyuşturucu bağımlısı ya da türlü türlü sapkın tipler... Şu chat sitelerinde bir tane insan evladına denk gelemedim. Bu durum da gerçekten eşcinselliğin psikolojik bir şey olduğunu gösteriyor. Zaten ben de çok normal biri olsam oralara girmem 😀
-
Hüseyin Bey, sen de bayağı baba adamsın. Bana tonla para verselerdi bu işi yapmazdım muhtemelen. Paradan daha ulvi bir gayretin var belli ki
https://youtube.com/@huseyinkacin22?si=yC5xKaAGXTAzXtq7
-
Bugün cinsel dürtülerim kontrol edemeyeceğim kadar artmıştı, hatta neredeyse yanlış kararlar verip kötü yollara düşecektim.
Tam bu sıradayken tam benlik diyebileceğim, aradığım kriterlerin neredeyse hepsini taşıyan bir arkadaşım aradı. Aslında tam olarak arkadaş mıyız bilmiyorum yılda bir falan, sadece işi düşerse arar. Neyse canı sıkılmış ve beni aramış. Biraz konuştuğumuzda o güçlü dürtülerim bıçak gibi kesildi. Garip olan şu ki, konuşurken ona karşı da ekstra bir şey hissetmedim. Gerçekten çok ilginç bir deneyimdi.
Yöneticiler beni banlamadığı sürece, kimseye anlatamadığım bu tarz duygularımı ve hislerimi buraya yazıp dertleşmeye devam edeceğim galiba. Böyle içimi dökmek gerçekten çok iyi hissettiriyor.
-
Herkese selam. Bugün yine aklımı kurcalayan, beynimi kemiren bir mesele var Yaptığın iyiliğin iyilik olabilmesi için illaki karşılıksız mı olması gerekir, yoksa bir beklenti karşılığında yapılan da iyilik sayılır mı? Ben gerçekten iyi biri miyim, yoksa sadece sevgisine, dostluğuna muhtaç olduğum kişilere mi iyilik yapıyorum? Sadece menfaatperest bir adam mıyım?
Uğruna paranı, vaktini, fiziksel enerjini harcadığın biri tarafından sadece zora düştüğünde hatırlanmak, sadece sana muhtaç olduğunda gelmesi çok yıpratıcı. Değer verdiğim insanların her müşkülüne koşup kendimi neredeyse paspas yaptıktan sonra unutulmak ve yok sayılmak çok zoruma gidiyor. Bir daha asla yapmayacağım diyorum ama onlar bana muhtaçken dayanamayıp aptal gibi yine koşuyorum. Kendi derdim yokmuş gibi onların şımarık, çocukça dertlerine üzülüyorum. Belki onların gönlüne bir nebze ferahlık veriyorum ama evime döndüğümde kendi derdime tek başıma ağlayan bir zavallıya dönüşüyorum.
İyilik yapmak bana zarar veriyor. Artık kimseye merhamet göstermek istemiyorum ama bunu bir türlü beceremiyorum. Acaba bunu başarmanın bir yolu var mı?
-
Sitede paylaşılan yazıları ve hayat hikayelerini okuyorum. Maalesef bazı kardeşlerimizin geçmişinde taciz gibi acı deneyimler var. Diğer anlatılanlar ise genellikle benim kendi hayatımla da örtüşen, cahil bir aile yapısı ve benzeri zorluklardan oluşuyor. Ancak benim bir sorunum daha var Penis büyüklüğü konusunda kendimi yeterince erkek hissetmiyorum. İnternette okuduğum ve uzman doktorlardan dinlediğim kadarıyla 9 cm ve üzerinin yeterli olduğu söyleniyor. Benimki ise 12 cm. Buna rağmen bir türlü bunun yeterli olacağına kendimi ikna edemiyorum. Acaba kadınlara karşı erekte olamamamın veya cinsel istek duyamamamın sebebi zihnimdeki bu endişe ve kuşkular olabilir mi? Çünkü duygusal olarak kadınlara karşı yoğun hisler beslememe rağmen, cinsel olarak maalesef bir istek hissedemiyorum. Kafamda, Ne kadar büyük penis o kadar çok erkeklik gibi bir ön kabul var. Sanki gerçek erkeklik kocaman bir penise sahip olmayı gerektiriyormuş gibi hissediyorum. Belki bu düşündüklerime güleceksiniz, belki beni ayıplayacaksınız ama zihnimden bu fikri atamıyorum. İleride bir partnerim veya eşim olduğunda onu asla mutlu ve tatmin edemeyeceğimi, bana saygı duymayacağını, beni yetersiz bulup aldatacağını veya terk edeceğini düşündüren vesveseler adeta beynimi tırmalıyor. Belki bugüne kadar binlerce danışan görmüş biri olarak, sevgili Hüseyin Bey, lütfen bu konuda beni aydınlatır mısınız?
-
Hüseyin Kaçın 0 555 326 22 91
https://youtube.com/@huseyinkacin22?si=yC5xKaAGXTAzXtq7
https://www.instagram.com/p/DcPGJSutPL4/
-
Cesaretimi topladığımda sizi arayacağım. Yine de o zamana kadar fikri olanların görüşlerini paylaşmasını rica ederim.
-
https://www.instagram.com/reels/DcHBnrRtoE2/
-
Videodaki yaklaşım bana eksik geldi. Belki ben yanlış anladım ama sunucunun Böyle bir vicdan azabıyla yaşayamazdın der gibi acıyan tavrı cidden çok garipti.Evet bir Müslüman için hem eşcinsel bir hayat yaşayıp hem de ibadet etmek ruha sızı verebilir, nitekim veriyor da. Ancak bunu heteroseksüel insanlar da yaşıyor. Hem namaz kılıp hatta umreye ve hacca gidip zina edenler de var. Zina yapmasına da gerek yok İslam’ın en büyük günahlardan saydığı faizi peynir ekmek gibi yiyip namaz kılanlar da var.Bence eşcinselliğin ibadet sırasında verdiği vicdan azabından daha fazlası insanın bu dünyada hiç mutlu olamayacağını hissedip hem dünya hem de din işlerine odaklanamamasıdır. Mesela bu durum benim bütün hayatımı zehir ediyor desem yeridir en mutlu olduğum anlarda bile birden aklıma gelip bütün günümü mahvediyor. Ben Allah’a ve Resulü'ne iman etmiş, sağlam inançlı bir Müslüman olarak diyorum ki Dindar kesimin ne eşcinselliğe ne de günümüzün normal kadın-erkek ilişkilerine dair hiçbir fikri yok. Bomboşlar. 100 yıl önceki köylerinde yaşadıkları hayatı, örf ve adetleri İslamiyet zannedip bizlere anlatmaya çalışıyorlar. Sizin bu konuya yaklaşımınızı çok isabetli buluyorum Hüseyin Bey. Bir Müslüman olarak sadece ve sadece Rabbime sığınıp O’na dua ve iltica ediyorum. Bir de sizin gibi işinin ehli alimlere itibar ediyorum. En kısa zamanda sizinle terapi yapmak ümidiyle
-
Dindar ve muhafazakar camia, böyle konuların kendilerini ilgilendirmediğini düşünmekte olduğu için bu konular hakkında bir bilene danışma veya en ufak bir araştırma yapma gereksinimi bile hissetmemektedir. Bir konuyu bilmeyen kişiye (o konu hakkında bilgisi olmadığından dolayı) cahil denir; konunun kendisi için önemini dahi bilmeyen kişiye ise cehl-i mürekkep denir. Dolayısıyla muhafazakar camiayı bu tanıma bakarak cehl-i mürekkep olarak nitelemek yerinde olacaktır. Öncelikle bu konuların İslam'ın bekası, gençliğin ve ahlakî değerlerin fesada uğramaması için elzem olduğuna onların ikna edilmesi gerekir ki bu meseleler onların da gündemi haline gelebilsin.
Ancak muhafazakar camia, bu sorunları görmemekte ısrarcı olduğu gibi kendi çevrelerinde karşılaştıkları vakıaları bile hiç dinlemeden, kişileri veya kurumları aforoz ederek sorunları paspas altı yaptığını düşünmektedir. Bu görmezden gelişin ileride çok büyük ve ciddi yıkımlara sebebiyet vereceğini bilmedikleri veya bilseler de (yine kendi camiaları tarafından alaşağı edilme korkusuyla) bir aksiyona girmedikleri müsellemdir.
Bu camiada çocukluğumu ve nispeten gençliğimi geçiren bir birey olarak gözlemim bu şekildedir. Şunu da ifade etmek isterim ki her geçen gün bu vakıaların artmasıyla birlikte dindar kesim daha büyük bir çıkmaza girmekte ve hayalini kurdukları geleceği imha ettiklerini bilmeden, sözde yetiştirmiş oldukları gençliğin sorunlarını ihmal etmeye devam etmektedir.
Kendilerinin dillerine pelesenk ettikleri bir söz vardır: "İslam'a hizmet." İslam'a hizmetin genç nesillerin ifsadını önlemekten geçtiğinin ve bu asırda da gençliğin fesadına sebebiyet verecek en büyük felaketin bu konu olduğunun idrakinden bile aciz durumdalar maalesef.
Tevfik Allah'tandır..
Mehmet M...
-
Merhaba. Size çok katılıyorum bende muhafazakar camialarda yetişmiş bir gencim. Muhafazakar insanlar bu konunun çok hassas ve çok ayıp bir mevzu oldugu kanaatinde oldukları için bırakın bununla alakalı konuşmayı düşünmüyorlar bile. Oysa sizinde dediği gibi İslamiyet'in ve müslümanların bekası için ciddi bir sorun bu ve bu insanlara yardım eli uzatmak zorundalar çünkü kendini İslam'a ve müslümanlara hizmete adamış ve bu dava uğruna çalışan insanlar. Ama ne yazikki böyle biyuk bir sorun karşısında pisirik gibi kalmayı ve sadece Tevbe nasihat etmeyi tercih ediyorlar.
Muhafazakarlarda şöyle birşey vardır;
Herkesin hayatına karismayi kendinde hak görürler. İnsanları çabuk yargilarlar ve onların hayat ve yaşam tarzlarinda çok basit bir şekilde burunlarını sokarlar. Bunu ise şöyle açıklarlar; SENİN İYİLİGİN İCİN, SEN GUNAHA GİRME DİYE, CUNKU ALLAH BUNDAN RAZİ DEGİL VE BEN MUDAHALE ETMEK ZORUNDAYİM.
Peki yüce mevlam benim eşcinsel hayat yasamamdan razı mı?. Benim bir erkekle sevismeme razı mı?. Bunlardan kurtulmam için neden bir arastirma yapmıyorsun. Neden kurtulmam için doğru sonuçları araştırıp beni yonlendirmiyorsun. Neden bu konuda bana karismiyorsun da sadece ya beni yargiliyorsun ya da bana tövbe et diyorsun. Ben tövbemi de ederim sıkıntı değil ama bu bir çözüm değil bu benim işlediğim bir günahın çözümü belki ama sorunu toptan çözmüyor. Sorunu tamamen ortadan kaldırmıyor.
Ya da genellikle şunu duyarsınız; evlen!!!!
Sizler kul hakkından bahsedersiniz ama bir eşcinsel evlendiği zaman hem onun hem karşısındaki erkek ya da kadının hakkına girdiginizi bilmezsiniz!. Çünkü eşcinsel eğer evlenirse daha da eşcinsel olur daha da heteroluktan uzaklaşır ve bu konuda onun hakkına girersiniz. Aynı zamanda karşısındaki eşin de hakkına girersiniz çünkü kimse bir eşcinsel ile evlenmek istemez. Ya da bu evlilik eninde sonunda biter ve bu konuda hakkına girersiniz.....
Görüyorsunuz değil mi kendini büyük hoca olarak tanımlayan kişilerin aslında cehaletleriyle verdikleri fetvalardan sebep nasıl günaha girip nasıl kul hakkı yiyip nasıl kendiyle celistiklerini.... Gerçekten öğrenmek isteseler arastirirlar. Gerçekten bilmek isteseler pesine düşerler. Ben bir ara kursta bir hocaya açıldığımda bana zikir tavsiye etti. Çok üzüldüm. Sadece cehaletlerine ve göründüklerinden çok farklı olduklarına çok üzüldüm. Ama hepsinin hakkını yiyemem. Mesela Hk yi bulmama meşhur eren hoca vesile olmuştur. Soyadı eren di. Gerçekten de bana yardımcı oldu ve terapilere başlamama sebep oldu. İşte gerçek hoca gerçek İslam'a hizmet eden adam böyle olur.
-
Videodaki yaklaşım bana eksik geldi. Belki ben yanlış anladım ama sunucunun Böyle bir vicdan azabıyla yaşayamazdın der gibi acıyan tavrı cidden çok garipti.Evet bir Müslüman için hem eşcinsel bir hayat yaşayıp hem de ibadet etmek ruha sızı verebilir, nitekim veriyor da. Ancak bunu heteroseksüel insanlar da yaşıyor. Hem namaz kılıp hatta umreye ve hacca gidip zina edenler de var. Zina yapmasına da gerek yok İslam’ın en büyük günahlardan saydığı faizi peynir ekmek gibi yiyip namaz kılanlar da var.Bence eşcinselliğin ibadet sırasında verdiği vicdan azabından daha fazlası insanın bu dünyada hiç mutlu olamayacağını hissedip hem dünya hem de din işlerine odaklanamamasıdır. Mesela bu durum benim bütün hayatımı zehir ediyor desem yeridir en mutlu olduğum anlarda bile birden aklıma gelip bütün günümü mahvediyor. Ben Allah’a ve Resulü'ne iman etmiş, sağlam inançlı bir Müslüman olarak diyorum ki Dindar kesimin ne eşcinselliğe ne de günümüzün normal kadın-erkek ilişkilerine dair hiçbir fikri yok. Bomboşlar. 100 yıl önceki köylerinde yaşadıkları hayatı, örf ve adetleri İslamiyet zannedip bizlere anlatmaya çalışıyorlar. Sizin bu konuya yaklaşımınızı çok isabetli buluyorum Hüseyin Bey. Bir Müslüman olarak sadece ve sadece Rabbime sığınıp O’na dua ve iltica ediyorum. Bir de sizin gibi işinin ehli alimlere itibar ediyorum. En kısa zamanda sizinle terapi yapmak ümidiyle
Dindar kesimden artık benim maalesef hiçbir umudum kalmadı. Akıllarına gelen ilk şey: Yasaklamak.. Eşcinselliğe dair filmler, kitaplar, dernekler, mekanlar vb görünür ne varsa yasaklanınca sorunun çözüleceğini düşünüyorlar ya da mevzuyu bi' şekilde iman eksikliğine, beslenmeye, özenmeye bağlıyorlar. Mesela "Ailemi Koru" mitinglerinde talep ettikleri yasaklamaktan başka bir şey değildir. Bu mitinglerde bir tane "üniversitelerde çalışma yapın, bunun için kürsü kurun" vb pankart göremezsin. Velhasılıkelam ne anlatırsan anlat; olmuyor! Bu yüzden iyileşmek isteyen eşcinseller olarak yapayalnızız. Bizim Tanrı'dan başka hiç kimsemiz yok. Bu süreçte o kadar çok şey yaşadık ki sadece bir tanesini anlatayım: Eşcinselere yardım etmek amacıyla kurulan, Din Kültürü öğretmenlerinden ve İlahiyatçılardan oluşan "Gençlerde Kimlik Karmaşası" adında bir WhatsApp grubuna birbirimizden haberi olmayan yedi sekiz eşcinsel olarak katıldık. Sandık ki faydamız olacak.. Öyle ya nefroloji çalışacaksan gidip de grip olanları dinlemezsin. Bizi bizden dinlemeyecekler de kimden öğrenecekler?? Öyle olmadı. İşin içinden çıkamadıkça dolaylı yoldan bizi imansız olmakla itham etmeye başladılar. Sonrasında da grubun düzeninin bozulmasına sebep olmakla suçlayıp hepimizi de gruptan attılar. Bildiğim kadarıyla bizden sonra da hiçbir yere varamadılar. En son gençlerin cinsel ilişki için buluştuğu parklara gidip oradakilere kek dağıtmaya (abartmıyorum) kafa yoruyorlardı. Bunun yanında tarikatçıların cadı avına çıkıp hepimizi itlaf etme arzusu ile sekülerci tayfanın bizlere bunun doğuştan olduğunu zorla kabul ettirmek için "bilim"i sabitleme arzusu da ölümüne kapışır vaziyettedir. Seküler tarafta isen yine LGBT fonlarıyla öyle veya böyle bir şekilde desteğin var. Ama inançlı biriysen ne bir tarikat, ne bi' cemaat, ne Diyanet, ne Bakanlık, ne bir dernek ne bir vakıf ne bir üniversite çalışması, ne bir aile.. Yanımızda hiç kimse yok! Diğer tarafta olanlar mağduruz diye "onur yürüyüşü" yapıyor ve üstüne bir de iyileşmeye çalışıyoruz diye bize nefret kusuyorlar. Normalde ihtiyacımız olsa cebinden çıkarıp beş kuruş vermeyecek olan bu insanlar, "kendinize haksızlık yapıyorsunuz, kendinizi baskılıyorsunuz, kendinizi kabul etmiyorsunuz; bu yüzden size üzülüyoruz" şeklinde yaklaştıklarında iyileşmekteki ısrarımızı görünce adeta canavara dönüşüp bizleri Sağlık Bakanlığına şikayet ediyorlar. Yanımızda hiç kimse yok dedim ya! Yanımızda duran herhangi bir yasa da yok! Öylesine garip bir yalnızlık bizimkisi.. Asıl dışlanan, mağdurken bir daha mağdur edilen, görmezden gelinen bizlerken aslında LGBTlilerin borusu ötüyor. Kanunlar, üniversiteler, dernekler, doktorlar, politikacılar onları koruyor. Düşünüyorum da köleler, İslam'a ilgi göstermeseydi İslam hareketi sınırlı kalacak ve evrensel mesajının yayılma hızı da büyük oranda yavaşlayacaktı. Ne zaman ki taşıdıkları candan başka hiçbir şeyi olmayan köleler, efendilerini dinlemeyip İslam'a koşarak Mekke'nin sınıfsal yapısını sarstılarsa, dönemin aristokrasisi kendini tehdit altında hissettiyse bu ivmeyi 21. yüzyılda bizatihi yaşatacak olanlar da iyileşmek için mücadele eden biz eşcinselleriz. Biz o LGBT efendilerini dinlemiyoruz. Rabb'im yardımcımız olsun. Bizim ondan başka kimsemiz yok. Gerçekten yok! Bizden sonra dünyaya gelecek olan eşcinsellerin tek umuduyuz. Bizi bizden sonra gelecek olanlar anlayacak.. "Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük" olan dava artık biziz! Rabb'im yardımcımız olsun.
https://www.instagram.com/p/DcMnvInDIw-/
-
Dindar kesim, bu konularda konuşmayarak, dışlayarak, yasaklayarak, aforoz ederek, görmezden gelerek, üstesinden gelebileceğini sanıyor. Oysa neredeyse insanlık kadar eski bir gerçekliği, yok sayarak, inkar ederek vb ortadan kaldıramıyorsunuz.
Hele de günümüzde eşcinsellik bu kadar pompalınırken yapılan her yasaklama engel, olaya ilgisi olmayanların bile ilgisini çeker hale getiriyor.
Eşcinsel insanlardan vebalı gibi kaçmak çözüm hiç bir zaman olmadı, olmayacakta. O insanların ne kadar desteğe ihtiyacı olduğunun görülmesi gerekiyor. Hayatından memnun olduğunu idda edenlerin bile iç dünyasına girince ne yaralar çıkıyor.
Din alimleri, sosyologlar, psikologlar, ürüloglar vb. fayda sağlayacak kişilerin , bir araya gelip bu konuda ne yapabiliriz diye kafa yorma vakitleri geldi de geçiyor bile.
Bazı ortamlarda bunu defalarca ifade etmiş biri olarak şunu gördüm ki, yetkin gördüğümüz hocaların çoğu,özellikle din adamları, susmayı yada bildiğimiz şeyler ile top çevirmeyi tercih ediyor. Aslında onlarında bu konular üzerinden bilgisinin olduğunu düşünmüyorum. Lut kavminden başlayıp devam ediyor konuşma.
Kuran bu konuda tecrit önermiş o dönem için, sonrasında da eğer tövbe ederlerse Allah af edicidir , affı sever demiştir.
Allah bile af edeceğini söylerken kraldan çok kralcı davrananlar, sorunun çözümü ile ilgilenselerdi , belki de şu an çok daha farklı şeyler konuşuluyor olurdu. Kek dağıtarak, tebliğ yaparak olacak işler değil bunlar.
Bilinçli insanlarımızın sayısının çoğalması duası ile diyorum.🤲
Yeşim H.
-
Ortaokul dönemimde eşcinsel olduğumu kütüphanede bi ödev araştırırken aksiklopediden öğrendim. Gerçi öncesinde de erkek arkadaşlardan farklı olduğumun, kızlardan bahsetmeyi sevmediğimin, vurdulu kırdılı oyunlardan çekindiğimin farkındaydım. Ama adını koyamıyordum. O kütüphanedeki ilk şoktan sonra içime kapandım. Kabullenemedim. Sonra da çareyi dinde ve Allaha sığınakta buldum. Lisede nihai kararımı verdim, bu benim imtihanım, rabbime sığınırsam kolay olur. Deli gibi kuran, cevşen, risale okudum. Okulda herkese örnek gösterilen, edepli, çalışkan, dindar bir imajdım.
Ama hala Bi sorun vardı. Cinsel dürtü ve fantezilerimi ibadetle biyere kadar dizginleyebiliyordum. Birkaç haftada bir patlama yaşıyordum. Mastürbasyonla geçiştirebildiğim kadar geçiştiriyordum. Sonra da derin bir pişmanlık ve çaresizlik hissi..
Bu kısır döngü üniversiteye kadar devam etti. Artık Allahtan da beklediğimi alamadığımı hissetmeye başlamıştım. Üniversitede psikologlara ve psikiyatristlere gitmeye başladım. Hepsi de anlaşmışçasına tek ses olup, benim normal olduğumu ve kendimle mücadele etmemem gerektiğini söylediler.
Sonra öğretmenlik hayatım başladı. Öğretmenlik hayatımda Bi ara yine Allaha sığınma dönemim oldu. (tabii bu sığınmalardan kastım derinlikli ilişki, yoksa namazımı 11yaşımdan beri bırakmadım)Allaha yalvarıyordum, nolur benim gibi Bi kişi olsun yanımda, dertleşeyim, ağlaşayım onunla, diye. Artık yavaş yavaş ümidimi kesip İnternette dolanmaya başladım. Aradığım kişiyi bulma umuduyla, ama bulduğum sadece cinsellikti. Sonrasındaysa 28 yaşlarımda falan lastik patladı, İnternetten cam2cam ler ve fanteziler yetmemeye başladı ve reel cinsel ilişkilerim olmaya başladı. Her seferinde Kendimi çok kötü hissedip pişmanlık içinde gözyaşlarıyla tevbe etsem de bikaç hafta sonra tekrar aynı şeyleri yapıyordum. Sonra birgün nette takılırken merhum Joseph nicolosinin kitabı denk geldi. Homoseksüeller için yeni bir klinik yaklaşım adında. Okudum ve çok faydasını gördüm. Kendimi tanımlayabildim, hayatımda ilk defa.
Ama yine de bişeyler eksikti. Uygulamamı tavsiye ettiği metodlar uymuyodu bana. 2012 yılında face de dolaşırken Hüseyin kaçın hocanın reklamını gördüm. Aradım ama gitmeye cesaret edemedim. Çünkü evlilik arefesindeydim. Nişanlım anlarsa her şey biter diye korktum.
Yıllar böyle geçti ve Bi gün eşime yakalandım. Herşeyi ve Hüseyin hocayı anlattım. İlk başta tepkisel durdu doğal olarak ama şimdi yanımda. 1.5 yıldır terapiye geliyorum ve eşim en büyük destekçim.
Yıllar önce bir kişi için Allaha yalvarırken şimdi Hüseyin hocam sayesinde binlerce dertdaşım oldu. Allah razı olsun. Bu mücadelede yalnız olmadığını hissetmek bile çok büyük bişeyken, tecrübeli Hüseyin hocamdan terapi almak ve ilerlemeyi hissetmek kaymaklı ekmek kadayıfı oldu benim için.
-
Merhaba kardesim bu Siteyi bulup Hüseyin Hocayı öğrenmen senin için gerçekten büyük piyango olmuş, tebrik ederim. Ben de Hüseyin Hocanın danışanlarındanım . Birlikte bayağı uzun bir yol yürüdük ve şükürler olsun ki o eşcinsel hislerden tamamen kurtuldum. Şu an kendimi çok rahat, mutlu ve kuş gibi hafiflemiş hissediyorum. Bugün Hocanın WhatsApp durumunda seni görünce dayanamayıp yazmak istedim. Benim gibi dünya tembeli, her şeyi erteleyen adamı bile bu dertten çıkardıysa sen sakın umudunu kaybetme. Ben bu işe başlamadan önce İslami çevrelerden, alimlerden, hocalardan medet umdum, bir yol gösteren olur mu diye çok arandım ama nafile. Çünkü ulaştığım kişilerin bu işlerden hiç haberi yoktu. İlk başlarda ümidim o kadar kırıktı ki Hüseyin Hocayla bile çok kavga ettik bu yüzden. Hocam ben yapamıyorum, millet iyileşiyor ama benden bir yol olmaz diye kendimi yiyip bitiriyordum. Ama sonra bir gün, sanki bir gecede mucize oldu ve kurtulduğumu hissettim. Hatta Dur bakalım, acaba geçici bir şey mi yoksa bana mı öyle geliyor diye kendimi denedim bile. Ama baktım ki erkeklere karşı zerre kadar bir isteğim kalmamış Elhamdülillah. Sen sadece Allah'a sığın ve bu işi gerçekten bilen Hüseyin Hocanın dediklerini harfiyen yap. Başka hiçbir şeyle kafanı yorma, için rahat olsun. İslami camia hakkındaki fikrimi de söyleyeyim. Eskiden Hüseyin Hocadan haberleri yok, o yüzden bir şey yapamıyorlar sanıyordum ama işin aslı öyle değilmiş. Hüseyin Hocayı da buradaki insanları da bal gibi biliyorlar. Buna rağmen onu katmadıkları hiçbir program, miting, kitap ya da sosyal medya işi bana samimi gelmiyor. Asla inanmıyorum, kendi çalıp kendi oynuyorlar tamamen boş işler. Hüseyin Hoca gibi bir adam varken, sana yukarıdan bakan, acıyarak yaklaşan insanlarda çare aramana hiç gerek yok.
-
Arkadaşlar iyi akşamlar. Yazılarınızı okudum. Önce kendimi tanıtayım sonra yazılarınıza cevap vereceğim.
2020 de Hüseyin Bey’den terapi almaya başladığımda kadınsı davranışlarım vardı.
Kadınlara karşı cinsel bir arzu hissetmiyordum. Erkeklere aşık ve hayran oluyordum. Özgüvensizlik, korkular, kaygılar içerisindeydim. Obsesyonlarım vardı.
Hüseyin Bey sayesinde bu özelliklerimi fark edip değiştirdim. Davranışlarımı değiştirince düşüncelerim değişti. Sonra karakterim değişti. Ve başka biri oldum.
Ve bir süre sonra kız arkadaşlarım oldu ve kızlara aşık olmaya başladım. Artık erkeklere ilgi duymuyorum. İyi ki eşcinsel olmuşum ve Hüseyin Bey ile tanışmışım. Çünkü bu yaşadıklarım beni ben yaptı ve Hüseyin Bey benden bir adam yarattı.
Biliyorum grupta aileler var. Sizler çocuğunuz benim gibi olsun istiyorsunuz. O zaman ben ne yaptıysam aynısını yapmak durumundasınız.
Ben de Hüseyin Bey ne diyorsa yaptım.
Ailenin dindar veya seküler olmasının bi önemi yok. Büyük bir alim olan Parito insanları ikiye ayırıyor. Muhafazakar veya Seküler diye değil tabii ki. İnsanların %80 mazeretçi %20 si ise yapanlar.
Yani çoğunluk her zaman yanılır. Azınlık her zaman doğruyu yapar. Parito denklemi insanlığa bunu kanıtlamıştır. Mazeretçi olanlar az bilgilidir ve bu az bilgileri önyargı oluşturur.
Mazeretçi olan ister seküler ister muhafazakar olsun kendi mide reflüsünü oluşturan gerekçeyi çözemez. Ölene mide ilacı kullanır ta ki o ilaç da midesini deler veya kanser yapar. Çünkü kendi az bilgili olduğu için kendisine kimyasal satan bir satıcıdan akıl alır. Ve ancak kanser olunca yanlış yaptığını anlar.
Bizler %20 lik kısımdanız. Kendi yaşamımızı istediğimiz gibi değiştirebiliriz. Ben size güveniyorum.
%80 lik kesimde olan mazeretçiler ve az bilgililer tıp dünyasından akıl alır ve “aaa tıp dünyasına göre eşcinsellik normalmiş” derler. Ve kolayı seçerler. Sonra tıp dünyası onlara ömür boyu HIV ilacı satar. Ve organ değiştirme ameliyatı satar. Yaşasın kapitalizm.
Tıp dünyasında astımında çaresi yok. Ömür boyu kortizonlu ilaç kullanarak hastalığı uyutuyorlar sadece.
Bipoların da çaresi yok ömür boyu uyuşturucu içerek beyinlerini uyutuyorlar sadece.
Ama Allah’ın kimyasında her şeyin çözümü vardır.
%20 lik kesimde olanlar bizler kartal gibiyizdir. Bizim elimizi kolumuzu da bağlasan biz YAPARIZ. HAL EDERİZ. YARATIRIZ. KONU NE OLURSA OLSUN.
-
Hastalık değil, tercih deniliyor. fakat bu tercihleri oluşturan sebepler oluyor. Bu sebepler çözülmeden de kişiye fayda sağlanmıyor.
Bugün tevafuk bu konu üzerinde düşünmüştüm. Hastalık değil, psikolojik değil vb sınıflamalar ile sizin söyleminize geliniyor “ düzeltilecek bir şey yok” gerçekten yok mu, yoksa bu da bu insanları dışlama yöntemimi.
Bunu siyasi, veya başka unsurlar için kullanan kişi veya oluşumları bir kenara koyarak konuşursak, düzeltilecek bir şey yok dersek, bu yardım isteyenlere kim yardım edecek, yada bu gurupta olduğumuz için soruyorum Hüseyin Bey neyin mücadelesini veriyor?
Yeşim H.
-
Değerli yorumlarınız için hepinize teşekkür ederim, hepsini dikkatlice okuyacağım.
-
Yeni gelen gençlere bir kaç şey söyleyeceğim.
Bende eşcinsel olan bir çocuğun babasıyım!
Ben de kendimi savunmak isterdim ama suçun bende olduğunu, bizde olduğunu bildiğim için savunamıyorum.
İlk başlarda kendimi savunamadığımdan dolayı acı çekmişliğim olmuştur.
Ama sonradan bunların hiçbirinin çocuğum kadar değerli olmadığını fark ettim.
İllaki haklı çıkayım diye içten yırtındığım düşüncelerim yok oldu.
Bence gençler sizinde; bugüne kadar okuduklarım yaşadıklarım doğrudur düşüncesini üzerinizden atsanız iyi olur!
Çünkü sizin için, hayatınız için kişiliğiniz için ve cinsiyetiniz için artık yeni şeyler söylemeniz lazım!!
Çocuğumun eşcinsel olduğunu öğrendiğim zaman beni dinleyecek, Evet... çaresi var diyecek bir psikolog bulamadım.
Çünkü çocuğum için ve bu durumu yaşayan tüm gençler için en başta itibar edilen yer Dünya Sağlık Örgütüydü.
Bu gençlerin her biri Dünya Sağlık Örgütünün bu konuda ne dediğine bakmıştır.
"DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ İDEOLOJİK BİR YAPILANMADADIR" denildiğinde..
Ne kadar da paronoyak düşünceleriniz var..denildi.
Hepimize denildi.
Ama hiçte paronoyak değildik..
Epstein belgeleri arkada hangi dümenlerin döndüğünü herkese net şekilde göstermiş olsa gerek.
Evet doğuştan olmayan bu durum, ailelerin yanlış yetiştirmeleri, baba-anne rol karmaşaları, ilgisiz baba ve çocukların ruhsal durumundan kaynaklanmaktadır!..
Benim 3 tane çocuğum var ama bir tanesi eşcinsel..
Çünkü en duygusal, en içe dönük, en konuşmayan, her şeyi içine atan ve annesiyle çokça vakit geçiren tek çocuğum o!
En duygusal, en içe dönük, konuşmayan, kendisini anlatmayan, hissettiklerini içine hapseden o çocuğumun diğer çocuklarından daha çok bana ihtiyacı olduğunu fark edememişim.
Rol model anne,
En güzel sohbetleri yapan, en güzel pastaları yapan, erkek çocuğuna bunları yaptıran, babanın yapması gereken ne varsa yapan ve karşılayan anne.
O çocuğun bir erkek olmasını bekleyemezsiniz.
Bu ailede yaşayan her çocuk eşcinsel olacak diye bir konu değil,
İçine kapanık, duygusal ve çok zeki.
Burada olan bu grupta olan çocukların tamamı Zeki.. ve çok duygusal.
Burada olan çocukların ortak bir özelliğini söyleyeyim mi;
Her birinin ailesinde muhakkak sorun var!..Net..
Ya baba vurdumduymaz, ya anne baba ilişkisi kötü, babanın eve ve çocuklara olan ilgisi az....vs...vs
Burada bu durumun doğuştan olduğunu söyleyenler bunun yanlış olduğunu söyleyebilirler mi??
Çocukluğundan beri bu durumu ile mücadele eden, kabullenmeyen acı ve ızdırap çeken bu çocuklar, gençler
Nihayet her şeyin sonunda kabullenme yolunu seçiyorlar.
Yıllarca çektikleri bu ızdırapların kabullenmekle biteceğini düşünüp biraz ferahlıyorlar.
Ve artık onlara bu saatten sonra bunun doğuştan olmadığını söylemek; onları alnından vurmak, içlerine kor düşürmek gibi bir şey.
Savunmaya geçiyorlar..
Çünkü kabullenip inandıkları tüm tezlerin bir çöp olduğunu duymak, görmek onlara çok zor geliyor..
Çünkü çok acı çektiler ve baştan başlayacak güçleri yok.
" Biz böyleyiz, biz böyle doğduk, bizi böyle kabullenin...diyerek karşı tarafı da ikna etmeye çalışıyorlar.
Sanki onları karşıdaki insanlar aynen böyle kabul ederseler, mutlu olacaklarını, anksiyete sorunlarının sona ereceğini veya huzurlu olacaklarını düşünüyorlar.
" ASLA MUTLU OLAMAYACAKLAR!"
Çünkü insan fıtratına aykırı olan bu durum kendi içinde, benliğinde sürekli çatışma halinde olacaktır!
Evet bu bir hastalıktır..
Ama bu aile hastalığıdır!..
Benim çocuğum da aynen böyle söylüyordu savunuyordu..
Dünya Sağlık Örgütü şöyle diyor, şu şöyle diyor, bu böyle diyor, Psikologlar doğuştan olduğunu söylüyor diyordu..
Ama şimdi yavaş yavaş şunu demeye başladı çocuğum..
" Bu illet"
Biraz daha deneyeyim, olmazsa baştan başlarım!
Şunu demedi;
Ben bundan kurtulacağım demedi.. Ama artık neyin ne olduğunu anlamaya başladı..
Benim çocuğumdan örnek verdim ama hepiniz bu yollardan geçtiniz, geçiyorsunuz..
-
Bunun için, kendiniz için mutluluğunuz için kararlı bir şekilde sizin için bir şeyler yapmak isteyen bu insanlara direnmektense zaman kaybetmeden şimdi başlayın,
Çünkü yaşadıklarınızdan, çektiğiniz acılardan..Daha kendinizi tanımıyorsunuz..
Mutluluk; kendini tanımaya başlamaktır!
Burada ona buna sataşıp kendi Düşüncenizi karşıya empoze etmeye çalışmaktansa kendinizi tanımanızı tavsiye ederim ..
Bunun tadına ve mutluluğuna ulaşın... derim
Çünkü burada..
Çocuğumun deyişi ile..
Çatlak psikolog Hüseyin Bey'in dediği gibi aileler başta olmak üzere hepimiz hastayız
Hiçbir şey dermansız değildir
-
Lut kavmi aslında bugünkü anlamda eşcinsel bir kavim değildir. Evli erkekler olmak bakımından biseksüel ve sadist kişilik özellikleri gösteren bir toplumdur. https://www.akasyam.com/yazi/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-4320.html
Aslında Hüseyin hoca güzell açıklamış..
Lut kavmi;
Bile isteye, tercih olarak yapılan, sadist, doyumsuz, sapıkınlıklarını topluma yaymaya çalışılan bir kavim.
Lut kavmi, bugünki Lgbt dernekleri, yabancı kruz gemisini yönlendiren güçler, epstain...vb sapkınlığı ve eşcinselliği yaymak için uğraşan kişilere benzetilebilir.
Günümüzdeki eşcinseller böyle değildir!
Aileden yaralı, saf, temiz, hiçbir eşcinsel eşcinselliği yaymak istemez.
Hatta hiçbiri gerçek hayatta eşcinsel olmak dahi istemez.
Günümüzde ki eşcinselliği Lut kavmine bağlayan alimler, din adamları....vs kişiler eşcinselliği Lut kavmi ile bir tutarak gerçek olmayan, bilgisizce, prof, alim, hoca adı altında cahilce yaftalarda bulunmaktadırlar.
Hiçbir eşcinsel tercih olarak eşcinselliği seçmemiştir!
Ve bu alimler, hocalar, hatta psikologlar eşcinselliği savunan kişilerden daha çok eşcinsel olan gençlere zarar vermektedir.
-
Bu his taşıyanın günahı değil.Ebeveynlerin günahı.Çocukken ruhunuza verdikleri zarar.Çocuklar masum.Sizler de öyle.İçinizdeki çocuk yaralı.Büyüdüğünüzde anlamlandıramadığınız bir his.İnsan bebekliğiyle ,çocukluğuyla,ergenliğiyle,yetişkinliğiyle,yaşlılığıyla var.Maalesef en büyük yarayı , gelecek hayatı belirleyen bebeklik ve çocukluk dönemi alıyor.Ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusundaki cehaleti .Helede ilk çocuksanız eyvahlar olsun.Mükemmelliyetçi,obsesif,depresif ,ilgisiz bir ebeveyniniz varsa hapı yuttunuz.Büyüdüğünüzde ailenizin sizden çaldığı hayatınızın rövanşını yapmanız için var bu his.Artık kavganın zamanı gelmedi mi?Anne, babalar çözümü red etmekte buluyor.Yaptıklarını görmezden gelebiliyor.Bu işin kolay kısmı değil mi?Benim hayatımı çaldın ,neden???Diyebildiniz mi?Yoksa içinizde saklayıp ben bu hisle nasıl başedeceğim,benim içimde olan ne,neden herkes normal bir ilişki yaşarken ben bu hisleri yaşıyorum?Diye deli divane gezdiniz mi?Temizleyin geçmişi.Hesap sorun ailenize bana ne yaptınız diye?Onların bu günahlarını temizlemeleri gerektiği gibi.İnanın bu hissiniz puf diye sönüverir.Bir çoğunuz ailenizden gizliyorsunuz.Zarar görmekten korkuyorsunuz.Haklısınızda .Toplum olarak bu konuda inanılmaz cahiliz.Ama gelecek hayatınızı aptal ebeveynleriniz yüzünden bu hisle yaşamak zorunda değilsiniz.Soru neredeyse cevap oradadır.Sizler bembeyaz bir sayfaydınız.Kodlarınızı ebeveynleriniz yazdı.Cevapta onlarda.Boş yere psikolog ,psikiyatri gezmeyin .Yada ailenizi alıp gidin.Bunlar bana ne yaptı?Diye.Siz bebek gibi masumsunuz.Keşke sizlerin şimdi gezip şifa aradığı psikolog,psikiyatristleri zamanında onlar gitselerdi.Bir baba ,bir anne olmak!Siz de en güzel duygularla yaşayabilirdiniz.Hayatları çalınmış ,masum evlatlar .Hayat hiç bir şeyi es geçmez.Her boşluk dolar.Doldurun içinizdeki boşluğu .Göğsünüzde neden bir boşluk hissediyorsunuz?Size yalvarıyor çünkü.Artık doldur şunu .
-
Transeksüel olmak isteyen bir gencin babasıyla buluştuk. Bir kuruş ücret almadan 2-3 saat vaktimi ayırdım ve hayat hikayemi anlattım. Bütün bilgeliğimi paylaştım. Seküler bir aile olduklarının altını çizeyim. Çocuk cinsiyet değiştirmek istediği için HK ya bir kulp takmış ve terapileri sonlandırmış.
Sonra benim babaya başka tavsiyelerim de oldu. Baba tavsiyelerime uymadı. Baba ve çocuk ile görüşmek için bir randevu oluşturduk. Baba randevuyu iptal ettiğini söyleme nezaketini bile göstermedi. Ve bununla birlikte çocuğun yeni psikoloğuna benim numaramı vermiş. Bana sormadan numaramı insanlarla paylaşması hukuksal olarak tacizdir. Ben tabi ki de tanımadığım bilmediğim bir adamla konuşmak istemedim. Sonra baba bana bağırdı ve sen bizim psikoloğumuzla görüşmezsen biz de senle görüşmeyiz dedi. Tüm usulsüzlüklere rağmen yeni psikoloğun aramasına döndüm, ses tonundan ve konuşmasından anladığım kadarıyla bu psikolog %100 ihtimalle pasif geydi. Beğenmedikleri HK en azından maskülen bir erkek rol modeli. Yeni psikolog beni sorguya çeker gibi konuştu. Transeksüel çocuğu nasıl iyileştireceğimi sordu. Benim ne iş yaptığımı sordu. Ben de dedim ki bu çocuğun babasının en büyük hayali çocuğunun benim gibi olması. O yüzden ben ne diyorsam yapmak zorunda. Yapmazsa sonuçları olur. Ve bu sonuçlar beni etkilemez sonuçta ben vazifemi yaptım. Bilgimi aktardım. Hala anlamıyorlarsa ben ne yapayım ?
HK’nın dediği gibi eşcinsellik bir aile hastalığıdır. Bu olay da bunun en büyük kanıtıdır. Bahsi geçen babaya bir yardım eli uzattım. Ama o elimi tutmadı. Belki 10 tane psikolog gezip sonuç almamışlardı ama o yine de öğrenilmiş çaresizlik yüzünden 11. psikoloğu denedi. Eğer aile olarak kendilerini değiştirmezlerse 12 ve 13. psikoloğa da giderler.
Eşcinsel veya trans çocukların aileleri önce nefslerini terbiye etmeli. Düşünce modellerini değiştirmeliler. Başka biri olmaları lazım. Zaten soybağında sorun olmasa bu çocuklar niye kolunu bacağını kestirmek istesin ? Önce aile kendini değiştirmeli. Ama bu nefslerine zor geldiği için yapamazlar. Kendi vicdanları için çocuğu psikoloğa götürürler. Kendileri aynı kalırlar. Ve kendilerine uzatılan yardım eline tükürürler.
5 psikolog sonra bile hala çocuğun depresyon sorunlarını çözememiş olacaklar. Bu sefer onlara yardım etmeyeceğim.
Eşcinsel erkeklerin pısırık babaları bağırmayı ve şiddet uygulamayı erkeklik zan ediyor. Fakat bu erkeklik değil hayvandan aşağı bir bilinçte olmaktır. Asıl erkeklik sorun çözebilmektir. Sorunları da çözemedikleri için çocukları da bu hayvandan aşağı bilinçte sıkışıp kalıyor. 70 nesil atanın hatalarının sonucu DNA 🧬 KÖTÜ MİRASLAR İLE KODLANIYOR ve son neslin eşcinsel/trans olmasıyla nesil helak olmuş oluyor.
Bir nevi doğal seçilim diyebiliriz.
Baba Allah a inanıyor ama güvenmiyor. Bu yüzden tüm çarelerin tükendiğini düşünüyor. (Benim sunduğum çareleri denemedi bile). Penis organını kesmek ve yerine suni bir vajina yapmak için bir ürologtan danışmanlık bile almışlar. Ama o üroloğun onlara söylemediği şey şu, bu ameliyat bir sakat bırakma ameliyatıdır. Sonuçları olur. Nasıl ki küpe için kulağımızı deldirdiğimizde küpe takmak zorunlu, bu ameliyattan sonra da 6 ay boyunca her gece kalın bir penis tarafından sikilmek zorunlu. Ve tabi ki gece uyurken kalın bir dildo (yapay bir penis) ile uyumak zorunlu. Açtıkları vajina taklidi delik kapanmasın diye.
Hayatı boyunca nefsine uymuş ve alemin işleyişini anlayamamış ana babaların sonucu olarak neslin son üyesi bunları yaşıyor. Ve hatalı nesil helak oluyor.
-
Biz suçluyuz.Ebeveyn olarak.Evladımızın sağlıklı birey olabilmesi için ailece çaba sarfediyoruz.Burada harcadığım emeği açıklamayacağım.Evladımızın Farkındayız.Farkedicez,acımızı yaşıycaz ve her şeye yeniden başlayacağız.Pes etmeyeceğiz.Onun mutluluğu için mücadele edeceğiz.Bizi tanımıyorsunuz.Haklısınız.Herkes mücadele ettiğini zannediyor.Biz ciddi emek veriyoruz.Biz bozduk,biz tamir edeceğiz.Bu bizim mücadelemiz.Çocuğum pes etmediği sürece asla pes etmeyeceğiz.Geçmişin yaralarını saracağız.Onu yeniden yetiştireceğiz.Hayat varsa umut var.
Estağfirullah suçlandığımı düşünmedim.Valla suçlanmakta benim için önemli değil .Kapris yapacak yaşta değilim.Pes etmemek konusunda kararlıyım💫Çocukların çektiği acının yanında bizimki neki.Onlar küçücük yaşlarda içlerinde ne olduğunu bilmedikleri bir durumla karşı karşıya kaldılar.Onlar için ne kadar zor.Anlatamadı,paylaşamadılar.Dışlanmaktan,reddedilmekten korktular.Onların yaşadığı ızdırabı ben çeksem ne olur?Yazık bu masumlara.Biz ebeveyn olarak kendimizi düzeltirsek onlar düzelecek.Birbirimize iyi geleceğiz.Yaralarımızı birlikte saracağız.Bu çocukların bize öğrettikleri var.Hiç bir şey boşa değil.Buradan almamız gereken dersler var.Görmemiz lazım.Çocuğumun bu durumu aslında ailemizin ne kadar dağıldığını,yeniden yapılandırılması gerektiğini gösterdi bize.Çok şey öğretti.Hayat yolculuğumuzda bazen görmezden geldiğimiz ama önemli parçaların bu önemsiz gibi gördüğümüz parçalarla tamamlandığını gördük.Yaşantımızı gözden geçirip boşlukları doldurmak zorundayız.Bizim çocuğumuzda dolduramadığımız duygusal boşlukları başkaları doldurur.Değişmek zorundayız.
Filiz H.
-
Bence kilit ifadeniz: "annem gibi bir anne olmamaya çalıştım" demenizdir. Anneniz için "çok pasif, o kadar *güçsüz* ve sözü geçmeyen biri" derken aslında siz, kendi annenizin kadınlığına acımışsınız. Yani siz üç kız kardeş (boşansanız dahi) anne gibi olmamak için onun kadar *güçsüz* olmamak için tüm hayati yatırımınızı "güçlü" olmaya adamışsınız. Oysa sadece kadın olmak güçlü bir şeydir. Ekstra bir şeye gerek yoktur. *Çocukken* annemizi güçsüz görmemizin sebebinin babamız olduğunu anlayamayız. Çocuk, duygusal acıdan kaçar ve güçlü olana çekilir. Yani siz, babaya çok kızgın da olsanız farkında olmadan onun tarafına geçmişsiniz. Muhtemelen şu an hiçbir erkeğe ihtiyaç duymadan tek başına hayatın üstesinden gelebilecek bir kadınsınız. Tahminen söylüyorum. Çocuklar gerçekleri görür. Tıpkı oğlunuz gibi.. O annesinin ne kadar "güçlü" olduğunu biliyor. Belki de bu yüzden babayla değil de sizinle özdeşim kurdu.
Çelal
-
Kıymetli anne ve babalar ,çocuklara takılıp kalmamaları konusunda yardımcı olabilmemiz için önce bizlerin ne kadar takıntı haline getirdiğimizi düşünelim.Geçmiş geri gelmeyecek bu kesin.Gelecek ise belirsiz.Anda kalmalıyız.Eğer başka çocuklarımız varsa onlarla da ilgilenmeliyiz.Kendimize uğraşacak bir şeyler bulmalıyız.Çocuklarımızı uzvumuz gibi görmekten vazgeçmeliyiz.Biz de bir hayat yaşıyoruz .Akışta olalım.Bizi mutlu görememeleri,onlardaki anksiyete halini artırıyor.Sadece onlara sevgimizi göstermemiz ,evladımız olarak varsa diğer kardeşleri ile ilişkimiz nasılsa o şekilde davranmalıyız.Eğer sürekli bu düşünce içinde debelenirsek ne kendimize ne de evlatlarımıza yararımız olmaz.Çocukların durumlarından dolayı sırf kendi vicdanlarımızı rahatlatmak için istediklerini yapıp,sorumluluklarını almaları konusunda bebek gibi davranmaktan uzak durmalıyız.Sadece anne baba olalım.Onların buna ihtiyacı var.Eleştirmeyelim,karşılaştırmayalım.Bizim için önemli olduklarını bilseler kafi .Yaşlarına göre her bir çocuğa görev ve sorumluluk bilincini vermekten geri durmayalım.Akışta kalalım.
Sakın benim yüzümden,şunun yüzünden gibi düşüncelere girip çocuklarınızın kayıp dönemlerini telafi etmeye çalışmak gibi bir şeye düşmeyin.
Anlamaya çalışın.Onları en iyi tanıyan bizleriz.Neye ihtiyaçları olduğunu da biz biliyoruz.Evet çocuğunuzu ne kadar tanıyorsunuz?Gelin tanış olalım
-
Buraya yeni giren, ilk defa deneyimleyen, tereddütlü ve çare olabilir mi!?
...düşüncesinde olan bir çok kişi bu akıştaki sohbetlerden bir şey anlamayacaktır..
Daha sade, daha net anlatımlar çokça faydalı olacaktır.
Ben biliyorum, %100 de çaresi olduğunu da anlıyorum ama yeni giren gençler, arkalarında endişeli aileler da
ha sahici ve ikna edici cümleler bekliyor.
Tuncay
-
Sen öfkeni kaybettiğin için senelerdir aynı noktada debelenip duruyor olabilirsin. Otur annenin dizin dibinde "canım anam, garip anam! " diye ağla.. Hiçbirimizin, çocuğu eşcinsel olmuş annenin veya babanın aklına ihtiyacı yok. Evet, bunlar ağır laflar ama biri da çıkıp söylemeli. Bize akıl vermeyi, Samet Bey'in dediği gibi spritüel guru gibi takılmayı kesmeleri lazım. Gidip kendi karı-koca ilişkilerine odaklansınlar. Anneler kendi kadınlıkları ile mutlu olmaya baksın. Fedakar, cefakar anne rolünden çıksınlar. Oradan beslenmeyi deli gibi seviyorlar. Şikayetçi olsalar da onlara inanılmaz cazip geliyor. Canlarını al ama bunu ellerinden alma! O raddede hemen hepsi.. Mesela burada benim yazdığım hiçbir şey onlara pek hitap etmez. Babalar da artık *sünepe ve silik* olmayı bırakmak zorunda. Ailede aksiyon almayı bilecekler. Gerçekten seven, eşini mutlu eden bir kocaya dönüşeceller. Oğulları ile bağ kurmanın peşine düşecekler. Hala bunun için baba yerine çabalayan anneler oluyor. Erkeklerin (bana göre özellikle beş yaşından sonra) anne sevgisine değil tamamen baba sevgisine ihtiyacı var. Anneler kızları ile takılsın ya da kız çocukları ile olan sorunlarını çözmeye baksınlar. Beş çaylarını mı yapıyorlar, boyanıp süsleniyolar mı artık neyse işte onların kız neşesi bizi ilgilendirmiyor. Terapi süreci başladıysa erkek çocuğunun anneyle göbek bağı kopmalı. Artık onun dünyasında karşı cinse olan sevgi yatırımını yapacağı kişi, sevgilisi, karısı olacak. Anneler, oğullarının başka bir kadını kendilerinden çok ama daha çok seveceği gerçeğini hazmedecekler. Lafta değil duyguda.. Oğlunun "number one"ı olma arzusundan vazgeçecekler. Kocasından alamadığı sevgiyi, duyguyu, bağı hala ve ısrarla "hep iyi niyetimden" maskesine gizlenerek oğullarından almayı bıracaklar. Cefakar, fedakar anne rolünü kesecekler. Gerekiyorsa onarılmayı bekleyen kendi kadınlığı ile yüzleşecek, kadınlıklarında sorun olduğu için "ama ben anneyim" derken anneliği nasıl da kimlikleştirdiklerine uyanacaklar. Sonra buraya gelip "ama hep anne diyorsunuz, babalar sorumluluk almadığı için biz uğraşıyoruz" demeyecekler! Hayır! Sizler zaten uğraşmaya dünden namzetsiniz. Bırakın bu ayakları! Bizim zaten asıl olayımız *iskele babası* olan babalarla.. Buradaki gençlere kızmaya, onlara herhangi bir şekilde alınmaya da hiçbir hakkınız yok. Bu asıl büyümeyenin siz olduğu gerçeğini ortaya serer. Ayrıca aileye karşı öfkenin iyileşmenin bir başlangıcı olduğunu, gencin önce öfkesini bulup ona sahip çıkması gerektiğini ve bunun ilelebet öyle kalmayacağını da bilmeniz gerekiyor. Zaten kendi yolundan gidip kendi ailesini kurduğunda daha ne öfkesi olacak Allah aşkına! Sanıyor musunuz ki bizim burada annelerin-babaların hoşuna gidecek şekilde ağzımız laf yapmaz! İstesek alasını yaparız! Hepinizi mest ederiz.
Şimdi Ahmet Said senin yazını alıntıladım diye sana yükleniyorum sanma. Bunları yazmamıza ilham oldun diyelim. Senden yana hiçbir rahatsızlığım yok. Hatta yazdığın çoğu şeyi ilginç buluyorum. Bilesin..
Celal
-
Bugün bir karar verdim Ben erkek oğlu erkeğim ulan! Eşcinsel falan değilim. Artık hayatımın hiçbir alanında içten içe kendimi eşcinsel olarak tanımlamayacağım. Gerçekten olduğum gibi bir erkeğim ben. Her yerde, her şartta böyle davranacağım kendime böyle sesleneceğim. Bakalım ne olacak...
-
Yazılanlara katılıyorum türk toplumu olarak cinselliğe karşı bir korkumuz var , inanılmaz derecede hemde.Cinselliği ayıp olarak gördüğümüz için bu haldeyiz.Oysaki insan psikolojisi basit.Eşcinselliğin sebebi zaten anne baba ile sağlıklı bağ kuramamanın dışında cinsel kimlik oluşurken bir şeyler ters gidiyor belki anneden kaynaklı belki babadan kaynaklı.İnsanlar bunu konuşamadığı için bu kafadan çıkamadığı için bu halde.Her şey çocuklukta oluşuyor.Bunu konuşmayınca halının altına sorunları süpürünce olay daha da büyüyor.Biz müslümanlar burada hataya düşüyoruz , ayıp günah sarmalı. Bu kardeşimizde herkes gibi kıskanmış birilerini dürüst davranayım bazen bende çiftlere imreniyorum, belki de kıskanıyorum.İçten içe kuruluyorum ama itiraf edemiyorum kendime keşke benimde olsa diye.Ama ben kendi hikayeme baktığımda kurtulmak mümkün umutsuz olmayalım.Eski hallerime bakıyorum birde şimdiki hallerime dağlar kadar fark var bende yaşım daha 24.Bende çok hatalar yaptım anlatsam neler var neler hiç bir şey için geç değil kimse ümitsizliğe kapılmasın Rabbimiz kitabımızda ne demiş; De ki: “Ey günah işleyerek kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümîdinizi kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”
Şahin
-
oğlumu daha önce başka sebeplerden bir kaç psikoloğa götürdüm ilk gidişimizde hüseyin hocanın ofisinden çıkarken ki oğlumun yüzündeki gülüşü hoca ile birbirlerine sarılmalarını ömrümce unutmam çocuğuma umut oldu Allah razı olsun internette hakkında dolaşan haberleri görüyorum lgbt lobisi çok güçlü ama bizde evlatlarımızı onların bataklığına bırakmayacağız inşallah ben inanıyorum anne babaların dualarını alanlar zayi olmaz
Canan
-
Biz sürecimizi bitirdik çok şükür.Benim oğlum çok zor bir çocuk normalde,Hüseyin hocam az kahrını çekmedi,Allah bin kere razı olsun kendisinden.2-2.5 sene zorlu bir terapi sürecimiz oldu,şu anda oğlum çok iyi elhamdülillah.Bunları neden yazdım belki burdaki süreci devam eden evlatlarımıza ve ailelere umut olur.Bu süreçte en en önemli şey pes etmemek,iniş çıkışlar mutlaka oluyor,hatta yeri geliyor iyileşmeyi reddediyor,çocuk pes etse aile etmeyecek,çocuk gitmezse aile gidecek terapiye.Değişim tek kişiyle mümkün değil,bu ekip işi.Bu gruptaki herkes her daim duamda,Rabbim Hüseyin kaçın’a gelen bütün danışanların yardımcısı olsun,sürecini en güzel şekilde tamamlamayı nasip etsin inşallah.
Şeyma
-
Psikolog Hüseyin KAÇIN
https://youtube.com/@huseyinkacin22?si=aJF5MpOFAAGvyobc
0 555 326 22 91
https://www.instagram.com/reels/DcHBnrRtoE2/