Eşcinsel Terapi Forum - Psikolog www.huseyinkacin.com

Eşcinsellik => Genel Tartışma => Konuyu başlatan: psikolog - 30 Haziran 2026, 01:49:08 ös

Başlık: ERDOĞAN: "SIRF LGBT BELASINI ELEŞTİRDİĞİ İÇİN, BİLİM ADAMLARI LİNÇ EDİLİYOR"
Gönderen: psikolog - 30 Haziran 2026, 01:49:08 ös
ERDOĞAN: "SIRF LGBT BELASINI ELEŞTİRDİĞİ İÇİN SANATÇILAR, BİLİM ADAMLARI LİNÇ EDİLMEKTEDİR."




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bazı sanatçı, iş adamı ve bilim adamlarının "LGBT belasını" eleştirdikleri gerekçesiyle linç edildiğini ve adeta yaşayan birer ölüye çevrildiğini ifade etmiştir. Erdoğan, LGBT'yi aile yapısına yönelik bir tehdit olarak değerlendirmekte ve bu konudaki eleştirilere karşı toplumun korunması gerektiğini savunmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konudaki tutumu ve konuşmalarında öne çıkan temel noktalar şunlardır:

Linç Kampanyaları: Erdoğan, LGBT yapılarına karşı duran veya eleştiri getiren bilim adamlarının, sanatçıların ve iş adamlarının haksız bir şekilde toplum veya medya tarafından hedef alındığını belirtmiştir.Aile Yapısının Korunması: Aile kurumunun toplumun temeli olduğunu vurgulayan Erdoğan, LGBT yönelimlerini aile değerlerine zarar veren bir "sapkınlık" ve "belâ" olarak nitelendirmiştir.

Toplumsal Direniş Çağrısı: Bu tür değerleri savunan ve eleştiri yapan kişilerin susturulmaya çalışıldığını belirterek, bu tehditlere karşı milli ve manevi değerlerin savunulması gerektiğine dikkat çekmiştir.


İstinaf Mahkemesi Psikolog Hüseyin Kaçın Hakkındaki Kararı Bozdu

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, Hüseyin Kaçın hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü eksik araştırma ve yanlış kanun maddesi uygulanması gerekçesiyle kaldırdı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesi, Hüseyin Kaçın hakkında "3359 Sayılı Yasaya Aykırılık" suçundan verilen mahkûmiyet kararını bozdu.
Daire, ilk derece mahkemesinin eksik araştırmayla hüküm kurduğunu ve sanığın eylemine uygulanacak kanun maddesinin hatalı değerlendirildiğini belirtti.
14 Mayıs 2026 tarihli istinaf kararında, dosyanın yeniden incelenmesi gerektiğine hükmedildi.



YANLIŞ KANUN MADDESİ UYGULANDI
Kararda, ilk derece mahkemesinin sanığın sosyal medya ve internet ortamındaki faaliyetlerini 3359 sayılı Kanun kapsamında değerlendirerek mahkûmiyet kararı verdiği hatırlatıldı.
Bölge Adliye Mahkemesi, dosya kapsamındaki iddiaların sanığın "klinik psikolog" unvanını kullanması ve yalnızca klinik psikologların yapabileceği terapi faaliyetlerini yürüttüğü iddiasına dayandığını belirterek, eylemin 1219 Sayılı Kanun'un Ek 13. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekip gerekmediğinin araştırılması gerektiğini ifade etti.

BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ İSTENDİ
İstinaf Dairesi, sanığın sosyal medya hesapları ve internet paylaşımlarında yer alan faaliyetlerin gerçekten yalnızca klinik psikologlar veya psikiyatristler tarafından yürütülebilecek terapi hizmeti niteliğinde olup olmadığının uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kararda, alınacak bilirkişi raporunun ardından sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi gerektiği belirtilerek, mevcut haliyle eksik araştırmaya dayalı mahkûmiyet hükmünün isabetsiz olduğu kaydedildi.

Sağlık Müdürlüğünün İstinaf Başvurusu Reddedildi
Öte yandan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin beraat hükümlerine yönelik yaptığı istinaf başvurusu da reddedildi.
Bölge Adliye Mahkemesi, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün davada suçtan doğrudan zarar gören taraf konumunda bulunmadığını, bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca davaya katılma ve istinaf başvurusunda bulunma hakkının bulunmadığına hükmetti.

DOSYA YENİDEN DEĞERLENDİRİLECEK
Bölge Adliye Mahkemesi, Hüseyin Kaçın hakkında verilen mahkûmiyet kararını bozarak dosyanın eksikliklerin giderilmesi amacıyla yeniden değerlendirilmesine karar verdi.
Kararda, sanığın eyleminin hukuki niteliğinin uzman bilirkişi raporu doğrultusunda yeniden belirlenmesi gerektiği vurgulanırken, bozma kararı oy birliğiyle alındı.

NE OLMUŞTU

2024 yılında
Psikolog Hüseyin Kaçın, “Devletin yapması gereken ilk iş trans ameliyatlarını engellemektir. Her trans ameliyatı devlet eliyle işlenen cinayettir” dedi ve Fatih'teki ofisi, eşcinsel terapi yaptığı için klinik psikolog unvanı olmadığı ve LGBT lobisinin yaptığı şikayetlerle mühürlenmişti.

Kaçın bunu LGBT lobisiyle FETÖ’nün ortak operasyonu olarak değerlendirmişti.

Eşcinselleştiremediklerimizden misiniz!

Devlet eliyle, Eşcinsel Terapi Merkezleri kurulma kararı alınabilseydi neler olurdu?

Envai çeşit LGBT oluşumları, dernekleri, sosyal medya operasyon kolları aynı anda;

Vay efendim…

‘Eşcinsel terapi mi olurmuş, siz Dünya Sağlık Örgütünden iyi mi biliyorsunuz?’ diye diye fikri vereni, uygulamaya koyanı linç üstüne linç ederlerdi.

Bizimkiler onlarla dalaşmaktansa çalıyı dolaşmayı her zaman tercih etmişlerdir.

Yalnız başına Psikolog Hüseyin Kaçın…

Eşcinsel terapi yöntemiyle, 40 yıl önce LGBT lobilerinin baskılarıyla ‘Eşcinsellik hastalık değildir’ kararı alan, eşcinsellik türevlerini hastalık tanı listelerinden çıkartan DSÖ’ye meydan okuyor…

Eşcinselliği terapi yönetimiyle iyileştirmeye başlayınca LGBT oluşumlarının hedefi haline geldi.

Tehdit edildi, saldırıya uğradı, ofisi basılarak yağmalandı…

Vazgeçmedi…

‘Eşcinselliğin Aile Hastalığı’ olduğunu, tedavi edilebileceğini söyledi ısrarla.

Söylemekle kalmadı; kurtulmak isteyenleri terapi seanslarıyla hastalığın pençesinden çekip aldı.

Sonra mı ne oldu?

Sadece eşcinsel terapi yapan Psikolog Kaçın’ın Fatih’teki merkezi CİMER’e şikayet edildi.

CİMER ne yaptı?

Şikâyeti İstanbul Sağlık İl Müdürlüğü’ne, oradan Fatih İlçe…

Sonuç?

Psikolog Kaçın'ın merkezi, Fatih Kaymakamlığı oluruyla kapatıldı.

Yetmedi…

Sağlık Bakanlığı, Savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İfadeye çağrıldı.

'Eşcinsel Terapi' talep eden ve  eşcinsellikten kurtulmayı bekleyen, normalleşmek isteyenler gelişmeleri şaşkınla izliyor.

Şu sese kulak verin;

“Ben küçük yaşlarda defalarca cinsel istismara uğradım.

Şimdiye kadar kendimden büyük, babam yaşında adamlarla çeşitli birliktelikler yaşadım.

Eşcinselliğin terapisinin olduğunu bilmiyor, ihtimal dahi vermiyordum.

Tesadüfen Psikolog Hüseyin Kaçın’ı duydum.

Kendisiyle görüştüm.

Çıkarı olmadan bütün dertlerimi saatlerce dinledi.

Terapilere devam etmeye başladım.

Bana ziyadesiyle faydası oldu.

Karşı cinse ilgi duymuyordum; zamanla duygusal açıdan kadınlara ilgi duymaya başladım.

Hüseyin Bey'in ofisi kapatıldı; terapilerimiz, seanslarımız yarım kaldı.

Devletin sorunlarımıza el atmasını beklerken tek dayanağımız, yegane sığınağımız Hüseyin Bey'in eşcinsel terapi yapmasının engellenmesi bizleri derinden sarstı.

Son günlerde devletimizin geleceği, dijital ortamlarda tehdit edildiğine yönelik haberler, açıklamalar okuyor, dinliyoruz.

Evli barklı çoluk çocuk sahibi 50-60 yaşında adamlar eşcinsel sitelerinde, 15-16-17 yaşında çocuklarla ilişki yaşamaktadır.

Gay fuhuş mafyası Türkiye’nin büyük şehirlerini, beş yıldızlı otelleri kuşatmış durumdadır.

Lütfen gençlerimizi eşcinsel tehlikesinden kurtarın…”

Kaçın tek başına mücadele ediyordu.

LGBT oluşumlarının çeşit çeşit dernekleri, sayısız avukatları, yurt dışı fonları sınırsız destekleri vardı.

İyileşmek isteyen eşcinsellere baskı uyguluyor, yardım aldıkları psikologları şikâyet mekanizmalarını kullanarak yıldırıyorlardı.

‘Madem eşcinselliğin tedavisi yok, olmayacağından eminsiniz, iyileşmek üzere mücadele verenlerden neden rahatsız oluyorsunuz?’

Değil mi?

Psikolog Kaçın’ın terapilerine katılarak iyileşen, normalleşen, evlenerek aile kuranları gördükçe çıldırıyorlar…

DSÖ envanterinde kayıtlı olmadığından eşcinselliği iyileştirecek diplomalı psikolog ve psikiyatrist, eşcinsel terapisti unvanı henüz yok.

Türkiye’nin tek eşcinsel terapisti, unvan yetersizliği bahanesiyle çalışamaz hale getirildi.

Destek istemiyordu, köstek olunmasa iyiydi.

Madem öyle…

Muhterem Milli Eğitim ve Aile Bakanı, Sayın Sağlık Bakanı;

BM’yi, DSÖ’yü, AB’yi, bilumum LGBT oluşumlarını, sosyal medya veyahut asosyal baskı gruplarını karşınıza alarak;

İllerde Eşcinsel Terapi Merkezleri kurmaya var mısınız?

Hazır Cumhurbaşkanı, “Hayâ, edep, şefkat, merhamet hasletlerinin günlük hayattan çekildiğini, insanı fıtratından kopartan LGBT'vari sapkınlıkların olmadığı kadar özendirilerek teşvik edildiğini…” söylemişken…

Durdurun şu hayasızca akın.