Eşcinsel Terapi Forum - Psikolog www.huseyinkacin.com
Genel => Din & Felsefe => Konuyu başlatan: Ertugrul Tulpar - 09 Şubat 2026, 01:42:16 ös
-
Arap Alfabesi Türk Dilleri İçin Neden Daha Uygundur?
Oğuz–Karluk–Kıpçak Bağlamında Türk Dillerinde Ortak İmla Meselesi
Özet
Türk dillerinde ortak imla tartışmaları çoğunlukla fonetik düzlemde yürütülmekte, sorun “hangi sesin hangi harfle gösterileceği” meselesine indirgenmektedir. Bu makale, söz konusu yaklaşımın yapısal olarak hatalı olduğunu savunur. Ortak imla problemi tekil seslerin temsili değil, birden fazla Türk dilinin aynı yazıyı kendi fonolojik sistemleri içinde okuyabilmesini mümkün kılan üst-düzey bir yazı mantığı problemidir. Oğuz, Karluk ve Kıpçak kolları arasındaki fonolojik ve morfolojik farklılıklar gösterilerek, Latin alfabenin neden bu ortaklığı üretemediği; buna karşılık Arap yazısı (veya onun alan-temelli ilkeleri) neden tarihsel ve yapısal olarak daha uygun bir zemin sunduğu ortaya konulmaktadır.
1. Problemin Yanlış Formülasyonu
Türk dillerinde ortak imla meselesi uzun süredir şu soruya indirgenmiştir:
“Hangi ses hangi harfle yazılmalı?”
Bu soru yanlıştır. Çünkü ortak imla, tek tek dillerin ses envanterlerini eksiksiz kodlama girişimi değildir. Asıl mesele, farklı fonolojik sistemlere sahip Türk dillerinin aynı metni, yazı değişmeden, kendi dil bilgileriyle okuyabilmeleridir. Bu nedenle ortak imla, fonetik doğruluk değil, okunabilir birlik problemidir.
2. Oğuz–Karluk–Kıpçak: Sorunun Dilsel Zemini
Türk dilleri, ortak bir kökten gelseler de fonolojik evrimleri aynı yönde ilerlememiştir. Bu fark, üç ana kol üzerinden net biçimde izlenebilir.
2.1. Oğuz Kolu (Türkiye Türkçesi, Azerice, Türkmen ağızları)
Oğuz dillerinde:
ünlü kalitesi belirgindir,
uzunluk çoğu zaman ikincildir,
ğ, büyük ölçüde ünsüz olmaktan çıkmış, uzatma veya geçiş işlevi kazanmıştır.
Bu yapı, Latin alfabeyle görece uyumludur. Ancak bu uyum ulusal yazı düzeyinde geçerlidir; Oğuz kolu kendi içinde dahi tam bir fonetik birlik sergilemez.
2.2. Karluk Kolu (Özbekçe, Uygurca)
Karluk dillerinde:
ünlü alanları kaymış ve iç içe geçmiştir,
uzunluk ve kalite ayrımı istikrarsızdır,
tarihsel ğ sesi zayıflamış, yazıda yapay çözümler (ör. gʻ) ortaya çıkmıştır.
Latin alfabe burada sürekli yeni işaretler, apostroflar ve istisnalar üretmek zorunda kalır. Fonetik yazım arttıkça sistem sadeleşmez; aksine karmaşıklaşır.
2.3. Kıpçak Kolu (Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Başkurtça)
Kıpçak dillerinde:
ünlü uyumu son derece güçlüdür,
kayıcı sesler (w, y) yaygındır,
gırtlaksı alanlar (q, tarihsel gırtlaksı g) büyük ölçüde korunmuştur,
aynı kök, farklı yüzey biçimlerinde yaşayabilir.
Bu yapı, yazının okumayı dile bırakmasını zorunlu kılar. Latin alfabe ise her farkı yazıya zorladığı için Kıpçak kolunda kaçınılmaz olarak işaret yığını üretir.
3. Latin Alfabenin Yapısal Sınırı
Latin alfabe şu ilkeye dayanır:
Bir ses = bir harf.
Bu ilke, Türk dillerinin yukarıda özetlenen yapısıyla bağdaşmaz. Çünkü Türk dilleri:
kayıcı sesler üretir,
uzunluk–kısalık ayrımını bağlamla çözer,
ünsüzlerin niteliğini çoğu zaman ünlü uyumuyla belirler,
kökü farklı ses yüzeyleriyle yaşatır.
Latin alfabe bu çoklu okumayı taşıyamaz; her ayrımı yazıya zorlar. Sonuç, her dil için ayrı alfabe, ayrı işaret ve ayrı istisnadır. Bu durum ortaklık değil, kontrollü parçalanma üretir.
4. Arap Yazısı Mantığının Üstünlüğü
Arap alfabesi Türkçeye sonradan “uyarlanmış” bir araç değildir. Aksine, Türk dillerinin alan-temelli okuma mantığıyla kendiliğinden örtüşen bir yazı sistemidir.
Arap yazısı:
ünlüleri bilinçli olarak eksik yazar,
harfleri tekil sesler yerine okuma alanları olarak kullanır,
okumanın büyük kısmını dil bilgisine bırakır,
tek yazıyla çoklu okumalara izin verir.
Bu sayede tarihsel olarak:
baûır / boor / bağır
dağ / too / dag
gibi yapılar aynı yazıyla yüzyıllarca yaşayabilmiştir.
5. Tarihsel Deneyim: Ortaklığın Kanıtı
Türk dünyasında en geniş yazılı dolaşım:
Çağatay,
Osmanlı,
Kıpçak,
erken Azerî dönemlerinde
Arap alfabesiyle gerçekleşmiştir.
Bu dönemlerde sesler ve lehçeler farklıydı; fakat yazı ortaktı. Bu durum bir tesadüf değil, yazı sisteminin dil ailesinin yapısına uygunluğunun doğal sonucudur.
6. Fonetik Doğruluk Yanılsaması
Modern yazı reformları fonetik doğruluğu ilerleme olarak sunar. Oysa ortak yazı tarihinin gösterdiği şey şudur:
"Fonetik mükemmellik ortaklığı zayıflatır."
İngilizcenin küresel yazı dili olabilmesi, seslerini eksik yazmasına ve okumayı dile bırakmasına dayanır. Arap yazısı, Türk dilleri için bu işlevi modern çağdan çok önce yerine getirmiştir.
7. Sonuç: Yapısal Zorunluluk
Bugün gelinen noktada tablo nettir:
Latin alfabe ile ortak imla; sürekli teknik ve teorik kriz üretiyot. Alan-temelli (Arap yazısı mantığında) imla ise doğal denge oluşturuyor.
Dolayısıyla Türk dillerinde gerçek ortak imla, Latin harfleriyle değil; Arap alfabesiyle veya onun alan-temelli ilkelerini taşıyan bir yazı sistemiyle mümkündür. Bu tercih nostaljik değil, yapısal olarak zorunludur.
Sonuç Cümlesi
Arap alfabesi sesleri değil, okuma alanlarını yazar. Türk dillerini birleştiren şey de tam olarak bu alan-temelli yazı mantığıdır; ortak imla, ayrıntıyı yazmakla değil, ortak okumayı mümkün kılmakla kurulur.
Ertuğrul Tulpar
9 - Şubat - 2026