ŞİZOİD YAPILARI ANALİZ ETMEK
Mesafe Bir Kaçış Değil, Bir Düzenlemedir
Kendilik, Yapı ve İlişkinin Kırılgan Mimarisinde
Kohut, Kernberg ve Masterson/Klein Çerçevelerinin
Karşılaştırmalı Okuması
Giriş: “Şizoid” Neyi İsimlendirir, Neyi Gizler?
Şizoid görüngü klinikte çoğu kez tek bir belirti demetine indirgenir: sosyal geri çekilme, duygulanımın sınırlılığı, mesafe ihtiyacı. Bu indirgeme, hem klinik gözlemi daraltır hem de “şizoid” kavramını yalnızca dışarıdan gözlenen davranışlarla özdeşleştirerek kuramsal derinliğini kaybettirir. Oysa psikanalitik gelenek içinde şizoid, bir semptom listesinden ziyade, ilişkinin hangi koşullarda mümkün olduğu, kişinin kendisini ne kadar süreklilik içinde hissedebildiği ve iç dünya ile dış dünya arasındaki bağın nasıl kurulduğu üzerinden okunan bir yapılanma biçimi olarak ele alınmıştır.
Bu nedenle aynı klinik tablo, farklı kuramsal dillerde farklı tehlike ve işlev haritalarına bağlanır. Bir yaklaşım için şizoid mesafe, kendiliğin çözülmesini engelleyen bir ayar iken; bir diğeri için yapısal kırılganlığın yönetimi, bir başkası içinse ilişkiyi katlanılabilir kılan bir güvenlik ekonomisidir.
Bu yazı, üç ana yaklaşımı karşılaştırır: Kohut’un kendilik psikolojisi, Kernberg’in örgütlenme düzeyleri üzerinden kurduğu yapısal okuma ve Masterson/Klein hattının şizoid alt tipler üzerinden geliştirdiği klinik dil. Tartışma, şizoid fenomenin nesne ilişkileri literatüründeki klasik kaynaklarından Guntrip ile tamamlanır.
Amaç, “hangi kuram doğru?” sorusuna polemik üretmek değil; klinik düşünmeye daha elverişli bir zemin oluşturmaktır. Şizoid mesafe düzeneklerini tek bir nedene bağlamak yerine, kendilik kırılganlığı, yapısal dayanıklılık ve ilişkisel güvenlik eksenlerinde çoğul bir formülasyon kurmak daha işlevseldir. Çünkü şizoid geri çekilme çoğu zaman bir eksiklik değil, bir düzenlemedir.
⸻
1. Kohut: Kendiliği Ayakta Tutan Mesafe
Kohut’un kendilik psikolojisi, patolojiyi klasik çatışma modellerinden çok, kişinin kendisini bir bütün olarak hissedip hissedemediği üzerinden okur. Bu perspektifte temel sorun, dürtülerin yasaklanması değil; kendiliğin sürekliliğini ayakta tutan ilişkisel dayanakların zayıflamasıdır. Dolayısıyla tedavi yalnızca “anlam çıkarmaya” değil, kendiliği taşıyabilecek bir ilişki zemini kurmaya yönelir.
Bu çerçevede şizoid görüngü, “duygularını ifade edemediği için” değil; kimi vakalarda kendiliğin dağılma tehdidine karşı kurulmuş bir mesafe ayarı olarak düşünülebilir. Buradaki mesafe, insanlardan vazgeçmek anlamına gelmez; tersine, insanı tamamen kaybetmeden ilişkiyi mümkün kılma çabasıdır.
Yakınlık arttığında kişi kendisini sahiplenilmiş, içeriden ele geçirilmiş ya da kendi düşüncelerinin öznesi olmaktan çıkmış gibi hissedebilir. Uzaklık arttığında ise bu kez görünmezlik belirir; ilişki bağları zayıfladıkça kişi kendi varlığını askıda yaşar. Şizoid geri çekilme, bu iki uç arasında kendiliği koruyan bir denge manevrası gibi çalışır.
Burada önemli bir paradoks ortaya çıkar: Dışarıdan soğuk görünen şizoid kişi, içeride yoğun duygulanımlar yaşayabilir. Ancak bu duygular ilişkiye çıktığında, ilişkiyi dağıtacakmış gibi deneyimlenir. Bu nedenle geri çekilme, duygunun yokluğu değil; duygunun ilişkiyi yıkma ihtimaline karşı kurulmuş bir güvenlik perdesidir.
Kohutçu çerçevede klinik hedef, hastayı hızla yakınlığa taşımak değildir. Asıl hedef, yakınlığı felaket olmaktan çıkarmaktır. Terapötik ilişki, kişinin kendilik sürekliliğini tehdit etmeyecek bir yoğunlukta kurulduğunda; kırılmalar kopuşa değil onarıma bağlandığında; eşduyum, ilişkiyi ayakta tutan bir taşıyıcı haline gelir. Bu çizgide ilerleyen bir terapi için başarı, çoğu zaman yakınlaşma ile değil, yakınlığa dayanabilme ile ölçülür.
⸻
2. Kernberg: Yapının Taşıma Kapasitesi
Kernberg’in yaklaşımı, kişiliği semptom kümeleriyle değil, ruhsal yapının ne kadar yük taşıyabildiği üzerinden okumayı önerir. Burada belirleyici olan; kişinin kimlik duygusunu ne kadar bütünlüklü yaşadığı, gerçeklikle bağını ne ölçüde sürdürebildiği ve zorlanma anlarında hangi savunmalara başvurduğudur. Bu bakışta tanı geri plana düşer; yapısal dayanıklılık öne çıkar.
Şizoid kişilik bu çerçevede, kimi klinik tablolarda içe dönük bir örgütlenme biçimi olarak, daha ağır kırılganlıkların komşuluğunda yer alabilir. Bu, şizoid kişinin ağır bir patolojiye sahip olduğu anlamına gelmez; ancak bazı şizoid profillerde dışarıdan sakin görünen denge, içeride yüksek bir gerilimle korunuyor olabilir.
Bu nedenle Kernberg çizgisinde klinik değerlendirme, yalnızca “hasta ne yapıyor?” sorusuna değil, ilişki içinde ne oluyor? sorusuna odaklanır. Şizoid geri çekilme, hangi temayı koruyor? Yakınlık hangi saldırganlık ya da bağımlılık duygularını tetikliyor? Terapist ilişkide hangi role davet ediliyor?
Kernberg’ün tekniği, Kohut’a kıyasla daha yapılandırıcıdır. Terapist geri çekilmeyi yalnızca yatıştırmaz; geri çekilmenin işlevini, ilişkide kurduğu düzeni ve bunun maliyetini çalışır. Ancak bu yaklaşım sert bir yüzleştirme anlamına gelmez. Aksine, sınır, ritim ve yorumun dozu iyi ayarlanmadığında şizoid savunma daha da katılaşabilir.
Şizoid hastayla çalışmanın zorlayıcı olmasının nedeni, duygunun yokluğu değil; duygunun ilişkiye çıktığında yapıyı sarsma riskidir. Bu nedenle teknik, terapistin kendisini merkeze koymasından çok, ilişkinin kaldırabileceği basıncı doğru hesaplamayı gerektirir.
⸻
3. Masterson/Klein: Bağın Bedeli
Masterson yaklaşımı klinik odağı, etiketlerden çok bağın nasıl kurulduğu ve neye mal olduğu sorusuna taşır. Bu hatta şizoid görüngü, kişinin ilişkiye ne kadar ihtiyaç duyduğu kadar, ilişkinin hangi bedellerle sürdürülebildiği üzerinden anlaşılır.
Ralph Klein çizgisinde şizoid iç dünya, koşullu bağ mantığıyla işler. Yakınlık, kendiliğin ele geçirilmesi riskini; uzaklık ise bağlantısızlık dehşetini çağırır. Kişi bu ikilemde bazen kontrollü bir teslimiyet geliştirir: “Ben karar vermeyeyim, güvenli olayım.” Bazen de bilinçli bir sürgüne çekilir: “Kendi başıma yapabilirim; çünkü o zaman kimse kendiliğime el koyamaz.”
Bu anlatı, şizoid geri çekilmeyi soğukluk ya da duyarsızlık olarak değil, bir güvenlik ekonomisi olarak okumayı mümkün kılar. İlişkiye ihtiyaç vardır; fakat ilişki, kendilik kaybı tehdidiyle birleştiğinde kişi, bedeli düşürecek bir mesafe düzenlemesi yapmak zorunda kalır.
Masterson/Klein hattının klinik gücü, şizoid olguyu alt tiplere ayırarak terapötik ritmi ayarlamasıdır. Dışarıdan sosyal görünen ama içeride geri çekilen profiller, ağır izolasyonla giden profiller ya da dışarıdan dalgalı görünen ama çekirdekte kendine yabancılaşma yaşayan profiller aynı sepete konmaz. Burada belirleyici olan, hangi yakınlığın tolere edilebilir olduğudur.
⸻
4. Guntrip: Geri Çekilme Bir Vazgeçiş Değil, Uzlaşmadır
Guntrip, şizoid geri çekilmeyi bir ilişkisizlik olarak değil, ilişkideki acıyla yapılmış bir uzlaşma olarak ele alır. Şizoid kişi ilişkiyi terk etmez; ilişkiyi daha az yıkıcı hale getirecek bir düzenek kurar. Bu nedenle iç dünya, patolojik bir kapanma olduğu kadar, dış ilişkiyi ikame eden bir yaşam alanı gibi de işleyebilir.
Guntrip’in katkısı, şizoid yapılanmada iç dünya zenginliğini değersizleştirmemiş olmasıdır. Fantazi, düşünsel üretim ve içe dönük yaratıcılık çoğu vakada yalnızca kaçış değildir; kendiliği koruyan bir barınaktır. Ancak dış dünya ile bağ tamamen koptuğunda, bu barınak giderek daha pahalı bir çözüme dönüşebilir.
Bu nedenle şizoid, yalnızca sosyal olarak çekilmiş kişi değil; iç dünyayı korumak için dış dünyayı azaltan kişidir.
Ara Not
Bu tartışma, benlik ile görünen bütünlük arasındaki ilişkiyi merkeze alan Lacan’ın ayna evresi okumalarıyla birlikte düşünüldüğünde, şizoid mesafenin yalnızca ilişkisel bir savunma değil, öznenin kendisini nasıl gördüğü ve kendisini hangi imgede tanıdığıyla da bağlantılı olduğu bir alan açar. Şizoid yapıdaki mesafe, bu açıdan yalnızca başkalarıyla kurulan ilişkinin değil, öznenin kendi imgesine fazla yaklaşmasının ya da o imgeye bütünüyle teslim olmasının yarattığı gerilimin de düzenlenmesi olarak okunabilir. Bu metin, söz konusu hattı bilinçli olarak açmadan bırakmakta; ancak okurun, şizoid mesafeyi imgesel bütünlük ile içsel parçalanma arasındaki gerilimle birlikte düşünmesine imkân tanımaktadır.
Sonuç: Mesafe Bir Belirti Değil, Bir Mantıktır
Şizoid geri çekilme tek bir duygu yoksunluğu değildir. Kendilik kırılganlığı, yapısal örgütlenme ve ilişkisel güvenlik arasında, vakaya göre ağırlık merkezi değişen çok katmanlı bir düzenlemedir.
Bu yaklaşım iki pratik sonuç üretir:
Birincisi, tedavi hedefi yakınlık kurdurmak değil, yakınlığın eşiğini çalışmaktır.
İkincisi, terapötik başarı şizoid savunmayı kırmakta değil; savunmanın koruduğu şeyi bozmadan, daha esnek bir ilişkisel kapasite inşa etmekte yatar.
Şizoid savunma kırıldığında kişi iyileşmiş olmayabilir; yalnızca korunaksız kalmış olabilir. Bu nedenle klinik hedef, korunma ihtiyacını inkâr etmek değil, onu daha az maliyetli hale getirmektir.
Ertuğrul Tulpar
⸻
Kısa Kaynak Notu
Bu metinde başvurulan kuramsal çerçeve ve temel referanslar şu hatlar üzerinden şekillenmektedir:
• Kohut – The Analysis of the Self (1971) ve kendilik psikolojisi çerçevesine genel atıflar
• Kernberg – Borderline kişilik örgütlenmesi (BPO) ve yapısal düzey yaklaşımı
• Masterson & Klein – Disorders of the Self: New Therapeutic Horizons derlemesi
• Guntrip – Şizoid fenomenin nesne ilişkileri kuramındaki klasik formülasyonları ve Türkçe baskılar
Kaynakça
Brenner, C. (1998). Psikanaliz: Temel Kavramlar. Ankara: HYB.
Freud, S. (1923). Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd. (A. Babaoğlu, Çev.). İstanbul: Metis Yayıncılık.
Hartmann, H. (1958). Ben Psikolojisi ve Uyum Sorunu. İstanbul: Metis Yayınları.
Joseph Palombo, H. K. (2018). Psikanalitik Gelişim Teorileri Rehberi. (F. B. Helvacıoğlu, Çev.). İstanbul: Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları.
Klein, M. (1957). Haset ve Şükran. İstanbul: Metis Yayınları.
Kohut, H. (1971). Kendiliğin Çözümlenmesi. İstanbul: Metis Yayınları.
Kohut, H. (1977). Kendiliğin Yeniden Yapılandırılması. (O. Cebeci, Çev.). İstanbul: Metis Yayıncılık.
Mahler, M. S., Pine, F., & Bergman, A. (1975). İnsan Yavrusunun Psikolojik Doğumu. (A. N. Babaoğlu, Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.
Masterson, J. F. (2010). Gerçek Kendilik. (P. Üzeltüzenci, Çev.). İstanbul: Litera Yayıncılık.
Özakkaş, T. (2012). Bütüncül Psikoterapi – 7. Dönem Aralık 2008 Ders Notları. İstanbul: Özak Yayınevi (Psikoterapi Enstitüsü).
Özmen, E. (2002). Lacan, Ayna Evresi ve Marx. Birikim.
Stern, D. (1985). Bebeğin Kişilerarası Dünyası.
Kenan Turan (t.y.). Aynada İskeletini Görmek: Benlik ve Kendilik Kavramlarının Ayrımı.
https://kenanturan.com.tr/aynada-iskeletini-gormek-benlik-ve-kendilik-kavramlarinin-ayrimi/