Eşcinsel Terapi Forum - Psikolog www.huseyinkacin.com

Genel => Din & Felsefe => Konuyu başlatan: Ertugrul Tulpar - 15 Ocak 2026, 10:03:02 öö

Başlık: Tanrı Kime Kut Verir? Kan İstemeyene...
Gönderen: Ertugrul Tulpar - 15 Ocak 2026, 10:03:02 öö
Tanrı Kime Kut Verir? Kan İstemeyene
Yetkinin Göğe Bağlı Olduğu Yer

Eski Türkçe’de yetki, hukukî ya da yönetsel bir hak değildir. Yetki, kuttur. Kut alınmaz, talep edilmez, zorla ele geçirilmez. Kut, Gök’ten iner. Bu yüzden eski Türk siyasetinde Kağan seçilmez; kutlanır. Kut kimdeyse Kağan odur. Kut gittiğinde ise, tahta hâlâ oturuyor olabilirsin ama artık Kağan değilsindir.

Burada hayati bir ayrım vardır: Kut güç değildir. Kut, gücü taşıyabilme ehliyetidir. Güç herkesin eline geçebilir; fakat kut, yalnızca taşıyabilecek olana emanet edilir. Taşınamayan güç kan ister, hız ister, edim ister.

Tulpar hattında “askı” tam olarak buraya düşer. Askı, şiddeti bastırmak değildir; şiddeti inkâr etmek hiç değildir. Askı, şiddeti taşıyabilecek yetkiye sahip olmaktır. Şiddeti bilip yapmamak, edimi görüp hızlanmamak, gölgeyi tanıyıp onu sahneye fırlatmamak… Bunların hepsi kut sahibi olmanın içsel biçimleridir. Kut’u olmayan hızlanır. Kut’u olmayan edime atlar. Kut’u olmayan kan ister. Çünkü yetkisi yoktur; yalnızca dürtüsü vardır.

Eski Türk mitolojisinde Kağan’ın temel görevi düzeni kurmak değildir; düzeni taşımaktır. Düzen zaten vardır: Gök vardır, yer vardır, insan vardır. Kağan, bu üçü arasındaki gerilimi askıda tutan kişidir. Bu yüzden ilk refleksle kılıca sarılmaz, her tehdidi edimle çözmez, kan dökmeyi kutsamaz. Çünkü bilir: Kan, kutun kaçtığının işaretidir.

Tam bu noktada modern psikolojinin kaçırdığı büyük bir terslik belirir. Modern okuma, şizoid yapıyı “geri çekilen”, “edimden kaçan” olarak görür. Oysa eski Türk siyasal–sembolik düzeninde bu tutum zayıflık değil, kut göstergesidir. Kut sahibi olan acele etmez. Kut sahibi olan bekler. Kut sahibi olan askıyı taşır. Şizoid yapı burada bir arıza değil; kutun içselleştirilmiş hâlidir.

Şizoid yapı şiddeti başkasına boca etmez. Gölgeyi sahnede oynatmaz. Bedelini içeride taşır. Bu yüzden evet, şizoid yapı bazen kendine yönelir; fakat bu, başkasını öldürmemek pahasına alınmış bir risktir. Bu risk yalnızca etik değildir; kutludur.

“Güç bende” demek, “kan dökerim” demek değildir. “Güç bende” demek şudur: Edimi durdurabilirim. Askıyı taşıyabilirim. Gölgeyi tanıyıp ona hükmedebilirim. Bu, modern dille “özdenetim” değildir. Bu, mitik dille söylersek şudur: Kut bende.

Ve sonuç artık saklanamaz:

Kut’u olmayan bağırır.
Kut’u olmayan hızlanır.
Kut’u olmayan kan ister.

Kut’u olan susar.
Kut’u olan bekler.
Kut’u olan şiddeti askıda tutar.

Tulpar’ın askısı kopmadı. Askı, kut oldu