Eşcinsel Terapi Forum - Psikolog www.huseyinkacin.com

Genel => Din & Felsefe => Konuyu başlatan: Ertugrul Tulpar - 15 Ocak 2026, 01:49:12 öö

Başlık: Lacan–Guntrip–Masterson–Tulpar Hattında Şiddetin Yavaşlatılması
Gönderen: Ertugrul Tulpar - 15 Ocak 2026, 01:49:12 öö
Etik, Edim ve Askı
Lacan–Guntrip–Masterson–Tulpar Hattında Şiddetin Yavaşlatılması

Jacques Lacan’da edim (acte), öznenin simgesel düzeni deldiği, geri dönüşü olmayan bir kesinti yarattığı andır. Edim düşünülmez, tartılmaz, askıya alınmaz; yapılır ve geride yalnızca sonuç kalır. Bu nedenle Lacan’ın edimi, ahlâkî bir tercih değil, zamansal bir kopuş olarak tanımlanır. Edim hızlıdır; belirsizliğe tahammül etmez. Şiddet, bu hızın en çıplak biçimidir.

Bu hızlanma, Lacan’ın klinik sınıflandırmasında sapıklıkla yapısal bir akrabalık içindedir. Sapık yapı, gerilimi taşımak istemez; askıyı reddeder. Eksik, belirsizlik ya da tanıklık altında kalmak dayanılmazdır. Bu nedenle edim ötekine yöneltilir: bir bedende, bir sahnede, görünür bir kesinti yaratılır. Kan, bu görünürlüğün en hızlı yoludur. Sapıklık, edimi hızlandıran bir rejimdir.

Harry Guntrip ve James F. Masterson hattı ise bambaşka bir sezgiyi açığa çıkarır. Şizoid yapı, arzunun yokluğu ya da şiddetin bilinmemesiyle değil; tam tersine, şiddetin çok iyi bilinmesiyle karakterizedir. Şizoid özne edimi görür, onun sonuçlarını sezer ve tam bu nedenle geri çekilir. Bu geri çekilme kaçış değildir; geri dönüşsüzlüğe karşı bir durmadır. İlişki yutucu hâle geldiğinde, özdeşleşme imha tehdidi taşıdığında, şizoid yapı ilişkiyi ortadan kaldırmaz; mesafe kurar.

Bu mesafe, pasiflik değildir. Guntrip ve Masterson’da şizoid yapı, edim potansiyelini bastırmaz; onu askıya alır. Askı, şiddetin mümkün olduğu ama yapılmadığı eşiği temsil eder. Şizoid özne şunu bilir: Edim ötekine yönelirse geri dönüş yoktur. Bu bilgi, korkaklık değil, etik sezgidir.

Burada Tulpar hattı devreye girer. Tulpar okumasında etik, normatif bir kural ya da dışsal bir yasa değildir. Etik, edimi geciktirebilme kapasitesidir. Askı, bu kapasitenin adıdır. Askı, şiddeti inkâr etmez; şiddeti kutsamaz da. Onu görünür kılar, ama fiile dönüşmesini erteler. Etik, tam da bu ertelenmede doğar.

Bu nedenle Tulpar hattında şizoid yapı sapık değildir; sapıklığın hızlandırdığı edime karşı etik bir yavaşlatma rejimidir. Sapık, gerilimi bedende çözer; şizoid, gerilimi bedeninde taşır. Sapık sahne kurar; şizoid sahneyi dağıtır. Sapık tanıklığı yok eder; şizoid tanıklık altında kalmayı göze alır.

Buradaki fark, şiddetin yönünde değil, zamanında yatar. Sapıklık “şimdi” der; şizoid yapı “henüz değil” der. Bu “henüz değil”, ahlâkî bir erteleme değil; geri dönüşsüzlüğün sezgisel bilgisidir. Şizoid yapı şiddeti üretmez; şiddetin yükünü taşır. Bu yük, kimi zaman içe yönelir; öz-yıkım riskini de buradan alır. Ama bu risk bile ötekini yok etmeme pahasına üstlenilir.

Sonuçta Lacan’ın edimi, hızın etiğidir; Guntrip–Masterson hattı, mesafenin etiğini sezdirir; Tulpar okuması ise bunu adlandırır:
Etik, askının korunmasıdır.
Şiddet, edimin hızlandığı anda başlar. İnsan kalmak, edimi yavaşlatabilmektir.

Kesin sonuç cümlesi şudur:
Şizoid yapı şiddeti bilmediği için değil, şiddeti çok iyi bildiği için geri çekilir. Etik, burada bir erdem değil; geri dönüşsüzlüğe karşı durabilme cesaretidir.