Gönderen Konu: ONARIM TERAPİSİNDEN EŞCİNSEL TERAPİYE : BENİM HAYAT HİKAYEM  (Okunma sayısı 1192 defa)

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
HAYAT HİKAYEM 03.07.2024

Cümleten selamunaleyküm. 2 gün sonra HK ile ilk görüşmeye gideceğim. Muhtemelen ileride de foruma yazılar yazacağım için şimdiden başlayalım. Bismillah.
Ben Fatih Demir. 23 yaşındayım. İstanbulda üniversite son sınıf öğrencisiyim. Mezun olmama sayılı günler kaldı artık. İstanbulda doğup büyüdüm. İlkokul, ortaokul ve liseyi doğup büyüdüğüm ilçede okudum. Üniversiteyi de keza İstanbulda farklı bir ilçede okudum. Genel olarak lisede de üniversitede başarılı bir eğitim geçmişim oldu.
Çocukluğum ve ailemden bahsedeyim biraz. 17 yaşıma kadar müstakil bahçeli bir evde büyüdüm. Babam işçi annem ise ev hanımı. Şu anda 3 kardeşiz. Ben 6 yaşındayken benden 1 buçuk yaş küçük olan kardeşimi geçirdiği bir trafik kazasında kaybettik maalesef. Bununla ilgili detayı daha sonra yazacağım. Babam çalışkan, eli birçok işe yatkın biridir. Bizi severdi ama sevgisini gösteremezdi. İşten eve gelir, ya dinlenir ya da atölyesinde kendi el işleriyle uğraşırdı. Bizim başımızı okşadığını, öptüğünü hatırlamam. Annem ise evde daha dominanttır. Bize, özellikkle bana sıkı sıkıya bağlıdır.
 
Küçüklüğümden beri kendimin hep farklı olduğunu hisseder fark ederdim. İçine kapanık, utangaç, çekingen, uslu bir çocuktum. Mahallede herkesin parmakla gösterdiği o komşu çocuğu bendim yani. Derslerinde başarılı süt çocuğu. Ama okul başarımın ailem tarafından takdir edilmemesi beni üzerdi hep. Sınıftaki ortalama çocukların aileleri onları sürekli överken hediyeler alırken benim öyle şeylere mazhar olmamam içten içe üzerdi. Maddi sıkıntılar yüzünden de oldu tabi biraz da. Sınıfça gidilen pikniklere bile 2 3 dışında gelmeyen olmazdı. Gelemeyen o 2 3 kişiden biri de bendim. İlkokul sınıf öğretmenim normalde paralı olan okul sonrası etütlere ben ve 2 3 diğer arkadaşı ücretsiz olarak dahil etmişti.

Garip bir çocuktum. Arkadaşlarımla top oynamaz üstümü başımı kirletmezdim. Akşam eve erkenden gelirdim. Atlaslara hep ilgim vardı. Coğrafyayı çok severdim. Ülkeleri, başkentlerini, para birimlerini vs hep bilirdim. Bilgisayarımız yoktu evimizde küçükken. O yüzden ben de kendime farklı uğraş alanları bulmuştum sanırım.

Bu durumla ilgili çocukluğumda, zihnimde beliren birkaç hatıra var. İlki şöyle. Yurt dışında yaşayan bir amcam vardı. Türkiyeye geldiğinde bizde kalırdı. Evimiz eski olduğu için kapıları vs de eskiydi. Lavabo kapısının altında çok küçük bir delik vardı. Amcam yahut babam lavaboya girdiğinde o küçük delikten onları dikizlerdim. Merak ederdim orada ne olduğunu. Hem çocukluğumda hem ergenliğimde cinsellikle ilgili ailemle en ufak bir şey dahi konuştuğumuzu hatırlamam. Hatta öyle ki 15 16 yaşlarımda kişisel temizliğin nasıl olması gerektiğini bana annem öğretti. Zaten o yaşa kadar da beni hala banyoda o yıkardı. Babamla erkeklik, erkeksilik üzerine hiç konuşmadık. Aile ve çevre muhafazakar olduğu için bu konuları konuşmak ayıptı çünkü. Yine aynı yaşlarda ürolojiye randevu alıp gitmişken yanımda annem vardı. Mahremiyet yoktu. Baba yoktu. Annemi evde bazen duştan çıkarken havluya sarılmış bazı yerleri açık olarak görürdüm. Mahremiyet gereği annem olsa bile doğru olmazdı. Ama annem bundan çekinmezdi. Bazen sırtını tamamen açıp krem vs de sürüyordum. Evde ablam olmasına rağmen bu işi yapan bendim.

Sesim inceydi küçükken, akran zorbalığına da çokça maruz kaldım bu yüzden. Evin dağınık olmasına tahammül edemezdim. Koltuk örtüleri dağınıksa düzeltir kırlentleri yerli yerine koyardım. Kitaplığım muazzam şekilde düzenli olmalıydı. Simetrik olmalı ve gözükmeliydi birçok şey. Muhtemelen OKB belirtileri. Annem sofrayı kurup kaldırdığında hep ona yardım ederdim. Bu yüzden annem bana bazen ablanla seni ters doğurmuşum, seni kız doğuracakmışım derdi. Mahallede arkadaşlarımla futbol oynamadığım için de hep karı kılıklı gibi yakıştırmalar yaparlardı. Ara sıra oynadığımı ama toptan ve şiddetten çekindiğim için kendimi geri çektiğimi anımsıyorum. Hiç kavga ettiğimi hatırlamam küçüklüğümde neredeyse. Annem hep öyle ortamlarda olma, kavga etme, kaç gibi telkinlerde bulunurdu bana. O yüzden şiddetin, kaosun, gerilimin olduğu ortamlardan kaçınırım hala.

Bir diğer hatıram da şöyle. Küçükken televizyonda malum yapılanmanın türkçe olimpiyatları programı vardı. Onları izlerdim çok hoşuma giderdi. Oradaki bir çocuğu televizyondan görmüş olmama rağmen çok beğenmiştim. Benim yaşlarımdaydı. Çocuğun fotoğrafını çıktı almıştım. Yazın kuran kursuna giderken o fotoğrafı da yanımda götürmüştüm. Hatta çok garip karşılanmıştı. Orada çocuk hoşuma gitmişti. O dönemler Facebooktan falan da aratıp eklemeye çalışmıştım hatta.
Daha sonra yine başka bir çocuğu eklemiştim yabancı. Mahalleden bir arkadaşım da onu ekleyeceğini söyleyince çocuğa Facebooktan sana şu şu kişiden arkadaşlık isteği gelirse kabul etme yazmıştım. Bir nevi çocuğu sahiplenmiştim yani kıskançlık gereği başkasıyla konuşsun istemiyordum :).

Çocukluğum ve lise yıllarım camide geçti. Camiyi çok severdim. Beni yetiştiren cami hocasının üzerimde emeği çoktur. Camide hep müezzinlik yapardım. Yaz kurslarında hep hediyeler kazanırdım. Sonraları aynı kurslarda ben de çok çocuk okuttum.
Ergenliğe kadar kendimdeki bu farklılıkları az çok hissetsem de ne olduğunu anlayamıyor adını koyamıyordum. Ergenliğe girişimle nispeten daha saf ve temiz bir çocukken arkadaş ortamında pornonun ne demek olduğunu, cinsel ilişkinin ne olduğunu öğrendim. Camiden hediye olarak kazandığım tablet ile porno izlemeye başladım. Bir iki derken farklı bişiler olduğunu fark ettim. İzlediğim şeylerde karşı cinsi değil hemcinslerimi izliyordum. Küçüklüğümde hep kaçak göçek görmek istediğim şeyler şimdi bir tık uzağımdaydı. Uzunca bir süre bu böyle devam etti.

Üzerinden bir iki yıl geçti kendimi artık gay porno izlerken buldum. Sürekli sürekli izliyor, izlerken mastürbasyon yapıyordum. Üzerinden zaman geçti mastürbasyon faslı camda rastgele kişilerle karşılıklı mastürbasyona evrildi. Lise 3 ve lise son sınıfta kafamda bazı sorular oluştu. Ben neyim? Eşcinsel miyim? Biseksüel miyim? Yoksa sadece fantezi olsun diye mi hemcinslerimle bunları yapıyordum? Uzun süre kimlik karmaşası yaşadım. Kendimi biseksüel olarak isimlendirdim ama içten içe kendim de inanmıyordum buna. Kandırdım kendimi yani bir nevi. Sonra bunun çözümü var mı acaba diye İnternette aramaya başladım. Doğru düzgün bi yer bulamadım. Forumu keşfettim. Sadece yazıların birkaçını okudum. Şaşırdım. Aklımın ucundan terapi almak, profesyonel destek almak geçmedi. Yapamazdım çünkü. Ya ifşa olursam, ya bilgilerimi alıp kullanırlarsa ya farklı bişi olursa ya gelecekte karşıma çıkarsa diye avuttum kendimi.

Yaş oldu 20. Üniversite 1. sınıf yazı. Bi yerde artık bıçak kemiğe dayandı. Rastgele bir çöpçatanlık sitesine girdim biriyle konuşmaya başladım. Uzun uzun konuştuk. Evine davet etti. Asla böyle bir şey yapmaya yeltenmezken akşamüzeri bi deli cesaretiyle kendimi dışarı attım ve taksiye atlayıp adamın evine gittim. Hiç bir şey bilmiyorum. Ne yapacağım bilmiyorum niye gidiyorum onu da bilmiyorum ama bi şekilde gittim. Evin yakınlarına geldiğimde engelledi beni, dımdızlak kaldım orada. Defalarca aramama rağmen açmadı. Eve döndüm. Taksiye verdiğim paraya acıdım. Sonra o para diğer gün bana aynı şekilde hiç beklemediğim bi yerden geldi. Orada kafamda şimşekler çaktı. Dedim ki, Allah beni korudu. Böyle bir şeye kalkışmamı istemedi. O gün şahdamarından yakın olmanın ne demek olduğunu iliklerime kadar hissettim. Hüngür hüngür ağladım. Dedim ki ben ne yapıyorum nelere kalkışıyorum. Kendine gel Fatih.

Bişiler yapmam gerekiyordu çünkü bu böyle gitmezdi, gidemezdi. Ben böyle olamazdım, olmamalıydım ve bir şeyler yapmam gerekiyordu artık. Bu mevzuyu bir şekilde kendi içimde çözmeye çalışıp kurtulacaktım kimseye de anlatmayacaktım hayatım boyu da kimse bilmeyecekti. Ama Allahın bir planı var.

En yakın arkadaşım, dostuma mesaj attım, dışarıda oturup konuşalım ciddi bir mesele var dedim. İlk defa biraz korku biraz endişe duygusuyla birine yıllardır içimde taşıdığım bu yükü açacaktım. Korkuyordum. Ne tepki verirdi merak ediyordum. Haftasonu buluştuk dışarıda bir yerde. Karşıma aldım. Duyacağın şeyler karşısında şaşıracaksın tepkin ne olur minvalinde bir şeyler dedim ve en başından beri anlattım. Ağlaya ağlaya her şeyi anlattım. Bu süreçte yanımda olacağını elinden ne geliyor da yapacağını söyledi sıkı sıkı sarıldı. Birine açılmak, içinde tuttuğun şeyleri anlatmak, anlatabilmek çok iyi geldi. Rahatlamış hissettim. Yaklaşık 5 6 ay çok iyi geçti bundan sonra. Bir çözüm arayışındaydık ama bir şey bulamadık. Daha sonra bende durgun ruh hali, depresif haller, çöküntü vs başladı. Bu durumun getirdiği ruh haliyle beraber kendi içime kapanıyor, yurtta odadan çıkmıyor, kimse muhatap olmasın diye de kulaklığı takıp yatağımda sırtımı dönüyordum. Bu hallerimi fark eden bir sınıf arkadaşım benle konuşmak istediğini sürekli olarak beni durgun ve karamsar gördüğünü söyledi. Tamam dedim ben de, konuşalım. Dışarıda oturduk ona da her şeyi döküldüm yine ağlaya ağlaya. O bu durumun psikolojik olduğunu, mutlaka bir çözümü olması gerektiğini söylüyordu. Belli  araştırmalar yapıp bana desteği olabilecek bir yerlere ulaşmaya çalıştı. En sonunda birine ulaştık. Mail attım fakat mail attığım kişi de beni farklı bir yere yönlendirdi. Orada da biraz hevesim kırıldı niye bilmiyorum.

Gelelim 2022 yazına. Benim için belki de dönüm noktası olan o yaz. Sosyal medyada gezinirken bir video gördüm. Beyazıtta yürüyüş yapmak isteyenlere karşı bir konuşma yapan abi. Şu sıralar birçok kişiye umut kaynağı olan Doludizgin'in kurucusu Oğ.... K. abi. Konuşmasında aktivizme alet olunmaması gerektiği, bu durumda olan insanlar için maddi manevi ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunu söylüyordu o konuşmada. Çok etkilemişti beni. Bulmam lazım dedim bu abiyi. Bir şekilde araştırdım buldum. Sonra YouTubedan kaldırılan eşcinsellik videosunu izledim. Sorunun nedeni ve kökenlerini orada anladım ve  daha iyi kavradım. Bu abiyle iletişime geçmem gerek diye düşündüm. Mail adresini buldum. Fake bir mail adresiyle kısaca durumumu özetleyen ve tedavisi varsa destek almak istediğimi anlatan bir yazı yazdım. Allah razı olsun dönüş yaptı. Fatihe gel yüz yüze oturup bi yemek yiyip çay içelim dedi. Tamam dedim, o zamanlar görev yaptığı vakfa gittim. Yüz yüze tanıştık gerçek adımı orada söyledim. Dertleştik. Tedavi almak istediğimi söyledim. Bana bir psikologun mail adresini verdi. Buraya mail atıp randevu alıp gitmemi istedi. Süreç içerisinde de maddi manevi yardımcı olacağını söyledi. Mail attım. Sekreter dönüş yaptı. Psikologun yurt dışında olduğu için danışan kabul etmediği ama uzun yıllardır yetiştirdiği öğrencilerinin terapi verdiğini söyledi. O öğrencisine yazıp randevu aldım ve gittim. Böylelikle terapi sürecim başlamış oldu.

Gittiğim psikolog kadındı. Ofisi bana uzak olan bir yerdeydi ama motivasyonum çok yüksek olduğu için başlarda seanslara büyük bir zevkle gidiyordum. Hoca daha çok nefs psikolojisi alanında uzman olduğu için rüyalar üzerinden gidip öyle terapi yapıyorduk. Yaklaşık olarak 7 8 ay devam ettim. Bu süreçte nicolosinin kitaplarını okudum, sorunun tam olarak ne olduğunu biliyordum artık. Ama zahirde kendimde bir değişim göremiyordum. Hoca rüyalarda güzel şeyler çıktığını içeride iyileşmenin olduğunu devam etmem gerektiğini söyledi. Bu süreçte benim durumumla ilgili şu tespitlerde bulunduk. Benim durumum aslında tam olarak bir eşcinsellik değilmiş. Şöyle ki erkek kardeşimi trafik kazasında kaybettiğimizden bahsetmiştim. Olay Ocak ayında olmuştu. O trafik kazasında ben 6 kardeşim de 5 yaşındaydı. Olay direkt olarak gözümün önünde olmuştu. Olaydan 1 2 gün sonra annemin taziye evinde beni bir odaya çekip biraz sorgular bir tavırla olayın nasıl olduğunu sorduğunu hatırlıyorum. Arabanın rengi, modeli, olay anı, kazanın hızıyla ayakkabıları fırlayan kardeşimin ayakkabılarını alıp annelere götürmem gibi detaylar hala aklımda. Yani çok ağır bir travma. Bu olaydan sonra annemin bana karşı bu tutumuyla ben bu olayı içselleştirmişim ve sanki olayın faili benmişim yahut onu kurtaramadığım için suçluymuşum gibi bir psikolojiye bürünmüşüm. Bilinçaltında hep bu olayla büyümüşüm. Annem için de bir travma olmalı ki o da bana daha sıkı sıkı bağlandı. Bir evladını kaybetmişti çünkü, bir diğerini kaybetmek istemezdi. Ben annemle aşırı bağlı büyüdüm bu yüzden.

Geri dönelim. 8 ayın sonunda sınıfımdan bir kızla bir ilişkiye başladım. Kızın önceden bana ilgisi olduğunun farkındaydım. Hocanın da biraz gazıyla kıza açıldım. Direkt olarak evlilik niyetiyle görüşüyorduk. Başlangıçta hafif bir hoşlantı vardı ama tam olarak sevme ve aşık olma duygusu yoktu. Sanki kendimi zorluyorudum. 3 4 ay devam etti ilişkimiz. Ta ki Ocak ayına kadar. Doğum günüm de Ocak ayında bu arada. Bana doğum günümde çok güzel uzunca bir mesaj atmıştı. Ben o ara terapilere ara vermiştim. Modum da düşüktü açıkçası. Kendi kendime zarar vermeyi seçtim ve kendi topuğuma sıktım. O güzel mesajların ardına ilişkiyi bitirmek istediğimi, kendisine anlatamayacağım bazı şeyler olduğunu söyledim. Kız şok tabi. Aradı ne oldu da böyle olduğunu ısrarla öğrenmek istedi. Ben kendisinin iyiliği için bitirmek zorunda olduğumuzu söyledim. O da illa madem benim iyiliğim için sebebini öğrenmek isterim dedi. Dışarıda bir kafede oturduk. Ona da baştan sona her şeyi anlattım. Kız ikinci şok. Tepki veremedi. Yaklaşık 4 saat konuştuk ve ikimiz için de hayırlı olanın bitirmek olduğuna karar verdik. Daha doğrusu ben karar vermiştim. Tam doğum günümde kendime en çok acı verecek şekilde yapmıştım bunu. Tam bir mazoşist hareketi. Bu şekilde o gün, 2023 kışında ilişkimizi bitirmiş olduk.

Ben 8 ayın sonunda bir değişim göremediğim için Oğ.. abiyle görüşüp acaba terapisti mi değiştirsek diye konuştum. Öyle de yaptık. Öm... M. Y. Hoca ile görüşüp onun ekibinden bir hoca ile terapilere başladık. Bu seferki terapist erkek ve gençti. Diğer psikologa göre nispeten daha toydu. Yaklaşık 6 ay da bu hocayla devam ettik. Ne olduysa burada oldu ve dananın kuyruğu koptu. Bu hocaya terapilere devam ederken sürekli kullandığım o lanet uygulama Telegramdan birileriyle konuşuyordum. Kendime engel olamıyordum. Çok dirençliydim ki, hala öyleyim. Bir tarafım kurtulmak istese de diğer tarafım sürekli manipülasyon yaparak kurtulmamak için elinden geleni yapıyordu.
En sonunda maalesef ama maalesef korktuğum başıma geldi ve reel ilişkiler başladı. Bir süre devam ediyor sonra pişman olup arkadaşıma anlatıyor sonra yine devam ediyordum. Terapi sürecinde iniş çıkışların olması gayet normal ama ben sanki sürekli iniyordum. Kendimi hep daha iyi bir sıçrama için en dibe batmak gerekir diye düşünüp avuttum ama o dipten hiç çıkamadım. Sürekli  Telegramı silip silip yükledim. Farklı telefon hatları üzerinden giriş yaptım ama bi yerden sonra bağımlılığa dönüştü. Bişiler yaşanıyor ardından gelen stres pişmanlık vicdan duygusu sonra o stresin getirdiği daha kötü şeyler. Telegramdan da vicdanımı rahatlatmak için gruplara sürekli mesajlar atıyordum. Terapi desteği almak isteyenler için kitapların pdflerini, site linklerini, forumun linklerini iletiyordum. Belki 100 150 kişiyle terapi hakkında sohbet etmiş, bazılarının terapiye başlamasına vesile olmuşumdur (inşallah). Bu gittiğim erkek psikolog zihnimin daha kolay kandırabileceği biriydi. O yüzden sürekli ilişkiler devam etti maalesef. 6 ayın sonunda eski psikologa geri döndüm. Uzun bir süre reel ilişki olmadı. Ama Ocak ayı geldiğinde yine travma bilinçaltında tetiklendi ve tekrar başladı. Tekrar tekrar devam etti ilişkiler. Bu süreçte grup terapilerine ve ilaçlara da başladım. Antirepresanlar aldım, sürekli dozları artırıldı. Ama kendime hala bir değişiklik göremiyordum. Sonra 2024 Mayısında bir kızla daha bir yola girmek istedim ama yine yapamadım. Ona da anlattım bizden olmaz dedim. Ondan önce de bana teklifler geliyordu ama ben ilişki işini rafa kaldırdığım için bir kızla görüşmek istemiyordum. En azından bu durumu kafada bitirinceye kadar. Bu kızla da daha başlamadan bitmiş oldu. Artık 23 aydır terapilere devam ediyordum ama elle tutulur bir değişiklik göremiyordum.

Oğ... abi bir kere HKyı dene demişti ama kendisinde hatalı gördüğüm bazı şeyler yüzünden istememiştim. Fakat artık tüm her şeyi geride bırakıp HKyla görüşme vakti gelmişti. Oğ..abiyle konuşup HK ile devam etmek istediğimi söyledim. Bu süreçte HKnın danışanlarından Ömer Yılmaz abi ile konuştum. O da kesinlikle tavsiye etti ve başlamam gerektiğini salık verdi. Çok kısa sürelerde tedaviye yanıt alınıyordu çünkü. Bense 23 aydır debeleniyordum. En sonunda konuştum ve randevu alıp gitmeye karar verdim. Şu anlık durum bu şekilde. İlk terapiye cuma veya cumartesi günü gideceğim. Belki HKya gitmek istemememin sebebi tedavinin orada olduğunu bilmem ve bir savunma mekanizması olarak sürekli bahane üreterek oradan kaçmamdır. Kim bilir :) . Vesselam.
« Son Düzenleme: Bugün, 07:03:04 ös Gönderen: Fatih Demir »

Ömer Yılmaz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 28
    • Profili Görüntüle
Ynt: EŞCİNSEL TERAPİ: BENİM HAYAT HİKAYEM
« Yanıtla #1 : 04 Temmuz 2024, 10:31:19 öö »
Aleykümselam kardeşim. Hayat hikayenden etkilendim. Birçok nokta, benim ve başka danışanların hayat hikayesiyle birebir aynı. Çekingenlik, sosyal fobi, obsesif eğilimler, sadist-mazoşist tutumlar, iyi çocuk olma, depresif belirtiler, baskın anne, çekinik baba ve porno izlemek gibi konular birçok danışanın hayat hikayesinde mevcut. O danışanlardan bir kısmının şimdilerde evli ve çocuklu olduğunu bilmekse bizim için büyük bir umut kaynağı.

Onarım terapisi uygulamak hususunda hiçbir yetkinliği olmadığı halde bu işi yapan terapistlere öfkeliyim. Madem bu işi yapacaksın gel Hüseyin hocanın ofisinde biraz vakit geçir veyahut git Amerika'ya bu işi oradakilerden öğren. Seninle telefonda konuşurken anlattıkların karşında dudağım uçukladı. "Dindar olmasaydın bir kızla cinsel ilişkiye girmeni tavsiye ederdim." demiş ya sana. Yahu siz Nicolosi'nin kitaplarını da mı okumadınız? Orada karşı cinsle cinsel ilişkiye girmenin onarım terapisine bir katkısının olmadığı üzerine basa basa anlatılmıyor mu? Madem kadınla cinsel ilişkiye girmek eşcinsellikten kurtarıyor o hâlde evli olan ama eşcinsel hayatı yaşamaya devam eden on binlerce insanı nasıl açıklayacağız? Bizim mahalle kahvesinin müdavimi külhanbeyi Mahmut abi de kadınla cinsel ilişkiye girmenin eşcinsellikten kurtaracağını düşünüyor. Ondan tek farkınız diplomalı oluşunuz. Siz 18 yaşında diplomasız cahilken dört yıllık psikoloji bölümü okuyarak diplomalı cahile dönüşmüşsünüz. Sonra belli terapi eğitimleri almışsınız ve en sonunda "sertifikalı diplomalı cahil" mertebesine erişmişsiniz.

Kardeşim eşcinsel terapi için doğru yerde olduğunu düşünüyorum. Hüseyin hocayla halen birçok noktada anlaşamasak ve diğer danışanlarıyla arasında oluşan bağı kendisiyle kuramamış olsam da eşcinsel terapi konusundaki yetkinliğini inkar edemem. Hep birlikte bu rahatsızlıktan tamamen kurtulacağız inşallah.

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
Ynt: EŞCİNSEL TERAPİ: BENİM HAYAT HİKAYEM
« Yanıtla #2 : 04 Temmuz 2024, 03:13:10 ös »
Eyvallah abi. Dediklerine birebir katılıyorum. Herkesin hayat hikayesi birbirine çok benziyor. Ortak noktalar çok fazla. Terapi geçmişimin bana katkısı elbette olmuştur. Fakat her ilaç herkeste aynı etkiyi vermiyor demek ki. Erkekliği, erkeksiliği öğrenmeden bazı şeylere kalkışmak birçok açıdan doğru değil. Allahın izniyle HK ile bunun üstesinden geleceğime inanıyorum. Allah hepimiz hakkında hayırlısını versin inşallah.

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
Ynt: EŞCİNSEL TERAPİ: BENİM HAYAT HİKAYEM, TERAPİDEN TERAPİYE
« Yanıtla #3 : 07 Temmuz 2024, 09:18:12 ös »
1. Terapi 06.07.2024
Eveeeeet, selamunaleyküm. Bu yazıyı motivasyonu aşırı yüksek, mutlu ve umudu çoğalmış; bir şeylerin değişebileceğine inancı kalmamışken artık inancı tavan yapan bir Fatih olarak yazıyorum. Hamd olsun.
Terapi ve günümü anlatmadan önce hemen bir iki hususa değineyim. Hayat hikayemi yazdığım önceki yazımda birçok şeyi anlatmış olsam da bazı şeyleri yazmadığımı fark ettim. Onları redakte edip bir an önce yazıma geçeyim.
İlki küçükken annem ile yaşadığım bazı şeyler. Ben küçükken kekeme bir çocuktum. Annem babam bunun için doktor doktor gezdiler. Halbuki bilmiyorlardı ki sebepleri kendileri. Annem beni çingene diye tabir ettiğimiz insanlardan korkuturdu. İnsanları akşam kaçırırlar, eve erken gel, uslu dur vs vs diye. Tam olarak yaş aralığını hatırlamıyorum ama ne çok küçüktüm ne çok büyük. Annem beni hep bununla korkuttu. Ayrıca karanlıkta uyuyamaz, hep ışık açık uyurdum. Annem ben uyuduktan sonra odanın ışığını kapatırdı. Kekemeliğimin kardeşimin vefatından sonra mı geliştiğini tam hatırlamıyorum ama tüm nu olaylarla paralel gitti. Amcam küçükken bana hep Hz. Musa'nın duasını okutturup ezberletti. رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي يَفْقَهُوا قَوْلِي. Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar. Hz. Musa'nın bu duası ve yaşamıyla ilgili de hayatımda bazı bağlar kurmuyor değilim. Neyse konumuz bu değil. Kekemeliğim şu anda geçti hamd olsun. Fakat hala hızlı konuşuyorum, bazen harfleri veya kelimeleri yutuyorum. Arkadaşlarımın ailemin beni anlamadığı çok oluyor. Hatta annem sürekli düzgün konuşmam konusunda beni uyarır. Bunun için biraz diksiyon dersi aldıysam da pek etki olmadı maalesef. Bu durum da beni hayatım boyunca konuşmaktan çekinen, geri duran ve sesi içine kaçan biri yaptı. Özgüven ve kaygıyı büyük oranda tetikledi. Derslerde hocalara bildiğim şeyleri söyleyemez, sunumlardan çok korkar oldum. Üniversitede bile devam etti bu durum. Yavaş yavaş atılgan olup aşmaya çalışıyorum.
Evet şu anlık aklıma gelenler bunlar. Bugün 7 Temmuz, 1 Muharrem 1446. Dün akşam itibariyle yeni hicri yıla girdik. Rabbimin bana tertemiz bir sayfa açma fırsat verdiğine inanıyorum. Bu yeni yılda kendimi iyileştirmek için elimden ne geliyorsa kat be kat yapmaya kendimi zorlayacağım. Yeni yılın hepimiz adına, bu yazıları okuyan, bu yolda mücadele eden tüm kardeşlerim abilerim adına hayır kapıları açmasını Allah'tan isterim. Bu ön yazıdan sonra hemen günümü ve terapiyi anlatmaya geçeyim
6 Temmuz, saatlerimiz 07:45. HK'nın WhatsApp mesajına cevap verdim. Bana başkalarıyla görüşmek istersem saat 10da gelebilirsin diye mesaj atmış. Normalde randevum 11de idi. Tabi olur dedim yazdım hemen. Yola çıktım ve saat 09:40 gibi hocanın ofisinin önüne vardım. Ofisin hemen iki yan binasındaki parkta kısaca oturup saati bekledim. Sonra içimden düşündüm. Normalde vakti bekleyip tam 10'da girerdim. Erken girmekten çekinirdim acaba ne olur bişi derler mi diye çekingem kuruntum olurdu. Ne olabilirdi ki? Daha erken girip daha çok kişiyle görüşebilirdim belki de bu da benim içim bir artıydı tabi. Kalktım ofise yürüdüm. İçinde tatlı bi heyecan. Niyetimi getirdim duamı ettim ve zile bastım. Kalbim bi tık hızlı çarptı :). Kapı açıldı ve girdim. HK ve bir danışan karşıladı beni. Hoş geldin Fatih dedi. Sıcak bi karşılamanın ardından bekleme yerine geçtim. Yazılarda hep okuduğum yeri sonunda gördüm :). Hoca içeride bir danışanıyla görüşmeye geçti. Bekleme odasında duran danışana da Fatih ilk defa geldi tanışın bizi anlat dedi. Oturdum. Antalyadan gelen İ... abiyle orada tanıştık. 34 yaşındaydı. Biraz sohbet muhabbet ettik onunla. Normalde benim seansım 11de iken hoca çıktı beni erken aldı geçelim dedi. Odasına geçtim bana çay koydu getirdi. Kısaca bir odaya göz gezdirdim. Kitaplığı hoşuma gitti. Safahat, Mesnevi, Divanı kebir gibi kitaplar dikkatimi çekti. Hemen başladık terapiye.
Çok kısa yaşımı anne baba mesleğini abla kardeşimi sordu. Kardeşimin vefatı üzerine biraz konuştuk. Sonrasında terapi geçmişimi anlattım. 8+6+10 aylık geçmişten kısaca bahsettim. Eski terapistlerimin yanlış uygulamaları üzerinde durduk. Ayrıca hepsi HKya karşılardı bazı yerlerde. Hocanın üslubu, teknikleri konusunda eleştirileri vardı. Ben bir yerde acaba HKyı mı denesem dediğimde beni gitmemem konusunda uyarmışlardı. Ama yaptığı terapilerde bi sonuç alamıyorsam neden değiştirmeyeyim ki? Ben de öyle yapıp HKya geldim zaten. HK'nın samimiyetine inandım. Gelmeden önce hocaya karşı ön yargılarım çok fazlaydı hatta irrite oluyordum ama daha ilk seanstan çok sevdim. Seviliyorsunuz hocam :). Bu kadar samimi olacağını tahmin edemedim. Terapi geçmişimden sonra ilişki geçmişi ve cinsel hayatı konuştuk. Hoca her şeyi sansürsüz yaz demişti ben de öyle yazacağım. Bu arada terapinin son 10 dksında kayıt almayı hoca hatırlatınca anca oraların kaydını alabildim. O yüzden genel hatlarıyla yazıyorum. Reel ilişki sürecimi anlattım, geçen sene mayısta başlamıştı. 14 ayda 20 30 kişiyle reel ilişki yaşamıştım maalesef. Yani 14 ayda ortalama 2 haftada biriyle görüşmüştüm. Bunların çok büyük çoğunluğu oral ve sevişme boyutundaydı.
Hiçbiriyle duygusal bağ kurmadım. Yani manitacılık yapmadım. Ki zaten bi görüştüğümde bir daha görüşmüyordum. Hemen engelleyip siliyordum. İlişkiden sonra gelen büyük pişmanlık ve vicdan, ayrıca günah boyutu da beni çarktan çıkaramıyordu. Böyle olduğu için de depresyona giriyor, depresyon ve stres altında iken de kaçmak için yine ilişkiye giriyordum. Hoca ilişkideki rolümü sordu. AP idim. Daha sonra mastürbasyon sıklığımı sordu. Bazen haftada 8 10 kere yaparken bazen 4 5 hafta hiç yapmazdım. Ama kendimi baskıladığım için bunun yanlış olduğunu söyledi. Ki doğruydu da. Baskının sonucu daha kötü oluyordu çünkü. Hocaya şunu söyledim. Mastürbasyon yaparken bunu ayna karşısında veya bir şeyler izleyerek yapmıyordum. Bende bir yerden sonra şu bağımlılık gelişmişti. Webcamde rastgele sitelerle rastgele insanlarla karşılıklı mastürbasyon yapmak. Yüzüm gözükmeyecek şekilde kendimi teşhir edip karşıdakiyle karşılı olarak asılıyordık yani. Hoca ilk ödev olarak bunu bırakmam gerektiğini haftada 2, maks 3 mastürbasyon yapmam gerektiğini söyledi. Ama bunu yaparken camda veya pornografik içerik izleyerek değil. Boxer üzerinden sürterek değil. Bebe yağıyla yağlayarak, yavaş yavaş. Vajinayı andıracaktık yani. Ama yine de onu düşünmeyecektim. İlk ödevim bu. Duygular hisler erotikleşmeye başladığında reel veya Webcame koşmayıp mastürbasyon yapacaktım. Ama bunu yaparken doğru yöntemle yapacaktım. Boşalma gerçekleştiğinde de zaten vücut artık diğerlerini istemeyecekti. Genel olarak ilk terapide bunları konuştuk ve hızlı bir giriş yaptık. Hocayla en son kısa özet geçip terapiyi bitirdik. Kalktı sıkı sıkıya sarıldık.
Süreç içerisinde hoca ödevlerin yapılmadığı takdirde iyileşmeye karşı direnç oluşabileceği ve HKdan nefret edebilme ihtimali olduğunu söyledi. Hoca burada üstüne gitmem gerektiğini gerekirse kendisiyle tartışmam gerektiğini söyledi. Terapi bitti ve bekleme odasına geçtim. Odada 2 kişi vardı. İ... abi zaten bekliyordu. 1 kişi daha vardı. Hoca İ... abiyi terapiye aldı ve siz de tanışın deyip içeri geçti. İçerideki kişi forum yazarlarımızdan gergindi. Gergin abiyle tanıştık sohbet ettik. O da farklı terapi süreçleri geçirmiş. İkinci gittiğim psikologa o da gitmiş. Ama o da en son HKya gelmiş. Sıcakkanlı cana yakındı gergin :) kendi sürecini anlattı. Sonra ben ona anlattım. Anlatırken kapı çaldı, birisi daha geldi terapiye. Gelen kişi de Yavuz Efe'ydi o da oturdu koltuğa. Konuşurken sen Fatih Demir misin dedi. Terapiye başlamama vesile olan Ömer Yılmaz abi Yavuza bahsetmiş o da hemen tanıdı. Onunla da tanıştık. Başka şehirden geliyormuş o da. Yavuz kardeşimi de sevdim. Ömer Yılmaz abi terapiye başlamadan önce bana yazılarını sevdiği 3 kişiden bahsetmişti ve onların yazılarını göndermişti. Yavuz Efe, gergin ve koyugri. 2siyle daha terapiden çıkar çıkmaz tanışmış oldum. Koyugriyle de birazdan tanışacaktım. Yavuz efe de kısaca kendinden bahsetti konuştuk. Ben devam ettim süreci anlatmaya. O sırada İ... abinin terapisi bitmişti ve içeri Yavuz Efe girdi. İ... ben ve gergin biraz hava alalım diye dışarı çıkalım dedik. Hocaya selam verip çıkmak için odasına uğradım selam verdim biz çıkıyoruz dedim. Bi yere geçip oturacaktık. Yavuz efeyi de çağıracaktım hatta istersen sen de gelirsin dedim ama hem terapisi bitmemişti hem de bittikten sonra nereye gittiğimizi söyleyebileceğim bir iletişimim yoktu o yüzden biz 2 saate yakın oturduğumuzda Yavuz efe bize katılamadı. Hakkını helal et gardaşım benim bu yüzden. Üçümüz bişiler yiyip içeriz deyip ofise yakın bir çay bahçesine oturduk. Güzel yol kenarında küçük bi çay bahçesi arkada arabesk müzikler çalıyor. Oturup sohbet ederken daha sonra koyugri geldi. Yanında bir kızla gelmişti. Uzaktan görünce sevgilisi vs diye düşündüm ama çok farklı bişi çıktı ahahahah. Kız ankaradan İstanbula gelmiş yolunu kaybetmiş, taksiye binmiş dolandırılmış falan. Beşiktaşa gitmek için koyugriye yol sormuş. O da gel hene seni çok kandırırlar deyip alıp bizim masaya getirdi kızı :D. Hem kızla tanışıp biraz sohbet ettik hem de İstanbulda gezebileceği yerleri tavsiye ettik. Sonra kalktı gitti biraz oturduktan sonra. Masa dörtlendi artık. Koyugriyle de tanışmış oldum böylelikle. Aşırı pozitif, enerjik, deli dolu biri koyugri. Asla koyugri değil şu anda :D. Sohbet aktı gitti 2 saat muhabbet ettik öyle. Gerginle biraz din, cemaatler vs üzerine konuştuk. 2 saatin sonunda 3e doğru kalktık. İ... abi ayrıldı bizden. Ben gergin ve koyugri ofise doğru yol aldık. Gerginin de berber randevusu vardı o da ofisin oralarda bizden ayrıldı. Benle koyugri ofise geçtik. Aslında tekrar ofise dönmek gibi bi niyetim yoktu ama danışanlarla konuşmak bana çok çok iyi geldi. Yine konuşurum, başkalarıyla tanışırım diye ofise geçtim. Ofise girdiğimde biraz kalabalık vardı. Yavuz efe, 3.terapisine gelen başka bi arkadaş, Ercan bey ve içeride bir danışan. HK içeriden çıktı ben ve koyugriyi içerideki danışanın yanına aldı. 27 28 yaşlarında danışan bir abiydi. Bazı şeyleri halletmiş fakat hayatına kız sokamıyoruz dedi HK. Ben de yanlarına bulundum ama konuşmadım. Yaklaşık 5 dk koyugri kendinden bahsetti. Eski obsesyon kaygı ve endişelerinden, bunlardan nasıl kurtulduğundan bahsetti. Sonrasında HK bizi çıkartıp S...ı içeri aldı. Üçümüz bekleme odasına geçtik orada sohbet devam etti. Sohbet devam ederken 2 kız geldi ofise. Tahminlerime göre biri lezbiyendi diğeri ise onunla beraber yanında gelen yakını. Ayrıca daha sonra koyugrinin yakın arkadaşı, obsesyon için terapi alan M...geldi. O da kızdı. Hatta o da ilk içeri girer girmez burada ilk defa kız görüyorum dedi. Ardından da M... nin erkek kankası başka bir arkadaş geldi. Salonda oturacak yer kalmadı yani. Sağ baştan Ercan bey, M..., erkek kankası, ben koyugri, Yavuz Efe, diğer erkek danışan ve iki kız. Bu kadar kalabalığı HK da görünce şaşırdı tabi :D. HK içerideki S... ın terapisi bitince önce lezbiyen olduğunu düşündüğüm kızı terapi için içeri aldı. Bir süre sonra da yakınını ve M.... yi terapide bulunmaları için içeri aldı. Üç kız terapi odasındaydı yani. Bu süre boyunca koyugri de herkese bazı şeyler anlatıyor ve tavsiyelerde bulunuyordu. Konuştukları şeyler değerliydi. Aklımda kaldığı kadarıyla şunlardan bahsediyordu:
1-Bizler DNA ve RNAdan oluşuyoruz. Sağlıklı evlatlar yetiştirmek için anne babalarımızın travmalarını yaşatmayacağız. DNA zincirindeki o kırılma bizimle yaşanacak. Annemin özelliklerini ben alıp çocuklarıma vermeyeceğim.
2- İnsan olarak esfele safilin olmak da ahseni takvim olmak da bizim elimizde.
3-Alemin işleyişini anladığımızda kaygılarımız korkularımız endişelerimiz gidecek ve bir şeyler yoluna girecek.
Kısaca her şey bizim elimizde. Biz istersek olacak. Güçlü olursak olacak ve bu güç bizde var yeter ki farkına varalım.
Saat 4 oldu ben ve Yavuz efe aynı yere gidecektik. Beraber çıkalım dedik ve nihayet ofisten ayrıldık. Ofisten çıktık namaz kılmak için camiye uğradık. Oradan tramvay ve marmarayla gideceğimiz yere vardık. Yol boyunca da baya muhabbet ettik. Sonrasında bi yerde çay içmeye oturdum tek başıma. Hemen Ömer Yılmaz abiyi aradım ve bugün üzerine konuştuk. Sesim,konuşmam, dediklerim o kadar motive ediciydi ki o da çok mutlu oldu ben de. Elhamdülillah. Böylelikle ilk terapi günüm çok verimli bir şekilde geçmiş oldu.
En son şunu düşündüm. Bu kadar insan, üzerinden kalkılması bu kadar büyük bir yük taşıyorken bir şeyler yapmaya çalışıyor. Allah bizi seviyor lan, ALLAH BİZİ ÇOK SEVİYOR. Bir odada o kadar kişi aynı amaç uğruna elimizden geldiğince çabalıyoruz. Bunun için attığımız her adım, çektiğimiz her çile, geldiğimiz tüm yollar Allahın izniyle bizim hanemize yazılıyor. İmtihan dünyasında imtihanı için bu kadar efor sarf eden kendine güvenen inancı olan kaç kişi var!
Not: Yazının büyük kısmını aklımda kalan şekliyle yazdım. İnşallah faydalı olur.
« Son Düzenleme: 09 Temmuz 2024, 03:50:17 öö Gönderen: Fatih Demir »

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
DAHA FAZLA GEÇ KALAMAM 11.07.2024

Saatlerimiz 16:20yi gösteriyor. HK'yı aradım. Yarın için ofise uğramayı, danışanlarla tanışıp konuşmak istediğimi söyledim. Bana iyi geliyordu çünkü. Yavuz efe ve Ömer Yılmaz abiyle de telefonla konuşuyoruz. Kendi kendimize grup terapisi gibi biraz. Bana iyi geldiğini hissediyorum. HK ile terapi sıklığını 2 haftada bir olarak düşünmüştüm ama HK haftada bir gelmem gerektiğini söyledi. Zaten 2 yılımı diğer terapilerde kaybetmiştim daha fazla kaybedecek vaktim yoktu. Haklıydı da. Yarın için randevulaştık.

Doludizgin instagram sayfasında gezerken bi anda yazdığım yazının bir kısmın bir başkası tarafından video altına yorum olarak atıldığını gördüm. Önce şaşırdım, sonra kaygılandım. Sayfayı takip eden bir sürü arkadaşım var çünkü hepsi bizim mahalleden islamcı abiler gençler. Acaba onlara açtığım bazı dertlerden sorunlardan yazının sahininin ben olduğunu anlarlar mıydı? Klasik biz işte. Yersiz kaygı, endişe, ifşa korkusu. Ama daha yolun başındayım. HK bunun normal olduğunu kaygılanmamam gerektiğini söyledi. Ama hala kaygı var :)
Hoca normalde de ofise uğrayabileceğimi ama danışanlarla iletişimi dışarıya taşımamamı söyledi. Daha ilk terapide diğer arkadaşlarla dışarı çay içmeye çıkmıştım. Ofisten çıkmak yok artık. Bir de yazıları sıkılaştırmamı söyledi bu yazı da ondan mütevellit yazılıyor. Ha bir de HK ile terapilere başlamadan öncesine kadar haftada bir mastürbasyon yaparken şu 5 6 günde tık yok :) ne bir istek ne bi şehvet ne bi webcam vakası. Motiveyim, farklı şeylere yöneldim ve hazzı farklı yerlerde aldım. Vücut ihtiyaç duymuyor o yüzden. Aseksüelleştim herhalde dicem de hala önüme çıkan kişilere bakıyorum kesiyorum, yakışıklıymış diyorum. Ama fantazi kurmuyorum. Zaten genelde de kurmuyordum. Aradığım şey daha yakın arkadaşlıktna öte, duygusal bişidi. Neyse yazıya geçelim. Yazının bi kısmı da önceleri yazdığım bi yazının bu yazıya eklemlenmiş hali.

*


Neden Eşcinseliz
Başlığı düşünmeden hemen yazdım. İslami camiada eşcinssellerin hep seküler laik camiadan olduğunu düşünülüyor. En azından avam öyle düşünüyor. Peki durum gerçekten öyle mi? Asla. Bizim camiada gizli eşcinsseller çok fazla tahmin edemeyeceğimiz kadar. İmamı, ilahiyatçısı, hocası... Durum hiç de tesadüf değil. Ailelerde cinselliğin konuşulmaması, tabu olarak görülmesi, pis kaka denerek çocukların öğrenmemesi gerektiğini düşünmeleri. Oysa sağlıklı bir cinsellik eğitimi şart. Bu dertten muzdarip biri bir hocaya gitse vereceği cevap çok belli. Bu iş günahtır tövbe et ibadetlerine devam et, Lut kısası örneği. Hiç şaşmaz. Oysa DİN KORUR AMA KURTARMAZ. Sen ne kadar dua etsen de ibadetlerinde ihlaslı olsan da bi şekilde bu dertten muzdaripsen çözümü bunlar değil. Bilinçsiziz, bilmiyoruz, okumuyoruz.
İlk terapilere başladığımda nicolosiyi kendime örnek alırdım. Psikoloji okuyup bu yoldan geçenlere, iyileşmiş bir eşcinsel olarak yardım etmek, tedavi imkanı sunmak istiyordum. Tabi evdeki hesap çarşıya uymadı. Daha kendimi iyileştiremiyorum bi de başkalarına mı koşacam. Telegram gruplarında takılırken bi yerde hep başkalarına koştum. Biri daha kurtulsun,terapiye başlasın, vesile olayım gibi düşünceler. Ulan zaten bi ayağın çukurda. Çukurdakini çekecem diye niye daha dibe batıyorsun. Amacım belliydi zaten kendimi kandırıyodum. Orada bulunmama meşru zemin oluşturuyordum çünkü. Başkalarını kurtarmakmış, peh. Kurtarırken ne yapıyordum bana yazan kişilere linkler pdfler yolluyodum. Hepsi bizim mahallenin çocukları dindar 5 vakit namazında insanlar abiler. Biri bana Medinede çekildiği fotosunu atıyor ben böyle değildim kendimi bi anda burada buldum diyor, biri şöyle şöyle dini eğitim aldım gece Ayetel kürsi okumadan uyumam diyor. Şaşırdık mı? Hayır. Hepsi kendini o leş ortamda buluyor sonra. Böyle birini buldu mu da Kurtarıcı Mesih gözüyle bakıyor. Sonra noluyor muhabbet ilerliyor, arkadaşlıklar kuruluyor. Bi çocuk vardı abi derdi bana lütfen hesabını silme ben psikologa gidemem sen bana yardımcı ol diyordu. E yavrum ben silmezsem sen bana bağlanacan, duygusal bağ kuracan ileride daha büyük sorun olacak. Bunu artık yapmıyorum. Bi tane Fatih Demir var onu da kaybedemem. Bencil olmayı öğrenmem gerekiyor artık. Yine gruplardan tanıştığım 28 yaşındaki Barış. Adamı zorla terapiye başlattım saçımı süpürge ettim başlasın diye. Ne gördüm, sonuç ne? Her ilişki sonrasında bana ben kötüyüm diye mesaj atıyor arıyorum konuşuyorum telkin ediyorum. Sonuç? Aynı tas aynı hamam. Adam görüştüğü çocuk iyi mi diye beni evine gönderdi bakmam için. Akşam 11de hiç tanımadığım birinin evine gittim. Barış seni merak ediyor iyi misin diye sordum. Ben ne yaşamışım lan. Kullanmışlar olum beni. Ezik gibi kullanmışlar, kendimi kullandırmışım resmen. Hala da omum iyiliğini düşünüyorum. Kafama yazık. Ee demek ki neymiş, rüya terapisiyle olmuyormuş. Dışarıda bir değişim olmasa da içeride değişim var demekle olmuyormuş. Ben kendimde bişiler değiştiğini görmesem ne anladım bu işten. Dikenlerimi çıkarma vakti geldi sanırım. 23 ayım boşa gitti. Daha fazla geç kalamam. Şairin dediği gibi:
Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Demir almak günü çoktan geldi de Allah'tan gemiyi kaçırmadım. Geç geldik güç olmasın.

İnsan, beden ve ruhtan ibaret kompleks bir mekanizma. Suda yüzen, karşı kıyıya varmaya çalışan; kulaç atıp çabalayan yahut tuzlu su yutmaya ant içen nisyan ile malûl etler yığını.
Hz. Mevlana'nın sözünü azığımız yapsak, dün akıllıyken düşündüğümüz "dünyayı kurtarmak" eylemini bugün zekiyken "kendi-mizi (dünyamızı) kurtarmak"a dönüştürebilsek. Dertlerimizi, düşüncelerimizi, fikirlerimizi evirebilsek; belki nihai mutluluğa ulaşmak hayali olmasa ve dahi ona ulaşamasak da yolun sonunu düşünmekten ziyade yolda olmayı sürdürebilsek birçok şeyi değiştirebilme inancına vakıf olabiliriz. Yahut değiştirebilme inancını yitirmeyiz.
Peki biz napıyoruz hep bile bile suda boğulmaya seçiyoruz. Mazoşistiz çünkü, kendimize acı çektirmemiz lazım ya illa yaşatacaz kendi ayağımıza sıkacaz o kurşunu.
"Dost bivefa, felek birahm, devran bisükun, Dert çok, hemdert yok, düşman kavi, tali zebun" demiş Fuzuli.
Evet, dost vefasız, felek merhametsiz devir huzursuz. Dert çok, derttaş yok, düşman kavi, talih çaresiz.
Fakat: "Aziz dost! Sen, tek bir kişi değilsin; sen bir alemsin! Sen derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insanı kamil! O senin muazzam varlığın, belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir.Yüzlerce alem, o denize gark olup gitmiştir." Hz. Mevlana.
Denizin karşı kıyısına varmak amacıyla kulaç atmak, kulaç atma istidatini arzulamak da tuzlu suyu yutmak, yutmayı istemek de yine bizim ellerimizde.
İşte o güce ulaştım mı siz görün beni.
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen...
« Son Düzenleme: 11 Temmuz 2024, 05:17:49 ös Gönderen: Fatih Demir »

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
2. Terapi  |  12.07.24

Selamunaleyküm dostlar. Yeni forum yazısıyla karşınızdayım. Yazıları ya aynı gün ya hemen ertesi gün hızlı hızlı sıcağı sıcağına yazıp yüklüyorum. Bana iyi geliyor sanırım yazmak. Genciz, dinamiğiz, heyecanlı ve motiveyiz. Allah bozmasın. Bu sefer hızlı bir giriş olacak. Belki biraz sert ama HK'nın kaldırabileceğini düşünüyorum :) . Yazıya HK'ya karşı bazı eleştirilerimi yazarak başlayacağım. Terapide yüz yüze söyleyemedim. Belki cesaret edemedim belki akış öyle gerektirdi. Ha sözle ha yazıyla diyerek başlayalım bakalım. Kılıçlar çekildi :) .


*


1- İlk rahatsız olduğum nokta. Terapide sürekli kendi geçmişinizi açmanız ve bedel ödemenizden bahsetmeniz. Evet bu 15 yıllık süreçte farklı şeyler yaşadınız, ceza aldınız, ailenizle tehdit edildiniz vs vs. Fakat bunun muhatabı neden danışanlarınız olmak zorunda? Terapide bir bahsedersiniz kısa olur biter. Hem terapi hem birebir konuşmalarımızda konu bi şekilde buraya geliyor ve beni rahatsız ediyor. Tamam diğer psikolog psikiyatristler çekindiler. Hiç bişi yapmadılar, kaçtılar. Tek siz savaştınız. Hepsi 2020de tekrar ortaya çıktı. Tamam sizden başka korkusuz yoktu hepsi bazı şeylerden korktu siz devleti bile karşınıza aldınız eyvallah. Ama sizin bunları sürekli anlatmanız danışanda olumsuz intiba bırakıyor. Bunları bize bahsetmeniz ne size ne de bize bişi kazandırır. Birçok danışanın aynı fikirde olduğu kanaatindeyim. Söyleyen de vardır illa ki. Ama hep ben ben ben söylemi rahatsız edici.

2- Derin devlet ve FETÖ size cephe almış ve sizinle uğraşıyor. Uğraşsınlar hocam. Sizin yapmanız gereken bize erkekliği öğretmek ödev vermek değil mi? Fetönün sizinle uğraşması komplolar kurması derin devletin çalışması, işlemesi bana ne kazandırır? Hep bundan bahsediyorsunuz. Sıktı.

https://www.habervakti.com/fetullah-gulen-tecavuz-magduru-mudur/amp

3- Her psikolojik rahatsızlığı olan bireye potansiyel eşcinsel gözüyle bakıyorsunuz veya geçmişte eşcinseldi taciz tecavüz mağduruydu yaftası vuruyorsunuz. Şöyle şöyle olsaydı eşcinsel olurdu, şu şu taciz mağdurudur ondan böyle yapıyor diyorsunuz. Bu sağlıklı bi tutum değil hocam bence. Uzun süre eşcinsellerle çalıştınız artık kendi tabirinizle ustalık dönemindesiniz eyvallah ama. Her eşcinsel şu şu rahatsızlığı olduğu için eşcinsel olsa da her o rahatsızlığa sahip olan da eşcinsel olmaz, olamaz, olmamalıdır. Böyle bi denklem kurarsanız toplumda hetero kalmaz.

4- Danışanlarınız sizinle iletişime geçerken çok fazla araya giriyorsunuz ve belki istemeden danışanın motivasyonunu kırıyorsunuz. Bişi söyleyecekken belki danışanın söyleyeceği şeyden vazgeçmesine sebep oluyorsunuz. Biraz bize de söz hakkı vermenizi ve sürekli araya girmemenizi rica ediyorum.

Son olarak bu eleştirileri yanlış anlamamanızı, yapıcı birer eleştiri olarak kabul etmenizi rica ederim. Bu yaptığınız şey belki sizin için bir teknik bilemiyorum. Danışanı açmaya, tartışmaya sokmaya çalışıyor olabilirsiniz. Analiz etmesi zor ama zaman gösterir artık diyelim. Gerekirse yüz yüze de konuşup sorunları çözeriz. Sağlıklı insanlar sorunlarını konuşarak çözer çünkü.
Kısaca böyle özetledikten sonra terapide ne yaptık ne ettik ne oldu anlatmaya başlayayım bakalım. Vira bismillah.

Saatlerimiz 14:50. Randevum 15:00te idi. Ofise geldim. HK kapıyı açtı selamlaştık. İçeri geçtim. Salon bomboştu ne bekleyen danışan ne başka biri. İçeride odadaki danışanın terapisi bitmemişti daha. Neyse tam oturdum kapı tekrar çaldı. Biri geldi. Gelen kişi geçen yazıda da bahsettiğim koyugrinin arkadaşı M.. (kız) idi. Geçen hafta tanışmıştık. Neyse geldi oturduk HK içeri geçti. Biz M.. ile sohbet muhabbete başladık. Obsesyon mazoşizm vardı onda da onun üzerine baya konuştuk. Travmalarımız çok benzerdi. Bunun sonucu olarak kendini suçlu hissetme, bile bile kendi kendine zarar verme, mutluluktan kaçma ve kendini mutlu olmaya layık görmeme. Travmadan ötürü biz suçluyuz çünkü ve mutlu olamayız. Hem o hem ben bunu hayatımızın birçok alanında yaşamışız. Kafada kurduğu ve kendine inandırdığı çok şey vardı sebeplerinin bunlar olabileceğini, travma geçmişinin diri tutulduğundan bahsettim çünkü aynı şeyleri yaşıyor ve biliyordum. Sonra HK benle M.. yi içerideki danışanın yanına aldı. Hocanın en eski danışanlarından, iyileşmiş diyebileceğimiz biri. Hayatına bir kız girmiş ve HKdan tavsiye almak üzere gelmiş. Onunla biraz konuştuk. Ses kaydı alacaktım unutmamak için ama danışan sıcak bakmadı pek. Zaten çok da durmadı biraz konuştuktan sonra kalktı.

HK ile ben başladık sonra, ses kaydını açtım. Bu satırları da ses kaydını dinleyerek senkronize bir şekilde yazıyorum. HK kız erkek ilişkisinde kıza bakıp olur mu olmaz mı diye onay veriyor. Fotodan bile anlarım dedi. Ben de göstereyim mi hocam dedim göster dedi. 2 sene önce staj yaptığım yerde bir kız vardı. Bana ilgisi olduğunu çok net biliyordum ama kızdan kaçıyordum tabi. İyi, güzel, saf niyetli, olabilecek de bir kız aslında. Ama hiç yüz vermedim desem yeridir. Neyse kız bana instagramdan bir vesileyle yazdı üstüne takip attı. Ben de ona attım öylece takipleşmeye başladık. Hocaya gösterecektim ama odada internet çekmiyordu gösteremedim bir türlü. Çıkışta gösteririm dedim. Daha önce de okulda 3 4 kızdan teklif almıştım ama hepsini elimin tersiyle itiyordum tabi. Kaçıyordum adeta onlardan. Ya bi ilişkiye hazır olmadığımı söylüyor ya da direkt olarak aracıyla reddettiğimi iletiyordum.

İlk terapiden sonra neler hissettiğimi sordu HK. Mutluydum ve motiveydim. Sen tecrübelisin başka yerlerden de terapi aldın. Onlarda olmayıp bizde olan ne var diye sordu. İlk dediğim şey samimiyet oldu. Harbiden öyle ama şimdi. Yiğidi öldür hakkını yeme. İkinci olarak uzun süre devam ettiğim terapistin kadın olmasının zararlarından bahsettim. En başta erkek eşcinselin terapi için erkek terapistle özdeşim kurması gerekirken ben kadın terapistle 14 ay çalışmıştım. Hocayla özdeşim kuramam ki beni nereye kadar anlayabilir? Erkek değil bi kere. Bilmiyor o dünyayı, bilemez. Ne kadar empati yaparsa yapsın erkeklik farklı bişi. Nicolosi de aynı şeyi söylüyordu. Erkek terapist erkek eşcinsellerle, kadın terapist de kadın eşcinsellerle çalışmalı. Bu özdeşim kurma mevzusunu da ilk olarak Ömer Yılmaz abi telefonda söylemişti bana. O yüzden HKya başla demişti. Ayrıca erkek terapiste karşı her anlamda açıktım rahat rahat utanmadan her şeyi anlatabiliyordum. Kadın terapistle de bu açıklık olsa da sınır bir yere kadar vardı.

Webcam konusu üzerine konuştuk. Böyle bir bağımlılığım vardı. Mastürbasyon sırasında sürekli biriyle karşılıklı yapmak istiyordum. Bunun sebebini de şuna bağladık. Babamı küçükken yatağında uzanır vaziyette iç çamaşırıyla görürdüm. Ardında ne var merak ederdim. Küçükken banyo kapısı altından babamı amcamı izlerdim önceki yazıda dediğim gibi. Hoca direkt teşhisi koydu. PENİS FETİŞİZMİ. Aynen öyle. Sonrasında da webcam bağımlılığı işte. Mastürbasyon yaparken görmek istediğim şey penisti. Babamınkini görmüşsem herkesinkini görmek isterdim çünkü. İlişkilerde çoğunlukla anal yapmayıp oral takılmanın sebebi de bu. Yolda yürürken bile istemsizce hemcinsimin orasına bakmak istiyorum. Bende aslında güçlü bir eşcinsel kimlik yokmuş, penis fetişizmi varmış. Eşcinselliğin ön evresi. Ama atı alan Üsküdarı geçti. Ben çoktan orayı aşmıştım. O kimliği maalesef ilişkilerle güçlendirmiştim.

Geçen haftaki kadro üzerine konuştuk. Kadro harbiden mükemmeldi. Nitelikli insanlarla, HKnın ve Ömer Yılmaz abinin garanti verdiği kişilerle görüşmemde de bi sıkıntı olmadığını söyledi. 18-23 yaş arası eşcinsel kimliğin güçlendiği yaş aralığıdır dedi. Ben 22 yaşıma kadar kendimi koruyabilmişken 22de topu doksana göndermiş ve nefsime söz geçirememiştim. Motivasyonum da eşcinselleri kurtarmaktı tabi. Telegram gruplarında kalmak için kendimi savunabileceğim vi mekanizma geliştirmem lazımdı çünkü. Bi yandan arayışlara girerken diğer yandan birini daha kurtarayım bu bataklıktan, terapilere başlatayım faydalı linkler göndereyim derdim.

Gelmeden önce not aldığım konular üzerine konuştuk. İlk konu erkek kardeşim. 19 yaşında. Lise terk. Benimle tamamen zıt karakter. Ailemin yanında, bir işte çalışıyor. Annem küçüklüğümde diğer kardeşimin vefatı sonrası tüm ilgiyi bana vermişti. Aslında ölen kardeşimi ben olarak görüyordu. Yasını böyle yaşamıştı yıllarca. Baba da pasif olunca çocuk ilgi göremedi, bu ilgiyi dışarıda aradı. Mahalle abileri dediğimiz tiplerle takılmaya başladı. Serseri, fırlama olup çıktı. Sigara, alkole sardı. Aile bilmese bile ben biliyordum. En sonunda işler saçma sapan bi yere geldi geçen sene Temmuz ayında kardeşim bi suça karıştı. Mahalleden birini bıçakladı. Gece polisler eve geldiler kardeşimi arıyorlar evde yok. Noldu ne bitti anlamadım. Gece 4 5 gibi annem babam onu dışarıda ararlarken eve geldiler. Noldu kimi bıçakladı derken bir de ne öğreneyim. Bıçakladığı adam küçükken trafik kazasında hayatını kaybeden diğer kardeşime çarpan arabanın şoförü. Hadi bakalım. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Kardeşim adamı bıçakladıktan sonra bıçağı bi yere atıp kaçıp saklanmış bir de. Sabah karşı polis buluyor bunu. Adam da hastaneye kaldırılıyor. Allah'tan hayati tehlikesi yoktu. Midesine saplamış. Sonra iyileşiyor zaten, karşı taraf da şikayetçi olmuyor. Çocuk aklıyla yapmış diyorlar. Öğreniyorum ki o gün, o adam meğer komşumuzmuş. Ben o güne kadar bilmiyordum. Mahkemeye falan çıkıyor kardeşim 6 ay ev hapsi veriyorlar. Ev hapsinin daha ikinci günü kardeşim kriz geçiriyor. Kendini banyoya kilitliyor. Kapıyı açmıyor. Zo3 bela açtırıyoruz. Annem baygınlık geçiriyor gibi oluyor. Kapıyı bi açıyorum. Kolları göğsünü jiletlemiş, bir sürü de hap atmış. Hemen ambulans polis çağırıyoruz. Hastaneye kaldırıyoruz. Ben görevlilere acaba madde kullanıyor da ulaşamadığı için mi krize girdi deyip kanına falan bakın diyorum. Sıkıntı çıkmıyor elhamdülillah. Haplar da basit ağrı kesici haplar. İntihar eylemi gibi değil de kendine zarar vermeye kalkmış sadece. 2 gün sonra eve geliyor. Tüm aile üyeleriyle konuşmayı reddediyor. Psikiyatri sakinleştirici veriyor ama içer mi hiç. Annemle suyuna yemeklerine gizlice katıp verdik bir ay boyunca. Myle böyle derken 6 ayın sonunda şubat ayında çıkıyor evden. Durumu şimdi daha iyi. İşe girdi parasını kazanıyor. Önceleri hiç abi kardeş gibi değildik. Ben hep başkalarına çok güzel abilik yaparken öz kardeşime abi olamamıştım. Aramızda hep bir duvar vardı. Şimdi ise aramız çok iyi. Arada bana para gönderiyor okuduğum için :D Ben bursumu aldığımda ona gönderiyorum. Telefonda arayıp abi, kral diyor artık. Beraber oturup karşılıklı çay içip tatlı yiyoruz. Geç başlayan bir abi kardeş ilişkimiz oldu. Bunun sebebi de HKya göre şöyle. Bana ve aileye karşı öfkesi vardı. Ben o adamdan intikam almadığım için öfke besliyordu. Bu misyonu da kendine aldı ve öfkesini dışarı kustu. Rahatladı. Ben o öfkeyi içime atıp mazoşistçe kendime zarar verirken o dışarı vurabildi. Şer görünende hayır vardır. Hem aileyle arasını düzeltti hem benle.

Geçen ağustostan beri Ömer M. Y. ekibiyle grup terapisine başlamıştım. 2 haftada bir gidiyordum ama bana pek de etkisi olduğunu düşünmüyordum. Bırakmaya karar verdim. Sekreter hanıma yazdım ve grup terapisini bıraktım.

Daha önce arkadaşça ilişkiler kurduğum kişiler mevzusu. Bir tanesi Doğan. Benle yaşıt. Doğanla 2023 martında telegram üzerinden tanışmıştık. Normal dışarıda date yapalım diye çay kahve içmeye çıktık. Çocukla tanıştık 3 4 defa ara ara buluştuk. Yemek yedik tatlı yedik. Çocuğa tek taraflı duygular besliyordum. Onu erotize de ediyordum. Bi yerden sonra bu duygular gitti normal arkadaş olarak kaldık hatta instagramdsn ekleştik hala ekliyiz. Ona birkaç  defa terapilerden, bu durumun imkansızlığından vs de bahsetmiştim. HKya ilişkiye devam etmem sağlıklı olur mu instadan sileyim mi vs diye sordum. Çocukla ara ara dışarıda da denk geliyorum selamlaşıyoruz hatta. Geçmişi unutmamız gerektiğini konusunu da açmamasını rica etmiştim ondan. Normal kardeşim aga diye konuşuyorum çocukla artık. HK erotizm yoksa peşinde koşmuyorsan sıkıntı yok dedi. Bu şekilde 1 2 arkadaş daha var.

Diğer kişi de önceki yazıda bahsettiğim Barış. Onunla da yine telegramdan tanışmıştık. 2 3 defa adalarda buluşmuştuk çocukla. Çocuğu zorla terapilere başlatmıştım. Aşırı şüpheci biriydi. Baş edemezdim onunla. Başta onunla da duygusal bi bağ vardı sonradan kırıldı. Ama bi yerde artık sömürü vardı. Bana hep kendini kötü hissettiği zamanlarda yazıyordu. Kullanılmış gibi hissediyordum. Günah çıkardığı papazdım yani onun gözünde. Aramızda simbiyotik bir ilişki vardı. Onunla ilişkiyi kesmem gerektiğini söyledi. Numarasını sildim. Eğer bir daha yazarsa söyleyeceklerimi söyleyip tamamen sileceğim. HK şunu söyledi. Bir eşcinsele asla iyilik yapmayacaksın :).

Biraz kariyer üzerine konuştuk. Yurt dışında dil okuluna gitme ihtimaline karşı ne yapabilirizi konuştuk. Terapiler kesintiye uğrayabilirdi. Ama gerekirse online yapabileceğimizi söyledi. Başka özel bir kuruma iş başvurusu yapmıştım. Mülakatlarım vardı olursa orayı istiyordum. Ekonomik özgürlüğümü elime alıp ayrı eve çıkabilirdim. Para demek erkeklik demek çünkü. Önceliğim, eğer olursa yurt dışında dil okulu. Olmazsa başvurduğum iş. O da olmazsa yüksek lisans.

Mastürbasyon fantezi konusunu açtık. Hiç yapmamıştım bir hafta boyunca. Uyurken bir aktifin bana ilk defa pasif olduğunu hayal ettiğimi söyledim bunu yap dedi. Son defa bi özet geçtik ve bir saati devirdik bu şekilde terapiyi bitirdik.

Terapiden sonra HKyı CİMER üzerinden şikayet eden bir eşcinselin şikayeti için bir yere uğradık. Dışarıda beraber yürüyüp işimizi halledip ofise geri döndük. Sonrasında yaklaşık 1 saat 20dk M...nin terapisine katıldım. Onun terapisi de bana iyi geldi. Çok uzun olduğu, terapi onun terapisi olduğu ve zihnim dağınık olduğu için burayı yazmayacağım. Bu şekilde ofiste toplam 3 buçuk 4 saate yakın vakit geçirdim ve ofisten ayrıldım. Bir diğer yazıda görüşmek üzere. Vesselam.

Not: Hocam bir de o kadar tanıdığınız çevreniz var şu forumun arayüzünü yazılımcı grafik tasarımcı bir arkadaşla konuşup değiştirin yav. 2010da herhangi bi websitede takılıyor gibiydim. Teknolojiye ayak uyduralım lütfen :D.
« Son Düzenleme: 14 Temmuz 2024, 07:34:44 ös Gönderen: Fatih Demir »

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
BİTMEYEN YAS  |  15.07.2024  |  16:15

Selamlar dostlar. Yine ben. Çok mu yazıyorum acaba buraya diye düşünmüyor değilim. Acaba yazdıklarımdan biri beni tanır mı, bilen çıkar mı diye de korkmuyor değilim. Varsın çıksın. Eğer bu satırları okuyorsa zaten neden burada olduğu bizim kesişim kümemizdir zaten. O yüzden takmıyorum. Hatta bunu okuyan kişi eğer beni tanıyorsan bana yazmaktan da çekinme :D. Neyse konumuz bu değil. Burası biraz karalama defterine döndü benim için. İçimden geldiği şekliyle en doğal halimle yazıyorum. Önceleri de not defterime bir şeyler yazardım ama içerik olarak hep farklıydı. Vay ben bittim, geçmiyor, yoruldum falan filan. Stresten depresyondan kaçtığım içimi döktüğüm yazılardı. Boş beleş işler işte. Bu yazıda biraz geçmiş travmalardan bahsedeceğim. Konumuz yas olgusu. Ha bi de yazarken arkada Necat'tan Ben Denize Aşığım parçası çalıyor. Dinlemek isteyenler için hemen linki de bırakayım. Biraz depresif gibi ama hoşuma gidiyor.

https://youtu.be/EW8pdIWS958?si=6ZSG6lKDfDsJc6DA

*

Kaybedilen şeyden sonra ortaya çıkan şiddetli ve uzun süreli acıya yas diyoruz. Tam olarak belli bir süresi olmayıp kesin sınırları çizilemese de geleneğimizde 40 50 gün kadar bir yas süresi biçiyoruz. Tasavvufta da 40ın hikmeti herkesçe malum. Acının büyüklüğüne göre bu süre 1 yıla kadar da çıkabiliyor. Ama Durkheim yasın dayanması zor bir kayıp karşısında incinen duyguların doğal tepkisi değil, grubun dayattığı bir zorunluluk olarak görüyor. Gerçekten öyle mi peki acaba? Yas süreci kayıp karşısında ortaya çıkan doğal tepki mi? Yahut bu doğal tepkinin sınırları neler?

Sene 2007 Ocak ayı. Kardeşimi trafik kazasında kaybediyoruz. Buraları zaten yazmıştık. Gelelim sonrasına. Anneme kazadan sonra kardeşimin ayakkabılarını götürüyorum. Ne olduğunu anlamamış, sadece ondan kalan şeyi ona götürüyorum. Annem o ayakkabıları yatak odasında komodinin çekmecesinde yıllarca saklıyor. Onunla yaşıyor adeta. Ben ve kardeşimin sünnetinde beraber çekildiğimiz fotoğraf da yıllarca yatak odasında yatağının tam karşısında duruyor. Annem yıllar yılı gözünü açtığında ilk gördüğü şey kardeşim ve ben. Odasında ayakkabıları var. Diğer taraftan babam. Telefonunun ekranında kardeşimin fotoğrafı. Hala daha öyle. Tam bir aile travması. Yas hala yaşıyor. Capcanlı, kardeşim onların gözünde yaşıyor. Fotoğrafıyla, ayakkabısıyla, yarım gülüşüyle yanı başlarında  onlarla beraber. Annem kardeşimin kaybıyla onu ben olarak görüyor. Yıllarca bana aşırı ilgi veriyor, dışarı salmıyor. Evladını kaybetmiş çünkü, ağır travma. Akşam eve erken gel diyor, çingeneler senü kaçırır diyor, üstünü başını kirletme diyor. Korkuyor. Bana bir şey olmasından başıma bir şey gelmesinden çok korkuyor. Ama aslında onun gözündeki ben ben değilim. Yasını tuttuğu kardeşim o çocuk.
Hala onun gözünde o küçük çocuğum ben. Büyüdüğümü idrak edemiyor. Benim için endişeleniyor, sürekli arıyor. Birey olduğumun farkına varamıyor. 23 yaşındayım ama hala 5 yaşındaki kardeşim olarak bakıyor bana. İçine kapanık, utangaç, muhallebi çocuğu olarak büyütülüyorum yıllarca. Yeni eve taşınıyoruz. Fotoğraf kaldırılıyor. Ayakkabıların akıbetini bilmiyorum. Terapisine girdiğim M...nin durumu de pek farklı değil. Küçükken kardeşini kaybediyor o da. Annesi onun yaptığını zannetmesin diye "Ben bir şey yapmadım anne" diyor. Kendini suçlu görüyor ama. Annesinin gözünde suçlu kabul ediliyor, lanetleniyor. Annem beni taziyede sorguya çektikten sonra ben de kendimi bilinçaltımda suçlu görmüştüm. Fark etmesem bile yıllarca o acıyı ve suçluluk duygusunu içime atmıştım. Hatırlıyorum da bazen durduk yere aklıma kardeşimi getirir ağlardım. Şimdi neden yaptığımı daha iyi anlıyorum. Oysa ikimiz de hiçbir şey yapmamıştık, hiçbir suçumuz yoktu. Çocuktuk daha. Ki yapmış olsak bile yine çocuktuk, bize böyle yaklaşılmaması gerekirdi. El kadar bebelere nasıl yaklaşılmaması gerekiyorsa öyle yaklaştılar. Biz de kendimizi suçlu gördük. Hep kendimize zarar verdik. Bazen bilerek bazen istemeyerek. Başarıdan kaçtık hep. Çünkü lanetliydik artık. Bilinçaltımız bunu bize dikte ediyordu. Biz zarar görmesi gereken, ceza alması gereken ve acı çekmesi gereken günah keçisi olmalıydık. Yıllarca böyle yaşadık. Melankolik, depresif, gözü yaşlı. Bize gelen yardım ellerini çeşitli manipülasyonlarla geri çevirmiştik hep.
İçimize kapandık, derdimiz açamadık, içimizdeki yangını büyüttük, harladıkça harladık. Bu durumda olan insanların ortak bir yönünü de keşfettim. O küçük utangaç içine kapanık çocuklar hep ders çalıştılar, çalışkan oldular, parmakla gösterilen çocuklar oldular. Sanatta, yazıda, şiirde, müzikte diğer yeteneklerde normal insanlara göre daha yetenekli olmamızın sebebi bence bu. Tesadüf değil. Ya geçmiş travmalarımız, ya taciz tecavüz mağduriyeti. Dış dünyayla bağımızı koparıp iç dünyamızı yarattık. Bu dünyada büyüttük kendimizi. Taşlar yerine oturuyor şimdi, yapbozun eksik parçaları yerini buluyor. Yas bitti artık. Yas bitti anne, yas bitti baba. Ben varım. Kardeşim öldü, ben varım. Ben o değilim anne. Yas bitti.

*

HOLM  |  RÜYA
Gözlerimi kapatıp
Rüyalar elimden tutup götürebilseydi
Yükselir, süzülürdüm yeni bir gökyüzünde
Kederlerimi unuturdum.
Hayalimde seyehat edebilseydim
Aşkın ve umutların yeşerdiği, acının dindiği
Saraylar ve geceler yaratırdım.
Yarattığımızı her şeyi yok eden
Acımasız gerçeklerin bıraktığı
Zulüm, ızdırap ve çileyle gölgelenmiş
İnsanlar gördüğün bir dünya.
Bizi, düşlerimizi ezen
Tüm yürekleri karanlık ve aç gözlülükle dolduran
Zorbaların yükselen duvarlarını gördüğün bir dünya.

https://youtu.be/d2SNX3bfYKw?si=0pnFPENT2X58LFOI

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
HAYALLERDE YAŞAMAK VE HAYALLERLE YAŞAMAK  |  16.07.2024  |  01:00


Selamlar dostlar ben geldim. Yazmaya, içindekileri dökmeye geldim. Mutluluğumu paylaşmaya geldim. Hayallerimi yaşatmaya, sizleri de hayal kurmaya teşvik etmeye geldim. Biraz kısa olacak ama olsun. Ha bir de burada sansürsüz yazıyorum her şeyi. Ayıp, utanma haya falan kalmıyor burada haberiniz ola :)
*
Yatmaya hazırlanıyorken -1. terapiden beri mastürbasyon yapmadığımdan olsa gerek- aklıma bazı cinsel dürtüler geldi. HKnın tavsiye ettiği şeyi yapmaya çalıştım. Bir aktifin bana cinsel olarak bana ilk defa pasif olduğunu düşlemeye çalıştım. Bunu mastürbasyon yaparken yap demişti ama uyku öncesi yapmaya çalıştım. Ama olmadı düşleyemedim. Birkaç saniye sürdü sadece. Bir kadın düşledim. Yatakta bir kadınla hayal ettim kendimi. Ben üstte o altta. Ona hakimiyet kurduğumu, boynundan öptüğümü düşledim. Saçlarını kenara atıyorum incitmeden yavaşça. Ön sevişme yaşıyorum onunla ve hoşuma gidiyor. Onunla öpüştüğümü düşünüyorum. Erkekliğimi hissediyorum, güçlü hissediyorum. Biraz daha düşlüyorum. Cinsel şeyler yaşıyoruz ve ikimiz de haz alıyoruz. Buraları hızlı geçiyorum iş farklı yere kayıyor yoksa :D. Ha öncesini anlatayım tabi. Evlenmişiz ve ilk gece. Odaya giriyoruz ikimiz de utangacız. Beraber 2 rekat namaz kılalım diyorum kılıyoruz. Dua ediyoruz sonra. Rabbim, birleşmemizi hayırlı eyle. Neslimizden gelecekleri, soyumuzu pak eyle, hayırlı eyle. Ona yavaşça, ürkütmeden, olması gerektiği gibi yaklaşıyorum.
O kadınla bir aile kurduğumu hayal ediyorum sonra. Duygusal boyuta geçiyoruz. İşten eve gelmişim sarılıyorum ona. Gerçek bir karı koca gibi aşkla. Alnından öpüyorum onu. Elimde çiçekle gelip onu mutlu ediyorum, değerli hissettiriyorum. Başka bir gün evimizde beraber kitap okuyorken çay koyuyor, karşılıklı çay içiyoruz, muhabbet ediyoruz. Yine işten geldiğim bir gün bana bir sürpriz hazırladığını düşünüyorum. Eve giriyorum. Elinde ultrason görüntüleri. Bana bakıyor, gözleri sevinçle bakıyor. Bir çocuğum olduğunu öğreniyorum. Aşkla sevinçle mutlulukla sarılıyorum. Gözlerim doluyor, onun gözleri doluyor ağlıyoruz. Sevinçten ağlıyoruz. O bir çift aşkla bakan göze bakıyorum.

Gözleri Aşka Gülen : Samime Sanay
https://www.youtube.com/watch?v=9jjNl0Vgdek


Daha sıkı sarılıyorum. Omzunda gözyaşı döküyorum. Zaman geçiyor. Doğum anı geliyor. Telaşlıyız. Arabamız yok tabi. Hemen üst kat komşuyu apar topar arıyorum. Abi hanım doğuracak diyorum arabayı ver. Atlıyoruz arabaya direkt hastaneye. Hastanede vakit geçmiyor. Oradan oraya volta atıyorum. Sonunda biricik evladım doğuyor. Hekim kapıdan bebekle geliyor. Fatih bey diyor, kızınız. El kadar bebeyle bana doğru geliyor. Elime tutuşturuveriyor bebeyi. Alıyorum ilk defa bakıyorum kızıma, gözleri kapalı. Öpüyorum gözlerinden. Yüzüme sürüyorum onu. Rabbim diyorum hamd olsun. Ağlıyorum yine sevinçten. Etrafımda akrabalarım, sevdiklerim en mutlu anımızı ölümsüzleştirerek kayda alıyorlar. Hekim beye dönüyorum ve soruyorum. Eşim iyi mi diyorum. İyi diyor geçebilirsiniz. İçeri giriyorum. Hanım yorgun bitkin. Elimde bebeyle yanaşıyorum ona. Bak diyorum kızımız geldi. Alnından öpüyorum hanımı. Elhamdülillah diyorum elhamdülillah. Benden mutlusu yok. Bir evladımız oldu.
Bir iki gün hala hastanedeyiz. Eşim biraz toparlamış artık. Kapıya pembe balonları süsleri asmışız. Herkes tebriği geliyor. Hanımın yanından ayrılmıyorum. Elini tutuyorum. Değerli hissettiriyorum ona, yanındayım diyorum. Evimizin neşesi geldi artık diyorum. Aşkla bakıyorum ona, seviyorum ve sevdiğimi hissediyorum...

Hayallerle yaşamak... Ulan hayali bile bu kadar güzel hissettiriyorken bu hayallerimin gerçekleşmesi kim bilir nasıl hissettirir. Düşünürken bile bıyık altından gülümsüyorum. Yazarken bile gülümsüyorum. Gözlerim kapalı uzun uzun bunları hayal ettim. Güzel bir aile, aile hayatı, evlat hayali. Bu kadar hayal kurmak bile beni mutlu hissettirmeye yetiyorken bunların tek tek gerçekleşeceği günü iple çekiyorum. İşte o gün dünyanın en mutlu adamı ben olacağım. Günler geçecek, mutlu huzurlu geleceğimden sonra kızımın elinden tutup bir gün HKnın kapısını çalacağım. Hocam diyeceğim. Biz geldik, ziyarete. Ben kızım geleceğiz. Kucağıma alacağım ve beraber geleceğiz. Hayallerde yaşamak ve hayallerle yaşamak. Bu hayalle yaşıyorum. Basit ama anlamlı. Hayallerim için, en yakın zamanda gerçekleşmesi için elimden geleni yapacağıma kendime ve Rabbime söz veriyorum. Vesselam
« Son Düzenleme: 17 Temmuz 2024, 09:32:45 öö Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 4169
    • Profili Görüntüle
Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ebeveyn ihmallerinin sonucu olarak gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere terapi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren bir tutumdur.

https://www.youtube.com/watch?v=-9bPlRuOq-Q&list=UULFEDADUolmKuMyWGRunC3UhQ&index=4

Velev ki Eşcinseliz: Furkan

https://www.youtube.com/watch?v=SK5ycgpoVC8

Velev ki Eşcinseliz: Mert

https://www.youtube.com/watch?v=BI6NM-gENrw

Velev ki Eşcinseliz: Efe

https://www.youtube.com/watch?v=rxfQS3Da1Wg


https://huseyinkacin.com/





https://www.instagram.com/reel/C8jfEMtCLuV/?igsh=eXZ3bW44bXUzeWJr

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
ACI, ACI DAHA FAZLA ACI | 18.07.2024 | 00:40

Evet gençler yine ben yine ben, toplanın. Bu sefer olumlu pozitif şeyler yazamayacağım maalesef. Acıların çocuğu geldi heyhat. Bu cümleleri yazarken bile kendimi nasıl da dibe çekiyorum ama. Birbirini takip eden olaylar zinciriyle patlak verdik bugün. Direnç başladı farkındayım. Atalarımız ne güzel demiş. Hızlı giden atın..... devamını siz anladınız :D. Hayırlısı bakalım. Bizim o hayaller vardı ya, uzun süre daha hayal kalacak gibi gözüküyor. Neler oldu hemen anlatayım. Hadi bakalım.
*
Dün finalinden kaldığım dersin bütünlemesi vardı. Aşırı stresliyim zaten bir de sınav stresi olunca yapamadım. Sınav sonucu açıklandı kalmışım dersten. Kaynar sular döküldü başımdan. Hocadan ödev istiyorum vermiyor. Mezun olacağım ama tek ders yüzünden olamıyorum. Sadece 1 ders lan. Önümüzdeki hafta son şansım olan ek sınava gireceğim mezun olmak için. Asıl ipler burada kopuyor işte.
Sınav stresi beni boğuyor boğuyor. Sonrasında napmışım bakalım, mala bağlıyorum çünkü. Sabahleyin uzun süredir kesmediğim sakallarıma veda ettim. Elime aldım traş makinesini, kestim. Neden yaptım bilmiyorum. Gün içinde en yapmamam gereken şeyi yaptım. Arkadaşımla yemek yedik dışarıda. Yemekte de sınav vs konuştuk haliyle. Sonrasında yurda geçiyorum. Yürürken kafada binbir düşünce. Stresten kaynaklı kaçış yöntemi olarak webcame geçmeyi düşünüyorum hemen. Yapmamam gerek diyorum yapmayacağım diyorum. Kafamda savaş veriyorum. İçimden Ömer Yılmaz abiyi ara diyorum birini ara bişi yap, koş, bağır beynini kandır diyorum ama nafile. Düşünce geldi bi kere şeytan girdi oraya çıkar mıyım hiç oradan. Birisiyle mastürbasyon yapıyorum sonra webcamde. Önceki yazılardan da bildiğiniz gibi en uzak durmam gereken şey, bağımlı olduğum şey.  İşi gördükten sonra o kişiyle yarım saatten fazla konuştum sohbet ettim bir de. Yetmedi bir iki saat sonra tekrar mastürbasyon yaptım.
Bunları yaparken gün içinde ne yaptım peki? Normalde arkadaşımla buluşacakken arkadaşı ektim. O kadar sözleştik ettik güzel de bi yere gidecektik ama webcam yapmam gerekiyor ya illa. Neden yaptım yine bilmiyorum. Sabah bir iş görüşmem vardı o güzel geçti bi güne dair. O iş olursa artık bazı şeyleri değiştirmeye başlayabilirim. Forumdaki diğer yazılara da baktıktan sonra artık evden ayrılmam gerektiği kanısına vardım ben de. Ekonomik özgürlüğü elime aldığım gibi yapacağım ilk iş ayrı eve çıkmak olacak. Bu yüzden bu iş benim için önemli. Ayrıca daha önce başvurduğum bir iş daha vardı mülakatın sonucunu bekliyorum onun da. Hangisi olursa oradan devam edeceğiz artık. Bi an önce evden çıkmam lazım. Okul da bitti. Hayat yeni başlıyor.
Yarın yüksek lisans mülakatım var. Ama girmeyeceğim. Arkadaşlarım ne kadar dil dökseler de giresim yok. Belki pişman olacağım ama girmeyeceğim. Akademik bi yol yürümek istemiyorum. En azından şimdilik. Belki bir süre ara vermem lazımdır. 1 sene şu kafayı bi toplayalım kafada bazı şeyleri halledelim paramızı kazanalım sonra bakarız. İş başvurularının yanında garanti olsun diye başvurmuştum ama bu kadar sınav stresinden sonra bir de yüksek lisans sınavı mülakatı ders dönemi vs kaldıracak bünye bende yok şu anda. Son olarak bir de deli gibi para harcıyorum. Burslarım kesilse de krediden harcıyorum. Sonumu düşünmeden sonucunu düşünmeden harcıyorum. Küçücük bi stres işte neler yaptırıyor. Kendimi kaybediyorum, ne yaptığımı bilmiyorum. Küçücük kartopu büyüyor ve çığ oluyor. Çığ yapmada benim de parmağım var tabi. Kendimi ne kadar daha üzebilirim diye kafamda bin tilki dönüyor. Başarılı mıyım, maalesef ki çok başarılıyım. Mazoşistiz çünkü olm acıdan zevk alıyoruz biz, kaostan besleniyoruz.
Böyle işte dostlar. Konuşacak çok şey aşılacak çok dağ var daha. Sevgili HK, terapide konuşacak şeylerimiz az çok belli oldu sanki :). Şimdilik görüşmek üzere.
*
Ha bi de burada hep kendi kendime konuşuyormuşum gibi hissediyorum lan :D. Yazıyı okuyan pek kıymetli okuyucular, arada bi ses verin bişiler yazın siz de. Yorum falan yapın. Hep ben konuşmayayım. Hade eyvallah.
« Son Düzenleme: Bugün, 04:19:04 ös Gönderen: Fatih Demir »

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
Yıkılma Sakın

Sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.

Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
acılar bile duymadım kof yürekler önünde
beynim her sabah devrimcinin beyniydi
ayaklarım donukladı gelgelelim
sağlığın yerinde mi?

Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
halkın doğurgan dünyasına dalmakla
onların güneşe çarpan sesini anlamayan
dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
yılgı yanımıza yanaşmazken
bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
yıkılmak elinde mi?
Boşuna mı sokuldu bankalara
petrol borularına kundak
kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
varsın zındanların uğultusu vursun kulaklarımıza
yaşamak
bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.
Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
sevgiyle hatırlansa bile hatta.

Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
bütün devrimcilerin çektikleri
biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
ama budandıkça fışkıran da bizleriz
ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...

İsmet Özel

*

Çok sevdiğim bu Farsça parça da armağanım olsun.

https://youtu.be/ThulukLSBP8?si=ArxCDKbzLEn_yMjY

Göğün Zirvesinde  |  اوج آسمان

bu gece başımda bir tutku var
bu gece başımda bir nûr var
yine bu gece göğün zirvesindeyim
bir sırrım oldu yıldızlarla

bu gece tek başıma arzulu ve tutkuluyum
sanki bu alemden uzaktayım

mutluluktan kanatlandım, göğe eriştim
bir şarkısın meleklerden ve hurilerden okuduğum
göklerde kavga ediyorum
sanki bu alemden uzaktayım

bu gece tek başıma arzulu ve tutkuluyum
sanki bu alemden uzaktayım

ayla ve pervinle konuşuyorum
ve ayın yüzeyinden kendi izimi arıyorum
geceleri can buluyorum
geceleri can buluyorum

ayı ve zühre yıldızını neşelendiriyorum
kendimden geçmiş bir halde
dudaklarımda bir şarkı...
dudaklarımda bir şarkı...

bu gece tek başıma arzulu ve tutkuluyum
sanki bu alemden uzaktayım.

bu gece başımda bir tutku var
bu gece başımda bir nûr var
yine bu gece göğün zirvesindeyim
bir sırrım oldu yıldızlarla

bu gece tek başıma arzulu ve tutkuluyum
sanki bu alemden uzaktayım.

Fatih Demir

  • Newbie
  • *
  • İleti: 10
    • Profili Görüntüle
İLK ÇATIŞMALAR | 19.07.24 | 17:55

Dostlar selamlar selamlar. Umarım hepiniz iyisinizdir. Beni soracak olursanız da iyi olmaya çalışıyorum daha iyi olacağız inşallah. Kafalar biraz dumanlı. Yarın HK ile randevum var. İple çekiyorum
Hem HK'ya ön bilgi olması açısından hem de genel gidişattan da sizi haberdar etmek için güncel durumu yazayım.

Okul bittiği için yurttan tamamen ayrılıp eve geldim. Eşyalarımı pılımı pırtımı her şeyi tekrar aile evine taşıdım. 5 sene yurt hayatı yaşadım. Aileden uzak kalmak bana iyi gelmişti açıkçası. Ara ara eve uğruyordum o da annem eve çağırınca. Şimdi ise tamamen evdeyim.
Girdiğim bi iş mülakatından bahsetmiştim. Elhamdülillah olumlu sonuçlandı. Bugün de dil mülakatı vardı. O da güzel geçti. Muhtemelen alınacağım işe. Kurumsal bir biletleme firmasında yabancı dil çağrı merkezinde çalışacağım. Ortalama bir maaş alacağım muhtemelen. Sürekli çalışacağım, ekonomik özgürlüğün elimde olacağı bir iş olacak. Daha önceleri de çokça çalışmıştım ama hepsi yazlık geçici işlerdi. Bu seferki ise sürekli çalışacağım, yeni hayatıma başlayacağım bir iş olacak. İş yeri Ataşehirde. Aileme göre evden işe gidip aile bütçesine destek olacağım, iyi para kazanacağım. Ama evdeki plan çarşıya uymaz annecim, babacım. İki üç gündür deli gibi ev bakıyorum. Stüdyo daireler, ucuz yollu başımı sokabileceğim bir ev. Kafaya koydum çıkmam lazım. Sağlığım için evden uzaklaşmam lazım.
Bugün annem ve ablama hafiften çıtlattım eve çıkma işini. Annem durur mu. Hemen cevap verdi, istemez çünkü çıkmamı o kadar parayı "kendi evim" varken tek başıma bi daireye vermek aptallık onun gözünde. Kim senin aklına girdi yine dedi. Biz seni okula gönderiyoz sen iyice bozulmuşsun dedi. Şaşırdın de mi anne. Oğlundan bunları beklemezdin. Daha çok şaşıracaksın. Kardeşin sıkıntılı dedik sen daha ters çıktın dedi. Kendince geçerl bahaneleri ise şunlar: Evlenme yaşım gelmiş benim için para biriktirmeleri lazım, babam artık yorulmuş aile evine destek çıkmam lazım. Okulum bitti mesleğimi elime alıp paramı onlara vermem lazım.
Sen, babam ve ablam (evlenene kadar) bir ailesiniz. Ben artık tek kişilik bir aileyim. Zaten 5 sene aldığım burslarla, yurtta kalarak sizden ayrı şekilde geçindim. Şimdi tek fark yurt yerine stüdyo bir daire olacak. Maaşımın büyük kısmı oraya gidecek, evet. Sana göre birikim yapmalıyım. Sürekli sürekli birikim yapmalıyım. Parayı sen elinde tutmalısın. Çünkü bizim geleceğimizi en iyi sen düşünürsün. Ben yurttayken gayet geçiniyordunuz. Elhamdülillah borcumuz harcımız yok ev kendi evimiz kira değil. Üstelik şimdi kardeşim de çalışıyor. Ben niye ayrıca çalışıp ev ekonomisine destek olmak zorunda hissedeyim kendimi. 23 yaşındayım artık anne, eşek kadar adam oldum. Varsın maaşım ev kirasına gitsin kendim geçinecek kadar para kalsın bana da. Varsın ben birikim yapamayım. Varsın evlenmiyim şimdi. Yaşım gelmiş. Ulan daha 23 yaşındayım hayata yeni atılacam askere gitmemişim. Daha geçen sene evlenecem birisi var dediğimde yaşın kaç başın kaç diyordunuz dalga geçiyodunuz şimdi evlenecek çağa mı geldim? Gerekirse 4 sene 5 sene sadece kendimi döndürebilecek kadar çalışacağım, zar zor kıt kanaat geçinecem ama o evde kalmaktan çok daha iyidir. Hem Allah rızka kefildir. Çıkacağım bu yolda karşıma daha neler neler çıkacak Allah bilir. Şu ana bakarak geleceğimi yorumlayamam. Allaha tevekkül ediyorum, bitti bu kadar.

Sürekli sürekli tekrarlayacağım evde. Ben artık özgür biriyim, ekonomik özgürlüğüm olacak ve kendi evime çıkacağım. Alışacaksın anne, kabul edeceksin. Gerekirse kendim gidip tutup yerleşeceğim,size de telefonla haber vereceğim, eve çıktım diyeceğim. Elalemmiş, konu komşuymuş, akrabaymış ne derse dersin. Zerre umrumda değil. Siz millete laf yetiştirirsiniz artık.

Anne, artık o 6 yaşındaki çocuk yok karşında. Üzgünüm. Bana az önce şunu dedin. Sen sapıtmışsın :). Anne beni hala ne kadar yaralıyorsun. Farkında değilsin ama, beni yaşarken öldürüyorsun. Kalbime hançerleri çıkarıp çıkarıp sokuyorsun.
Düşünmeden konuşuyorsun. Senden hayatını istemiyorum, ekstrem bişi talep etmiyorum. Ayrı eve çıkmama bile tahammül edemiyorsun. Bana ağır laflar ediyorsun. Ama bak gör nasıl çıkacağım. Kendime maksimum üç ay veriyorum. O eve çıkacağım ve güzel haberleri buradan vereceğim.
İyice kardeşime benzediğimi ima ediyorsun. Ne güzel işte. Abi kardeşiz. Bizi siz yetiştirdiniz. Sizin eseriniz biz. Aramızdaki buzlar eridi eskisi gibi değiliz aramız gayet iyi. Birbirimize para atıp gönderiyoruz ihtiyacımız olduğunda. Buna bile şaşırıyor, garipsiyorsunuz. O kinini kustu yasını bitirdi. Hayatı yoluna girdi, düzeldi ve sakinleşti. Senin ise bitirebilmen pek mümkün gözükmüyor ama ben o yası bitireceğim. Dünya senin baktığın pencereden ibaret değil annem. Belki biraz seni üzeceğim ama daha çok üzülmemek için pek sevgili oğlunun aslan pençelerini çıkarma vakti geldi. Önceden olsa bu şeyleri düşünmeye bile cesaret edemezdim ama şimdi deli cesareti var. Eve çıkmak lan, çocuk oyuncağı. Niye dünyanın en zor işi gibi bakıyoz ki :) hadi bakalım Allah yardımcım olsun.

Ha bu arada belki HKnın tavsiyesi ile 2/3 kişi de bir eve çıkarım. Yalnızlık bana göre değil pek. Hem maddi açıdan çok daha iyi olur benim açımdan. Aileden ne kadar uzak o kadar iyi.
« Son Düzenleme: Bugün, 06:42:04 ös Gönderen: Fatih Demir »