Gönderen Konu: SİYAH KUĞU BLACK SWAN I FELT IT. PERFECT. IT WAS PERFECT OBSESİF EŞCİNSELLER  (Okunma sayısı 1360 defa)

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
Ben Merdümgiriz. 21 yaşındayım. İstanbul’dan katılıyorum. Yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum.
27 Nisan bugün. İlk kez terapiye gittim. Hüseyin Hoca terapiden sonra yazı yazmamı söyledi. Aylardır terapiye gelmemek için kendimce bahane uydurup yalnızca sitedeki yazıları okumakla iktifa ettiğim için burayı okuyan birilerinin de tıpkı benim yaptığım gibi başkalarının yazdığı yazılarda kendinden parçalar görmesi, kendini yalnız hissetmemesi için hocaya iki hafta önce gönderdiğim hayat hikayesini aktararak başlıyorum.
Dört kardeşten üçüncüsü olarak dünyaya geldim. Doğum öncesinde konuşulduğu üzere çocuğu olmayan halama evlatlık olarak verildim. 7 yaşında annemin(hala) bana bunu pedagog eşliğinde söylemesiyle öğrendim. Ona benim annem sensin diyerek sarıldım. Hayatım boyunca da bu meseleyi dert etmedim. Fıtraten içedönük bir karaktere sahibim. Anaokulunda her çocukla az çok konuştuğumu hatırlıyorum fakat yakın bir arkadaşım olduğunu hatırlamıyorum. Ama bir kız arkadaşım vardı. Onun saçlarıyla oynamamdan ibaret. İlkokul 1.sınıfta bir erkek arkadaş edindim. Onunla liseye kadar arkadaşlığımız devam etti. Daha sonra lise tercihi yaparken ondan habersiz değişiklik yapmama bozuldu ve benimle arkadaşlığı bitirdi. İlk kez 4.sınıfta bir kıza aşık oldum. 5.sınıfa kadar herkesle aram iyiydi. Benim için her şey farklı bir okulla birleşmemiz ve sınıfların karışmasıyla başladı. 5.sınıfta da hemen ilk hafta bir kızdan hoşlandım. Hemen kızın arkadaşı bunu anladı. Asla bunun olmadığını söyledim. Kızın yanına ancak 8.sınıfta başka bir kızdan hoşlanırken "zararsız" olduğumu göstererek yaklaştım ve arkadaşlık kurabildim. 5.sınıfta sınıfa dahil olan erkekler daha haşere, yaramaz tiplerdi. Bazıları da ergenliğe girmek üzere, erkeklik taslıyordu. Ben ise sınıfın en çalışkan, en zeki, en uslu talebesiydim. Bir hocamın dediğine göre sadece benim için ders anlatıyordu! Ailemin her dediğimi yapmasının ve tek çocuk olmanın getirdiği hemen fark edilen bir şımarıklık da mevcuttu. Sınıftaki erkeklerden bir iki tanesi bana el kol şakası yapar ben de yapma der ya da elimle mani olur, en fazla bir iki vururdum. Sınıftaki diğer erkekler gibi birbirimizin kafasını yerlerde sürüklercesine yapılan eğlencelerde bulunmadım bir iki kez hariç. Futbol da oynamazdım. Bana karı diyen bir iki kişi vardı. Yine 8.sınıfa geldiğimde yeni gelen bir kişi bana gay diyordu. Belki o zaman gay ne demek yeni öğreniyordum. Sınıfta bana karşı olan bu tavırları mühimsemedim. Çünki akılları sigara, kız, alkolden başka bi' şey almayan!, küfür eden, kavgacı tiplerden elbette ben daha iyi ve üstündüm.    
Hatırladığım kadarıyla ilkokula başlamadan önceydi. Sokağın ortasında üç erkek arkadaş ve bir kız vardık. Erkeklerden biri hadi birbirimizinkine bakalım dedi. İlk kez o zaman bir kızı çıplak gördüm ve son kez. Burada anlatacak kadar garip bi olay aslında ben yapmak istememiştim. Aslında sokakta akranım erkek çocuk yoktu. Bunlar da kısa sürede taşındılar. Daha sonra alt katımıza bir komşu geldi. Onun oğluyla çok oyun oynardım. Bir keresinde oyunun ne olduğunu hatırlamıyorum. Ama bana anne rolü vermesine kendisinin de baba rolü almasına itiraz etmedim. Kadın kıyafeti giydiğim vaki değildir. Yüzüm anneme çok benzer. O yüzden bir sefer türban tutmuşlardı kafama neredeyse annemin aynısı olmuştum. Annem benimle fazlaca alakadar olurdu. (Şu an beni boğuyorsun diyeceğim kadar).Yakın bir zamandan annemden öğrendiğim üzere babam da sessiz bir çocuk olduğumu fark etmiş. Beni sürekli dışarı çıkarmaya çalışır, kahveye, kafeye, parka götürürmüş. Ya da tek başına alışverişe çıktığı zaman beni de mutlaka götürürmüş. Çocukken onu çok seviyormuşum. Perdeler kapandığı zaman babam neden hâlâ gelmedi işten diye bağırır dururmuşum. Geldiği zaman da ya saklambaç oynardım ya da koşarak aşağı inerek sırtına zıplayarak biner beni ev içinde de dolaştırmasını isterdim. Ne var ki benimle hiç top oynamış değildir. Yetmez gibi bana Sindirella 3'ün cd’sini satın almıştı! Joseph Nicolosi'den bunun büyük günah olduğunu öğrendim. Bayıla bayıla defalarca izledim hem Türkçe hem İngilizce. Babamla zamanla daha mesafeli kalırken annemle daha yakın oldum liseye kadar. (Liseden sonra annemle birbirimizin canına okuduk).Şu an hâlâ annemin yanında saçmalıyor, şarkı söylüyorum, babam da aslında şakacı, rahat bi insan da olsa onun yanında rahat olamıyorum.
Liseye kadar dinden uzaklaştım. Lisede ise ateist oldum. Ortaokul yıllarıydı. Kur’an’ı açmıştım. Karşıma onlar sizin gerçek oğullarınız değildir tarzında bir ayet çıktı. Daha sonra hakikati öğrensem de İslam’ın beni reddettiğini düşünerek iyice dinden soğudum. Lisede hemen herkesin benden zengin olduğu, seküler hayat tarzından gelme insanlarla aynı okuldaydım. Aşağılık psikolojisini bütün benliğimle hissettim. İyice din düşmanı olmuş ve ebeveynlerimden utanmaya başlamıştım. Annem ev hanımı, babam hususi sektörde asgari ücretle çalışan bir adamdı neticede. Lise 1’de bir kıza aşık oldum. Tabi açılmadım. Lise 1 ortasıydı zannediyorum. Bir gün annemle kavga ettim. Geçtim odama ağlamaya başladım. O an hangi şeytan kulağıma fısıldadı bilmiyorum, google’a seks yazıverdim. Gördüklerim o ana kadar hayalime gelmeyecek şeylerdi. Zamanla mastürbasyonla tanıştım ve her gün neredeyse mastürbasyon yapıyordum. Uzun bir süre sonra belli ki daha şerir bir şeytan gay kategorisinde acaba neler olabilir diye fısıldıyordu. O sesi dinledim ve o ana kadar hiç fark etmediğim homoseksüel temayüller zamanla fark edilir oldu. 10.sınıfta idim. Okulda bir tane çok popüler, kaslı, kızların peşinde koştuğu zengin çocuğu vardı. Onu gördüğümde tuhaf hissetmeye başladım (Şu ana kadar hiçbir zaman homoseksüel seks fantezisi kurmadım desem yalan olmaz.)(   Hayır yalan). Umumen dizi ve filmlerde olmak istediğim gibi bir erkek gördüğüm zaman ona hasetle bakıyorum. Keşke ben de öyle olsam diyorum. Lise yıllarım 2 erkek arkadaş dışında çoğunlukla kızlarla geçti. Şu an o kızlarla görüşmüyorum ve onlardan iğreniyorum. Lisede git gide tembelleştim. İstediğim yeri kazanamadım. Bir kez daha üniversite sınavına hazırlandım. O senede hiç çalışmadım. “Militan ateist” olmuştum bir felsefecinin tabiriyle. Felsefe videoları izliyor ve felsefe okuyordum. Sınava 2 ay kala bir adamın neden Müslüman oldum videosunu izlerken geceleyin ağlamaya başlayarak Müslüman olmaya karar verdim. Ben hayatım boyunca kendi fikirlerimden başka hiçbir fikri mühimsemedim. İnsanları aşağıladım. Cahil, aptal, beyinsiz, varoş, pısırık. Bunları da ekseri Müslümanlarda görüyordum, onlarda görmek istediğim için. Şimdi hayatım tepetaplak olmuştu. 1 sene içerisinde farzlara dikkat eden, haramlardan sakınan ehli sünnet Müslüman hale geldim, modernist İslam telakkisinden. Fakat lisans birinci sınıfta bir kıza açıldım. Bu işler nasıl yapılır hiçbir fikrim de yok. Duvara çarptım. Aşağılık hissi, yetersizlik hissi, sosyal anksiyete ne varsa hepsi peyda oldu. Lisede hiç çekinmeden fikirlerinin müdafi olan, ortaokulda bana namaz kılmamı isteyen hocama karşı gelip sınıfı ayağı kaldıran ben, üniversitede bazı fikirlerim, asli hüviyetim ortaya çıkacak diye korkar hale geldim. Sınıfta konuşurken kalbim çıkacak gibi atıyor, terliyor, sesim kısılıyor, ellerim titriyor, bu da beni geride tutuyor, daima rezil olma korkusuyla yaşıyorum.
Uzun süre gay pornografisinden uzak durdum. Geçen Ekim ayında stresli, bunalmış hissettiğim bir gün tekrar başladım. En son bugün sizi aramadan birkaç saat önce izledim. Uzun süredir mastürbasyon yapmıyorum. Belki iki ay önce yaptım. Ya rüyalandım ya da izleme yoluyla inzal oldum. Ramazanda iki kere izledim. Hiçbir şey hissetmeden. Çok stresliyken ya da üzgünken belki vücudumda hiçbir his değişikliği fark etmesem de hayata beni döndürüyor. 2 gün öncede avmde kasada ödeme yapmaya çalışıyordum. Bir problem oldu, çalışana sordum. Adam diğer müşterinin işiyle alakadardı. Müşterinin benden birkaç yaş büyük oğlu kanka şöyle yapacaksın dedi, hiçbir şey demeden önüme döndüm. Ama başıma ağrılar girdi. Böyle hallerde sanki ruhum çıkıyor, hiçbir şey hissetmiyorum. Sadece acı bir burukluk. Ağlayana kadar böyle devam etti. Ağlamaya başladıktan sonra ise hıçkıra hıçkıra dakikalarca ağladım (Sudan sebeplerle bu sürekli olur haftada bir ya da iki haftada bir). Biraz kendime geldim fakat yapmam gerekenlerin stresiyle üzerimde gerginlik vardı. Bu sabah porno izledim. Birkaç saat sonra psikologa gidip çok cesur bir şekilde dertlerimi anlatmayı hayal ettim. En sonunda yeter deyip telefonunuzu kaydettim ama o an kalbim yine çıkmak üzereydi. Yine bahane bulup ertelememek için hemen sizi zar zor aradım. Sesim titreyerek çok zor konuştum.
Hülasaten de söylemek lazımsa, benden üstün gördüğüm erkeklerden korkuyorum, alçak gördüklerimi ise ciddiye almıyorum, kadınları ise aptal buluyorum. Üniversiteden çok canlı bir arkadaş grubum var, benimle x sayıda erkek. Fakat erkekler olmak istediğim derecede maskülen değil. Özgüven problemi yaşıyorlar. O yüzden onları içten içe küçümsüyorum. Grupta ise benim diktatör olduğumu söylüyorlar. Onların yanında mümkün olduğunca rol yapıyor, soğuk ve ciddi görünüyorum. Zaten insanlar beni ya kibirli görür ya da çekingen.
Hayatımda sadece üç kez bi kadınla rüyamda birlikte olduğumu gördüm. Birisi 6-7 sene önce annemleydi. Annem koltuğa çıplak şekilde uzanmıştı. Ben de nasıl olsa ben gayim diyordum rüyamda ve uyandığımda midemi bulandıracak anlar yaşıyordum. Diğer ikisi ise hoşlandığım kızlarlaydı, fakat onlar bu kadar net değildi. Hiçbir zamanla erkekle olduğumu görmedim. Sadece iki erkeği izlerken görüyorum kendimi. Bir keresinde kendimle öpüşürken gördüm kendimi o kadar. Bu sene kendimi iyileştirmeye çalışırken beni mutlu eden bazı rüyalar gördüm: sınıftan bir erkekle çok yakın arkadaş olarak bir kızla alay ediyordum;  yeni edindiğim bir erkek arkadaşın omzuna kolumu atıyor ve dostça anlar yaşıyordum. Unutamadığım bir şey daha var; sınıf gibi bi yerde yaşlı adamın biri bana annen seni vezir olmak için doğurmuş diyordu, ben de neden hükümdar demedi diye üzülüyordum, karakterimin en farik vasfını gösterircesine. İçimde çok yüksek büyük adam olma ihtirası taşıyorum. Tarihle alakadarım, yazı uzadığı için burayı tafsilatlandırmıyorum ama bu alanda ihtisas yapmak istiyor ve kendimi göstermek istiyorum. Terapiye gelmek istemememin en büyük nedeni bu. Ben bir gün büyük olacağım ve en güçsüz, en adi huylarımı, fikirlerimi, hislerimi bilen bir adam olacak.
İşte bu kadar. Önce bu yazıyı yazdıktan sonra iki haftam nasıl geçti terapi gününe kadar onlardan bahsedeyim:
Pazartesi hocayla konuştum. Birkaç saat sonra oturdum bağırarak ağladım. Ertesi gün kahvaltı yapıyordum. Aklıma bir ortaokul çocuğu geldi. Onunla gittiğim cemaat yurdunda tanıştım geçen sene. Hatmelerde, namazlarda, sohbetlerde sürekli yanıma durur, benimle çok alakadar olurdu. Dizimiz birbirimizden ayrılsa hemen oturuşunu düzeltir, tekrar temas için çaba gösterirdi. Bu ben de bi şey fark etmeme sebep oldu. Toplu taşımada yanıma yakışıklı bir yaşıtım otursa bacaklarımı açıp ona temas etmeye çalışıyorum. Yaklaşık 6 aydır. Ya da arkadaşlarımla konuşurken omuzlarına dokunuyorum. Daha fazla erkek arkadaşlarımla samimi olmak, onlara dokunmak istiyorum. Bunları düşünürken ağlama krizi tuttu yine.
Çarşamba. Bu gece uyumadan önce hayat hikayemi yazarken attığım bi yalan aklıma geldi. Hiçbir erkekle seksüel fantezi kurmadım. Yalan. 2 sene önceydi. Yakışıklı, kıvırcık saçlı bir erkek vardı. Benimle normal arkadaş gibi konuşuyordu. Bense soğuk, donuk bir insanım. O yüzden kaynaşamadık. Benle hiç konuşmaz oldu. Onunla şu fanteziyi kurduğumu hatırladım. O pisuvarda işerken ben de yanına geliyorum. Sonra beraber kapılı tuvaletlere geçiyoruz. O bottom, ben top rolde. Oral yok. Anal ve öpüşme var. Bu sene Nicolosi’de homoseksüellerde tuvalet utangaçlığı olduğunu okudum. Hakikaten 2 ay öncesine kadar hiç pisuvar kullanmamıştım. Yanımda başka erkek varken yapabilir miyim, yapamaz mıyım, donuma işeyip rezil olur muyum gibi kuruntular. Hiçbiri gerçekleşmedi. Pisuvarda işedim. 21 yaşında bir erkek için çok büyük bir başarı. Bu kıvırcığın bir arkadaşı vardı. Onunla hiç fantezi kurmadım. Ama onu maskülen buluyor ve arkadaş olmak istiyordum. Bir gün tahtaya çıktı ki hiç rahat görünmüyor, ne dediği bile anlaşılmıyordu. Orada bitti.
Perşembe kayda değer bir şey olmadı. Cuma Hüseyin Hoca “Her meslekten makam, mevki sahibi insanlar da terapiye geliyor, psikolog bilmesi gerekenleri bilir ama her bildiğini her yerde söylemez!” yazmış ve bir videosunu atmış. Hayat hikayemi belli ki açık yazmamışım. Öyle sanıyordum. Videoda ise hoca bir yerde içedönük, kavga etmeyen, küfretmeyen, … , erkek çocuklar homoseksüel namzedidir diyordu.  Bunu duyunca içimde bir şeyler koptu. Hoca ne kadar kolay söylüyordu. Çıldırmak istiyorum. Video bitince bağıra bağıra ağladım. Ağlamam biterken motive edici bir nutuk çekerek kendime geldim.

« Son Düzenleme: 03 Mayıs 2024, 05:39:44 öö Gönderen: Merdümgiriz »

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
Ynt: SİYAH KUĞU
« Yanıtla #1 : 28 Nisan 2024, 12:19:05 öö »
Cumartesi. Bugün olanları aynı gün kafayı sıyırırken yazmıştım. İktibas.
Annem şakasına kafama vurdu. Yapma dedim. Elime vurdu. Ayağa kalktım. Ona bağırdım. Gözüne tükürüğüm kaçtı. Sinirlendi. Ayağa kalkınca da ben Kuran okurken hangi sayfada kaldığımı şaşırdım. Sinirlendim. Balkona çıktım. Bununla uğraştım. Hakaret ettim. Ona gerizekalı … demek isterdim. Bu kadından nefret ediyorum. İnşallah tımarhaneye yatarsın dedim. Bana beddua etmek istemiyormuş. GERİZEKALI BANA DİYOR Kİ ben sana vurabilirim, ben senin annenim. Senin kafana tükereyim. SENİN ANLAYIŞINA tüküreyim. Benim gibi bir evladı hak etmiyorsun. Keşke çok istediğin bir kızın olsaydı ve o* olsaydı. Sana o*, f* bir evlat yakışırdı. Sen beni hak edecek bir şey yapmadın. Allah da sana evlat vermemiş bana el koymuşsun zaten. Cehenneme gitmen lazım. Benim bütün sıkıntılarımın müsebbibi sensin, Allah seni bildiği gibi yapsın. Birkaç dakika sonra. Bunlara ölümcül bir hastalığa yakalandığımı söylemek istiyorum. Etrafımda köpek olmasını istiyorum. Psikologa sorcam hem hasta olduğuma inanmıyorlar. O yüzden terapiye devam etmem de mesele olabilir. O yüzden ona yalan söylemeliyim. Onun acı çekmesini istiyorum. Mahvolsun, ağlasın benim için istiyorum. Ücreti karşılayacak param var ama neden kendi biriktirdiğim paraları harcayım? Benim kafamı s*ktin. O yüzden parayı sen ödeyeceksin. Sevgili anneciğim. Beynimde baloncuk varmış. Her an kanama geçirip cehenneme gidebilirim. K*çına kına yak. En yakın zamanda da yanıma gelmen dileğiyle, cehenneme, adi. Tüm bunlar olurken babam nerede, dışarıda sürtüyor. Evde kuduran hayvanına sahip çıksana, üstüme salıyorsun. Erkekliğin karını s*kmekten mi ibaret. Gerçi şimdi onu da yapamıyorsundur. Gel ve bana babalık yap. (Bunu yazarken ağlamaya başlıyorum.) Dün akşam annemle tartışırken babam beni susturmaya çalıştı. Şimdi ikinizin de kalbini kırcam, susun dedi. Ben de ne benim kalbimi kırıyorsun diye ona bağırdım. Sonra bir şey demedi sustu. Peşine benimle konuşmak için sorular sordu. Haberde gördüklerini soruyor. Altın nereye çıkarmış, İran İsrail’i gerçekten vuruyormuymuş. Bilmem ne. Yarım saat sonra. Öğle namazını kılıyordum. Annem aşağı indi. Burada birkaç bir şey düzeltti. Yukarı çıkarken namaz kılana bak, annesine vuruyor, seni öldürürüm diyor dedi. Asıl geliş amacını gösterip defolup gitti. Psikologun bu ikisiyle konuşup azarlamasını istiyorum. Onları azarlamasını istiyorum. B*k gibi çocuk büyütmüşsünüz desin istiyorum. Ama onlara sorarsanız hep peşimde koştular. Hep istediklerimi yaptılar. Akranlarım işe girip çalışırken benden bir kuruş istemediler. İyi b*k yediniz g*rizekalı. Babam çalışmadığım konusunda bir şey demiyor. Bir sene sonra o da köpeğine katılırsa napcam? Annesine asi olanın namazı kabul olmazmış. Ne diyim ki ben Allaha? Beni bu delilerin içine atıp itaatkar köpekleri mi olmamı istiyorsun. Bana yardım et. 2 saat sonra. Babam aşağı indi. Yavruş napıyorsun diye seslendi. Ensemden öptü. Dışarı çıkıyoruz bir şey istiyor musun diye sordu. Yok dedim. Annem seslendi. Duymazdan geldim. Beni çok üzdü dedi. Babama ne olduğunu anlattım. Kafama vuruyor, elime vuruyor rahatsız oluyorum dedim. Annem sen de yapıyorsun dedi. Ben sen yaptığında yapıyorum dedim. Oysa bu yalan. Bazen ben de istemediği, nefret ettiği halde elimi yıkadıktan sonra yüzüne elimin suyunu sıçratıyorum, gıdıklıyorum, omzunu sıkıyorum. Annem bana çok hakaretler ettin başım ağrıyor dedi. Babam ben konuştum. Bir daha yapmayacak dedi. Gitiler. Sevmiyorum diyor niye yapıyorsun diye babamın sesini aşağıdan duyuyordum.
Sadece birkaç hakareti sansürledim, değişiklik yapmadan paylaştım. Bu yadıklarımdan utandım. Anneme ettiğim hakaretlerden ve o zaman henüz görüşmediğim psikologa kurtarıcı rolü vermekten. Ondan ailemi azarlayarak işleri yoluna sokmasını istiyorum. Bundan utandım. Kendimi, hayatımı kurtaran ben olmalıyım. Bu kavgadan sonra olanları yazayım. Akşam olmuştu. Annemle bir daha kavga ettim. Ağladım. Salona geçtim. Somurttum, oturuyorum. Annem surata bak dedi. Seni görünce oluyor dedim. Babam da annem de bu söze çok üzüldü. Benizleri attı. Bense büyük zevk aldım. Kendime geldim. Aşağıya, odama indim. Bir şarkı açtım. Sonra kapadım. Elime şişeyi aldım mikrofon olarak. Deli gibi dans edip şarkı söylemeye başladım. İlk kez hayatımda dans ettim. Uzun süre aradan sonra ilk kez müzik dinledim. Yaklaşık bir senedir müzik dinlemiyordum. Vakit alıyor ve irademi köreltiyor, hislendiriyor vs.
Pazar. Pazartesi. Bir kızla tanıştım. Arkadaşım sana bunu ayarlayayım kanka dedi, hayır dedim tabi. Konuşmadan önce kalbim hızlı atmaya başladı. Sonra geçti. Hoş bir kız. Eve gelince onu düşünerek uyudum. Cuma günü onu tekrar görmek için hastane randevumu erteledim.
Salı günü. 23 Nisan. Aylar sonra ilk kez hetero pornosu izleyerek günü kutladım. Gün güzel geçti. Akşam 9 gibi aynaya bakarken çok çirkin olduğumu düşünerek ağlamaya başladım.
Çarşamba. Arkadaşlarımla konuştum. Bir kıza dertlerimi anlatmak bana iyi hissettirmedi. Daha sonra ise bir erkek arkadaşımla konuştum. Beni çok motive etti. Sen gerçekten bu alanda(alandışı master yapmak istediğim bölüm) çok bilgilisin. Sakın kendini harcama. İlk sene olmasa bile mutlaka ikinciye üçüncüye dene. Asla vazgeçme dedi. Aga selamlaşması yaparak vedalaştık. Bu tokalaşmayı bu sene yapmaya başladım. Bana iyi hissettiriyor. Vedalaşırken birlikte başaracağız deyip salladım elini. Çok güzel bir andı. Okuldan gelince Hüseyin Hoca’yı aradım. Geçen hafta pazartesi ilk kez konuştuğumda cumartesi gelmek istiyorsan Çarşamba Perşembe ara demişti. Aradığımda ise bir gün önceden arasan yeter dedi. Bir an önce ne zaman gideceğimi öğrenmek istiyordum. Belirsizlikten nefret ediyorum.
Perşembe. Arkadaşlarımın deyimiyle sınıfta yine yargı dağıttım. Sürekli biri bana bir ters yapsın da agresif bir cevap vereyim diye bekliyorum. Her gün illa biriyle tartışıyorum. Sınıfta bir mal var. 3 senedir onunla laf dalaşı yapmaktan yorulmadım.
Cuma günü. Hüseyin Hoca’yı aradım. Randevu aldım. Annem market alışverişi için yardım etmemi istedi. Bugün fark ettiğim şey sürekli ona emirler veriyorum. Ona bakma sen almazsın, o güzel değil alma, şunu tut, bunu ver, kenara çekil, geri gel. Onu çok boğduğumun farkındayım. Arkadaşlarıma bu dille konuşmasam da onlar da hükmetmeyi çok sevdiğimi söylüyor. Akşam oldu. Gay porno izledim. Bunu yaparken uzun süre aradan sonra mastürbasyon yaptım. Odamda sigara içtim. Sigaradan bahsetmek istiyorum. Bugüne kadar 2 fırt dışında hiç sigara içmemiştim. Bugün içtiğim sigarayı ise babamdan 1 ay kadar önce çaldım. Sigara elimde içiyor gibi yaparken erekte oluyordum. Bunu 1 senedir yapıyorum. Bazı kıyafetleri de erotize ediyorum. Forma, beyaz çorap, kovboy botları gibi. Sigara içtikten sonra aynaya baktım. Kendimi çok güçlü hissediyordum. Babamın sigarayı bırakmak için aldığı nikotin bandı vardı. 2 tane de ondan aşırıp koluma yapıştırdım. Elime ne geçti ne hissettim bilmiyorum. Salak mıyım ben?
Cumartesi, terapi!!! Yolda hiçbir şey düşünmemek için müzik dinleyerek gittim. İçeri girdim. İlk girdiğimde 20 dakika kadar iki kadınla konuştum. Gelmeden önce çok zorlanacağımı düşünüyordum insanlarla tanışırken. Çünkü gerçekten tanımadığım insanlarla tanışmak istemiyorum. Yanlarında gergin hissederim diye düşündüm ama olmadı. Kızlar sağ olsun. Onlara ısındım. Hüseyin Hoca’yı nasıl bekliyordum? Sert biridir diye çekiniyordum. Öyle değildi. Tahmin ettiğimden daha konuşkan. Konuşurken çok geniş bir alanda kullandığı el kol hareketlerini, ayağa kalkıp canlandırma yapmasını izledim sürekli. Bu natürelliği istiyorum, donukluktan kurtulmak istiyorum.
Ses kaydı almıyordum. Hoca al deyince başlattım. Eve geldim baktım ki kayıt yok. Sinirden çıldırdım. Hoca bana homoseksüelliğin çok zayıf dedi ama sevinmedim. Çünkü iki şey söyledi alandışı yüksek lisans devlette yapamazsın, çok zor, belki çalışmaya başladıktan sonra para biriktirir özelde yaparsın dedi. Buna çok üzüldüm. Bugünden aklımda kalan en önemli şey bu. Diğeri de hoca büyük adam olma konusuna sürekli vurgu yaptı gibi hissettim. Benim gibi alıngan biri elbette bunu kafaya taktı. Hayat hikayemde yazdığım büyük adam olma arzusu yalan. İnsanların olduğu bir iş istemiyorum. Fikir sunmak istiyorum. En çok felsefe ve tarihle alakadar oldum bugüne kadar. Hoca çıkışta kal diğerleriyle istersen dedi. Arkama bakmadan kaçtım. Sosyal olmayı isterken insanlardan neden bu kadar kaçıyorum bilmiyorum. Hatırladığım diğer şeyler:
1- Çok güçlü obsesif tarafım var.
2- His yok, fikir tarafındayım. O yüzden lisanstaki işimi yapmak istemiyorum. Master yapmak istediğim alansa sadece fikirlerimi izhar edeceğim bir alan. Lisans bölümümse insan yetiştirmek. 
3- Annemle bağımı koparmam lazım. Atanma, master, askerlik ne olursa olsun mutlaka il dışı.
4- Mükemmeliyetçiyim.
5- Psikiyatriste git, OKB için ilaç al dedi. Benim gibiler ilaç almak istemezmiş. Almasam olur mu diye sordum, olur ama yavaş ilerlersin dedi. Ha yok alırım o zaman dedim. Her şey mükemmel ilerlemeli.
6- Hayran olduğum siyasetçi ve tarihçi iki adamı söyledim. Hoca da bir din adamı söyledi. Hiçbir şey umrunda olmayan, sadece kendi bildiğini okuyan, resimli sözlükte narsistin karşısında gördüğünüz adamlar. Hoca bir kum saati düşün dedi. Senin şu an obsesyon akıyor. Ters çevirip narsist tarafı güçlendircez, obsesyonlar engel oluyor dedi. Narsisizm, ego az da olsa varmış. Narsisizm kurtulmam gereken bir şey değil mi dedim, hayır cevabını aldım. Ben bu terapilerle zayıflayacak zannediyordum, oysa ilk başta güçlenecekmiş. Sevindim.
7- Sürekli kurallar koyuyorum. Disiplinli olarak güçlü olduğumu zannediyorum.
8- Hayatı çevremdekilere çekilmez hale getiriyorum. Hoca arkadaşlar buna ne kadar tahammül edebilir dedi. Ya da evlendin çocuğun oldu. Onlara da kurallar koyacaksın, baskılı olacaksın dedi. Doğruyu söylemek gerekirse mala döndüm. Çünkü hiçbir şey hissetmedim. Bununla şu an ilgilenmiyorum dedim. Neyi kaybettiğimi bile hissetmiyorum. Tek istediğim konuşmak. Bir yerde, bir kürsüde, bir sınıfta. Şu an hissetmeye çok uzağım.
En büyük travmam evlatlık olmak ve ortaokula kadar ailemle uyumammış. Annem bana o kadar alaka göstermiş ki herkesten aynısını bekliyormuşum ve asla bunu alamayacakmışım. Anneye öfkeli kalıcaz ama sürekli onu suçlamıcaz dedi. Babadan bugün bahsetmedik. Bir yerde erkek fantezisinden bahsederken kızlarda da böyle dedim, genişletmeyelim şimdi o kadar dedi. Fantezilerimde sadist roldeyim bundan bahsettik.
   Bugün Erdoğan, Erbakan, Besim Tibuk, Kadir Mısıroğlu, Celal Şengör, İlber Ortaylı, Yaşar Nuri Öztürk’ten bazılarından hoca genişçe bahsetti. Büyük travmaları olmayan büyük başarılar elde edemez dedi. Bunlar travmalarını dönüştürmüş. Çoğu narsist. Benim travma kendi kıçımda patlamış anladığım kadarıyla. Onlar lisede orada burada alaka görmüş, takdir edilmiş ve değersiz hissetmemişler. Çok çalışmışlar ve başarmışlar. Hayatta istediğim tek şey başarılı hissetmek. Bir arkadaşım dedi ki kendi içinde hep tezatlısın başarı istiyorsun ama başarısızlığa uğratıyorsun kendi kendini.
   Hocanın yukarıdaki kısma ayırdığı vakitte anlamam gerekeni yeterince anladım mı diye düşünüyorum. Mesela C.Şengör’den örnek verdi. Onun babası senin baban olsaydı ve sen Celal gibi insanlarla sıfır iletişim kursaydın C.Şengör olurdun dedi. Bu hikayede başarıdan beni uzaklaştıran şey homoseksüelleşme processini başlatmış olmam, değersiz hissetmem diye anlıyorum. Celal’in duygusuz, otistik olduğunu söyledi. O kadar değilim, galiba.
   Aplikasyondan iki kez yaşıtım erkekle tanıştığımı söyledim. Yaşıtım ve yakışıklı birinden alaka hoşuma gitmişti. Buluşma isteyince hemen app’i sildim. İşte homoseksüelliğin kuvvetli olsa silmezdin dedi. Buraya gelmesen 30-32’ye kadar yüzde doksan ihtimalle ilişkiden uzak dururdun dedi. Doğru.
   Obsesif bir insan olduğumu hala reddetmek istiyorum. Kuralsız, spontane yaşamak benim için çok zor. Annem mesela ekmek alır mısın diyor neden sabahtan haber vermedin dışarı çıkmayacaktım diyorum. Her şey bana önceden bildirilmeli ve ben bir düzene sokmalıyım. Arkadaşlarım okuldan sonra hadi bi yere gidelim diyorlar. Çıldırıyorum. Ama bu ara onlarla spontane bir şeyler denemeye başladım.
   Terapiden gelince anneme nasıl geçtiğini anlatırken ağlamaya başladım birden. Annem halime çok üzüldü. Nerede hata yaptım da böyle oldu diyormuş. Babam bir derdim olmadığını iddia ediyor… Ya sabır.
   Hiçbir şey beğenmediğimden, her şeyde kusur bulduğumdan bahsettim hocaya. En sevdiğim romanı sordu. Cevap vermedim. En sevdiğim roman, film, şarkı olmadığını söyledim. Her şeyde kusur buluyor, hiçbir şeyden zevk almıyorum çünkü. Bunun haricinde fark ettiğim diğer bir şey hocanın sorularına hep kem küm etmek istedim ve ettim. Neden kendim hakkında net bir şey söylemekten çekindim, enteresan.
   En sevdiğim film midir bilmem ama büyülendiğim bir film biliyorum: BLACK SWAN. Obsesif bir kadının canına kast etmeye varan bir başarı hikayesi. Son cümleleri ise: I FELT IT. PERFECT. IT WAS PERFECT.
   Umarım yazım yanlışı, anlatım bozukluğu yoktur, hiç silmeden karışık yazdım, kontrol etmeden atıyorum.
« Son Düzenleme: 28 Nisan 2024, 07:42:12 öö Gönderen: psikolog »

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
-3-
Bugün hayat hikayemde bıraktığım eksikleri ve dün terapi hakkında gece olduğu için yazamadıklarımı yazacağım.

Liseye kadar çalışkan olmama rağmen lisede hiçbir şey yapmamaya, ders çalışmamaya başladım. Bu da o ana kadar alışık olmadığım ders başarısızlıklarını getirdi. Hiçbir sınava evde hazırlanıp girmedim. Hep bir ders öncesinden hocalar boş bırakır orada hazırlanırdım. Üniversitedeyim hâlâ öyleyim. Bu tembelliğe rağmen hukuk okumak istiyordum. İlk sene üniversite sınavında 60bine girdim. En kötü devlet üniversitesi 40binle alıyordu en son, giremedim. Hiç çalışmadığım için bir sene hazırlanır, başarırım diye düşündüm. Fakat yine ne bir dershaneye gittim ne de ailemin teklif ettiği hususi ders hocalarını kabul ettim. 20 bine girmek isteyen birinin limit türev integral bilmeden girmesi mümkün mü? Ben bu konuların ne olduğunu bile bilmiyorum. İkinci sene sınava 1 ay kala hazırlanmaya başladım. O sene çok derin ruhi bunalımdaydım. Felsefe ve din okuyor, youtubedan videolar izliyordum. Neticede eşit ağırlıkta çok kötü bir sıralamaya hazır olduğum için sözel test çözmeye karar verdim sınavda. 90bin eşit ağırlık, 2bin sözel sıralaması yaptım. Hiç tembelliğime bakmadan bu hâlden memnun değildim bir de. 100'e yakın bomboş test kitaplarını arkadaşlarıma, kardeşlerine dağıttım ve ne gelirse gelsin artık bir üniversiteye girecektim. Boğaziçi'deki bölümler için sözelde 1000-1500 sıralama gerekiyordu. Hiç istemediğim bir bölüme gittim. Çevremdeki ailemdeki herkes benim başarısızlığımı yüzüme vuruyor, hak ettiğim yerde olmadığımı söylüyordu. Çünkü lisede iyi bir okuldaydım. Üniversite 1.sınıfta başka bir alanda ihtisas isterken ikide başka alana kaydım ve hâlâ onun için çalışıyorum. Bu bölümden mezun olur ve atanmayı başarabilirsem bile bu beni tatmin etmeyecek. Oysa bütün arkadaşlarımın tek arzusu atanmak. Kasım ayında YDS ve ALES'e girmeyi planlıyorum. Şu an çalışmadan 65-80 arası alıyorum. Ne yapıp ne edip 90+ yapmalıyım. KPSS için kitaplar aldım. Orada da 85+ almalıyım istediğim bir yere atanmak için. OKB için kullandığım ilaçlar bu çalışma arzumu öldürür mü diye korkuyorum. Lisans 1'den beri düzenli kitap okuyor, alanımla alakalı işleri takip ediyor, araştırma yapıyorum. Ya tekrar tembelleşir ve başarısız olursam ne yapacağım? Önümde sadece 1 sene 3 ay kaldı. Koskoca hayatımı belirleyecek 15 ay. Şeyhim günde 2 saat uyur geri kalan vakitte çalışırmış, bir filozof takip ediyorum gençliğinde 3 gün uyumaz kitap okumuş. Benim hâlâ günde 5-7 saat uyumam beni delirtiyor. Kendimi çok tembel hissediyorum. Her gün yarım saat tarikat dersimi yapıyorum, 1 saat kendi belirlediğim zikirleri okuyorum bunu yaparken Ekrem Buğra Ekinci gibi isimlerin yayınlarını dinliyorum. Her gün bir makaleden özet çıkarıyorum. Sonra onun hakkında sesli konuşma yapıyorum ve tabii kitap okuma. Gün içerisinde KPSS, ALES ve YDS için çok az vaktim var bunlar için gün açmaya çalışıyorum. Bu ara bunun stresini yaşıyorum. Arkadaşlarım buluşmak istiyor, nadiren buluşuyorum. Çay içerken yemek yerken bile sürekli bir şey okumak istiyorum. Kendimi çok cahil, çok yetersiz hissediyorum. Ne yaparsam yapayım devlet üniversitesinde alan dışı yüksek lisans yapmak çok zor. Giremezsem nasıl bir hayal kırıklığı yaşayacağım sürekli bunu düşünüyorum. Artık başarısızlık istemiyorum. Ben de takdir edilmek istiyorum.
*
Seksüel kelimeler duymaya tahammülüm yok. Dünkü yazıda a*tif, p*sif yerine top, bottom yazarak ana dilimde olmayan kelimelerle ifade ederek meseleye daha uzaklaşmak istedim. Tabii aynı zamanda bu kelimelerin uydurukça olmasının da tesiri var. Cinsel demem, ama cinsi demem de garip karşılanıyorsa seksüel derim. Dün hocanın tevcih ettiği bir suale e*cinsel diye cevap vermem icap ediyordu. Birinde de rol söylemem gerekiyordu. İkisinde de söylerken iğrenerek söyledim. Bu bana başka bir şeyi hatırlattı. Lisedeyken geceleri odam annemlerle aynı kattaydı. Bir gece uyumamıştım. Önce birisi sonra diğeri banyoya girdi. Ne olduğunu anlayınca o kadar iğrendim ki. Benim annem babam nasıl yapabilir? Bir sefer de birbirlerine yaptığı şakaları duydum. Keşke duymasaydım. Geçen sene de babamın internette bakındığı bazı siteleri gördüm. Ağlamaktan harap oldum. Babam böyle bir günah işlememeliydi. (Sanki ben aynısını işlemiyordum.)
*
Alakadar olduğum konu hakkında fikir izhar edip alkış almak tek arzumun bu olması, bu kadar da aşağılık, başkalarına muhtaç, güçsüz bir karakter olmak beni çok üzüyor. Tam az önce Kadir Mısıroğlu'nun bir videosu çıktı karşıma. 15 dakika kadar izledim. Alkış alma arzusunun en tehlikeli şey olduğundan bahsediyordu. Kendisi inandığı şeyler için çocuk yaşından itibaren ailesinin engellerine rağmen savaşmış birisi. Yaptıklarını Allah'ın rızasını kazanmak için olduğunu söylüyor, kalbimle de inanıyorum. Ama bu insanlardan da alkış topladığı bir iş yaptığı ve bu iş için tutuştuğu gerçeğini değiştirmiyor. Dün Hüseyin Hoca böyle adamların yanına gitsen sana bir alaka gösterirler mi, sadece fikirlerini desteklediğin kadar varsın onlar için dedi. Katılıyorum ama ben de böyle bir insan olmak istiyorum ve bunu değiştiremiyorum. Kadir Mısıroğlu'ndan ziyade Necip Fazıl tam bu karakterde bir adamdı. Yanına gelen kimseyi iplemez, hakir görür, mahkemelere yalnız çıktığında da arkamda bütün üniversite gençliği var derdi. İkisine de Allah rahmet eylesin. Onlara saygım var. Ama bu denli güçlü dava adamı olmak için belli ki narsist olmak icap ediyor. Ayrıca bu kötü bir şey mi ki, sanki onların müktesebatına sövüyor gibi bir tavırdayım? Mesela Ekrem Buğra Ekinci. Kadir Mısıroğlu'ndan çok daha âlim olduğu şüphesiz. Karınca kaderince fitne çıkarmadan bildiklerimizi bilmeyenlere anlatalım diyor. Kadir Mısıroğlu öyle mi? Masayı yumrukluyor, ölüm riskini al, davan için canın pahasına mücadele et diyor. İşte bu ateş beni çekiyor.
*
Dün psikologa gitmeden evvel bir arkadaşımla nasıl bir insan olduğumdan bahsediyorduk. İnsanları kategorize ettiğimi, benim için gri olmadığını, manipülatif bir insan olduğumu( içki içen bir arkadaşımı ve kendisini namaza başlatdığımı söyledi!!), herkese müdahale etmek istediğimi ama kendimin tek bir tavsiyeye bile tahammül edemediğini söyledi.
*
Terapiye gitmeden bir gün önce homoseksüel pornosu izlediğimi yazmışım. Ondan sonra şöyle bir rüya gördüm. Bir araba ve futbol maçı için biletler kazanmışım. Rüyamda abimin kucağına oturuyorum ve ona sımsıkı sarılıyorum. Seksüel bir şey yok. Abi ben hiç maça gitmedim diyorum. O da biliyorum diyorum. Ben babama kızıyordum zaten diyor. Şöyle anlatayım. Bütün akrabalar birlikte maça gittiler bir gün. Ama bir bilet eksik. Ben zaten sevmiyorum diye ben gidemedim. O an üzülmemiştim ama üzüldüm. Bir de pikniğe gittiğimizde topla çeşitli oyunlar oynardık. Büyükler de dahil olduğunda ise maç yapmak isterlerdi. Bense yapamadığım için büyüklerin dahil olmasını hiç istemezdim. Rüyamda abimi de büyüklere kızar şekilde konuşturuyorum anlaşılan. Geçenlerde abime PlayStation'a gidelim dedim. Hiç öyle bir yere gitmedim çünkü. Ne de oynadım. Kuzenlerim de var oysa. Fakat hâlâ gidemedik.
*
Şimdi terapiye gelelim. Gitmeden önce hocaya merhaba mı dicem selamünaleyküm mü dicem gibi şeyler düşündüm. Kızlarla konuşurken kolumu koltuğa doğru uzattım. Acaba olmamalı diye geri çektim. Hoca çıkışta sarılmak istedi, ( Hiç beklemiyordum.) sarılırken tek elle mi iki elle mi sarılmalıyım, ellerimi omuzlara mı koymalıyım, yoksa iki defa vurup çekmeli miyim gibi şeyler düşündüm. Gündelik hayatta hep böyle şeyleri dert ediyorum. Otobüste otururken bacağımı fazla mı açtım, omzum yamuk mu duruyor, yemek yerken tabağa mı eğiliyorum, ayaktayken özgüvensiz mi duruyorum, konuşurken ellerimi nereye koymalıyım gibi.
*
Yukarıdakileri yazarken terapi için yazacaklarımı unuttum. Hatırladıkça ekleyeceğim. Yazarken sanki içi irin dolu bir çıbanı deşiyor gibi hissediyorum. Hoca dedi diye yazıyorum ama demese de yazardım büyük ihtimalle🙃
Geçen hafta anneme sinirlendiğimde yazınca ne kadar rahatlığımı fark ettim çünkü.
Kontrol etmeden atıyorum, inşallah hata yoktur.


Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
-4-
28/04/2024 17:13
Üst katta onlarla yemek yedim, aşağıya odama indim, ağlayarak yazıyorum. Anne bana kitaplarını okuyor musun, testleri çözüyor musun diye sordu. Okumasam niye alayım dedim. Öğlen de yarın okula gitmeyip psikiyatriste gideceğimi söyleyince okulda bi şey olmasın dedi ikisi. Ben takip ediyorum dedim. Anne sinirlendi tabi. Bana dokundu, şaka yaptığını söyledi. Ama ben istemiyorum. Bana dokunmasın, istemiyorum. Yemek masasını hazırlıyoruz. Baba ekmek istiyor ama daha kaşıkları koymamış elimde kaseler vardı ekmeği vermedim kaşıkları önüne attım. Kafasını salladı sanki görmedim gerizekalı. Oturduk yemek yiyoruz. Anne bi psikologa gitti ya karıştırmıyor kendine bir şey olduk sanıyorlar dedi. Nereme dokundun biliyor musun diye bağırdım, p*poma vuracaktı güya ama tesislerime gelmişti. Sanki gerçekten vurdum, şaka da yapmayacaksın buna dedi. Baba sürekli tamaaam, susuuun diyordu. Yine ben konuşunca deyince bir kere beni savun beni diye bağırdım. O da ben seni savunmuyor muyum hep diyorum dedi. Böyle bir tepkiyi beklemiyordu. Yemeği bitirmeden aşağı inecektim. Baba inme deyince inmedim. Hep bana sus dur diyorsun dedim. Anne yine hep çok yüz verdik diyor. Onu boğmak istiyorum. Salak kadın ben aşağıda ağlıyorum. Yukarıda kesin benim hayırsız olduğuma dair zırıldayıp duruyordur. Sen beni öldürürsün, sen beni döversin, sen bana bakmazsın. Babayla kavga etmek iyi geliyor bana. Bütün kinini nefretimi ona kusmak istiyorum. Bu seneye kadar ona sesimi bile yükseltmedim. O da bana öyle. Ailemde fiziki şiddet olmadı bana karşı. AMA BABAMIN BENİM YANIMDA OLMASINI İSTİYORUM ANNEYE KARŞI. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Sıkıntılarımı anlatacak kimsem yok. Öz anne-babadan da nefret ediyorum. MADEM BENDEN SONRA BİR TANE DAHA YAPACAKTINIZ BENİ NİYE VERDİNİZ ORO ÇOCUKLARI. SİZ NASIL ANNE BABASINIZ. BİR DE UTANMADAN BANA YEĞEN DİYOR. SENİN YEĞENİNİ S*M. DEFOLUN GİDİN HAYATIMDAN.
29/04/2024
Dün gece dayanamayıp sitede paylaştıklarımı okudum. Çok yazım ve noktalama yanlışı var ama daha kötüsü yazdıklarımın samimiyetine inanmıyorum. Hangisi gerçek benim bilmiyorum. Yukarıda anne babama ettiğim küfürler için de üzgünüm. Beni büyüten babamla gerçekten bir problemim yok ama onunla daha yakın olmak istiyorum. Dünkü tepkimi görünce şok olmuş. Anneme nolmuş böyle ona demiş ve ben bunu akşam annemden öğrendim. Annem akşam konuşurken bu konu hakkında o konuşmadı. Sürekli Ali Rıza Bey modunda, aman susun şurada bir yemek yicez ağız tadıyla yiyelim. B* ye. Annem benim değişmeyeceğimi söylüyor. Benim karakterim buymuş. Çocukken de kimseyle anlaşamazmışım. Hep huysuzluk edermişim falan.
Öz Aileye Dair
Öz annem benimle yakınlaşmak istiyor. Babamsa yeğen diye hitap ediyor, normal bir akraba gibi konuşuyoruz. Beni büyüten anne, diğer kardeşlerimle öz ailemin bana olduğundan daha yakındır. Öz anne hariç hukuk kazancam diye ödü koptu bunların. Bir gün arapça mı öğrensem diye bir kuzenimle konuşuyordum da abla gelip bana çıkıştı neden babanın yanında söylüyorsun diye. Kıskanmış çünkü. Kendi çocuklarından daha başarılı olacağım diye çatladı hep. Oysa ben lisede kaybettim. Bir tehdit değilim ki. Ablayla aynı lisans bölümündeyim. Benim sıralama yüksek olsa da. Bir gün biri beni överken öz baba da oradaydı. Ne var, ...yla(abla) aynısını okuyor. Aile mi düşman mı bunlar? Abi ortaokulda lisede tembelmiş, ben örnek gösterilirmişim. Hâlâ bana der dururlar, çalışkansın bilmem ne. KPSS'de sakın benden yüksek alma diyorlar. Gülüyorum sadece cevap olarak. Ne denir ki? Öz baba bir keresinde de anneme dedemden kalan evi istemiş. Ben de yeğeniymişim, onlar da yeğeniymişim neticede...Zaten bana büyüten babadan ev kalacakmış.
Öz anne buna rağmen büyütürken beni sürekli beni bırakıp onlara gidersin, beni değil onları seviyorsun deyip durdu. İşte bu aileyi. Bir kardeşim var. Tamamen benimle aynı. Yaşadığı problemler bile. En çok onu seviyorum. O da futbol oynamadığı için kız demişler, çok berbat oynasa da futbol öğrenmeye çalıştı, hiç sevmese de futbol izlemeye başladı 4 senedir kadar. Şu an biraz pes etmeye başlamış gibi görünüyor. Ben bu savaşı hiç vermemiştim. O da benim gibi uzun seneler annesiyle uyudu ve sanırım o da geç ergenliğe girecek ve asosyal. Onun için korkuyorum. Aynı dertleri yaşamasını istemiyorum. Asla zorbalığa sessiz kalmamasını söylüyorum.
Dine Dair
3 sene önce müslüman oldum. Namaz kılmaya, oruç tutmaya başladım hemen 1 ay sonra günlük yapacağım zikirleri belirledim ve artık kendime bir şeyh bulmalıydım. Sadece kendi belirlediklerimle olmazdı. Bir gece şeyh bulamadığım için ağlarken güzel bir rüya gördüm. Keşke sadece o rüyada varolsam. Bütün günahları terk etmeye hazırdım artık. Günde 2 saati buluyordu zikirler. Annem bunun delilik olduğunu söylüyor. Çalışmamız gerekiyormuş herkes otursun zikir yapsın oh ne güzel diyor. Bir süre din ile iyileşeceğimi düşündüm çünkü gerçekten öyle olmuştu. Ne güzel bir seneydi. Bu sene Ekim'e kadar. Ekim'de tekrar porno tuzağına düştüm ve o günden sonra mutlu olamadım. Ama bu sene dine dair fikirlerim değişti. Boynumda 5 tane yan yana muska taşıyordum. Hepsini çıkardım. Evliya olamayacağım, kâfir öleceğim korkusu çok yoğundu, neredeyse kayboldu. Bir sabah namazını kaçırsam mahvoldum, öldüm diye ağlardım. Dün sabah kaçırdım ama böyle bir şey olmadı. İmanım mı zayıflıyor, hayır. Hiçbir şüphem yok ama daha lakaydim. Şu ara sigara, alkol kullanmak istiyorum. Lisede arkadaşlarım alkolle birlikte bir şeyler kullanıyorlardı, hap. Ne olduğunu bilmiyorum. Keşke kullansaydım diyorum.
Arkadaşlara Dair
Lise arkadaş gruplarında çıkmak istiyorum. Onlara öldüğümün falan haber verilmesini istiyorum. Keşke yok olabilsem ya da şu ana kadar tanıdığım herkesi silsem ve yeni bir hayata başlasam diye düşünüyorum.
Son Durum 29/04/2024 09:29
Psikiyatristen ayrıldım. Otobüste ağladım. Sebepsiz. Eczaneye gittim. 50 mg lustral vermiş.
SİYAH KUĞU: SENİ NEDEN SEVİYORUM?
Kızın adı Nina. Mükemmeliyetçi bir karakteri var. Kontrolcü, baskıcı bir annesi var. Annesi onu içten içe kıskanıyor. Oyunda hem siyah kuğuyu hem beyaz kuğuyu canlandıramayacağını düşünüyor. Nina'nın aslında aşık olduğu bale hocası Nina'ya bir yedek buluyor: Lily.
Korkusuz, cesur, biraz deli.
Film Nina'nın rüyasıyla başladı. Odası oldukça çocuksu ve oyuncaklar vardı. Bu seneye kadar benim de vardı. Hepsini attım. Atamadıklarımı da kaldırdım. Nina'nın annesinde kızına karşı belirgin bir kıskançlık var çünkü kendisi de eski balerin. Kızına hamile kaldığı için bırakmak zorunda kalmış. Bense beni büyüten annemi sürekli beni kıskanmakla itham ediyorum. Çünkü babam beni çok seviyor, sen bunu çekemiyorsun diyorum, beni başarılı olmamı istemiyorsun, zengin olmamı istemiyorsun, güçlü olmamı istemiyorsun çünkü seni terk ederim diye korkuyorsun diyorum. Üniversitede il dışına gitmemi hiç istemedi. Doğrusu ben de hiç istemedim. Nasıl olsa doğru düzgün bir bölüm de olmamıştı. Gerçi ben hiçbir zaman hukuk okumak istemedim. Annem istiyordu. Filme döneyim. Nina'nın annesi kızına sürekli küçük tatlı kızım diyor, annem de bana hep adımı küçülterek söyler, bu sene bunu istemediğimi söyledim. Bazen hâlâ yapıyor, deli oluyorum. Babam da bana yavruş, oğluşum falan diyor. Ben 21 yaşındayım. Çoğu zaman da paşa diyor. Bundan rahatsız değilim. Nina annesi olmadığı zaman kaygılı görünüyor. Bu kontrol hissi mi. Ben de sürekli her şeyin kontrol altında olmasını isterim. Ama benim kontrolüm altında. Bütün arkadaşlarım bunu söyler. Lisedekiler bana sen bizim çobanımızsın derdi bu yüzden. Onları kötü şeylerden uzak tutmaya çalışırdım. Nina sofrada annesiyle gereksiz bir şey yüzünden kavga ediyor. Hahahahaha. Nina'da sürekli öfke ve utanç hakim. Hahahahahah. Nina mastürbasyonlarla siyah kuğuyu keşfediyor sanki. Provalarda beyaz kuğuyu mükemmel oynuyordu, siyah kuğu da ise berbattı. Fakat gösterimde ise tam tersi oldu. Beyaz kuğudan iyice uzaklaşmıştı çünkü.
Kendisi hocasından hoşlanıyordu, hocasını Lily ile s* yaparken gördü. Daha sonrasında Lily ile fanteziler kurdu. Burası ilginçti. Nina daha önce bakireydi ve Lily'nin hocanın yakışıklı olduğunu söylemesine bile tahammül edememişti. Lisede çevremdekiler beni aseksüel zannediyordu. Hatta bir ara ben de aseksüelim diyordum. Lisans 1'de hoşlandığım kıza açıldım. Keşke yapmasaydım. Şu an aseksüel olsam mutlu olurdum herhalde. Lise 1'deyken Tanrı'ya dua etmiştim. Lütfen hiç penisim kalkmasın evlenene kadar diye. Şu duaya bak. Delirmek istiyorum. Yaşıtlarım belki de sınıftaki bütün kızlarla sevişmek için dua ediyordu. Bense hep bakir kalmak için. En azından evliliğe kadar kaydı düşmüşüm, ona da şükür.
Filmin sonunda Nina ölüyor diye üzülmüştüm. Fakat anladım ki ölen Nina değil, doğan Nina. Beyaz kuğu öldü çünkü bu annesinin yarattığı sahte karakterin ölmesi gerekiyordu. Siyah kuğu ise bütün güzelliği ile sahnedeydi. Harika hissettiğini söyledi. Artık annesinin beyaz kuğusu yoktu.
« Son Düzenleme: 29 Nisan 2024, 10:06:09 öö Gönderen: Merdümgiriz »

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
29/04/24 12:06
Annenin işi vardı, dışarı çıktı, bizimle kahvaltı yapmadı. Babamla beraberdik. İlk başta konuşmadık, sessizlik hakimdi. Sonradan bayağı konuşmaya başladık, bana çok iyi geldi. Sabah arkadaşım da nerdesin agam yazmış, beni çok mutlu ediyor. Bugüne kadar kendimi en yakın hissettiğim arkadaş, bu sene arkadaş olduk. Keşke ona sımsıkı sarılabilsem. İnşallah arkadaşlığımız ömür boyu sürer.
29/04/24 18:13
Arkadaşlarım ve kardeşlerim hakkında yazdıklarım için çok üzgünüm. Onları gerçekten seviyorum. Yok yeterince maskülen değilmiş, yok ablam bana bir keresinde bunu demiş. Etrafımdaki herkesi mükemmel istiyorum. Ben de mükemmel değilim ki. Hem mükemmel olacaklar hem de beni annem gibi sevecekler. Hüseyin Hoca kimse seni çocukluğundaki gibi annen kadar sevmeyecek demişti. Bense lise ve üniversite yılları da dahil anneme sürekli beni eskisi gibi sevmiyorsun diyordum. Beni hâlâ küçük oğlunu sevdiği gibi sevmesini istiyordum gerçekten. Bunu şimdi annem bile yap(a)mazken bir de bunu insanlardan bekliyorum. Oysa gerçekten onları seviyorum ama kendimi mutsuz hissettiğimde öfkelenecek bir şey arıyorum. Sürekli kusur arayan bu gözden sıkıldım, beni çok yordu artık. Çok seneler önce uzunca bir süre tesirinden çıkamadığım bir rüya görmüştüm. Çok zayıf, siyahi bir çocuk bana sevdiklerinin kıymetini bil diyordu. Bu cümle benim için çok şey ifade ediyor. Ben beni sevenlerin, sevdiklerimin, sahip olduklarımın kıymetini bilmedim/bilemedim. İnşallah düzelecek bundan sonra.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
29/04/24 20:32
Delirmek üzereyim. Ben hasta değilim. Obsesif değilim. Homo hiç değilim. İlaç yüzünden midem bulanıyor. Keşke hiç başlamasaydım. Başımda yine bir tuhaflık var. Kapkaranlık bulutlar çöktü üzerime. Bugün gayet iyiydim oysa. Allah'ım nedir bu sıkıntım, bana yardım et. O şu yüzden, bu bu yüzden. Hepsinden sıkıldım. Mantık istemiyorum artık. İyi olmak istiyorum.
29/04/24 20:41
Travmalarımla baş edebilecek güçte değilim. Yaşamaya hakkım yok. Hayır kendimi üzmicem. Bunu hak etmiyorum. Ben kötü bir şey yapmadım. Ben iyi olmaya çalışıyorum. 7.sınıftaydım. Dedemin bir arkadaşı torununu kötü şeyler izlerken yakalamış. Babaannem de diyor ki büyüyünce o(ben) da izler. Annem hayır dedi. Bana gelip sordu. İzliyor musun diye. İzlemiyordum. Hiçbir zaman izlemicem dedim. Ama 2 sene sonra izledim. O yüzden başıma bu belalar geldi. Zaten hep böyle olur. Annem hep benimle övünürdü ilkokulda. Bir gün arkadaşlarımla parka gidecektim. Gitme dedi. Gittim. Yolda öyle kötü düştüm ki. Anne seni dinlemediğimde hep başıma kötü şeyler geliyor dedim. Öyle gerçekten. Beni tutan bir annem yok ama şimdi. (İsmim), gel oğlum dedi şimdi, çaya çağırıyor, babam da çağırdı. Ölüyorum, elimden tutun. Kendime hakim olamıyorum. Ağlıyorum.
29/04/24 21:25
Akşamları online eğitime kayıt oldum. Ama derse odaklanamıyorum. Derse geç kalınca arkadaşım yazdı. Kitap falan okuyorsan girme önemli bir şey yok dedi. Yatıyorum dedim. Vay sen dinlenir miydin diyor. İnsanlar beni böyle bilmiyor. Kendime, benliğime ihanet ediyorum. Çalışmalıyım ama ben boş oturup kusmuktan farksız yazılar yazıyorum.
29/04/24 21:34
İyiyim. Annem evliya değil. O günah işliyor. O babamla... Çocukken yanılmışım. Şu an gayet iyiyim. Annem suçlu. O beni yanlış yetiştirdi. İşte ben böyleyim. Bir dediğim bir dediğimi tutmuyor. Her yazdığımı silmek istiyorum ama sonra anlatamam diye silmiyorum. Az önce üzerimde kapkaranlık bulutlar vardı. Şimdi dağılıyor.
29/04/24 21:42
Baba senden nefret ediyorum. Sorsana neden böylesin diye. Annem soruyor. Baba karşımda çay içiyor. Bok iç. Annesini, dayısını anlatıyor. Onların Allah belasını versin. Annemi çok seviyorum. O kadar güzel bir insandı ki. İlkokulda birisi annen çok güzelmiş demişti. Çok sinirlendim. Neyse ki annem beni okula çok götürmedi. Komşu götürüyordu. Annem çok korkak. Ben araba kullandığımda çılgına dönüyor. Çok hızlı ve dikkatsiz kullanıyorum. İkisinin konuşması salakça. Gebersem fark ederler mi acaba.
29/04/24 21:58
Yukarıda yazdıklarımda çıldırmış gibiyim. Neyse ki hemen geçiyor bu düşünceler. Hemen her gün 1 saatimi alıyor ama belki. Çocukken annemi ilahlaştırdığımı görüyorum. O kadar midemi bulandırdı ki okurken. Annemden uzaklaşıyorum artık. Onun yanında üst değiştirmiyorum. Geçen hafta rüyamda annemleydim. Banyodaydık. İkimizin üstü de giyinikti. Bana banyo yap dedi. Ben yapmak istemedim. Israr etti. Arkanı dön dedim. Kıyafetlerimi çıkarmadan yıkandım.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
30/04/24 09:19
Siyah Kuğu'yu baştan sona 2.kez izledim. Tamamen hissettim. Dişimi o kadar sıkmışım ki ağrı var. Bu sabah iç çamaşırımı el feneriyle kontrol etmedim. Bir iki damla idrar kaçar, ben görene kadar kurur diye ışıkla bakıyordum. Leke varsa görmek için. Yapmadım. İki senedir vakit kaybediyorum diye hiç baştan sona film izlememiştim. İki bölüm dizi ve YouTube'daki kesitler haricinde.Filmi izledikten hemen sonra bir tarihçinin radyo yayını dinleyecektim, dinlemedim. Okula kadar yolu izlicem sadece. Zikir de yapmıcam.
30/04/24 11:03
Okula giderken hiç tişört giyemiyordum. Bugün giydim üzerine montla birlikte. Sınıfa girdim 20 dakika kadar montu çıkarmamak için direndim. En sonunda çıkardım. Ama kollarımı masanın üzerine çıkaramadım. Kenarda saklar gibi tutuyordum. Gerginlikten sol kolumu kazıdım. Fakat şu an rahatladım. 5 yaşındayken annem beni şort ve atletle dışarı çıkarmak istemiş. Kapının önünde ağlamışım çıkmamak için. Kollarımı kapatıp oturmuşum. Ancak daha sonra alışmışım kısa kollu giymeye, sanırım liseye gelene kadar.
***
Bu bedene yabancılaşma denilen şeyin aslında farklı tezahürlerini de gördüm. Vücudumdaki tüyler utanç vericiydi benim için çıkarken. Ailem daha doğrusu annem neyle alıyorsun diye soruyordu. Yok ki diyordum. Benzer şekilde ergenliğe girdiğimi de saklamıştım. 11.sınıfa gelmiştim ve ailem müslüman olduklarından gusül abdesti almamı bekliyordu fakat hiç görmedikleri için ergenliğe girmedim sanıyorlardı. Ergenliğe ise 9.sınıfın 2.döneminde girmiştim. Hüseyin Hoca bu tarihe geç dedi. Her neyse ailem doktora götürmek istedi. Babam bana rüyanda bir kızla seviştiğini göreceksin demişti. Zannediyorum 11.sınıftayken ilk kez sabah yıkanmıştım onları rahatlatmak için. Gusül almamamın nedeni dinsiz olmam değil utanmamdı. Erkek olmaktan utanıyordum belli ki.
30/04/24 19:15
En yakın arkadaşımla bir gündü. Gün boyu tek bir erkeği bile fark etmedim. Hatta fark etmeksizin bir kıza uzun süre baktım. Gayrı ihtiyari olan bu davranış beni mutlu etti. Arkadaşımın yanında bugün hiç olmadığı kadar natüreldim. İlk kez onunla argo konuştum. İlk kez WhatsApp grubuna sansürsüz küfür yazdım. Tek ilacım erkek arkadaşlar gibi hissediyorum. Lisede birbirlerine çok yakın olan erkek arkadaş grubunda olmayı ne isterdim. Aslında her yıl bir iki tane yakın erkek arkadaşım oluyordu. Ama problem sene biter bitmez benim onların yüzlerine bile bakmamamdı. Hemen yeni bir arkadaş bulmaya çalışıyordum ve kimseyle yakınlaşmak için çaba sarf etmiyordum. Şu an liseden görüştüğüm kimse kalmadı. En son Şubat ayında bir arkadaşım aradı. En son da bir sene evvel onlarla buluştum. Üniversitedeki arkadaşlarımla aynısı olsun istemiyorum. Onlarla daha yakın olmak istiyorum. Artık dışarı çıkma, gezme isteklerini reddetmiyorum. Dışarıya çıkacağım diye korkuyordum. Çünkü namaz geçecek diye düşünüyorum. Dışarıda tuvaletimi de yapamam çünkü sadece istibra yapmıyorum. İç çamaşırıma 3 kat peçete koyuyorum, idrar gelmesin diye. Sabah namazlarında kalkıp tuvalete gidiyorum, bunları yapıyor sonra tekrar uykuya yatıyorum, iyice vakit geçsin diye, sonra kalkıp abdest alıyorum.
***
Okuldan gelince annem babam bana çok iyiydi. Dün akşam kötüleşmemden belli ki etkilenmişler. Onların hâlini görünce üzüldüm. Ama yapacak bir şeyim yok. Yanlış hissetmeme sebep olan ne varsa hepsi, herkes suçlu.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
30/04/24 22:11
Annem bugün bana çok farklı. Benim için üzgün, endişeli. Bakışlarında görüyorum. Onları artık sevmediğimi düşünüyor. Önceden gelir gider beni öperdin diyor. Ya da en azından okula giderken öperdim. 6 aya yakındır öpmüyorum. Yolda beraber yürürsek koluma girerdi. Asla izin vermiyorum. Yine 6 aya yakın bir süredir. Bu akşam beni öpmek istedi. İzin verdim. Doğru mu yaptım bilmiyorum.(Ağlıyorum) Öyle bir hâle geldim ki anneme bile nasıl davranacağımı bilmiyorum artık. Her şeyim sahte. Rol yapmak istemiyorum artık. Az önce cüzdanımın içindeki güç ve cesaret için yazdığım esma ve duanın olduğu kağıdı çıkardım. Güce dışarıdan değil içeriden ihtiyacım var. Müsebbibül esbab olan Rab gücü harici şartlarla yaratmayıp ya da sığındığım objelerle bana vermeyip içimde de bana fark ettirebilir. Ve ben o gücü elde etmek için çalışacağım.
***
Dikensiz gül bahçesinden geçip sağlıklı, yetişkin bir kimlik elde edenlerle aynı olmamalıyım. Acı daha güçlü bir şahsiyet yaratmalı. Lisedeki gibi kendimi diğer insanlardan, erkeklerden tecrit etmiyorum ama beraber de kalamam daha üstte olmayı hak ediyorum. Çünkü ben daha fazla çaba göstererek inşa ediyorum kendimi. Belki daha fazla çabalamıyor da olabilirim ya da daha fazla çabalasam bile her zaman fazla çalışma daha fazla mahsulü getirmeyebilir ama istiyorum.
01/05/24 06:16
Yazdıklarımda sürekli bir ben ne yaşamıştım, kim bana demişti, bana da şunu yapmışlardı deme çabası. Hocaya anlatmadığım bir şey olabilir mi diye yazmak istiyordum ama yetti bana. Sürekli dert anlatmak, özellikle geçmişten, çok ezikçe. Geç yoluna devam et.
01/05/24 14:26
Porno izlemeden mastürbasyon yaptım. Uzun süre aradan sonra gerginlik dışında kalbimin hızlı attığına şahitlik ettim.
***
Perşembe günleri okula bu dönem tanıştığım kız için gidiyorum. Sadece onunla o gün görüşüyoruz. Okula diğer günler gitme sebebim ise bir arkadaşım. O en yakın arkadaşım ve onunla konuşmak bana iyi geliyor. Yoksa başka türlü okula gitmeme imkan yoktu. Kıza gelince ise de ona aşık olmamaya çalışıyorum. Platonik kalacağı belli o yüzden hiç olmamalı. Ama neden okula gidiyorum öyleyse, çünkü onunla konuşurken heyecanlanmadığımı ve çok rahat olduğumu fark ediyorum. Bu da bana iyi hissettiriyor. Gözümde büyüttüğüm kadar bir şey olmadığını fark ediyorum.
***
Annem bu aralar biraz daha rahat olduğumu ve kafaya takmayı azalttığımı söyledi.
***
Sınıf içerisinde arkadaşlarımın da dikkatini çeken bir şey var. Konuştuğum zaman fazla özgüvenliyim. Yani hocalara karşı laubali, arsız ortaokul öğrencisi gibi davrandığım oluyor. Bu da enteresan. Şu an tek problemim önceden bir şeyi iyice düşünüp cümle kurup o şekilde söz almayı beklemek. Tabi bu arada heyecanlanma oluyor. Ama eğer hiç düşünmeden söylersem rahat oluyorum ve söyleyiveriyorum birden. Konuşmalarımı, cümlelerimi önceden planlamamam lazım. İlk terapiye gitmeden önce planlamadım ama orada heyecan, gerginlik olur diye düşünüyordum. Beklediğimden çok sakindim.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
02/05/24 15:38
Bugün arkadaşlarımla, birisiyle ilk kez diyebilirim, hiç olmadığı kadar yakındım. Çok kez şaka yaptım. Üzerimdeki örtülü toprak yoktu sanki. Erkek arkadaşlarımdan biriyle şakalaşırken sırtına şakayla vurdum. İlk kez ona temas ettim. Kendimi çok kez sesli gülerken, yüksek sesle konuşurken fark ettim. Çok küçük şeyler ama arkadaşlarımla yakın olmak beni mutlu etti. Fakat son derste yine söz alıp almama konusunda tereddüt ettim. Tereddüt edince o an ne söyleceğimi düşünmeye başladım. Düşünceler girince de dünyadan koptum. Konuşmadım. Diğer derste ise notlarımı toparlayacak vakit vardı.
***
Ocak'tan bu yana okuduklarımdan defterime not ettiklerimi daha göz önünde tutup onları daha çok anlamak adına özetle;

-Erkeklik uğraşılarak elde edilir. Erkeklik belirsizdir, risklidir. Erkekliğe, kadınlığa baş kaldırılarak ulaşılır ve erkeklik ancak diğer erkekler tarafından onaylanır.
-Heteroseksüel erkekler bedeniyle rahattır, bu nedenle bu onları çekici kılar. Homoseksüeller erkek bedenlerinin kirli ve utanç verici olduğunu düşünür.
-Arzuladığım şey erkeksi maceraperestlik ve eğlence.
-Mastürbasyon; seksüel varlık olmama izin vermedikleri için ebeveynlerimden öç alma şekli, savunma.
-Homoseksüeller kendilerine seksüel hislerden mahrum, saf, küçük, iyi çocuk gibi davranılmış bir geçmişe sahip.
-Geri adım at ve gerçekle yüzleş, anana babana dürüstçe bak ve seni nasıl etkilediklerini fark et.
-Kendini, erkekliğini kabul processini aceleye getirme.
-Kendini görme şeklini değiştirmek kolay değildir. Küçük başarılardan oluşan aşamalı bir çalışma safahatını gerektirir.
-Terapinin özü acıyı yavaşça hatırlamaktır. Sonra acının senden uzaklaştırdığı gerçek benliğini kazanmandır.
-İçinde uygun erkek figürü olsa dışarıda aramazsın.
-Kimse senin maskülen enerjini annen kadar tüketemez. Kadınlara yaklaşmaktan korkarsın çünkü onların da senin elinden gücünü almasından korkuyorsun.
-Kendine acıyacak bir durum bulursan bunu abart, öyle abart ki gülünç hale gelsin.
-Ben natürel ve eşit olan başka bir erkekle dürüstçe, direkt ve samimi konuşan biriyim. Başka bir erkeği romantikleştirmeye ya da ona imrenmeme gerek yok.
-Annenin hassas beden algısına karşı koy.
-Yeterince maskülen hissetmezsen güçsüz hissedersin.
-Korkuyorum, gerginim gibi hisler arzuların temelinde.
-Olmak istediğim erkek olmaya kararlıyım.
-Temel direnç noktası hayattaki acı verici mücadelelerden kaçınmak olabilir.
-Homoseksüel bir çocuk babasından korkar ve nefret eder ve bu hisleri Tanrı ile bağdaştırır. Aynı zamanda diğer erkeklerden, patronlardan ve mülk sahibi kişilerden de saklanır.
-Sağlıklı erkekler babasına düşmanlık beslerse bunun açığa çıkmasına izin verir, bunu ortaya koyar.
-Mücadelelerimiz tarafından rızıklandırılırız.
-Homoseksüel bir erkek, diğer erkeklere baktığı zaman kandırılmış ve öfkeli hisseder zira erkeklerin dünyası bir gizemdir. Onları sahip olmadığı erkeklik niteliğine onlar farkında olmadan, kolayca sahiptir. Yoğun bir bağımlılığın ve açlığın olduğu yerde öfke de hep baki kalacaktır.
-Birçok erkek erkekliği ile ilgili yeterince onay görmediği için babasına karşı kızgındır.
-Hemcinsten etkilenmenin temeli, onun gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu anlama ihtiyacından.
-Seksüel arzu kılığına giren derin bir acı!
-Tedavi gören erkek başardıkları şeylerden ötürü kendilerini takdir etmede yavaştır.
-Porno ve mastürbasyondan yalnızca irade gücüne dayanarak kurtulamazsın.
-İlerlemek istersen birkaç yol; fiziki aktivite, sağlıklı erkek arkadaşlıklar, ebeveynlerinle saygı ve karşılıklılığa dayalı diyalog.
-Erkeklik beraberinde bağımsızlık, otonomi ve gücün kullanımını getirir.
-Erkekliği kimse bize veremez, o içimizde, aktif hâle getir!
-Yağmurda ıslan, koş, düş, önemseme!
-Kaygısız ve güçlü ol!
-Erkekliği arzulama, erkekliğine sahip çık!
-Risk al.
-Erkeklere aşırı değer yükleme ya da değersizleştirme, onlarla eşit şekilde var olduğuna inan.
-Babana olan kinini yok et, onunla kendini özdeşleştir.
-Daha sık konuş, daha çok kendine güven.
-Bedenini sev, egzersiz yap.
-Bir erkeğin maskülenliği özümsemesinin tek yolu; karşılıklı, yakınlık, onay ve samimiyete dayanan ve cinsellik barındırmayan erkek arkadaşlıklar kurmaktır.
-Erkeklere olan sevgi ve korku ikircikliğini gidermek için savunmacı ayrışma aşılmalıdır.
-Yalnızlık, stres ve kontrolü kaybetmişlik hissi saplantıları tetikler.
-Sana çekici gelen heteroseksüel erkeklerle konuş.
-Başarının sorumluluğundan korkma. Elde ettiğin başarıyı sürdürecek gücün olduğuna inan.
-Kırılgansın çünkü sahip olduğun imaj gerçek değil.
-Başarısızlık korkusuyla baş etme şeklin kendini başarısızlığa uğratmak. Diğer başarısızlıkları engellemek için kendini başarısızlığa uğratman sana kontrol duygusu veriyor.
-Kişisel başarılar ile övün.
-Erotize edilen erkek kendinin idealize edilmiş hâli; güçlü ve fark edilir.
-Anneyle olan erotik bağ; seçkinlik, infantilizasyon, idealizasyon ile kuşanır. Önce bu duvarları yık.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
02/05/24 21:05
Okuldan geldiğimde önce salona geçtim. Annem sütlaç yapmış. (Ben) büyüyeli sütlaç yapmıyordum. O küçükken dolap hep sütlaç dolu olurdu dedi. Ben büyüyeli yapmıyorsan şimdi niye yaptın diye bunu kafaya takar sonra başka bir sebepten canına okurdum ama hiçbir şey söylemedim. Babam şakayla enseme vurup öpmeye kalktı. Hoşnut olmadığımı belli ettim. Hemen annem atladı. Artık kendini öptürmüyor niye öpüyorsun dedi. Babam da oğlumu da mı öpemicem dedi. Annem ben iyileşene kadar bana dokunmayın, beni öpmeyin diyor dedi. Babam istemiyor mu gibisinden sorular sordu, cevap vermedim. Annem yavaş yavaş da olsa uzaklaşmamız gerektiğini anlamıştı. Fakat babamla iki erkek olarak diyalog kurmak istiyorum. O ise bana hâlâ küçük oğluymuşum gibi davranıyor böyle yaparak. Onun aradaki farkı anlayabileceğini sanmıyorum ama annem bu sefer işe yarayacaktır diye düşünüyorum. Çünkü 2 akşam önce, anında yazıya dökmüştüm, cin tutmuş gibiydim. Annem belli ki çok etkilenmiş.
***
Eski oğlumu istiyorum dedi. Gözlerimi dikip baktım. Yeni oğlun nasıl dedim. Katı, soğuk, iyice bizden kopuk dedi.
02/05/24 23:11
Yaklaşık yarım saat babamla konuştuk. Daha sonra annem de dahil oldu. Yaşadığım problemleri bilmek istediler. Anlatabildiğim kadar, anlatabileceğim kadar anlattım. Aşılamayacak bir şey olmadığını, yanımda olacaklarını söylediler. Pazar günü bağırıp çağırmamda babamın çok sinirlendiğini ama halimi anladığı için sustuğunu öğrendim. Desteklerini duymak güzeldi. En sonunda annem sarılmak istedi. Hep beraber sarılalım dedim. Birlikte sarıldık.
03/05/24 15:11
Annem yine çok ciddi olduğumdan şikayet etti. Böyle benden memnun değilmiş. Eskiden onu gıdıklarmışım, öpermişim, sarılırmışım. Fakat bugün asıl bahsetmek istediğim birkaç bir şey var.
***
Kendimde 3 ruh hâli müşahede ediyorum. Birincisi normal, diğeri kara bulutlu dediğim hâl, diğeri de aşırı özgüvenli hâl. Kara bulutlu hâl diye isimlendirdiğim hâlin nasıl olduğunu anlatabilmek için öyle hissettiğim an hemen yazıya dökerek anlatmıştım. O an Hüseyin Kaçın'ı bir kurtarıcı olarak görmüş, anne babamla konuşup onları azarlamasını istemiştim. Aşırı özgüvenli hâl dediğimde ise Hüseyin Kaçın'ı bana yardım edemez olarak görüyorum. Yani aslında Hüseyin Kaçın'ı değil, hiçbir erkeği. Aklımdan geçen şey şu oluyor: Hüseyin Hoca benden daha fazla erkek değil. Benim erkekliğim için kimse bana yardım edemez. Hayatta zorluk yaşıyorum, evet ama bunu kendim aşmalıyım, Hüseyin Hoca'yla da bir işbirliği içindeyim. Ben onun tecrübelerinden faydalanıyorum. O da hem işini yapıyor hem insanlara yol göstermenin hazzını yaşıyor.
İşte, 'normal' hâlde olmadığımda fikrim bu. Hangisinin daha normal olduğunu da bilmiyorum doğrusu. Ama hocadan saklamak istemedim.
***
Bir diğer husus da sürekli yazı yazmak istemem. Aslında ben geçen hafta ilk terapiye gelmeden önce ifşalanmaktan çok korkuyordum. Şimdi ise kimin okuduğunu bilmediğim bir yere her Allah'ın günü yazı atıyorum. Ayrıca sadece buraya atmakla kalmıyor, çoğu şeyi de arkadaşlarımla paylaşıyorum. Beni tanıyan herhangi biri buraya yazdığım 2-3 cümleyi okusa bana ait olduğunu anlayabilir, öyleyse neden burada her şeyimi anlatıyorum, hiç bilmiyorum. Ayrıca bir arkadaşım psikologun adını soruyor vs. Şüphelendiğini düşünüyorum ya da kuruntularım yine. Geçen günde derste hadi sen de katılsana deyip durdu. Anksiyetem fark ediliyor demek ki diye üzüldüm. Her neyse neden buraya yazıyorum. Aklıma şu geliyor. Bugüne kadar kendimi kimseye açmadım. Hiçbir şeyimi tam olarak birine anlatmadım. Şu an böyle bir fırsat geçti elime ve bunu sonuna kadar kullanmak istiyorum. Sanki üzerimden büyük bir yük kalkıyor gibi.
04/05/24 06:19
Pazar günü kavga ettiğimizde babama biraz da beni savunsana deyip sofradan fırlamıştım. Sonra ağlamaya başlayıp bağırarak "Gidiyorum işte, karı koca baş başa kalırsınız." demiştim. Aşağı inmek istesem de babam izin vermeyince yine oturdum. Bu kavgadan sonra üzerimden büyük bir yük kalktı sanki. Anne babama inanılmaz bir kin doluydum. Şimdi kayıtsızım. Hafta boyu annem çok resmi olduğumu söyleyip durdu. Umarım kavgada söylediğim bu söz, onlarla olan tuhaf bağımı kopardığımın delilidir.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
04/05/24 21:34
Psikiyatrist bana yanlış teşhis koydu diye evham yapmaya başladım. Anladığım kadarıyla OKKB belirtileri bana uyarken o daha çok OKB teşhisi için soru sordu gibi. Zaten Hüseyin Hoca'nın dediği ilaçları da vermedi. 3 hafta sonra tekrar gel dedi. Ayın 11'inde terapiye gelmeyi planlıyorum. O tarihe kadar ilacı mecburi kullanıcam ama psikiyatristi kafaya çok takmaya başladım. Bir an önce psikiyatriste gidip sormak istiyorum. Sinirden kendimi yicem yoksa yanlış mı anlattım diye. Mükemmeliyetçilik, kuralcılık, kontrol arzusu vs. anlattım. Bana temizlik takıntın var mı, tuvalette çok vakit geçiriyor musun, banyoda çok vakit geçiriyor musun, doğalgazı açık bıraktım mı diye birkaç defa kontrol ediyor musun diye sordu. Temizlik takıntım biraz var ama asıl problemlerim bunlar değil ki. Doktora pazartesi günü gittim ama bugün iyice kafaya takmaya başladım. Boşuna ilaç kullanıyor gibi hissediyorum. Zaten başlangıçta ilaç kullanmak istemiyordum. Hüseyin hoca da benim gibilerin böyle olduğunu, yanılmıyorsam disiplin, irade kontrolü, planla daha üstün hissettiğimi söylediğini hatırlıyorum.
« Son Düzenleme: 04 Mayıs 2024, 11:17:26 ös Gönderen: Merdümgiriz »

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
06/05/24 13:51
Burada yazı paylaşmaya çok çekiniyorum ama terapide anlatmaktan daha çok çekineceğim ya da o anki ruh halinde olmadığım için aktaramayacağım bazı şeyleri burada anlatmak daha kolay. Bu da dünden;
05/05/24 18:34
2 sene önceydi. Bir kıza açıldım. Daha sonra ise sevgilisi olduğunu öğrendim. Bu kızın sınıftan bir arkadaşı vardı. Belki de sınıfın en yakışıklısıydı. Daha önceki yazılarda hakkında fantezi kurduğum en son erkek dediğim kişi buydu. Aslında dikkatimi çeken, kıskandığım erkekler gibi kaslı, esmer ya da maskülen değildi. Bir insanda en çok dikkatini çeken şey ne diye sorulsa herhalde rahatlık derim. Bazen sokakta, parkta, herhangi bir yerde gülen, eğlenen insanlar, erkekler görüyorum. Hiçbir şeyi düşünmeden, etrafın farkında olmadan sadece eğleniyorlar. Ben de onlardan biri olmak istiyorum. Her neyse bu bahsettiğim kızın haricinde bir kızı daha hoş bulmuştum. Hiç kimseye söylemedim. Zaten kısa bir süre sonra sevgilisi olduğunu öğrendim. Bunu öğrendikten sonra onun sevgilisiyle arkadaş olduğumu, çok yakın dost olduğumu hayal ettim defalarca. Bunun altında yatan neden ne? Kendime erkeklik mi devşiriyorum çekici erkeklerle arkadaş olduğumu hayal ederek? Yine burada biraz bahsetmiştim. İlk terapiye gelmeden 1-2 gün önce ilk kez sigara içmiş ve mastürbasyon yapmıştım. Sigara içtikten sonra lavaboya elimi yıkamaya gittim. Aynaya baktım. O an aynada görmek istediğim kişi işte oydu. İlk hoşlandığım kızın arkadaşı. Hatta sigara yakmadan önce onun fotoğrafına bakmıştım. Bugün yine onun üzerine düşünürken buldum kendimi. Bir koltukta oturuyoruz. Ellerimizi birbirimizin omzuna atmışız ve beraber sigara içiyoruz. Sadistik arzular dolayısıyla mıdır bilmiyorum, bugün onunla seksüel bir şey hayal etmedim ama o aklıma geldikçe aynı zamanda onu bıçakladığım, öldürdüğüm, önümde yerde yattığı gibi kısa süreli görüntüler geldi gözüme.
Hoşlandığım kızların bu arkadaşlarıyla, sevgilileriyle ya da özgüvenli erkeklerle neden arkadaş olduğumu hayal ediyorum, bunun üzerine yazmak istiyorum. Öncelikle kendimi bir kıza layık hissetmiyorum. Yani bir kız için her bakımdan yeterli olabilir miyim bunu düşünüyorum. Onu mutlu edebilir miyim, ona yetebilir miyim? Dış görünüşümü beğenecek mi, mesleğimi beğenecek mi? Kısacası bir kız için mükemmel olmam gerektiğine inanıyor gibiyim. Eğer bu dediğim doğruysa neden bir erkek için mükemmel olmam gerektiğini düşünmüyorum? Çünkü zaten homoseksüellik mükemmel erkeklerin buluşması değil. Kendini bir kadın için yetersiz gören erkeklerin buluşması, bence. Bundan 2 sene önce, bir aplikasyondan iki homoseksüelle tanışmıştım. Gösterdikleri alaka hoşuma gitmişti. Buluşmak istedikleri zaman hemen silmiştim. Eğer buluşmayacaksam biriyle neden bu insanlarla tanıştım? Tek istediğim birinin de beni istemesiydi. Bu oldu ve hemen uzaklaştım.
Şimdi şu kendimi sigara içerken hayal ettiğim arkadaşa döneyim. İsimsiz bahsetmek zor oluyor, o yüzden adı Emir olsun. Bir gün uykudan uyanırken adımın Emir olduğunu sayıklayıp durdum. Başka bir zaman annemle konuşurken annem bana Emir adını vermeyi düşündüğünü söylemişti. Sanki adım Emir olsa bütün problemlerim çözülecekmiş gibi sevindim. Yaklaşık 1-2 yıldır takma ad kullandığım yerlerde Emir adını kullanıyorum. Hatta son anda adımı merdümgiriz girmesem yine adımı Emir koyacaktım. Emir benim ideal benliğim gibi.
Hoşlandığım kızı defalarca rüyamda gördüm ama bir tanesinde bile ona dokunmuyordum. Bir keresinde onu arkadaşıyla seks yaparken gördüm. Gördüğüm en acı verici rüyaydı.
Black Swan filminde Nina, Lily'le fantezi kuruyor, daha sonra onu kendisinin hoşlandığı hocasıyla olduğunu zannediyor. En sonunda kendisi sahnede siyah kuğuya dönüştükten sonra gidip hocasını öpüyor. Belli ki ben hâlâ değerli, yeterli hisseden bir erkeğe dönüşümümü tamamlayamadım.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
Hüseyin Hoca ilk terapide, buraya gelmeden önce ne bekliyordun, bugün ne buldun diye sordu. Açık bir cevap vermemiştim.

Almanlar işçi ihtiyacı nedeniyle Türkiye'den de göç aldıktan birkaç sene sonra işçiler ülke içerisinde bir mesele hâline gelmeye başladığında, biz işçi bekliyorduk lakin insan geldi demişler.

Ben de terapiye gitmeden önce karşısında gülümsemek bile istemeyeceğim bir psikolog bekliyordum. Fakat benim için sadece bir psikolog değil, insan vardı.

Almanlar menfi manayı kastetseler de ben etmiyorum. Evet, benim için böylesi çok daha zorlayıcı olacak, onu da inkar etmiyorum.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
10/05/24 10:32
Bu gece rüyamda Hüseyin Kaçın'ı gördüm. Ona ilacı bırakmak istediğimi, bırakmamın daha iyi olacağını söyledim. Hoca sinirleniyordu. Sonra ses kaydı almadığımı fark ediyor, telefonumdan ses kaydediciyi açmaya çalışıyordum. Karşıma Hüseyin Kaçın'ın videoları çıkıyor, bir türlü ses kaydını açamıyordum. O sırada da hoca konuşmaya devam ettiği için ses kaydı alamıyorum diye panik oluyor, aynı zamanda dışardan gelen gürültü nedeniyle hocanın sesini duymamaya başlıyordum.
10/05/24 12:14
Dün okulda iki arkadaşımla birlikte sunumum vardı. Bittiği zaman herkesin yüzü gülüyordu ve dün 3 grup içinde tek alkış alan grup biz olduk. Sunumdan önce müthiş bir enerji patlaması yaşıyordum. Sunumda herhangi bir heyecanlanma gibi durum da yaşamadım. Sadece bir yerde söyleyeceğim cümlede bozukluk oldu pardon deyip düzelttim, sunumdan sonra 4-5 saat buna takıp durdum. Hem uykusuzluk hem de bu nedenden dolayı ailemle kavgadan sonra ilk kez başım ağrıdı. 2 hafta önce olsa muhtemelen ağlayana kadar devam ederdi. Akşam arkadaşlarımla konuşunca moralim düzeldi ve unuttum. Tam 9 saat uyudum. İlacı bırakmayı ya da değiştirmeyi istememin sebebi bu. Böyle bir süre ben asla uyuyamam ama gözümü açamıyorum. Bu sene hep 5 maksimum 6 saat uykuyla duruyordum. İlaç verimliliği azaltıyor, neyime yaradığını da hâlâ anlamış değilim. Dün sunumdan önce içmiş gibi bir özgüven patlaması yaşıyordum. Diğer sunum yapanlara, arkadaşlarıma ve çevreye verdiğim tepkilere karşı. Arkadaşım bugün sende bir şeyler var dedi. Bir arkadaşım da bu dönem sen kendini aştın, ikon gibisin dedi. Sunumda beni rahatsız eden ama söylemeye çekindiğim şeyler oldu. Sunumu 3 kişi yaptığımız için övgüleri paylaşmak mecburiyetindeydik. Ben orada tek olmayı isterdim. Sunumda bir sefer ben konuşurken arkadaşım önümden geçti. Ben de sonra ona aynısını yaptım. Bunu hangi ruh hastası düşünür? Saygısızlığa tahammülsüzlük mü yoksa apaçık kibir mi? Bir kız da ben konuşurken göz göze gelince gülümsedi. Samimi olmadığım bu kız niye bana güldü diye sinirlendim. İlk sene açıldığım kız sunumdan sonra arkadaşıma sunumunuz çok güzeldi demiş. Bunu da çok kıskandım. Kızla 2 sene sonra ilk kez dün soru-cevap yaparken konuştum. Aslında dün gelmesini beklemiyordum. O yüzden onu görünce çok mutlu olmuştum. Konuşmadığım anlarda hep onu izledim ama bir an bile gözüme bakmadı.
*
Sunumu 1 kız, 2 erkek yapmıştık. Erkek olan burada yazılarımda öve öve bitiremediğim en yakın arkadaşımdı. Fakat yanımda ondan nefret ettim. Çünkü onun arkadaşım olan kızdan hoşlandığını biliyordum. Kız da içten içe bildiği ve onu istemediği için ona çok kötü davranıyor ve aslında hoşuma da gidiyor çünkü bir arkadaşımın iddiasına göre o kız benden hoşlanmış önceden. Fakat asıl mesele bu değil. Eğer bu olsa zaten erkekle bu sene yakın arkadaş olmazdım. Sunumda o değil de başka erkek de olsa yine istemezdim. Çünkü orada "the" olmak yerine "one of them" oluyorum. Ne kadar çekememezlik, ne kadar haset dolu bir insanım diye düşünüyorum. Evet, galiba öyleyim. Fakat kimsenin de çok farklı olduğunu sanmıyorum. Bu zamana kadar evliya gibi görünmekten sıkıldım. Şu anki arkadaş grubunda evliya da deniyor bana. Düşünün ne kadar riyakarım ki benim gibi biri evliya zannediliyor, ya da herkesin şeytan olduğu bu devirde benim gibi her haltı zihninin içinde olanlar evliya oluveriyor insanların gözünde.
*
Önümüzdeki hafta da 4 erkek arkadaş final sunumu yapacağız. Söylemeye gerek yok ama yine en önde olmak istiyorum.
10/05/24 20:27
Çarşamba akşamı ilk kez paket sigara aldım. Sigara alırken çok gergindim. Adam ne düşünecek, beni biri görecek mi diye korkup durdum. Saat 10 gibiydi. Eve girmeden önce parkta oturup 1 tane içecektim aslında. Parkta dolandım, durdum ama içemedim. Sadece gizli gizli paketi açtım. Neden bu kadar korktum? Annem görecek ya da cemaatten biri görecek diye. Cemaat öğrense beni direkt atarlar. Ayrıca sigara içmek sanki bana göre değilmiş gibi. Yolda biri beni görse dalga geçer, bu "çocuk" sigara içmez der gibi. Ertesi gün okula giderken sigarayı almayı unuttum. Aslında aşağı hiç inmez ama annemin aşağı ineceği tutmuş ve sigarayı görmüş. Okuldan gelince sen sigara mı içiyorsun dedi. Arkadaşımındı, iddiaya girmiştik, ona almıştım ama bende kalmış diye yalan söyleyiverdim. Bugünse pek inanmadığını söyledi.
10/05/24 20:41
Bugün saat üçte yarına randevu için Hüseyin Hoca'yı aradım. Tam kapatırken bol bol yazıyorsun, okuyoruz, çok okunuyor, haberin olsun, tamam mı dedi. Herhangi bir insanın söylediği bir şeyi bile çok uzun süre düşünürken Hüseyin Hoca'nın yaptığı, söylediği her şeyde çok daha fazla mana arıyorum.
Acaba ne çok yazıyorsun, iki haftada siteyi çökerttin, işi gücü bırakıp seni mi okuyacağım demek istedi yoksa işsiz güçsüz anca yazıyorsun, tamam anladık en çok senin anlatacağın mı var demek istedi yoksa tamam bak çok okunuyorsun mutlu oldun mu sen seversin alaka çekmeyi mi demek istedi diye düşünüp durdum. Zaten telefonda da hı deyip şaşırdım çok okunuyor tamam mı gibi bir şey dedi hoca. Doğrusu hangi sebeplerle yazdığımı bilmiyorum. Ocak ayında homoseksüellikle alakalı kitaplar okumaya başladıktan sonra ara sıra günlük tutmaya başlamıştım ama sadece kendimin okuduğu günlüğe bile hiç bu kadar ipini koparmış gibi arsızca yazmıyordum.
Diğer insanlar sadece terapi sonrasında mı yazıyor, artık yazdıklarımı burada paylaşmasam mı diye düşündüm. Yarın hocaya sorarım. Ama beni siteden kovana kadar yazmayı bırakacağımı sanmıyorum ;))
10/05/24 21:40
Madem bu kadar yazdım, bu haftadan yazmadığım son şeyleri de yazıp bitireyim. Bugün yine Emir'in fotoğrafına baktım ve Nina ile Lily'nin sevişmesini izlerken kendimi ve Emir'i o rollerde, Emir'i bana oral seks yaparken hayal ettim. Aslında günlerdir tuhaf his olarak isimlendirdiğim şey bir erkeğe karşı olmamıştı. Daha sonra hoşlandığım kız aklıma gelince onu düşünmeye başladım, Emir'i yanımdan ittim ve yine onu boğduğum görüntüler zihnime geldi.

Merdümgiriz

  • Newbie
  • *
  • İleti: 15
    • Profili Görüntüle
17/05/24 20:53
Bu hafta boyunca final ödevleri ve sunumlarla o kadar uğraştım ki terapiden sonra yazı yazmaya vakit bulamadım. Ayrıca telefonum arızalı olduğu için yine ikinci terapi kaydı da gitti o yüzden yazma motivasyonum da olmadı. Yine de konuştuklarımızı unutmamak için not almıştım, onları gün sırasına göre değil konu bütünlüğünü dikkate alarak paylaşıyorum.

15/05/24 00:32
Bugüne Kadar Yazdıklarıma Umumî Bir Bakış ve İkinci Terapi- (It's a blessing and a curse.)

Bu terapide hoca kendi annesinin çok baskın babasının daha geride olduğundan bahsetti. Tahsil için ancak annesi yaşadıkları şehirde olmayan bir bölüm olması şartıyla şehir dışına gitmesine izin verdiği için İstanbul'da Psikoloji okumuş. Hoca bana ilk terapide aile evinden gitmediğin için şu an buradasın demişti. Otoriter anneden belli ki kaçmak gerekiyordu.
Terapiden çıkarken hoca 18 yaşındayken yazdığı bir şiiri gösterdi. Bekleme odasında yarım saat kadar kaldıktan sonra tekrar hocanın yanına döndüm. Hoca benden bir cevap bekliyordu. İlk önce şiirdeki hislere karşımdaki adamın sahip olamayacağı ihtimalini düşündüğümü söyledim. Bunların zamanla dönüştüğünü iddia ettim. Fakat şu an anladığım şey şu: Hüseyin Hoca'nın 18 yaşındaki hisleri şu an kendini başka yollarla ifade etme imkânı bulmuş. Terapide benim üslubum nasıl demişti. Ateşli demiştim. O da öfkesinden, öfkeyi dışavurum şeklinden bahsetti. Maksadının bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olduğunu söyledi. Ben de anladım ki; obsesyonlarımı yenersem hocanın da üzerinde durduğu gibi hem "blessing" hem de "curse" olarak isimlendirebileceğim nevrotik kişiliğim benim için bir avantaja dönüşüp prodüktif biri hâline gelebilirim. Hoca kendi gerçekliğimi göremediğimi söylemişti. Hakikaten öyle. Bana boyundan büyük hayallerin mi var demek istedi, yoksa hayallerini başarabilirsin mi demek istedi, bunu dahi anlayamadım. Şeyh Nazım Efendi bu zamanın insanının en bilmediği şey kendi demişti. Doğru. Ne yapabileceğim ne yapamayacağım konusunda ya fazla nikbin ya da aşırı bedbinim. Ama obsesiflerde kendini takdir etme yoksa belli ki bedbinlik hâkim.

13/05/24 23:37
İkinci terapiye kadar obsesyonlarımla bir şeyler yapıyorum zannediyordum fakat obsesyonlarıma rağmen ben hâlâ bir şeyler yapabiliyormuşum. Bu yanlış düşüncem önceki yazılarımda belli oluyor muydu bilmiyorum ama ikinci terapide hoca obsesyonları yenip nevrotik kişiliğimden de faydalanarak üretici olabileceğimi söyledi. Nietzsche, Kafka ve Kürk Mantolu Madonna'daki Raif Efendi'den bahsetti uzunca. Kum saatini ters çevirip obsesyonlarım yok olmaya başladığında çalışma arzum, hedeflerim de kaybolacak gibi hissediyordum. Fakat anladım ki önümdeki engel obsesyonlarımmış. Hocanın deyişiyle onlar yüzünden kendi gerçekliğimi çarpıtıyormuşum. Fakat ben kendimi aynada olduğumdan küçük mü görüyorum yoksa büyük mü görüyorum bunun farkında değilim. Değersizlik duygumun farkındayım ama bazen kendimle iyi hissettiğimde de bana sanki bu açığı kapatmak için superiority kompleksine kapılıyormuşum gibi geliyor. Kendimle alakalı bir şeyi beğenmem, mutlu olmam sanki suçmuş gibi. Hüseyin Hoca obsesifler en çok kendilerini takdir etmekte zorlanırlar dedi. Katıldım ama düşündüğümde kendimi takdir edecek bir şey bulamıyorum ki.

13/05/24 23:02
Hüseyin Hoca'ya terapide iki sefer sağlıksız düşüncelerimi fark edemiyorum demiştim. Aslında yazdıklarımı okusam bu fazlasıyla yeterli olacakmış. Okurken bu ben değilim dedim hep. En çok dikkatimi çeken şeylerden biri zihnim hâlâ ya siyah ya beyaz düşünüyor. En son paylaştığım yazıda evliya zannedilmek istemiyorum dedikten önce her şeye ve herkese nefret kusmuş, öfke ve haset tüm bedenimi kaplamış. Hiç hissetmediğim hisleri sanki hissetmiş gibi yazmışım. Sunum yaparken arkadaşımdan nefret etmedim ya da tek başıma yapmak istemedim. Fakat oraya öyle aktarmışım. Zihnimdeki güçlü erkek algısının çarpıklığından kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Beyaz kuğu ve siyah kuğu zıtlığını mutlak algılamışım. Oysa siyah kuğu sahnedeyken arkada iki kuğunun da gölgesi görünüyordu. Ben beyaz kuğuya dair ne varsa yok etme arzusuna düşmüşüm belli ki.

15/05/24 15:34
Bugün okulda üç arkadaşımla sunumum vardı. Gece sadece 3 saat uyumuştum. Bu hafta final ödevlerini yetiştirmeye çalışmaktan uyuyacak vakit bile bulamadım. Ama bugünkü sunum tüm uykusuzluğuma değdi. Üniversiteye başladığımdan beri yaptığım ödevlerin, sunumların arasında beni ilk tatmin eden sunumum oldu. Kürsüde gerçekten mükemmeldim. Hiç kasıntı ya da gergin değildim. Defalarca insanları güldüren espri yaptım. Bir kız arkadaşım gülerek bugün herkese yargı dağıttın artık gece gözüne uyku girer dedi. Gerçekten öyleydi. Bazı anlarda fazla ofansiftim. Fakat günün sonunda şu an yatağıma uzandım ve mükemmel olmanın, kendi kendimi tatmin edebilmenin tadını çıkarıyorum.

17/05/24 21:08
Gerçekten düşünüyorum da insanlar ne der, bunu dersem nasıl karşılanır demeden yaşamak çok güzel. Çarşamba günü sunumda bu hissi tattım.

17/05/24 21:11
Terapide uzunca konuştuğumuz bir mesele de babamın bana karşı pasif-agresif olan tavrıydı.
13/05/24 23:11
Babam benim hakkımda yüzüme tek kötü laf etmez. Gider anneme anlatır, annem de bana söyler ve beni deli eder. Hüseyin Hoca bu döngüyü yıktığımda 6 ay içinde çok büyük değişimler görebileceğimi söyledi. Babamın yüzüne doğrudan konuşacağım artık ve onun da böyle yapmasını sağlayacağım. Hüseyin Hoca babanla kavga etmen bile kazandırır ama anne hiçbir şey kazandırmaz dedi. Erkek olmak için babayı yıkıp geçmek lazım, bunu anladım. Babamın benim artık genç bir erkek olduğumu fark etmesi gerekiyor. Fakat beni hâlâ küçük oğlu gibi sevmeye devam ediyor.

14/04/24 01:20
Anne babam hakkında ne yazacağımı düşünürken hüngür hüngür ağlamaya başladım az önce. Hüseyin Hoca ilk terapide evlatlık çocuklar çoğunlukla büyüdüklerinde ailelerinden kopuyorlar, yalnızca onlara karşı büyüttükleri için bir saygı kalıyor demişti. İşte tam o aşamaya geldiğimi fark ettim. Başka bir ile gitsem onları aradığım zaman konuşacak bir şeyim bile yok. Onlara karşı düşünüyorum, içimde sevgi var mı diye. Bağırarak ağlayasım geliyor. Çünkü çok uzun zaman önce koptum onlardan ben.

17/05/24 21:13
Şu an baktığımda mutlak bir kopma olduğunu söyleyemem. Ama kopmak istediğim, artık kendi ayakları üstünde duran biri olmak istediğim kesin.

17/05/24 21:17
Terapiden sonra emin oldum ki ben homoseksüel değilim. Obsesifim. Obsesyonlarımla, sapkın fikirlerimle heteroseksüel kimliğime zarar veriyorum. Burada sapkın fikir derken kastettiğim şey grup seks fantezileri. Daha önceki yazılarımda fazlaca yer tutan Emir'den bahsedeceğim şimdi.

13/05/24 22:54
Emir'i aslında ben objeleştiriyorum. Bir sigara, deri ceket, bot, asker künyesi benim için neyse Emir de o. Maskülen figür ve sembollere alakam son 6 ayda artmıştı diyebilirim. Telefon ana ekranımda bir süre Türk bayrağının önünde bir Türk askeri vardı. Çekmecemde kısa tesbihler vardı. Sigara ile olan maceramı da uzunca anlattım zaten. Emir'i de yakın zamanda düşünmeye başlamıştım. Hocaya anlattığım fantezide önce Emir bana oral seks yapıyor, sonra ben onun sevgilisiyle seks yapıyordum. Hoca bunun homoseksüel fanteziden çok daha tehlikeli olduğunu söyledi. Önce Emir'le egomu tatmin ediyorum, sonra benim de hoşlandığım ama onun sevgilisine gidiyorum. Kafamda onun sevgilisi var, benim yok. O zaman o benden daha erkek gibi basit çıkarımlarda bulunuyorum. Hoca bunun grup seks ya da sadist- mazoşist ilişkilere yol açabileceğini söyledi. Aslına bakarsanız böyle sapkın fantezilerim çok çok az. Artık erkekliğe de objeleştirerek erkekliğe sahip olma dürtüsü de yok olmaya başladı. Erkek olmak için sigara içmem lazım gibi bir yanılgıya düşmeyeceğim. Obsesyonlarımı yenmek, heteroseksüel kimliğimin yaralarını sarmak için bunlara ihtiyacım yok. Tıpkı yakın zamanda oyuncaklarımı atıp o yükten kurtulduğum gibi şimdi bunları da terk ediyorum. Çakma değil sahici olmak için.
« Son Düzenleme: 17 Mayıs 2024, 09:26:59 ös Gönderen: Merdümgiriz »