İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Merdümgiriz

Sayfa: [1] 2
1
Devamı

Benim için en çarpıcı noktalardan birine geldim şimdi.
"Allah sence seni sen olduğu için takdir etmiyor mu, bu niyetlerini bu çabalarını görmüyor mu, illa 1000 mi istiyor, hep 1000 çekiyordun salı günü neden 2 eksik çektin mi diyecek, 21 yaşında adamsın, millet karı sikerken millet her sapkınlığı yaparken gücün yettiği kadar bir şeyler yapıyorsun, sence senin hakkında ne düşünür" diye sordu. Dikkat ettim terapi boyunca hoca buna benzer sorular sorsa da hiç cevap vermemişim. Bir yerde çok kısık sesle cevap veriyorum takdir etmesi diye. Hoca tekrar ettiriyor o zaman yüksek sesle takdir etmesi diyorum. Çünkü Allah'ın beni şu an takdir edeceğine inanamıyorum, hep bir şeyler eksik diye düşünüyorum. Fakat hoca şunu söyledi: "Allah'ın tam istediği kıvamdasın ama stratejin yanlış."

Sonra da OKB'nin en pis tarafının kendini sittin sene takdir edememek olduğunu söyledi.

Daha sonra hoca neden bu işi yaptığı üzerine soru soruyor. Neden hoca eşcinsellikle uğraşıyor, toplum nazarında asacaksın, yakacaksın, keseceksin diye düşünüyor herkes, hocanın amacı ne? Çünkü İslam adalet diniyse, hoca da hayata en mağdur başlayan, en büyük nefis mücadelesini veren ve tek iyileştiğini gördüğü eşcinsellere yardım etmek istiyor.

Eşcinseller sikişmek yerine Hüseyin Kaçın'a gidiyorlar. Hoca da Allah için en çok çaba veren insan sınıfının eşcinseller olduğunu söylüyor. Beni de verdiğim bu savaş nedeniyle Allah'ın adaleti gereği beni takdir edeceğine inandırmaya çalışıyor.

Daha sonra hoca Matrix'e lafı getirdi. Benim Neo, Morpheus'umun da kendisi olduğunu söyledi. Trinity'yi bulmam için bana yardım ediyor:) Aynı zamanda rol modelim olmadığını, yetiştirilmem gerektiğini söyledi ve şunu ekledi:
"Bütün eşcinseller iyileşirse Neo'dur, kurtarıcıdır, insanlığa en büyük duygusal, düşünsel tatmini sağlayacak insanlardır." Bu noktada benim de Neo olabileceğime inanmam ve Morpheus'a güvenmem gerekiyor.

Şimdi sona doğru yaklaşıyoruz. Kendimi tutamayıp ağlamaya başladığım nokta.

Allah'a böyle yaranmama gerek yok, gidip porno izleyip erkek kız fark etmeksizin birileriyle sikişerek ömür tüketebilirim ama ben Hüseyin Kaçın'a gidiyorum. Bu yüzden takdiri hak ettiğimi söylüyor hoca bir milyonuncu kez. Artık dayanabilecek bir durumda değildim. Ağlamak üzereydim. Hoca, kapısından girenleri 20 saniye içinde bazı sorunlarını çözmek için mi gelmiş, yoksa Allah mı göndermiş anlayabiliyorum diyor. Benim de hep ettiğim sevdiklerini sevdir, sevmediklerinden uzaklaştır diye dua ediyormuş hep. Sevdiklerini istediği için de Allah ona birinci gelecek ama yarışın ortasında dökülen kullarını gönderiyormuş.

Bunları duyduğumda ağlamaya başladım. Evde dinlerken de hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. İyice boşalttım kendimi yine. Hoca "Kendini beğenilir misin, takdir edebilir misin, suçlamaktan vazgeçebilir misin?" diye sordu. Ben de söz veriyorum. Seni sevmeseydi bu anı yaşatmazdı diyor. O SENİ SEVİYOR diyor. Bugüne kadar nefsime zulmettiğim için bu hâle geldiğimi söylüyor. Şimdi yazarken yine ağlamaya başladım. Hoca şu ana kadar bastırdığın duygular açığa çıkıyor demişti. Bağırarak söylemek istiyorum: ALLAH BENİ SEVİYOR.

Hüseyin Hoca'nın son sözleri: "Bence ileride güç sahibi, İslam'a hizmet edecek, ama entelektüel olarak, oraya odaklan"

Artık benim son sözlerime geleyim. Bu terapi benim için çok daha fazlasıydı her şeyiyle. İnşallah başlangıcı diye umuyorum, kendimi sevmemin, takdir etmemin.

Terapide Hüseyin Hoca'nın neden bu işi yaptığı kısmı beni etkileyen anlardan birisiydi. Hem kendime hem de Morpheus'uma ithafen Kadir Mısıroğlu'nun bir şiiri.

"NEDİR, KÜÇÜK BİR TOHUMUN KADERİ?!..
NEDİR?..
KİM GÖREBİLİYOR BAKINCA ONA,
ACEP BÎR TOHUMCUK NEYE GEBEDİR?!.
NEDEN SIR VERMİYOR KADER İNSANA?!.
RABBİM
KAT KAT ESRAR PERDESİ ALTINDA KALAN,
HER ŞEYİN ÜSTÜNDE SATHÎ VE YALAN,
BÎR KABUK ALDATIP BEŞERİYETİ!.
BİR BİLEĞİ TAŞININ ÇARKINDAN ÇIKAN,
KIVILCIMLAR KADAR,
FÂNİ,
ÖMÜRSÜZ.
CILIZ,
IŞIKLARLA AVUTUP GİDER!..
ÜSTELİK VERMİŞKEN NİCE PEYGAMBER,
EVLİYÂ,
ASFİYÂ.
MEÇHULDEN HABER.
KADERİN KAPISI KİLİTLİ HÂLÂ
HER ŞEYİN DERÛNU GİZLİ BÎR MAHZEN!..
*
KADER LÜTFEDERSE YABAN İNCİRLERİNE,
KAYALAR ÜSTÜNDE BİR HAYAT VERİR!..
EĞER, DİLEMEZSE, O, BİR TOHUMU
BÎR TIRTILA VEYA KUŞA YEDİRİR!..
HEM DE
EN MÜNBİT TOPRAĞIN OLDUĞU YERDE!..
ÇÜNKÜ HER TOHUM,
GEBE DEĞİLDİR BAŞKA BİR FERDE,
YALNIZ KENDİ NEFSİNİ TAŞIR BAZISI,
AMA ÖYLE YAZILMIŞSA YAZISI,
KİMİ BAZAN MİLYONLARI YÜKLENİR
ARDINDAN NESLİNİN UMMANI GELİR!..
*
İNSAN DA BİR TOHUM..
HİS DE!.
FİKİR DE!.
EĞER BUNLAR İÇİN,
RABBİM DİLER DE.
ENGİN BİR BEREKET TAKDİR EDERSE,
NEYE BALİĞ OLUR HERBİRİ EN SON,
KİM SIĞDIRABÎLİR BUNU İDRÂKE?!..
HİÇ KİMSE!..
HİÇ KİMSE!..
*
ÂCİZ BİR KULUN OLDUĞUMA BAKMAYIP RABBİM.
NASIL BİR DÂVAYA GİRİŞTİM, ÂMÂN!..
FAKAT ÜMMÎD EDERİM,
SÂHİB-İ KEREM OLAN,
SENDEN,
SALÂH-I HÂL EYLEYİP BANA İHSAN..
SONRA BÜTÜN HİS VE DÜŞÜNCELERİMİ,
ŞEREFLİ RIZAN,
İLE KILIP ME'LÜF VE BERABER..
VE KENDİNE DOST OLARAK SEÇTİĞİN
BÜYÜK PEYGAMBER...
HAKKINDA İZHÂRA ÇALIŞTIĞIM
HİS VE FİKİRLER,
SENDEN. ENGİN BİR İLHÂMA
MAZHAR OLSUN, DİLERİM
VE İÇİNE DERCEYLEDİĞİM KELİMELERİN,
BÎHUDUD BEREKET OLSUN KADERİNDE,
O’NUN ÜMMETİYLE BİRLİKTE,
BU FAKİRE DE,
ÖYLE BİR İMANLI TESELSÜL BEREKETİ VER Kİ;
ARDINDAN İMAN KAFİLELERİ
TÂ EBEDİYETE VARSIN!..
RAHMETİ HERŞEYİ AŞMIŞ OLAN SEN,
KEREM SÂHİBİ ALLAHSIN!.
LÜTUF SÂHİBİ ALLAHSIN! "

2
3.TERAPİ- 1 HAZİRAN CUMARTESİ

"ALLAH KABİLİYETLİ OLANLARI SINAVA SOKAR VE ZİRVEYİ NASİP EDECEKLERİNE YOKUŞ TIRMANDIRIR"

Dünkü terapi saati 11'di. 10:15 gibi erken bir saatte vardığım için yakındaki caminin avlusunda oturdum. Orada kısa bir video çıktı karşıma. Saliha Erdim şunu söylüyordu: "ALLAH KABİLEYETLİ OLANLARI SINAVA SOKAR VE ZİRVEYİ NASİP EDECEKLERİNE YOKUŞ TIRMANDIRIR"

Bu güzel tevafuk adeta bugünkü terapinin bahsinden haber veriyor gibiydi.

Daha sonra 10:30 gibi Hüseyin Hoca'nın kapısını çaldım. Bekleme salonundayken geçen gittiğimde gördüğüm ama tanışmadığım Yavuz Efe geldi. Onunla biraz konuştuk. Sonra hoca beni içeri aldı.

Terapide bu sefer yanıma eski telefonumu götürüp ses kaydı almıştım. Şu an kaydı dinlemeyi bitirdim ve yazmaya başladım. Öncelikle şunları söyleyeyim. Terapiden gelince ne yapacağını bilmez bir hâldeydim. Çünkü Hoca, her gün 2 saatimi alan sayılı zikirden vazgeçmemi söylemişti. Evde annemle konuştuktan sonra saçmalamaya başladım. Tımarhanede görseniz yadırgarsınız o derece. Bu 2 saatlik zikri akşam ezanına kadar yapmam gerekiyordu. Bense yapmayarak kararımı çoktan vermiş görünüyordum. Daha önceleri zikre bu kadar vakit harcadığım için bana karşı çıkan annem acaba bırakmasan mı diyerek kafamı karıştırdı. İyice namazı falan da bırakırım diye korkuyormuş. Onun söylediğini ciddiye almadım ama ben de tatmin olamıyordum. İlaç kullanma konusunda da aynısını yaşamıştım. İlk terapiden hemen sonra psikiyatristten ilaç aldım. Bir hafta geçmeden bir akşam kafayı yiyecek hâle gelmiştim. Çünkü kadının bana yanlış ilaç verdiğini düşünüyordum. İkinci terapide Hüseyin Hoca'yla konuşunca ise rahatlamıştım. Bu seferki meseleyi 4.terapiye kadar erteleyemezdim. Zaten Hüseyin Hoca'nın tavrı da çok netti. O yüzden bir başka saygı duyduğum insana yazdım: Ekrem Buğra Ekinci. Ekrem Hoca farzlar dışında her şeyi bırakmamı, dinle meşgul olmamamı ve tedavi olmamı söyledi.

Fakat ben tesbihi elime aldım. Başladım Allah, Allah... Arada yine ağladım. Sonra diğer zikirlerden de karma karışık okudum bir şeyler. Fakat artık söz dinleyecektim. Said Nursi'nin bir risalesini okumuştum. Müslüman her zaman yaptığı ama hasta olup da yapamadığı amellerin sevabını yine alır diyordu. Yüce Allah'tan niyazım budur.

Akşam namazını kıldıktan sonra kaydı dinlemeye başladım fakat yarım bıraktım. Sabah namazından sonra tekrar dinlemeye başladım. "Allah sence seni sen olduğu için takdir etmiyor mu?" diye sordu hoca. Bu soru beni dinlerken bile beni rahatsız etti ve kaydı kapatıp uyudum. Sanırım kendime haksızlık yaptığımın farkındayım ve bundan rahatsız oldum.

Öğleden sonra kaydı tekrar dinlemeye başladım. Kayıt hakkında şunu söyleyeyim. Kendi sesimi duymak beni o kadar irite etti ki. Kendimi gerçekten sevmediğimi biliyorum ama şaşırdım. İlk önce dinlerken düşündüklerimden bahsetmem lazım. "Kesin Hüseyin Hoca benim bir ahmak olduğumu düşünüyordur. Acaba sesim gay mi? Beni dışarıda görse ne mal olduğumu acaba anlar mıydı?" gibi şeyler. Bu düşünceler kayıt bitince saçma geldi. Çünkü Hüseyin Hoca benden bir söz aldı: "Kendini beğenebilir misin, takdir edebilir misin, suçlamaktan vazgeçebilir misin?" Ben de söz veriyorum. Vazgeçeceğim. Kendimi üzmeyeceğim.

Şimdi gelelim terapiye. Hüseyin Hoca ilk olarak hayatı zihinsel olarak çok yoğun yaşıyorsun, zihnin çok meşgul dedi. Tembellik var mı diye sordu. Takıntılarım nedeniyle sürekli zihinde kaldığımı fiilen bir şey yapmadığımı söylemek istedi diye anladım. Ben de üniversiteye hazırlanırken çok tembel olduğumdan bahsettim. Sürekli Allah, din, felsefe düşündüğümü söyledim. Hoca da hak verdi. Matematik çalışamıyorsun çünkü zihnin çok meşgul dedi. Daha sonra neden o dönem dinsiz şu an dindar olduğumu konuştuk. Hoca OKB hastalarının yarısının ya ateist olduğunu ya da kuralcı dindar olduklarını söyledi. Benimki ise önce beni ateizme sonra dindarlığa süreklemiş. Aynı zamanda çok derinden obsesif olduğum için eşcinselleşme başlamış ama bize gelmesen bile
bence fiilen olmazdın dedi.

Eşcinselleşmeyi başlatan şeyin de duygusal tatminim olmaması olduğunu söyledi. Bir insanı sevemiyorum. Sonra gidip sokakta gördüğüm biriyle fantezi dünyasına dalıyorum. Aynı şekilde aşırı OKB yüzünden duygularımın tamamen öldüğünü, arkadaşlıklarımın yüzeysel olduğunu söyledi. Çünkü aşırı kurallar duyguları ve yaratıcılığı öldürürmüş.

Daha sonra hocaya hornet yüklediğimden bahsettim. Hoca orada aldığım iltifatların karşılığı olmadığını sadece seks odaklı olduğunu söyledi ama çoğu aktif ya da pasif eşcinsel tarafından tercih edilmemin normal olduğunu söyledi, boylu posluymuşum. Kendimden nefret ettiğim o kadar belli ki adam bunları söylemek zorunda kalıyor diye düşündüm.

Şimdi gelelim asıl gündem maddesine. Hocaya çılgınca yaptığım zikirlerden bahsettim. 2000 Allah, 1000 salevat, 50 Ayetel Kürsi, 100 İhlas vs. Hoca kendisine güvenmemi, şu an bırakmamı, kocalık, babalık, kariyer gibi tatminlerim olduğu zaman kuralcı zikir yapabileceğimi söyledi.

Çünkü bu zikirler vaktimi çok alıyor ve eğer gençlikte duygusal olarak tatmin olmazsam yetişkinlikte saçmalayacağımı söyledi. Bu kuralcı saçmalıklarımın da en fazla 3 sene devam edebileceğini söyledi. Ben de neredeyse 2 seneyi dolduruyordum. Dün bu yüzden zikirleri bir anda bırakmama hem şaşırdım hem şaşırmadım. Belli ki gerçekten kendimi yormuşum ki ölürüm de bırakmam dediğim zikirleri bir gün içinde bıraktım. Mesela şöyle örnek vereyim secdede ölme nimetine nail olacağım günde 100 kere okunan bir salevatı okumayı unuttuğumu akşam ezanından sonra hatırladığım için salya sümük, kendimi yerlere atarak zırıldamıştım. Dünse beklediğimden daha kolay bıraktım. Hocaya bunu söyledim. Ne olacak, secdede ölmezsen eben mi sikilecek dedi:)

Daha sonra din, iman adı altında sapına kadar hasetlik olduğunu söyledi. Eşcinsellik hasetten de besleniyormuş.(Bu haset meselesinin detaylarına başka bir yazıda değinmek istiyorum.) Hoca şeytani zihin yapısının bu olduğunu söyledi. Kardeşlerimi kıskanıyormuşum. Onlar 10 köşk alacak, ben 2 köşk alacağım, ama hani Allah adaletliydi, onlara nasip etti, bana niye etmedi şeklinde Allah'a da fatura kesiyormuşum. Zihnim asla Allah'ın rızasını kazandığıma da inanmıyormuş.

Devam ediyor.

3
31/05/24 17:04
Hüseyin Kaçın'ı yarım saat önce yarın için randevu almak için aradım. Merhaba dedikten sonra buyur dedi. Peşine müsait misiniz diye sorunca sertçe "buyur dinliyorum" dedi. Yarım saattir bunun için üzülüyorum. Ne kadar saçma olduğunun farkındayım. Ama kendime engel olamıyorum. Bu nedenle yazıp da burada paylaşmadığım bir şeyi paylaşacağım.

21/05/24 20:28
Çok zayıf ve düşük bir benlik algım olduğuna kanaat getirdim. Çok kırılganım. Rekabetten ödüm kopuyor. Ama asla belli etmemeye çalışıyorum. Arkadaşımla basit bir hokey oyunu oynarken bile kaybedeceğim diye ödüm koptu. Sınıfta nefes egzersizi yaparken katılmadım en yüksek skora sahip olamam diye. Fakat bazen de böyle değilim. İşte geçen hafta böyle değildim. Mükemmellik benim için bu demek.

22/05/24 21:55
Aslında çok hırslı bir insan olsam da buna göstermemem gerektiğini düşündüm yakın zamana kadar. Narsist kişilik kurtulunması gereken bir kişilik değil mi diye sormuştum ilk seansta hocaya. Sanki narsist kişiliğimden memnun değilmiş gibi bir ifade ve ses tonuyla. Oysa tam aksine. Beni bu terapi hakkında en korkutan şey narsist kimliğimin törpülenmesiydi. İlk terapide hoca kum saatini çevirip narsist benliğini öne çıkaracağız dediğinde o kadar mutlu oldum ki. Yine güzel bir riyakarlıkla bugüne kadar yazmadım. İkinci terapiden sonra ise Hüseyin Hoca'nın kendisini benim için narsist bir rol model olarak algılamaya başladım. İkinci seansta yapmaya çalıştığı şey belki de bu muydu?

31/05/24 17:09
Hocayı rol model olarak algılamaya başladıktan sonra daha alıngan olmam normal. Ama zaten benim eski alınganlığım hiç de normal bir seviyede değildi.

4
24/05/24 20:05
Bu hafta ne haltlar yediğimi yazacağım şimdi. Çarşamba ve perşembe günü gay porn izledim. Fakat mastürbasyon yapmadım. Porno izlerken de boşalmadım (Uzun bir süre buraya ejaküle olmadım yazsam mı diye düşündüm. Argo ya da homoseksüellikle alakalı tabirlerin beni rahatsız ettiğini daha önce söylemiş ve frenkçesiyle yazarak kendimi rahatlattığımı ifade etmiştim.).
Geçen aylarda önce heteroseksüel porno izleyerek başlar, daha sonra kategorilerde gay'e kayardım. Bu sefer tam tersi oldu. Önce gay izleyerek başlayıp heteroseksüel pornoya kaydım.
***
Çarşamba gecesi ise  h***** isimli homoseksüellerin tanışma aplikasyonunu indirdim. Daha önce, birkaç ay önce olması lazım, yine indirmiştim. O zaman indirdiğimde Emir'in fotoğrafını bulanıklaştırarak ya da emoji koyarak kullanmıştım. Bu sefer kendi fotoğrafımı kullandım. Beklediğimden fazla alaka gördüm. Kendimi beğenmediğim için fotoğraf çekinmeyi hiç sevmem. O yüzden 2 sene önceki fotoğrafımı kullanmıştım. Sonra birden kalkıp aynanın karşısına geçip birkaç fotoğraf çektim.
Birkaç saat içinde onlarca kişiyle konuştum. Duyduklarım beni o kadar mutlu etti ki. Önce 35 yaşlarında biri, sanırım bir trans, aynı ilde olmasak da çok hoş bir "adam" olduğumu, o yüzden yazdığını söyledi. Bir başka biri "çok hoş kesin aynı ilde değilizdir" diye üzülmüş. Başkası ise benim gibi yakışıklı bir adamın neden fotoğrafı olmadığını sordu vs. Bu söylenilenler beni çok mutlu etti. Aslında samimi de bulmadım.
Ama yalan söylemiş olsalar bile bu insanların hepsi benimle p**if rolde olmak istiyordu. O yüzden bu bir tür güç ve erkeksilik gibi hissettirdi. Kayıt olurken yaşımı 20 girmişim. Birisi yine de yaşımı sordu. 22 dedim. Ha ben de demiştim zaten dedi. Neden büyük mü duruyorum dedim. 20'den büyük duruyorsun dedi. Bunu duymak da bana çok iyi geldi. Çünkü hep küçük göründüğümü zannediyordum. Zayıf da olduğum için yetişkin bir erkek olarak algılanamayacağımı düşünüyordum. Birisi de "boy pos, fit vücut, büyük **** (p*nis), daha ne isteyim" demişti. Güvensiz hissettiğim şeylerden biri de en son yazdığımdı. İnsanlar bir süre sonra "ufaklık" fotosu istediler. Daha önce hiç kimseye nude fotoğraf atmamıştım. Bir keresinde bir kızla konuşmaya başlamıştım. Oynarken video çekmemi istemişti. Ben de kabul etmeyip hemen konuşmayı kesmiştim. Bu sefer de ilk başta kabul etmedim. Fakat daha sonra dayanamadım ve bir fotoğraf çektim. Penis boyum ortalama üzerinde olsa da acaba evlendiğimde karımı mutlu eder mi, erken boşalma, geç boşalma gibi dertler yaşar mıyım diye sürekli kafama takıyordum. Sanki tek problemim buymuş gibi. Fotoğraf atınca aldığım tepkiler de beni özgüvenli hissettirdi. Fakat içimden bir ses erkeksen hadi kız tavlasana deyip duruyor. Çünkü oradaki homoseksüelleri o kadar zavallı buluyorum ki onların arzulaması bile umrumda değil. Bir erkek nasıl birinin altına yatmayı kabul edebilir anlamıyorum. Tabi üstte olmak da çok farklı değil. Her neyse.
***
Bu hafta cumartesi günü için yine terapiye randevu alacaktım. Fakat son anda gitmek istemedim. Acaba bu hafta yaptıklarımdan dolayı mı diye düşündüm. Suçluluk da hissetmiyorum oysa. Pazar günü için randevu alacağım yarın. Hoca terapide bir şey demez ama çekiniyorum gibi.

5
17/05/24 20:53
Bu hafta boyunca final ödevleri ve sunumlarla o kadar uğraştım ki terapiden sonra yazı yazmaya vakit bulamadım. Ayrıca telefonum arızalı olduğu için yine ikinci terapi kaydı da gitti o yüzden yazma motivasyonum da olmadı. Yine de konuştuklarımızı unutmamak için not almıştım, onları gün sırasına göre değil konu bütünlüğünü dikkate alarak paylaşıyorum.

15/05/24 00:32
Bugüne Kadar Yazdıklarıma Umumî Bir Bakış ve İkinci Terapi- (It's a blessing and a curse.)

Bu terapide hoca kendi annesinin çok baskın babasının daha geride olduğundan bahsetti. Tahsil için ancak annesi yaşadıkları şehirde olmayan bir bölüm olması şartıyla şehir dışına gitmesine izin verdiği için İstanbul'da Psikoloji okumuş. Hoca bana ilk terapide aile evinden gitmediğin için şu an buradasın demişti. Otoriter anneden belli ki kaçmak gerekiyordu.
Terapiden çıkarken hoca 18 yaşındayken yazdığı bir şiiri gösterdi. Bekleme odasında yarım saat kadar kaldıktan sonra tekrar hocanın yanına döndüm. Hoca benden bir cevap bekliyordu. İlk önce şiirdeki hislere karşımdaki adamın sahip olamayacağı ihtimalini düşündüğümü söyledim. Bunların zamanla dönüştüğünü iddia ettim. Fakat şu an anladığım şey şu: Hüseyin Hoca'nın 18 yaşındaki hisleri şu an kendini başka yollarla ifade etme imkânı bulmuş. Terapide benim üslubum nasıl demişti. Ateşli demiştim. O da öfkesinden, öfkeyi dışavurum şeklinden bahsetti. Maksadının bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olduğunu söyledi. Ben de anladım ki; obsesyonlarımı yenersem hocanın da üzerinde durduğu gibi hem "blessing" hem de "curse" olarak isimlendirebileceğim nevrotik kişiliğim benim için bir avantaja dönüşüp prodüktif biri hâline gelebilirim. Hoca kendi gerçekliğimi göremediğimi söylemişti. Hakikaten öyle. Bana boyundan büyük hayallerin mi var demek istedi, yoksa hayallerini başarabilirsin mi demek istedi, bunu dahi anlayamadım. Şeyh Nazım Efendi bu zamanın insanının en bilmediği şey kendi demişti. Doğru. Ne yapabileceğim ne yapamayacağım konusunda ya fazla nikbin ya da aşırı bedbinim. Ama obsesiflerde kendini takdir etme yoksa belli ki bedbinlik hâkim.

13/05/24 23:37
İkinci terapiye kadar obsesyonlarımla bir şeyler yapıyorum zannediyordum fakat obsesyonlarıma rağmen ben hâlâ bir şeyler yapabiliyormuşum. Bu yanlış düşüncem önceki yazılarımda belli oluyor muydu bilmiyorum ama ikinci terapide hoca obsesyonları yenip nevrotik kişiliğimden de faydalanarak üretici olabileceğimi söyledi. Nietzsche, Kafka ve Kürk Mantolu Madonna'daki Raif Efendi'den bahsetti uzunca. Kum saatini ters çevirip obsesyonlarım yok olmaya başladığında çalışma arzum, hedeflerim de kaybolacak gibi hissediyordum. Fakat anladım ki önümdeki engel obsesyonlarımmış. Hocanın deyişiyle onlar yüzünden kendi gerçekliğimi çarpıtıyormuşum. Fakat ben kendimi aynada olduğumdan küçük mü görüyorum yoksa büyük mü görüyorum bunun farkında değilim. Değersizlik duygumun farkındayım ama bazen kendimle iyi hissettiğimde de bana sanki bu açığı kapatmak için superiority kompleksine kapılıyormuşum gibi geliyor. Kendimle alakalı bir şeyi beğenmem, mutlu olmam sanki suçmuş gibi. Hüseyin Hoca obsesifler en çok kendilerini takdir etmekte zorlanırlar dedi. Katıldım ama düşündüğümde kendimi takdir edecek bir şey bulamıyorum ki.

13/05/24 23:02
Hüseyin Hoca'ya terapide iki sefer sağlıksız düşüncelerimi fark edemiyorum demiştim. Aslında yazdıklarımı okusam bu fazlasıyla yeterli olacakmış. Okurken bu ben değilim dedim hep. En çok dikkatimi çeken şeylerden biri zihnim hâlâ ya siyah ya beyaz düşünüyor. En son paylaştığım yazıda evliya zannedilmek istemiyorum dedikten önce her şeye ve herkese nefret kusmuş, öfke ve haset tüm bedenimi kaplamış. Hiç hissetmediğim hisleri sanki hissetmiş gibi yazmışım. Sunum yaparken arkadaşımdan nefret etmedim ya da tek başıma yapmak istemedim. Fakat oraya öyle aktarmışım. Zihnimdeki güçlü erkek algısının çarpıklığından kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Beyaz kuğu ve siyah kuğu zıtlığını mutlak algılamışım. Oysa siyah kuğu sahnedeyken arkada iki kuğunun da gölgesi görünüyordu. Ben beyaz kuğuya dair ne varsa yok etme arzusuna düşmüşüm belli ki.

15/05/24 15:34
Bugün okulda üç arkadaşımla sunumum vardı. Gece sadece 3 saat uyumuştum. Bu hafta final ödevlerini yetiştirmeye çalışmaktan uyuyacak vakit bile bulamadım. Ama bugünkü sunum tüm uykusuzluğuma değdi. Üniversiteye başladığımdan beri yaptığım ödevlerin, sunumların arasında beni ilk tatmin eden sunumum oldu. Kürsüde gerçekten mükemmeldim. Hiç kasıntı ya da gergin değildim. Defalarca insanları güldüren espri yaptım. Bir kız arkadaşım gülerek bugün herkese yargı dağıttın artık gece gözüne uyku girer dedi. Gerçekten öyleydi. Bazı anlarda fazla ofansiftim. Fakat günün sonunda şu an yatağıma uzandım ve mükemmel olmanın, kendi kendimi tatmin edebilmenin tadını çıkarıyorum.

17/05/24 21:08
Gerçekten düşünüyorum da insanlar ne der, bunu dersem nasıl karşılanır demeden yaşamak çok güzel. Çarşamba günü sunumda bu hissi tattım.

17/05/24 21:11
Terapide uzunca konuştuğumuz bir mesele de babamın bana karşı pasif-agresif olan tavrıydı.
13/05/24 23:11
Babam benim hakkımda yüzüme tek kötü laf etmez. Gider anneme anlatır, annem de bana söyler ve beni deli eder. Hüseyin Hoca bu döngüyü yıktığımda 6 ay içinde çok büyük değişimler görebileceğimi söyledi. Babamın yüzüne doğrudan konuşacağım artık ve onun da böyle yapmasını sağlayacağım. Hüseyin Hoca babanla kavga etmen bile kazandırır ama anne hiçbir şey kazandırmaz dedi. Erkek olmak için babayı yıkıp geçmek lazım, bunu anladım. Babamın benim artık genç bir erkek olduğumu fark etmesi gerekiyor. Fakat beni hâlâ küçük oğlu gibi sevmeye devam ediyor.

14/04/24 01:20
Anne babam hakkında ne yazacağımı düşünürken hüngür hüngür ağlamaya başladım az önce. Hüseyin Hoca ilk terapide evlatlık çocuklar çoğunlukla büyüdüklerinde ailelerinden kopuyorlar, yalnızca onlara karşı büyüttükleri için bir saygı kalıyor demişti. İşte tam o aşamaya geldiğimi fark ettim. Başka bir ile gitsem onları aradığım zaman konuşacak bir şeyim bile yok. Onlara karşı düşünüyorum, içimde sevgi var mı diye. Bağırarak ağlayasım geliyor. Çünkü çok uzun zaman önce koptum onlardan ben.

17/05/24 21:13
Şu an baktığımda mutlak bir kopma olduğunu söyleyemem. Ama kopmak istediğim, artık kendi ayakları üstünde duran biri olmak istediğim kesin.

17/05/24 21:17
Terapiden sonra emin oldum ki ben homoseksüel değilim. Obsesifim. Obsesyonlarımla, sapkın fikirlerimle heteroseksüel kimliğime zarar veriyorum. Burada sapkın fikir derken kastettiğim şey grup seks fantezileri. Daha önceki yazılarımda fazlaca yer tutan Emir'den bahsedeceğim şimdi.

13/05/24 22:54
Emir'i aslında ben objeleştiriyorum. Bir sigara, deri ceket, bot, asker künyesi benim için neyse Emir de o. Maskülen figür ve sembollere alakam son 6 ayda artmıştı diyebilirim. Telefon ana ekranımda bir süre Türk bayrağının önünde bir Türk askeri vardı. Çekmecemde kısa tesbihler vardı. Sigara ile olan maceramı da uzunca anlattım zaten. Emir'i de yakın zamanda düşünmeye başlamıştım. Hocaya anlattığım fantezide önce Emir bana oral seks yapıyor, sonra ben onun sevgilisiyle seks yapıyordum. Hoca bunun homoseksüel fanteziden çok daha tehlikeli olduğunu söyledi. Önce Emir'le egomu tatmin ediyorum, sonra benim de hoşlandığım ama onun sevgilisine gidiyorum. Kafamda onun sevgilisi var, benim yok. O zaman o benden daha erkek gibi basit çıkarımlarda bulunuyorum. Hoca bunun grup seks ya da sadist- mazoşist ilişkilere yol açabileceğini söyledi. Aslına bakarsanız böyle sapkın fantezilerim çok çok az. Artık erkekliğe de objeleştirerek erkekliğe sahip olma dürtüsü de yok olmaya başladı. Erkek olmak için sigara içmem lazım gibi bir yanılgıya düşmeyeceğim. Obsesyonlarımı yenmek, heteroseksüel kimliğimin yaralarını sarmak için bunlara ihtiyacım yok. Tıpkı yakın zamanda oyuncaklarımı atıp o yükten kurtulduğum gibi şimdi bunları da terk ediyorum. Çakma değil sahici olmak için.

6
10/05/24 10:32
Bu gece rüyamda Hüseyin Kaçın'ı gördüm. Ona ilacı bırakmak istediğimi, bırakmamın daha iyi olacağını söyledim. Hoca sinirleniyordu. Sonra ses kaydı almadığımı fark ediyor, telefonumdan ses kaydediciyi açmaya çalışıyordum. Karşıma Hüseyin Kaçın'ın videoları çıkıyor, bir türlü ses kaydını açamıyordum. O sırada da hoca konuşmaya devam ettiği için ses kaydı alamıyorum diye panik oluyor, aynı zamanda dışardan gelen gürültü nedeniyle hocanın sesini duymamaya başlıyordum.
10/05/24 12:14
Dün okulda iki arkadaşımla birlikte sunumum vardı. Bittiği zaman herkesin yüzü gülüyordu ve dün 3 grup içinde tek alkış alan grup biz olduk. Sunumdan önce müthiş bir enerji patlaması yaşıyordum. Sunumda herhangi bir heyecanlanma gibi durum da yaşamadım. Sadece bir yerde söyleyeceğim cümlede bozukluk oldu pardon deyip düzelttim, sunumdan sonra 4-5 saat buna takıp durdum. Hem uykusuzluk hem de bu nedenden dolayı ailemle kavgadan sonra ilk kez başım ağrıdı. 2 hafta önce olsa muhtemelen ağlayana kadar devam ederdi. Akşam arkadaşlarımla konuşunca moralim düzeldi ve unuttum. Tam 9 saat uyudum. İlacı bırakmayı ya da değiştirmeyi istememin sebebi bu. Böyle bir süre ben asla uyuyamam ama gözümü açamıyorum. Bu sene hep 5 maksimum 6 saat uykuyla duruyordum. İlaç verimliliği azaltıyor, neyime yaradığını da hâlâ anlamış değilim. Dün sunumdan önce içmiş gibi bir özgüven patlaması yaşıyordum. Diğer sunum yapanlara, arkadaşlarıma ve çevreye verdiğim tepkilere karşı. Arkadaşım bugün sende bir şeyler var dedi. Bir arkadaşım da bu dönem sen kendini aştın, ikon gibisin dedi. Sunumda beni rahatsız eden ama söylemeye çekindiğim şeyler oldu. Sunumu 3 kişi yaptığımız için övgüleri paylaşmak mecburiyetindeydik. Ben orada tek olmayı isterdim. Sunumda bir sefer ben konuşurken arkadaşım önümden geçti. Ben de sonra ona aynısını yaptım. Bunu hangi ruh hastası düşünür? Saygısızlığa tahammülsüzlük mü yoksa apaçık kibir mi? Bir kız da ben konuşurken göz göze gelince gülümsedi. Samimi olmadığım bu kız niye bana güldü diye sinirlendim. İlk sene açıldığım kız sunumdan sonra arkadaşıma sunumunuz çok güzeldi demiş. Bunu da çok kıskandım. Kızla 2 sene sonra ilk kez dün soru-cevap yaparken konuştum. Aslında dün gelmesini beklemiyordum. O yüzden onu görünce çok mutlu olmuştum. Konuşmadığım anlarda hep onu izledim ama bir an bile gözüme bakmadı.
*
Sunumu 1 kız, 2 erkek yapmıştık. Erkek olan burada yazılarımda öve öve bitiremediğim en yakın arkadaşımdı. Fakat yanımda ondan nefret ettim. Çünkü onun arkadaşım olan kızdan hoşlandığını biliyordum. Kız da içten içe bildiği ve onu istemediği için ona çok kötü davranıyor ve aslında hoşuma da gidiyor çünkü bir arkadaşımın iddiasına göre o kız benden hoşlanmış önceden. Fakat asıl mesele bu değil. Eğer bu olsa zaten erkekle bu sene yakın arkadaş olmazdım. Sunumda o değil de başka erkek de olsa yine istemezdim. Çünkü orada "the" olmak yerine "one of them" oluyorum. Ne kadar çekememezlik, ne kadar haset dolu bir insanım diye düşünüyorum. Evet, galiba öyleyim. Fakat kimsenin de çok farklı olduğunu sanmıyorum. Bu zamana kadar evliya gibi görünmekten sıkıldım. Şu anki arkadaş grubunda evliya da deniyor bana. Düşünün ne kadar riyakarım ki benim gibi biri evliya zannediliyor, ya da herkesin şeytan olduğu bu devirde benim gibi her haltı zihninin içinde olanlar evliya oluveriyor insanların gözünde.
*
Önümüzdeki hafta da 4 erkek arkadaş final sunumu yapacağız. Söylemeye gerek yok ama yine en önde olmak istiyorum.
10/05/24 20:27
Çarşamba akşamı ilk kez paket sigara aldım. Sigara alırken çok gergindim. Adam ne düşünecek, beni biri görecek mi diye korkup durdum. Saat 10 gibiydi. Eve girmeden önce parkta oturup 1 tane içecektim aslında. Parkta dolandım, durdum ama içemedim. Sadece gizli gizli paketi açtım. Neden bu kadar korktum? Annem görecek ya da cemaatten biri görecek diye. Cemaat öğrense beni direkt atarlar. Ayrıca sigara içmek sanki bana göre değilmiş gibi. Yolda biri beni görse dalga geçer, bu "çocuk" sigara içmez der gibi. Ertesi gün okula giderken sigarayı almayı unuttum. Aslında aşağı hiç inmez ama annemin aşağı ineceği tutmuş ve sigarayı görmüş. Okuldan gelince sen sigara mı içiyorsun dedi. Arkadaşımındı, iddiaya girmiştik, ona almıştım ama bende kalmış diye yalan söyleyiverdim. Bugünse pek inanmadığını söyledi.
10/05/24 20:41
Bugün saat üçte yarına randevu için Hüseyin Hoca'yı aradım. Tam kapatırken bol bol yazıyorsun, okuyoruz, çok okunuyor, haberin olsun, tamam mı dedi. Herhangi bir insanın söylediği bir şeyi bile çok uzun süre düşünürken Hüseyin Hoca'nın yaptığı, söylediği her şeyde çok daha fazla mana arıyorum.
Acaba ne çok yazıyorsun, iki haftada siteyi çökerttin, işi gücü bırakıp seni mi okuyacağım demek istedi yoksa işsiz güçsüz anca yazıyorsun, tamam anladık en çok senin anlatacağın mı var demek istedi yoksa tamam bak çok okunuyorsun mutlu oldun mu sen seversin alaka çekmeyi mi demek istedi diye düşünüp durdum. Zaten telefonda da hı deyip şaşırdım çok okunuyor tamam mı gibi bir şey dedi hoca. Doğrusu hangi sebeplerle yazdığımı bilmiyorum. Ocak ayında homoseksüellikle alakalı kitaplar okumaya başladıktan sonra ara sıra günlük tutmaya başlamıştım ama sadece kendimin okuduğu günlüğe bile hiç bu kadar ipini koparmış gibi arsızca yazmıyordum.
Diğer insanlar sadece terapi sonrasında mı yazıyor, artık yazdıklarımı burada paylaşmasam mı diye düşündüm. Yarın hocaya sorarım. Ama beni siteden kovana kadar yazmayı bırakacağımı sanmıyorum ;))
10/05/24 21:40
Madem bu kadar yazdım, bu haftadan yazmadığım son şeyleri de yazıp bitireyim. Bugün yine Emir'in fotoğrafına baktım ve Nina ile Lily'nin sevişmesini izlerken kendimi ve Emir'i o rollerde, Emir'i bana oral seks yaparken hayal ettim. Aslında günlerdir tuhaf his olarak isimlendirdiğim şey bir erkeğe karşı olmamıştı. Daha sonra hoşlandığım kız aklıma gelince onu düşünmeye başladım, Emir'i yanımdan ittim ve yine onu boğduğum görüntüler zihnime geldi.

7
Hüseyin Hoca ilk terapide, buraya gelmeden önce ne bekliyordun, bugün ne buldun diye sordu. Açık bir cevap vermemiştim.

Almanlar işçi ihtiyacı nedeniyle Türkiye'den de göç aldıktan birkaç sene sonra işçiler ülke içerisinde bir mesele hâline gelmeye başladığında, biz işçi bekliyorduk lakin insan geldi demişler.

Ben de terapiye gitmeden önce karşısında gülümsemek bile istemeyeceğim bir psikolog bekliyordum. Fakat benim için sadece bir psikolog değil, insan vardı.

Almanlar menfi manayı kastetseler de ben etmiyorum. Evet, benim için böylesi çok daha zorlayıcı olacak, onu da inkar etmiyorum.

8
06/05/24 13:51
Burada yazı paylaşmaya çok çekiniyorum ama terapide anlatmaktan daha çok çekineceğim ya da o anki ruh halinde olmadığım için aktaramayacağım bazı şeyleri burada anlatmak daha kolay. Bu da dünden;
05/05/24 18:34
2 sene önceydi. Bir kıza açıldım. Daha sonra ise sevgilisi olduğunu öğrendim. Bu kızın sınıftan bir arkadaşı vardı. Belki de sınıfın en yakışıklısıydı. Daha önceki yazılarda hakkında fantezi kurduğum en son erkek dediğim kişi buydu. Aslında dikkatimi çeken, kıskandığım erkekler gibi kaslı, esmer ya da maskülen değildi. Bir insanda en çok dikkatini çeken şey ne diye sorulsa herhalde rahatlık derim. Bazen sokakta, parkta, herhangi bir yerde gülen, eğlenen insanlar, erkekler görüyorum. Hiçbir şeyi düşünmeden, etrafın farkında olmadan sadece eğleniyorlar. Ben de onlardan biri olmak istiyorum. Her neyse bu bahsettiğim kızın haricinde bir kızı daha hoş bulmuştum. Hiç kimseye söylemedim. Zaten kısa bir süre sonra sevgilisi olduğunu öğrendim. Bunu öğrendikten sonra onun sevgilisiyle arkadaş olduğumu, çok yakın dost olduğumu hayal ettim defalarca. Bunun altında yatan neden ne? Kendime erkeklik mi devşiriyorum çekici erkeklerle arkadaş olduğumu hayal ederek? Yine burada biraz bahsetmiştim. İlk terapiye gelmeden 1-2 gün önce ilk kez sigara içmiş ve mastürbasyon yapmıştım. Sigara içtikten sonra lavaboya elimi yıkamaya gittim. Aynaya baktım. O an aynada görmek istediğim kişi işte oydu. İlk hoşlandığım kızın arkadaşı. Hatta sigara yakmadan önce onun fotoğrafına bakmıştım. Bugün yine onun üzerine düşünürken buldum kendimi. Bir koltukta oturuyoruz. Ellerimizi birbirimizin omzuna atmışız ve beraber sigara içiyoruz. Sadistik arzular dolayısıyla mıdır bilmiyorum, bugün onunla seksüel bir şey hayal etmedim ama o aklıma geldikçe aynı zamanda onu bıçakladığım, öldürdüğüm, önümde yerde yattığı gibi kısa süreli görüntüler geldi gözüme.
Hoşlandığım kızların bu arkadaşlarıyla, sevgilileriyle ya da özgüvenli erkeklerle neden arkadaş olduğumu hayal ediyorum, bunun üzerine yazmak istiyorum. Öncelikle kendimi bir kıza layık hissetmiyorum. Yani bir kız için her bakımdan yeterli olabilir miyim bunu düşünüyorum. Onu mutlu edebilir miyim, ona yetebilir miyim? Dış görünüşümü beğenecek mi, mesleğimi beğenecek mi? Kısacası bir kız için mükemmel olmam gerektiğine inanıyor gibiyim. Eğer bu dediğim doğruysa neden bir erkek için mükemmel olmam gerektiğini düşünmüyorum? Çünkü zaten homoseksüellik mükemmel erkeklerin buluşması değil. Kendini bir kadın için yetersiz gören erkeklerin buluşması, bence. Bundan 2 sene önce, bir aplikasyondan iki homoseksüelle tanışmıştım. Gösterdikleri alaka hoşuma gitmişti. Buluşmak istedikleri zaman hemen silmiştim. Eğer buluşmayacaksam biriyle neden bu insanlarla tanıştım? Tek istediğim birinin de beni istemesiydi. Bu oldu ve hemen uzaklaştım.
Şimdi şu kendimi sigara içerken hayal ettiğim arkadaşa döneyim. İsimsiz bahsetmek zor oluyor, o yüzden adı Emir olsun. Bir gün uykudan uyanırken adımın Emir olduğunu sayıklayıp durdum. Başka bir zaman annemle konuşurken annem bana Emir adını vermeyi düşündüğünü söylemişti. Sanki adım Emir olsa bütün problemlerim çözülecekmiş gibi sevindim. Yaklaşık 1-2 yıldır takma ad kullandığım yerlerde Emir adını kullanıyorum. Hatta son anda adımı merdümgiriz girmesem yine adımı Emir koyacaktım. Emir benim ideal benliğim gibi.
Hoşlandığım kızı defalarca rüyamda gördüm ama bir tanesinde bile ona dokunmuyordum. Bir keresinde onu arkadaşıyla seks yaparken gördüm. Gördüğüm en acı verici rüyaydı.
Black Swan filminde Nina, Lily'le fantezi kuruyor, daha sonra onu kendisinin hoşlandığı hocasıyla olduğunu zannediyor. En sonunda kendisi sahnede siyah kuğuya dönüştükten sonra gidip hocasını öpüyor. Belli ki ben hâlâ değerli, yeterli hisseden bir erkeğe dönüşümümü tamamlayamadım.

9
04/05/24 21:34
Psikiyatrist bana yanlış teşhis koydu diye evham yapmaya başladım. Anladığım kadarıyla OKKB belirtileri bana uyarken o daha çok OKB teşhisi için soru sordu gibi. Zaten Hüseyin Hoca'nın dediği ilaçları da vermedi. 3 hafta sonra tekrar gel dedi. Ayın 11'inde terapiye gelmeyi planlıyorum. O tarihe kadar ilacı mecburi kullanıcam ama psikiyatristi kafaya çok takmaya başladım. Bir an önce psikiyatriste gidip sormak istiyorum. Sinirden kendimi yicem yoksa yanlış mı anlattım diye. Mükemmeliyetçilik, kuralcılık, kontrol arzusu vs. anlattım. Bana temizlik takıntın var mı, tuvalette çok vakit geçiriyor musun, banyoda çok vakit geçiriyor musun, doğalgazı açık bıraktım mı diye birkaç defa kontrol ediyor musun diye sordu. Temizlik takıntım biraz var ama asıl problemlerim bunlar değil ki. Doktora pazartesi günü gittim ama bugün iyice kafaya takmaya başladım. Boşuna ilaç kullanıyor gibi hissediyorum. Zaten başlangıçta ilaç kullanmak istemiyordum. Hüseyin hoca da benim gibilerin böyle olduğunu, yanılmıyorsam disiplin, irade kontrolü, planla daha üstün hissettiğimi söylediğini hatırlıyorum.

10
02/05/24 21:05
Okuldan geldiğimde önce salona geçtim. Annem sütlaç yapmış. (Ben) büyüyeli sütlaç yapmıyordum. O küçükken dolap hep sütlaç dolu olurdu dedi. Ben büyüyeli yapmıyorsan şimdi niye yaptın diye bunu kafaya takar sonra başka bir sebepten canına okurdum ama hiçbir şey söylemedim. Babam şakayla enseme vurup öpmeye kalktı. Hoşnut olmadığımı belli ettim. Hemen annem atladı. Artık kendini öptürmüyor niye öpüyorsun dedi. Babam da oğlumu da mı öpemicem dedi. Annem ben iyileşene kadar bana dokunmayın, beni öpmeyin diyor dedi. Babam istemiyor mu gibisinden sorular sordu, cevap vermedim. Annem yavaş yavaş da olsa uzaklaşmamız gerektiğini anlamıştı. Fakat babamla iki erkek olarak diyalog kurmak istiyorum. O ise bana hâlâ küçük oğluymuşum gibi davranıyor böyle yaparak. Onun aradaki farkı anlayabileceğini sanmıyorum ama annem bu sefer işe yarayacaktır diye düşünüyorum. Çünkü 2 akşam önce, anında yazıya dökmüştüm, cin tutmuş gibiydim. Annem belli ki çok etkilenmiş.
***
Eski oğlumu istiyorum dedi. Gözlerimi dikip baktım. Yeni oğlun nasıl dedim. Katı, soğuk, iyice bizden kopuk dedi.
02/05/24 23:11
Yaklaşık yarım saat babamla konuştuk. Daha sonra annem de dahil oldu. Yaşadığım problemleri bilmek istediler. Anlatabildiğim kadar, anlatabileceğim kadar anlattım. Aşılamayacak bir şey olmadığını, yanımda olacaklarını söylediler. Pazar günü bağırıp çağırmamda babamın çok sinirlendiğini ama halimi anladığı için sustuğunu öğrendim. Desteklerini duymak güzeldi. En sonunda annem sarılmak istedi. Hep beraber sarılalım dedim. Birlikte sarıldık.
03/05/24 15:11
Annem yine çok ciddi olduğumdan şikayet etti. Böyle benden memnun değilmiş. Eskiden onu gıdıklarmışım, öpermişim, sarılırmışım. Fakat bugün asıl bahsetmek istediğim birkaç bir şey var.
***
Kendimde 3 ruh hâli müşahede ediyorum. Birincisi normal, diğeri kara bulutlu dediğim hâl, diğeri de aşırı özgüvenli hâl. Kara bulutlu hâl diye isimlendirdiğim hâlin nasıl olduğunu anlatabilmek için öyle hissettiğim an hemen yazıya dökerek anlatmıştım. O an Hüseyin Kaçın'ı bir kurtarıcı olarak görmüş, anne babamla konuşup onları azarlamasını istemiştim. Aşırı özgüvenli hâl dediğimde ise Hüseyin Kaçın'ı bana yardım edemez olarak görüyorum. Yani aslında Hüseyin Kaçın'ı değil, hiçbir erkeği. Aklımdan geçen şey şu oluyor: Hüseyin Hoca benden daha fazla erkek değil. Benim erkekliğim için kimse bana yardım edemez. Hayatta zorluk yaşıyorum, evet ama bunu kendim aşmalıyım, Hüseyin Hoca'yla da bir işbirliği içindeyim. Ben onun tecrübelerinden faydalanıyorum. O da hem işini yapıyor hem insanlara yol göstermenin hazzını yaşıyor.
İşte, 'normal' hâlde olmadığımda fikrim bu. Hangisinin daha normal olduğunu da bilmiyorum doğrusu. Ama hocadan saklamak istemedim.
***
Bir diğer husus da sürekli yazı yazmak istemem. Aslında ben geçen hafta ilk terapiye gelmeden önce ifşalanmaktan çok korkuyordum. Şimdi ise kimin okuduğunu bilmediğim bir yere her Allah'ın günü yazı atıyorum. Ayrıca sadece buraya atmakla kalmıyor, çoğu şeyi de arkadaşlarımla paylaşıyorum. Beni tanıyan herhangi biri buraya yazdığım 2-3 cümleyi okusa bana ait olduğunu anlayabilir, öyleyse neden burada her şeyimi anlatıyorum, hiç bilmiyorum. Ayrıca bir arkadaşım psikologun adını soruyor vs. Şüphelendiğini düşünüyorum ya da kuruntularım yine. Geçen günde derste hadi sen de katılsana deyip durdu. Anksiyetem fark ediliyor demek ki diye üzüldüm. Her neyse neden buraya yazıyorum. Aklıma şu geliyor. Bugüne kadar kendimi kimseye açmadım. Hiçbir şeyimi tam olarak birine anlatmadım. Şu an böyle bir fırsat geçti elime ve bunu sonuna kadar kullanmak istiyorum. Sanki üzerimden büyük bir yük kalkıyor gibi.
04/05/24 06:19
Pazar günü kavga ettiğimizde babama biraz da beni savunsana deyip sofradan fırlamıştım. Sonra ağlamaya başlayıp bağırarak "Gidiyorum işte, karı koca baş başa kalırsınız." demiştim. Aşağı inmek istesem de babam izin vermeyince yine oturdum. Bu kavgadan sonra üzerimden büyük bir yük kalktı sanki. Anne babama inanılmaz bir kin doluydum. Şimdi kayıtsızım. Hafta boyu annem çok resmi olduğumu söyleyip durdu. Umarım kavgada söylediğim bu söz, onlarla olan tuhaf bağımı kopardığımın delilidir.

11
02/05/24 15:38
Bugün arkadaşlarımla, birisiyle ilk kez diyebilirim, hiç olmadığı kadar yakındım. Çok kez şaka yaptım. Üzerimdeki örtülü toprak yoktu sanki. Erkek arkadaşlarımdan biriyle şakalaşırken sırtına şakayla vurdum. İlk kez ona temas ettim. Kendimi çok kez sesli gülerken, yüksek sesle konuşurken fark ettim. Çok küçük şeyler ama arkadaşlarımla yakın olmak beni mutlu etti. Fakat son derste yine söz alıp almama konusunda tereddüt ettim. Tereddüt edince o an ne söyleceğimi düşünmeye başladım. Düşünceler girince de dünyadan koptum. Konuşmadım. Diğer derste ise notlarımı toparlayacak vakit vardı.
***
Ocak'tan bu yana okuduklarımdan defterime not ettiklerimi daha göz önünde tutup onları daha çok anlamak adına özetle;

-Erkeklik uğraşılarak elde edilir. Erkeklik belirsizdir, risklidir. Erkekliğe, kadınlığa baş kaldırılarak ulaşılır ve erkeklik ancak diğer erkekler tarafından onaylanır.
-Heteroseksüel erkekler bedeniyle rahattır, bu nedenle bu onları çekici kılar. Homoseksüeller erkek bedenlerinin kirli ve utanç verici olduğunu düşünür.
-Arzuladığım şey erkeksi maceraperestlik ve eğlence.
-Mastürbasyon; seksüel varlık olmama izin vermedikleri için ebeveynlerimden öç alma şekli, savunma.
-Homoseksüeller kendilerine seksüel hislerden mahrum, saf, küçük, iyi çocuk gibi davranılmış bir geçmişe sahip.
-Geri adım at ve gerçekle yüzleş, anana babana dürüstçe bak ve seni nasıl etkilediklerini fark et.
-Kendini, erkekliğini kabul processini aceleye getirme.
-Kendini görme şeklini değiştirmek kolay değildir. Küçük başarılardan oluşan aşamalı bir çalışma safahatını gerektirir.
-Terapinin özü acıyı yavaşça hatırlamaktır. Sonra acının senden uzaklaştırdığı gerçek benliğini kazanmandır.
-İçinde uygun erkek figürü olsa dışarıda aramazsın.
-Kimse senin maskülen enerjini annen kadar tüketemez. Kadınlara yaklaşmaktan korkarsın çünkü onların da senin elinden gücünü almasından korkuyorsun.
-Kendine acıyacak bir durum bulursan bunu abart, öyle abart ki gülünç hale gelsin.
-Ben natürel ve eşit olan başka bir erkekle dürüstçe, direkt ve samimi konuşan biriyim. Başka bir erkeği romantikleştirmeye ya da ona imrenmeme gerek yok.
-Annenin hassas beden algısına karşı koy.
-Yeterince maskülen hissetmezsen güçsüz hissedersin.
-Korkuyorum, gerginim gibi hisler arzuların temelinde.
-Olmak istediğim erkek olmaya kararlıyım.
-Temel direnç noktası hayattaki acı verici mücadelelerden kaçınmak olabilir.
-Homoseksüel bir çocuk babasından korkar ve nefret eder ve bu hisleri Tanrı ile bağdaştırır. Aynı zamanda diğer erkeklerden, patronlardan ve mülk sahibi kişilerden de saklanır.
-Sağlıklı erkekler babasına düşmanlık beslerse bunun açığa çıkmasına izin verir, bunu ortaya koyar.
-Mücadelelerimiz tarafından rızıklandırılırız.
-Homoseksüel bir erkek, diğer erkeklere baktığı zaman kandırılmış ve öfkeli hisseder zira erkeklerin dünyası bir gizemdir. Onları sahip olmadığı erkeklik niteliğine onlar farkında olmadan, kolayca sahiptir. Yoğun bir bağımlılığın ve açlığın olduğu yerde öfke de hep baki kalacaktır.
-Birçok erkek erkekliği ile ilgili yeterince onay görmediği için babasına karşı kızgındır.
-Hemcinsten etkilenmenin temeli, onun gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu anlama ihtiyacından.
-Seksüel arzu kılığına giren derin bir acı!
-Tedavi gören erkek başardıkları şeylerden ötürü kendilerini takdir etmede yavaştır.
-Porno ve mastürbasyondan yalnızca irade gücüne dayanarak kurtulamazsın.
-İlerlemek istersen birkaç yol; fiziki aktivite, sağlıklı erkek arkadaşlıklar, ebeveynlerinle saygı ve karşılıklılığa dayalı diyalog.
-Erkeklik beraberinde bağımsızlık, otonomi ve gücün kullanımını getirir.
-Erkekliği kimse bize veremez, o içimizde, aktif hâle getir!
-Yağmurda ıslan, koş, düş, önemseme!
-Kaygısız ve güçlü ol!
-Erkekliği arzulama, erkekliğine sahip çık!
-Risk al.
-Erkeklere aşırı değer yükleme ya da değersizleştirme, onlarla eşit şekilde var olduğuna inan.
-Babana olan kinini yok et, onunla kendini özdeşleştir.
-Daha sık konuş, daha çok kendine güven.
-Bedenini sev, egzersiz yap.
-Bir erkeğin maskülenliği özümsemesinin tek yolu; karşılıklı, yakınlık, onay ve samimiyete dayanan ve cinsellik barındırmayan erkek arkadaşlıklar kurmaktır.
-Erkeklere olan sevgi ve korku ikircikliğini gidermek için savunmacı ayrışma aşılmalıdır.
-Yalnızlık, stres ve kontrolü kaybetmişlik hissi saplantıları tetikler.
-Sana çekici gelen heteroseksüel erkeklerle konuş.
-Başarının sorumluluğundan korkma. Elde ettiğin başarıyı sürdürecek gücün olduğuna inan.
-Kırılgansın çünkü sahip olduğun imaj gerçek değil.
-Başarısızlık korkusuyla baş etme şeklin kendini başarısızlığa uğratmak. Diğer başarısızlıkları engellemek için kendini başarısızlığa uğratman sana kontrol duygusu veriyor.
-Kişisel başarılar ile övün.
-Erotize edilen erkek kendinin idealize edilmiş hâli; güçlü ve fark edilir.
-Anneyle olan erotik bağ; seçkinlik, infantilizasyon, idealizasyon ile kuşanır. Önce bu duvarları yık.

12
30/04/24 22:11
Annem bugün bana çok farklı. Benim için üzgün, endişeli. Bakışlarında görüyorum. Onları artık sevmediğimi düşünüyor. Önceden gelir gider beni öperdin diyor. Ya da en azından okula giderken öperdim. 6 aya yakındır öpmüyorum. Yolda beraber yürürsek koluma girerdi. Asla izin vermiyorum. Yine 6 aya yakın bir süredir. Bu akşam beni öpmek istedi. İzin verdim. Doğru mu yaptım bilmiyorum.(Ağlıyorum) Öyle bir hâle geldim ki anneme bile nasıl davranacağımı bilmiyorum artık. Her şeyim sahte. Rol yapmak istemiyorum artık. Az önce cüzdanımın içindeki güç ve cesaret için yazdığım esma ve duanın olduğu kağıdı çıkardım. Güce dışarıdan değil içeriden ihtiyacım var. Müsebbibül esbab olan Rab gücü harici şartlarla yaratmayıp ya da sığındığım objelerle bana vermeyip içimde de bana fark ettirebilir. Ve ben o gücü elde etmek için çalışacağım.
***
Dikensiz gül bahçesinden geçip sağlıklı, yetişkin bir kimlik elde edenlerle aynı olmamalıyım. Acı daha güçlü bir şahsiyet yaratmalı. Lisedeki gibi kendimi diğer insanlardan, erkeklerden tecrit etmiyorum ama beraber de kalamam daha üstte olmayı hak ediyorum. Çünkü ben daha fazla çaba göstererek inşa ediyorum kendimi. Belki daha fazla çabalamıyor da olabilirim ya da daha fazla çabalasam bile her zaman fazla çalışma daha fazla mahsulü getirmeyebilir ama istiyorum.
01/05/24 06:16
Yazdıklarımda sürekli bir ben ne yaşamıştım, kim bana demişti, bana da şunu yapmışlardı deme çabası. Hocaya anlatmadığım bir şey olabilir mi diye yazmak istiyordum ama yetti bana. Sürekli dert anlatmak, özellikle geçmişten, çok ezikçe. Geç yoluna devam et.
01/05/24 14:26
Porno izlemeden mastürbasyon yaptım. Uzun süre aradan sonra gerginlik dışında kalbimin hızlı attığına şahitlik ettim.
***
Perşembe günleri okula bu dönem tanıştığım kız için gidiyorum. Sadece onunla o gün görüşüyoruz. Okula diğer günler gitme sebebim ise bir arkadaşım. O en yakın arkadaşım ve onunla konuşmak bana iyi geliyor. Yoksa başka türlü okula gitmeme imkan yoktu. Kıza gelince ise de ona aşık olmamaya çalışıyorum. Platonik kalacağı belli o yüzden hiç olmamalı. Ama neden okula gidiyorum öyleyse, çünkü onunla konuşurken heyecanlanmadığımı ve çok rahat olduğumu fark ediyorum. Bu da bana iyi hissettiriyor. Gözümde büyüttüğüm kadar bir şey olmadığını fark ediyorum.
***
Annem bu aralar biraz daha rahat olduğumu ve kafaya takmayı azalttığımı söyledi.
***
Sınıf içerisinde arkadaşlarımın da dikkatini çeken bir şey var. Konuştuğum zaman fazla özgüvenliyim. Yani hocalara karşı laubali, arsız ortaokul öğrencisi gibi davrandığım oluyor. Bu da enteresan. Şu an tek problemim önceden bir şeyi iyice düşünüp cümle kurup o şekilde söz almayı beklemek. Tabi bu arada heyecanlanma oluyor. Ama eğer hiç düşünmeden söylersem rahat oluyorum ve söyleyiveriyorum birden. Konuşmalarımı, cümlelerimi önceden planlamamam lazım. İlk terapiye gitmeden önce planlamadım ama orada heyecan, gerginlik olur diye düşünüyordum. Beklediğimden çok sakindim.

13
30/04/24 09:19
Siyah Kuğu'yu baştan sona 2.kez izledim. Tamamen hissettim. Dişimi o kadar sıkmışım ki ağrı var. Bu sabah iç çamaşırımı el feneriyle kontrol etmedim. Bir iki damla idrar kaçar, ben görene kadar kurur diye ışıkla bakıyordum. Leke varsa görmek için. Yapmadım. İki senedir vakit kaybediyorum diye hiç baştan sona film izlememiştim. İki bölüm dizi ve YouTube'daki kesitler haricinde.Filmi izledikten hemen sonra bir tarihçinin radyo yayını dinleyecektim, dinlemedim. Okula kadar yolu izlicem sadece. Zikir de yapmıcam.
30/04/24 11:03
Okula giderken hiç tişört giyemiyordum. Bugün giydim üzerine montla birlikte. Sınıfa girdim 20 dakika kadar montu çıkarmamak için direndim. En sonunda çıkardım. Ama kollarımı masanın üzerine çıkaramadım. Kenarda saklar gibi tutuyordum. Gerginlikten sol kolumu kazıdım. Fakat şu an rahatladım. 5 yaşındayken annem beni şort ve atletle dışarı çıkarmak istemiş. Kapının önünde ağlamışım çıkmamak için. Kollarımı kapatıp oturmuşum. Ancak daha sonra alışmışım kısa kollu giymeye, sanırım liseye gelene kadar.
***
Bu bedene yabancılaşma denilen şeyin aslında farklı tezahürlerini de gördüm. Vücudumdaki tüyler utanç vericiydi benim için çıkarken. Ailem daha doğrusu annem neyle alıyorsun diye soruyordu. Yok ki diyordum. Benzer şekilde ergenliğe girdiğimi de saklamıştım. 11.sınıfa gelmiştim ve ailem müslüman olduklarından gusül abdesti almamı bekliyordu fakat hiç görmedikleri için ergenliğe girmedim sanıyorlardı. Ergenliğe ise 9.sınıfın 2.döneminde girmiştim. Hüseyin Hoca bu tarihe geç dedi. Her neyse ailem doktora götürmek istedi. Babam bana rüyanda bir kızla seviştiğini göreceksin demişti. Zannediyorum 11.sınıftayken ilk kez sabah yıkanmıştım onları rahatlatmak için. Gusül almamamın nedeni dinsiz olmam değil utanmamdı. Erkek olmaktan utanıyordum belli ki.
30/04/24 19:15
En yakın arkadaşımla bir gündü. Gün boyu tek bir erkeği bile fark etmedim. Hatta fark etmeksizin bir kıza uzun süre baktım. Gayrı ihtiyari olan bu davranış beni mutlu etti. Arkadaşımın yanında bugün hiç olmadığı kadar natüreldim. İlk kez onunla argo konuştum. İlk kez WhatsApp grubuna sansürsüz küfür yazdım. Tek ilacım erkek arkadaşlar gibi hissediyorum. Lisede birbirlerine çok yakın olan erkek arkadaş grubunda olmayı ne isterdim. Aslında her yıl bir iki tane yakın erkek arkadaşım oluyordu. Ama problem sene biter bitmez benim onların yüzlerine bile bakmamamdı. Hemen yeni bir arkadaş bulmaya çalışıyordum ve kimseyle yakınlaşmak için çaba sarf etmiyordum. Şu an liseden görüştüğüm kimse kalmadı. En son Şubat ayında bir arkadaşım aradı. En son da bir sene evvel onlarla buluştum. Üniversitedeki arkadaşlarımla aynısı olsun istemiyorum. Onlarla daha yakın olmak istiyorum. Artık dışarı çıkma, gezme isteklerini reddetmiyorum. Dışarıya çıkacağım diye korkuyordum. Çünkü namaz geçecek diye düşünüyorum. Dışarıda tuvaletimi de yapamam çünkü sadece istibra yapmıyorum. İç çamaşırıma 3 kat peçete koyuyorum, idrar gelmesin diye. Sabah namazlarında kalkıp tuvalete gidiyorum, bunları yapıyor sonra tekrar uykuya yatıyorum, iyice vakit geçsin diye, sonra kalkıp abdest alıyorum.
***
Okuldan gelince annem babam bana çok iyiydi. Dün akşam kötüleşmemden belli ki etkilenmişler. Onların hâlini görünce üzüldüm. Ama yapacak bir şeyim yok. Yanlış hissetmeme sebep olan ne varsa hepsi, herkes suçlu.

14
29/04/24 20:32
Delirmek üzereyim. Ben hasta değilim. Obsesif değilim. Homo hiç değilim. İlaç yüzünden midem bulanıyor. Keşke hiç başlamasaydım. Başımda yine bir tuhaflık var. Kapkaranlık bulutlar çöktü üzerime. Bugün gayet iyiydim oysa. Allah'ım nedir bu sıkıntım, bana yardım et. O şu yüzden, bu bu yüzden. Hepsinden sıkıldım. Mantık istemiyorum artık. İyi olmak istiyorum.
29/04/24 20:41
Travmalarımla baş edebilecek güçte değilim. Yaşamaya hakkım yok. Hayır kendimi üzmicem. Bunu hak etmiyorum. Ben kötü bir şey yapmadım. Ben iyi olmaya çalışıyorum. 7.sınıftaydım. Dedemin bir arkadaşı torununu kötü şeyler izlerken yakalamış. Babaannem de diyor ki büyüyünce o(ben) da izler. Annem hayır dedi. Bana gelip sordu. İzliyor musun diye. İzlemiyordum. Hiçbir zaman izlemicem dedim. Ama 2 sene sonra izledim. O yüzden başıma bu belalar geldi. Zaten hep böyle olur. Annem hep benimle övünürdü ilkokulda. Bir gün arkadaşlarımla parka gidecektim. Gitme dedi. Gittim. Yolda öyle kötü düştüm ki. Anne seni dinlemediğimde hep başıma kötü şeyler geliyor dedim. Öyle gerçekten. Beni tutan bir annem yok ama şimdi. (İsmim), gel oğlum dedi şimdi, çaya çağırıyor, babam da çağırdı. Ölüyorum, elimden tutun. Kendime hakim olamıyorum. Ağlıyorum.
29/04/24 21:25
Akşamları online eğitime kayıt oldum. Ama derse odaklanamıyorum. Derse geç kalınca arkadaşım yazdı. Kitap falan okuyorsan girme önemli bir şey yok dedi. Yatıyorum dedim. Vay sen dinlenir miydin diyor. İnsanlar beni böyle bilmiyor. Kendime, benliğime ihanet ediyorum. Çalışmalıyım ama ben boş oturup kusmuktan farksız yazılar yazıyorum.
29/04/24 21:34
İyiyim. Annem evliya değil. O günah işliyor. O babamla... Çocukken yanılmışım. Şu an gayet iyiyim. Annem suçlu. O beni yanlış yetiştirdi. İşte ben böyleyim. Bir dediğim bir dediğimi tutmuyor. Her yazdığımı silmek istiyorum ama sonra anlatamam diye silmiyorum. Az önce üzerimde kapkaranlık bulutlar vardı. Şimdi dağılıyor.
29/04/24 21:42
Baba senden nefret ediyorum. Sorsana neden böylesin diye. Annem soruyor. Baba karşımda çay içiyor. Bok iç. Annesini, dayısını anlatıyor. Onların Allah belasını versin. Annemi çok seviyorum. O kadar güzel bir insandı ki. İlkokulda birisi annen çok güzelmiş demişti. Çok sinirlendim. Neyse ki annem beni okula çok götürmedi. Komşu götürüyordu. Annem çok korkak. Ben araba kullandığımda çılgına dönüyor. Çok hızlı ve dikkatsiz kullanıyorum. İkisinin konuşması salakça. Gebersem fark ederler mi acaba.
29/04/24 21:58
Yukarıda yazdıklarımda çıldırmış gibiyim. Neyse ki hemen geçiyor bu düşünceler. Hemen her gün 1 saatimi alıyor ama belki. Çocukken annemi ilahlaştırdığımı görüyorum. O kadar midemi bulandırdı ki okurken. Annemden uzaklaşıyorum artık. Onun yanında üst değiştirmiyorum. Geçen hafta rüyamda annemleydim. Banyodaydık. İkimizin üstü de giyinikti. Bana banyo yap dedi. Ben yapmak istemedim. Israr etti. Arkanı dön dedim. Kıyafetlerimi çıkarmadan yıkandım.

15
29/04/24 12:06
Annenin işi vardı, dışarı çıktı, bizimle kahvaltı yapmadı. Babamla beraberdik. İlk başta konuşmadık, sessizlik hakimdi. Sonradan bayağı konuşmaya başladık, bana çok iyi geldi. Sabah arkadaşım da nerdesin agam yazmış, beni çok mutlu ediyor. Bugüne kadar kendimi en yakın hissettiğim arkadaş, bu sene arkadaş olduk. Keşke ona sımsıkı sarılabilsem. İnşallah arkadaşlığımız ömür boyu sürer.
29/04/24 18:13
Arkadaşlarım ve kardeşlerim hakkında yazdıklarım için çok üzgünüm. Onları gerçekten seviyorum. Yok yeterince maskülen değilmiş, yok ablam bana bir keresinde bunu demiş. Etrafımdaki herkesi mükemmel istiyorum. Ben de mükemmel değilim ki. Hem mükemmel olacaklar hem de beni annem gibi sevecekler. Hüseyin Hoca kimse seni çocukluğundaki gibi annen kadar sevmeyecek demişti. Bense lise ve üniversite yılları da dahil anneme sürekli beni eskisi gibi sevmiyorsun diyordum. Beni hâlâ küçük oğlunu sevdiği gibi sevmesini istiyordum gerçekten. Bunu şimdi annem bile yap(a)mazken bir de bunu insanlardan bekliyorum. Oysa gerçekten onları seviyorum ama kendimi mutsuz hissettiğimde öfkelenecek bir şey arıyorum. Sürekli kusur arayan bu gözden sıkıldım, beni çok yordu artık. Çok seneler önce uzunca bir süre tesirinden çıkamadığım bir rüya görmüştüm. Çok zayıf, siyahi bir çocuk bana sevdiklerinin kıymetini bil diyordu. Bu cümle benim için çok şey ifade ediyor. Ben beni sevenlerin, sevdiklerimin, sahip olduklarımın kıymetini bilmedim/bilemedim. İnşallah düzelecek bundan sonra.

Sayfa: [1] 2