Gönderen Konu: CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI Psikolog Hüseyin KAÇIN 0 555 326 22 91  (Okunma sayısı 2498 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3254
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

Cinsel hayattan haz duymak, kendimizle ve cinsel eşimizle barışık, doyurucu bir cinsellik yaşamak aslında tüm insanlarda olmasını istediğimiz ve dilediğimiz bir gerçeklik.
Ancak ne yazık ki dönem dönem insanlar cinsel hayatlarında hoşnutsuz, doyumsuz ve mutsuz olabilirler. Bu durum cinsel deneyimlerin ilk zamanında başlayıp ileriki dönemlerde devam edebildiği gibi, yaşanılan fizyolojik ya da psikolojik travmalar karşısında hayatımızın herhangi bir döneminde de ortaya çıkabilir dönemsel veya sürekli olarak kalabilirler.

Nedenleri;
Cinsel işlev bozuklukların temel nedeni; doğduğumuz andan itibaren ailemiz ve yaşadığımız toplum tarafından bilinç altımıza kaydedilen cinsellikle ilgili yanlış bilgiler, korkular, abartılı söylencelerdir. Doğumdan ölüme kadar, hayatın hemen hemen her basamağında varolan, fizyolojik ve psikolojik bir gerçekliktir cinsellik. Peki ne olmuş da ayıp, günah ve yasak kavramları altında ezilmiş ve gerçek anlamından bambaşka yerlere sapmış. Kültürden kültüre, ülkeden ülkeye cinselliğe yüklenen anlamların değiştiğini görüyoruz. Bazı ülkelerde bakire olmadığı anlaşılan bir kızın hayatına son verilebilirken bazı ülkelerde ise 16-17 yaşından sonra bekaretin ortadan kalkması törenlerle kutlanan bir olay olabilmektedir. Aslında cinsellik herkes için eşit ve doğal bir yaşantıyken, zihinsel farklılıkların sonuçları değiştirdiği görülmektedir.
Bebekler bile cinsel varlıklardır. 5 yaşına kadar pek çok çocuk ta cinsellikle ilgili davranışlar gözlenebilir. Bu dönemde cinselliğe ve karşı cinsiyete ilgi artarken, aşk, sevgi ve cinsellik üzerine yoğunlaşma başlar. Bu çok normal bir dönemdir. Çocuklar henüz utanma ve ayıp kavramlarını bilmedikleri için toplum içinde de cinsel organları ile oynayabilirler ve mastürbasyon yapabilirler. Aileler bu durumda çoğunlukla ne yapacaklarını şaşırırlar ve korkarlar. Çocuklarının davranışını söndürmek için, cezalandırma, dövme, azarlama gibi yollara başvururlar ki bu tür yollar çocuğun davranışını söndüreceğine daha çok pekiştirir. Doğal süreç içinde 5-6 yaştan sonra kapanacak bu dönem 8-9 yaşına kadar uzayabilir.
Cinsel işlev bozukluklarının kökeni çocukluğun ilk yıllarına ya da ergenlik dönemi yaşantılarına dayanabilir. Ergenlik birey için fizyolojik ama daha çok psikolojik olarak ağır bir dönemdir. Bedensel değişikliklerle beraber ruhsal değişiklikler ergen için dayanılması zor olabilir. 5-6 yaşında kapanan dönemin yeniden uyandığı görülür. Bebeklik ve 5 yaş altı çocukluk döneminde cinsellikle ilgili kötü ya da abartılı hatıralara sahip bir birey ergenlik dönemin de bu düşünceleri beslemeye ve cinsellikten ya iğrenmeye ya yok saymaya ya da aşırı derecede merak etmeye yönelecektir Bebeklikten itibaren ailede doğru cinsel yaklaşım ve eğitimin verilemediği kişilerde, cinselliğe dair yanlış bilişsel kodlamalar olması çok normaldir. Bu kodlamaların ilerde karşımıza kişi tarafından yaşanabilecek cinsel işlev bozuklukların nedeni olarak çıkması da muhtemeldir.
Cinsel enerjiye insan bedeninin ve ruhunun ihtiyacı vardır. Az ya da çok doyurulması kişinin dengelerini bozabileceği için ruhsal ve fizyolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Cinselliği yok saymak, üstünü örtmek ya da abartmak ve hayatın odak noktası yapmak kişinin dengelerini bozabileceği gibi cinsel sapmaları da doğurabilir. Her şey olması gerektiği yerde ve dengede olmalıdır. Ne çok ne az ! Aslında cinsellik kavramının bizim açımızdan çizilmiş bellikli bir sınırı da yoktur, normal kavramı da kişiden kişiye değişebilir ve sınırları bireyler kendileri çizer. Bizim için tek ölçüt cinsel eşlerin yaşantılarından memnun ve mutlu olmalarıdır. Eşlerden birinin durumdan memnuniyetsizliği ve konuyu sorun olarak nitelendirmesi halinde olay sorun kabul edilebilir.Ör: Çiftlerden biri haftada her gün diğeri ise sadece haftada bir gün cinsel ilişki ihtiyacında ise bu iki taraf içinde sorundur fakat bir başka çift 15 günde bir ilişkiye girmekte ve iki tarafta bu durumdan memnunsa ortada sorunda yoktur. Cinsellik kişiden kişiye değişebilen bir yaşantıdır ve önemli olan karşılıklı talep ve isteklerin örtüşmesidir. Sizin için sorun olan bir durum bizim içinde sorundur. Cinsel işlev bozukluklarının çoğunluğu cinsellikle ilgili bilgi eksikliği ve yanlış inanışlardan kaynaklanır. Doğru bilgi tedavi sırasında bizim en büyük yardımcımızdır.

Tedavi:
Cinsel hayatta karşılaşılan sorunlar uygun danışmanlık ve tedavi uygulanmadığı zaman bireyi pek çok açıdan etkiler. Cinsel sorunlar bireylerde; terk edilme, yetersizlik, kaybetme korkusu, ümitsizlik, mutsuzluk, tatminsizlik, güvensizlik, küçük düşmüşlük, kadınlığında ya da erkekliğinde eksiklik hissetme,..gibi bireylerin benlik duygularını doğrudan etkileyen ve zarar verebilen duyguları yaşatabilir. Tedavi edilmemiş ve uzun süreli yaşanan cinsel sorunlar evlilik de sorunlar yaratabileceği gibi uzun süre yaşanan depresyonlara da neden olabilir.

Cinsel yaşamımızda sorun ne zaman ve nasıl ortaya çıkar; Bir cinsel sorun ya ilk cinsel davranışta ortaya çıkmış ve bugüne kadar gelmiş bir sorundur ya da belli bir cinsel doyumda olan cinsel işlevin zaman içinde kaybedilmesi ya da zayıflamasıdır. Ör: Vajinismus genellikle ilk cinsel deneyimde ortaya çıkar. Ereksiyon sorunları ise sıklıkla sonradan görülür.

Tedavide tüm dünyada etkinliği kanıtlanmış, bilimselliği şüphe götürmez olan, cinsel terapiler kullanılır. Çoğunlukla cinsel eşle birlikte tedavi sürdürülür. Cinsel Terapilerin başarı oranı yüksektir, yüz güldüren sonuçlar verir.

Tedavinin Süresi;
Tedavide çiftin birbirleriyle uyumu ve tedavi protokolüne bağlı kalmaları önemlidir. Bu nedenle süreyi çift belirler diyebiliriz. Merkezimize gelen çiftlerden elde ettiğimiz sonuçlara göre diyebiliriz ki; tedavi 2- 12 seans arasındadır. Tedavide başarı oranı %85?dir.
« Son Düzenleme: 05 Ocak 2012, 22:44:52 Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3254
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
27 Mart 2011 Pazar akşamı TV5 Ana Haber Bültenindeki söyleşide
"eşcinsellik hakkında"
gündemdeki eşcinsel parti adaylarının varlığını konu alarak konuşma yaptı.

http://www.youtube.com/watch?v=u1iMl9dDm-o&feature=related  tıklayınız


http://www.youtube.com/watch?v=tYzUWd-BFag&feature=related tıklayınız


26/12/2011 tarihli Radikal Gazetesinde sitemiz ve eşcinsel terapiler hakkında
yayınlanan makaleye ulaşmak için tıklayınız

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1073587&Yazar=PINAR_OGUNC&Date=26.12.2011&CategoryID=97#