Gönderen Konu: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)  (Okunma sayısı 10045 defa)

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Nisan 2019 - Umut Fakirin Ekmeğidir, Eşcinselin Olmazsa Olmazı

 "İyi bir çocuk olarak kalacak mısın? Herkes büyüyünce değişir." dedi annem.
 "Evet tabii ki." dedim bende. (Yıl 2006)

 Annemi ölene kadar üzmemek gibi bir algının bende ilk oluştuğu ve annemle benim aramda var olan gizli bir ahdin ilk cümleleridir bunlar. Daha sonraları ise annemle benim aramda annemin onayladığı ve onaylamadığı kurallar çerçevesinde oluşan bir hukuk mevcut. Bu yasaları oluşturan ise annemin istemediği şeyleri yapmamam konusundaki bakışları ve adeta beni korkutan göz ile iletişimi olmuştur.

 Buradan çıkarılacak kesin sonuç şudur -açıkça annemin yöneltmeleri doğrultusunda- tam olarak her annenin isteyebileceği bir çocuk modeli ortaya çıkarılabilmesidir. Bu ise pre-homoseksüel evresindeki bir çocuk için korkutucu ve onu o yola teşvik edecek bir harekettir. Bu hukukun bu denli korkunç olmasının bir sebebi ise anne ve oğlunun babaya karşı gardını alıyor olmasıdır.

 Erkek çocuğun bu durumda babası ile iletişimi ciddi oranda hasar alacağı için, ve ayrıca babanın da yaklaşma gibi bir isteği yoksa -yetersiz veya ilgisiz ise- iş içinden çıkılmaz hale geliyor. Bunun en bariz örneği ise Hüseyin hocaya yaklaşık 3000 lira (12 terapinin maliyeti )verip, 1 sene terapiye gittikten sonra babamla muhabbetin ilk kıvılcımlarını atmayı başarıyor olabilmemdir. Evet babam kötü bir insan değil, ben babamdan nefret eden bir insan değilim, ama bu kadar zor olmamalıydı, tabii ki normal şartlarda.

 Durum o denli ciddi boyutlarda ki, bir erkek çocuk için ilk adam olması gereken "baba" hakkında çok fazla kafa yorulmadığı ve bir kısmının ise babaları öldüğü zaman mezarının başında dahi ağlayamadığı eşcinsel danışanlar tarafından itiraf edilmiş bir gerçektir.

 Demin de söylediğim gibi, ben bile babama karşı ilk adımı atabilmek için yoğun bir terapi sürecinden geçtim. Günlük hayatta insanlarla iletişimi iyi olan ve bir çoğuna ilk adımı atan biri olarak söylüyorum ki, hayatım boyunca kimse ile iletişim kurmakta bu kadar zorlanmamıştım. Ve müjdemi isterim, bu sorunu da aştım.

 Benim bir senede aşmakta en çok zorlandığım meselenin özütünü şu şekilde verebiliriz: Babanın oğlu ol.

 

 Babama yaklaştım, annemle ise şu sıralar oldukça uzağız. Bir diğer aşama ise senelerdir izlemiş olduğum tüm gey içeriklerini ve tüm yaşanmışlıkları bilinç altımda saklayan hafızama bu zehri salıvermesi için mühlet tanımak. Elbette tüm hafızayı silmekten bahsetmiyorum, bunun mümkün olduğunu da düşünmüyorum. Ama her kötü anının eski sıcaklığını korumadığını bilen her insana bunu tekrar hatırlatmak istiyorum.

 Şunu da söylemek zorundayım, terapi sürecinde dahi geylerle cinsel ilişki kadar büyük olmayan ama yine de azımsanamayacak ölçüde yakınlaşmalarım oldu. Ve bunun sayısı da bir hayli fazla. Ancak ve ancak bu yakınlaşmaların terapiye hiç gitmemiş olduğumu varsayarsak çoktan bir cinsel ilişkiye ulaşmış olacağına yüzde doksan eminim. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, ivmeyi negatife çevirmiş bulunmaktayım. Artık eşcinsel bir ilişki yaşamaktan korkmuyorum.

 Endişelerinizi yok edin, korkuların üstesinden gelin. Tüm kuvvetinizle dimdik durun, enerjinizi sadece kendinize saklayın. İnanın bana çok tesir edecek. Vesselam.

 
« Son Düzenleme: Nisan 28, 2019, 08:24:42 ös Gönderen: Khan »

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Nisan 2019 - Yalnız Başına

 Bir de şunu belirtmek istiyorum, hep yalnızdım. Kimisi beni anlamadı, kimisi ise yanlış anladı. Hiçbir zaman beni anlayacak, idrak edecek, derdimle dertlenecek bir kimse bulamadım ömrü hayatımda. Ancak Hüseyin Hoca bana bu yolda bana en çok destek olan kişiydi. Fakat ikimiz de bir gerçeğe çok iyi hakimiz ki, her insan kendi imtihanını veriyor bu hayatta. Hemen hemen bir çoğu dostumu ve sırdaşımı, aslında hepsini, kaybettim. Şimdi son 3 senedir beraberliğimi sürdürdüğüm arkadaşlarımı kaybetmenin eşiğindeyim. Hepsini karşıma alsam ve bağırsam "Ben eşcinselim, erkeklerden hoşlanıyorum ama bunu aşmak için hiç olmadığı kadar çaba sarfediyorum!" desem, hatta karşılarında hıçkıra hıçkıra ağlasam, halimin tesiriyle ilk gün omzumu sıvazlarlar ertesi gün muhtemelen arkamdan bak bu böyleymiş denir.

 Uzun süredir alışamadığım bir gerçeklikten bahsetmeliyim. Ben bu yolda yalnız yürümek zorundayım. Ancak benim Allah'ım var, beni koruyan, gözeten, eğiten ve imtihan eden. Seni öldürmeyen şey seni güçlendirir derler, bende beni öldürmeyen eşcinsellik imtihanının beni güçlendirdiğini görüyorum. Dünyaya bakışımın şu son 1 senede geri kalan 20 seneye nazaran nasıl hızla şekil aldığını görüyorum ve Rabbime bir kez daha şükrediyorum. Beni kendi sözümden vurduğu için de ayrıca şükran besliyorum.

Benim Hakkımda Bir Dipnot

" Babam taşı tırnağıyla kazıyarak içerisinden para çıkarabilen hayatımdaki en gayretli insan. Haliyle çok parası vardı ve kardeşlerimle birlikte üniversite dahil olmak üzere kolejde okuma gibi bir şansımız hep vardı. Ancak ben daha ilkokuldayken bilinçaltım babamı reddetmiş ve onun parasıyla okumamak için karşına çıkmıştım, bir şeyleri bahane ederek okuldan ayrılıp kuzenimle birlikte aynı devlet okuluna gitmek istediğimi söyledim. Yaşım daha 10 bile olmadığından çokta ciddiye alınmamıştım.

 Gel zaman git zaman, liseye hazırlandım. Ailemde devlet okuluna gitmek gibi bir kültür yoktu ve ben devlet okulunu kazanmayı başarmıştım. Bunu duyan kişiler anlam veremiyordu, parası varken bir insan neden özel okula gitmez ki. Ancak önemli olan benim ne düşündüğümdü. Bana göre bu okul bana özgürlüğümü vadediyordu. İlk senelerde yalnız olmama karşın 3. sınıfa geçtiğimde hem öğrenci evine çıkmıştım hem de geniş bir arkadaş çevresi edinmeyi başarmıştım. Bu sayede ailemin evine 2 ya da 3 haftada bir gitmeye başladım. O zamanlar şuna inanıyordum, aileme ihtiyacım yok, arkadaşlarım bana yeter.

 Ve ben Üniversiteye hazırlanmaya başladım. İstediğim gibi olmayan sonuçlarım beni İstanbul dışında, ailemden uzakta okumaya yönlendirdi. Halbuki bir senede gösterdiğim gayret eğer mezuna kalırsam çok daha iyisini vadediyordu. Her şeye rağmen ne babama ne anneme sormadan şehir dışını yazdım. Aradan bir iki hafta geçtiğini hatırlıyorum, sabah kalktığımda whatsapp grupları tercihlerin açıklandığı haberiyle çalkalanıyordu. Daha yataktan kalkmadan ösym sitesine girip sonucumu öğrenmiştim. Şehir dışını kazanmıştım. O zaman ise daha rahat olacağımı ve yeni arkadaşlar edineceğimi düşünerek sevinmiştim, ailem aklıma dahi gelmemişti.

 Üniversitenin hazırlık sınıfına gittiğim zaman hayatım boyunca edinmiş olduğum arkadaş kadar yeni insanlarla tanış olduğuma eminim. Hemen herkesle muhabbetim vardı ve bu beni bulunduğum şehre iyi adapte ediyordu. Ancak zaman ilerledikçe yeni tanıştığım insanlardan bazıları gözümde çok değerli gözükmeye başladı. Sanki onlarsız daha mutsuzdum ve ayrıca onlarla geçirdiğim mutlu anılar ise hızla geçiyordu. Kimisi yeni arkadaşlarımdan kimisi eskilerden olmak üzere içimdeki sıkıntıyı ilk kez cımbızla seçtiğim kişilere anlattım ve beni anlayabileceklerini düşündüm. Açıkcası aklımda şu vardı, sevdiğim bu insanları aynı zamanda tanıdığımı düşünüyordum. Ancak bu bir hataydı. İlk darbemi burada yedim, bu anlattığım yaklaşık 4 5 kişinin aslında beni anlamadığını gördüm. Hüseyin Hoca ise zaten onların anlayamayacaklarını söyledi ilerleyen safhalarda.
                                                                                                                                                                                      "

 Allah, kimi ondan(Allah'tan) daha çok seversek onu elimizden alırmış. Ben kendi iddiamdan vurulmuşa döndüm. Aileme, özellikle babama, şu güne kadar bir bağlılığım bulunmamıştı, ben ise bu ihtiyacı başkalarında aradım ve onlarda da bulamadım. Bu süreçte babamla ve ailemle -annem hariç- bağlarımı kuvvetlendirdim ve şu günlerde ise arkadaşım dediğim kişilerin bana karşı yanlış olan tavırları artık eskisi kadar acıtmıyor oluşu beni sevindiriyor. Sanıyorum artık büyüyorum. Kendinize iyi bakın..

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #32 : Mayıs 14, 2019, 05:12:05 öö »
Mayıs 2019 - İnsan Büyünce mi Ölür?

 2015 yılı. Benim değişmek için kendime söz verdiğim sene. Aynı zamanda telefon şifrem.

 Benim değişime çabam bir süredir devam ediyor, daha önceden belirtmediğimi farkettiğim birkaç hususu da yazarak kısa bir özet geçtim:

 2009 >> Ergenliğe girdiğim orta okul yılları. Babam tarafından anneme emanet edildiğimizden ve 3 büyük erkek çocuğuna bir annenin ergenlikte yardımcı olması mümkün olmadığı için herhangi bir cinsellik eğitimi almadığım, hatta o kadar dindar bir aile olmasına karşın boy abdestinin bile nasıl alındığını bilmediğim zamanlar.
 2010 >> Bazı zamanlar bilgisayarımdan erkeklerin çıplak fotoğraflarını incelediğim ama özellikle penis fotoğraflarını açıp baktığım dönem.
 2011 >> Gey kavramıyla tanıştığım yıl. Bu içerikteki videoları ilk izlemeye başladığım ve sınıfımdaki erkeklerle bir araya geldiğimi düşlediğim anlar.
 2012 >> Biraz harekete geçmiştim. Aynı odada yattığımız benden yaşça büyük kimseleri uyurken yoklamak en büyük fantezimdi. Bir penis fetişisti idim.
 2014 >> Durum daha da beter olmaya başlıyordu, bu sefer gözüm yabancılara kaymış durumdaydı. Bu yıl neredeyse her gün okuldan çıkıp umumi tuvaletlere gidip röntgencilik yapıyordum.
 2015 >> Kendime değişeceğim sözünü verdiğim ve tüm gey fantezilerimi bastırmaya çabaladığım ilk an. Bunun yanı sıra üniversite sınavına hazırlanmak için eve kapandığım ve sağlam bir şekilde sınava hazırlandığım sene.
2016 >> Dürtüler geri geldi, daha çok pasif eğilim gösteriyordum. Üniversiteyi kazanmıştım ve liseye nazaran çok bir değişim göstermemiştim. Aynı zamanda bu yıl, kendimi ilk kez insanlara açtığım ve ilk kez psikolojik yardım aldığım sene. Ayrıca ilk kez bir kızın bana ilgi gösterdiği ve resmen beni tavlamaya çalıştığı yıl.
 2017 >> Dürtüler azaldı, değişime inancım oldukça artmıştı. Başka bir kıza ve tam anlamıyla ilk kez vurulduğum zaman. Ayrıca kendisine güvendiğim iki insana daha içimi açtım. Bu sayede Hüseyin hocanın adını ilk kez işittim. Bu yılın son ayında Hüseyin Hoca ile ilk terapimizi gerçekleştirdik.
 2018 >> Hayatımın en buhranlı yılıydı, fantezilerim şekil değiştirmişti ve kendimi çoğu zaman umumi banyolarda, erkekleri izlerken buluyordum. Terapilere devam etmeme rağmen çok ciddi bir biçimde direnç gösteriyordum. Derdimi paylaştığım insanların bana sırtlarını döndüğü zamanlardı. Terapi süresince çok çok yavaş bir şekilde olmam gereken insana dönmeye başladım, sırrımı açtığım insanlara artık aldırış etmiyordum. Fantezilerimin AP(aktif ve pasif) ilişkiye döndü.
 2019 >> Artık pasif değilim. Babama kendimi açtım ve maddi anlamda desteğini gördüm. Ne yazık ki umumi banyolarda gey insanlarla olmaması gerektiği kadar yakınlaşmalar da oldu. Ancak bu yakınlaşmaların hiç biri cinsel ilişkiye kadar uzanmadı. Aynı zamanda kadınlara dair cinsel dürtülerim ciddi anlamda arttı. Şu anda cinsel yönelimim yarısı aktif homoseksüel diğer yarısı heteroseksüel içerik barındırıyor. Bu benim için oldukça önemli bir gelişme.

 Eğer eşcinsellik eğilimim ile ilgili bir grafik çizseydim ve bunu yıllara göre yapmış olsaydım şöyle diyebilirdik:

 2009-2015 arası açığa çıkıp yavaş ama istikrarlı bir şekilde arttığını;
 2015'ten sonra 1 senelik bir baskılama dönemi geçirdiğimi;
 2016'da tekrar arttığını;
 2017'de yani ilk terapiden sonra ilk kez gerçek anlamda azaldığını;
 2018'de terapiye direnç göstersem de, yer yer arttığı halde hafiflediğini ve fantezilerin biçim değiştirdiğini;
 ve en son 2019'da eşcinsel dürtülerinin bazen dayanılmaz hale gelmesine karşın heteroseksüelliğe kaymamdan dolayı yok olmaya yüz tuttuğunu çok açık bir şekilde ifade edebiliriz.

 Bu analizi aslında kendimi ikna etmek için yaptım. Duygusal yönüm terapinin bir işe yaramadığını söylerken, sayısal yönüm bana açıkça ilerleme katettiğimi gösteriyor. Aynı zamanda muhteşem sona oldukça yakın olduğuma da ikna ediyor.

 Ola ki içindeki o her şeyi arzulayan çocuğu öldürmezsen ve sen o çocukla birlikte ölürsen sen bir çocuk katili olursun. Ama sen içindeki çocuğu öldürürsen, artık büyümüşsün demektir. İnsan mücadele ettikçe büyür, İnsan büyüyünce ölür.

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #33 : Mayıs 24, 2019, 09:44:08 öö »
Mayıs 2019

 Beni seven ve sevmeyen insanları ayırabildiğim bir dönemden geçiyorum. Uzun süredir içinde bulunduğum vakıftan birkaç aylık uzaklaşmam neticesinde kimisinin arkamdan konuştuğunu kimisinin bana destek olduklarını gördüm. Beraber çalıştığımızda yüzüme gülen adamlar şimdi sert bakışlarla süzüyorlar. Derdimi anlamayacak adamın peşinden koşacak değilim, bir sıkıntım olduğunu söylediğimde bana destek olan adamlarla yoluma devam ederim. Çünkü ben zaten bugüne kadar kendim için yapmadığımı karşımdaki insan için yerine getirdiysem, kendimden fazla fedakarlık gösterdiysem ve karşı tarafta bunu alamadıysa yapabilecek hiçbir şeyim yok demektir.

 Şu sıralar uyku benim için haram oldu. İlacı tekrar kullanmaya başladım. Kafamın bu kadar dolu olmasına rağmen dışarı çıkıp insanların yüzüne gülmek ve işlerime kaldığı yerden devam etmek zor, zaten genelde fire veriyorum.

 İki önceki terapide Hüseyin Beye okula ara vermek istediğimi söylemiştim. O ise hiç itiraz etmeden "Seneye için yapabilecek tüm işleri listele, bunlardan birini değerlendirelim sonra okulu dondurup uygula." demişti. Bu istekte bulunmamın temel nedeni yaklaşık bir 6 7 yıldır kafamı dinlemek için hiçbir yere gitmemiş olmam ve üniversiteye hazırlandığım süreçten beri kafamın hep saçma salak ders işleriyle meşgul olmasıdır. Ayrıca her yaz ise plan yapıp hiçbir şeyi gerçekleştiremeyip 3 ay boyunca evde kös kös oturmam da bir etken. Kısaca şöyle söylemeliyim, yıl içinde her zaman bir sınav stresi, gelecek kaygısı içerisindeyim ve yaz zamanı büyük planlar yapıp büyük beklentilere girdiğimden ayrıca bunlarda gerçekleşmediğinden iş iyice boka sardı. Bu yüzden bu isteğimden vazgeçip okula ara vermeden yazımı iyi değerlendirmek istiyorum.

 En kısa zamanda, tabii bu mümkünse final sınavından da sonra, hiç kimsenin olmadığı bir yerde çadırımı kurup bir hafta boyunca kamp yapmak, denize girip yüzmek istiyorum. Yanıma da fantastik birkaç roman aldım mı bu iş tamamdır...

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #34 : Temmuz 10, 2019, 04:02:20 ös »
Temmuz 2019 - En Stresli Günlerim

 Son bir ay içerisinde şu siteyi açıp yazamayacağım kadar bir keşmekeş içerisindeydim. Kısaca özetlemekte yarar görüyorum.

 Bayram tatilinin akabinde sınavlarım olduğu için ilk kez bir bayramı ailem olmadan geçirmiş oldum. Bayramda kalıp ders çalışacaktım güya, ancak sevimsiz bir strese girdim. Bu sırada her sene olduğu gibi bu sene de ev arkadaşı değiştim ve yeni bir eve taşındım. Ev bulma süreci arkadaşın babasının da yanımıza gelmesiyle sınav haftası içerisinde gerçekleştiğinden ister istemez sınavlarıma yansıdı. Allah'a şükür bu sefer güzel bir ev kiraladık ve yeni arkadaşımla burada son 2 senemi geçirmeyi planlıyorum. Evi tuttuktan sonraki hafta sonu doğum günümdü ve sınavlar henüz bitmemişti. Ancak ben kendimi biraz saldım ve eşcinsel biriyle tanışıp dışarıda gezip yemek yedik, numaralaştık. Bu hareketimin yegane nedeni, içinde bulunduğum sınav ve ev taşıma stresiydi, ne yazıkki bende bu şekilde dışarıya yansıdı. Final sınavları bitti ve ben 8 dersimin altısından kalmıştım, bir hafta sonra bütler yapılacaktı ve bende yaklaşık 2 aydır eve gitmediğim için derslerimi gidip İstanbulda çalışmaya karar verdim. Ancak yine tahmin ettiğim gibi olmadı, hali hazırda son 2 aydır dersler sınav ev stresi içerisinde olduğum için çabalamak artık çok zor geliyordu. Yinede bir şekilde çalıştım ve bütlere girdim. Ancak şuan 4 dersim açıklandı ve sadece 1 inden geçmiş durumdayım. Bu foruma ilk girdiğimde ortalamam 3.20 idi, şuan 2.00. Hüseyin Hocayla tanıştığımdan beri ortalamam hızla düşüyor. Tabii ki şaka yapıyorum onunla ilgisi yok, biz yüzlük kağıt veriyoruz hocalar geçirmiyor, harcanıyoruz bu okulda...

 Bu arada dayanamayıp vakfa geri döndüğümü itiraf etmedim. Streslerimden bir tanesi de o ne yazık ki. Ama bu süreçte şunu keşfettim, şuan sınavlarım bitmesine rağmen 1 haftadır İstanbul'a gitmedim ve vakıf işleriyle uğraşıyorum, bu süreçte ise hiç olmadığı kadar erkekleri düşünmüyorum ve erkeksi yanımın kabardığını söylemeliyim.

 Şimdi ev hususunu biraz açmam lazım. Şuan 3 senedir tanıştığım sınıf arkadaşımla eve çıktım, kendisi aynı zamanda kafa dengim ve birbirmize oldukça sadığız. Bölüm birincisi olması da cabası. Benim için akademik başarı olmazsa olmazlardan olduğu için bana yardımcı olacağına inanıyorum. Eski ev arkadaşım ise vakfın bu sene açacağı öğrenci evine geçeceği için ayrıldık, yoksa aramızda bir tatsızlık olmadı. Normalde benim de oraya geçmemi bekliyordu herkes fakat geçen sene bizim eve gelen giden bile çok fazla olduğu için artık rahatsız olmaya başladım ve hemen herkes o evlere taşınırken ben oraya taşınmadığım için herkes bana neden oraya geçmediğimi soruyor. Ben ise geçiştirmeyi tercih ediyorum. Benim için kesinlikle böylesi çok daha iyi. Bu süre zarfında vakıfta arkadaşlar çok laf ediyor ancak ilginç bir şekilde hiç alınmıyorum eskisi kadar. Önceleri çok kafaya takardım ancak bu ayrılık sürecinde kendimi biraz daha toparladığım için alınganlığım büyük ölçüde azaldı.

 Doğum günü meselesine gelelim. O gün dediğim gibi oldukça stresliydim. Günün sabahında kütüphaneye diye evden çıktım, sırtımda çanta elimde laptop ile kütüphaneye geçtim ancak bir saat zor dayandım. Aklıma hep erkekler ve onların vücutları geliyordu ve bende yine hamamda buldum kendimi. Şunu da söylemeliyim, oraya gelen hemen herkes eşcinsel. Ve bir fırsat yakaldıklarında beraber olmaktan hiç gocunmuyorlar, esasında iğrenç insanlar. Bir yere oturdum ve bir adamla karşılaştık. O kadar stresliydim ki, o kadar işin içerisinde kendimi rahatlamaya çalışıyordum aslında, ama yanlış yerdeydim. O adamla biraz yakınlaşma oldu fakat bir yere varmadı. Ben ise sadece biraz konuşmak istediğimi söyledim. Biraz kendimden birazda terapiye gittiğimden ve bunun düzelebilir olduğundan bahsettim. Kendisi beni dikkatle dinliyordu, fikrini biraz değiştirmişe benziyordum ancak inandığını pek sanmıyorum. Sadece merakını biraz gidermiş oldum ve terapiyle ilgili soru işaretleri bırakmayı başardım. Sonrasında hamamdan birlikte çıkıp metroya yürümek için büyük bir parkın içinden geçtik, o sırada samimi bir şekilde muhabbet ediyorduk. Durumdan oldukça memnundum, numaramı istediğinde biraz düşündükten sonra ona verdim, yalan bir isim vermiştim kendime. Aslında birazda yalan bir hayat uydurdum. Çünkü onun dedikleri doğruysa aynı Üniversitede okuyorduk ve bende onunla bir daha karşılaşmayı istemezdim doğrusu. Sonrasında bir lokantaya gittik ve yemek yedik, bu sırada tanıdık biriyle denk gelmekten oldukça korkuyordum. Korkunun sebebi ise onunla sadece muhabbet etmek istemem değildi, benim de içimden daha fazlasını yapmak geçiyordu çünkü. Öyle de oldu, yemek yedikten sonra ilk hamleyi yapan ben oldum. İlk kez bir erkeği öpmüş bulundum. Bunu yazarken bile yerin dibine giriyorum ancak o anın şartlarında yaptığım hatanın pekte farkında olamıyorsun. Ama şunu da bilmek gerekiyor, hata hatadır. Ancak bunun için kendime küsersem, kendimle barışık olmazsam kuvvetle muhtemel daha fazlasını arzulayacağım. Fakat bunun için inancımdan da dolayı tövbemi eder, hüznümü kendime değilde Allah'a kanıtlarsam benim için çok daha iyi olduğu kanısındayım. Hakikaten de öyle oldu, çünkü bu kendime verdiğim bir söz. Olurda kendimi kaybedip bir erkekle birlikte olursam, bir ikincisinin tekrarlanmaması için kendime asla küsmeyeceğim ve son hızla kendimi toparlayacağım. Hiç kimseyle bu kadar yakınlaşmamıştım, yakınlaşmanın daha fazlasını arzulatacağını da bildiğim için kendime set çekmeyi uygun görüyorum. Akşamında ayrılırken beni evine davet etti ancak ben sözümü hatırlayıp bir bahaneyle oradan sıvıştım. Numaram ondaydı ve bana ertesi gün bir fırsat bulup gelmemi yazdı. Ancak ben yine birkaç bahane bularak onu ektim. Aradan birkaç gün geçti ve benden ümidi kesince numaramı engelledi. Ben de geylerin yüzünü ilk kez yakından görmüş oldum. Hüseyin Hoca zaten sıkça tembihlerdi, geyler seviştikten sonra birbirlerinin yüzüne bakmazlar. Gey aşkı diye bir şey yoktur. İki gey en fazla 5 yıl beraber olurlar, bunun sayısı da bir hayli azdır, sonrasında başkalarını bulup ayrılırlar. Haliyle buradan şu sonucu çıkarabilirim, erkek erkeğe aşk yalandır, haliyle kutsal değildir. Ancak normal aşk bir ömür sürebilmektedir ve bunun örneği ile defaatle karşılaştım. Ancak geyler öyle mi? 60 yaşındaki adam dahi o hamama geliyorsa, bir şey beklentisi içerisinde birbirlerine pas veriyorsa işte burada bir sorun var demektir.

 Evet önceki yazımda kendim için "Eşcinsel bir ilişkiden korkmuyorum" diyerek kendime inanıyorum. Bu olayı yaşamış olmama rağmen hala da inanmayı sürdürüyorum. Çünkü umut fakirin ekmeğidir, eşcinselin olmazsa olmazıdır. Bu demek değildir ki bizler boş bir umudun peşinde koşuyoruz. İllaki eşcinselliğin tamamen geçmesini isterim ama tamamen geçmediği taktirde ben bu yolda mücadele ettiğim için hiçbir eşcinsel birliktelik yaşamadan hayatım son bulursa bu benim için zaten imtihanımı başarıyla geçtiğim anlamına geliyor bu emin olun bu benim için oldukça yeterlidir. Kendinize iyi bakın.

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #35 : Temmuz 29, 2019, 01:24:41 öö »
Temmuz 2019 - İki İleri, Bir Geri

 Her şeyi yapmak istiyor bu yüzden hiçbir şeyi tam anlamıyla yapamıyorum. İyi bir mühendis olup iyi bir yerde okumak isterken mezuna kalmayı göze almayıp Anadolu'da bir üniversiteyi yeğledim. Ülkenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik veya bilimsel alt yapıyı bu ülkenin her evladı gibi dertlenip genç yaşlarımdan itibaren benim de bir katkımın olmasını isterken şuan sadece kahve köşelerinde bunu yakın çevreme dillendirmekle yetiniyorum. Hazırlık sınıfında İngilizceyi tam öğrenemediğim gibi bir de Almancayı işin içine katarak her ikisinden de azar azar öğrenmiş durumdayım. Eşcinsel biri olarak bunun üstesinden gelmek istediğim gibi terapiye gelmek dışında iyileşmek için bir çaba göstermiyorum hatta işin ucunu biraz kaçırmış durumdayım. Anlayacağınız her şeyden azar azar ama hiçbir şeyden tam değil.

 Günlerim genelde çok savsak geçiyor. Ola ki kendime gelip "Bir şeyler yapmalıyım" dediğimde işleri daha beter ediyorum. Yapmam gereken şey 10 tane iş yerine 1 tane işe odaklanmayı başarabilmek, irademi sağlamlaştırmak. İşin özü burada yatıyor. Herkese ben yetişemem, her işi ben koşturamam. Yaptığım işlerde, okulumda ve özel hayatımda istediğim başarıyı elde edebilmem şuan içinde bulunduğum hantallaşmış ruhumla oldukça zor. Bundan birkaç sene kadar önceki enerjime sahip olmalıyım, hiç kimseye özelimi açmadığım, renkli ve hayatı yeni keşfeden kişiye dönmeliyim. Son 3 senedir yaşadığım ve tecrübe ettiğim her şey beni eşcinselliğin yaşanmaz bir hayat olduğuna ve insanların sadece birer insan olduğuna ikna etti; Aynı şekilde, erkeklerin de aynı benim gibi birer erkek olduğuna da. Mesele şu ki, bu süreçte aklıma kazınan erkek erkeğe yakınlaşmalarım -her ne kadar bir önceki cümlede aksini söylüyorum gibi olsa da- beni eşcinsel hayata mahkum etmeye çalışıyor. Ben ise istekleri ile aklı arasında kalmış bir meczubum. Sanıyorum artık irademi güçlendirmem gerekiyor.

 Hüseyin Hocaya bir daha hamama gitmeyeceğime dair söz verdim. Allahın izniyle bu sözü tutacağım. Bunların yanı sıra, Hüseyin Hocanın önceden söylediği "Porno (Özellikle homoseksüel, ayrıca heteroseksüel) değil, kadın erkeğin bir arada olduğu içerikleri izle eğer izleyeceksen" ödevini ancak şimdi yapıyorum. Yani aslında 10 terapi öncesine gitmiş vaziyetteyim. Bunun nedeni sabırsız olan irademin "Hadi acele et" sözüne kanmam oldu. İşte iblis yine yapacağını yaptı ve beni en zayıf noktamdan vurdu, her işi aynı anda yapmaya çalışmamdan. Çok hassas kirişler üzerinde hareket ediyorum, kırılmaması için bir sebep yok. Asıl olay gidip eşcinsel biriyle sevişmem değil, kendimle mücadele edememem. Yani aslına bakarsak mücadeleden vazgeçer ve "kolay gözüken" yolu tercih edersem kötü günlerin beni beklediği ortada. Ama hakikaten ilk kez bir işi başarıp özüme dönersem, işte o zaman turnayı gözünden vurmuş olurum.

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #36 : Ağustos 04, 2019, 05:27:52 ös »
Ağustos 2019 - Dert Ortağı

 Gözlerimi açtığımda otobüste, kampüsün içerisinden geçerek eve gittiğimi fark ettim. Yaz ayı olmasına rağmen kampüsün içerisindeki ağaçlar bir hayli yaprak dökmüştü ve otobüsün ön camında 3 adet serçeyi otobüsün önüne çarpmamak için kanatlarını çırparken gördüm. Yaklaşık 1 saattir yoldaydım, düşüncelere o kadar dalmıştım ki eve yaklaştığımı o anda fark etmiştim. O sırada düşündüğüm şey, arkadaşlarımın benim üzerimde neden bu kadar tesir ettiğiydi. 1 yıldır görüşemediğimiz bir arkadaşım sabah ortak bir gruba mesaj atmıştı, burada bir düğüne geldiğini ve merkezde buluşabileceğimizi söylüyordu. Hızlıca kahvaltımı yaptım ve kalkıp yola koyuldum. 1 saat kadar yol teptikten sonra oraya vardığımda gelemeyeceğini söylemişti. Kendisi samimi olduğumuz ve ailesinin onu Konya'ya geri çağırmasından dolayı görüşemediğimiz bir kimse. Baya kırılmıştım. Akabinde Mehmet geldi, kendisi de o sebeple oradaydı. O gelmeyince bizde meydanın yanındaki bir kıraathaneye oturup muhabbet ettik.

 Bu aralar Mehmet'e içinde bulunduğum durumdan bahsetmeyi çok istiyorum. Aslında daha öncesinden birkaç sıkıntı yaşadığımı söyleyerek vakıftan onun iznini alarak ayrılmıştım. Buna rağmen muhabbetimiz kaldığı yerden devam edebiliyordu. O süreçte bir çoğu insan bana yüzünü dönerken, Mehmet öyle yapmadı. İşte sırf bu ve birkaç senelik beraberliğimizin getirdiği samimiyete güvenerek acaba anlatsam mı diye düşünüyorum. Şimdi akla iki soru geliyor. Birincisi, önceden anlattığın insanlarla yaşadığın sıkıntıları Mehmet'le de yaşar mıyım? İkincisi ise, neden sosyal çevremdeki birine bunu anlatmayı bu kadar önemsiyorum?

 Birinci sorunun cevabı yok. Şu ana kadar çevremde 5 kişiye bu sıkıntımı açtım ve uzun müddet bok gibi bir ilişkimiz oldu. O yüzden sonrasında ne olacağını bilmiyorum. İkinci sorunun cevabı ise beni bir çıkmaza sokuyor. Hüseyin bey bir keresinde odasına girip "Ben dostumu arıyorum" diyen bir adamla tanıştığını söylemişti. Adamın maksadı onu Allah'a ulaştıracak bir dost aramasıydı. Bu konuyu bahsettiği arkadaşı Hüseyin Kaçın'ın kendisine iyi bir dost olacağını söyleyerek ona yönlendirdiğini anlattı. Aradan 20 küsür yıl geçmiş ve ikisi de o an terapi odasının bekleme salonunda karşımda duruyorlardı. Anılarından ve yaşanmışlıklardan gülerek bahsediyorlardı. Bana dönerek "Sana ne Muhammed ne de Semih yol arkadaşı olur. Onlar seni Allah'a ulaştırmaz, hiç kimse ulaştıramaz, insan kendisi Allah'a ulaşır." dedi. İşte bu konuda çok haklıydı, ben ise derdimi insanlara anlatarak hiçbir karşılık görememiştim. Beni Allah'a ulaştıran, üzerinden geçtiğim bu günah çukurundan hiçbiri beni kolumdan çekip çıkarmadı, buna babam da dahil. Aralarında bana en yakın olan öz be öz olan babam. Diğerleri ise sadece arkadaşlarım. Haliyle Babam durumla biraz daha uğraşmak zorunda ama sadece para vermekle yetiniyor. Ve "Ders takıntılarımın" nasıl olduğunu soruyor. Sonrasında ise Sahabe hayatından nasihat veriyor, siyaset yapıp ülke kurup ülke yıkıyoruz. Benim gibi biri için yeterli mi? Kesinlikle değil.

 Bu konuyla ilgili olarak insanlarla yaşadıklarımı göz önünde bulundurunca böyle bir ihtiyacın hala sönmediği ortada. Çünkü hiç birinden istediğim karşılığı alamadım. Ancak yine aynı yaşadıklarımdan ders çıkarırsam, kimseye anlatmamam gerektiği sonucuna varıyorum. Bir nevi paradoks içerisindeyim.

 Her şeye rağmen şu son haftada benim için iyi gelişmeler oldu. Eşcinsel olduğumu anlattığım ilk arkadaşım olan Eymen ile o günden beri konuşmadığımız halde seneler sonra onun çağırmasıyla bir araya geldik. O gün İstanbul'dan gitmek için akşama bilet almıştım. Evden erken çıkıp bavulumla Hüseyin Beyin yanına, terapi salonundakiler ile muhabbet etmeye gitmiştim. Bekleme odasında tanıştığım insanlarla muhabbet etmek bir hayli zevkli oluyordu benim için. Hepimiz benzer süreçlerden geçmiştik ve her şeye rağmen birbirini anlayıp saygı duyan bir kitle vardı önümde. Dışarıda tanıştığım bir çoğu insandan çok daha samimi geliyorlardı bana. Çünkü hepimizin ortak isteği eşcinselliği yenmekti. 5 6 saat kadar orada takıldım. Akabinde Eymen mesaj atıp nerede olduğumu sordu. Fetihkapı'ya çağırdım onu, surların dibinde küçük ve nezih bir sosyal tesiste oturduk. Aradan onca sene geçmesine rağmen aynı muhabbete kaldığımız yerden devam edebilmek keyfimi yerine getirmişti. Benim zamanında ona anlattığım hadiseyi ne o dile getirdi ne de ben bahsetme gereği duydum. Sonrasında beni gideceğim yere kadar bırakıp yolcu etti. Eymen ile uzun süre nane limon olmuş olsak da o gün ki hareketi benim için yeterliydi. Çünkü beni ben olduğum için seviyordu ve arkadaşlığımızı korumak istiyordu.

 Ayrıca, lisede bir sene aynı evde kaldığımız Macit vardı bir de. Onunla da aynı şeyleri yaşamıştık ve uzun bir müddet konuşmadık. Ancak arkadaş çevresinin buluşmasıyla, ara sıra istemeyerek bir araya gelmemizle birlikte aradaki duvarı kırmıştık bundan birkaç ay öncesine kadar. Kendisi bu yaz yanıma gelip buraları gezmek istediğini söyledi. Haliyle benden korkmayacağının farkına varmış olacak ki benim evime bir iki günlük yatıya geleceğini söyledi.

 Aslında olay çok basite indirgendi. Benim eşcinsel olduğumu söyleyerek ürküttüğüm insanlar, beni ben olarak sevdikleri için geri dönmeye başladı. Ben aslında imtihan edildim. Arkadaşlarını bu denli önemseyen biri olarak, arkaşlarımın beni terk etmesine alıştırıldım. Ve şuan geri dönmeleri yüzümde bir tebessüm bırakmaktan öteye gitmiyor, çekip gittiklerinde beni üzdükleri kadar etkilemiyor. Ve ola ki derdimi yine birine açarsam o kişiden hiçbir medet ummadan bunu başarırsam, işte o zaman eşcinselliği bırakıp karşımdaki insan ile bir dost olarak dertleşebilmeyi öğrenmişim anlamına gelir.

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #37 : Eylül 07, 2019, 06:02:47 ös »
Eylül 2019 - Ne İyi Ne Kötü

 Biri bana nasılsın diye sorarsa, ne iyi ne kötü diyorum şu sırlar. İyi olmamın sebepleri şunlar: yaz okulunda aldığım derslerin iyi geçmesi, yaz okulunun bana güzel bir meşgale sağlamış olması, geleceğim için güzel planlarımın olması, dernek işlerinin şuan yolunda gitmesi, yeni ve rahat bir eve çıkmam, babam ile para konusunda sonunda anlaşabilmiş olmam, eşcinsel hayat tarzına bu denli yaklaşmış olmama rağmen kendime kırılıp küsmek yerine kendime olan güvenimi sağlam temellere oturtabilmem, gibi gibi. Kısacası akademik ve hayat planlaması hakkında iyi durumda olduğumu düşünüyorum. Ki bunlar uzun süredir yapamadığım, içime dert olan şeylerdi. Kötü olmamın sebepleri ise: ailemle aramın küçük sebeplerden dolayı biraz nane limon olması; yazın rahatlamak için hiçbir şey yapamamam ve bunun yerine geçtiğimiz dönem saldığım dersleri toparlamaya çalışmanın yorucu olması; ayrıca daha önceden buraya yazmasam da eşcinsellik konusunda sınırı biraz aşmış olmam ve bunun getirdiği güvensizlik sayılabilir.

 Ayrıca geçenlerde şunu farkettim, benim bu kadar derdim varken nasıl oluyor da derdi olan diğer tüm insanlar dertlerini anlatmak için beni buluyor? Her ay mutlaka kuzenim beni arayarak iş hayatından, çektiği sıkıntılardan bahseder, benle kendi çapında dalga geçer, küçümser ve keyfimi kaçırır. Geçen gün yine aradı, işten ayrılacakmış da, bazı olaylar yaşamış iş yerinde, tüm detaylarıyla bana anlatıyor. Kapatmama da müsaade etmemesi cabası. En azından önceden 1 saat beni telefonda kitliyorken şuan bunu yarım saate düşürebildik. Ertesi gün kütüphaneye ders çalışmak için erkenden gittim. Ders çalışırken bir arkadaşla karşılaştım, karşıma oturdu ve ev arkadaşıyla anlaşamıyormuş, başladı dert yanmaya. Banane amına koyim, psikolog muyum ben. Her neyse, 5 10 dakika konuştu, dinledim. Baktım gideceği yok, posta koydum. Yoksa çekilcek dert değil. Açık söylüyorum, başkalarının dertleriyle kafayı meşgul ettikçe eşcinsel arzularımın arttığına çok kez şahit oldum. Benim zaten canım yanıyor, hakiki anlamda kalbimde acı hissediyorum bu konuda ama birileri gelip geçici meseleleri için beni de yoruyor. Yoksa yakın bir arkadaşım olur, tasasını paylaşır anlarım, yardımcı olabileceğim bir şey olursa yaparım. Ama sikim sonik her insanın karşıma geçip derdini anlatması kaldırabileceğim bir şey değil, size de bunu öneririm.

 Hala bir dert ortağı bulamamış olmak canımı sıkmıyor değil. Ama dert ortağı beni aynı zamanda minnet ortağı da yapıyor. Çünkü derdimi anlattığım adamdan ister istemez bazı beklentiler içerisine girmekteyim, karşısında ezilip büzülmekteyim. Bunu bir çoğu eşcinsel arkadaşta da gördüm, bu konuda tıptatıp aynıyız. Ayrıca karşımızda derdimizi anlattığımız adamlar da tıpatıp aynı ve sanki anlaşmışcasına bize tavır almaktan geri durmuyorlar. Ha terapiye gelen arkadaşlardan duyduğum kadarıyla bazı istisnalar mevcut tabii.

 Bir konu daha var, ağzımızı yeterince açtık biraz daha açalım madem. Erkekleri düşlemek benim için her zaman daha kolay yoldu. Onları düşünerek mastürbasyon yapmak, ya da yakınlaşma çabalarında bulunmak bana çokta zor görünmüyor, hele ki şu çağda. Bununla ilgili sayısız internet sitesi, buluşma yerleri ve bu potansiyeldeki insan ülkemizde mevcut. Gel gör ki kişi kendini frenlemek için bir dayanak arıyor ister istemez. Fren patladığı anda kuyuya düşüyorsun. Bu dayanak dini anlamda olabilir, bir dostun veya ailen için olabilir ya da ideallerin uğruna uçkuruna sahip çıkarsın. Mesele şu ki bu saydıklarımın hepsi ben de var aslında, aileme, dinime ve ideallerime sadık biriyim. Ancak bu işe bulaştıkça bunların zedelendiğini farkettim. En bariz örneği vereyim:

 
Ertesi gün sınavım var ve konuları yetiştirmem lazım. Kendimi kütüphaneye kapatmışım ve derse odaklanmaya çalışıyorum. O sırada ikindi okunuyor, dersleri yetiştirmemin yanı sıra namazı da kılmam gerektiğinin farkındayım. Sonrasında başlıyor karnım guruldamaya. Genelde ben kütüphanedeyken annem de arıyor, çıkıyorum kapının önüne. Başlıyor nerdesin ne yapıyorsuna. Kısaca konuşup telefonu kapatıyorum. İçeri tekrar girip ders çalışacam ama zaten odağım baya bir bozulmuş durumda. En iyisi diyorum elimi yüzümü yıkayayım. Lavaboya girip yüzümü yıkayınca uzun süre aynaya bakıp kendime "Keşke daha fazla sakalım olsa, sivilce izleri artık yok olsa.." gibi saçma sapan bir sürü konuda düşünmeye başlıyorum. Zaten kafam dağılmış bir de üzerine keyfimi kaçırmışım. Hızlıca geri dönüp çantayı toparlıyorum ve otobüse atlayıp hamama gidiyorum. Aç olduğum halde ne yemek yiyorum, ne namazı kılmam gerektiği halde kılıyorum ne de derslerin yoğunluğuna rağmen dersleri çalışmıyorum. Esasında bunlar birleşip sanki bir erkekle birlikte olmam ihtiyaçmış gibi hissettiriyor bana. Halbuki benim o anki ihtiyacım yemek yemek, gidip bir erkeği sikmek değil. Akıl kararıyor, gözlere perde iniyor ve işte yine yapmışsın.

 Bu örneği her zamanki gibi utana sıkıla veriyorum, ama bu konuda benzer dertlere sahip olduğumuza eminim. Kimisinde bu dert, ders çalışmak değildir de, en son bir arkadaşıyla yaşamış olduğu kötü bir diyalog da olabilir. Haliyle bu hayatta tutunduğum dalların beni biraz daha zorlaması, benim için bunların birer sıkıntı haline dönüşmesi yoruyor. Aynı zamanda bu sayede irade terbiyesi konusunda epey yol almam gerektiğini görüyorum. Tek güven kaynağım, bu başarısızlıkların beni büyük bir başarıya götüreceğine emin olmamdır.

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #38 : Mart 23, 2020, 01:15:00 öö »
En kısa zamanda yazacağım inşallah, normalde bugün niyetlendiğim için bir kaç kelam da etmek istedim. Selamlar.

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #39 : Nisan 11, 2020, 03:55:05 öö »
Nisan 2020 - Nerede Kalmıştık

 Bir anda yazılarımı kesmiş olmam çok doğru bir karar mıydı? Yerine göre evet diyebilirim. Biraz zamana, biraz sineye çekilmeye, kendimi yaptığım işe yani okuduğum okuluma vermem gerekiyordu. Büyük ölçüde bunu başardığıma inanıyorum. Normal şartlar altında şuan da yoğunluktan dolayı yazamıyor olacaktım ancak Coronavirüs sebebiyle halihazırda İstanbul'a ailemin yanına geri dönmüş bulunduğum için ister istemez daha çok boş vakti oluyor insanın.

 İyisiyle kötüsüyle güzel bir yarım yıl geçirdim, terapilere elbette devam ediyorum bu süreçte. Bir yandan yeni almış olduğum bir kararla sigarayı da uzun süredir azaltarak şu hafta bırakmış bulunuyorum. Sigara bırakma konusunda oldukça yeniyim, önümde beni ne tür zorluklar bekliyor emin de değilim ancak şuan ki istikrarımın bile göz yaşartıcı olduğunu söyleyebilirim. Kaldı ki stresli olduğum zamanlarda bekar evinde balkonuma çıkıp istediğim zaman yaktığım o sigarının dumanı beni kesinlikle çok daha fazla strese sokuyormuş.

 Herkes gibi ben de hala stresliyim ama normalde aile evinde kalmayı geçin, ailemle 3 gün dahi geçirmeye tahammül edemeyen ben neredeyse 1 aydır evden çıkmayıp ailemle vakit geçiriyorum. Gerçekten buna ihtiyacım varmış. Babamla iyi bir noktaya gelsek de inişli çıkışlı hallerimiz mevcut. Aslında  gayet iyi gidiyoruz, şuan babamla konuşabilmeyi geçtim, babama espri yapabilmek, babamın instagram story'me cevap vermesi gibi bir olay bizim ailemiz için uzaya çıkmak gibi bir şey. İşin aması da var tabi.

 Ama babamın sonu kesilmez huyundan dolayı, şuan biriyle daha evlenmeyi düşünüyor, anladığım ve annemle yaşadıkları tartışmaya tanık olduğum kadarıyla. Anında babamla olan ilişkime darbe vurdu. Babam tartışma üzerine doğal olarak evden gitti, diğer eşinde kalmayı yeğliyor. Gayet iyiydik bu beni biraz üzdü, konuşma fırsatımız da olmadı çünkü gitti. Ama o gün babamla konuşsaydım muhtemelen ağzımı hiç olmadığı kadar bozacaktım. Şunu da söyliyeyim, 65 yaşındaki babamın bilmem kaçıncı karısını alıyor olması emin olun sikimde bile değil, bana baba lazım, bu kadar yakınlaşmışken onu getireceği bir kadın yüzünden tekrar kaybedemem. Bu sefer bunu önleyecek kişi ben olmalıyım. Çünkü yıllardır annelerim ve kardeşlerim birbirleriyle ne kadar tartışıp anlaşamasalar da kimse babamın yeni bir kadınla evlenmesine mani olamadı. Babam evlendi durdu anasını satayım. Tabi olayın bu olup olmadığından hala emin değilim ama eğer düşündüğüm gibiyse bu olaya ilk taşı koyacak adam benim.

 Evet bu kadar gerginliğin yanı sıra, kendime olan güvenim tabi ki artıyor. En büyük problemlerimden olan kilo alamamam sorununu da aşmaya başlıyorum. Özellikle şu son bir ayda baya iyi beslenip kendime biraz çeki düzen verebildim, bu benim için çok önemli bir detay elbet. Sağlınıza dikkat edin, çünkü buna değersiniz .
 
 Tabii başta söylemem gereken şeyi sonda söylüyorum. Görüşeceğim bir kız var. Bir aile yakınımızın kızı. Ancak kendisini henüz tanımıyorum. Benim ablam ile kızın ablası çok yakın arkadaşlar ve uzun süredir bizi bir araya getirmek için plan yapıyorlardı ve ben bunun az biraz farkında gibiydim. Daha öncesinde ablam kızdan bahsetmişti, 3 sene kadar önceydi. Ancak gerek okulumun bitmesine seneler olması, gerek de eşcinsel dürtülerimin çok yoğun olduğu bu dönemde görüşmek aklımdan bile geçmemişti. Her ne kadar o dönemde pasif eğilimli bir eşcinsel olsam da hoşlandığım başka biri de vardı ayrıca. Ancak o iş olmamış, hoşlandığım kız evlenmiş, benden hoşlanan kız sözlenmiş derken yine aynı mevzuya dönmüş olduk. Zaten ne zaman bir kıza yakınlaşsam evleniyor, bahtı karayım yemin ediyorum. Şu anki amacım tanımadığım halde görüşmek istediğim bu kıza kafayı takmış olmam. Bir kez görüşürüz, olmazsa olmaz. Ancak o ilk görüşmeyi yapmalıyım ve gönül işlerine artık yavaşça girmem gerekiyor ve kızları daha yakından tanımam gerekiyor. Tabi her zamanki gibi yine bir engel var, virüs. Normal şartlarda şuan kızla görüşmüş olmam gerekiyordu. Ancak normal şartlar altında değiliz elbet, hele söz konusu ben isem.


 Evet 2020 ye girerken evin balkonuna çıkıp sigaramı yaktım. Sonra aklıma bir cinlik geldi ve son 2 dakika kala masamda gördüğüm ilk defteri elime aldım, kalemi kulağıma koyup son bir dakikada üç karar aldım. Tabi ki bu bir dakika "bir dakika" olmaktan çok, bir senenin tezahürü idi. Bunları 2020'ye girmeden önce hızla kulağımdan aldığım kalemle önümü görmediğim o deftere yazmaya başladım. Bende aslında 2020'ye ilk kez girmiş gibiyim, çünkü bu benim bu sene forumdaki ilk yazım diyebilirim. Yeni yılınızı kutlarım, her ne kadar garip bir dönemden geçiyor olsak da Allah'ın izniyle hep beraber aşacağız bu günleri. Tabi ben o sırada ağzımın ucunda külleri düşmek üzere olan sigaram dudağımın bir ucunda iken yazmaya devam ediyorum.

O gün o deftere yazdığım bu kurallardan birisi ise "Bu sene birini sev, bir kıza aşık ol". O sırada havaifişekler patlar, yeni yıla gireriz, sokakta bir grup genç amansızca birbirini kovalar, daha sonradan duyduğuma göre bu bir kavgadır, perdeler yavaşça kapanır ışık söner ve son.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3421
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #40 : Nisan 11, 2020, 11:50:42 ös »
DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

‘’Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır’’ ifadelerini kullanan Kaçın, ‘’Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu?’’ açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz’e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, ‘’Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli.’’ ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

www.huseyinkacin.com

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz… "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da “özgürlük düşmanı” olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, “günah işleme özgürlüğüne” saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda…

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #41 : Mayıs 19, 2020, 01:50:13 öö »
Mayıs 2020 - Son Durum

 Zayıf, az kilolu bir insanım. Ama Karantina süreci itibariyle 6-7 kilo aldım ve bu hızla ilerliyor. Ayrıca tek tük de olsa spora başladım.

 Sigarayı bırakalı sanıyorum 50 gün olmuştur, yediğim yemeğin tadını alıyorum, ayrıca kilo almamda en büyük etken bu çünkü iştahım da arttı. Ayrıca koku alabildiğimi bilmiyordum :)

 Normalde bir bekar evinde kalan ve her hafta birkaç kez mastürbasyon yapan biriydim ve bu sayıyı 2 haftada bire düşürdüm. Hüseyin bey "Eşcinsel fantezi kurarak mastürbasyon yapma, heteroseksüel isteği gelene kadar bekle. Yapmak zorunda değilsin " demişti. Katılıyorum, çünkü homoseksüel fantezili her mastürbasyon sizi birkaç adım geriye atıyor. En kötü ihtimalle aktif olduğunuz fanteziyi tercih edin. Pasif olmayın. Yapmış olduğum son 6 mastürbasyon tutkulu bir şekilde heteroseksüel ilişkilere dairdi. Kimi zaman açıp eşcinsel içerik izlesem de sonunu heteroseksüel ilişki ile getiriyorum. Ve şunu da itiraf edeyim, bir erkek eşcinsel olarak hiçbir zaman tatmin olamaz. Bu yüzden çok eşliliği yani gördüğü her kişiyle sevişmeyi tercih eder, Nicolosi'inin Onarım Terapisi'nde de bu araştırmalara yer veriliyor.

 Sosyal olarak daha önceden olduğu gibi kimsenin sıkıntısını derdini omuzlarıma almamaya gayret ediyorum. Şuan bir süreç yaşıyorum, eşcinsellikten uzaklaşıyor ve sigarayı bırakıyorum. İlk kez bu kadar iyiye gidiyorum ve bunu baltalayacak herhangi bir girişimde bulunmayacağım. Bu dediğim gerçekten önemli, herkesin derdinizi omuzlarınıza alamazsınız, alsanız da bir işe yaramıyor zaten. Ha şunu da belirteyim, oldum olası birinin ötekini çekiştirmesini, laf taşımasını, arkasından bak bu şöyle demesini iğrendirici bulmuşumdur, umuyorum kimse bana bak "Ahmet şöyleymiş, Mehmet böyleymiş" diye gelmez, bozuşuruz açık ve net. Herkes kendi işine baksın.

 Şimdi beni iyiye götüren bu hareketin kaynağı uzun süreli bunalmışlık, bir yere varamama ve bin türlü olaydan kaynaklanıyor. Bu birikmiş anılar, yaşanmışlıklar bende yılbaşında itici bir kuvvet oluşturdu. Ve 2020'nin 1 Ocağı olduğunda dediğim gibi belli başlı kararlar almıştım. Bunları yazıp önemli bir yerde tutuyordum. Tabii 2,5 ay sonrasında Koronavirüs sayesinde her şeyin durağanlaşacağını, aile evine geri döneceğimi bilmedeğim halde bu kararları uygulamaya başlamıştım zaten. Karantina ise sigarayı bırakmama, kilo almama, pasiflikten çıkarak heteroseksüelliğe doğru ilerlememe sebep oldu. Her şeyden öte artık kendime ve ileri ki mesleğime vakit ayırıyorum.
 
 Bir itirafta bulunayım: Bu yazımda daha önce "Temmuz 2019 - En Stresli Günlerim" başlığı altındaki yoruma bakarsanız bir erkekle yakınlaşmam olduğumu göreceksiniz, neredeyse bir sene geçti bunun üzerinden. Ama o olaydan 1 2 ay sonra yaşadığım bir olayı anlatmadım. Gizledim. Utandım. Yine benzer bir şekilde bir erkekle tanıştık, benden bir 10 yaş kadar büyük, esmer ve yapılı biriydi. İlk niyetim bir aktif gibi davranıp ona göre muamele görmek yönündeydi; evine gitmeye, biriyle daha fazla yakınlaşmaya niyetim yoktu. Ama sonuç olarak adamın arabasına binip evine kadar gittim. Adama sakso çektim. Bir ara pasif olmamı istedi ama daha önceden terapiye gelen bir kişinin tavsiyesine uydum "Ne olursa olsun, pasif ilişkiye girme. İstediğin yere git istediğini yap ama pasif olma.", o an fren yaptım. Olmaz dedim, bir anda ne raddeye geldiğimi fark ettim. Aktif olmak için oraya giden ben kendimi siktirmek üzereydim. Ne numarasını ne ismini almadan çıktım oradan. Metroya kadar yürüdüğüm o yarım saat hayatımdaki en boktan andır. Ve öyle bir anı ki bu, şu sıralar beni geriye ittiren tek anı budur. Aklıma defalarca ve her seferinde farklı bir şekilde gelerek beni şu sıralar o kadar yıpratıyor ki, belki artık son bulur ümidiyle buraya yazıyorum.


 Yazılarımı okuyanlar nasıl karmaşık bir zihin yapım olduğuna bence şahit olmuşlardır. Yavaş ama çok derin düşünerek genelde bir çoğu şeyi kaçırırım. Bu da beni hayalciliğe sürükler. Kendi içimden çıkamadığımda, düşüncelere boğulduğumda genelde foruma girip yazmayı tercih ediyorum. Haliyle yazdıklarım iç karartıcı, ilerlemeyi göstermeyen yazılar şeklinde bürünüyordur mutlaka. Şunu kesinlikle vurgulamak zorundayım, bu terapi olmasaydı şuan bilmem kaç kişiyle münasebet yaşamış ve muhtemeldir ki kendini alkole veyahut maddeye vermiş biri olacaktım. Ne kadar dindar bir ailenin çocuğu olmamın, vakıflara medreselere gitmiş olmamın, annemin çarşaflı olmasının hiçbir önemi yok, sadece işleri geciktirici etkisi var.

 Sağlıcakla kalın.

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #42 : Ağustos 03, 2020, 11:19:23 ös »
Ağustos 2020 - Sevgili Günlük

Yazı yazarken bir mesuliyetimin olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu foruma ben de ilk girdiğimde yazılan çizilen hikayeleri okuyup etkilenmiştim. Akabinde kendimi Hüseyin Hocanın yanında buldum ve terapinin üçüncü senesi içerisindeyim. Haliyle beni yazarken bazen düşündüren bir husus oluyor, buda sürecin benim için şuan çok monoton ilerlemesi. Çünkü şöyle bir gerçek var, mühendislik öğrencisi iseniz ve bölümünüzü bitirmek için çabalıyorsanız şunu bilin ki rahat olamazsınız, vaktiniz kısıtlıdır, tüm enerjinizi vize-finale harcarsınız. Haliyle ben de çok ciddi bir sosyal hayat yaşamadığım için (Son 2 seneyi kastediyorum elbet) buraya eskisinden çok daha az giriyor ve yazıyorum. Demek istediğim şu, sürecim iyi gidiyor ancak yazacak bir şeyimin olmayışı hayatın kendi tekdüzeliğinden kaynaklanıyor elbet.

Son durumu özetleyerek başlayalım. Sanıyorum birkaç hafta kadar önceydi, Hüseyin Hocanın yanına gittim, oldukça uzun bir aradan sonra. Gerçekten çok verimli oldu. Belli başlı kararlı gözden geçirdik, ayrıca yeni kararlar da aldım. Sigara konusunda biraz daha esnek davranmayı planlıyorum ama sınır çizgim ise gidip paket almamak. Bu süreçte tek tük, uzatıldıkça veya istiflenerek hayatımı idame ediyorum. Günde bir iki paket sigara içen bir insanın iradesinin sağlam olmadığını söyledi Hüseyin Hoca, katılıyorum ben de kendimi terbiye etmek adına bu kararı almıştım zaten. Ayrıca babamla olan ilişkimi arttırmak adına onun yanında kalıyorum. Bir yazlığımız var ve babam orada bahçe ile uğraşıyor. Oraya internet aldırdım ve böylelikle derslerime de devam edebiliyorum. Yer yer tartışıyoruz, tartışmaktan çekinmiyorum, sözümü sakınmıyorum babama yada bir çok insana karşı. Bu bana hiç olmadığı kadar kararlılık kattı, bazen yanlış olduğunu bile bile bir şeyi söyleyip kararlı göründüğümde insanlardaki tesirinin daha büyük olduğunu farkettim. Geçtiğimiz günlerde babamla sözlü bir tartışmaya girdik ve kazanan ben oldum. Bu bir ilkti, babam gelip benden özür diledi, bu ise ablam ve abimler arasında konuşuluyor hala. Babamla aşamadığımız bir olay var, babamın durup durup bir anda hutbe okuması, nutuk çekmesi. Hüseyin Hoca bu konuyla ilgili olarak bunu yapmasına izin vermemem gerektiğini söyledi. Çünkü kardeşler arasında yıllarca babamla aramızdaki ilişki bu çook uzun ve tekrar eden nutukları oldu, ne isteyip istemediğimizi sormadığı için buda bir çoğumuzu psikolojik felakete sürdü, hiçbirimizi tanımıyordu. Ta ki ben gidip babama 'bak baba burada bir sorun var, ben eşcinselim' dediğimde kafada birkaç kıvılcım patlamış olacak ki bu nutuklar -tek taraflı tek adam konuşmaları- artık eskisi kadar sık ve uzun değil ancak devam ediyor. Ek olarak, küçük kardeşimle babam özel olarak ilgilenmeye, espri yapmaya onunla uğraşmaya başlaması bizim için bir zevk kaynağı olmaya başladı. 60 lı yaşlarında baba olmayı öğrendi.

Ayrıca geçtiğimiz terapide Hüseyin Hoca bana bir kanca taktı ve şu şekilde dedi "Babanı terapiye getirmek ister miydin?" sonra o muzip gülüşünü yapıp gömleğini ağzını kapamak ister gibi yaptı. Bunu hemen her terpide mutlaka bir kere yapıyor. Bende Hayır olmaz dedim. O benim muhtemelen yanlış anladığımı düşünerek şu şekilde sorusunu yineledi "Babanın buraya gelip bizim ağzımızdan verdiğin mücadeleyi anlamasını ister miydin?" dedi. Normalde Hüseyin Bey babaların terapiye gelmesini pek tasvip etmiyor. Kişi kendi gelmesi, rızası olması önemli. Ancak benim durumumda hala kanıtlanması gereken bazı hususlar var ve bunun için bir sonraki terapide babamla beraber gitmeyi planlıyorum.

Akademik olarak şunu yaptım bunu yapıyorum demeye gerek yok. İyi gidiyorum, mesleğime odaklandım, yaz okulu alıyorum, inşallah seneye staja ve benzeri çalışmalara odaklanacağım ve ondan sonra mezunuz inşallah. Gerisi hakkında planlarım var onları ilerleyen zamanlarda gidişata göre sizinle paylaşıcam, detaya lüzum yok.

Bir meselede annemin hala tutumlarının değişmemiş olması. İnsanı yoran bir yapısı var, başımda tütüyor, rahat vermiyor çoğu zaman. Dominant biri, erkek kardeşim üzerinde ciddi ve kesinlikle olumsuz bir etkisi var. Bunu aşmak için babamı terapiye getirmek ve işbirliğine ikna etmek istiyorum. Bu benim temennim. Yoksa benim gibi bir eşcinsel ya da şuan ki gidişata göre sadist bir oğlu olması pek muhtemel. Zaman zaman kendimden daha fazla değer verdiğim tek insan kardeşimdir, ama şunun bilincindeyim, ilk önce ben kendimi düzelteceğim ki sonra başkalarına yardımcı olayım. O yüzden buna eskisi kadar kafa yormaktan ziyade o an yapılabilecek, yardımcı olabilecek bir hamlem olursa olaya el atmayı tercih ediyorum.

Özet geçecek olursak, babamla şu sıralar anı biriktiriyorum, iyi geçiniyoruz. Genel anlamda kararlı davranıyorum ve söz söylemekten gocunmuyorum. Derslerim devam ediyor, çoğunlukla boş kalmıyorum yapacak bir işim her zaman var. Artık ayaklarım yere daha sağlam basıyor. Eski hobilerime dönmeye başladım, kendime bir dürbün aldım ve buradan gökyüzü gözlemi yapıyorum, ara ara manzara fotoğrafları çekip paylaşmaya da başladım tekrar, ayrıca 3d printer almak için para biriktiriyorum, yepisyeni bir uğraş edindim. Yaptığım işlerin daimi olması için ara vermeyi, kendime vakit ayırmayı ihmal etmiyorum, asıl mesele işin az ama sürekli olması. Arkadaşlarıma minnet etmeyip, arkadaşlığımı hak edenlere yoğunlaşıp, her yaz olduğu gibi bir çoğunun üstünü karalıyorum. Yer yer zorluklarla, küçük krizlerle uykusuzluklarla karşılaşsam da bir şekilde geçeceğini bilerek mücadeleye devam ediyorum.

Esenlikle kalın.

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #43 : Ağustos 09, 2020, 09:43:30 ös »
Bok vardı da gidip paket aldım

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 43
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #44 : Ağustos 16, 2020, 12:51:39 öö »
Ağustos 2020 - Tahrik ve Tatmin

 Doyuma ulaştığınıza inanıyor musunuz? Ergenliğe girdiğim günden itibaren eşcinsel duygular ile karşısındaki erkeği arzulayan bir danışan olarak şunu çok net ifade etmekte yarar görüyorum. Eşcinsel birey tahrik olabilir ama tatmin olamaz.

 Şöyle düşün, bir gün bir otobüstesin, okuldasın, iştesin veya yolda yürüyorsun. Karşından tam da olmak istediğin gibi bir erkek çıkageliyor. Gözlerini istemsizce ona çeviriyorsun, aslında o olmak istiyor ama onunla olabilme ihtimali seni çok daha fazla cezbediyor ve tabii geliyor. Aslında tahrik oluyorsun. Mümkünse o kişiyi daha fazla süzüyor, gözlerinle o adamla birlikte oluyorsun. Mümkün değilse bir başkasını arıyor gözlerin. Aklına girdi bir kere, kaçış yok. Bir bakmışsın tahrik edilmiş olan sen bir anda akıma kapılıp gidiyorsun. İşte efendim eşcinsel içerik izliyorsun diyelim. Tam doyuma ulaşacaksın ki, o doyum bir türlü gelmiyor. Tamam yapmak istediğini yaptın ama yapman gerekeni yapmadın. Bu yüzden o an işini görmüş olsan dahi, bir sonraki tahrik çok daha hızlı gelebiliyor ve yine aynı sonuçlanırsa artık kısır döngüye girmiş oluyorsun. O doyuma ulaşana kadar uğraşıyorsun. Her tahrikte sanki bak bu daha iyi bir itici güç diyorsun ancak sonuca ulaşamıyorsun. Farklı pozisyonlar, farklı fikirler geçiyor aklından, ama yok abi olmuyor işte.

 Bu benim kendimi keşfettiğimi sandığımdan beri yaşamış olduğum döngünün çok kısa bir şeması. Hüseyin Bey bu konuyla alakalı olarak şunu söylemişti. Bir erkekten hoşlanırsan, bu seni tahrik etse bile mastürbasyon yapma. Boşalmak zorunda değilsin. Heteroseksüel fantezileri kurabilirsin. Gerçekten benim için devrim niteliğinde, kısır döngüye girmekten alıkoyan bir tavsiye oldu bu. Çünkü inanın bana homoseksüel ilişki fantezilerinde genelde hadi olsun bitsin/sıkılmışlık hissine karşılık verilen sanki 60 yaşına gelmişim de artık ilişkiden sıkılmışım gibi bir hale bürünüyor. Tamam başka yolları/pozisyonları olabilir. Ancak onu yaşadığında da bir başkasını arıyorsun. Arkadaşlar bir tane sikiniz var, haliyle bu işin de bir tane yolu var.

 

 Bu nacizane tavsiyeden sonra genel rutinimden bahsedebilirim. Şuan yazlıktayım, uzun süredir babamla birlikte kalıyoruz. Yer yer ben onun yemeğini aşını yaparken bazen o da bana kahvaltı hazırlayıp beni kaldırıyor. Babamla her şeyimi anlatmadan önceki ilişkimize göre ciddi bir yol katettik, bilmeyenler için söyliyim, eşcinsel eğilimlerimin olduğunu ve terapiye gittiğimi biliyor. Baya şakalaşıyoruz, muhabbet ediyoruz şu sıralar. Geçen gün bir arkadaşım kalmaya gelmişti, eşcinsellik haricinde beni iyi tanıyan, bir çoğu şeyimi bilen bir arkadaş. Bana şunu söyledi, herhalde babanla en iyi sen anlaşıyorsundur. Normalde arkadaşlarımı tanımayan babam o gün arkadaşıma ciddi bir misafirperverlik göstererek muhabbetimize çokça dahil oldu. Bu ise beni içten içe mutlu etti. Ayrıca kardeşim de bir haftadır bizimle, babam ben kardeşim sanki bir bekar evinde kalıyormuşcasına beraber takılıyoruz. Gerçekten keyifli geçiyor. İleride dönüp baktığımda tebessüm edeceğim anılar biriktiriyorum şu sıralar. Şunu söylemem lazım, babamla şuan yaşadığımız bu yakınlığı herkesten daha fazla hakettim. Bir yandan online olarak yaz okulu alıyorum, derslerim çok iyi gitmese de, çok da fena değil. En azından uğraşım var.

 Beni zamanında yüreklendirip, babama açılmaya zorlayan Hüseyin Beye minnetarım. Şuan bu ilişkiyi ona borçluyum.

 Ayrıca heteroseksüel içerikler beni günlük hayatta çok fazla tahrik etmese de beni ciddi anlamda tatmin ediyor. Ertesi güne mutlu kalkıyorum resmen. İhtiyacım olan buymuş, babayla yakınlaşmak ve heteroseksüelliğe yaklaşmanın verdiği huzuru hissetmek. Tabii ki yer yer eşcinsel içeriklere kayıyorum ama uzun süredir eşcinsel fanteziyle mastürbasyon yapmıyorum. Eski yazılarımı gördükçe bu da ciddi bir ilerleme benim için.

Kalın sağlıcakla.