Gönderen Konu: KOYU GRİ: HETEROSEKSÜEL ERKEKLER DE EŞCİNSEL OLABİLİR Mİ?  (Okunma sayısı 1134 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Merhaba bu benim ilk yazım umarım kendime şifa, başkalarına ilham olur. Mahlas olarak “Koyu Gri” yi seçme nedenimin burada açıklayabileceğim kısmı “Koyu Gri ; üstüme karabasan gibi çöken ve bir türlü geçmek bilmeyen yalnızlık, acı ve eşcinsellik gibi altında ezildiğim deneyimleri ve duyguları temsil ediyor”. Bu Koyu Gri geçecek mi yoksa daha mı koyulaşıcak hep birlikte göreceğiz. Kısaca hayat hikayemden ve ilk terapide olup bitenlerden bahsedeceğim.



6-7 yaşlarımda ölüm riski olan bir hastalığa yakalandığım için yaşıtlarımla oynamam, koşmam yasaktı. Diğer çocuklar ile birlikte futbol, basketbol, yakalamaç gibi oyunları oynayamıyordum. Korumacı annem tüm öğretmenlerime ve arkadaşlarıma tembihlediği için  arkadaşlarım beni aralarına almıyorlardı, sanırım toplumdan aforoz edilmemin temeli burada atıldı. Beden dersinde oyun oynayan çocukları hep bir köşede izlerdim. İlerleyen yıllarda tabi ki beni aralarına aldılar ama bu sefer de ben istemedim çünkü becerilerim onlar kadar gelişmemişti top oyunu oynamak için yetersiz ve tecrübesizdim bu da özgüvenimi ve diğer bir çok şeyi zedeledi.

Ben de kendimi bilgisayar oyunlarına verdim. Tüm bu basamakları uygularsanız nur topu gibi bir asosyal oğlan çocuğu oluyorsunuz :)



Ailemle de aram iyi değil annem tahammülü ve otokontrolü  olmayan sinir hastası bir zırdeli. İletişime ve kendini geliştirmeye tamamen kapalı berbat bir insan. Babam da vasat bir baba iyi bir insan olabilir ama iyi bir baba değil. Pek evde durmazdı. Her zaman çatışmalı ve kopuk bir iletişimimiz olmuştur. Annemin sinir krizleri yüzünden bütün çocukluğum boyunca ev savaş alanı gibiydi.



 Tikleri olan bir çocuktum. Orta okulda 2-3 tane yakın arkadaşım vardı ama dışarıya karşı yine asosyal ve çekingendim, sürekli kaygılı ve baskı altında hissediyordum.

13 yaşında bir kıza aşık oldum, hayatımın ilk aşkıydı basit bir çocukluk aşkı değildi, gerçekti. Tek taraflıydı, acılı bir mutsuz son ile bitti. Kızlara olan özgüvenimi ve diğer bir çok şeyi burda kaybetmiş olabilirim.

 

Lisede de durum değişmedi aksine kötüleşti çünkü bir çok zorbalığa ve arkadaş ihanetlerine maruz kaldım. Lise 4’de 17 yaşımdayken 32 yaşında bir erkeğe aşık oldum. Çok mutluydum her şey toz pembeydi sonunda biri kendimi değerli hissetmemi sağlıyordu ve bana şefkat gösteriyordu. Bulutların üstündeydim aşık olduğumu bile anlayamamıştım. Bu aşık olduğum şerefsizi biraz daha açmak gerekirse benimle yakınlık kurdu, sosyal bir insan olmam için emek verdi. Birlikte çok zaman geçirdik gezdik, tozduk, konuştuk, sustuk. İşe yaramış gibiydi kendimi daha rahat ifade edebiliyordum. Ona çok bağlanmıştım bunun adı aşk mı hala bilmiyorum aşk ise bile farklı bir aşktı şefkat dolu bir aşk, cinsellik barındırmayan. Çünkü 17 yıllık hayatım boyunca ne ona ne de başka bir erkeğe cinsel bir göz ile bakmamıştım. Küçükken bir kaç kere arkadaşlarımla ufak cinsel keşiflerim olmuştu ama ergenliğe bile girmediğim için bir şey hissetmedim, onları saymıyorum. Aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü ben heteroseksüeldim. Kadınları çok seviyordum.  Bu kırılma noktasından sonra terazinin dengesi şaştı ve kadınlara olan ilgim azalırken erkeklere olan ilgim arttı ama kadınlara olan ilgim asla tamamen yok olmadı.



Bu süreçte aşık olduğum şerefsize karşı hiçbir eşcinsel davranış göstermedim. O kollarını açmadan ben hiç sarılmadım, o elini uzatmadan ben hiç tokaşlamadım. O bana seni seviyorum demeden ben demedim. Ne zaman ki o bana bir adım geldi ben de ona bir adım gittim. İlişkimizin dinamiği bu şekildeydi bana sevmeyi sevilmeyi öğretiyordu, sevginin her şeyi iyileştirebileceğinden bahsediyordu. Ayrılmaz ikili olmuştuk ta ki saçma sapan bir şekilde babama benim eşcinsel olduğumu ve kendisine aşık olduğumu söyleyene kadar... ulan şerefsiz madem böyle bir düşüncen var gel bana söylesene çok erkeksen niye kaçtın benden defalarca aradım numaramı engelledin.  Sonrası kıyamet...



Söylediği şu cümle aklımdan hiç çıkmıyor ; “Sevgi sınırsızdır sınır olursa sevgi olmaz”. Ben sınırları kaldırdım. Aslında beni kandırmasına yardım etmişim çünkü Hüseyin Bey’e göre durumlar benim sandığım gibi olmamış. Hala üstümdeki bu şoku atlatabilmiş değilim çünkü H.K yaşadığım bu aşka daha önce bakmadığım bir açıdan bakıp bana sundu aslında ben eşcinselliğini bastıran bir şerefsiz tarafından duygusal istismara uğramış bir mağdurmuşum. Hüseyin Bey’in söyledikleri çok mantıklı geldi çünkü 32 yaşındaki bir adam neden sürekli 17 yaşında biriyle takılsın ki ? Kendisinde bana karşı duygusal bir ilgi gelişti ve beni kendine bağladı sonra eşcinsel olmaktan korktuğu için bütün suçu bana atıp ortadan kayboldu. Ruh hastası piç. Ve tüm bunlar olurken başka bir ölümcül hastalığa daha yakalandım. Doktorlar neredeyse öleceğimi söyledi. Genetik bir hastalık olduğu için testleri çok uzun zaman alıyordu ama hangi doktora gittiysek aynı teşhisi koydu. 2-3 yıl sonra öğrendim ki hasta değilmişim sadece bedenimde fiziksel bir bozukluk varmış. Ama o orospu çocukları bana hasta olma ihtimalim olduğumu söylemediler direkt sen hastasın dediler. Yıllarca öleceğimi sandım ama ölüm korkusu dışında çok fazla umrumda değildi, zaten yaşamıyordum. Ona en çok ihtiyacım olduğu zamanda ihanet ederek ve iftira atarak hayatımdan siktirip gitmişti.




Daha sonra 3 yıl yoğun bir depresyon süreci geçirdim yeme bozukluğu oluştuğu için çok kilo aldım. Bir daha kimseyi sevmemek için kimseyle arkadaşlık kurmadım adeta kalbimi asmıştım. Ailem zorla nöro-psikoloğa götürdü EEG gibi bir şey çektiler beynime. Şizofren olma ihtimalimin çok yüksek olduğunu söylediler ve psikoz teşhisi koydular ama teşhisi ve tedaviyi reddettim. Sonuçta bu beynin kimyasal değişime uğraması kadar doğal bir şey yoktu, bence iyi bile dayandı :) Odamdan hiç çıkmadım zorunlu olmadıkça sosyalleşmedim ta ki şehir dışında üniversiteyi kazanana kadar.  Yurttaki oda arkadaşlarım hayatımı değiştirdiler onlar sayesinde çok sosyal ve popüler bir insan oldum. Neredeyse insanlar benimle görüşmek için sıraya girecek kadar yoğun bir sosyal hayatım oldu. Üç yıldır bu durum hala böyle önceki hayatımın aksine artık hep sevilen ve aranan biriyim. (Buradan en gerçek dostum Antep Fıstığına selam gönderiyorum şu hayattaki en çok ihtiyacım olan ama en uzağımdaki insan)



Her şey yolunda gidiyor gibi değil mi hayır mümkün mü öyle bir şey henüz ebem yeterince sikilmedi. Yurttaki oda arkadaşıma da aşık olmuştum. Onunlayken çok mutlu onsuzken de acılar içindeydim. O çok fingirdek biriydi, sürekli kızlarlaydı bu da çok canımı yakardı. Sürekli beraberdik hiç ayrılmazdık hala da öyle yurttan sonra eve çıktık. Zamanla ona olan aşkımı bitirmek için bilerek ve isteyerek çeşitli hatalar yaparak onu kendimdem kendimi de ondan soğutmayı başardım. Çok sevdiğiniz bir şeyi bırakmanın en iyi yolu kendinizi ondan tiksindirmek değil midir ? Tam olarak bunu uyguladım ve başarılı da oldum. Ama Hüseyin Bey’e göre hata etmişim tam tersi üstüne gitmeliymişim. Çünkü güçlü bir arkadaşlık bağıymış sadece. Eşcinsel olma korkularım eşcinsel olmamı daha da tetiklemiş. Artık ona karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Artık aşık değilim sadece arkadaşız. Hatta olsa da olur olmasa da olur artık boş bi insan benim için baya soğudum kendisinden. Son aşk vakası ile birlikte eşcinsel duygularım erotikleşmeye başladı. Erkeklere olan ilgim daha da arttı. Hornet’ten insanlarla buluştum hepsinin sonu hüsran. Biri iğrenç bir insandı, öteki beni görünce koşarak kaçtı ben onu kovaladım ahahah, diğeri sevgilisinden yeni ayrılmış 2 saat boyunca ayrılık acısını anlattı :)) ,sonuncusu ile de arkadaş olduk. Ben bu insanlarla kendimi tanımak için buluştum, ne hissedeceğimi görmek için. Ama hiçbiriyle alakalı bir cinsel birliktelik düşüncem olmadı. Hiçbir şey olmadı içten içe bu tarz bir ilişki istemediğimi fark ettim. Çünkü Hüseyin Bey’in de söylediği gibi ben eşcinsel değildim sadece berbat bir heteroseksüeldim. Eşcinsel bir hayat hayat değildi o yüzden bu şekilde yaşamayı reddettim ve bununla savaşmayı seçtim.



“Bir kere aşkı yenmiştim hayatı yenmek ne kadar zor olabilirdi ?“



Erkeklerle olan ilişki defterini kapattım ve kadınlara yöneldim. Orda da sonuç hüsran ne erkeklerle yapabiliyorum ne kadınlarla... Ben de geneleve gittim. Hayat felsefeme asla uymayan bir davranış ama kendim için fedakarlık yapmam gerekiyordu çok zorlanarak da olsa gittim. Kadın odaya girdiği an vazgeçtim ve sorunun kendisinde olmadığını söyleyerek  özür diledim ama çıkmama izin vermedi. Çok korkmuştum kalbim o kadar hızlı atıyordu ki kadın bile fark etti ve neredeyse öleceğimi söyledi. Erkekliğime dokununca sıçrayarak ondan uzaklaştım, tecavüze uğramış gibiydim. Ağlayarak oradan kaçtım. Nur topu gibi bir travmam daha oldu. Kadınlarla sosyal ve dostluk ilişkimlerim muazzam ama duygusal ilişkilerde ne yapacağımı bilmiyorum. Umarım terapiler sayesinde kadınlara olan hislerim artar. Erkekler ile sosyal ilişki kurmayı tercih etmiyorum erkekler gerizekalı oluyor genelde. Zaten kız arkadaşlarımdan dolayı erkeklere ayıracak  vaktim bile yok.  Ama H.K. erkekler ile de sosyalleşmemi söyledi.



İlk terapiye bir umutla gelmiştim ama artık umuttan daha fazlasına sahibim, kesinliğe. Kesinlikle o terazinin dengesinin tekrar değişeceğine eminim.  Ben bu şekilde doğmadım hislerim sonradan değişti ve bir kere değişen tekrar değişebilir.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Ynt: KOYU GRİ: HETEROSEKSÜEL ERKEKLER DE EŞCİNSEL OLABİLİR Mİ?
« Yanıtla #1 : 13 Ağustos 2020, 02:10:38 ös »
Merhaba ben KoyuGri, Eskiden eşcinsel kalmaktan korkardım çünkü nedenini bilemediğim için çözümünü bulamazdım. Artık biliyorum ve korkmuyorum çünkü insan bilmediğinden korkar ve ölçebildiği her şeyi yönetebilir artık bu lanetin sebeplerini bildiğim için sonucunu da değiştirebilirim. İkinci terapiyi bitirdik, terapiden çıktığımda o kadar rahatlamış ve mutlu hissettim ki size anlatamam sanki yıllardır Hüseyin Bey’in söylediklerini duymaya ihtiyacım varmış. Ailem tarafından sürekli dışlandım ve ailenin huzurunu bozan kişi  olmakla suçlandım, sürekli evden kovuldum (Sanki ortada aile varmış gibi) “Kaçmak sorun değil ben gidince sorunlarınız çözülmeyecek sizin sorununuz kendinizle” derdim ama anlamazlardı. İlk defa biri (H.K) çıkıp dedi ki sen bu hastalıklı aile yapısına direnmişsin, onlar gibi olmamışsın. Eşcinsellik zaten buymuş ya onlar gibi olacaktım ya da bambaşka biri. İyi ki de böyle oldum, mutlu bir koyun olmaktansa mutsuz bir insan olmayı tercih ederim. Terapi sırasında hiç eşcinsellik konuşmadık çünkü zaten ortada konuşulacak bir eşcinselliğim yokmuş sadece berbat bir heteroseksüelmişim. Heteroseksüelliğimi onarınca bu lanetten kurtulacakmışım, ben ikna oldum artık birlikte burdan okuruz H.K ‘ın dediği gibi 3 ayda bu sorunu kökten çözebilecek miyiz.



Bunun olabilmesi için H.K bazı ödevler verdi. İlk olarak beynimi dizi izlemekle uyuşturmayı ve yatağın içinde yaşamayı bırakmam gerek. Terapiden çıkar çıkmaz Netflix’i sildim. Sosyal medyayı daha az kullanıyorum. Artık hiç dizi izlemiyorum hobilerime ve derslerime odaklandım. Her gün en az 3 saat dışarı çıkıyorum boş boş yürüyorum. En azından iki gram kilo veririm karantinada hiç yataktan çıkmadığım için 10 kilo aldım. Henüz hiç bir arkadaşımla sosyalleşmedim ama yapıcam. Hüseyin Bey çocuk kaldığımı ve hayal dünyasında yaşadığımı söyledi. Doğru, bunu başka bir psikolog daha söylemişti ama onu ciddiye almamıştım. Bu yaşıma kadar hep olmazların peşinde koştum, imkansız hayaller kurdum hiç gerçek bir şey yapmadım. Sorumluluk almaktan korktum, üşendim, erteledim. O yüzden H.K ‘ın dediği gibi artık gerçek bir şeyler yapmalıyım, kendimi geliştirmeliyim. Hüseyin Bey’in dediği gibi hiç kimseyi dinlemem. Mesela daha 1 hafta önce kulaklık almaya gittim mağaza görevlilerine “siyah mı mavi mi” diye sordum “siyah” dediler “o zaman mavi” diyip maviyi aldım. Hep arkadaşlarımdan tavsiye isterim ama hiçbir zaman onları dinlemem kendi bildiğimi okurum.



Diğer ödevimiz ise aileye itaat etmemek. İstemediğim şeyleri zorla yapınca yine ben kaybediyormuşum. E bu da çok doğru bir tespit adam ne dese haklı şaşırdın mı diye soruyor şaşırmıyorum çünkü doğru yani ben de farkındayım ama bi çözüm üretemiyorum. Ailemin dediği bir şeyi yapmadığım zaman bana hayatı zindan ediyorlar. Mecburen yapıyorum. Yapsam da doymuyorlar, nankörler. Her türlü kavga ediyoruz birbirimizi yiyoruz. Ama asla intikamımı almadan durmam bana kötü bir şey yaptıkları zaman en az 1 hafta ailemi tahrik ederim, mutsuz ederim, sataşırım. Oynarım onlarla, manipüle ederim. Deli olurlar. Ama bunları yapmamam gerekiyormuş çünkü yine ben kaybediyormuşum. Zaten kavga etmekle bir sonuç elde edemedim bunun bi sonu yok. Artık bana dayattıkları hiç bir şeyi yapmayacağım ve tartışmaya girmeden laf sokucam. Beni sindiremeyecekler.



Diğer ödevimiz ise evde yemek yapmamak. Yemek benim için bir tutku ve gerçekten iyi yaptığım tek şey diyebilirim. Hatta Hüseyin Bey’in ofisindeki hastalara bile el açması makarna ve çılbır tarifi vermiştim. Ama H.K’ın dediğine göre her gün annem yerine ben yemek yaparsam evin hanımı artık ben oluyormuşum. Zaten yaranamıyorum bu insanlara, yemek yapınca doğal olarak mutfak dağılıyor ve annem çıldırıyor. Onu da sen temizle be nankör karı kimin oğlu mantılar açıyor sarmalar sarıyor. Ben olmasam her gün kuru pilav yiyeceksiniz. Hep farklı ve lezzetli şeyler yapıyorum bi zahmet mutfağı da sen topla. Artık yemek yapmıyorum, kestim. 3 gündür evde açım ama olsun 😅 Aynı anda babam tatlı annem ise yemek yapmamı istedi çok net bir şekilde  “yemek yapmayı bıraktım” dedim. Annem şaşırdı “neden” dedi “Sadece bıraktım artık yemek yapmıyorum” dedim. Hiç tartışma çıkmadan hallettim.



Ertesi sabah zırdeli annem yine ortada bir neden yokken benimle kavga etmeye çalıştı. Laf soktum tartışmaya girmedim seninle konuşmak istemiyorum çık odamdan dedim. Babama şikayet etmiş. Babam aradı “sen kafayı mı yedin” dedi “Hayır sen yedin mi” dedim ona da rest çektim “benimle böyle konuşamazsın ben 23 yaşındayım, baba oğul ilişkisi kuracaksan konuşuruz ama bu üslupla benimle konuşmana izin vermiyorum” dedim, telefonu suratına kapattım. Akşam yemeğinde şerefsiz annem yine sinirlendi masayı üstüme itti ben de ona ittim. Bana düzgün davranacaksınız felan derken bir anda babam şov yaparcasına bana saldırdı. Sopa, sürahi, tabure ne varsa üstüme fırlattı. Bu sırada annem kocamı kalpten götüreceksin diye bana bağırdı be orospu çocuğu sen başlattın zaten kavgayı dayak yiyen benim burda. Sikeyim sizin zihniyetinizi. Paşalarımızın sinirleri çok hassas olduğundan en ufak bir lafı bile kaldıramıyorlar. E öyle göte böyle yarrak madem hiçbir lafı kaldıramıyorsun o zaman sen de insanlara laf etmeyeceksin. Dayak yedim ama hiç geri vites yapmadım. Dim dik durdum ayakta. Deli danalar gibi eline bulursa fırlattı dışardan çok acınası ve aciz görünüyordu. Bir anda patlayıp “yeter artık zaten hayatımı siktiniz ben sizin yüzünüzden psikoloğa gidiyorum artık bana iyi davranın” dedim. Hayatını sikerim deyip saldırdı yine 🤣 çıktım evden. Gören de kötü bir şey yaptım sanacak. Milletin çocuğu ne boklar yiyor. Ben sadece bana iyi davranın dediğim için zulüm görüyorum. Hüseyin Bey’in dediği gibi hiç kendimden taviz vermedim. Önceki kavgalarımızda hem dayak yemiş olurdum hem gururum incinmiş olurdu. Bu sefer korkup kaçmadığım için çok gururluyum, sadece dayak yedim. Bana hiçbir şey olmaz ben bu olaylara karşı hissizim ama onlar çok büyük vicdan azabı çekicekler. Benden özür dileyecekler. Hakkım helal mi ? Değil. Namaz kılmakla cennete gidilmiyor o işler öyle kolay değil baba bey. Ki ertesi gün benimle hiç bir şey olmamış gibi konuştu, sesindeki pişmanlığı sağır olsam bile duyabilirdim ama çok geç bunun intikamını öyle bi alacağım ki sen kaşındın...



Velhasıl annem ve babam çocukluğumu mahvetmiş. Aşık olduğum şerefsiz de gençliğimi mahvetmiş. Anne babayı bu ödevlerle halledicem. H.K bu şerefsiz ile yüzleşmemi söyledi bunu da yapıcam. Muhtemelen ondan da dayak yiyeceğim ama olsun. Eskiden olsa çok korkardım çünkü öküz gibi bi adam üflese düşerim yere ama ben kediden de korkuyorum yani bu korku onun cüssesinden dolayı değil benim özgüven eksikliğimden kaynaklı. Gidicem onu tahrik edicem eğer konuşmak için uygun bir zemin oluşursa da sayıp sövücem. Dizi izlemeyi bıraktım ama hayatım diziye dönüyor sanki :)



Bir sonraki terapiye babamı da getirmeyi planlıyorum aslında hiç söylemeyecektim çünkü bu durumu kaldırabileceğini sanmıyordum ama ben çabaladıkça o yoluma taş koydu eee sen kaşından baba bey. Madem bana destek olmuyorsun o zaman sen de bu yükü benimle birlikte taşıyacaksın. Biraz hayatın gerçeklerini görmüş olursun. İyi bir baba olsaydın zaten bu sorunumu çoktan sana söylerdim birlikte çözümünü birlikte arıyor olurduk senin ben mk

Khan

  • Newbie
  • *
  • İleti: 46
    • Profili Görüntüle
Ynt: KOYU GRİ: HETEROSEKSÜEL ERKEKLER DE EŞCİNSEL OLABİLİR Mİ?
« Yanıtla #2 : 15 Ağustos 2020, 11:49:43 ös »
Forumdaki kimi yazılarda kendimin de birebir kopyası olduğu bazı parçalara, yaşanmışlıklara rast geliyorum. Eğer forumdaki yazıları okursan sen de aynı duyguya kapılırsın. Benim birkaç ayda anlatmaya çalıştığımı ilk iki yazında anlatmışsın, devamını merakla bekliyorum.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Ynt: KOYU GRİ: HETEROSEKSÜEL ERKEKLER DE EŞCİNSEL OLABİLİR Mİ?
« Yanıtla #3 : 04 Eylül 2020, 07:25:57 öö »
Merhabalar ben KoyuGri,  üçüncü terapiye gidene kadar berbat günler yaşadım çünkü annem bütün yaşama sevincimi vampir emiyordu ve babama eşcinsel eğilimlerim olduğunu söyleyecektim. Birincisine çok alışıktım ama ikincisi çok yürek isteyen ve travmatik bir olaydı. Söyleyene kadar her gün kabus görerek uyandım, resmen psikolojim bozuldu. Terapiye gitmeden hemen önceki gece babama bazı eşcinsel eğilimlerim olduğunu söyledim. Şok oldu, başından aşağı kaynar sular döküldü ama sakin olmasını  ve her şeyi kontrol altına aldığımı söyledim. Tedavi görüyor olmam onu çok rahatlattı.

Bütün gece hiç uyuyamadık terapiye de uykusuz gittiğim için benim açımdan pek verimli geçmedi çünkü algılarım kapalıydı, mal gibiydim ama babam açısından muhteşem geçti. Zaten bu terapi benim değil babamın terapisi gibiydi. Eşcinsel olmadığımı sadece özgüven eksikliği ve sosyal fobim olduğunu öğrenince çok rahatladı ve terapiden çok mutlu ayrıldı. Babam çok değişti pamuk gibi bi adam oldu bana karşı çok ilgili hatta bokunu çıkardı işteyken bile zırt pırt arıyor. Hiç alışık değilim böyle şeylere. G.t korkusu adama neler yaptırıyor işte görüyorsunuz aman oğlum eşcinsel olmasın diye çok geç de olsa baba olmaya karar verdi tebrik ediyoruz kendisini. Babam iyileşme sürecim için her şeyi yapmaya hazır ama bu bana samimi gelmiyor. Ben öldükten sonra mezarıma çiçek getirmişsin ne fayda ? Yaşarken verecektin. Neyse Hüseyin Bey’in teşviğiyle şans veriyorum babama. Terapi çok verimli geçti baba oğul ilişkimizin dinamiği çok düzeldi hatta kusursuz oldu diyebilirim. Annem hala zırdeli ama onu doktor paklamaz onun çaresi ölüm. Bu söylemim size çok acımasız gelebilir ama yıllardır hem kendisinin hem de ailesinin ruh sağlığını bozan toksik biri. Keşke yıllar önce ölseydi belki de bu satırları buraya yazmıyor olacaktım. Ölürse iki gün ağlarım, geçer. Yaşarken her gün ağlıyorum.

Terapiden sonraki 3-4 gün babamın işyerine gittim araba sürme pratiği yaptık.  Daha sonra sınavlarım dolayısıyla yine evde 3-4 gün evde kaldım ve dizi izlemeye de başladım. (Sınavdan 5 puanla kaldım buradan hocama en içten sövgülerimi iletiyorum). Cesaret edip arkadaşlarıma buluşma teklif edemedim. Hüseyin Bey’in verdiği hiçbir ödevi yapmadığım için terapiye gitmeye utandım, bir hafta erteledim. Hüseyin Bey’in karşısına bu şekilde çıkmak istemediğim için kendimi gazladım ve son üç günde üç farklı arkadaşımla kadiköy’de buluştum, zar gibi geziyorum inş. sosyalleşme uğruna korona olmam :) Yarın sabah da Hüseyin Bey ile sosyalleşicem 4/4 sayabiliriz. Amacım her güne farklı bi arkadaş koyup korona olana kadar gezmek. Mesleğim ile alakalı da küçük bir adım attım Udemy’den videolu arduıno eğitim seti aldım onları öğrenicem.
Şimdilik bu kadar sonraki yazımda görüşmek üzere...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Ynt: KOYU GRİ: HETEROSEKSÜEL ERKEKLER DE EŞCİNSEL OLABİLİR Mİ?
« Yanıtla #4 : 18 Eylül 2020, 07:58:30 öö »
Merhaba ben KoyuGri hepinize 4. terapiden selamlar. Artık hayatıma giren erkekler için aşık olmak ifadesi yerine çok sevmek ifadesini kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü ortada aşk maşk yokmuş zaten. Faruk yurtta  tanıştığım ve çok sevdiğim ev arkadaşım. Cemil ise zamanında çok sevdiğim benden 15 yaş büyük bi şerefsiz sadece. (Hem yaşı büyük hem şerefsizliği ahahah)



Bu terapide en çok  Faruk ile olan ilişkim hakkında konuştuk. En sevdiğim aktivitelerden biri Faruk’un gıybetini yapmaktır :) o yüzden çok keyifli geçti. Hüseyin Bey Faruk’a annelik ve kadınlık yaptığımı bunun sağlıksız olduğunu ve erkek erkeğe ilişki kurmam gerektiğini söyledi.



Hüseyin Bey “Annenden nefret ettiğin için annene benzemişsin ilişkilerindeki stratejilerin annelik yapmak. Hayatı annen gibi yaşıyorsun. Birisini başlarda annenin seni sevdiği gibi seviyorsun sonra annen seninle ilişkini nasıl bitirdiyse  sen de  Faruk’la olan ilişkini öyle bitirmişsin ve nefret etmişsin” dedi. Bu harika tespitten sonra Hüseyin Beyi alkışladım. Tam nokta atışı yaptı. Sadece Faruk’a karşı değil bütün arkadaşlık ilişkilerimde hep anne gibiyimdir hatta çoğu arkadaşım bana “Baba” diye hitap eder ve herkes de evin babası olduğumu bilir. Tabi onlar erkek gözüyle baktıkları için baba diyorlardı aslında tamamen annelikmiş. Yemekler yaparım, besleyip büyütürüm, derslerine yardımcı olurum, motive ederim, soğuk havalarda fermuarlarını kapatırım, saçımı süpürge ederim, mutlu olmaları için elimden geleni yaparım. İlaçlarını bile alırım. Beni ihmal ederlerse de onlara küserim. Beni sevmediklerini düşünürüm. Nefret ederim onlardan. Düşman olurum. Hatta bazen Faruk’u ve diğer ev arkadaşıma sanki kendim doğurmuş gibi yoğun anaç duygular hissederdim. Uyy benim yavrularım iyi ki doğurmuşum diyip bağrıma basardım :)



Hüseyin Bey “Erkek erkeğe ilişkide erkeksi erkeksi takılmak gerekiyor. Bu kadar fedakarlık yapılmaz ki. Babandan alamadıklarını Cemil’den aldın. Annenden alamadıklarını da anne rolüne girerek Faruk’a vermeye çalıştın. Faruk’la ilgilenmek aslında kendinle ilgilenmek. Sen annen oluyorsun Faruk sen oluyor. Hiçbir gerçekliği yok sağlıksız bir ilişki. Annenden alamadıklarını ona verince mutlu oluyorsun, tatmin oluyorsun. Onu tanrılaştırdın ve bütün borderline‘lar gibi Tanrı seni ihmal etmeye başlayınca da onu yıktın. Tanrı kulu takmamaya başlayınca kul isyan eder ve seni Tanrı yapan benim deyip Tanrı’yı yıkar sen de öyle yıkmışsın. O da yanlış bu da yanlış. Herşeyi Faruk’tan beklediğin için kriz yaratmışsın, gereksiz bi acı yaratmışsın. 7 gün 24 saat Faruk’la takılmasan her şeyi ondan beklemesen diğer insanlarla da sosyalleşsen ona bu kadar ihtiyacın kalmaz. Ki kalmamış da,kendi sosyal çevreni oluşturunca erotizm bitmiş ve ilişkiniz sağlıklı hale gelmiş. İlişkiniz iki insanın gelebileceği maksimum seviyeye gelmiş daha Allah’ından belanı mı istiyorsun. Hastalıklı bi şekilde sevmişsin. Faruk’u çocuğun gibi gördüğün için ondan   çok şey beklemişsin ama Faruk’un bundan haberi yok ki çocuk ne yapsın. Annenin çocuklarının kendisine tapmasını istediği gibi sen de Faruk’un sana tapmasını istemişsin. Gerçek bi sevgi değil. Faruk ile olan ilişkindeki beklentilerini ve rolünü değiştirirsen yani anneden arkadaşa geçersen ilişkiniz uzun yıllar sağlam bi şekilde devam eder. Bu da %100 senin emeğin o yüzden yıkma. Yoğun değersizlik duyguların, yoğun sosyal fobin Faruk sayesinde gitmiş. Faruk olmasaydı psikoloğa gelme cesaretinde bile bulunamazdın çok daha hasta olabilirdin. O yüzden Faruk’a saygı duyabiliriz. Faruk’a hiçbir derdini sıkıntı anlatmıyorsun, anlatman lazım. Herşeyini anlat çünkü sen onun her şeyini biliyorsun. Normal arkadaşlıkta böyle olur. İlişkiniz tek taraflı olmuş sen hep vermişsin vermişsin hiç almamışsın. Ona içini aç, kendini tanıt, dertlerini anlat. Sen onu sırtında taşımışsın bakalım o seni ne kadar taşıyabilecek. Tamam senin kadar taşıyamaz ama bakalım ne kadar çözüm üretecek. Ben anlıyorum bu çok değerli bi ilişki. Sana vefasızlık yaparsa o kendi kaybeder ilişki kurmaktan korkma dedi. Sen bir tane Faruk kaybedersin ama o 10 tane KoyuGri kaybeder” dedi. (Faruk duy bunları)



Yani Faruk ile normal bir arkadaşlık ilişkisi kurmalıyım bunun için ilk adımı Hüseyin Bey’in ittirmesiyle attım ve Faruk’u aradım (normalde hiç arayıp sormam)

“Ben psikoloğa gidiyorum. Aslında özgüven eksikliğim için başvurmuştum ama altından çok başka şeyler de çıktı. Psikolog Borderline kişilik bozukluğu tanısı koydu” dedim.  Faruk hep bu anı beklemişcesine dalga geçti, tabi hiç durur mu “karaktersizsin yani ahahaha karaktersiz” dedi. Zaten sıklıkla karaktersiz olduğumu söylerdi doktor tarafından da tescillenince değmeyin keyfine. Ben zaten malımı bildiğim için onun böyle tepkiler vereceğini Hüseyin Bey’e söylemiştim. Daha sonra ona annemden nefret ettiğim için anneme dönüştüğümü, Faruk ile ve diğer arkadaşlarımla normal bir arkadaşlık ilişkisi kurmak yerine anne-oğul ilişkisi kurduğumu ve aslında Faruk’u kendi yerime ve kendimi de annem yerine koyarak annemden alamadıklarımı Faruk’a verdiğimi söyledim. Psikoloğun “Faruk’tan çok şey beklemişsin, senin Faruk’u bu kadar çok sevdiğinden Faruk’un haberi bile yok. Çocuğun hiçbir suçu yok, bu çocuk sana daha ne yapsın” dediğini ve kafamda senaryolar yazıp çizdiğimi durup durmadık yere ondan nefret ettiğimi söyledim. Yine çok güldü hoşuna gitti şerefsizin :) “bana yaptıklarını da anlat, adama karşı hep beni kötüleme neler çektim senden” dedi. Sonra Faruk’a “yanlış anlama sen şimdi ibneliğe çekersin ama bu öyle bişey değil seni duygusal olarak biraz fazla sevmişim tıpkı bi annenin çocuğunu sevmesi gibi” dedim.

Tebessüm etti ve “bu sevgi en güzel anılarını ve ilklerini benimle yaşadığın için kaynaklanmış olabilir” dedi çok normal ve anlayışla karşıladı. 25 dakika konuştuk gayet keyifli bi konuşmaydı, buzları erittik.

Zaten o her fırsatta beni çok sevdiğini bana hissettiriyordu, beni sevdiğini herkese de söylerdi. Duyardım yakın arkadaşlarımdan. Beni sevdiğinin farkındaydım ama ne bilim işte bana yetmedi ve soğudum ondan. Hepsi borderline zımbırtısının suçu deyip işin içinden sıyrılıcam :)



Bu arada annem ilaç tedavisine başladı. Bilemiyorum onu tedavi edebilecek ilaç üretildi mi ama umarım işe yarar. Dün babamla yine kavga ettik onu biraz ben abarttım ama olsun iyi ki yaptım bi seçim yapmak zorunda olduğu zaman beni seçicek, bu kadar. Başkasını seçerse ben de onun için bi başkası olurum. Bu hep böyle oldu eğer birisi benim yerime bi başkasını seçerse ben bunu hazmedemem ve o kişiyi hayatımdan bile çıkarabilirim. Daha önce yaptım ama bu şahıs babam olduğu için çıkartamıyorum biraz burnu sürtsün bi ara yine affederim. Evde o yokmuş gibi davranıyorum, çıldırıyor. İyi baba rolü 2 gün sürdü  3. günü tırt. Samimiyetsiz olduğu çok barizdi, kanıtlamış oldu. 50 yaşına kadar baba olmayı öğrenemeyen biri sonrasında nasıl öğrenebilir ki ? Hüseyin Bey sağolsun babamı o kadar çok rahatlattı ki babam o küçük aklıyla terapi görmeme bile gerek olmadığını söylüyor. Oysa ki Hüseyin Bey ona  “oğlun eşcinsel değil fakat terapi görmezse ileride olur” demişti, kısıtlı zekası bu kadarını hatırlıyor herhalde. İstediği kadar esip gürlesin içindeki öfke kendisine yük, bana hiçbir şey olmaz. Kendisi sürüngen beyniyle çok mutlu oysa evliya olmak için korteksini kullanması lazım. Allah’a yakın olmak için kendinde var olan Allah’ın esmalarını açığa çıkarman gerek şeytanınkileri değil.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3530
    • Profili Görüntüle
Ynt: KOYU GRİ: HETEROSEKSÜEL ERKEKLER DE EŞCİNSEL OLABİLİR Mİ?
« Yanıtla #5 : 09 Ocak 2021, 05:48:13 ös »
Merhabalar ben KoyuGri, bu sefer her zaman olduğu gibi terapide olanları yazmayacağım çünkü son terapinin üstünden neler olduğunu hatırlamayacağım kadar uzun zaman geçti -yaklaşık 4 ay- ama verdiği hissiyatı hatırlıyorum her zamanki gibi keyifliydi. Bu süre zarfında terapi görmek için ambulans ile Hüseyin Bey’e getirilmeye ihtiyacım olduğu zamanlar oldu. Ama gelemedim çünkü param yoktu hala da yok. Babamın da tonla borcu var o yüzden para veremiyor. Hüseyin Bey sayesinde hayatımda ilk defa iş arama özgüvenini ve  gerekliliğini kendimde buldum fakat aylardır iş bulamadım kimse beni işe almıyor herkes tecrübe istiyor ulan pezevenk sen beni işe almazsan ben nasıl tecrübe kazanacağım ?! Neredeyse kötü yola düşmek üzereyim başvurmadığım tek sektör orası kaldı :))) Terapiye ne zaman devam ederim bilmiyorum ama en yakın zamanda olmasını diliyorum. Hüseyin Bey’i de çok özledim. Belki sonraki ayın KYK kredisinden nakit avans çekersem 1 kere gelebilirim ama bu sefer de kredi kartı borcumu ödeyemem. Resmen kötü yol beni çağırıyor :)) Bakın ben demiyorum hayat beni kötü yola itiyor, orospu olmama ramak kaldı :)) işin şakası bi yana orospu bile olmaz benden çünkü cinsel hayatımda tık yok. Vallahi sadece işemek için kullanıyorum acaba menopoza felan mı girdim. Üstelik sadece cinsel hayatım değil bütün hayatım durgun. Arkadaşlık, iş, aşk  ve okul hayatım da bok gibi. Evde yaşayan bir bitkiden farksızım saksım da yatak. Uyku düzenim bombok geceleri hiç uyuyamıyorum sadece gündüzleri uyuyorum, yarasa gibiyim.



     Eski ışıltılı hayatımı çok özlüyorum. Koronadan önce bir rock yıldızı kadar popüler ve sosyaldim. Onlarca arkadaşım vardı şimdi hepsi başka şehirlerde. İstanbul’da yalnızca 1 adet arkadaşım var. Numunelik gibi, BİR! :)) Ondan da pek haz etmiyorum. Ama o bana bayılıyor, herkes bana bayılır. Benden daha düşük bilinç seviyesinde olduğu için bi süre sonra bayıyor, tahammül edemiyorum. Aslında onu seviyorum ama kafa açıyo, uyuşmuyoruz ama sosyalleşeceğim diye Hüseyin Bey’e söz verdim katlanıcam artık. Bu arada kan, ter ve gözyaşı eşliğinde Lisans Bitirme Tezimi yazdım. Çok zor oldu, anam ağladı dersem yeridir gerçi benimki kalpsiz olduğu için umursamaz :))



    Az kalsın yine bir erkeğe aşık oluyordum. Hoşlanma duygusunu çok derinden hissettim, yine hayatım kayıcak diye ödüm koptu ama yanlış alarmmış. Bi süre sonra o hoşlantı duygum yok oldu. Kendisi sınıf arkadaşım. Her zamanki gibi konuşuyorduk ama o bana “seni seviyorum” dediği anda benim aptal kalbim sanki hep bu anı bekliyormuşcasına hemen yelkenleri indirdi. Resmen Leyla oldum 1 hafta masumlar apartmanındaki Gülben’e döndüm. Bu arada çocuk samimiyetin dozunu daha da cozuttu, resmen kaşınıyor. Ama ben bu krizi çok iyi yönettim, Hüseyin Bey’in dediği gibi ilişkiyi kesmedim aksine arkadaşlık ilişkime devam ettim. Duygularımı bastırmadım, ondan kaçmadım. En yakın arkadaşım olan Yetkin Arcan’a her şeyi anlattım. Hoşlantı hissim daha sonra kendiliğinden geçti. Elhamdulillahirrabbilalemin. Yüce rabbim teşekkür ederim tekrar bi olmaza aşık olmadığım için. Bu zamana kadarki aşklarım hep platonikti. Umarım sonrakinde turnayı gözünden vururum. Umarım kadın olur ve karşılıklı olur çünkü yeterince şerefsiz erkeğe aşık oldum artık yeter. Platonik aşk kotamı da doldurduğumu düşünüyorum, 3 tane gayet yeterli. Bence çekeceğim kadar çektim artık sefa sürme vaktidir diye düşünüyorum, inşallah. Bu arada hayatımda iyi giden tek şey olan Yetkin Arcan’a Ajda Pekkan’dan bir şarkı armağan etmeden bu yazıyı bitiremeyeceğim “Dert ortağım benim biricik sevgilim söyle senden başka kimim var benim”

KoyuGri

  • Newbie
  • *
  • İleti: 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: KOYU GRİ: HETEROSEKSÜEL ERKEKLER DE EŞCİNSEL OLABİLİR Mİ?
« Yanıtla #6 : 07 Nisan 2021, 04:34:22 öö »
Korkusuzluğunuzdan korkmuş
Korkular edinmişseniz
Öfkesizliğinizden çekmiş
Tövbeler beğenmişseniz
Kimsesizliğinizden kovulmuş
Isırılmış hissetmişseniz
O sizseniz o sizseniz HOŞ GELDİNİZ

Diyerek sizleri Hande Yener’in 2004 çıkışlı her sözü başka bir şiir olan şarkısı ile sizlere “Hoşgeldiniz” diyorum ve hoşça kalmamak için  doğrudan 6. terapime giriş yapıyorum.

(Yazıyı okurken şarkıyı dinlemek isterseniz link  ; https://youtu.be/kB5iw77Eems )

Yılbaşı akşamı iki kişilik home parti verdim. Blu TV’de Ata Demirer Gazinosu izledik acayip keyifliydi. Bir sürü meze ve tatlı yaptım ama malesef alkol yoktu. Aynı masada benim Faruk’a Faruk’un başkasına içtiği ızdırap dolu rakı sofralarını bile özledim. 1,5-2 yıldır içmiyorum keşke tövbe etseydim bari sevap kazanırdım :)) Ben var ya sırf parasız ve sap olduğum için Allah yolundayım. Neyse, yılbaşı akşamı eve gelen arkadaşım gelirken kola yerine silah ve havai fişek getirmiş. Havai fişeği atmasına izin verdim ama kapıdan girdiği anda silah olmaz dedim. Gece 12’de herkes silah atınca çocuk gazı gelip silahı çıkardı. Hayır koy yerine dedim. Biraz sözlü münakaşaya girdik. Ayağa kalkıp balkona doğru ilerledi ben ondan önce gidip balkon kapısının önünde durdum. Buranın aile evi olduğunu ve maganda kurşunundan nefret ettiğimi söyledim. Ama çocuk anlamadı ve aksine sinirlenip bana bağırdı. Tetiği çekti, çekil yoksa silah patlayacak dedi. Ben de ona bağırdım. Beni ilgilendirmiyor, koy onu çantana sonra git nerde sıkıyorsan sık dedim. Evden kovdum. Bu iyice sinirlendi ama ben asla kapıdan çekilmedim.  Sonra oturduk. Derin bir sessizlik olunca gitti. Sanırım hayatımda ilk defa bir erkeğe karşı çıkma ve direnme cesaretini gösterebilmiştim. Kendimi çok güçlü ve iyi hissettim. Benim kendi evimde koyduğum kuralları çiğnenmesine izin vermediğim için kendimle gurur duyuyorum. Hüseyin Bey’de bu tutumumu onayladı, terapiler açısından doğru olanı yapmışım. Hüseyin Bey bu çocuğa karşı daha çok sesimi çıkarmamı hatta sert konuşmamı söyledi. Yapabildim mi hayır ajdjskdk. İnsanlar bam telime basmadığı sürece sesimi çıkaramıyorum. Kırılmasınlar diye çok naif düşünüyorum, umarım bu durumu aşıcam. 

Hala yeni bir arkadaş bulamamıştım (Spoiler : sonraki yazımda bulucam). Aynı arkadaşımla spor salonuna yazıldık ama sadece 1 kere gittikten sonra beni ekti. Motivasyonumu kaybettiğim için ben de bıraktım. Hüseyin Bey spora salonlarındaki erkeklerle kendimi mukayese etmememi söyledi. Onlarda da aşağılık kompleksi var ruhlarındaki problemi çözemeyince bedenlerini tanrılaştırıyorlar dedi. Haklıydı.

Sürekli ablamın çocuklarına sataştığım için Hüseyin Bey sadomazoşist tarafımın olduğunu söyledi. Onları dövsem de psikolojim bozuluyormuş. Çünkü vicdan azabı duyup kendimi suçluyorum. (Not : aylardır çocukları dövmedim belki 1 kere vurmuş olabilirim, bu şekilde bu olayı da kontrol altına almış oldum).

Daha sonra babamın babalık yapamadığı durumlarda erkeklik taslamasından konuştuk. Gücü yetmediği durumlarda dövmekle tehdit ediyor. Üstüme geliyor. Hüseyin Bey, babama direnmeyi bıraktığımda benim mazoşist babamın sadist durumda olduğunu, direnmem ve beni sindirmesine izin vermemem gerektiğini, babaya diklenmeden erkek olunmadığını söyledi.