Gönderen Konu: KOYU GRİ: HETEROSEKSÜEL ERKEKLER DE EŞCİNSEL OLABİLİR Mİ?  (Okunma sayısı 106 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3409
    • Profili Görüntüle
Merhaba bu benim ilk yazım umarım kendime şifa, başkalarına ilham olur. Mahlas olarak “Koyu Gri” yi seçme nedenimin burada açıklayabileceğim kısmı “Koyu Gri ; üstüme karabasan gibi çöken ve bir türlü geçmek bilmeyen yalnızlık, acı ve eşcinsellik gibi altında ezildiğim deneyimleri ve duyguları temsil ediyor”. Bu Koyu Gri geçecek mi yoksa daha mı koyulaşıcak hep birlikte göreceğiz. Kısaca hayat hikayemden ve ilk terapide olup bitenlerden bahsedeceğim.



6-7 yaşlarımda ölüm riski olan bir hastalığa yakalandığım için yaşıtlarımla oynamam, koşmam yasaktı. Diğer çocuklar ile birlikte futbol, basketbol, yakalamaç gibi oyunları oynayamıyordum. Korumacı annem tüm öğretmenlerime ve arkadaşlarıma tembihlediği için  arkadaşlarım beni aralarına almıyorlardı, sanırım toplumdan aforoz edilmemin temeli burada atıldı. Beden dersinde oyun oynayan çocukları hep bir köşede izlerdim. İlerleyen yıllarda tabi ki beni aralarına aldılar ama bu sefer de ben istemedim çünkü becerilerim onlar kadar gelişmemişti top oyunu oynamak için yetersiz ve tecrübesizdim bu da özgüvenimi ve diğer bir çok şeyi zedeledi.

Ben de kendimi bilgisayar oyunlarına verdim. Tüm bu basamakları uygularsanız nur topu gibi bir asosyal oğlan çocuğu oluyorsunuz :)



Ailemle de aram iyi değil annem tahammülü ve otokontrolü  olmayan sinir hastası bir zırdeli. İletişime ve kendini geliştirmeye tamamen kapalı berbat bir insan. Babam da vasat bir baba iyi bir insan olabilir ama iyi bir baba değil. Pek evde durmazdı. Her zaman çatışmalı ve kopuk bir iletişimimiz olmuştur. Annemin sinir krizleri yüzünden bütün çocukluğum boyunca ev savaş alanı gibiydi.



 Tikleri olan bir çocuktum. Orta okulda 2-3 tane yakın arkadaşım vardı ama dışarıya karşı yine asosyal ve çekingendim, sürekli kaygılı ve baskı altında hissediyordum.

13 yaşında bir kıza aşık oldum, hayatımın ilk aşkıydı basit bir çocukluk aşkı değildi, gerçekti. Tek taraflıydı, acılı bir mutsuz son ile bitti. Kızlara olan özgüvenimi ve diğer bir çok şeyi burda kaybetmiş olabilirim.

 

Lisede de durum değişmedi aksine kötüleşti çünkü bir çok zorbalığa ve arkadaş ihanetlerine maruz kaldım. Lise 4’de 17 yaşımdayken 32 yaşında bir erkeğe aşık oldum. Çok mutluydum her şey toz pembeydi sonunda biri kendimi değerli hissetmemi sağlıyordu ve bana şefkat gösteriyordu. Bulutların üstündeydim aşık olduğumu bile anlayamamıştım. Bu aşık olduğum şerefsizi biraz daha açmak gerekirse benimle yakınlık kurdu, sosyal bir insan olmam için emek verdi. Birlikte çok zaman geçirdik gezdik, tozduk, konuştuk, sustuk. İşe yaramış gibiydi kendimi daha rahat ifade edebiliyordum. Ona çok bağlanmıştım bunun adı aşk mı hala bilmiyorum aşk ise bile farklı bir aşktı şefkat dolu bir aşk, cinsellik barındırmayan. Çünkü 17 yıllık hayatım boyunca ne ona ne de başka bir erkeğe cinsel bir göz ile bakmamıştım. Küçükken bir kaç kere arkadaşlarımla ufak cinsel keşiflerim olmuştu ama ergenliğe bile girmediğim için bir şey hissetmedim, onları saymıyorum. Aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü ben heteroseksüeldim. Kadınları çok seviyordum.  Bu kırılma noktasından sonra terazinin dengesi şaştı ve kadınlara olan ilgim azalırken erkeklere olan ilgim arttı ama kadınlara olan ilgim asla tamamen yok olmadı.



Bu süreçte aşık olduğum şerefsize karşı hiçbir eşcinsel davranış göstermedim. O kollarını açmadan ben hiç sarılmadım, o elini uzatmadan ben hiç tokaşlamadım. O bana seni seviyorum demeden ben demedim. Ne zaman ki o bana bir adım geldi ben de ona bir adım gittim. İlişkimizin dinamiği bu şekildeydi bana sevmeyi sevilmeyi öğretiyordu, sevginin her şeyi iyileştirebileceğinden bahsediyordu. Ayrılmaz ikili olmuştuk ta ki saçma sapan bir şekilde babama benim eşcinsel olduğumu ve kendisine aşık olduğumu söyleyene kadar... ulan şerefsiz madem böyle bir düşüncen var gel bana söylesene çok erkeksen niye kaçtın benden defalarca aradım numaramı engelledin.  Sonrası kıyamet...



Söylediği şu cümle aklımdan hiç çıkmıyor ; “Sevgi sınırsızdır sınır olursa sevgi olmaz”. Ben sınırları kaldırdım. Aslında beni kandırmasına yardım etmişim çünkü Hüseyin Bey’e göre durumlar benim sandığım gibi olmamış. Hala üstümdeki bu şoku atlatabilmiş değilim çünkü H.K yaşadığım bu aşka daha önce bakmadığım bir açıdan bakıp bana sundu aslında ben eşcinselliğini bastıran bir şerefsiz tarafından duygusal istismara uğramış bir mağdurmuşum. Hüseyin Bey’in söyledikleri çok mantıklı geldi çünkü 32 yaşındaki bir adam neden sürekli 17 yaşında biriyle takılsın ki ? Kendisinde bana karşı duygusal bir ilgi gelişti ve beni kendine bağladı sonra eşcinsel olmaktan korktuğu için bütün suçu bana atıp ortadan kayboldu. Ruh hastası piç. Ve tüm bunlar olurken başka bir ölümcül hastalığa daha yakalandım. Doktorlar neredeyse öleceğimi söyledi. Genetik bir hastalık olduğu için testleri çok uzun zaman alıyordu ama hangi doktora gittiysek aynı teşhisi koydu. 2-3 yıl sonra öğrendim ki hasta değilmişim sadece bedenimde fiziksel bir bozukluk varmış. Ama o orospu çocukları bana hasta olma ihtimalim olduğumu söylemediler direkt sen hastasın dediler. Yıllarca öleceğimi sandım ama ölüm korkusu dışında çok fazla umrumda değildi, zaten yaşamıyordum. Ona en çok ihtiyacım olduğu zamanda ihanet ederek ve iftira atarak hayatımdan siktirip gitmişti.




Daha sonra 3 yıl yoğun bir depresyon süreci geçirdim yeme bozukluğu oluştuğu için çok kilo aldım. Bir daha kimseyi sevmemek için kimseyle arkadaşlık kurmadım adeta kalbimi asmıştım. Ailem zorla nöro-psikoloğa götürdü EEG gibi bir şey çektiler beynime. Şizofren olma ihtimalimin çok yüksek olduğunu söylediler ve psikoz teşhisi koydular ama teşhisi ve tedaviyi reddettim. Sonuçta bu beynin kimyasal değişime uğraması kadar doğal bir şey yoktu, bence iyi bile dayandı :) Odamdan hiç çıkmadım zorunlu olmadıkça sosyalleşmedim ta ki şehir dışında üniversiteyi kazanana kadar.  Yurttaki oda arkadaşlarım hayatımı değiştirdiler onlar sayesinde çok sosyal ve popüler bir insan oldum. Neredeyse insanlar benimle görüşmek için sıraya girecek kadar yoğun bir sosyal hayatım oldu. Üç yıldır bu durum hala böyle önceki hayatımın aksine artık hep sevilen ve aranan biriyim. (Buradan en gerçek dostum Antep Fıstığına selam gönderiyorum şu hayattaki en çok ihtiyacım olan ama en uzağımdaki insan)



Her şey yolunda gidiyor gibi değil mi hayır mümkün mü öyle bir şey henüz ebem yeterince sikilmedi. Yurttaki oda arkadaşıma da aşık olmuştum. Onunlayken çok mutlu onsuzken de acılar içindeydim. O çok fingirdek biriydi, sürekli kızlarlaydı bu da çok canımı yakardı. Sürekli beraberdik hiç ayrılmazdık hala da öyle yurttan sonra eve çıktık. Zamanla ona olan aşkımı bitirmek için bilerek ve isteyerek çeşitli hatalar yaparak onu kendimdem kendimi de ondan soğutmayı başardım. Çok sevdiğiniz bir şeyi bırakmanın en iyi yolu kendinizi ondan tiksindirmek değil midir ? Tam olarak bunu uyguladım ve başarılı da oldum. Ama Hüseyin Bey’e göre hata etmişim tam tersi üstüne gitmeliymişim. Çünkü güçlü bir arkadaşlık bağıymış sadece. Eşcinsel olma korkularım eşcinsel olmamı daha da tetiklemiş. Artık ona karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Artık aşık değilim sadece arkadaşız. Hatta olsa da olur olmasa da olur artık boş bi insan benim için baya soğudum kendisinden. Son aşk vakası ile birlikte eşcinsel duygularım erotikleşmeye başladı. Erkeklere olan ilgim daha da arttı. Hornet’ten insanlarla buluştum hepsinin sonu hüsran. Biri iğrenç bir insandı, öteki beni görünce koşarak kaçtı ben onu kovaladım ahahah, diğeri sevgilisinden yeni ayrılmış 2 saat boyunca ayrılık acısını anlattı :)) ,sonuncusu ile de arkadaş olduk. Ben bu insanlarla kendimi tanımak için buluştum, ne hissedeceğimi görmek için. Ama hiçbiriyle alakalı bir cinsel birliktelik düşüncem olmadı. Hiçbir şey olmadı içten içe bu tarz bir ilişki istemediğimi fark ettim. Çünkü Hüseyin Bey’in de söylediği gibi ben eşcinsel değildim sadece berbat bir heteroseksüeldim. Eşcinsel bir hayat hayat değildi o yüzden bu şekilde yaşamayı reddettim ve bununla savaşmayı seçtim.



“Bir kere aşkı yenmiştim hayatı yenmek ne kadar zor olabilirdi ?“



Erkeklerle olan ilişki defterini kapattım ve kadınlara yöneldim. Orda da sonuç hüsran ne erkeklerle yapabiliyorum ne kadınlarla... Ben de geneleve gittim. Hayat felsefeme asla uymayan bir davranış ama kendim için fedakarlık yapmam gerekiyordu çok zorlanarak da olsa gittim. Kadın odaya girdiği an vazgeçtim ve sorunun kendisinde olmadığını söyleyerek  özür diledim ama çıkmama izin vermedi. Çok korkmuştum kalbim o kadar hızlı atıyordu ki kadın bile fark etti ve neredeyse öleceğimi söyledi. Erkekliğime dokununca sıçrayarak ondan uzaklaştım, tecavüze uğramış gibiydim. Ağlayarak oradan kaçtım. Nur topu gibi bir travmam daha oldu. Kadınlarla sosyal ve dostluk ilişkimlerim muazzam ama duygusal ilişkilerde ne yapacağımı bilmiyorum. Umarım terapiler sayesinde kadınlara olan hislerim artar. Erkekler ile sosyal ilişki kurmayı tercih etmiyorum erkekler gerizekalı oluyor genelde. Zaten kız arkadaşlarımdan dolayı erkeklere ayıracak  vaktim bile yok.  Ama H.K. erkekler ile de sosyalleşmemi söyledi.



İlk terapiye bir umutla gelmiştim ama artık umuttan daha fazlasına sahibim, kesinliğe. Kesinlikle o terazinin dengesinin tekrar değişeceğine eminim.  Ben bu şekilde doğmadım hislerim sonradan değişti ve bir kere değişen tekrar değişebilir.