Gönderen Konu: TERAPİ GÖRMEDEN EŞCİNSELLİKTEN KURTULMAK yada İYİLEŞMEK MÜMKÜN MÜDÜR?  (Okunma sayısı 211 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam. Talimatınız üzere hislerimi yazacağım size. Aslında bu yazıyı birkaç dakika önce oluşturabilirdim. Lakin " / " işaretini bulamamak beni deli etti. En sonunda pes edip yazıya başladım derken bir kaç dakiki uğraş sonrasında buldum. Obsesif olduğumu söylemiştiniz. Sanırım bu durum da bunun bir göstergesi. Sanırım bunlardan bende az diyemeyeceğimiz kadar olabilir.

Evet. Şimdi asıl konuya geliyorum. İlk terapimden sonra neler hissettim? Cevap: Mutluluk. Evet, kelimenin tam anlamı ile yoğun bir mutluluk duygusu içerisindeyim. Bunca yıldır ilk defa sorunumu olduğu gibi kabul ettim sizin yanınızda. Yetmedi diğer arkadaşların da... Sanırım ilk defa kendimi bir perdenin arkasından değilde nasılsam öyle anlattım. Nikap açtım size ve oradaki diğer arkadaşlara. Ancak şimdi anlıyorum ki ben ne kadar güçlü bir insanmışım. Yıllarca bu yükle yaşayabilmişim. Bu yükün ağırlığını ancak orada indirdiğimde fark ettim.

Sanırım akşama kadar orada oturup gelen giden arkadaşlarla muhabbet edebilirdim. Lakin bu mutluluğum İngilizce öğretmeni olan arkadaşın ailesi ile aramıza katılması ile bir anda rahatsızlık hissine döndü. Belki çok iyi insanlardır ama onlarla açmış olduğum perdenin önünden konuşmak kendimi rahatsız hissetmeme sebep oldu. 5 dakika içerisinde orayı terk ettim. Bu arada kusura bakmayın, sizinle görüşme fırsatım olmadı.

Eve geldim. Sizinle ve diğer arkadaşlarla olan sohbetten biraz anneme bahsettim. Açıkçası bunu çok fazla istediğim söylenemez. Neticede bir sıkıntımı onunla paylaştım ve çözüm konusunda atmış olduğum adımın doğru bir karar olduğunu da paylaşmalıydım düşüncesi ile paylaştım. Aslında anneme, hatta aileme karşı bir süredir böyle hissediyorum. Demek istediğim yaşamış olduğum kötü şeyleri anlatmayı tercih etmiyor olmam. Sanırım yaşadığım kötü ne varsa ilk olarak onu kendi içimde yaşayarak kabullenmek istiyorum. Bunu başarabildiğim de zaten artık üzerine konuşmamı gerektirecek bir şey kalmıyor genellikle. Evet bugün orada yaşadığım şeylerin hiç biri kötü değildi. Ancak bu seferde beni yeteri kadar anlayabileceğini düşünmedim. Bu onun suçu değil elbette. Mesele çok özel ve deneyim gerektiren bir konu. Ve içeriği itibari ile de uygun değil.

Bana verdiğiniz ödevler bu değildi yalnızca. Mastürbasyon konusu. Bu günü haftanın başlangıcı yaptım bu önümüzdeki pazara kadar. İlk mastürbasyonumu bugün yaptım. Belki bir bayan henüz buna müdahil olmadı ancak bir hetero olarak başka hetero ile birlikteydim. Aktif ya da pasiflik sıfatları yüklemedim. Sonra fark ettim ki ben zaten bunu hiç bir zaman yapmıyordum. Ancak sizinle konuşurken, öncesinde de kendimi anlamaya çalıştığım zamanlarda konunun mahiyetine inebilmek amaçlı bu terimleri kullandım.

Şimdi burada çok ilginç bir şeyi paylaşmak istiyorum sizinle. Danışanlarınızdan biri ile uzunca sohbet etme fırsatım oldu. Gerek o, gerekse diğer arkadaşlarda hep kendim ile konuşur gibiydim. Yok sayılamayacak kadar fazla ortak nokta var. Ancak özellikle biri ile olan münasebetim biraz daha keyif verdi bana diğer arkadaşlara kıyasla. Belki size sapkınca gelebilir ama aslında oradan çıkıp eve gidene kadar aklımdaki fikirlerden biri fantezi dünyama onu dahil etmek olmuştu. Ancak bu işe başlamak istediğimde ve mantıklı bir şekil düşündüğümde ondan gerçekten bir insan olarak hoşlandığımı fark ettim ve bunun yakından uzaktan cinsellikle alakası yoktu. Belkide o, sizinle kurduğum profesyonel ilişki dışında kendim olduğum, kendimden bahsederken de bir takım şeylerin arkasına saklanmak zorunda olmadığım ve saklanmadığım ilk insan olduğu için böyle hissediyorum. Neticede bu şekilde davrandığım ve hissettiğim için mutluyum. (Yani bu tahlili yapmış olmamdan ve neticesinden.)

Açıkçası aksi türlü davranmış olsaydım kendimi insanlardan faydalanıyormuş gibi hissederdim ve vicdan azabı çekerdim diye düşünüyorum.  Çünkü bu şuna çok benziyor; sık sık tecavüze uğrayan bir kadın tanıdığımızı varsayalım. O bu sıkıntısından kurtulmak isterken benim onu fantezi dünyama dahil etmem. Bana göre ikisi aynı şey. Ama inanın bana onu buna dahil etmemem ona karşı cinsel bir hissimin olmamasıydı. Sadece sohbetinden keyif aldığım bir arkadaş. Çünkü bu zamana kadar üzülerek fark ettim ki cinsel duygularım harekete geçtiğinde duygularımın esiri oluyorum. Doğru ya da yanlış ayırt etmiyorum ki mevcut sorunum da buna bir delildir. Bu arada o arkadaş .......

Birde kafamda sürekli arkadaşların hikayeleri dönüp duruyor. Yeni ve cesurca olan çok fazla faaliyette bulundum bugün. Zihnen kendimi yorgun hissediyorum.

Bilmiyorum bana "yaz" derken kast ettiğiniz şeyler bunlar mıydı? Daha fazla düşündüm ancak yazacak bir şey bulamadım. İlginiz ve böyle bir işi yaptığınız için teşekkür ederim. İyi çalışmalar.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam;

Söylediğiniz gibi mastürbasyon benim için bir bağımlılık haline gelmiş. Uyuyamadığım zaman, yoğun düşüncelerimden uzaklaşmak istediğim zaman, sıkıldığım zaman yani her zaman mastürbasyon yapıyormuşum. Son bir kaç saatte fark ettim ki bunu yapmak için hep bir sebebim var.

İşin ilginç yanı şu ki; hayatımda canlı veya cansız etkileşimde bulunduğum her şeyin benim kontrolümde olmasını isterim. Daha doğrusu bu etkileşimdeki hislerimin. Bir telefona, internete, bilgisayara veya bir insana bağımlılığım yokken başka bir noktada bağımlılığım çıkması biraz ironik. Ancak tam bana uygun bir bağımlılık. Zahirde hiç bir problem yok, her şey batında...

Peki bu saatte niye bunları yazıyorum? Çünkü bugünü düşünmekten zihnim uyuşmuş gibi. Uyuyamıyorum. Bir sonraki seansımızı, sonraki süreçleri, bir yandan akıp giden ve beni beklemeyen hayatımı...

Her şey yolunda görünmesine rağmen neden zihnim bugün yaşamış olduğum deneyimle bu kadar meşgul? Tabularımı yıkıp, hayatımın olağan akışına zıt bir şey yaptığım için mi? Yoksa hayatımdaki en büyük sırrımı bırakın birine anlatmayı toplamda 8 farklı insana doğrudan ya da dolaylı olarak anlattığım için mi?

Kendim hakkında çözmek istediğim o kadar mesele var ki... Bir sonraki görüşmemizi sabırsızlıkla bekliyorum. O zamana kadar dediklerinize uyacağımı zannediyorum. Neyse ki yazımı tamamlamama az kala uykum gelmeye başladı bile.

Gün içinde fırsatım olmamıştı bu sebeple geçte olsa hayırlı kandiller dilerim. İyi çalışmalar.

Not: Önceki yazımda önümüzdeki pazar gününden kastım 8 gün sonra gelecek olan pazardı. Yoksa görüşmemizin ardından 1,5 günde bütün haklarımı kullanacak değildim. Bir diğer hususta " / " işaretini bulamama sebebim Q klavyeye sahip bir bilgisayarda F klavye ile yazıyor olmam. 10 parmak F klavye eğitiminde özel karakterlerin pek fazla üzerinde durulmadığı için ve çok sık kullanılmadığından yerlerini unuttum. Bütün karmaşa da bu yüzden oluşmuştu...

Not: Yazıyı paylaşmanızda hiç bir sıkıntı yok. Hatta bundan sonraki hiç bir yazımı da. Ben boş bulunup veya durumu size anlatmak için kendi ismimi veya başka bir arkadaşın ismini yazarsam oraları çıkartın yeter. Terapiden önce attığım yazı müstesna. Onu belki ilerleyen zamanlarda paylaşırız. İyi geceler.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Hayırlı sabahlar Hüseyin hocam.

Bu sabah hafif bir baş ağrısı ile uyanmış olsam da ruhen kendimi çok iyi hissediyorum. Dün yaşadığım yoğun düşünceler kafamda yok. Evet hala düşünüyorum ama zihnim berrak. Zihnim rahatladığında mastürbasyon yapma arzum da geçti. Güzel bir sabaha uyandım özetle.

Hazır böyle güzel bir günü yakalamışken öğrencilerim için yazmaya başladığım kitabı bitirmek, korona dolayısı ile evde olan yaşantıma uygun, pazartesiden başlayacak bir program hazırlamak ve kitap/belgesel gibi bir işlerle meşgul olmak istiyorum.

İlaveten evden de olsa spora başlama kararı aldım. Spor yapmak kendimi iyi hissetmeme sebep oluyor. Bu sebeple bunu da programın uygun bir yerine ekleyeceğim.

Şimdilik benden bu kadar. Güzel bir geçirmeniz temennisi ile... İyi çalışmalar dilerim.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Son olarak söz konusu yazarın kitaplarını okumalı mıyım? Bunun bana, terapilerimize ne yönde bir katkısı olur? Galibi bir takım danışanlarınıza da bu kitabı tavsiye etmişsiniz. Ayrıca youtube kanalınızda da bu adamın videolarını gördüm.

Okumam faydalı ise hangi kitabı ile başlamalıyım ve hepsini okumalı mıyım? Malum yazarımızın 3 tane kitabı var.

Utanç ve Bağlanma Yitimi & Onarım Terapisi Pratiği
Erkek Homoseksüeller İçin Onarım Terapisi & Yeni Bir Klinik Yaklaşım
Anne Babalar için Gençlerde Homoseksüelliği Önleme Rehberi

Son kitabı bir eğitmen ve potansyel evli bir hetero olarak okumayı düşündüm. Siz bu konuda ne düşünürsünüz?

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Hayırlı sabahlar Hüseyin hocam.

Dün yazmış olduğum üzere bir takım işler ile meşgul olacaktım. Ancak hiç birini yapmadım desem yeridir. Oldukça tembelce geçirdiğim bir gündü. Günün sonunda 2. mastürbasyon hakkımı kullandım. ("Bu hızla giderse" dediğinizi duyar gibiyim. Merak etmeyin her şey kontrol altında.) Bu sefer yalnızca bir kadın vardı. Gerçek hayatımda onunla sadece sıradan bir arkadaştım. Hayal dünyamda da bu iş birbirinden yalnızca fiziki anlamda hoşlanmış kadın ve erkeğin kuracağı türden bir ilişkiydi.

Normalde bunu size güzel bir haber olarak vermeyi düşündüm. Sonradan fark ettim ki ben zaten size gelmeden de zaman zaman bu işi başarabiliyor hatta birkaç hafta belki birkaç ay bunu sürdürebiliyordum. Bu sefer ne değişti ki? Hislerim bastırılmışlık sıfatından sıyrılıp tabii bir hale ne zaman dönecek? Terapilerimizin bir şekilde bana faydalı olacağına ve nihayetinde bunu başaracağıma inanıyorum. Lakin benim asıl merak ettiğim; benim yapmadığım ne olacak bu terapilerde? Yani biraz daha açmam gerekirse; bana faydalı olacak ve benim daha önceden yapmadığım veya yanlış yaptığım bir şeyler ortaya çıkacak bunu biliyorum. Ancak o şeyler ne diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Yeni bir şeyler öğrenme coşkusu içerisindeyim. Burada konunun ben olması ise bu coşkuyu fevkalade bir seviyeye taşıyor.

Bu arada henüz iki gün oldu biliyorum ancak pornografide yok hayatımda. Tabi ki bunu da daha önceden yaptığım olmuştu. Aslında her iki durum için de benim yaptığımdan farklı olmasının sebebi şu: İlk defa yalnızca kendi doğrularım değilde başka bir insanın da doğrusu oldu bu girişimler. Ben bunları kendim yaparken bir nevi deneme yanılma yöntemiydi ve doğruluğundan kesin emin değildim. Ama şimdi bir profesyonelin de bu şekilde düşündüğünü biliyorum. Dolayısı ile bu yaptıklarımı havada bırakmıyor. Sanki yavaşta olsa sağlam ilerliyorum.

Başka bir farkta şu oldu; Daha önce bu şekilde yaptığımda hoş bir erkek görüntüsü gördüğümde ona bakmaya devam ederdim. Ancak bu sefer bakmamayı daha doğrusu gördüğüm görüntülerdeki kadınlara odaklanmaya karar verdim. O günün sabahında da televizyonda magazin vs programları olması hasebiyle belgesel tarzı bir program izlemeyi tercih etmeyip, oradaki kadınları izledim. Ve gözüme hitap eden olduğunda onlardaki neyi beğendiğimi sordum kendime? Ve bu soruya verebileceğim cevaplarım oldu. Benim için bu biraz odağı yönlendirme meselesiymiş sanki.

Gelelim bu güne. Yine güzel bir sabaha uyandım. Aslında bu dünden daha güzel bir sabah. Çünkü karanlık bir hava var. Sanki her an bir yağmur patlak verecek gibi. Kendimi bildim bileli bu tarz havaları sevmişimdir. Hele fırtına çıksa, gökyüzü inanılmaz renklerle boyansa sormayın keyfimi... Öncesinde bu durumu bu hava benim ruh halimi yansıtıyor derdim. Ama hayır öyle değilmiş. Çünkü hayatımda ufak tefek sıkıntılarım olsa da ben asıl sıkıntımı çözmek adına bir takım çabalar sarf ediyorum. Bu sebeple de çok mutluyum. Hiç olmadığım kadar. Belki bir şeyi çözemedim henüz. Ancak bizler şartlarımız doğrultusunda yaptıklarımızdan sorumluyuz. Ben bu konuda ehil gördüğüm birine gittim yani size... Bana düşen de sizin talimatlarınıza uymak. Bunu yaptığım için de mutluyum.

itiraf etmem gerekiyor ki dünyanın salgın bir hastalıkla boğuşuyor olması üzücü. Ancak sebebini yok saydığımda sürekli insanlarla iletişim halinde olmamakta ne bileyim beni biraz da olsa mutlu ediyor.

Bugün; dün yapamadığım programımı yapacağım. Saat 10'da uzaktan eğitim şeklinde skype üzerinden arapça, ardından da fıkıh ve kuran derslerine katılacağım. Ve muhakkak spora başlayacağım. 5 yıl uzun bir ara...

Son olarak her zaman ufak tefek de olsa narsist yanlarımı görmüşümdür. Ancak dün bana yollamış olduğunuz metinlerin birinde başka bir danışanınızda da bunun olduğunu gördüm. Bu durum da obsesif olmak gibi ortak bir sorun mu? Ya da şöyle sorayım obsesiflik veya narsistlik dozunda olduğunda güzel değil midir?

 Güzel bir gün geçirmeniz temennisi ile, iyi çalışmalar diliyorum.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam.

Dün ile ilgili çok önemli bir detayı vermeyi unuttum. Bir rüya gördüm. Başka bir erkek ile oral ilişki kurmaya çalışıyordum pasif olarak. Tenha bir yer bulmaya çalışıyorduk. En son birisi bizi görür gibi olduğundan başlamadan bitti veya başladı ama devam etmedi. Çok net hatırlamıyorum. Bu çok sinir bozucu bir durum. Maalesef bu problemle ilk karşılaşmam değil. Mevcut sorunumun çözümüne ilişkin bir adım attığım neredeyse her seferde bilinçaltım beni sabote etmeye çalışıyor gibi.

Bundan bağımsız olarak kafamı kurcalayan bir mesele daha var. Bir yerde şöyle bir şey dediğinizi hatırlıyorum. "Normal şartlar altında bir erkeğin en fazla 25 yaşına kadar annesinin yanında kalması lazım. Bu yaştan sonra yavaş yavaş evi ayırması gerekir. Sonrasında da haftada bir telefon çok özledi ise bir ziyaret." Ben medresede eğitim aldığım için anneme her şeyden öte maddi bir bağımlılığım var. Ondan ayrılsam bile bir hafta çok az geldi. En azından telefonla görüşmek için. Ben her medreseden çıktığımda akşam eve gidecek olmama rağmen ilk iş annemi arıyorum. Yani kafamı kurcalayan kısım şu benim tedavimin bir parçası olarak maddi bağımsızlığımı elime alıp bu dediklerinizi yapmam mı gerekecek? Önümüzdeki terapide bunun hakkında konuşmak isterim sizin için de uygun olursa... Sanki bana böyle yapman lazım demişsiniz gibi nasıl olur, ne yaparım, ne işe girerim vs diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

İyi çalışmalar diliyorum.

Not: Bu arada internet sitesinde bir problem var. Sayfa açılmıyor. Bilginiz olsun.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam.

Hala olmayan bir şey üzerine konuştuğumun farkındayım. Ancak az önceki mailim hakkında fark ettim ki beni asıl korkutan şey annemle ilişkimden ziyade (bunun olmadığını söyleyemem) hayatımda bu denli büyük bir değişim yapmak olurdu. İnsan belli bir yaşa ulaştıktan sonra hayatında köklü değişiklikler yapmakta zorlanıyor. Sadece nasıl ve nereden başlayacağımı bilmemek beni endişelendirmişti. Şuanda saçmaladığımın farkındayım hala olmayan bir şey üzerine konuşuyorum. Ama kendime sordum bunlara rağmen terapiye devam eder miydin diye? Cevabım hiç birinin umrumda olmadığıydı. Gerçekten iyileşmek için böyle bir adım atmak çok önemsiz kalıyor. Kendimle barışık olmadığım sürece hangi işi yaptığım hiç önemli değil çünkü beni asla mutlu edemez. Şuan ki tek seçeneğim iyileşmek ve bu doğrultuda adımlar atmak. Tüm bunların üzerine konuşmak isterim.

İyi akşamlar dilerim.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam,

Normalde annem benim için kıymetli bir insandır. Lakin zaman zaman gerçekten anlaşamıyoruz. Genelde tartışma sebeplerimiz belirli konulardır. Mesela odamın ve/veya kitaplarımın düzenini bana sormadan değiştirdiyse bu ciddi bir problemdir benim için. Kaç yıldır birlikteyiz ama o kendine göre hareket ediyor bu konuda. Hele mesele kitaplarım olduğunda ciddi olarak çileden çıkabiliyorum. Çünkü kitaplarımın hepsi konu içeriklerine göre dizilmiştir. Yaklaşık 1500/2000 e yakın kitabım var. Dolayısı ile aradığım bir kitabı en hızlı şekilde bulabilmemin yolu onları bir düzene göre dizmek. Ancak zaman zaman annem odamda ortada gördüğü kitapları orada durmasın diye kaldırıp rastgele bir şekilde kaldırdığında tekrardan o kitaba ihtiyacım olduğunda asla bulamıyorum.

Bir diğer mesele de ve en büyük tartışmalarımıza neden olan şey teyzelerimle olan ilişkim. Her sosyal ilişkide olduğu gibi benim onlarla olan ilişkimde de inişler/çıkışlar olabiliyor. Sorun şu ki; ben bir meseleye tepki verip kandilde vs aramayınca bu problem olabiliyor. Ya da bir süre görmek istememem. Yani özetle ben küçük olduğum için onlarda benim aile büyüklerim olduğu için ne olursa olsun benim alttan almamı bekliyor. Bunu ona bir türlü izah edemiyorum. Benden kendisi gibi olmamı bekliyor. Ben sırf insanlar bir şeyim diye onlara sosyal bir ayrıcalık tanıyamam. Bütün ailesine karşı böyle ancak özellikle bir teyzeme karşı çok hassas.

Bence bir insan evlatlarını her şeyden çok sevmeli, ardından eşi gelmeli. Bunlar ardından da kardeşleri, annesi, babası gelmeli. Ancak bu durum annemde böyle işlemiyor konu özellikle o teyzem olduğunda. Ona o kadar yüz verdi ki hiç utanmadan bir gün şaka ile de karışık olsa ben mi çocukların mı tarzı bir şeyi sorabildi. Annemin cevabı ise teyzem oldu. İlk başta buna çok bozuldum. Kendisi ile bunu konuştuğumda onun bir çocuğu yok asla da olamayacak sizi daha çok sevdiğimi söyleyemezdim ona benzeri bir açıklama yaptı. Bence gereksizdi. Madem o haddini aşarak böyle bir soru sorabiliyor, cevabını da almalıydı.

Şuan anlatmayı gereksiz bulduğum bir çok şey yaşandı o teyzemle.  Sürekli kendisinin bizlerden daha fazla annemi düşündüğünü iddia etmekte.  Biraz argo bir tabir olacak ama sidik yarıştırıyor resmen...  Beni asıl sinir eden şeyse annemin buna müsade etmesi. 50 yaşını aşmış bir kadının bu şimarıklığına tahammül ediyor. Bu da yetmiyor benden bunu yok saymamı istiyor. Nihayetinde bir haddim vardı o da aşılınca hayatımdan çıkarttım onu.

Anneannemin cenazesinde eşi ile aramızda bir münakaşa geçmişti, sonra ben eşine daha fazla onunla konuşmak hatta kendisini görmek istemediğimi söyleyince işler çok çirkinleşti. Teyzem müdahil oldu falan. Halbuki ben olay teyzeme yansımasın, sonuçta annesini kaybetti diye düşünürken eşi ona bu meseleyi tek taraflı anlatınca ben suçlu oluyorum. Olaylar böyle devam ediyor. En son aile senin yüzünden aile bölündü diye bana baskı yapıyor. En sonunda işi tatlıya bağlıyorum ancak teyzemle eşinin ikiyüzlülüğü ortaya çıkıyor. Çünkü onlarda dayımla bir sıkıntı yaşadıklarından aile yine bir araya gelip görüşemiyor. Resmen egolarını tatmin etmişler üzerimde. Allahtan özür dilemedim. Özür dilemiş olsaydım ve neticesi böyle olsaydı çıldırırdım herhalde. Bu arada kimse bana sen haklıymışsın Mehmet Ali ailenin bölünmesinin seninle alakası yokmuş demiyor.

Evet annem üzülmesin diye onunla konuşuyorum. Ama hiç bir şey için aramam, sormam. Annem de bu konuda ne hissettiğimi gayet iyi biliyorken bir tevafuk eseri onunla konuşurken kandilde bir tek onu aramadığım ortaya çıkıyor. Gelmiş bana sen aramamışsın onu, çok üzerinde durmadı ama sesinden belliydi bozulduğu diyor. Bende anneme şöyle söyledim. Anne sen herhalde anlamıyorsun ona karşı ne hissettiğimi? Sadece sana değer verdiğim için onunla bir araya gelip konuşuyorum yoksa böyle bir şeyi asla yapmam. Ama kardeşleri özellikle de o söz konusu olduğunda yaptıklarım asla yeterli değildir. Bana ne dedi biliyor musunuz? Neden korona belası ile uğraştığımız belli...  Önünü arkasının düşünmedi bunu söylerken biliyorum ama gerçekten sinir oldum.Tamam kabul ediyorum ben bir hoca olabilirim. Buna bağlı olarak yani dini bir önder olmam dolayısı ile sosyal ilişkilerimden tutun her halimin insanlara örnek olması gerekir. Bunu da kabul ediyorum. Ancak bende bir insanım nihayetinde ve bu konuda duygularımla hareket etmek istedim.

Birde bu mesele var insanların belki alınları secdeye değmiyor, ama iş beni yargılamaya gelince sen birde bu yolda bir insansın diyorlar. Bu konuda annem müstesnadır, hakkını yemeyeyim. Yani o eleştirirken bu şekilde konuşmaz. Kaldı ki kendisi de bu yolda.

Hasılı kelam sinir bir durum. Asla laf anlatamıyorum anneme. Benim insanlara karşı olumlu ya da olumsuz davranışlarımdan kendisini sorumlu hissediyor sanırım. Benim ayrı bir birey olduğumu ve kendi davranışlarımdan sorumlu olduğumu kabul etmiyor.

İyi günler dilerim...

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba hocam,

Bu olay üzerine düşündüm. Annem sürekli benim kendisi gibi olmamı istiyor diyordum. Aslında benim de ona kızmamın sebebinin olaylara benim düşündüğüm gibi yaklaşmaması olduğunu fark ettim. Gittim kendisi ile konuştum. Seni sürekli böyle suçlarken aynı şeyi sana ben yapıyormuşum, gel bundan sonra ikimiz de birbirimizi olduğu gibi kabul edelim dedim. Esprili bir şekilde tokalaştık ardından sarıldım, öptüm ve gönlünü aldım. Son olarak şunu ekledim gülerek; senin ne kadar aciz olduğunu kabul edeceğim, O da bana bende ne kadar asabi olduğunu dedi. Hasılı kelam olay tatlıya bağlandı.

Bundan bağımsız olarak hala spora falan başlayamadım. Çok tembel geçiriyorum günlerimi. Doğru düzgün derslere bile devam etmiyorum. Sürekli kendim varım kafamda. Bu da diğer şeylere odaklanmamı engelliyor. Allah'tan evdeyim sürekli. Dışarı çıkmak durumunda olsaydık bu tembel ruh hali ile hiç bir şey yapmak istemediğinden ama hayatıma devam etmek zorunda olduğumdan işler biraz daha zor olacaktı benim için. Nihayetinde kendime bir süre daha izin verdim. Bir şekilde kaçırdığım dersleri vs telafi edebilirim nasıl olsa...

İyi bir akşam geçirin, iyi çalışmalar....

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam,

Biraz önce vişne suyu adlı yazıyı okumayı bitirdim ve hakkında düşündüklerimi sizinle paylaşmak istedim.

Hani kurgusal bir kitap okursunuz, sonu aşağı yukarı bellidir. Ama son sayfada ya da son bir paragrafta yazar ters köşe yapar neye uğradığınızı şaşırırsınız... İşte tam olarak bana bu hissi verdi.

Eşcinsel eğilimleri olan, diğer danışanlarınızla konuşan ve kitabı okuyan biri olarak aynı sorunu paylaşan insanların çok fazla ortak yanı olması beni gerçekten şaşırtıyor. Evet şimdiki zamanı kullandım çünkü hala şaşkınlığım geçmiş değil.

Tabi ki bir sürü farklılıklar da vardı. Ama anlatılanların bir çok kısmında kendimi buldum. Obsesiflik, narsistlik, vişne suyu meselesi, güç arzusu şimdilik aklıma gelenler.

Vişne meselesini de tam olarak idrak edebilmiş değilim. Ya uykum geldiği için bazı yerleri algılayamadım ya da gerçekten net değildi. Ancak ilginç bir şekilde kendimi bildim bileli vişne suyu hep önceliğim olmuştur. 1 lt lik karton kutuları kafama diktiğimi hatırlıyorum. Sanıyorum yaklaşık 8-10 yıldır benim için ikinci bir alternatif karışık meyve suyu ve limonata oldu. Benim için ortak noktaları ekşi tat veriyor olmaları. Ama tüm bunlardan bir anlam çıkarmak mantıklı mı tartışılır. Gerçi sizinle vişne üzerine yapılmış olan çalışmayı konuşmak, ardından bir yargıda bulunmak daha doğru olur.

Hasılı kelam tüm bunları okumak kendimi daha net tahlil etmeme yardımcı oldu. Okurken not vs almadım lakin sohbetlerimiz esnasında yeri geldikçe bu tahlillerimi hatırlayacağımı düşünüyorum.

Bu yazıları bana göndermenizdeki amacınız bence tam olarak buydu. Üzerine düşünmem gereken somut şeyler vermek.

İlginiz için müteşekkirim. İyi geceler...

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam,

Dün mastürbasyon konusunda 3. hakkımı da kullandım.  Bu sefer izlediğim bir filmde sevişme sahnesi esnasındaki çıplak kadını hayal ettim. Dediklerinize dikkat ediyorum. Ne erkek ne de kadın cinsel organı görünmüyordu. Arka tarafları görünüyordu ama. Açıkçası erkekle hiç ilgilenmedim. Kadına odaklandım.

Hayırlı günler, iyi çalışmalar.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam,

Öncelikle Sait Faik üzerine yazılanları okudum. Kafam çok karıştı. Orada neyi görmem gerektiğini anlamış değilim. Ancak 7. sınıfta türkçe öğretmenimizin bizi lüzümsuz adam ve şahmerdanın bir arada bulunduğu bir kitabı aldırdığını ve içinden bir takım bölümleri okuttuğunu hatırlıyorum. Ama hangi hikayelerdi bilmiyorum. Bence çok sorumsuzca bir davranışta bulunmuş. Ne yetersiz eğitmenlerimiz var! O yaşlardaki çocukların okuması gereken türden bir yazar değilmiş kendisi.

Saatler sonrasında ise konu ile ilgili yazılmış diğer tezi okudum.  Yani tamamını okumadım yaklaşık 150-200 sayfasını okudum. Konu ile ilgili genel yaklaşımlar, çalışmalar vb şeyler hakkında oldukça malumat edindim.

Son olarak bana H.... isimli arkadaşın numarasını vermişsiniz. Whatsapp'dan kendisine selam verdim. Sonra mesajımı sildim. Bunu yaptım çünkü ne konuşacağımı bilemedim açıkçası. Ne amaçla ona yazmalıyım, bu bir gereklilik mi? benzeri soruları kendime ve size sorduğumda cevap alamayınca bunun en azından şuan için daha doğru bir karar olduğuna karar verdim.

İyi çalışmalar dilerim.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin Hocam,

İtiraf ediyorum tek düşünebildiğim müstakbel terapiler. Acaba Hüseyin hoca ne diyecek, şöyle derse ne yaparım, böyle derse ne yaparım gibi düşüncelerle geçiyor günler. Ve asıl mesele başka eve çıkmak ekonomik bağımsızlığı ele almak gibi bir durumda ne yaparım, çevremdekilere bunu nasıl söylerim? Çok saçma biliyorum. Ortada daha hiçbir şey yok. Ben sanırım her zaman böyleyim. Olmamış senaryolarım var hep. Olmamış şeyler üzerine düşünür ve plan yaparım. Elimde değil...

Birde uyku saatlerim biraz fazla sanıyorum. Gündüz uykularımın biraz dozunu kaçırmış olabilirim. Çünkü hayatımda belirsiz şeylerin olmasını sevmiyorum. Uyursam da gün çabuk geçer bir an önce terapi günü gelir, belirsizlikler ortadan kalkar düşüncesi var kafamda. Sizi ilk bulduğum geçen hafta salı gününden beri bu şekildeyim. Sadece bir gün direndim ve uyumadım. Neticede şunu gördüm: Fazla uykuya fiziksel anlamda bir ihtiyacım yok.

Belki bilinçaltımda mastürbasyona bir sınırlama gelmesi de beni rahatsız ediyor olabilir. Bu da uyku süremin artmasına sebep olabilir. Evet gün içinde veya hafta içinde hiç yapmadığım zamanlarda oldu istisna da olsa. Ancak genelde bu durumlarda cinsel ve fiziksel enerjim de düşüktü. Ve bir günde bir tane ile sınırlı kalmam gerekmiyordu. Ama ilk terapiden sonra bağımlı olduğumu öğrendiğimden beri, enerjim fazla olsa ve istesem bile 2. bir kere yapmadım. Normalde böyle bir enerji ile her gün defalarca yapmasam bile (günlük hayatın yoğunluğundan vakit bulamadığım için) bir kere mutlaka yapardım. Şuan yapma gibi bir arzum yok. Ancak birazda bu benim çabamla oluyor. Yani kendi cinsel arzularımı arttırabileceğini düşündüğüm faaliyetlerde bulunmuyorum.

Aslında zamanlamamız harika diye düşünüyorum. Bir insan boşken, yanlış alışkanlıklarından kurtulabilmeyi başarabiliyorsa zaten normal bir gün geçiriyorken kötü alışkanlıklarına devam etmez.

Size söz, yarından itibaren en fazla 6-8 saat uyumaya gayret edeceğim. Bu gün için artık çok geç. Uykuya yeterince doyduğum için istesem bile daha fazla uyuyamam.

Bu arada spora da başladım. İlk önce yağ oranımı biraz azaltayım dediğim için sadece ip atlıyorum nabzımı yüksek tutarak. Bir iki ay sonra ekseriyetle kendi vücut ağırlığımı kullanarak kas hacmini arttıran ve gücü arttıran farklı antrenman usulleri ile dönüşümlü olarak çalışmayı planlıyorum. Aslında günde yaklaşık 15 dk mı buna ayırıyor olmama rağmen kendimi çok iyi hissettirdiğini söyleyebilirim.

Aslında enerjimi olmayan şeyleri düşünmeye harcamak yerine daha faydalı işlerle meşgul olsam bu ilk terapiden sonra yakaladığım mutluluğu tekrardan yakalarım. Kendim edip, kendim buluyorum.

İyi akşamlar, iyi çalışmalar...

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba hocam,

Bugünkü terapiden sonra çok düşündüm. Her ne kadar medreseyi bırakmak istemiyor, çok seviyor ve gerçekten mutlu olduğumu düşündüğüm bir yerde olsam da, iyileşmeyi daha çok istiyorum. Çünkü hayatımdaki asıl mutsuzluk mevcut problemim. Ve onu gittiğim her yere taşıyorum. Ondan kaçma şansım yok. 27 yaşıma kadar bunu başaramadım. Artık bu yükle yaşamak istemiyorum. Fark ettim ki sizin benden beklentilerinizi yani iyileşmek için atmam gereken adımları var olan yaşantım içerisinde yapamam. Çünkü bunun gerekli olduğunu siz, ben, belki ailem ve bir kaç arkadaşım biliyor olsa da geri kalan insanlar bilmiyorlar. Ve ben iyi bir şey yapmaya çalışırken ait olduğum zümreye laf getirebilirim. Bu sebeple bana çok zor gelmesine rağmen medreseyi bırakma kararı aldım.

Ben böyle sorunlarım olsun istemedim. Başından beri yanlış olduğunu biliyordum ve kendimi bildim bileli bununla mücadele ettim. Yeterli gelmediğini anladığımda işin ehline yani size danıştım. Tedavi sürecimin dolaylı yoldan bu kararı almamı gerektiriyordu.  Eğer bu kararı almasaydım asıl o zaman bu zamana kadar taşıdığım bu yük çok büyük bir günaha dönüşecekti. Çünkü sırf seviyorum veya bir şeylerden çekiniyorum diye vermiş olacaktım medresede kalma kararını. Her ne kadar dışarıdan bakıldığında günah olsa da benim şartlarım için öyle değildir Allah katında. Ben buna inanıyorum. Çünkü ben hep mücadele ettim. Hiç pes etmedim ki... Hatta ve hatta hayatta asla yapmam diye düşündüğüm bir şeyi yaparak bunu hocalarımdan birine anlattım dürüst bir şekilde.

Hocamla konuştuğumda bana ne dediğine inanamayacaksınız. Mevcut sorun hakkında bilgisi olmadığı ve bu anlamda bir eğitim almadığı için sizin yaklaşımınızı pek doğru bulmadı. O bu sorunun evlilikle çözülebileceğine inanıyor. Ben kendisine katılmıyorum. Ancak konuşmanın geneli ve bana olan nazik yaklaşımı dolayısı ile kendisine çok saygı duydum. Zaten çok sevdiğim bir insandı, daha da sevdim. Ve şunu dedi; Evet, senin kesinlikle medreseyi bırakıp iş hayatına başlaman gerekiyor. Hatta bana medresede almış olduğum eğitime yönelik iş bile teklif etti. Ancak bir kaç sebepten ötürü çok kuvvetli ihtimal kabul etmeyeceğim.

Kendisine Allah ile aramdaki muhabbetin zedelenmesinden endişe ettiğimi söylediğimde "kendini asla medreseyi bırakmış diğer insanlarla bir tutma. Seninki bir zorunluluk. Kendi sağlığına dikkat etmen farz olan bir emir" şeklinde tesellide bulundu. Bunların hepsini ben de biliyorum ama onun ağzından duymak beni rahatlattı.

Nedense tüm bunlara rağmen almış olduğum karar beni mutlu etmiş değil. Hala %100 doğru gelmiyor. Hala acaba ben mi zayıftım yeterince mücadele etmedim, bu sorunu aşamadım diye kendime soruyorum. Sonra hayata iki farklı pencereden bakan sizin ve onun dediklerinizi düşünüyorum. Dolaylı yoldan ortak şeyler olduğunu görüyorum. Lakin hala tam olarak kendimi rahatlatamıyorum. Yaşayacağım değişim beni çok korkutuyor belki bundandır. Üstesinden gelememekten korkuyorum. Dünyada boğulmaktan.... Ben medresede iken akıp giden zamanı telafi edememekten, mutlu olamamaktan....

Hah birde medresedeki hocalarıma da bunu açıklama kısmı var. Sağ olsun sınıf hocam telefonuma cevap vermediği ve beni çok umursayıp (!) sonrasında bana dönüş yapmadığı için henüz kendisi ile konuşabilmiş değilim. Tabi ki ona tamamen dürüst davranmayacağım. Üstü kapalı bir şekilde durumdan bahsedip, belki biraz mübalağa ile konuyu kapatacağım. Ancak bu meseleyi halletmemiş olmak beni strese sokuyor.

Tabi annemi de unutmamam lazım. Bu sıkıntımı aşamadığımı söylediğimden beri bana o kadar çok değer verdiğini hissettim ki. Sürekli kendisini, anneliğini sorguluyor. Bu meselede de çok üzüldü. Medrese sadece benim hayalim değil, onun da hayaliydi. Ama ben de, o da bu meseleye bir imtihan diye bakıyoruz. Ama onun üzülüyor olması, kendi anneliğini sorguluyor olması beni çok üzüyor. Her ne kadar bana yansıtmayıp saklasa da benim için üzüldüğünü, bunda kendisinin suçlu olup olmadığını düşündüğünü ben onun ses tonundan, mimiklerinden anlıyorum. Sanırım o da benim gibi endişeli...

Bu arada yanlış anlaşılmaya sebep olmuş olmayayım. İlk onunla istişare ettim bu mesele hakkında ve o da bana "Bence yapman gereken medreseyi bırakman, yine de senin kararın. Sen iyi, mutlu ve sağlıklı ol benim için bu önemli." dedi.

Hani Ayhan (maalesef babam olan şahsiyet) hakkında hiç bir şey hissetmediğimi söylemiştim ya artık hissediyorum. Tam olarak hissettiğim şey şu: Onun kötülüğü o kadar büyüktü ki, şuan hayatımda hala bunun etkilerini görüyorum. Kendimi bildim bileli yaşamış olduğum sıkıntılardan zaten o sorumluydu ve şimdi bundan kurtulabilmem için bir fedakarlıkta bulunmam gerekiyor. Bu yüzden ondan nefret ediyorum. Nefes aldığını biliyor olmak bana rahatsızlık veriyor. Ölmesini istiyorum. Keşke bu haberi alsam günüm ne kadar şenlenir diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Son olarak ağabeyime ve kız kardeşime de bir psikoloğa gittiğimi söyledim. Asıl sebebi bilmiyorlar. Ancak Ayhan dolayısı ile bir takım sosyal sıkıntılar içerisinde olduğumu biliyorlar sadece. Bilen herkes kendisi için benzer temennilerde bulunuyor diyebilirim.

Sanırım hepsi bu kadar. Zihnim uyuştu düşünmekten. İyi geceler dilerim.

Merhaba hocam, bir önceki yazımın ikinci paragrafında günah olan şey mevut problemim elbette. Yani medreseyi bırakmak değil. Yanlış anlaşılıyor okununca...

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba Hüseyin hocam,

Öncelikle sabah çok daha güzel hislerle uyandım. Annemin üzülüyor olması beni hala üzüyor. Ama bu kararımda hemfikir olduk. Ailemin diğer üyelerine sosyal sıkıntılarımdan ötürü bir danışmana gittiğimi neticede böyle bir karar vermem gerektiğini söyledim. Herkesin söylediği kendimi bu kadar net görmem, ve hayatımla ilgili böyle büyük bir karar aldığım için benimle gurur duyduklarıydı. Bir iki insanın düşüncesi dışında bunun benim için bir anlamı yok elbette. Çünkü söyledikleri sahteydi, samimi olduklarına inanmıyorum.

Bunun dışında biraz önce Sınıf hocam ile konuştum. Bir takım sosyal sıkıntılarım dolayısı ile böyle bir karar vermem gerektiğini söyledim. Çok anlayışlı yaklaştı. Keşke sıkıntıların bu raddeye gelmeden benimle paylaşsaydın, yalnız yaşamasaydın. Bu durumu yalnız geçirdiğin için çok üzgünüm. Senin yapman gereken sağlıklı olmak o yüzden doğru bir insana danıştığına inanıyorsan onun dediklerini uygula ve biran önce iyi ol dedi.

Şunu fark ettim dünden beri, benim hayatımda gerçekten kıymetli insanlar varmış. Ama ben takıntılarım sebebi ile kendimi yalnızlaştırıyormuşum.

Yavaş yavaş kendimi daha iyi hissediyorum. Hala yaşayacağım değişim için bir takım korkular yaşıyorum ama iyi olmak için alınması gereken bir risk.

Hayırlı günler dilerim...