Gönderen Konu: TERAPİ GÖRMEDEN EŞCİNSELLİKTEN KURTULMAK yada İYİLEŞMEK MÜMKÜN MÜDÜR?  (Okunma sayısı 1424 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam,

2. yüz yüze terapi (4. terapi) geçtiğimiz terapilerdeki gibi geçmedi pek. Belki araya çok uzun zaman girdiğinden olsa gerek ekseriyetle ben konuştum. Diğer terapilerden çıktıktan sonraki mucizevi etkiler, benliğime dair tespitlerim de olmadı bu sefer. Ancak zaten bildiğim ve inandığım bir şeye sizin kendi geçmişinizden bahsetmeniz ile daha da inandım. O da şu: Yaşadığımız sıkıntılar hep bizlerin daha iyi bir yere gelmesi için aslında.

Bunun dışında size kendimi anlatan ve burada yayınlanmasını istemediğim ilk yazımda bir takım pişmanlıklarımdan bahsetmiştim. Bunlar dışında hayata dair pişmanlıklarım neredeyse hiç. Sadece daha önceki terapilerde bahsettiğimiz doğru/yanlış obsesifliğim yüzünden bana gerçekten değer veren ve olduğum gibi kabul eden bir insanı yapmış olduğu bir yanlışa sebep hayatımdan tamamen çıkartmıştım. Kendisi benim antrenörüm olmakla kalmayıp bana abilik, babalık etmiş bir insandı. Terapilerimizden evvel bir iki kere onunla irtibata geçmeyi denedim ancak bir cevap alamadım. Terapilerimizden sonra ise bu işin peşini bırakmadım. Bildiğiniz taciz ettim adamı.Bizzat yanına gitmek hariç ulaşabileceğim her türlü kanaldan kendisine ulaştım. Ancak bu sefer neticesi güzel oldu. Bir kaç saat önce kendisi ile telefonla görüştüm. Vermiş olduğum aşırı tepki için özür diledim. O da büyüklüğünü gösterip özrümü kabul etti. İlk fırsatta da ziyaretine gideceğim inşaallah. Belki kendisi ile tekrardan çalışma fırsatım bile olabilir.

Tabi bugün yaşananlar bununla da bitmedi. Birazdan anlatacağım iki iş ve önümüzdeki ay terapiye daha sık gelebilme arasında bir seçim yapmak durumundaydım. Ben yapmak istediğiniz şeyden yani tedavi usulünüzden anladığımdan yola çıkarak bu iki işe yöneldim. Zaten bu kararları verip harekete geçmem ile birlikte daha mutlu bir insan oldum diyebilirim.

Bunlardan ilki uzun zamandır kendimi geliştirmek istediğim bir alanda workshop eğitim adını verdikleri kısa bir eğitim sürecine kayıt oldum. Bu hafta perşembe ve cuma günü bununla meşgul olacağım.

İkincisi ise sporda ilgilendiğim alanda bir milli sporcu, aynı zamanda antrenör ile görüştüm. Sanıyorum benden birkaç yaş küçük. Spora bakış açısı önceki antrenörüm ve benim gibi. İnstagramda bir süre yazıştıktan sonra yaklaşık 40 dk telefonla görüştük. Hayata bakış açısından ve karakterinden çok etkilendim. Neticede kendisine saygı duydum. Eğer bir aksilik çıkmaz ise yarın kendisi ile birebir antrenmanlara başlayacağız. Bir kaç antrenman deneme olacak. Sonrasında karşılıklı olarak memnun kalmamız halinde yola birlikte devam edeceğiz.

Özetle bugün güzel bir gündü. Uzun zamandır Allah ile bu kadar yakın hissetmemiştim kendimi. Sanki mücadelem daha sonuna gelmeden ödüllendirilmiş gibi hissettim. Gerçekten mutluyum, huzurluyum.

Kendinize iyi bakın. Sevgiler...

Not: Son olarak bu yazıyı okuyan ve benim gibi cinsel sapkınlıkları olan diğer arkadaşlara hitaben bilin ki; sabreder ve mücadele ederseniz buna değiyor. Allah gerçekten yardım ediyor ve yolumuzu açıyor. İsteyip, mücadele etmek gerekiyor ama... Bazen değil, çoğu zaman yaşadığımız olumsuzluklara rağmen pes etme. Sağlıklı bir birey olmak için ne gerekiyorsa yap, korkma! Göreceksin her şey yoluna girmeye başlayacak.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam,

Öncelikle milli sporcu ile olan antrenmanım ve almış olduğum workshop eğitimi çok keyifliydi. Eğitimden sonra kısa bir süre de olsa acaba bu iş üzerine mi birşeyler yapsam diye düşündüm. Ancak geçiciymiş. Pazartesi günü adliyeye gitmemle birlikte hemen mesleğin havasına girdim. Oradaki durum netleştiği için bir iki büro ile de iletişime geçtim. Bu hafta yada önümüzdeki hafta bir yer ile anlaşmış olacağımı zannediyorum.

Bunun dışında Adliyeye gitmekle bile sosyallik meselesi çözülmüş oldu. Orada başka bir bayan stajyer ile tanıştık. Bir süre sohbet edip staj işlerimizi birlikte hallettik. Sonrasında belirli bir yere kadar yürüyüp ayrıldık. Aslında bunu önceden de yapabilirdim. Ama bir fark vardı. Önceden olsa belirli tabular koyarak kendisi ile iletişime geçerdim. Ancak bu sefer öyle yapmadım. Bir erkek olarak kendime o tabuları koymadan, erkeksi hislerle kendisi ile konuştum. Belki karşı taraf açısından hiç bir şey değişmedi. Ancak benim iç dünyamda her zaman kendime yaşatmaktan men ettiğim bir histi. A ve S ile olan ilişkilerimde bile...

İlişki demişken hatıralarıma size bahsetmediğim ancak bir iki flirt denemem daha geldi. Yani aslında bir şeyleri normalleştirmek adına çok şey yapmışım zamanında. Ama onlar duygusal anlamda bende birşeyleri harakete geçirmemiş olacaklarki zaman içerisinde unutmuşum gitmişler.

Zaman zaman annemle tartıştığımda oluyor. Bugün iş meseleleri yüzünden kendi kendine bir şeyleri evham yapmış. Saçma sapan sebepler, düşünceler... Beni asıl kızdıran evin içinde olmama rağmen benimle konuşmadan kendi kendine düşünmesi. Neticede biraz tartıştık. Sinirlendim. Saçma sapan konuştuğunu söyleyip odayı terk ettim. Sonrasında meseleyi uzatmadım. Kendisi ile de bir daha bu konuyu konuşmadım.

Ardından konuşmak için yengemi aradım. Onunla konuşurken aslında kafamdaki gitgel'in korkularımdan kaynaklandığını fark ettim. Bildiğiniz üzere Avukatlık çok sağlam, ayrıcalıklı bir meslek. Daha adliyede 2 gün vakit geçirmeme ve stajyer olmama rağmen o ayrıcalık o kadar hoşuma gitti ki, onun büyüsüne kapılmaktan korktum. Kibirlenmekten belkide... Hatta o kadar ki ne kadar keyif aldığımdan kimseye doğru dürüst bahsetmedim bile. Ancak yengem bunun bir hata olduğunu ve kibirle alakası olmadığını söyledi. "Sen bir emek verdin ve doğal olarak meyvesini yiyorsun. Bu senin hakkın. Bu ancak bu nimeti için Allah'a şükretmezsen bir kibir olur." dedi. Dedikleri mantıklı geldi. Sanırım ben kendime çok fazla yük bindiriyorum. Şimdi değer verdiğim insanlarla adleyede yaşadığım günü, hisettiklerimi paylaşıyorum.

Gelelim insanlarla sosyallik meselesine... Yakın zamanda sosyal medya hesabı açtığımdan bahsetmiştim. Gün geçtikçe arkadaş sayım artıyor. İşin ilginç kısmı hemen hemen hepsi bir anda benim ortadan kaybolduğumdan yakındı. Tabi soyadımı değiştirdiğim için sosyal medya hesabı açtığımda da beni bulan olmadı. Bir yandan güzel. İnsanlarla güzel ilişkiler kurmuşum. Herkes benimle tekrardan iletişim halinde olduğundan memnun. Henüz kimse ile dışarıda buluşma imkanım olmadı. Aslında bu sosyallik genelde benim de hoşuma gitmeye başladı. Sadece bazı zamanlar eski halime dönüyorum. Bir anda yerlerin altına girmek, kimseden haber almamak kimeseye haber vermemek istiyorum. Bazen sıkılıyorum insanlardan. Sebebini bilmiyorum. Sadece böyle oluyor.

Malum probleme gelirsek şöyle bir değişim fark ettim kendimde. Eskiden dışarıda kendi cinsimde olan ve beni cinsel anlamda cezbeden bir şey gördüğümde usulüne uygun bir şekilde kendimi sakınmazdım. Yani bakmak istiyorsam bakardım. Ancak şimdi öyle değil. Görüyorum ve bakmıyorum. Henüz sadece dışarıda böyle oluyor tabi. İnternette vs. görürsem zaman zaman bakmıyorum desem yalan olur. Ama bu benim iradem dışında karşıma çıkan şeyler.

Bir değişimde şu; kadınların fiziksel özellikleri her zamankinden daha farklı şekilde dikkatimi çekmeye başladı. Yani ben genelde çok dikkatli bir insan olduğum için her detaya dikkat ederim. Ama bu sefer kadınsı detaylar beni cinsel anlamda cezbetmeye başladı.

Mastürbasyon ve pornografi meselesine gelirsek... Mastürbasyon rakamsal anlamda bazen 4'ü buluyor. Günde 1 defa olayına dikkat ediyorum. Ve maalesef zaman zaman pornografi oluyor. Sadece kadın erkek ilişkilerinin olduğu içerikler bunlar...

Sanırım anlatmak istediğim her şey bunlarla sınırlı. Ayarlayabilirsem ve siz de uygun olursanız bu hafta geleceğim. Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam. 4. terapiden bu yana hissettiklerimi yazmak istiyorum.

Bu görüşmemizde yaptığınız bütün tespitler ben de hayranlık uyandırdı diyebilirim. Duygularımı tamamen yok ettiğimi söylediniz. Haklıydınız. Bende size güvenli alanımdan çıkmak istemediğimi söyledim. Ama bu konuşmadan sonra şöyle bir şey oldu. Her zaman hissettiğim ancak en derinlere gömdüğüm yüreğimin duygusal nidaları gün yüzüne çıktı. Sanki mevcudiyeti kabul etmek bile benim duvarlarımı yıkmaya başladı. Ve siz o duvarlara her yerden dokundunuz son terapide. Tabi bende bu değişim sürecini kesinlikle baskılamıyor kucaklamaya çalışıyorum mümkün olduğunca.

Bir de görüşmeden hemen önceki danışanınızın size güzel bir yakınlığı olduğunu fark ettim. Size şöyle dedi: "Korona var diye size sarılmıyorum." Sonra kendi kendime ben bunu asla yapamazdım diye düşündüm. Hayatımın diğer yerlerinde de hep böyle. Bir insana iyi bir fiiliyatta bulunmak istiyorum akabinde sorular kafamda sıralanıyor. Acaba beni yanlış anlar mı, zayıf olduğumu düşünür mü, kadınsı olduğumu mu düşünür ve daha binlercesi. En iyi ihtimal nereden çıktı bu der... Zihnimde iyi bir fiilin iyi netice alması ihtimali yok denecek kadar az. Ben de bunu yok sayıyor ve yapmayı tahayyül ettiğim şeyi yapmıyorum. Aslında sürekli kendimi duygusal olarak baskılayarak yaşıyorum. Ve neticesinde kendi esaretimi oluşturuyorum. Sanırım bundan büyük kötülüğü kimse bana yapamaz.

Tabi olaylar bununla da bitmiyor. Birde bunun tam tersi var. Başka bir insan bana iyi bir davranışta bulunduğu zaman kendimi hemen geri çekiyorum. Başlangıçta fazla samimiyet göstermişse, çok iyi davranıyorsa çoğu zaman o sorıları ben kendime soruyorum. Acaba bunu ne maksatla yaptı, benim duygusal zayıflığımdan yararlanmak mı istiyor... vb. Şimdilik ne yapacağımı, bu sorunu nasıl aşacağımı konuşmamış olsakta şunu yapmaya çalışıyorum: geçmişimde bir şekilde hayatımda olan insanlara şans veriyorum. Halbuki hiç hataları olmayan çok düzgün insanlarmış. Sadece benim önyargım dolayısı ile isimlerini bile öğrenmemişim. Bunu yapmak mesleğim sayesinde çok kolay oluyor. Adliyede her gün geçmişimden bir yüz görüyorum diyebilirim.

Haa unutmadan mesleğim demişken. Size işim hakkındaki gelişmelerden bahsetmiştim. Bir gelişme daha oldu. Bir yandan çalışırken diğer yandan Hakimlik/Savcılık sınavına hazırlanmaya karar verdim ve hemen uzaktan eğitim veren iyi bir kurs takviyesi almaya başladım. Başlarda çok fazla torpil olduğunu ve başaramayacağıma inanıyordum. Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler Allah'ın beni bu işte görmek istediğini düşünmeme neden oldu. Herkesin torpili Ali, Ayşe... Benim torpilim ise Allah. Mücadele edecek ve Allah'ın izni ile başaracağım.

Biliyorum bu yazım çok karmaşık oldu. Ama içim de öyle. Düşüncelerimi zar zor toparlayıp cümle haline getirebildim.

Yazımı sonlandırmadan aklıma sizin hakkınızda gelen bir soruyu sormak istiyorum;

Hani siz her zaman Adalet'in Türkiye de ancak bir yerde bulunabileceğinden bahsedersiniz ya, bu tarifi en az 2-3 kere dinlemiş biri olarak adresin hiç şaşmadığını söylemem mümkün. Hep aynı adresi veriyorsunuz. Sorum ise şu: Orada gerçekten bir Adalet mi var? Varsa öyle bir yerdeki Adaleti siz nereden tanıyorsunuz? :D :D :D

Güzel bir hafta sonu geçirin. En kısa zamanda görüşmek üzere...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle


Merhaba hocam,

Dün yazdıklarıma ilave bir şeyler eklemek istiyorum. Ben duygularımı yok ettim doğru. Ama bunu hayatımın her alanında yapmadım. Buna inanmıyorum. Öyle olsaydım sadece bir arkadaşımın sıkıntısını gidermek için günlerce uğraşmazdım. Ya da bir talebem kursu bıraktığında ne olacak bu çocuğun hali diyerek kafamda yaraların çıkmasına sebep olmazdım. Çok yakın bir zamandan örnek vermek gerekirse ben Ebru Şallı'nın çocuğunun ölümünü öğrendiğimde günlerce televizyona doğru düzgün bakamadım. Bir şekilde baktıysam, onun üzüntüsünü gönülden hissettim ve göz yaşı akıttım. Bir şekilde tehlike hissettiğim yada bu potansiyeli gördüğüm noktada duygularımı tamamen yok ettiğim doğrudur. Duygu ve merhamet gerektirmeyecek işleri de en iyi şekilde yapabileceğime inanıyorum. Ancak bu benim duygularımı kontrollü yaşadığımın göstergesi değil midir? Terapide konuştuklarımızı tekrardan düşününce sizin kastınızın bu olmadığını düşündüm. Ben belirli insanlara karşı kendimi tamamen duygusuzlaştırdığımı iddia ettiğinizi sandım ve bu yüzden size hak verdim. Ben mi yanlış anladım? Aksi durumda bence yanılıyorsunuz. Bunun üzerine konuşmak isterim.

Güzel bir gün yaşayın...










psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Merhaba hocam,

Öncelikle dün yaptığımız terapiye ekseriyetle merak sebebi ile geldim. Acaba her hafta gelsem konuşacak ne var diye? Şimdi diyorum ki; iyi ki randevu almışım.

Bu terapimiz her zamankinden çok daha farklı geçti. Beni ilk defa bu terapide ve bir kaç defa eleştirdiniz. Yanlış anlamayın bu bir şikayet değil, aksine memnuniyet...

Bana söylediğiniz ilk şeyi yaptım. A'nın benim babam olduğunu kabul ediyorum. Ama sadece biyolojik açıdan... İlaveten bazı el becerilerimi kendisinden almış da olabilirim. Lakin bunun hiç bir önemi yok. Velev ki A'ya fiziksel olarak %100 benzesem, bütün becerilerimi kendi genleri sebebi ile almış bile olsam; beni ben yapan şeyler bunlar değil. Beni ben yapan şeyler; hayata dair duruşum, vermiş olduğum ve uyguladığım kararlar. Ben o değilim, hiç bir zaman olmadım ve Allah'ın izni ile de asla olmayacağım.

Sanırım bana yapmamı söylediğiniz en zor şey insanlar karşı örmüş olduğum duvarları yıkmak. İnsanların beni incitmesinden korktuğumu söylediğimde bu "mükemmeliyetçi ben" ile hiç uyuşmadı. Çünkü bana göre incinebilir olmak zayıflıktır. Hadi bu kadar zayıfım o zaman insanları beni incitecek kadar yakınıma almamalıyım. Bu duvarları her indirmeyi denediğimde pişman oldum.

Aslında her şey ben 15 yaşlarında iken başladı. Size bahsetmiştim geniş ailenin bazı üyeleri cinsel kimliğimde bazı problemler olabileceğini düşünüyor. Uydurma bir bahane ile, asıl sebebi bilmeden psikoloğa götürülüyorum. Sonra bir şekilde gerçekleri öğrendiğimde işte o zaman yıkılmıştım. En yakınımdaki insanların arkamdan iş çevirdiğini anlayınca yalnız olmaya karar verdim. Normalde çok duygusal bir insandım. Kalbimde ne hissedersem suratıma yansırdı. Ancak yalnız olmaya karar vermek başka bir şey, olmayı başarmak ise bambaşka... Ve benim için en büyük problem insanlarla bir şeyler paylaşma ihtiyacıydı. Kendi kendimi uzun süreler boyunca eğittim. İyi ya da kötü, küçük ya da büyük, mühim ya de gayr-ı mühim paylaşmak istediğim bir mesele olduğunda o şeyi paylaşmak istemeyene, mevcut meseleyi sindirene kadar kimseye bir şey anlatmadım. Sonrasında bu bir ihtiyaç olmaktan çıktı ve diğer duygusal ihtiyaçlarım de neredeyse sıfırlandı. Ancak bazen o zayıf güçsüz ben ortaya çıkmak istiyordu. Bazen onun arzularına kulak verdim ve duvarlarımı yıktım. Ancak ne kadar aptal olduğunu acı bir şekilde defalarca öğrenmek durumunda kaldım. Her bir tecrübe beni eskisinden çok daha güçlü bir hale getirdi. Onun dışarıya çıkma arzusu hiç sıfırlanmadı ama artık bana sesini çok zor duyurabiliyor. En nihayetinde bu şekilde hissetmemin yanlış olduğunu anlayabildim şuan için. Zaman içerisinde bunu da başaracağım.

Bunların dışında sizinle olan görüşmelerden hayatımdaki 3-4 insana bahsediyorum. Sadece bazı şeylerden konuşuyorum. Tabi bu insanların hiçbiri psikolog ile görüşmemin asıl sebebini bilmiyorlar. Neyse asıl mesele bu insanlardan biri kız kardeşim. Ona bir takım şeyleri anlatıyorum ki onun yoluna ışık olsun. Benim yaptığım sosyal hataları kendisi yapmasın.

Bundan bağımsız olarak dün kız kardeşim ile konuşurken çok önemli bir şey farkettim. Bizim evde tam olarak onun potansiyeline ulaşmamış olsa da bir A daha var. Bazı hareketleri ve davranışları o kadar fazla ona benziyor ki... (Detayları arzu ederseniz önümüzdeki terapilerde konuşabiliriz.) İşte bu sebeple kendisini yani ağabeyimi fazla sevmiyorum.

Ve son olarak hayatımı değiştirdiğimden beri şunu düşünüyorum; beni zamanında kıyafetimden tercihlerimden ötürü kabul etmeyen, dışlayan insanları hayatımı değiştirdikten sonra hayatıma alıp almama meselesini... Bana göre en doğrusu hayatıma almamak. Ama ilerleyen günlerde sizin de düşüncelerinizi dinlemek isterim.

Kendinize çok iyi bakın...