Gönderen Konu: Tanrı Ölmedi: Aile, kültür ve medeniyet adına ‘Tanrı parçacığı’dır.  (Okunma sayısı 407 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3347
    • Profili Görüntüle
Tanrı Ölmedi: Aile, kültür ve medeniyet adına ‘Tanrı parçacığı’dır.

İnsanlık, tanrısallaşmak adına özünü yitirdiğinde yani uzaya gitmek adına dünyayı tarumar ettikçe,
"erkeksiz doğum artık mümkün; kadının kemik iliğinden sperm üretildi" denilerek en cinselinden en dinseline kadar birileri kadının fendi erkeği yendi, yaşasın özgürlük naraları atarken, atomu parçalamak bir yana ailevi değerlerin de paramparça olduğu yeni bir dünya düzeninde koronavirüs insanlığa sesleniyor: Tanrı ölmedi diyor.

İnsanlık Ortadoğu ülkelerinde gözyaşı yetmez; bitmez tükenmez bir şekilde kan akıtırken suskunluğumuza inat koronavirüs insanlığa sesleniyor: hakikati görmeyen gözlerinizden, haksızlık karşısında suskun kalan ağzınızdan, birbirinize hayatı zehir ettiğinizden dolayı nefesinizin kesilmesi için burnunuzdan, ruhunuzu kirlettiğiniz için ellerinizin kirinden siz sorumlusunuz diyor.

Aslında hayatın özünde "ben"im yaşayabilmem için öncelikle "sen"in yaşaman kaçınılmaz bir gereklilikmiş.

Evrenin yaratılışında büyük patlamanın (Big Bang) sonucunda saniyenin milyonda biri kadar ertesinde kütlesiz ve saf enerjili
ilk parçacıklar da etrafa saçıldı. Hiçliğe kütle veren ‘Tanrı parçacığı’ esas adıyla Higss Bozonu'nun Tanrı’nın varlığına ya da yokluğuna dair karar vermekte zorlanan insanlık; yaratılışa meydan okurcasına ölümsüzlüğü ararken
kendi küçük ama tahribatı büyük koronovirüs ile başedebilmek adına kendini zor bela yaşatabilmek için çabalamaktadır. Tanrı'nın meleklerine kör ve sağır kalan insanlığa korona virüsü bıkmadan usanmadan sesleniyor: Tanrı ölmedi.

Koronavirüs bize unuttuğumuz yada terkettiğimiz bütün değerleri yeniden hatırlatıyor. Evde kal ki ailen parçalanmasın yıkılmasın. Başarı putunun peşinde sokaklarda, kaldırımlarda, meydanlarda deli divane koşarken eşimizi, çoluğumuzu çocuğumuzu unuttuysak eğer onlara eskisi gibi değil yeni bir gözle bakmak zorundayız artık. Toplumsal cinsiyet eşitliği adına kadınların dünyasında anneliğin değeri düşerken koronavirüs bizleri eve kapattıkça kadınlar yeniden annelik görevleri ile başbaşa kaldılar. Artık yaşamak adına mecburen aile olmak zorundayız. Aile'den daha kutsal değer peşinde koşan hem erkekler hem de kadınlar nafile bir çaba içinde olduklarını anlamak zorunda kalıyor. Acılarımızı dindirmek, sevgilerimizi paylaşmak adına birbirimize sarılmanın ne kadar önemli olduğunu öğreniyoruz yeniden. Kadınlar olarak, erkekler olarak, insanlık olarak birbirimizin ruhuna dokunmak zorundayız. Kapitalizmin bedeli olarak kaybettiğimiz ruhumuzu yeniden kazanmak zorundayız. Feministler ve cinsel yönelim adı altında eşcinseller özgürlük mücadelesi verirken aile kurumunun tarumar edilmesi hedeflenmektedir. Endüstrinin yeni rant kapısı: Feministler ve eşcinseller.
Feminist kadınlara inat; kürtaja inat, eşcinsellere inat, cinsel özgürlüğe inat, toplumsal cinsiyet eşitliğine inat, İstanbul sözleşmesine inat, aile yeniden yüce bir kurum oluyor. Aile, toplumun temel taşıdır. Aile, kültür ve medeniyet adına ‘Tanrı parçacığı’dır.
Anne varsa çocuk yaşar; anne varsa insanlık yaşar. Sezai Karakoç'a kulak vermek zorundayız belki de;

" Anne ölünce çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde bir siyah çubuk
Ağzında küçük bir leke

Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne

Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne "

İnsanlık, kutsala gitmekten ibaret olan özünü yitirdiğinde artık gidecek hiçbir
yeri yoktur.

Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar yani sözün özü peygamberlerin çocukları, Ortadoğu'da kardeş olmadıkça insanlığın ruhunda kansere dönüşen savaş hücreleri bitmeyecektir. Kanserin yeryüzünün her bölgesine yayılması olayına metastaz adı verilir. İnsanlığın herhangi bir yerinde oluşan bir hastalığın başka bir yere sıçraması, yayılmasıdır metastaz. Kin ve nefret tohumları ekilmişse ruhumuzun derinlerine insanlık gittikleri yerlerde tümör yani terör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Dün Haçlı Seferleri olanın adı bugün İsrail olur.

İnsanlık bir anda Suriye olmadıkça koronavirüs bize bıkmadan usanmadan seslenmeye devam edecek sanırım.

Hayya alel-felah:
Haydi felaha...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3347
    • Profili Görüntüle
Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

İki binli yılların başlarında Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde Gülay Göktürk “Çocuk Pornosu” ve “Bir Deli Bir Örtüyü Kaldırınca” başlıklı yazılarında, Türk toplumunu bu konuda aydınlatmış oldu. Merak edenler internetten bu yazıları okuyabilirler.

Ziya Selçuk ve Zehra Zümrüt Selçuk bir haftalarını, anlatmaya çalışırken zorlandığımız bu konuya ayırsalar. Sabah akşam eşcinsel sitelerinde reşit olmamış çocuklarla, torun torba sahibi olmuş kişilerin nasıl ilişkiler kurduklarını gözleriyle görecekler ve gördüklerine inanamayacaklar. Kadına şiddet, kız çocuklarının eğitilmesi çok önemli bir sorundur; fakat erkek çocuklarının reşit olmadan eşcinsel sitelerinde seks yada tecavüz mağduru olmalarından yetkililerin haberi var mıdır?

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

The Dr. Oz Show adına açıklama yapan bir sözcü programda amaçlarının “düzeltici terapinin tıbbi açılarını ve bu uygulama çevresindeki tartışmaları” değerlendirmek olduğunu belirterek, “Bunun zor bir konu olduğunu biliyoruz. Ancak aynı zamanda bunun, karanlık köşeler yerine The Dr. Oz Show gibi bir platformun süzgecinden geçirilerek yapılmasından memnunuz” dedi.
https://www.youtube.com/watch?v=uwVTDn9gi_A&index=2&list=UUIe19S-aZ6TQNiC1Tsfjviw&fbclid=IwAR0zbKGkQyfz9EwSSJWqK0wNrlt3jgUs8FaATCbrQBuG8E16OTU-1fz01sM

Hüseyin Kaçın: “Din adamlarının eşcinsellik konusundaki
yaklaşımları eksik ve yetersiz”
Hemen her gün eşcinsellik üzerine bir tartışma programının ya da dosyasının yer aldığı Türk
medyasında, son dönemin en dikkati çekici isimlerinden birisi de kuşkusuz Psikolog Hüseyin Kaçın oldu. “Eşcinselleri tedavi eden terapist” olarak tanınan Kaçın,
bu kavramı daha çok tedavi edilmesi şart olan bir rahatsızlık olarak tanımlarken, dindar kesimin konuyu dini referanslarla ele almaya çalışmasına karşı da sert bir çıkışta bulundu. Ka-
çın, “Eşcinsel bireylerin iyileşme sürecinde konuya dini açıdan yaklaşmaları istenmez. Çünkü
eşcinsel eğilimleri olan kişiler bu olaya Lut kavmi, haram, cehennemde yanmak düşünceleri
ile yaklaşırlarsa, bu düşünceler sadece eşcinselleşme sürecini hızlandırır ve kalıcı hale getirir” diyerek, muhafazakar kesime bir anlamda “Burası sizin alanınız değil, uzak durun” mesajı
verdi.
Türk medyasındaki eşcinsellik tartışmalarında öne çıkan bu isimlerden Ali Rıza Demircan,
Hilal Kaplan ve Hüseyin Kaçın, İstanbul’da Hakan Kuyucu’nun sorularını yanıtladı.
https://www.youtube.com/user/escinselterapi izlemek için linki tıklayınız

www.huseyinkacin.com

www.lezbiyenlik.com

www.escinselterapi.net

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

Lut kavmi aslında bugünkü anlamda eşcinsel bir kavim değildir. Evli erkekler olmak bakımından, biseksüel ve sadist kişilik özellikleri gösteren bir toplumdur. İlahiyatadamlarının bugünlerin sorunu olarak eşcinsellik konusunda sağlıklı bir çözüm üretmemelerinin nedeni de budur. Eşcinsel evliliklerin yaygınlaşmasını ve eşcinsellerin evlat edinmelerini Lut kavmi kapsamında değerlendirmek büyük bir yanılgıdır.

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinselliğin Fetvası ve Çözüm Yolları: Nurettin Yıldız

Selamün aleyküm hocam.
Ben soru sormak için değil, bir konuda (haddim
olmayarak belki) tecrübemi paylaşmak için yazıyorum. Eşcinsellik ile ilgili
geçmişte sorulan sorulara verdiğiniz cevaplara baktım da, yetersiz buldum
açıkçası. Nasıl kurtulacağını soran bir eşcinsele vaktini boş geçirmemesi
gerektiğini, evli değilse hemen evlenmesini ve bolca dua etmesini
söylemişsiniz.
Bunların incelemesine geçmeden önce kendimi tanıtayım: Ben 21 yaşında bir
erkeğim. İçinde bulunduğum duygu yükünün eşcinsellik olduğunun 14 yaşımda
farkına vardım. O zamandan beri bunu kendime konduramadım ve araştırmalara
başladım. Eşcinsellik bir hastalıktı ve Allah tedavisi olmayan hiçbir
hastalığı yaratmamıştı. Psikoloğa gitmek istedim ama onlar malum
zihniyetteydi ve “böyle yaşamayı öğren” kestiriyorlardı.

https://www.habervakti.com/escinselligin-fetvasi-ve-cozum-yollari-nurettin-yildiz-makale,1483.html

“Taciz ve tecavüz mağduru erkek çocuklarının büyük bir kısmı, kaçınılmaz olarak ergenlik döneminde pasif eşcinsel olarak kimlik edinirler. Diğer bir kısmı da, seks düşkünü erkek olarak hayatlarına devam ederler. Kız arkadaşları ile büyüleyici aşk serüvenleri diye, duygusal başladıkları ilişkilerini seksle sonlandırırlar. İlişkileri kısa sürer ve konuştukça, kız arkadaşlarının da çocukken taciz ya da tecavüz mağduru olduklarını öğrenebilirler. Çok ileri derecede olmayan taciz mağduru erkek çocukları ise ergenlik sonrası yetişkinlik dönemlerinde, genelde travestilere gitme alışkanlığı edinirler. Travestilere gitme alışkanlığı olan erkekler, çocukluklarında kendilerinden büyük erkekler tarafından dokunma ya da temas olmadan istismar edilmişlerdir. Bu istismar, tecavüz boyutunda değildir. Hatta bilinç düzeyinde unutulmuş bir boyuttadır.”

https://www.habervakti.com/marko-pasa-taciz-ve-tecavuz-magdurlarinin-dertlerini-dinler-ama-derde-deva-olmaz-mi-makale,1384.html

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

www.huseyinkacin.com

14 Nisan 1974 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü 1995 yılı mezunuyum. Hayatınızın kurtarıcısı değil hayallerinizin kurucusu olacak profesyonel dostluk iletişimi.. O kadar!.. www.huseyinkacin.com GSM: 0 555 326 22 91

https://www.habervakti.com/profil/28/psikolog-huseyin-kacin

Tanrı'yı Affeden Erkekler: Eşcinsellikten Kurtulmak Mümkün Müdür?

“Devlet, her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamakla yükümlüdür...”

https://www.habervakti.com/tanri-yi-affeden-erkekler-escinsellikten-kurtulmak-mumkun-mudur-makale,1374.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Eşcinsellik Hastalık Mıdır Yoksa Cinsel Tercih Mi?

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3347
    • Profili Görüntüle
İnsanlığın Yahudileştirilmesi


Yaratılmış olan insan sırlı bir yolculuğa mahkum edilmiştir. Bu yolculuğu erdemli bir şekilde sonlandırdığında insanın ödülü özgürlük (cennet) olacaktır. İnsanın serüveni ile insanlığın serüvenini birbirinden ayrı düşünmek bilgilerimizde ve tecrübelerimizde açmazlara sebep olmaktadır. Aslında insanlığın sosyolojik gelişimini insanın psikolojik gelişimine de uyarlayabiliriz.  İnsanın psikolojik serüveninde her çocuk doğumdan başlayarak 3 yaşına kadar Hz Adem ve Hz Havva’nın cennet hayatını yaşamaktadır. Anne babanın bütün ilgisi kayıtsız şartsız yeni doğmuş çocuğunun üzerindedir. 3 ve 7 yaş arasındaki her çocuk Yahudi'dir. Ne demek istediğimizi açıklarsak; Yahudiler insanlığın şımarık, yaramaz, kolay uslanmaz çocuklarıdır.


https://www.habervakti.com/insanligin-yahudilestirilmesi-makale,1070.html?fbclid=IwAR2DvpiBEPMk7Sa7BHGMD7QH5vEHPOPRR6ZyLnP_B_FHTqWZzUp7uhJhUQY