Gönderen Konu: RUHUMUN EN KARANLIK YÖNÜ OLAN EŞCİNSELLİĞİMLE YÜZLEŞMEK ZORUNDAYIM!  (Okunma sayısı 560 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
İKİNCİ İNGA İNGA
Aslında her şey doğdum anda başladı. İlk ağlayışım belki de bir ayrılışın kısa bir vedanın ya da gerçek
anlamda bir bağlılığın daha başka bir algı boyutuna erişebilmek için bir algı boyutu sürecimin
başlamasının vedasına karşı ağlamaktı. Yaşam şuanda ki hislerime göre her zaman sonsuza dek
devam edecek ve şuanda yalnızca devam eden bir kısmı içerisindeyim. Ancak ne gariptir ki ilk
ağlayışımız aynı zamanda bu dünyada geçireceğim süre boyunca biyolojik beden dediğimiz bu
bedenimizin oluşumu için ne kadar önemli. Yani bir vedanın hüznü ancak o an algılayamadığım ya da
algılıyorsam o algılayışımı şuanda hatırlamadığım ve beş-altı yaşlarından sonra farkına varacağım
dünya yani yeni bir maceranın başlangıcı. Bir ağlayış bile ne çok an ne çok yaşam barındırıyor
içerinde.
İlk ağlayış dünyaya ilk merhaba deyiş ve tabi ki beni bir yönüyle kısıtlayan bir bedenin içerisine ilk
karşılayış. Her şey tıkır tıkır saat gibi işliyor. Biz hiç birşey yapmıyoruz ancak biyolojik bedenimizle
dünyaya hazılanıyoruz. Ancak birşeyler ters gidiyor. Daha doğrusu birşeyler ters gitmiş ben yine
algılayamadan. Ailemde algılayamadan bir şeyleri ters gider hale getirmiş benim için. Aynı şekilde
neredeyse tüm çevremde beni soğuk bir yalnızlığa. Ve bir şeylerin ters gittiğini farketmeye başlama
süreci. Yalnızca biz ve yaşamımız söz konusu bu evrede. Dibine kadar eziklik dibine kadar looserlık
dibine kadar içten içe arabesk bir yaşam. Ters giden şey ise eşcinsel duygular taşıyor olmam.Bunun
dışında bir çok yan etki de var tabi.Panik ataklarım , ani değişen duygu durumlarım, zaman zaman
yaşadığım boşluk hissi, genel olarak depresif ve tek başına bir kişilik. Ve tüm herşeyi bunlardan ibaret
zannediyor ve görüyorum. Kendimi eşcinsel olmakla suçluyor bu duygu ile ne yapacağımı düşünüyor
ara sıra aşık oluyor ve bu tattığım duyguların ne kadar güzel ve uğruna ölünebilecek şeyler olduğunu
düşlüyorum. Beni hassaslaştırıyor bu duygu tek başına benim diğer ögelerimden farklı ayrı bir şey
sanıyorum ama öyle değilmiş.Dünyamda dünyam sandığım şeyde herşey bu duruma göre dizayn
ediliyor bizzat ben tarafından.Her an bilincimin altında bir eşcinsel olduğumu düşünüyorum ve
bununla ne yapacağımı asla bilmiyorum.Korkuyorum daha sonra kendimi korkak olmakla
suçluyorum.Gizliyorum ama kendimi gizlemekle suçluyorum.Çünkü dünyanın büyük bir kısmı bunu
yaşamam ve herkese korkusuzca açıklamam gerektiğinden bahsediyor.Siteler, filmler, buluşma
arenaları, dernekler, sapıklar , forumlar ve içinde bu duyguyu gizli ve benim kendime itiraf ediş halimi
dahi yaşamayan bastıran ve beni her türlü istismara açık hale getiren diğer insanlar.Ancak zaman
geçiyor , geçiyor geçiyor ve bir şeyi anlıyorum.En karanlık yönüm beni karartan ruhumu karartan
yönüm bu.Eşcinsellik.Bununla yüzleşmeliyim.Bunu önce kabul etmeliyim çünkü başka bir çaresi
yok.Peki tamam kabul ettim, bununla ne yapacağım?Derhal bir film aç eşcinsel sexi araştır,
forumlarda dolaş her boş vaktinde çet sitelerine gir hornet vb den birileri ile buluşmaya gir ama şöyle
olsun böyle olsun.Herkesin penis boyutunu merak et erkekleri sadece birer cinsel obje olarak gör
akadaşlık kurabildiklerin hariç.Ve bunu yaşa dene hiçbirşey kaybetmezsin.Fakat istemiyorum
denemek istemiyorum ben seçmedim ki.Ama olsun madem buyuz ozaman kendi mutluluğumuz için
herşeyi yapmayı göze almalıyız her türlü zorluğa katlanmalı ve bunun acısını çekerkende
ağlamalıyız.Daha sonra başka türlü yansımalarla ifade ederiz ve olur biter.Peki Allah?Allah seni biliyor
o affeder.Bir şekilde bende bu günahı işledim derim?Ne yapayım derim?Ya da belki yoktur?Hem o
verdi bana bütün bunları birde hesap mı soracak?İnanmam öyleyse?Ancak bir şeyler yine ters gidiyor
herşeyi başka bir denklemde açıklıyorum ama içimden bir ses hayır sen bu değilsin diyor.Ve sanırım o
çok içten söylediğim bir iki an şu cümleleri; -eğer gerçekten elimde bir güç olsaydı ve bu hislerimi yok
edebilseydim yok ederim.Allahım ben bu duyguları istemiyorum içimden söküp atılması için yapılacak
bir şey olsa keşke ve bende yapsam.Ama yokk!!!!! Evet Allahım kusura bakma ama burayı
atlamışsın.Allah cevap vermiyor.Bilim cevap vermiyor.Psikoloji cevap vermiyor.Sosyoloji cevap
vermiyor.Allahtan bahseden hiçbir kurum ya da kuruluş cevap vermiyor.Sadece bir lanetlenme
öyküsünden bahsediyorlar.Sadece sadece bu iğrenç ilişkilerin dönüdüğü çet siteleri ve porno filmler
cevap veriyor.Birde bizi bize sormadan temsil etme ayrıcalığına sahip olan dernekler.Yani dediğiniz
gibi görünmüyoruz.Heyy ordamısınız bizi gören duyan yok mu?Neden sansürlüyorsunuz bizi?Neden
duymuyorsunuz?
 Ve o iki anda söylediğim sihirli sözler hayatımı yeniden şekillendirmeye başlıyor.Ben gerçekten ne
istiyorum?Ben eşcinsel isem bunu yaşayacağım.Ama halen şüphelerim var bisexüel de olabilirim ama
ne farkeder ki!En iyisi kendimi tanımlamamak .Ben bir kere güzel olan bana güzel gelen herşeye karşı
ilgi duyabiliyorum.Hatta aşık bile olabilirim marjinalliği?İşte böyle bir çok şeyin ardından sancı
çektiğim bir gün bir şekilde dört yıl önce panik atak geçirdiğimde karşıma çıkan ancak ozaman adı ve
numarası dışında hakkında hiçbir fikir sahibi olmadığım bir adam karşıma çıkıyor.Tabi ki ben bunu
daha sonra anımsıyorum.Tıpkı daha sonra anımsadığım ve anımsayacağım binlerce şey gibi.Arıyorum
randevu alıyorum ve terapi sürecim başlıyor.Sanırım onbirinci terapiyi geride bıraktım.Anladığım tek
bir şey varsa o da şu ki ben değişiyorum.Her anlamda değişiyorum.Bu öyle tek bir özelliğinin
değişmesi gibi bir şey değil.Artık dünyaya(dünyama) farkı bir yerden bakıyorum.Her değişim beni çok
mutlu ediyor her değişim sancılı oluyor ama olduktan sonra iyiki diyorum.Hatta şaunda daha ileri
gidiyorum ve diyorum ki iyiki yaşamışım bu eşcinsellik acısını.Çünkü bu durum benim ruhuma
beynime kendime yabancı olmam için önüme bir set çekmiş.Ve az kalsın o yabancıyı kendim sanıp bu
dünya macerasını onunla noktalama yoluna girecektim.Ancak işler öyle değilmiş ben sandığım
düşündüğüm doğru dediğim benim özelliğim dediğim kendimden bir parça olarak bana ait olarak
gördüğüm ne varsa yanılmışım.Ben geçmişin karanlık dehlizinde esir kalmış zincirlerinden
kurtulamayan bir yabancı olarak yaşamışım.Ne ben dediğim ben miş ne o zamanları elimi açıp
algılıyorum zannettiğim Allahım lütfen diye dua ettiğim aslında gerçek Tanrıymış.İyi ki diyorum çünkü
sanırım şöyle bir şansımız var ki bu gözümüzün önüne çekilen örtü diğer bütün kötü ve örtü
olabilecek tüm durumları kendisinde toplamış.Ben hep parçalarla uğraşmışım oysa kaynak yok
olmaya başlayınca parça parça olanlar kendiliğinden yok oluyor.Yani önüme sadece bir dinginlik
temizlenen bir ruh ve akıl geliyor bundan sonra gerçek yaşamına merhaba diyebilirsin diye de güzel
güzel sesleniyor bana.Yine bir veda ve bu kez doğduğum anda ki kadar sesi ve alenen olmasa da epey
bir göz yaşı ile bir veda.İşte şimdi de bu göz yaşları ruhumun gelişim kaynağı oluyor.Beynimin gelişim
kaynağı oluyor yeni bir yaşamın hazırlayıcısı oluyor.Bu dünyada ki evrimimin bir parçasını ve benim
için en önemli parçasını tamamlıyorum.Bir veda yine yeni bir başlangıç doğuruyor ve aynı zamanda
öğretiyor ki bu varoluşun sanırım hiç bitmeyecek ve bu şekilde basamak basamak devam edecek…
Güzel bir söz okudum geçenlerde eğer şuan canlı olduğunu hissediyorsan bir zamanlar bu canlılığın
yoktu.Ancak böyle farkedebilirsin.Bu süreç bittiğinde işte neyi nasıl ve ne kadar hissedeceğimi ve
farkedeceğimi şiddetli bir merak ile aynı amanda iple çekerek bekliyorum.Çünkü bir zamanlar ki bu
yirmibeş yıla takbül eder neredeyse hiç farkedememiş olduğum bir şeyi farketmeye
başlayacağım.Lütfen bunu sadece kadınlarla yatabileceğim artık olarak algılamayın.O zaten varlığa
paralel varlığın özünde olan bir şey.
Artık geçmişin karanlık dehlizlerinden çıkıyorum. Geçmişte ne yaşadığıma ne olduğuma ve nasıl
geçtiğine daha fazla odaklanmayacağım. Artık şimdi ve gelecek benim için çok daha önemli. Artık
istemeyi hatırlıyorum. İstediğimde neler olabileceğini düşünüyorum. Ve istiyorum. Ben mutlu bir ilişki
yaşamak istiyorum mesela , güzel huzur veren bir kadınla birlikte olmak hatta belki evlenmek.İçimi
ısıtan bir kadına yemek yapıp onunla romantik bir gece geçirmek istiyorum.Güzel sağlıklı çocuklarımın
olmasını ve onlara ne isim koyacağımı düşündüğüm zamanları yaşamak istiyorum.Buna
inanıyorum.Gerçekten kendimi en iyi ifade edebileceğim arenada olmak istiyorum.Ve başarmak
istiyorum.Paramı kazanmak istiyorum . Dünyada görmediğim ne kadar bana güzel ve özel
hissettirecek yer varsa görmek istiyorum.Sırtıma çantamı alıp sevdiğim bir iki kişiyle gezintiye çıkmak
istiyorum.Yaptığım işi ülkemde kusursuz bir şekilde yapmak ve bu alanda daha önce yapılmamış bir
şeyi yapmak istiyorum.Bunun için tebrik edilmek saygı görmek te istiyorum.Bunun için çok çabalamak
çok öğrenmek çok okumak çok görmek çok izlemek istiyorum.Daha sonra yaptığım iş dünyaya mal
olsun istiyorum ve gerçek bir mücadele olsun istiyorum sonunda kazanacağım bir mücadele.Birkaç
tane yabancı dil öğrenmek istiyorum.Sevmek istiyorum en çokta aslında tüm herşeyi sarmalayıp
bağrıma basmak istiyorum.Sevgi görememiş gerçek sevigiyi tadamamış ne kadar insan varsa onlara
bunun ne olduğunu idrak edip aktarmak istiyorum.Bir sevgi imparatorluğu kurmak istiyorum.Gelip
geçen ne kadar insanoğlu varsa faydalansın diye.Kendimden hiçbir şey eksiltmeden.Hatta artırarak da
bütün bunların olacağına inanıyorum.Bunların hepsinin ötesinde Tanrıdan tam olarak ne istedeğim de
sizinle benim aramda bir sır olarak kalsın.Çok mu iddalı oluyor tüm bunlar dersiniz?Umrumda bile
değil korkmuyorum artık bu saydıklarımı yaşamaktan ve daha sayamadığım yüzlerce şeyi.Aslında artık
istemekten korkmuyorum hayal ederken korkularımı uzaklaştırmaya başladım yanı başımdan.Anlayın
işte kendi içimde ki zehri ırmağı okyanusu …evreni farketmeye başladım hocam.Uyanmak istiyordum
ya sanırım Neo uyanmaya başladı. Artık arsızca istiyorum ve istediğim herşeyi başaracağıma dair
inancım yükseldikçe yükseliyor. Ve beni bana gösterip birde saçmaladığımda saçmaladığımı bana bir
şekilde açıklayan çok sevdiğim değerli bir pusulam var.Kötü günler geride kaldı artık birazda gülelim
falan gibi bir şey kastetmiyorum.İlk ağlayış ve ikinci ağlayış işte bu kez biyolojik uyanış değil ………

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Son terapiden sonra içimde nasıl gittiğimize ve hangi yollarla gittiğimize dair bazı varsayımlar oluştu.Son terapiye çok kapalı geldim, yani size artık tüm kontrolü kendi elime alıyorumu anlatma amacıyla gelmiş gibiydim.Düşünce her anlamda düşünce ve yapmaya çalıştığımız şey olaylarla alakalı düşüncelerimi değiştirmek.Yüzeysel oluyor ancak derinini siz biliyorsunuz.Geçen terapide yaptığımı bir daha hiçbir terapide yapmayacağım.Çünkü bu aslında benim artık iyileşşmeye inancım ve sonuna gelme çabamdan başka bir şey değil.İyileşiyormuyum tabi ki evet.Değişiyormuyum tabi ki evet.Düşünce gücü varmı tabi ki evet.Doğru yoldamıyız tabi ki evet.Ama yirmibeş yıl hocam yirmibeş yıl insan ruhunun bir hapishanede olduğunu farkedince artık çıkmış olayım ya da çıkayım diye direnç  geliştiriyor.Ancak realite şu ki henüz hiçbirşey bitmedi.Sigarayı bırakacağımı ve mastürbasyon yapmamayı deneyeceğimi söylemiştim size.Ancak öyle olmadı.Sigarayı bu hafta içeirsinde defalarca bırakmayı denedim fakat başaramadım.Başarmaya karşı hevesim ve inancım kırıldımı diye soracak olursanız hayır kırılmadı.Eşcinsel içerikler izlemedim veya mastürbasyonlar yüzde 80-90 kadın odaklı oldu.Hatta başlangıç itibarıyla kadın fantezisi gerçekleştirdim.Porno filmlerinde tamamı normal porno filmler oldu.Bu hafta dört kez mastürbasyon yapmış oldum sonuç itibarıyla.Psikolojik olarak bir düşüşte de değilim ve bunlar da eşcinsellik konusu için önemli gelişmeler bence.Ancak tüm geçen yazıda ve geçen terapide bahsettiklerimi uygulayabilmem için beynimi ve ruhumu temizlemem gerekiyor.Arınmam gerekiyor.Tam olarak ta bunu yapıyoruz galiba.Ancak uzun zamandır konuşmadığımız borderline yapıyı da birkaç haftadır çok net gözlemleyebilme şansı yakaladım.Psikolojimde ki zaman zaman zaman zaman yaşanan değşimler.Ve bunlar benim borderline yapım ile ilgili.Düşünmek hayal kurmak düşüncenin bir gücü olması falan bunların hepsi güzel şeyler ya da şuanda hiç olmadığı kadar inanıyorum bu sorunlarımın hepsinden kurtulacağıma.Bir çok anlamda değişiyorum çünkü.Ama öncelikle bu borderline yapının eşcinsellik ve beni olmsuz yönde etkileyen kısımlarından kurtulmam arınmam gerekiyor.Evet tablo kafamda daha çok netleşiyor sanırım.Burada olmaktan bu terapilere katılıyor olmaktan dolayı çok mutluyum.Kendim duvar gibi çarpıyor suratıma çünkü.Ve yüzleşiyorum yüzleştikçe de düzeliyor.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Soğuk bir duşa almak isterdim hep ama bir türlü cesaret edemezdim hani böyle sıcak sıcak suyla yıkanırsın ya en sonunda biter böyle aslında duş dışında her şeyin soğuk olduğunu görürsün. İşte ben en sonunda duşun o en tatlı yerinde soğuk suyu sonuna kadar açıp altında dakikalarca beklemek isterdim. Sonra duştan çıkıp titreye titreye mis kokan yorganımın altına saklanırdım. Sahi ya mis kokan yorganlarım vardı ben çocukken. Ben çocukken o mis kokan yorganımın altına girip titreye titreye ısınmayı beklerdim. Çocukluğum gibi tıpkı. Ama o mis kokan yorganımı hep ıslatırdım ben sonra sabah biraz kızarlardı bana bir daha yapma diye.Bilerek yaptığımı düşünüyorlardı galiba.Bende utanırdım usulca.. Ama bir şeyi bilmiyorlardı. Bir şeyi göremiyorlardı onlar ben mis kokan yastığımı da ıslatırdım saatlerce hem de her gün. Çocukluğum gibi hem de evet evet göz yaşlarında boğardım kendimi işte. Bazen bazen öyle çok ıslatırdım ki yastığımı içim dışıma taşsın tüm evreni sarsın isterdim hatta sarssın ve tek bir soruyla inlesin isterdim tüm evren tek bir soru ve tek bir cevap beni neden kimse sevmiyor? Çocukluğumu saklamışım yorganımın altına oysa bunu çok sonra anladım. O yaşlar kuruduğunda sabah bende kururum diye oysa ben sadece birisi görür diye ıslatmışım yastığımı birisi görsün artık ve sorsun diye -neyin var senin? Sonra sarılsın başımı okşasın bir defa sadece bir defa. Olmazmış ama işte olmuyormuş hayat bu kadar basitken bu kadarda zormuş. Paraya tapıyorlar ya hani en zoru hiçbir maddi karşılığı olmayan bu şeyleri yapmakmış. Biz insanlar zaten tanrımızın istediklerini yapıyoruz diye vicdanımızı rahatlatırken  Tanrının bizden istediğini yapmamak için kıvranır ve kıvrandırır dururuz sadece. Ben bilseydim ki eğer büyünce artık bedenimin değil de ruhumun ihtiyacı olacak o soğuk duşa hiç ıslatır mıydım yastığımı ve yorganını anne? O buz gibi suya bedenimi sokmaktan korkmuş ben ruhumu nasıl sokarım şimdi baba?

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Ynt: RUHUMUN EN KARANLIK YÖNÜ OLAN EŞCİNSELLİĞİMLE YÜZLEŞMEK ZORUNDAYIM!
« Yanıtla #3 : Haziran 27, 2020, 10:32:57 öö »
Huysuz ve Tatlı Kadın
Gece vakti bir ormanlığın içerisinde yıldızların tüm güzelliklerini çekinmeden utanmadan
sergilediklerini gördüğümde doğanın müziğini nasıl bir ahenk içerisinde bir orkestra çalar gibi
ürettiğini duyduğumda aklıma tüm bu karmaşanın farklılıkların içerisinde hayat bulan her şey nasıl bir
bütüne nasıl bir kozmoza dönüştürür kendini izler dinler düşünür dururum. Sonu olmayan biz haz başı
olmayan bir yolculuk gibi gelir bana hep. Biz yalnızca tanıklık ederiz tüm bu olup bitene. Belki bir gün
bende bu kaosun içerisinden olması gerektiği gibi bir kozmoz çıkartabilirim.
Karmaşanın içerisinden hayat oluşuyor, aşk oluşuyor, hayran kaldığımız doğa oluşuyor farklılıklar
varlığı her daim destekliyor. Ben hayatım boyunca kendimi hep farklı hissettim hep yalnız hissettim.
Tüm çocukluğu sessiz gözyaşlarıyla geçen bir insan düşünün ve beni o kalıba yerleştirin kafanızda.
Neden diyeceksiniz? Bunun tam bir cevabı yok inanın. Her zaman beni hiç kimse sevmiyor diye
ağlardım. Belki gerekten sevmediler. Bazı insanları sevmeyiz belki ben birçok insan için o sevmedikleri
olmuştum. Olamaz mı? Olmaz değil ya. Kimi neye zorlayabilirsin ki. Şimdi ufak bir anımı anlatacağım.
Belki satırların aralarına gizlenir yalnızca cevaplar.
Annem beni çocukken başka birisine evlatlık olarak vermeyi kabul etmiş. Bana da artık ben senin
annen değilim demiş. Üzülmüşüm donup kalmışım sonra bavulumu çantamı toplayıp madem öyle
ben de annem kimse onun yanına gitmek istiyorum demişim. Bu çok zoruma gitmişti. Döktüğüm tüm
gözyaşlarının sebebi yalnızca bu değil tabi ki. Artık anneme karşı bir öfkem nefretim de yok. İnsanlar
anlamıyorlar biz anne babalarımıza yürekten kızamıyoruz ki bizim yüreklerimiz dağlanıyor sadece
onun acısıyla bağırıyoruz kaçıyoruz sığınıyoruz. İşin kötü yanı da bu sanırım. Onları suçlamayı kabul
edemiyorsun uzun bir süre. Kendilerinin gösteremediği sevgiyi inatla biz onlara gösterttirmeye
çabalıyoruz. Bundan vazgeçmek insanı çok yalnız hissettiriyor sadece boş sonu gelmeyen anlamsız bir
yalnızlık. Sonra dönüp diyorsun ki ben zaten hep böyle yaşamışım şuanda sadece fark ediyorum.
Annemin yaptığı bu şeyi uzun süre düşündüm kendi içimde. En çok ne zoruma gitti biliyor musunuz?
Annemin şuan da bana nasıl sevgi göstermeye çalıştığı, anneliği nasıl yorumladığı, nasıl diğer
annelerin çocuklarına karşı merhamet dolu uçsuz bucaksız sevgi dolu hisleri taşıdığını görmek. Bunu
görünce sorasım geliyor bir anneye bir an olsun gerçekten ama çocuğundan vazgeçer miydin? Buna
sadece kendi içinde karar versen bile kabulüm. Bunu yapar mıydın? Muhtemelen bunu hayal bile
edemeyecekler. Zihinlerinden o denli uzakta bir olaydır bu. Ve dönüp bakıyorum tüm olup bitene
rağmen. Benim annem buna karar verdi ve son anda engel olan babam çıkmasa belki de başka bir
ailenin oğlu olarak devam edecektim hayatıma. Tüm bu sevgi yani kıran nokta bu. Anneliğe rağmen.
Tüm bu sevgiye rağmen sen nasıl böyle bir vazgeçişe razı gelebildin diyorum. Ben çünkü sonra
kendimi hiç sevemedim. Annem benden vazgeçebildiyse herkes vazgeçebilir diye yaşadım hep.
İnsanın sadece annesi vazgeçmez ondan derler ya. Ben hep bu korkuyla yaşadım. Herkes her şey bir
gün beni bırakıp gidebilirdi. Zaman zaman soğuk tavırlar gördüğümde halen sorgularım içimden acaba
beni tam olarak sevmedi mi bu güzel kadın diye. Ya da bir dostum arkadaşım bana gerçek bir sevgi
göstersin hemen kaçmaya çabalarım. Cevap veremem. Donup kalırım. Sonra derim ki ne de olsa
gerçek değildi bu yaptıkları. Beni bu kadar sevmiş olacak değil ya. Çok garip değil mi? Çok saçma bir
girdap gibi insan içerisinde dönüp dönüp duruyor. Sonucunda nereye çıkabileceğini bilemeden.
Babam en azından bu eksiği kapatabilseydi diyorum kendime belki böyle olmazdı her şey. Ama bir
yokluk hissi sanki tüm sevdiklerini kaybetmişsin gibi. Böyle çok garip işte. İçinde bir yankı
hissediyorsun kimse yok gibi geliyor. Birine sarılmak istiyorsun. Birinin omzunda ağlamak. Birinin
nefesine sığınmak istiyorsun. İnsan bu denli sağlam olması gereken ilişkilerinde dünyaya ilk gözlerini
açtığı insanlarla olan ilişkilerinde içinden çıktığı kadınla olan ilişkisinde şüpheye düşünce bundan
sonra artık yedi milyar insanla da tanışsa o şüphe gitmiyor. Acaba sevmiyor mu? Ya da gerçekten
sevmedi mi acaba? Yanlış bir şey mi yaptım? Beni sever mi ki? Benim saçma hallerime katlanır mı?
Annem tam da şarkıda ki gibi huysuz ve tatlı bir kadın. Burnu fındık ağzı kahve fincanı nazlı korkak tez
canlı asil görüntüsünde gizlenen bir kadın. İşte bu kadın beni terk etti bir kere. Ben onu yirmi yıl sonra
daha yeni terk edebildim…

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Selamlar, ben yine büyük karmaşaların içerisindeyim. Fakat bu kez çok daha güçlü kalabiliyorum bu
duygu durumu içerisinde. Yazmak istedim size çünkü her zaman böyle oluyor. Ne zaman aklım başıma
gelse sizinle tam olarak bir takım şeyleri konuşmak istesem terapi odasının dışında olduğum
zamanlara denk geliyor. Yüz yüze iletişim çok daha iyi olurdu ancak yazı ile idare edeceğim. Terapiye
geldiğimde şuan yazacaklarım aklımdan uçmuş olabilir. Zaten terapilerde sizin bir atmosferiniz var ve
çoğu kez o atmosferin içerisinde pasifleşmiş hissediyorum kendimi. Bilmiyorum nedenini kötü bir şey
olarak da yazmıyorum bunu sadece durum tespiti.
Kafam çok karışık çünkü bugüne kadar ben eşcinsellikten hep kurtulmak istedim. Kötü bir özelliğim
olarak gördüm her zaman. Öte yandan da en büyük ama en büyük hayalim o fantezilerimi süsleyen
beni her fırsatta baştan çıkaran erkek bedeni ile sabahlara kadar sevişmek sex yapmak olduğunu
tekrar söylememe gerek yoktur. Başka bir hayal (oyunculuk) kurabildiğimde eşcinselliğimle yüzleşme
cesareti gösterebildim. Çok güzel ilerlemelerde kaydettik terapilerde. Kendilik algım çok güçlendi.
Eskiden hem cinsel yaşamımda hem sosyal ilişkilerimde hem anne baba ilişkilerimde kadın veya erkek
hep bir tanrı aradım. Farkında olmadan. Ya şefkatli bir kadındı o ya eli maşalı bir erkekti. Böyle
insanlarla daha kolay iletişim kurabildim onları çektim hayatıma hep. Ancak şimdi tanrıya ihtiyaç
duymuyorum hayatımda. Çünkü ben bir tanrı oldum (!) ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Bunu
fark edebiliyorum. Bu anlamda ilerlediğimi görebiliyorum. Dolayısı ile sizin tanrılığınızda bitmiştir
benim için. Bu durumda kopmak devam etmemek geliyor içimden. Sizi orada öylece yarım kalan bir
hikayenin içerisinde bırakmak. Terk etmek. Hayatımda ilk defa birini tam olarak terk etmek.
Peki kafamı bu kadar karıştıran nedir? Bir sonra ki seansta soruları size ben sormak istiyorum ya da
benim bir yerden başlamam değil de sizin direk olarak bana sorular yöneltmenizi istiyorum. Bu
şekilde sesim karnımdan değil de diyaframımdan çıkar belki. Artık bu ruh hali içerisinde eşcinsellikten
korkmuyorum onu olduğu gibi kabulleniyorum. Onunla çatışmıyorum. Artık beni rahatsız eden bir
durum değil. Eşcinsellikle ilgili post-modern ideolojiyi anlamaya çalışıyorum. Bazen doğru olan o mu
yoksa bu mu diye düşünüyorum. Bunların hepsini basit bir karşı aktarım olarak değerlendirmenize
şaşırmam doğrusu ancak ben yine de başka boyutlarının olduğuna inanıyorum. Bu anlamda sizinle
farklı düşündüğüm konularla ilgili çatışma yaşıyorum aslında. Bunun sebebini tam olarak bilemem.
Ancak şu bir gerçek ki sizden besleniyorum etkileniyorum bunları biliyorsunuz ve kötü şeyler olarak
da görmüyorum. Ancak bu beslenmenin içerisinde ki çatışmaları söylediğim zaman veya konuşmak
istediğim zaman sizi kapalı görüyorum. Aslında amacım bir şey yapmak veya bir şeyi değiştirmek
değil. Sadece kafamda ki sorulara daha net yanıtlar bulabilmek. Yani tartışabilmek.
Mesela sizce eşcinsellere hukuki yönden nasıl davranılmalı? Eşcinsellere toplumsal değerler
silsilesinde nasıl bir tutum sergilenmeli? LGBTİQA+ dernekleri eğer sadece eşcinsel olan insanların
ayrımcılığa ötekileşmeye dışlanmaya maruz kalmasını önlemek isteseydi bu konuda nasıl
düşünürdünüz? Mısırda televizyon ekranlarından eşcinselleri yakın öldürün gibi cümleler sarf eden
din adamları (!)’na nasıl bir tavır takınmak gerekir hukuki yönden ve bu insanların eşcinsellik
sorununa etkileri nedir? Akit gibi yayın organlarından her LGBT muhabbeti geçtiğinde alttan alta
gülerek -göt veren değil mi canım bunlar sonuçta tema sı üzerinden uzun uzun yıllardır hiç
görmedikleri, eşcinsel veya çeşitli cinsel yönelim bozukluğu olan insanlarla ilgili gerçek anlamda;
nefret, aşağılama ve ötekileştirme kokan programlarına karşı ne gibi bir tavır takınılmalı ve yine
toplumda eşcinselliğin yayılmasında ne gibi bir etkileri oluyor. (Eşcinselliğin yayılması derken tezinize
göre bozuk aile ve toplum yapılarının bir sonucu olan eşcinsellik ve çeşitli cinsel yönelim bozuklukları
ortaya çıktığı için. Toplumun o çok değerli dinamiklerine bu tarz içeriklerin ne gibi bir etkisi var
anlamında). Ya da yine çok uzun yıllarca bir insan eşcinsel olduğu için yaşanılası bir hayat
yaşayamamış bu bir bilgidir. Burdan kast ettiğim kendi içsel bunalımları da dahil toplumda bir yerinin
olmayışı ile ilgili. Veya eşcinsel olduğunu belirten bir bireye ne gibi yollar seçenekler sunulabiliyor.
Sizden kaç tane var? Veya her ihtimal dahilinde de olsa kaç eşcinsel dönüşebilir? Bozuk aile
dinamikleri her şeyden daha hızlı yayılıyor. Ve bana sorarsanız bunun sorumlusu dış güçler falan değil.
Tam tersine iç güçler. Hem insanımızın içinde ki hem de toplumsal anlamda içimizde ki güçler.
Bozulan toplumun bir sonucu olan cinsel yönelim bozukluklarına karşı en büyük tepkiyi bana kalırsa
toplumu bozanlar veriyor. Bu da işi çok ironik hale getiriyor. Ciddiye alınamaz hale getiriyor. Mesela
bu ülkede insanların dini neredeyse yoktur. Gerçek bu dur. Bu durum camileri tıka basa dolduranlar
içinde geçerli gece kulüplerinden sınırsız sex yaşantısından vazgeçemeyenler içinde geçerli. Bu
topraklarda sanırım hiçbir zaman bu kadar kendine yabancı bir topluluk yaşamadı. Bu kadar
kendiliğini unutmuş değerlerinin hepsinin içini oya oya işlevsiz ve hatta yoz zararlı hale getirmeyi
başarmış bunu da üstelik yüksek oranda kendi kendine yapmış bir toplum yaşamamıştır bu
topraklarda. Yeni ye dair hiçbir şey üretemeyen sevdiği siyasi partiye oy verdiği zaman ülkesi ve
inançları adına bütün görevlerini yerine getirdiğini zanneden bir toplum herhalde hiç yaşamamıştır.
Dini bir siyaset maşası haline getirerek insanların vicdanlarını yok etmek şeytanın aklına gelmezdi
herhalde. Bu ülkede ki herkesimden sadece yobaz olanları öne çıkabiliyor. Ateistide deistide
müslümanı da koministide. Ailelerimizin içerisini üç kuruş para uğruna yozlaşmış değerler takıntılı
hastalıklı dini inançlar tarikatler ve cemaatler uğruna bu denli oymasalardı ve bizim atalarımızda buna
bir şekilde müsaade etmemeyi seçmiş olsalardı belki bugün bunlar olmazdı. Benim dertlerim bunlar
ve buralarda ki tezatlıklar vicdansızlıklar. Sormak istediğim diğer iki soru da bir insan dışarıdan zorla
müdahale ile eşcinsel olabilir mi? Yani film izleyerek dizi izleyerek. Veya eşcinselleri sosyal yaşamda
görerek. Bunu da merak ediyorum.
Hetrosexuel veya ortalama dindar birisine eşcinsellik deseniz sapıklık diyor. Bakın ben aileme bile
söylemiyorum. Herkes o kadar kolay ahkam kesiyor ki. O kadar çok her şeyi biliyor ki. Her aileye
söylenmez değil elbet ama ben destek değil köstek göreceğime eminim. Annem hacılara hocalara
giderek gece gündüz oğlum cehennemlik bir sapık diyerek ağlayacak babam o aptal örf adetlerine ve
kendi içerisinde ki zayıf erkekliğine sebep asla kaldıramayacak. Bunlarda yine bana negatif ve
bitmeyecek etkiler olarak geri dönecek. Bunlarla enerji harcamak istemiyorum. Bu kısımları
geçiyorum yine istemeden girmiş oldum. Ancak yukarıda ki sorularımın cevaplarını bulamıyorum.
Değişim geçirdikten sonra bunların hepsi hasta demek çok kolay. İki ucu boklu değnek insan neyi nasıl
anlatacağını veya göreceğini şaşırıyor.
LGBT dernekleri ile alakalı detaylı bir araştırma yaptığımda her şeyin toz pembe olmadığını ne denli
siyasi ve ideolojik hatta tüm insanların yaşamalarını istediği bir yaşam tarzı olarak bütünün bir parçası
gibi işlediğini görebiliyorum. Beş altı yaşında trans ameliyatı geçiren çocuklar var. Hiçbir yeteneği veya
ortaya koyduğu bir performans olmadığı halde 7 yaşından itibaren drag-queen ilan edilen ve bu
şekilde yetiştirilen çocuklar var. Pedofiller aslında çocuk istismarcılarına göre çok masumlardır temalı
içerikler bir dolu LGBT sitesi destekçisi etrafında işleniyor görmek isteyen herkes görebilir. Ve bunlar
çok korkunç ilkel ve insanlıktan uzak şeyler. Sorunlar ve hatalı çözümler çok fala belki ancak esas
sorun da doğru çözümleri kimsenin ama kimsenin üretmeye yaklaşmaması.
Neden bunları bu şekilde sorguluyorum? Çünkü sırtımı dönüp hiçbir şey yaşamamış gibi yapamam. Bu
doğru gelmiyor. Aman ya ne de olsa şöyle böyle diyemem. Bununla yaşadıysam buradan bir şeyler
çıkartmalıyım. En azından doğru bakış açısına sahip olabilmeliyim.
Eski bir arkadaşımla görüştüm. Eşcinsel olduğunu anlattı oyun yazıyormuş yaşadıkları ile ilgili. Çok
sorgulamış çok altında ezilmiş tüm bunların. O da gariptir ki birçok şeyin farkında. Hareketin ne denli
siyasallaştığının. Onunla konuştuklarımı detaylıca analatacağım terapide.
Artık beni mutsuz eden diğer bir durum ise şudur. Ben eskisi gibi değilim. Hem de hiç. Eski görüntüler
insanlar muhabbetler eski uğraşlarım beni memnun etmiyor. İyiyim ama herhangi bir şeye karşı beni
harekete geçirecek bir duygu yakalayamıyorum. O eski iştahım yok. Sanki bir parçam yok oluyormuş
gibi geliyor. Bazen tüm bu sürece karşı tüm inancımı yitiriyorum. Bazen tam tersi. Her iki koşulda da
geriye büyük bir boşluk kalıyor. Bir şeyle doldurmak istemediğim bir boşluk. Anlayamıyorum. Her şeyi
siktir edesim var. Ama öte yandan da bir şeylerin değişmesi garibime gidiyor. Geçen eşcinsel porno
filmleri açtım baktım eskisi gibi değil. Porno izlemek eskisi gibi değil. Artık bir tuhaf geliyor her şey.
Herkes gibi hayatın içerisinde ufak tefek problemlere uğraşlara sıkışıp kalmak istiyorum bazen ama
olmuyor. Ne yani hiçbir erkekle sevişemeyecek miyim ben şimdi diyorum bazen kendime. Bazen bir
evladım olduğunu hayal ediyorum. Bazen aklıma kendime ait hayatımda yapmak istediğim işlerle ilgili
hayallere kaptırmak istiyorum ancak orada bir şey bulamıyorum eskisi gibi. Burada kazandığım bazı
bakış açıları beni uzaklaştırıyor gibi. Eskiden umursamazdım çok fazla şeyi. Şimdi öyle olmuyor ister
istemez arasında kalıyorum. İşin garibi ne istediğimi de tam olarak idrak edemiyorum. Öyle boş boş
takılmak kalıyor geriye. Bir cinselliğim kalmadı uzun zamandır biliyorsunuz. Bazen yükseliyorum
nereye boşaltacağımı bilemiyorum. Bir erkeğe hissettiğim o güçlü duyguları artık hiçbir şeye karşı
hissedemiyorum. Bilmiyorum bütün bunlar bana süreci noktalamamı söylüyor gibi geliyor. Evden
uzaklaşmak istiyorum oda olmuyor. Gerçi bizimkilerin bir şey yaptıkları da yok. Patates gibi oldum
iyice. Artık bir çok açıdan değişmiş olsam da bir yandan da karmaşık karma karışık süreçlerin
içerisindeyim. Bu kez gerçekten son terapi olabilir.
Bir de dün gece bir rüya gördüm. O ilk aşık olduğum dediğim üniversiteden arkadaşım vardı ya.
Tamamen bedensel arzular olduğunu söylemiştim. Onu gördüm biraz konuştuk falan filan derken.
Ben her zaman olduğu gibi ona dokunmaya falan başladım. Soyundu boxerinı çıkardı Onunla
oynayarak güya onu tavlamak istiyorum yine. Hep böyle dokunurdum ona sürekli. Sonra penisini
gördüm bir an durup kaldım böyle o ana kadar her şey çok keyifliydi. Dört yıl boyunca hayal ettiğim
şeyi dün gece rüyamda yaşıyordum. Ancak penisini görünce durdum kendi penisimle birlikte yan yana
getirdim birbirine dokundurmak istemedim penisleri çok bir farkı yokmuş gibi bir ruh haline
büründüm. Sonra yumurtalarına falan biraz dokundum. Sonra onun bacakları ve kalçalarıyla
oynayarak onu eğlendirmeye çalıştım ama bir uzaklaşmıştım penis ortaya çıkınca muhabbetten.
Sonra o erekte olmadan ben uyandım. Tabi ki kalktığımda erekte olmuştum ancak başka herhangi bir
durum yoktu. Zaten ben hayatımda bir kez cinsel rüya gördüm o da saçma sapan bir şeydi. Ancak ilk
kez bu kadar ayrıntılı ve net bir cinsel içerikli rüya gördüm diyebilirim.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3391
    • Profili Görüntüle
Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

İki binli yılların başlarında Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde Gülay Göktürk “Çocuk Pornosu” ve “Bir Deli Bir Örtüyü Kaldırınca” başlıklı yazılarında, Türk toplumunu bu konuda aydınlatmış oldu. Merak edenler internetten bu yazıları okuyabilirler.

Ziya Selçuk ve Zehra Zümrüt Selçuk bir haftalarını, anlatmaya çalışırken zorlandığımız bu konuya ayırsalar. Sabah akşam eşcinsel sitelerinde reşit olmamış çocuklarla, torun torba sahibi olmuş kişilerin nasıl ilişkiler kurduklarını gözleriyle görecekler ve gördüklerine inanamayacaklar. Kadına şiddet, kız çocuklarının eğitilmesi çok önemli bir sorundur; fakat erkek çocuklarının reşit olmadan eşcinsel sitelerinde seks yada tecavüz mağduru olmalarından yetkililerin haberi var mıdır?

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

The Dr. Oz Show adına açıklama yapan bir sözcü programda amaçlarının “düzeltici terapinin tıbbi açılarını ve bu uygulama çevresindeki tartışmaları” değerlendirmek olduğunu belirterek, “Bunun zor bir konu olduğunu biliyoruz. Ancak aynı zamanda bunun, karanlık köşeler yerine The Dr. Oz Show gibi bir platformun süzgecinden geçirilerek yapılmasından memnunuz” dedi.
https://www.youtube.com/watch?v=uwVTDn9gi_A&index=2&list=UUIe19S-aZ6TQNiC1Tsfjviw&fbclid=IwAR0zbKGkQyfz9EwSSJWqK0wNrlt3jgUs8FaATCbrQBuG8E16OTU-1fz01sM

Hüseyin Kaçın: “Din adamlarının eşcinsellik konusundaki
yaklaşımları eksik ve yetersiz”
Hemen her gün eşcinsellik üzerine bir tartışma programının ya da dosyasının yer aldığı Türk
medyasında, son dönemin en dikkati çekici isimlerinden birisi de kuşkusuz Psikolog Hüseyin Kaçın oldu. “Eşcinselleri tedavi eden terapist” olarak tanınan Kaçın,
bu kavramı daha çok tedavi edilmesi şart olan bir rahatsızlık olarak tanımlarken, dindar kesimin konuyu dini referanslarla ele almaya çalışmasına karşı da sert bir çıkışta bulundu. Ka-
çın, “Eşcinsel bireylerin iyileşme sürecinde konuya dini açıdan yaklaşmaları istenmez. Çünkü
eşcinsel eğilimleri olan kişiler bu olaya Lut kavmi, haram, cehennemde yanmak düşünceleri
ile yaklaşırlarsa, bu düşünceler sadece eşcinselleşme sürecini hızlandırır ve kalıcı hale getirir” diyerek, muhafazakar kesime bir anlamda “Burası sizin alanınız değil, uzak durun” mesajı
verdi.
Türk medyasındaki eşcinsellik tartışmalarında öne çıkan bu isimlerden Ali Rıza Demircan,
Hilal Kaplan ve Hüseyin Kaçın, İstanbul’da Hakan Kuyucu’nun sorularını yanıtladı.
https://www.youtube.com/user/escinselterapi izlemek için linki tıklayınız

www.huseyinkacin.com

www.lezbiyenlik.com

www.escinselterapi.net

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

Lut kavmi aslında bugünkü anlamda eşcinsel bir kavim değildir. Evli erkekler olmak bakımından, biseksüel ve sadist kişilik özellikleri gösteren bir toplumdur. İlahiyatadamlarının bugünlerin sorunu olarak eşcinsellik konusunda sağlıklı bir çözüm üretmemelerinin nedeni de budur. Eşcinsel evliliklerin yaygınlaşmasını ve eşcinsellerin evlat edinmelerini Lut kavmi kapsamında değerlendirmek büyük bir yanılgıdır.

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinselliğin Fetvası ve Çözüm Yolları: Nurettin Yıldız

Selamün aleyküm hocam.
Ben soru sormak için değil, bir konuda (haddim
olmayarak belki) tecrübemi paylaşmak için yazıyorum. Eşcinsellik ile ilgili
geçmişte sorulan sorulara verdiğiniz cevaplara baktım da, yetersiz buldum
açıkçası. Nasıl kurtulacağını soran bir eşcinsele vaktini boş geçirmemesi
gerektiğini, evli değilse hemen evlenmesini ve bolca dua etmesini
söylemişsiniz.
Bunların incelemesine geçmeden önce kendimi tanıtayım: Ben 21 yaşında bir
erkeğim. İçinde bulunduğum duygu yükünün eşcinsellik olduğunun 14 yaşımda
farkına vardım. O zamandan beri bunu kendime konduramadım ve araştırmalara
başladım. Eşcinsellik bir hastalıktı ve Allah tedavisi olmayan hiçbir
hastalığı yaratmamıştı. Psikoloğa gitmek istedim ama onlar malum
zihniyetteydi ve “böyle yaşamayı öğren” kestiriyorlardı.

https://www.habervakti.com/escinselligin-fetvasi-ve-cozum-yollari-nurettin-yildiz-makale,1483.html

“Taciz ve tecavüz mağduru erkek çocuklarının büyük bir kısmı, kaçınılmaz olarak ergenlik döneminde pasif eşcinsel olarak kimlik edinirler. Diğer bir kısmı da, seks düşkünü erkek olarak hayatlarına devam ederler. Kız arkadaşları ile büyüleyici aşk serüvenleri diye, duygusal başladıkları ilişkilerini seksle sonlandırırlar. İlişkileri kısa sürer ve konuştukça, kız arkadaşlarının da çocukken taciz ya da tecavüz mağduru olduklarını öğrenebilirler. Çok ileri derecede olmayan taciz mağduru erkek çocukları ise ergenlik sonrası yetişkinlik dönemlerinde, genelde travestilere gitme alışkanlığı edinirler. Travestilere gitme alışkanlığı olan erkekler, çocukluklarında kendilerinden büyük erkekler tarafından dokunma ya da temas olmadan istismar edilmişlerdir. Bu istismar, tecavüz boyutunda değildir. Hatta bilinç düzeyinde unutulmuş bir boyuttadır.”

https://www.habervakti.com/marko-pasa-taciz-ve-tecavuz-magdurlarinin-dertlerini-dinler-ama-derde-deva-olmaz-mi-makale,1384.html

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

www.huseyinkacin.com

14 Nisan 1974 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü 1995 yılı mezunuyum. Hayatınızın kurtarıcısı değil hayallerinizin kurucusu olacak profesyonel dostluk iletişimi.. O kadar!.. www.huseyinkacin.com GSM: 0 555 326 22 91

https://www.habervakti.com/profil/28/psikolog-huseyin-kacin

Tanrı'yı Affeden Erkekler: Eşcinsellikten Kurtulmak Mümkün Müdür?

“Devlet, her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamakla yükümlüdür...”

https://www.habervakti.com/tanri-yi-affeden-erkekler-escinsellikten-kurtulmak-mumkun-mudur-makale,1374.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Eşcinsellik Hastalık Mıdır Yoksa Cinsel Tercih Mi?

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html