Gönderen Konu: TIP FAKÜLTESİNDE OKUYORUM: Bilim insanları: 'Eşcinsel geni' diye birşey yok  (Okunma sayısı 592 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Merhaba, ben Metin A. Üniversite bir öğrencisiyim. .........   Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyorum.  Durumumu zaten biliyorsunuz. Ben çekingenç ve utangaç birisiydim, ortamlara  ve değişkenlere alışmam uzun sürdüğü için hayatımın monoton gitmesinden memnun birisiydim. Annemle babam kavga ettiklerinde içimde çok büyütüyordum sanırım çünkü abim her anne babanın ettiği normal kavgalar olduğunu söylemişti. Ama ben o zamanlar abim gibi düşünmüyordum. İlkokul yıllarım gayet iyi geçti. İlkokulda bu durumumun olduğunu hatırlamıyorum. Ortaokula geçerken okul değiştirdim ve her şeyin orda başladığını düşünüyorum. İlkokulda kimse ergen değildi cinsel olaylar hakkında en ufak bir fikrim yoktu ama okul değiştirince düştüğüm sınıftaki herkes ergenliği zirvelerde yaşıyordu, herkes ergen ergen, cinsel espriler yapıyor ve düşünme tarzları sadece bu yönde çalıştığı için hiç arkadaş edinemedim, herkes, dedikleri cinsel şeyleri anlamadığım için benle dalga geçiyordu yaptığım hareketleri gene cinsel olaylara bağlayıp alay ediyorlardı. Ama asıl korkum beden salonundaki erkek soyunma odasıydı. Herkes birbirinin vucudundan cinsel espriler yapıp dalga geçiyor ve ben orada ustumu cikarmaya korkuyordum. Başlarda benle dalga geçince rehberliğe şikayet ettim ama gene de ben tuvalet kabininde üstümü değiştiriyordum. Sanıyorum ki bu olaylardan dolayı artık başkalarının yanında tişörtümü bile çıkartamıyorum. Bir gün gene kabinde üstümü değiştirirken içeri bir kaç erkek girdi. Ben hala kabindeyim ama benim kabinde olduğumu bilmiyorlardı. Ve seslerden anladığım kadarıyla birbirlerine cinsel temaslarda bulundular. Ben de hemen kabini açıp koşarak kapıdan çıktım hiç bakmadım o tarafa. Ortaokulda bir çocuk vardı aşırı sapıktı ama ona bulaşanlara cinsel espriler filan yapıyordu sadece. Yalnız takılıyordu ve ben de onla arkadaşlık kurdum. Çünkü bu cinsel meseleleri artık öğrenmem lazımdı. Çocuk bana her şeyi anlattı. Sonra çocukla çok bir iletişime geçmedim. Diğer sene ise sınıfa yeni bir çocuk geldi ve benim ilk halim gibiydi. Hemen onla arkadaş oldum ve ortaokul bitene kadar onla takıldım. Herkes ikimizi alaya alıyordu ama biz hiç tepki vermeyip bir şekilde ortaokulu bitirdik. Bu ortaokulda yaşadıklarımı neden aileme anlatmadığımı hiç bilmiyorum. Tamamen gerizekalılık yapmışım. Aileme söylemeyip evdeyken gayet mutluluk saçtığım için hiç fark etmediler bile. Her şeyi içime atıp dışarıya hiç bir şey yansıtmadım. İşte sonra lise hayatım başladı. Babam öğretmen ve onun okulunu kazanmıştım. Ortaokuldaki gibi arkadaşsız kalmayım diye çok uğraştım ve sonunda bütün sınıfla iyi geçiniyordum. Daha samimi olduğum kişiler de vardı ama genelde hep kızlarla takıldım. Sınıfta oturduğum sıra ve çevresi hep erkekti ve onlarla gruptum ama tenefuslerde beden eğitiminde filan hep kızlarla konuşuyordum. Kızlarla konuşmaktan daha çok hoşlanıyordum her ne kadar erkeklerden oluşan bir grubum olsa da. Ve tabi ben de ergenliği yaşamaya başladım. Bu durumum ne zaman nasıl başladı hatırlamıyorum ama 9. Sınıf ve sonrasında bu durumumun olduğunu biliyorum. Ve 9. Sınıfta tahmin edeceğiniz videoları izlemeye başladım ama normal erkek ve kadının olduğu videolari hiç izlemedim. Durumumu bildiğim için direkt diğer videoları açtım. Ve bu durumumun normal bir şey olmadığını biliyordum ama durumumu hiç önemsemedim. Günlük yaşantımda o kadar etkisi olmuyordu ve ilerisini hiç düşünmedim. Aileme söylemeği hiç düşünmedim. Böyle bir şeyi söylemeyi özellikle benim gibi biri hiç cesaret edemezdi. Ve bunun bir sınav olduğunu, çaresinin olmadığını, hayatımı böyle devam ettirmek zorunda kalıp ilerde hiç aile kuramıyacağımi düşündüm. Dediğim gibi bunun üstünde hiç kafa yormadım, hiç önemsemedim. Ailemin beni ergenlik yaşlarımda takip ettiğini düşünüp internetten de araştırmadım, biyolojide de hormonları işlerken bu durumun östrojen testesteron hormonlarının miktarıyla ilgili doğuştan gelen bir bozukluk olduğunu öğrenince tek nedeninin bu olduğunu düşünüp ekstra bir araştırma yapma gereği duymadım. Lisedeki beden eğitimi soyunma odası gayet normaldi herkes günlük konulardan konuşup üstlerini değiştirebiliyorken ben ortaokulda yaşadıklarımdan dolayı ne onlara bakabiliyordum ne de üstümü değiştirirken rahat davranabiliyordum. Sırtımı onlara dönüp duvara bakarak hemencecik üstümü değiştirip direkt çıkıyordum odadan. Herkesle iyi geçiniyordum ama tabi daha samimi olduğum insanlar da vardı. Birlikte oturduğum erkek arkadaşlarımdan daha samimi olduğum iki kız vardı. En samimi olduğum kişi ise o iki kızdan birisiydi. Kızlarla rahatlıkla konuşabiliyordum onlara karşı cinsel bir dürtü hissetmiyordum. 10. Sınıfta animeye ve league of legends'a başladım. Çocukluktan ise resim yapma hobim vardı. Animelerde hep favori karakterim kadındı neden bilmiyorum ama güçlü ve güzel karakterlere bayılırdım. League of legends'da çoğu zaman kadın karakterleri oynardım çünkü o karakterler bana daha çekici gelirdi. Resim çizerken de hep kadın çizerdim erkek çizmekten hiç eğlenmezdim. 10. Sınıfın sonlarında o tür videolar izlemeyi tamamen bıraktım. Youtubeden izlediğim dini bir video beni çok etkileyip korkutmuştu. 11. Sınıfa geçtiğimde ise derslerim biraz yoğunlaşmıştı. 12. Sınıfta koleje geçtim. 12.sinifta baya ders calistim, her gunum ders calismakla gecti, bu yuzden artik bu durumumu düşünmez oldum. 12. Sınıfın sonunda artık cinsel isteklerim ve dürtülerim eskisi kadar kalmamıştı. Konyayı kazandığımda hafif bir korku yaşamıştım. Erkek yurdunda kalacağım için cinsel isteklerimin eski gücüne kavuşacağı için korkmuştum. Ama çok düşünmedim, bilimcimde hep arkalara atıp universite başlıyana kadar anime izleyip bilgisayar oynadım. Evden dışarı çıkmaktan hoşlanmazdım ailem bile beni evde zor görürdü. Ya bilgisayar odasında oyun oynardım ya da odamda anime izleyip telefonla uğraşırdım. Tek başıma vakit geçirmek benim için en iyisiydi yalnızlıktan hoşlanırdım. Yurda geçince ise cinsel isteklerim sandığım kadar artmadı. Hafif bir artış yaşadı ama kendimi hemen toplayıp gene eski güçsüz haline getirmeyi başardım. Ablam da konyada okumuştu. Benim oraya kazandığım belli olunca orda bir iş buldu. Ama işi kesin olmadığı için ev tutmadık ve ikimizde yurtlarda kalıyoruz. Evden ve ailemden hiç ayrılmamış biri olarak ablam sayesinde konyaya alışmam çok daha rahat oldu. Abimle de iyiydim ama benim bu büyüme zamanlarımda bursada okuduğu için hep ablam yanımdaydı ablamla daha samimiydik. Bir gün gene ablamla buluşunca bir anda söyleme isteği geldi. Bu isteğin nasıl geldiği hakkında hiç bir fikrim yoktu ama madem benim gibi cesaretsiz bir insana kırk yılda bir bu istek geldi  değerlendirmem gerektiğini düşündüm ve söyleyiverdim. Sonra abime anneme ve babama söyledim. Sonra abimin yaptığı araştırmalar neticesinde sizi bulduk. Aileme söyledikten ve sizle buluşuna kadar kendimde şu değişiklikleri yaptım
-Saçım uzundu kestirdim.
-Kızlarla kurduğum ortamları bırakıp hep erkeklerle takılmaya başladım
-Numaramı değiştirdim eski arkadaşlarımdan sadece en samimi olduğum kızla sıra arkadaşım olan erkek kaldı
-Az da olsa gelen cinsel dürtüler olduğu zaman eskiden erkekleri düşününürdüm, şimdi ise başka konuları düşünmeye çalışıp kendi kendine geçmesini bekliyorum
-oda arkadaşlarım odada olmalarına rağmen üstümü değiştirmek için kabine girmemeye başladım


https://www.aydinlik.com.tr/bilim-insanlari-escinsel-geni-diye-birsey-yok-bilim-ve-teknoloji-agustos-2019
« Son Düzenleme: 27 Aralık 2019, 20:26:04 Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Terapi değerlendirmem= Terapiden çıktıktan sonra bu işi çözebileceğime emindim. Çünkü terapiye gelen diğer insanlarla konuşunca aslında benim meselemin onlara göre çok basit olduğunu, onlar bile düzeldiyse benim hayda hayda düzelceğimi düşündüm. Ama "tamam ya basit bir meseleymiş salla gitsin" tarzı bir düşünceye kaymadım.

En yakın olduğum arkadaşımla tamamen konuşmayı bitirmeye gerek olmadığını onun yerine konuşma sıklığını azaltıp konuşma tarzıma erkeksilik katmayı öğrendiğimde mutlu olmuştum. Onun universiteye giriş sınavlarına hazırlanması benim de sınavlarımın yaklaşması zaten konuşmayı azalttı ve bu az seviyede tutmaya özen göstereceğim.

Bu tarafta sadece cinsel dürtü, diğer tarafta ise sadece duygu dürtüsünün olduğunu öğrenince baya şaşırdım. Çünkü duygu ve cinsel dürtüleri bir bütün zannediyordum. Kendime direkt yanlış etiketi yapıştırmışım ve hormanel diye kendimi yıllarca kandırmışım. Bu durumun tamamen psikolojik olduğuna inandım. Ve terapilerin işe yarıyacağını düşünüyorum çünkü geçmiş başarılarınızı gördüm. Bu durumumu en kısa sürede tamamen normale döndürmek için elimden geleni yapacağım. İyiki cesaret edip ablama söyleyebilmişim ve iyki şuan terapilerle bu durumu düzeltmeye çalışıyorum

Cumartesi-pazar günleri= İstanbuldan ayrıldıktan sonra geri eve geldim. Ailemle eskisi gibiydim. Bu konuyu bildiklerini bile unuttum. Ailemle ilgili her şeyin normale dönmesine sevindim. Ablam da haftasonu ankaraya gelmişti. Pazar günü ikimiz de aynı trenle Eskişehir'e gittik. Yurda geçince derslerimi çalıştım. Ankara'da çalışmam gereken konulara baktım ve bu 2 hafta ders bakımından baya yoğun geçecek gibi

Pazartesi= okula gitmek için üstümü değiştirirken gene kabine girmedim, odada kimse yoktu. Üstümü değiştirirken oda arkadaşlarımdan biri içeri girdi. İstifimi bozmamaya çalıştım ve utanç duygum eskisi kadar ağır basmadı. Bir iki ay önce bir kere daha odada kimse yokken üstümü kabine girmeden odamda değiştirirken oda arkadaşım gelmişti. Bugun gene odaya giren oda arkadaşımla aynı kişiydi. Yani iki olayda da etkenler tamamen aynıydı. Ama o zaman çok utanmıştım ne yapacağımı bilemedim ve oda arkadaşıma baya belli etmiştim utancımı ama bugün öyle ağır tepkiler vermedim. Ve odaya girerken banyodan geldiği için yarı çıplak bir şekildeydi ben ise erkeklerin vucudunun hiç sanatsal olmadığını, odun gibi olup etkilencek bir şey olmadığını dedim içimden. Bu içimden dediğim şeye tam olarak inanmasam da demeye devam ediceğim. Bir müddet sonra, inanmaya inanmaya söylerken bir gün beynimin bu dediklerimi kabul ediceğine umut ediyorum.

Sonra okula gittim filan. Anlatacağım pek bir şey yaşanmadı ve okul bitince geri yurda döndüm

Salı günü = banyoya girdim. Kadın ve erkeğin olduğu normal erotik videoları açtım. Ve başarabildim. Ama kadın etkilemedi başarmamı. Erkeğin aldığı haz duygusunu sanki bende alıyormuş gibi düşündüm. Yani erkeğin yüz mimiklerine odaklanmaya çalıştım

Çarşamba-Perşembe= Genelde ders çalışmakla zaman geçirdim. Ara verdiğim zamanlar arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Artık yurttaki arkadaş grubuma bir şeyler yapmayı öneriyorum, önceden hep onlar bir şeyler derdi ben de tamam derdim. Ve erkek ortamlarına alışmaya başladım ( küfürlü ve cinsel şakalara katılıp onlarla birlikte gülmeye başladım). Perşembe resim kursuna gittim

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Bu haftam hep çalışmakla geçti. Bu sınavımdan sonra anladım ki bu dersleri halleden ben bunu mu halledemiyeceğim. Tıp okumayı cidden hafife almışım. Artık tıp okumanın verdiği özgüven ve havalılığı hissetmeye başladım. Ve bu haftaki terapi ödevlerimi çok rahatlıkla tamamlayınca bir kez daha yapacağıma inandım. Bu düzelme yolunda azimle son sürat gitmek istiyorum. O yuzden banyoda haftada 2 kere değil 3 kere yaptım. Dediğiniz talimatları uydum. İlkinde benle ilk kez pasif olacak bir erkeği düşündüm ve sonları doğru kadını düşündüm.Erkekte de kadında da oral düşündüm. Ve başarabildim. Ama ilk kez pasif olacak erkeği düşündüğümde öyle ayrı bir ego hissetmedim. Bunun nedenini düşününce zaten ben kafamda oluşturduğum erotik hikayelerde hep pasif olmuş erkekleri düşünmüyordum. Düşündüğüm erkek hep ilk kez sevişiyordu ve ben onu oluşturduğum hikayeye göre bir nevi kanatlarımın altına alıyordum. İkincisinde ise sadece kadın oral düşündüm ve rahatlıkla başarabildim. Üçüncüsünde kadın anal düşündüm ve yapabildim. İkincisinde ve üçüncüsünde kendim baya bonyaya girip yapmak istedim. Sadece ödev diye değil yani. Baya şaşırdım bu hisse. Banyoya girmeden önce bir heyecan, kalp hızlanması yaşıyordum. Sanki yapmazsam günü geçiremicekmişim gibi hissettim. Ama kadının vucudu hala erotik gelmiyor. Erkeklere olan erotik hissimde bir azalma olmadı.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
İstanbuldan sonra 1 hafta ankarada kaldım. Sınavdan sonraki hafta pek ders işlenmiyor genelde herkes memleketine gidiyor. Pazar günü banyoya girdim ve vajinadan düşünmeye çalıştım. Ama aklımda yeteri kadar kadın silueti oluşmadı ve sadece organımı kaldırabildim, başaramadım devamını. Pazartesi günü ise halamgile gidecektik. Ama abimle bir kaç sorun yaşadım. Beni gene uyarmaya başladı. Hareketlerimin yanlış olduğundan bahsetti. Kötü bir niyetinin olmadığını biliyorum ama artık bıkmaya başladım. Zaten kendimi değiştirmeye çalışıyorum ama birisi gelip beni uyarınca bir şey yapasım kalmıyor. Acaba benim çabalamadığımımı zannediyor. Olayı anlatayım. Pazartesi halamgile gidecektik. Annemle babam öğretmen, okuldan çıkıp bizi otobusun biraktigi yerden alacaklardı. Ben de sabah abimi uyandırdım otobusun kalkmasına yakın. Abimin hasta oldugunu demistim. Ankaraya giderken yolda 2 3 kere babamı aradım abim nasıl diye. Ben gelene kadar iyileşmiş, sadece baş ağrısı kalmıştı. Burda benim onu sadece uyandırdığımı hal hatrını sormadığımdan bahsetti. Bu hareketimi çocuksu buldu. Kendimi yetişkin görseydim hal hatır sorma sorumluluğumu bilirmişim. Sadece baş ağrısı vardı ve gece uyumadan önce iyi duruyordu. Ben de artık hastalığının geçtiğini düşunup bir de sabah sorma gereksinimi aklıma gelmedi. İkinci olay da, abim köpeklerden korkar, durağa yürürken hava ruzgarli ve kar yagiyordu. Bir iki kopek gorduk. Abimi sakinleştirmeye çalıştım. Köpeklerin zaten şuan bin türlü problemi oldugunu bizle uğraşmıcaklarını dedim. Durağa geldiğimizde bekçinin beklediği yere geçtik. Durakta boşuna üşümeyelim diye. Otobus geldiginde ben hemen kapiyi açıp koştum, çünkü durakta durmayabilirdi bizi görmeseydi. Bir sonraki otobuse 1 saat vardı o otobuse binmek zorundaydik. Bekçinin kapısının onunde bir kopek kivrilmis halsiz bir sekilde yatiyordu cunku hava baya soguktu kar olmustu her yer. Hemen kopegin yanindan gecip şöför bizi gorsun diye koştum. Abim kopekten geçememiş. Ve gene beni suçladı, hareketimi çocuksu buldu. Orda en onemli olay abimin oradan geçmesiymiş, şofor durmazsa bile en kötü birlikte şofore küfredermişiz. Hayır yani hiç bir mantığı yok bu düşüncenin. Nasıl en önemli olay otobuse binmek olamaz. Sofore kufredince geri mi gelecek otobus kalacaz orda mal gibi. Hareketlerime çocuksu demesi beni kudurtuyor. Abim böyle konuşurken butun vucud dilimle sıkkınlığımı gözune sokuyorum. Sonra diyorki beni dinlemediğini biliyorum dogru duzgun dinle beni. E zaten fark et konusma artik diye yapiyorum. Direkt soylemiyorum cunku bu sefer de benim degismek istemedigimi, beni boyle kabul edin tarzi bir dusunceye sahip oldugumu zannedecekler. Cevaplarim atarli oluyor artik bu durumdan bıktığım için. Bu seferde bu ne biçim uslup diye gene çocuksu buluyor. Dönüp dolaşıp gene aynı şeyleri söleyip duruyor. Bir de konuya başlarken ilk ve son kez söyluyorum diyor ama ne ilk oluyor ne son. Bunu dedigimde ise şunu diyor demekki ben ilk ve son olmasını istiyorum ama sen bana tekrarlatmak zorunda kaldırttıyorsun. Yani benim çabalamadığımi, boyle kalmak istedigimi duşundüğünü düşünüyorum. Konuşmadan sonra bir his oluştu içimde. Acaba benim gibi olan insanları terapide görünce cidden boşladım mı, durumumu normalleştirip artık çabalamamaya mı başladım. Artık elimden geleni yapmıyor muyum, abim cidden haklı mı? Başarılarımı küçümsememem gerekiyordu biliyorum ama bu düşüncelerden kendimi alamıyorum. Annem başta abime yeter konuşma artık dedi ama abim anne sen bi sus diyince bir daha olaya karışmadı. Sanırım artık kendi düşüncelerimi kendim dile getirmem için bir daha bir şey demedi. Ama ben düşüncelerimi artık dile getirmeyip sadece dinliyorum. Abime ne kadar konuşursam konuşayim bir şey değişeceğini düşünmüyorum. Konuşma hemen bitsin diye tartışmayı uzatmamak için sessiz kalıyorum. Babam da tartışmaya hafif katıldı ve hepsinde abimi destekledi. Ben zaten sizle konuşuyorum bu meseleleri. Ve kendimi değiştirirken yoruldum ve evde biraz dinlenmek istedim. Biraz kendi halimde kalmak istedim. Ama ailem sanırım bunu yanlış algılayıp bu çocuk hiç yol kat etmemiş olarak algıladı. Bu da bana ders oldu, artık evimi dinlenme tesisi olarak görmeyeceğim. Kendimi dışarıya sizle konuştuğumuz değiştirmem gereken özelliklerimi ( kendime olan güvensizliğim, kendi başarılarımı küçük görmem, hep telefonla uğraşmam, monotonluğa olan sevgim, dış görünüşüme önem vermemem... ) göstermemeye çalışıyorum ve bu beni çok yoruyor. Evde biraz da olsa dinlenmek istedim ama çok yanlış düşünmüşüm. Asıl evdekilere göstermem gerekiyormuş. Bu arada arkadaşlarımla şehir gezileri yapma planları için grup kurdum. Hepsi fark etmez tarzı şeyler söylüyorlar. Ve ilk kez liderlik yapan ben için mükemmel insanlar. Çünkü sorun yaratan insanlar yok kolaylıkla liderlik yapabiliyorum ve bu benim özgüvenimi yükseltiyor. Zaten sorunsuz insanlar liderliği bi zahmet yap gibi başarımı küçümsemiyorum.
   Pazartesi gece bir plan yaptım, vajina olarak düşünmem yeterli gelmemişti, o yüzden yarın izleyerek yapacaktım. Sonra beni bi heyecan tuttu sabah uyandığımda 3 de uyumama rağmen 7.30 da uyandım ve banyoya girdim. İzleyecek video bulamadım hepsi banlanmıştı, bende bari anal izleyim dedim ve başardım. Geri uyudum, uyandığımda saat 2.30 olmuştu ve geri video bakarken vajinadan 2 tane buldum. Hemen banyoya girdim ama videoları izlemek sadece kaldırttı, herhangi bir erotik his uyandırmadı. Ben 2 3 dakka uğraştım başarabilmek için en sonda başarabildim ama hiç bir erotik his uyandırmadı. Sadece meni çıkarken zevk hissi geldi ama o da videolardan ve benim düşüncelerimden bağımsızdı zaten.
    Salı akşamı abim arkadaşıyla buluşacaktı beni de götürdü. Sıkıcı olacak diye düşünüyordum ama orta seviyeydi. Ne sıkıldım ne eğlendim. Ablamın arkadaşlarıyla daha eğleniyorum. Pazartesi halamgildeyken de annemle halam yemekten sonra mutfakta sülale meselelerini konuştu. Abimle babam salona geçip maç muhabbeti yapıyordu. Ben annemgilin orda kaldım, annemgilin muhabbeti daha iyiydi. Ama kendi erkek arkadaş grubumla, lisedeki kız grubum gibi eğlenebiliyorum.
    Çarşamba günü ingilizce çalıştım. İngilizce öğrenmeye karşı baya önyargım vardı yapılamaz bir şey olarak görüyordum. Ama eğitici videolar izledikçe universite derslerimden basit olduğunu keşfettim. Artık ingilizceye olan önyargım kırılmaya başladı ve bu bana özgüven veriyor.
    Perşembe günü uyanınca banyoya girdim ve vajina olarak izlemeden düşündüm. Salı gün izleyerek zar zor başarmıştım. Bugün gene uzun sürdü başarmam ama salı günkünden kısaydı ve bir şey izlemeden sadece düşünceyle başardım
    Cuma günü ingilizce çalıştım, derslerime baktım, resim çizdim

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Beşinci haftam

Bu hafta hasta olduğum için istanbula gidemedim. Ben de kendi kendime banyodaki görevlerimi nasıl daha ileriye taşıyacağımı düşündüm. Ve şu ana kadar banyoda düşündüğüm hikayelerde ben ne istiyordum ne istemiyordum. Bu hafta oluşturduğum hikayelerde ise ben ve karşımdaki de istekliydi. İzlediğim bir dizideki erotik sahneleri kullandım. Pazar ve perşembe olmak üzere iki kere girdim banyoya. Pazar günü dizideki kadını, perşembe günü ise dışardan birisini düşündüm. İki günde de rahatlıkla başardım.
Pazartesi günü ben, 2 arkadaşım ve 2 arkadaşımdan birisinin kuzeni dışardaydık. Kuzeni bizi arabayla bir yerlere götürdü. Normalde genç şoforlerin arabasina binmem, güvenmem. Ama bu sefer bindim ve dusundugum gibi korkutucu değildi. Gayet iyi ve rahat gittik. Yurda gece 11 de geldik. Salı günü gene aynı ekip ve ekstradan bir arkadaşımız daha bu sefer internet kafeye gittik sonrasında bir çaycıya gittik. Çaycıya giderken kimsenin olmadığı karanlık ara sokaklardan yürüdük. Terapiye başlamadan önce gene bu sokaklara benzer yerlerden geçerken ben çok tedirgin olmuştum. Ama bu sefer bir tedirginlik hissetmedim. Belki de kalabalık olduğumuz içindir, çünkü şuan oralardan tek başıma geçebileceğimi pek düşünmüyorum. Salı günü de gece 11 de geldik. İki günde çok iyi geçti.
Salı günü yurda geçerken oda arkadaşım aradı ve nerelerdesin gel çekirdek çitliyoz dedi. Ben de yurda geçince odaya çıkıp onlarla çekirdek kola yaptık.
Çarşamba günü pratik derslerimiz vardı. Anatomi pratiğinde benim olduğum masada ben ve 8-9 kız vardı. Noramelde benim masam benle beraber 2 erkek ve 5 kızdık. Diğer erkek memleketine gitmişti. Kızlarda diğer masalardaki arkadaşlarını çağırmış sanırım. Benim de bir arkadaşım var başka masada ama onlar pek çalışmıyor. Ben de kendi masamda kaldım. O ortamda bulunurken ve onlarla konuşurken rahatsız olmadım. Ve sonra bir erkek bu ortamdan rahatsız olmalı mı sorusu aklıma geldi. Ve bu soruyu bir sonraki terapide size soracağım.

Perşembe günü de 2-3 ayda bir olan başka bir pratik dersi vardı. Bu derslerde ise 20 şer gruplara ayrılıyoruz. Benim grubumda benle beraber 3 erkek ve 17 kız var. Ve gene diğer 2 erkek gelmedi ben gene kızlarla kaldım.
Bir eskiz defteri aldım çizim yapmak için, bu ay çizim kursuna gitmedim 15 tatile denk geleceği için. Ben de kendi kendime gelişmeye çalışacağım bu ay için. Müzik alanını da denememi söylemiştiniz. Ben de ablamın kemanını aldım ablam bir iki şey öğretti. Gayet eğlenceli geldi, sevdim kemanı. Ablam kendine kalimba aldı. Ve benim de baya dikkatimi çekti o müzik aleti. Onu da deneyeceğim. 15 tatilden sonra bir dövüş kursuna yazılmayı düşünüyorum. Arkadaşlarım da o kursa gidiyor. Açıkcası pek bir isteğim yok bu tür kurslara gitmeye. Ama dövüşmek konusunda hiç bir fikrim yok ve bu bana bir çekingençlik katıyor. Ve haberlerde doktorlara yapılan şiddetleri hepimiz biliyoruz. O yüzden gitmem gerektiği için gideceğim.
Ablam ankarada bir iş buldu. 15 tatilin ilk pazarı ankaraya gelecek. Ben de 15 tatil boyunca evde olacağım. Arkadaşlarıma istanbula gitmek için baya baskı yaptım ama gelmeyecekler. En yakın arkadaşım olumlu cevap verdi bi ben de onun memleketine yani safranboluya gidebilirim. Bu hafta japonya konsolosluğuna da gidip fırsatları öğreneceğim

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
İlk haftam olabildiğince dolu geçti. Haftanın yarısına kadar arkadaşımın evinde kaldım. Diğer yarısında ise arkadaşım bizim evde kaldı. Ben onların evine gittiğimde pek bir utangançlık ve çekingençlik duymadım. Korku gibi negatif duygular da yoktu. Tamamen eğlenerek mutlu bir şekilde günlerimi geçirdim. Beni kendi şehrinde gezdirdi. Babası, arkadaşları filan beni çok sevdi. Normalde yabancı olduğum ortamlardan hoşlanmazdım ama onun arkadaşlarının yanında baya eğlenceli vakit geçirdim. Hatta birisi seninle sanki yeni değil de yıllarca arkadaşmışız gibi hissettim dedi.
Ben bütün gün evde kalmayı, kendi başıma vakit geçirip odamdan çıkmamayı özgürlük zannediyordum. Çünkü her istediğimi yapıyordum evde. Ama aslında bu özgürlük değil esaretmiş. Bütün gün bağımlı bir şekilde insta youtube gibi uygulamalarda vakit harcıyordum. Bilgisayarda arkadaşımla online oyun oynar, sonra da arkadaşlarımla vakit geçirdiğimi düşünürdüm. Aslında her gün aynı şeyleri yapmaktan bir bıkkınlık hissediyormuşum. Aslında özgür değilmişim. Ve gene aslında, arkadaşlarla vakit geçirmek whatsapptan mesajlaşıp bilgisayarda birlikle online oyun oynamak değilmiş. Evet arkadaşlarla online oyun oynamayı hala eğlenceli buluyorum ama tek aktivitemizin bu olması sıkıntı. Birlikte dışarlarda gezmek, yüz yüze sohbet etmek... Bunların keyfini almaya başlayınca online oyun o kadar cazip gelmemeye başlıyor. Başta anlattığım, arkadaşımın arkadaşlarıyla eğlenebilmem ve onların bana sanki seni yıllarca tanımışız gibi demeleri o kadar iyi hissettirdiki beni, anlatamam. Her neyse sonra arkadaşım bizde kalmaya geldi ve ben ona kendi şehrimi gezdirdim. Aslında evden çıkmayan birisi olarak ben de onla beraber kendi şehrimi gezdim. Ben de onla beraber şehrimin güzelliklerini ilk kez gördüm. Gece 12.30 da hala şehir merkezinde gezerken o kadar garip bir mutluluk hissettimki. Gece dışarısı bir başka oluyormuş. Ve ben dışarının bu halini şimdi keşfedebilmiştim. Anlatacağım ilk haftam kaba bir şekilde böyle geçti. Genel olarak gayet pozitif duygularla yoğun bir hafta geçirdim.
İkinci haftamda ise artık universite başlamıştı ve ben yurduma arkadaşımla geri döndüm. Tatilin ve gezmelerin bitmesinin hafif bir burukluğu vardı. Pazartesi günü nedense üstümde karamsar bir hava vardı. Bu karamsarlık eskiden daha sık olurdu ve bir gün etkisini gösterirdi. Bu sefer de etkisini bir gün gösterdi ama salı günü tamamen zıttım. Yurttaki arkadaş grubumla, gene aynı gruptaki arkadaşımın evini ziyaret ettik. Arkadaş gruplarıyla bir yerlere gitmekten aşırı zevk alıyorum. Bunu kız arkadaşlarımla asla yapamazdım ve bu pozitif, yoğun duyguları asla hissedemezdim. Artık erkek arkadaşların çok daha iyi olduğunu kesin bir şekilde anladım. Bir de universite başladığından beri bir erkekten iyi bir enerji alıyordum. Terapilere başlamadan önce acaba bu duygu aşk mı diye düşünürken artık bu duygunun onla alakası olmadığını tamamen arkadaşlık adına bir enerji uyuşması olduğunu anladım. Onun da bu aura uyumumuzu fark ettiğini keşfetmiştim ama bir türlü konuşma fırsatımız olmamıştı. Ve ben acaba en mükemmel arkadaşım olacak potansiyele sahip bu kişiyi kaçırmaktan korkuyordum. Bu hafta ilk kez iletişime geçtik ve ben sonunda iletişime geçtiğimiz için gayet mutluydum. Umarım iletişimimiz artar ve sonunda arkadaş olabiliriz. Bu arada anatomi pratik derslerinde bir kız dikkatimi çekiyordu. O kızla normal kızlarla konuştuğum gibi konuşamıyordum. Ve diğer kızlara olan arkadaşlık duygumu onda hissetmiyordum. Bu hafta benim bulunduğum masaya gelip bize bir iki soru sordu ve ben biraz şok geçirdim ne yapacağımı bilemedim. Ama dışarıya bir şey yansıtmadım. Ama şuan sevgili yapmak için erken buluyorum. Şuan sevgili yapmanın bu eşcinsellik durumumdan erkek kurtulmamı sağlayacak olsa da uzun vadede beni yıpratıcağını düşünüyorum. En erken universite 4. Sınıf veya 5. Sınıfta bir kız aramanin sağlıklı olduğunu düşündüğüm için şuanlık bu kızla olan iletişimimi dondurdum. Bu arada resim kursuna tekrar başladım biraz körelmişim ama çabuk toparlayacağım inşallah. Bir de eşcinsellik durumumdan bahsedeyim. Bu durumun git gide azaldığını fark ediyorum. Geçmişten gelen bu alışkanlığımın bir kaç kırıntısı kaldi bence. Çünkü her hafta 2 kere banyoya giriyorum ve artık erotik videolardaki adamlar zevk aldığı için değil ben zevk aldığım için başarabiliyorum. Ve yurtta bir iki yarı çıplak erkek görünce cinsellik namına bir şey hissetmiyorum hatta iğrenç geliyor. Kendi kendime erkeklerın vucudunun sanatsal olmadığı, kütük gibi olduğunu söyleye söyleye sonunda işe yaradı. Tabi tek etken bu değil ama bunun da işlevi var. İşte geriye instagramda yarı çıplak bir kadın gördüğümde direkt bir cinsel dürtü uyandırmaması kalıyor. Eşcinselliğin ise hormonlarla, genetikle bir ilgisi olmadığını gayet net bir şekilde anladım. Hormonlar olamaz çünkü erkeklik hormonum vucut kıllarıyla, ses kalınlaşmasıyla felan kendini göstermişti zaten. Genetik de olamaz çünkü böyle bir gen, insan genom projesi ( insanin butun genomunun açığa çıkarılması) bitmesine rağmen bulunamadı. Bu durum tamamen psikolojik ve alışkanlıklardan ibaret. Psikolojimizde yaşadığımız sorunlar bizi başta eşcinselliğe yöneltiyor ve bunu alışkanlık hale getirince kendimizi tamamen eşcinsel olarak görüyoruz. Benim psikolojik bozukluklarım ( kendi başarılarını küçük görme, toplum ortasına çıkmaktansa full evde vakit geçirmem, aşırı utangançlık, çekingençlik, kaygı duyguları, özgüvensizlik....) düzelmeye başlayınca bu durumumda alttan alttan düzelmeye başladı. Çünkü eşcinselliğin ana kaynağı olan bu bozuklukları düzeltince eşcinsellik artık beslenemiyor. Ve geriye şimdiye kadar biriken o göl, yani geçmişten süregelen alışkanlıklarımız kalıyor. Alışkanlıkları da bu durumdan acilen kurtulmak istediğim için bir kere bile tekrar etmedim. Ve yavaş yavaş o göl kurudu.
Yani genel olarak bu durumumdan kurtulduğumu düşünüyorum ama sizin hızlı ilerleme gösterenler kendini iyileşmiş sanabilir lafınızdan dolayı ipin ucunu hala bırakmadım. Bu durumumdan tamamen kurtulmak için elimden geleni yapacağım!

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Terapiden çıktıktan sonra ablamla istanbulu gezdik. Hava soğuktu ama eğlenceli zaman geçirdik. Geri eve trenle döndük. Ve yakınımızdaki bir yolcu aşırı yüksek sesle müzik dinliyordu. Ben 1 saat filan bir şey demedim. Çünkü o süre zarfı içinde uyudum veya kulaklık taktım. 1 saat sonra ablamla dizi izlerken o yolcunun müziğinden odaklanamadım diziye. O yolcunun yanındaki adam dahil kimse bir şey diyemiyordu. Ben ise diziyi durdurup yolcuya müziği kısmasını söyledim. Onun yanındaki adam ise bana teşekkür edercesine gülümsedi. Heralde herkes cidden rahatsızdı ama söyleyemiyordu. Eski ben olsaydı kesinlikle adamı uyaramazdım ve tüm yol boyunca katlanmak zorunda kalacaktım. Acaba ayıp olurmu acaba bana bağırırmı acaba beni dövmeye kalkarmı diye uç düşüncelerle adamı uyarmaktan korkardım. Ama şimdiki halimle bu düşüncelerden kurtulup adamı uyarabildim.
Evden sonra pazar günü geri yurda döndüm. 2. Sınıflarda bir arkadaş grubu var ve ben onlarla arkadaşım. O grupta bir çocuk var. Biraz garip. İlk konuşmamızda " psikolojik sorunlarımdan dolayı psikiyatriye gittim ve bana gülmemi söyledi o yüzden ben de etrafa boş boş gülüyorum" dedi ve bunu dedikten sonra garip bir şekilde güldü. Beni çok korkuttu. Şaka yapmıyordu. Hal ve hareketleri cidden garip. Ve beni en yakın arkadaşı olarak görüyor. 1.sınıflar geldiğinde beni farklı bulup bununla arkadaş olmalıyım demiş, kendisi söyledi bana. Onla konuşurken kendimi rahat hissetmiyorum ve arkadaş grubu olmasına rağmen benle konuşmak istiyor hep. Genel olarak onla arkadaşlığımı geliştirmek istemiyorum pek. Çünkü hal ve hareketlerini hem garip hem korkutucu buluyorum. Ve genel olarak yalnız bir çocuk, kalabalık ortamları sevmiyormuş ve 2 3 kişi veya fazlasının olduğu ortamlarda konuşamıyormuş. Bu hafta yurda geldiğimde bana psikolojik sorunlarından bahsediceğini söyledi. Bu sorunlarını yurtta sadece o arkadaş grubu biliyormuş. Bana söyleyemedi ama bir gün söyleyeceğinden bahsetti. Bir iki gün sonra gene garip mesajlar attı. Bu durumumda olsan sen de benim gibi olurdun, yaşarken ölmenin ne demek olduğunu bilir misin felan dedi. Korkuyorum açıkcası. Hem yalnız olduğundan onla arkadaşlık bağimi koparmaya vicdanim el vermiyor. Bana bir sonraki yil ayni odada kalalim dedi ben bakariz tarzi bir seyler soyluyorum. Şimdilik arada konuştuğum bir insan ama ileride nolur bilemiyorum.
Arkadaşlık ilişkilerimden bahsetmişken eski arkadaşlarımla olan bağımı kestiğimi ilk yazımda bahsetmiştim. Eski arkadaşlarımdan sadece bir kız ve bir erkek kaldı. Erkek olanla nadir konuşuyoruz ama kızla her gün mesajlaşıyoruz. Kız olanla bir grubumuz vardı tek erkek bendim. Numaramı değiştirdiğimde şuan konuştuğum kıza bu yaptıklarımı neden yaptığımı sorgulama ve kimseye numaramı verme, beni sorarlarsa hiç bana söyleme haberim olsun istemiyorum dedim. O da dediklerimi yaptı. Ama bu haftasonu kızı baya sıkıştırmış iletişimimi kestiğim kızlar. Ve bana söylemek zorunda kaldı kız arkadaşım. Onu numaramı değiştirdiğim anda hep sorgulamışlar ve bu hafta sonu baya baskı kurarak benimle ilgili bilgi almaya çalışmışlar. Benden yardım istedi, ne yapacağını bilmiyordu. Bende ona bunları neden yaptığım hakkında bir iki bir şey dedim ve artık beni sormasınlar restini çek dedim. Zaten konuştuğum kızla, onu sıkıştıran kızlar da artık pek konuşmuyordu onların da iletişimi zayıftı. Konuştuğum kıza bir iki öğüt verdim ve gazladım. Artık benle ilgili baskı yapmıyorlar sanırım. Çünkü kız arkadaşım bir şey demiyor. Ama ona gene rest çektiğinde ne dediklerine söyleme istemiyorum demiştim. Artık neler olduğunu da önemsemiyorum. Diğer kızlarla okulda her gün konuşur ve birbirimizin en iyi arkadaşlarıydık ama onları hayatımdan çıkardığımda pek bir şey değişmedi. Evet, onlarla iyi anılar yaşadım, kesinlikle iyi bir insan ve iyi bir arkadaşlardı ama vazgeçebildiğime göre asıl dostluğun bu olmadığı kanaatine vardım. Ama şuan konuştuğum kızla iletişimimiz lisede bile diğer kızlardan farklıydı zaten. Bambaşka bir samimiyet seviyesindeydik.
Yurttaki arkadaş grubuma birisi daha katılmaya çalışıyor ve onla da auramız iyi. Arkadaşlar listeme yeni insanlar katıldıkça mutlu oluyorum. Yurttaki arkadaşlarımla artık online oyun oynamıyoruz. Bu oyunların arkadaşlığımızı güçlendirdiğini sanıp, tek bunu yapsak yeter gözüyle bakıyordum. Ama sonra arkadaşlarımla filmler izleyıp dışarılara çıkıp sohbetler ettikçe asıl arkadaşlık bağlarımızı bunların güçlendirdiğini fark ettim. Artık oyunların yüzüne bile bakmıyoruz. Oyunları birakmak zaten kendi kendine oluyor, anlaşıp bir daha telefondan oyun oynamayalım filan demedik.
Bu arada yurda kemanı götürdüm. Alt katlarda çalışıyorum ve müzik aletleri çalan diğer insanlarla konuşup iletişimimi arttırıyorum. Bu hafta resim hocam ben ve diğer çizerleri gezmeye çıkardı. Herkes benden büyüktü ama yanımızdan yüreyen insana kimse fotoğrafımızı çeker misin diyemedi. Sonra ben gidip dedim ve fotoğrafımızı çekti. Artık böyle şeylerden utanmıyor olmak beni mutlu ediyor. Bu haftayı kemanla resimle dersle ve arkadaşlarımla geçirdim. Derslerime yoğunlaşmam lazım 2 haftam kaldı sınava. Bir sonraki haftasonu ablamın arkadaşı ama aynı zamanda benim de arkadaşım olan kişi yurtdışına gidecek. 6 aylığına son kez bizim eve gelecek haftasonu. Ben de o yüzden haftasonu ankaraya gidiyorum. Arkadaşlarım yeter artık bir hafta da ankaraya gitme tarzında şeyler söylediler. Yani genel olarak hayatımdan memnun bir şekilde yaşıyorum

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

İki binli yılların başlarında Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde Gülay Göktürk “Çocuk Pornosu” ve “Bir Deli Bir Örtüyü Kaldırınca” başlıklı yazılarında, Türk toplumunu bu konuda aydınlatmış oldu. Merak edenler internetten bu yazıları okuyabilirler.

Ziya Selçuk ve Zehra Zümrüt Selçuk bir haftalarını, anlatmaya çalışırken zorlandığımız bu konuya ayırsalar. Sabah akşam eşcinsel sitelerinde reşit olmamış çocuklarla, torun torba sahibi olmuş kişilerin nasıl ilişkiler kurduklarını gözleriyle görecekler ve gördüklerine inanamayacaklar. Kadına şiddet, kız çocuklarının eğitilmesi çok önemli bir sorundur; fakat erkek çocuklarının reşit olmadan eşcinsel sitelerinde seks yada tecavüz mağduru olmalarından yetkililerin haberi var mıdır?

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

The Dr. Oz Show adına açıklama yapan bir sözcü programda amaçlarının “düzeltici terapinin tıbbi açılarını ve bu uygulama çevresindeki tartışmaları” değerlendirmek olduğunu belirterek, “Bunun zor bir konu olduğunu biliyoruz. Ancak aynı zamanda bunun, karanlık köşeler yerine The Dr. Oz Show gibi bir platformun süzgecinden geçirilerek yapılmasından memnunuz” dedi.
https://www.youtube.com/watch?v=uwVTDn9gi_A&index=2&list=UUIe19S-aZ6TQNiC1Tsfjviw&fbclid=IwAR0zbKGkQyfz9EwSSJWqK0wNrlt3jgUs8FaATCbrQBuG8E16OTU-1fz01sM

Hüseyin Kaçın: “Din adamlarının eşcinsellik konusundaki
yaklaşımları eksik ve yetersiz”
Hemen her gün eşcinsellik üzerine bir tartışma programının ya da dosyasının yer aldığı Türk
medyasında, son dönemin en dikkati çekici isimlerinden birisi de kuşkusuz Psikolog Hüseyin Kaçın oldu. “Eşcinselleri tedavi eden terapist” olarak tanınan Kaçın,
bu kavramı daha çok tedavi edilmesi şart olan bir rahatsızlık olarak tanımlarken, dindar kesimin konuyu dini referanslarla ele almaya çalışmasına karşı da sert bir çıkışta bulundu. Ka-
çın, “Eşcinsel bireylerin iyileşme sürecinde konuya dini açıdan yaklaşmaları istenmez. Çünkü
eşcinsel eğilimleri olan kişiler bu olaya Lut kavmi, haram, cehennemde yanmak düşünceleri
ile yaklaşırlarsa, bu düşünceler sadece eşcinselleşme sürecini hızlandırır ve kalıcı hale getirir” diyerek, muhafazakar kesime bir anlamda “Burası sizin alanınız değil, uzak durun” mesajı
verdi.
Türk medyasındaki eşcinsellik tartışmalarında öne çıkan bu isimlerden Ali Rıza Demircan,
Hilal Kaplan ve Hüseyin Kaçın, İstanbul’da Hakan Kuyucu’nun sorularını yanıtladı.
https://www.youtube.com/user/escinselterapi izlemek için linki tıklayınız

www.huseyinkacin.com

www.lezbiyenlik.com

www.escinselterapi.net

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

Lut kavmi aslında bugünkü anlamda eşcinsel bir kavim değildir. Evli erkekler olmak bakımından, biseksüel ve sadist kişilik özellikleri gösteren bir toplumdur. İlahiyatadamlarının bugünlerin sorunu olarak eşcinsellik konusunda sağlıklı bir çözüm üretmemelerinin nedeni de budur. Eşcinsel evliliklerin yaygınlaşmasını ve eşcinsellerin evlat edinmelerini Lut kavmi kapsamında değerlendirmek büyük bir yanılgıdır.

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinselliğin Fetvası ve Çözüm Yolları: Nurettin Yıldız

Selamün aleyküm hocam.
Ben soru sormak için değil, bir konuda (haddim
olmayarak belki) tecrübemi paylaşmak için yazıyorum. Eşcinsellik ile ilgili
geçmişte sorulan sorulara verdiğiniz cevaplara baktım da, yetersiz buldum
açıkçası. Nasıl kurtulacağını soran bir eşcinsele vaktini boş geçirmemesi
gerektiğini, evli değilse hemen evlenmesini ve bolca dua etmesini
söylemişsiniz.
Bunların incelemesine geçmeden önce kendimi tanıtayım: Ben 21 yaşında bir
erkeğim. İçinde bulunduğum duygu yükünün eşcinsellik olduğunun 14 yaşımda
farkına vardım. O zamandan beri bunu kendime konduramadım ve araştırmalara
başladım. Eşcinsellik bir hastalıktı ve Allah tedavisi olmayan hiçbir
hastalığı yaratmamıştı. Psikoloğa gitmek istedim ama onlar malum
zihniyetteydi ve “böyle yaşamayı öğren” kestiriyorlardı.

https://www.habervakti.com/escinselligin-fetvasi-ve-cozum-yollari-nurettin-yildiz-makale,1483.html

“Taciz ve tecavüz mağduru erkek çocuklarının büyük bir kısmı, kaçınılmaz olarak ergenlik döneminde pasif eşcinsel olarak kimlik edinirler. Diğer bir kısmı da, seks düşkünü erkek olarak hayatlarına devam ederler. Kız arkadaşları ile büyüleyici aşk serüvenleri diye, duygusal başladıkları ilişkilerini seksle sonlandırırlar. İlişkileri kısa sürer ve konuştukça, kız arkadaşlarının da çocukken taciz ya da tecavüz mağduru olduklarını öğrenebilirler. Çok ileri derecede olmayan taciz mağduru erkek çocukları ise ergenlik sonrası yetişkinlik dönemlerinde, genelde travestilere gitme alışkanlığı edinirler. Travestilere gitme alışkanlığı olan erkekler, çocukluklarında kendilerinden büyük erkekler tarafından dokunma ya da temas olmadan istismar edilmişlerdir. Bu istismar, tecavüz boyutunda değildir. Hatta bilinç düzeyinde unutulmuş bir boyuttadır.”

https://www.habervakti.com/marko-pasa-taciz-ve-tecavuz-magdurlarinin-dertlerini-dinler-ama-derde-deva-olmaz-mi-makale,1384.html

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

www.huseyinkacin.com

14 Nisan 1974 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü 1995 yılı mezunuyum. Hayatınızın kurtarıcısı değil hayallerinizin kurucusu olacak profesyonel dostluk iletişimi.. O kadar!.. www.huseyinkacin.com GSM: 0 555 326 22 91

https://www.habervakti.com/profil/28/psikolog-huseyin-kacin

Tanrı'yı Affeden Erkekler: Eşcinsellikten Kurtulmak Mümkün Müdür?

“Devlet, her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamakla yükümlüdür...”

https://www.habervakti.com/tanri-yi-affeden-erkekler-escinsellikten-kurtulmak-mumkun-mudur-makale,1374.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Eşcinsellik Hastalık Mıdır Yoksa Cinsel Tercih Mi?

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Onuncu haftam
Bir önceki haftamda bahsettiğim psikolojik rahatsızlıklarım var diyen çocuğun bana yazdığı mesajları aileme gösterdim. Ve abim o kişiyle iletişimimi kesmem gerektiğini söyledi. Bazen sert durmam gerektiğim olaylar olabilirmiş ve bu olaylar olduğunda her zamanki gibi anlayışlı ve sevecen davranmam yerine sert davranmalıymışım. Ben de abimi gayet haklı buldum. Sonuçta bu çocukla olan iletişimde ben hep yıpranan kişi olacağım. Bir de bana gelecek yıl aynı odada kalırız filan demeye başladı. Eğer bu ilişkinin ucunu baştan kesmez isem sonralarda kesmem daha da zorlaşacak. Bağımı kesme yolunu ise biraz dolaşık seçtim. Direkt söyleyebilirdim ama ben hiç yüz vermemeyi seçtim. Zaten bu kararımdan sonra attığı mesaja görüldü attığımda direkt kesti konuşmayı. O yüzden direkt yüzüne söyleme gibi ekstra bir harekete gerek kalmadığını düşündüm. Bir de bu çocuk daha ben bu konuşmama kararını almadan hemen önce yurdumdaki çalışma masamın yaninındaki masaya taşındı. 3-4 gün sonra ise masamda ders çalışırken kendi masasına oturdu ve bana doğru hafif eğilerek yüzüme dik dik baktı. Ben hiç tepki bile vermedim. Sanki orda değilmiş gibi davrandım. Sonra dik dik bakmayı kesti ve ben bir süre sonra masamda küçük bir not gördüm. Onu da görmemiş gibi yaparak çocuğa sırtımı hafif dönüp çalışmaya devam ettim. Sonra arkadaşımın beni aramasını isteyerek telefonum çalıyor diye dışarı çıktım. Bu taktiği çok yapıyorum. Eğer bir ortamdan kurtulmak istiyorsam direkt çıkmak yerine bu yolu tercih ediyorum. Bu kötü bir tercih mi bilmiyorum ama baya da işe yarıyor. Her neyse konuya devam edeyim. Bir müddet sonra çocuk çalışma odasında yokken baktım nota. "bir durum mu oldu iyi misin :)" yazıyordu. Direkt çöpe attım. Çocuk iyi birisi olabilir ama beni rahatsız ediyor. O yüzden acıma duygumu dikkate almayıp mantığımla hareket ediyorum. Ve sadece bir mesaja görüldü atmamla bağımı koparmam gerçekten büyük şans. Eğer benle iletişime geçmeye çalışırsa yüzüne söylemekten çekinceğimi sanmıyorum. Bu olay sonrası da kendimi eski ben ile karşılaştırdım. Eğer eski ben olsaydı bu durumu aileme söyleme gereği duymazdım ve abim beni uyaramazdı. Hele yüzüne söyleyebilirim hissi hiç olmazdı zaten. Acaba kırılırmı, yazık başka arkadaşı yok... Gibi cümlelerle belki de bütün yurt hayatım boyunca çocuk yıpranmasın diye kendimi yıpratırdım. Artık bazı konularda bencil olmam gerektiğini biliyorum. Bu çocukla iletişimim kesilince rahatladığımı, üstümden bir yükün kalktığını hissettim. Sonuç olarak ben hayatımda şuan daha mutluyum. Ve yaptığım bu sert davranışlardan gram vicdan azabı çekmiyorum. Bu yazımı yazdıktan sonra şunlar oldu: çocuk ikinci notunu koymuş ben gene attım konuşalım yazıyordu. Yurttan çıkarken onu tınlamadan çıkınca bana mesaj atmış. ne oldu hata mı yaptım benden kaynakliysa bir daha seni rahatsiz etmem benden kaynakli degilse yardim etmek icin elimden geleni yaparim yazmis. Ben ise şunu yazdım: evet bir daha konuşmayalım bu melankolik davranışlarından daraldım artık. Sonra bir daha bir şey yazmadı.
Normal arkadaşlarımdan bahsedecek olursam, arkadaşlarım normalde kızlardan filan konuşmaz. Ama ben kendimi bu erkek muhabbetlerinden birisi olan kız meselelerine alıştırmam için bu konuları açmam gerekti. 4 kişiden 2 kisi kesinlikle yüz vermedi, birisiyle normal bir şekilde konuşabiliyorum bu meseleleri, diğer son kalan ise aslında baya kız hastasıymış. O yüz vermeyenlerle senelerce arkadaş olduğu için hiç konuşacak birisi bulamadı sanırım. Çünkü bana instagramdan kızlar gösteriyor, bu konuları açınca baya hevesle konuşuyor. Ben ise daha önceki yazılarımda anlattığım, farklı hissettiğim kızdan ve sadece instagramdan bildiğim bir animeden bahsettim. Animede erotik sahneler yok ama kadınların vucudunu filan direkt gösteriyor. Baya popiler bir anime. Ben hiç izlemedim ama kız muhabbeti yaptığım o iki arkadaşla ilk 2 dakikasını izledik. Ve o iki dakikadan baya espri yaptık. Sadece üçümüzün anlayacağı espriler. Böyle olunca ister istemez yüz vermeyen diğer 2 kişiden uzaklaştık. Uzaklaştık demeyim de üçümüz arasında ayrı bir samimiyet oluştu. Gerçi yüz vermeyenlerden birisi bu muhabbetlere hafiften girmeye başladı. Ama daha kesin bir şey yok gibi. Sandığım kadarıyla bu ayrı samimiyeti fark etti ve bu samimiyetten dışlanmamak istedi
Ve bu erkek arkadaş grubuyla konuşurken arada kendimi bu eşcinsellik özelliğim geçti mi diye deniyorum. Bu testi de şöyle yapıyorum: en basit temaslara karşı ( sarılmak, başımı birisinin karnına koyup uzandığımda... ) neler hissettiğimi anlamaya çalışıyorum. Hiç kimsede herhangi bir cinsel dürtü hissetmiyorum ama bir kişide cinsel organımda hafif kıpırdamalar oluyor. Herhangi bir cinsel istek uyanmıyor ama bu oluyor. Sonra bunu şuna bağladım. Eskiden olsa çoğu erkekle temasımda hem cinsel dürtü hem organımda baya hareket olurdu. Ama şimdi sadece bir kişide istek olmasada hafif organ kıpırdaması oldu. İstek derken, evet sarılmak gibi temaslar hoşuma gidiyor ama cinsel bir hoşluk değil. Ve cinsel istek yoksa o hareketimde sorun yoktur. Konuyu fazla dağıtmadan demek istediğim şey şu, ben baya bir yol almışım ve yolun bitişi bile görünmeye başladı.
Geri kalan yolumu yani bu özelliğimden kalan kırıntıları gene her zamanki gibi halletmeye devam edicem. Yani beynime herhangi bir organ kıpırdaması olduğum kişiye aslında onun vucudunun ne kadar iğrenç olduğunu kazımak. Bir de artık eskisi kadar sık olmasa da bazen erkekler üzerinde bir cinsel istek geliyor. Bu isteğimi ise yok etmek yerine kadınlara yönelterek, hem erkeklerdeki isteği azaltıyorum hem kadınlardaki isteğimi arttırıyorum. Ve güzel bir kadın gördüğümde artık öylesine bir güzellik hissetmiyorum. Cidden ilgimi çeken kişilere onunla ilerde evlensem ne iyi olurdu diyebiliyorum. Şuan bunu sadece bir kişiye diyebiliyorum. Ama ilerde daha kimleri göreceğim kim bilir. Hala bu yaşta sevgililiği saçma ve gereksiz buluyorum. Bu beni yıpratmaktan başka bir işe yaramayacak. İlerki yaşlarımda bakacağım bu sevgililik meselelerine.
Resim çizmeye devam ediyorum ve gittikçe güzel çizdiğimi hissediyorum. Kemana ara verdim sınavlardan dolayı. Arkadaşlarımla bazen ingilizce mesajlaşıyoruz. Ve ben mesajları anlayabiliyorum. Kurmak istediğim cümlelerin yüzde 95ini kurabiliyorum. İngilizcede bu seviyeye gelebilmeyi hiç düşünemezdim. Tabi daha çok yolum var ama emin adımlarla ilerleyeceğim

Bir önceki haftamda bahsettiğim psikolojik rahatsızlıklarım var diyen çocuğun bana yazdığı mesajları aileme gösterdim. Ve abim o kişiyle iletişimimi kesmem gerektiğini söyledi. Bazen sert durmam gerektiğim olaylar olabilirmiş ve bu olaylar olduğunda her zamanki gibi anlayışlı ve sevecen davranmam yerine sert davranmalıymışım. Ben de abimi gayet haklı buldum. Sonuçta bu çocukla olan iletişimde ben hep yıpranan kişi olacağım. Bir de bana gelecek yıl aynı odada kalırız filan demeye başladı. Eğer bu ilişkinin ucunu baştan kesmez isem sonralarda kesmem daha da zorlaşacak. Bağımı kesme yolunu ise biraz dolaşık seçtim. Direkt söyleyebilirdim ama ben hiç yüz vermemeyi seçtim. Zaten bu kararımdan sonra attığı mesaja görüldü attığımda direkt kesti konuşmayı. O yüzden direkt yüzüne söyleme gibi ekstra bir harekete gerek kalmadığını düşündüm. Bir de bu çocuk daha ben bu konuşmama kararını almadan hemen önce yurdumdaki çalışma masamın yaninındaki masaya taşındı. 3-4 gün sonra ise masamda ders çalışırken kendi masasına oturdu ve bana doğru hafif eğilerek yüzüme dik dik baktı. Ben hiç tepki bile vermedim. Sanki orda değilmiş gibi davrandım. Sonra dik dik bakmayı kesti ve ben bir süre sonra masamda küçük bir not gördüm. Onu da görmemiş gibi yaparak çocuğa sırtımı hafif dönüp çalışmaya devam ettim. Sonra arkadaşımın beni aramasını isteyerek telefonum çalıyor diye dışarı çıktım. Bu taktiği çok yapıyorum. Eğer bir ortamdan kurtulmak istiyorsam direkt çıkmak yerine bu yolu tercih ediyorum. Bu kötü bir tercih mi bilmiyorum ama baya da işe yarıyor. Her neyse konuya devam edeyim. Bir müddet sonra çocuk çalışma odasında yokken baktım nota. "bir durum mu oldu iyi misin :)" yazıyordu. Direkt çöpe attım. Çocuk iyi birisi olabilir ama beni rahatsız ediyor. O yüzden acıma duygumu dikkate almayıp mantığımla hareket ediyorum. Ve sadece bir mesaja görüldü atmamla bağımı koparmam gerçekten büyük şans. Eğer benle iletişime geçmeye çalışırsa yüzüne söylemekten çekinceğimi sanmıyorum. Bu olay sonrası da kendimi eski ben ile karşılaştırdım. Eğer eski ben olsaydı bu durumu aileme söyleme gereği duymazdım ve abim beni uyaramazdı. Hele yüzüne söyleyebilirim hissi hiç olmazdı zaten. Acaba kırılırmı, yazık başka arkadaşı yok... Gibi cümlelerle belki de bütün yurt hayatım boyunca çocuk yıpranmasın diye kendimi yıpratırdım. Artık bazı konularda bencil olmam gerektiğini biliyorum. Bu çocukla iletişimim kesilince rahatladığımı, üstümden bir yükün kalktığını hissettim. Sonuç olarak ben hayatımda şuan daha mutluyum. Ve yaptığım bu sert davranışlardan gram vicdan azabı çekmiyorum. Bu yazımı yazdıktan sonra şunlar oldu: çocuk ikinci notunu koymuş ben gene attım konuşalım yazıyordu. Yurttan çıkarken onu tınlamadan çıkınca bana mesaj atmış. ne oldu hata mı yaptım benden kaynakliysa bir daha seni rahatsiz etmem benden kaynakli degilse yardim etmek icin elimden geleni yaparim yazmis. Ben ise şunu yazdım: evet bir daha konuşmayalım bu melankolik davranışlarından daraldım artık. Sonra bir daha bir şey yazmadı.
Normal arkadaşlarımdan bahsedecek olursam, arkadaşlarım normalde kızlardan filan konuşmaz. Ama ben kendimi bu erkek muhabbetlerinden birisi olan kız meselelerine alıştırmam için bu konuları açmam gerekti. 4 kişiden 2 kisi kesinlikle yüz vermedi, birisiyle normal bir şekilde konuşabiliyorum bu meseleleri, diğer son kalan ise aslında baya kız hastasıymış. O yüz vermeyenlerle senelerce arkadaş olduğu için hiç konuşacak birisi bulamadı sanırım. Çünkü bana instagramdan kızlar gösteriyor, bu konuları açınca baya hevesle konuşuyor. Ben ise daha önceki yazılarımda anlattığım, farklı hissettiğim kızdan ve sadece instagramdan bildiğim bir animeden bahsettim. Animede erotik sahneler yok ama kadınların vucudunu filan direkt gösteriyor. Baya popiler bir anime. Ben hiç izlemedim ama kız muhabbeti yaptığım o iki arkadaşla ilk 2 dakikasını izledik. Ve o iki dakikadan baya espri yaptık. Sadece üçümüzün anlayacağı espriler. Böyle olunca ister istemez yüz vermeyen diğer 2 kişiden uzaklaştık. Uzaklaştık demeyim de üçümüz arasında ayrı bir samimiyet oluştu. Gerçi yüz vermeyenlerden birisi bu muhabbetlere hafiften girmeye başladı. Ama daha kesin bir şey yok gibi. Sandığım kadarıyla bu ayrı samimiyeti fark etti ve bu samimiyetten dışlanmamak istedi
Ve bu erkek arkadaş grubuyla konuşurken arada kendimi bu eşcinsellik özelliğim geçti mi diye deniyorum. Bu testi de şöyle yapıyorum: en basit temaslara karşı ( sarılmak, başımı birisinin karnına koyup uzandığımda... ) neler hissettiğimi anlamaya çalışıyorum. Hiç kimsede herhangi bir cinsel dürtü hissetmiyorum ama bir kişide cinsel organımda hafif kıpırdamalar oluyor. Herhangi bir cinsel istek uyanmıyor ama bu oluyor. Sonra bunu şuna bağladım. Eskiden olsa çoğu erkekle temasımda hem cinsel dürtü hem organımda baya hareket olurdu. Ama şimdi sadece bir kişide istek olmasada hafif organ kıpırdaması oldu. İstek derken, evet sarılmak gibi temaslar hoşuma gidiyor ama cinsel bir hoşluk değil. Ve cinsel istek yoksa o hareketimde sorun yoktur. Konuyu fazla dağıtmadan demek istediğim şey şu, ben baya bir yol almışım ve yolun bitişi bile görünmeye başladı.
Geri kalan yolumu yani bu özelliğimden kalan kırıntıları gene her zamanki gibi halletmeye devam edicem. Yani beynime herhangi bir organ kıpırdaması olduğum kişiye aslında onun vucudunun ne kadar iğrenç olduğunu kazımak. Bir de artık eskisi kadar sık olmasa da bazen erkekler üzerinde bir cinsel istek geliyor. Bu isteğimi ise yok etmek yerine kadınlara yönelterek, hem erkeklerdeki isteği azaltıyorum hem kadınlardaki isteğimi arttırıyorum. Ve güzel bir kadın gördüğümde artık öylesine bir güzellik hissetmiyorum. Cidden ilgimi çeken kişilere onunla ilerde evlensem ne iyi olurdu diyebiliyorum. Şuan bunu sadece bir kişiye diyebiliyorum. Ama ilerde daha kimleri göreceğim kim bilir. Hala bu yaşta sevgililiği saçma ve gereksiz buluyorum. Bu beni yıpratmaktan başka bir işe yaramayacak. İlerki yaşlarımda bakacağım bu sevgililik meselelerine.
Resim çizmeye devam ediyorum ve gittikçe güzel çizdiğimi hissediyorum. Kemana ara verdim sınavlardan dolayı. Arkadaşlarımla bazen ingilizce mesajlaşıyoruz. Ve ben mesajları anlayabiliyorum. Kurmak istediğim cümlelerin yüzde 95ini kurabiliyorum. İngilizcede bu seviyeye gelebilmeyi hiç düşünemezdim. Tabi daha çok yolum var ama emin adımlarla ilerleyeceğim

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3325
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Terapiden çıktıktan sonra abim ve arkadaşıyla istanbulda buluştum. Belli bir programımız olmadan aklımıza esen yere gittik ve güzel yerler keşfettik. Programsız olunca eve gece 2.30'da gelmiş olabilirim ama keyifli bir gün geçirmiş oldum. Ertesi gün yurduma geçtim ve sınav haftamdı. Yani haftam sadece çalışmakla geçti. Eskisi gibi varımı yoğumu koyarak çalışmadığımı fark ettim. Yani gene fazlasıyla çalıştım ama çalışırken sınav eskisi kadar gözümde büyümüyordu, arkadaşlarımla vakit geçirip sınav stresini unutabiliyordum. Eskiden olsa varım yoğum yani her şeyim sınav olurdu, başka bir şey düşünemezdim. Ama artık sınavları gerektiği kadar önemsiyorum. Sınav günü güle oynaya sınava gittim, bütün sınavlarım arasında en stressizi buydu. Vee en kötü sınav puanımı alacağım sanırım. Geçemicek kadar kötü olmadığı için bir sorun görmüyorum. Pişman değilim çünkü sınav haftam eskiler gibi stres yoğunluğunda geçmedi.


 Sınav haftasında bu hastalığımı yok edecek herhangi bir şey yapmadım. Sınavdan sonraki haftam, bu hastalığıma yönelik gene diğer haftalarım gibi geçti. Hastalığımı yok edecek bir ilerleme kaydettiğimi hissetmedim. Yabancı dizilere sardım ve daha fazla erotik sahne görme fırsatım oluştu. Ama bütün erotik sahnelerde adamın yüz mimiklerine odaklanıp gene kendimi adamın yerine koydum. Evet böyle çok rahat eroksiyon olabiliyorum ama bu olayda kadını hiç görmüyorum, ona bakmıyorum bile. Sizle bu hatamı konuşmama rağmen gene aynı hataya düşmüştüm. Bu hatamı daha geç olmadan fark ettim ve bir sonraki hafta hatamı tekrarlamamak için kendime söz verdim.


 Sınavdan sonra hemen eve gitmek istemedim. İlk kez yurt, evden daha ilgi çekici geldi. Haftasonunu üniversite şehrimde arkadaşlarımla geçirdim. Daha doğrusu arkadaşımla geçirdim. Diğerleri o kadar ısrarlarıma rağmen eve gidip pineklemeyi tercih etti. Sadece bu olay için değil, genel olarak gezme tozma olarak çok yetersizler. Tek hayatları yurt ve evde geçiyor, yani eski ben. Değişmeye çalıştığım ilk zamanlarda bu arkadaşlarım bana gayet yeterli ve fevkalade geliyordu ama artık özellikle gezme olarak yetersiz gelmeye başladılar. Hadi şunu yapalım şuraya gidelim dediğimde "ohoo şimdi kim gidecek taa nerede, yurtta iyiyiz işte, evdekiler zaten beni bi haftasonu görüyor" gibi saçma bahaneler üretiyorlar.


 Arkadaşımla gezip yurda geri geldikten sonra bir kaç kişi bize neden söylemediniz, gelirdik dedi. O an anladımki ben sadece arkadaş grubuma yoğunlaşmışım. Halbuki birilerini davet etmem için her gün konuştuğum arkadaş grubumun içinde olmak zorunda değillerdi. Artık arkadaş çevremi daha genişletmem lazım.


Bu komitem bu yılın en zor komitesiymiş ve yeni dersler geldi. O yüzden okula daha sık gitmeyi planlıyorum. Bu da arkadaş çevremi genişletmek için harika bir zamanlama.


Bir de, odam 4 kişilik ama birisi eve çıktı ve uzun suredir 3 kişiydik. Diğer ikisi yüksek sınıftı ve ben odada iletişimimin çoğunu giden kişiyle kuruyordum. Diğerleri biraz daha kendi halinde gibiydi ve diğer odalardaki yüksek sınıfların 1. Sınıflara gösterdikleri ilgi ve iletişimi o kadar göstermiyorlardı. Zaten ben de yaşca büyük insanlarla konuşmayı çok sevmem. Böylelikle iletişimimiz daha da azaldı. Evet kötü insanlar değiller ama ben odaya girdiğimde "acaba selam versem mi" diye düşünüyorsam odada pek de samimi bir ortam olduğu söylenemez. Zaten odaya yatmaktan yatmaya geldiğim için çok da sorun etmiyorum. Bu konuyu en yakın arkadaşıma açtığımda bana, zaten o iletişimi ve samimiyeti oluşturacak kişilerin yüksek dönemlerin olması gerektiğinden bahsetti, bana da mantıklı geldi. Her neyse olaya gelecek olursam, sohbeti çok sarmayan ve başka odada kalan 1. Sınıf birisi benim odamdaki o boş yatağa geçmek istedi. Ben hep nötr cümleler kurup oyaladım. En sonda müdüre söylemiş. Müdür de oda arkadaşlarıma söylemiş ve onlarda " bize zaten bir tane dönem bir yetiyor, saatlerimiz uyuşmuyor vs." diyerek istememişler. Zaten tek yaptığım odaya gelip uyumak ama benden bir yük gibi bahsetmişler. Her neyse o kişi odama gelemedi ve iyi oldu. Ve olaylar bunla bitmedi. Ben sınavdan sonra eve 1 haftalığına kalmaya gitmişken yurda yeni bir 1. Sınıf geldi ve benim odama gelmiş. Çocuğu zaten tanıyorum o yüzden bir sürpriz olmadı. Bir sonraki hafta bakacam bakalım odanın aurası nasıl olmuş.


Ve hoşlandığım kızın benim gibi anime seven birisi olduğunu öğrendim ve bu beni mutlu etti. Ama hala sevgililik olaylarının daha çok çok erken olduğunu düşünüyorum.


Bu arada bir sonraki hafta annemin doğum günü ve ben hem bu hafta istanbula gidip hem sonraki hafta doğum günü için geri eve gitmektense ikisini de sonraki hafta yapmayı düşündüm. 3 hafta aradan sonra gelmiş olacağım ama sizin karşınıza ilerlememiş bir şekilde çıkmak istemedim ve konuşmak istediğim belli bir konu da yok. O yüzden ilerlememde bir sorun olacağını düşünmüyorum.