Gönderen Konu: LGBT, BÜTÜN EŞCİNSELLERİ TEMSİL EDER Mİ: EŞCİNSELLİK NASIL BİR ŞEYDİR ?  (Okunma sayısı 109 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3254
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Nasıl bir şey biliyor musunuz?
Eşcinsel hissetmek farklı bir şeydir, anlaması zordur; hatta insan tüm yaşantısını bir şekilde buna göre dizayn etmek ister. Mesela kendimden örnek verecek olursam; ben tiyatro oyunculuğu hayalleri kurana kadar, hep bir şekilde çok para kazanırım, ailemden hatta bu ülkeden uzaklaşırım ve istediğim gibi cinselliğimi yaşarım gibi çözümler üretiyordum kendime içten içe. Ama bu tecrit edilmiş, içine kapatılmış bir hayat hayali idi aslında. Kim ne derse desin, ben eşcinselliği hiçbir zaman doğal bir durum gibi karşılayamadım aslında. Çünkü sevdiğim ile göğsümü gere gere el ele tutuşmak, herkese onu ne kadar sevdiğimi anlatmak ve belki birlikte istediğimiz her yere gitmek istedim, hep her yerde
aşkımızı yaşayabilelim. Eşcinsel aşk ve aşk sandığımız şeyler veya eşcinsel ilişkiler hiçbir zaman bu noktada olamaz. Eşcinsel ilişkide üreme yaşayamazsınız mesela. Bu beni hep düşündürürdü. İnsanın en büyük emellerinden bir tanesi ve belki de onu tamamlayacak en önemli şey üremesi, soyunun devamı, onu yalnızlıktan kurtaracak bir çare aslında yaşlılığı için. Ancak bu eşcinsel ilişkide mümkün olmuyor.
Daha sonra eşcinsel ilişki düşünelim; çok etkilendin, barda karşılaştın ve seks yapmak istiyorsun ama nasıl? Anal seks denediğinde öncesinde bir hazırlık yapman gerekiyor diye biliyorum çünkü o bölgeden affedersiniz ama sıçıyorsun lan! İleri yaşlarda dışkını tutamamana sebep oluyor mesela. Yani bunların bütünü de benim için hep insanın anatomik yapısına aykırı düşen ve hiç kimse tarafından da reddedilemeyecek sebeplerdi. İnsanlar şunu diyebilir; “Bırakın bu eşcinselleri diledikleri gibi yaşasınlar.” İnanın ben de bunu düşünüyorum; yaşamak isteyen dilediği gibi yaşasın, insanlar istediklerine inansınlar, istedikleri gibi yaşamlarını sürsünler, istedikleri gibi cinsel yönelimlerini veya tercihlerini yaşasınlar, asla buralarda değilim. Ancak ben bunu isteyemiyorum işte. Eski saplantılı aşklarım bana mutluluk vermedi ki. Yalnızca bir insan olarak o çok yüksek duyguları tatmış olmam, daha sonra işime yaradı yapmaya çalıştığım bazı işlerde. Şuna da karşıyım; insanlar herkese karşı farklı bakarken birer sevgi pıtırcığı, anlayış abidesine dönüşürken, eşcinsel duyguları olan insanlara sanki dünyanın en iğrenç insanları gibi, onlarla arkadaşlık dahi yapılmaz gibi; hatta saldırışa geçen davranışlar sergiliyorlar. Ve ne yaptıklarının farkında bile değiller. Belki bu tavır hakim olmasaydı eşcinsellik şu anda çok daha rahat konuşulabilen, irdelenebilen bir durum olsaydı, belki de insanlar doğalarının gereği gibi yaşama haklarının sonuna kadar peşinden gideceklerdi. Ama bu insanlar iyileşmek isteseler de, yaşamak isteseler de her zaman kendi kendilerini, kendi yaşamlarını sansürlemek bir şeyleri saklamak, bir şeyleri herkesten izole bir şekilde yapmak zorunda bırakılıyorlar. Ve bence esas hastalar bunlar!!! İnsanların farklılıklarına öcü gibi yaklaşanlar kendi dini görüşleri, kendi hayat görüşleri, kendi cinsel eğilimleri veya bir zorluk, sıkıntı karşısında kendi takındıkları tavır dışında bir şey yapan veya söyleyen insanlara öcü gibi yaklaşan ve bence dünyada insanlaşma evrimini tamamlayamamış varlıklar dünyanın esas problemi gibi geliyor bana.
Evet LGBT gibi kuruluşlara kendimi hiçbir zaman yakın hissedemedim, onları açıkçası kınamadım da; insanlar bir noktada bir görüş veya eleştiri veya yaşam tarzlarını toplumun kalanına ifade edebilmeliler. Çünkü toplumda bir tabanı var bu insanların ve bu insanlar da toplumun bir parçası. Ancak tıpkı esrarın yasaklanması gibi eşcinsellik olayı da dünyada kasıtlı olarak hep ısıtılıp ısıtılıp insanların zihnine yerleştirilmeye çalışılmış ve LGBT gibi topluluklardaki acılar yaşayan, toplumdan dışlanan ve aslında baksalar da, arasalar da kendilerini anlayabilecek LGBT gibi topluluklardan başka bir mecra bulamayan insanlar buraları dolduruyor ve bir şekilde o topluluğa güç kaynağı oluyor. Ancak LGBT
demek, eşcinsel duygular taşıyan ve hatta ve hatta gey olan, lezbiyen olan, biseksüel olan tüm bireyleri temsil eden bir kurum demek değildir. LGBT gibi kuruluşlar tüm eşcinsellik yaşayan kişileri temsil etme hakkına sahip değildir. Bu düşünce hissiyat tacizine girer.
Çünkü LGBT’de aslında bir yaşam modeli var. LGBT derken tüm bu tarz kuruluşları
kastediyorum. Ve bu yaşam modeli herkese uymak zorunda değil. Herkesi kapsamak zorunda değil. Ve herkes LGBT’ye destek vermek, hoş karşılamakla eşcinsellere hoşgörü, anlayış sağlamış olmuyor.
Hornet gibi uygulamaları düşünüyorum; gerçekten iğrenç ortamlar, iğrenç konuşmalar ve aptalca profillerle dolu. Ya çok fazla özgüveni yüksek, duygularından arınmış, herkesi sikebilirim, sizi sikmemi istiyorsanız adam olun diyen tipler ya da kendini yokmuşçasına sikilecek bir obje olarak gören tipler arasında gidip geliyor profiller. Nadiren de olsa iki sohbet edebileceğiniz insanlar da var. Herkes bir şekilde sansürlü ve gizli vs. vs. vs. Tüm bunlar bir şeylerin doğallığını bozan durumlar aslında. Chat sitelerine bakın, kur yapma flörtleşme diye bir durum asla olmaz; hemen “şuranı aç”, “şunu yap”, “bunu yap”, “şöyle düşün”, “böyle düşün”, gibi olaylar gerçekleşir. Sonrasında belki karşınızdaki kişi ile
biraz bilgi birikimi, donanım, iyi niyet varsa sohbet edebilirsiniz. Yani aslında demek istediğim temel şeyler şunlar; eşcinsel yaşam normal bir yaşam modeli değildir. Eşcinsel seks normal bir seks modeli değildir. Bunları söylerken “normal”den kastım şu; yukarıda belirttiğim eşcinsel lafını duyduğu anda gülmeye başlayan, alaya alan, nefret objesi olarak gören insanların kendilerine seçtikleri normal değil. Bir erkeğin penisinin olması gibi bir normal kastettiğim. Ve eşcinsellerin aslında çok zor bir durumla karşı karşıya olduklarını düşünüyorum. Çünkü eşcinsel ilişki yaşayıp gey hayat modelini benimsiyorsa
da benimsiyor; bu onun için dini anlamda işlenen bir günah olabilir veya dini değerlerini yok sayalım, anatomisine aykırı ve bir süre sonra duygusal ve fiziksel zorluklarla karşılaşmasını sağlayacak bir durum olabilir. Ama bir insanı öldürmekten, hatta her anını dedikodu yaparak geçirmekten, kendinden başka hiçbir şeyi sevememekten, para için tüm değerlerini yok saymaktan daha anormal ve daha yanlış değil bana göre. Tabi ki bu, kişinin karakterine ve yaşam tarzına da bağlı bir durumdur. Çünkü eşcinsel kişi itiraf etse bir dert, tedavi olmak istese başka bir dert. Halbuki bu, sürekli üstü kapanan sansürlenen konuşulması ayıp, komik, günah ağıza bile alınmayan ama aslında yaratıcının o insanları yüzleştirdiği ve gayet insani bir durum. Bir insanın yaşayabileceği bir durum. Ancak birçok şey gibi dünyamızda ne doğru anlaşılmış ne doğru konuşulmuş ne tedavi imkanı sağlayan bir çok aptal
tarafından doğru tedavi edilmiş (elektroşokları, işkenceleri, bilinç silme hipnozlarını veya dini
tavsiyeleri kastediyorum) bir durum olarak en çok istismara uğramış üç beş konudan biridir
diyebilirim. Toplumun büyük bir çoğunluğunu kapsamadığımız için de sanırım kimsenin çok da bir yerinde olmamışız. Ancak yaşadığımız durum tarifi çok mümkün bir şey değil sanırım.
Düşünsenize bir; bir kadını sevmek istiyorsunuz ancak durduk yere kaslı yakışıklı veya çekici bir erkek sizi etkileyebiliyor. Bir erkek olarak (geyler için) üremek istiyorsunuz ama bu imkanınız yok. Etrafınızdaki insanlar ya sapıklıklarından belki sizden faydalanmaya çalışıyor ya da sizi bir hayat tarzına zorunlu bırakıyor. Ve anatomik olarak bir erkeksiniz ve sahip olmanız gereken tek şey belki de bir kadınla seks yapabiliyor oluşunuz ama bu hakkınız yok, bu şansınız yok. Ve bu öyle çok sebebe, öyle çok sonuca ve buna sebep olan öyle çok kirli karanlık şeyi doğuruyor ve o karanlık şeyler tarafından doğrulmuş oluyor ki, bir yanınız hep mahzun, yaralı, üzgün ve kaygılı kalıyor. Ve tüm bunları çok yüksek oranda yalnız yaşamak zorundasınız. Bazı kişiler cinsel kimliği ile barışamayan insanlar diyor!!! Yahu çok merak ediyorum, nasıl bir barışmaktan söz ediyorsun? Cinselliğin var olma ve bu kadar güçlü bir dürtü olma sebebi bana göre insanların genetiklerini aktarabilmesi, soyunun devamını sağlayabilmesi. Tabi ki zevk verir, rahatlatır vs. vs. bir sürü şey ama çoğu insan, cinsellik çevresinde bir hayat yaşıyor, aksi mümkün değil ki!! Ve senin bu gibi temel bir dürtünde, bu kişiler gibi temek hakların yok!! Ne ile barışacaksın? Hem mesela ben yıllarca tiyatro yaptım ve devam edeceğim. Tiyatro ortamlarını ve o ortamlardaki insanları az çok tahmin edersiniz, yüzde doksan dokuz oranında herkesin “Evet bu senin tercihin” diyeceği bir ortam. Çoğunluğunun yadırgamayacağı, yadırgasa bile sana yansıtmayacağı, seninle olan ilişkilerini etkilemeyeceği bir özellik haline geliyor bu bende. Ama ben orada dahi bunu hiç istemedim. Hiçbir zaman tiyatroyu eşcinselliğimi özgür kılacağım bir arena olarak ele almadım. Hani çevre baskısından falan söz ediliyor ya, ona atıfta bulunuyorum.
Tamam, ailenden saklarsın ama ben aileden birçok şey saklayan bir insanım zaten. Bu benim için çok çok ciddi bir sorun değil ki! Bu barışmalısın diyenlerin yorumunu şuna benzetiyorum; aslında elin yok ve bununla barışmalısın! Kansersin ama kendini kötü hissetmemelisin! Bunlar ne kadar mümkün ki? Her zaman o kişiler içlerinde bir şeylerin eksik olduğunu düşünür, hisseder. Belki evet, bunu tedavisi olmayan bir durum, hastalık olarak gösterenler ve maalesef ki öcü muamelesi yapanların sadece konuştuğu bir dünyada, bu insanlar için bu özelliklerini rahat bir şekilde yansıtabilecekleri, yaşayabilecekleri ortamlarda bulunmaları daha iyidir. Başka pek bir seçenek de kalmıyor gibi zaten. Yani eşcinsellik taşıyan insanlar, dünyadaki yedi buçuk milyar insanın bize sunduğu iki üç seçenekten birisine mecbur bırakılıyor aslında. Sen böylesin; ya tövbe et dine yönel, kimseyle evlenme, izole ol, ya bununla barış ve bununla barışan insanlarla birlikte ol ve aslında çok da hazmedemeyeceğin bir durumun normal olduğu bir dünya içerisinde yaşa, diğer taraflarına hemen hemen gözlerini kapat ve biraz daha mutlu ol, ya da bastır duygularını ve evlen, yokmuş gibi yap ki bence bunun sonuçları en kötüsü. Başka bir şey söyleyen, anlayan ve dinleyen maalesef çok az insan var. Hatta varmış!! İyi ki tanımışım sizi Hüseyin hocam ve iyi ki geliyorum terapilere diyorum kendime. Yolculuk zor, uzun ve inanın nereye varacağımı ben de bilmiyorum ama yolda olmak insana iyi geliyor...
« Son Düzenleme: 27 Kasım 2019, 13:59:13 Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3254
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Dördüncü Terapi ;
Bu terapinin diğer terapilerden daha farklı bir yanı oldu benim için gerek Hüseyin hoca ile
konuştuklarımız gerekse bende bıraktığı etki adına.
Süreci net olarak anlamamı sağladı aslında uzun ve zor bir süreç olacaktı ancak mücadele etmekten
vazgeçmemek gerekiyordu.
Bu terapiye ne yapacağımı bilmediğim bir kaç konu ile ilgili cevaplar bulmak içinde gelmiştim çünkü
çocukluğum anne baba iletişimim
aile ortamım ve en önemlisi hikayemi artık tamamlamıştım.Eşcinsellik ile iligli çok az konuşma
geçiyordu terapide ve aslında bu da enteresan bir durumdu.
Çünkü eşcinsel terpi ile ilgili araştırmalar yaptığınızda elekroşoklar tuhaf tuhaf bilinç altına inme ve
hipnoz çalışmaları vs vs gibi daha sonrasında çok
tepki çekmiş ve eşcinsel tedavi olayını da maalesef bana göre lekelemiş bir çok çalışma ile
karşılaşıyorsunuz.Ancak bu terapilerde sizin kiminle ne yaptığınız
cinsel yaşamınız o kadar odak noktasına alınmıyor sizi buna iten sebepler sizin hikayeniz bilincinizin
altında ki kendiniz gerçek kendiniz
vs vs vs gibi konulara odaklanıyorsunuz.Anladığım kadarıyla da kişinin kendini bulması amaçlanıyor
çünkü hiç bir kişinin gerçek kendisinde
eşcinsellik gibi bir durumun olmadığına inanılıyor ve buna odaklı bir tedavi yapılıyor.Üstelik sizin dini
ve ideolojik görüşünüz önemli değil büyük bir noktada.
Her kim olursanız olun nasıl yaşıyorsanız yaşayın zaten (en azından şuana kadar dört terapi geçirdim)
yapmanız gerken bir şeyi yapıyorsunuz ve kendinizi
bulma yoluna giriyorsunuz.Herkes içinse farklı farklı anlamlar taşıyabiliyor farklı farklı parametreler
içerebiliyor bu durum tabi ki.Ben bu terapiden gerçek manada rahatlamış
olarak ayrıldım üzerimden bir yük hafifledi diyebilirim.Eksik olduğumu düşündüğüm kendimde
hoşlanmadığım ve bana ait olduğunu hissetmediğim ne kadar yanım varsa
yavaş yavaş masaya yatıyor ve inanıyorum ki zorlu zamanlar da olcaksa olcak ama bu sürecin sonunu
göreceğim.Bunlarırn dışında şuanda da yazma arzum azalmış durumda
yani çok istekli olarak yazmıyorum aslına bakarsanız ama bu tedavinin bir parçası ve yazmak
gerekiyor.Kendime sorular sormaya cevaplar aramaya devam ediyorum.
Okula karşı gevşekliğimi bıraktım ve bunun olumsuz etkileri olabileceğini konuştuk.Aslında yapmam
gerken bir şeyi yapıyormuşum gibi geliyor.Hüseyin hoca ile de güzel bir iletişim yakaladığımızı
haftadan haftaya hissedebiliyorum.Ümidim maddi olarak bir sıkıntı ile karşılaşmadan her hafta
devam etmek tedaviye.Terapide konuştuğumuz şeyler de karşıma çıkıyor
ve konuştuklarımız ne kadar doğru noktalarmış diyorum.Cinsel açıdan odaksızlık ve asexuellik durmu
devam edioyor aynen bu durum da beni biraz rahatsız etsede çok üzerine gitmemeyi tercih
ediyorum.
Ve şimdi geriye dönüp baktığımda bu 20 günde baya baya porno izleme olayını ve gereksiz
mastürbasyon olayını bıraktım.Daha önce de belli dönemler uzaklaştığım oluyordu ama
o dönemlerde bu denli kendimle baş başa olduğum bir zaman diliminde değildim.Eşcinselliğin başka
türlü sebepleri hakkında konuştuk ve bu da biraz aydınlatıcı oldu.
İnsan daha çok şey konuşmak istiyor ancak işte süreçte de sabır ve irade önemli bir esas aslında bu
ne türlü bir işte başarı yakalamak istiyorsak
ne türlü bir felsefenin idealin yaşam tarzının ve başarının peşine düşeceksek düşelim bizim
öğrenmemiz gereken bir durum.Kendimi arınıyor gibi hissediyorum ve bu süreç için de hazır
hissediyorum.
Ve kendime şöyle bir söz verdim bu terapilerin sonuncusu gerçekleştiğinde Hüseyin hocaya tüm
terapi sürecini anlatan bir pdf göndereceğim çünkü eşcinselterapi.com sitesinde o kadar kafa
akrıştırıcı yarım kalmış ve hatta
okuyanları olumsuz duygulara yönlendirecek yazı var ki.Benimkini başı ve sonu olacak şekilde yazıp
foruma yüklemesi için Hüseyin hocaya vereceğim.Çünkü iyileşebilirsem inanın
eşcinsellik ile ilgili bir şeyler yapmak istemeyeceğim hayatımdan her bir zerresi ile yok olsun çıksın
istiyorum.O kadar çok negatif yükünü taşıdım ki bu duygunun ne yaşadım dürtülerimi ne bir
dostumla paylaşabildim
tam bir boşluk ve çaresizlik hissi uyandırdı hep benim için.Geleceğim için de her zaman
kaygılanmama sebep oldu.Çünkü ben bir tiyatro oyuncusu olmak istiyorum ve eşcinsel bir tiyatro
oyuncusu olmak istemiyorum bununla
yaşamak istemiyorum ve iki seçenek beliriyordu kafamda ya bunu bastır ve inanılmaz ızdıraplı ama
yalnız kalma korkusu daha düşük bir hayat yaşa ya da bu bastırma ve daha keyifli ama daha yalnız
daha karamsar daha düzensiz
ve daha yıkık bir iç dünya ile yaşa hiç bir zaman da gerçekte inandığın kendine ulaşama ona
sarılama...İşte aslında kendi isteğimizle asla
seçmediğimiz ve bizi en azından beni yıpratan bu özelliğimizi normal algılama hatasına düşmediğim
için mutluyum...Çünkü bu olduğunuz insana bulunduğunuz bedene taşıdığınız ruhun derinliklerine
ters gelen olmayan oldurulamayan bir
durum ve bununla yüksek oranda tek başınıza mücadele etmek zorundasınız...İşte bu sebeplerle
bittiğinde yoluma bakıp artık kendim gibi yaşamanın keyfini çıkartmak istiyorum....

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3254
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

‘’Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır’’ ifadelerini kullanan Kaçın, ‘’Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu?’’ açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz’e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, ‘’Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli.’’ ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

www.huseyinkacin.com

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz… "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da “özgürlük düşmanı” olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, “günah işleme özgürlüğüne” saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda…

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html