Gönderen Konu: Hiç Tanımadığın Birine Anne Diyebilmek  (Okunma sayısı 84 defa)

Benav

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
    • Profili Görüntüle
Hiç Tanımadığın Birine Anne Diyebilmek
« : 09 Kasım 2019, 01:35:20 »
 Her Şeyin Başlangıcı

  Zaman ister istemez hepimize bir şeyler öğretiyor. Bazılarına geç, bazılarına erken... İşte bu zaman akışının altında ezilmek de var, çıkmak da. Derler ya hep hani “Zaman her şeyin ilacıdır”. Asla. Ne kadar zaman boyutu geçmiş olursa olsun çekilen acının sızısı, herhangi bir hatıra, mekan ve en basitinden bir rüyada bile körüklenerek artar ve adeta kül eder.
 
 Hayattan çok şey öğrendim, zorundaydım. Misal, hiç tanımadığım birine anne diyebilmek. Belki de şüphesiz öğrendiğim en acı kazanımlardan biriydi bu. Bunu bir kazanım olarak görüyorum. Çünkü aslında biyolojik annesi olan ve ona çok yakın olan hiçbir çocuk bunu yapamaz, dayanamaz, sindiremez. Yurt sürecim boyunca birçok annem oldu. Halen daha anne diyorum onlara. İlk yurda girdiğim gece canım çorba çekti nedense. Sıcak bir tas çorba. Aslında sevmem, yemem çok yemek seçerim ama o an yememem imkansızdı. Tam da yemek saatine denk gelmişti gelişim. Kalktım bir tabak çorba aldım, sade ce çorba, onca yemek vardı oysaki. O çorbayı içişim, ilk yudumu alışım. Ah asla unutamam. Hiçbir çora bana o çorbanın verdiği tadı veremez. Tadı aynı annemin çorbası gibiydi. Uzunca bir süre ağzımda tuttuktan ve yutkunduktan sonra hafif bir gözyaşıyla bitirdim günü. Günler günleri kovaladı, aylar ayları hatta yıllara yaklaşıyoruz.

  Sorunun en temeline indiğimizde de annemle aramızda oluşan bu dengisiz bağın doğurduğu sonuçlardı tüm bunlar. Neredeyse 17 yaşına basmış genç bir delikanlıyım. Yaşıtlarına göre çok daha olgun ve güçlü bir delikanlı. İddia ediyorum değil dünyada bu evrende benden daha iyi bir baba olamaz :) Klasik terapi süreçlerine girmeyeceğim. Bunlar olmuş, bitmiş, zor da olsa aşılmış şeyler. Çok zor inatçı biriyim, belki sırf bu yüzden birçok hata yaptım. Ama bir şeyi gerçekten öğrendim mi de onu benden iyi kimse yapamaz. Bir buçuk yıla yakın bir süredir yurtlarda kalıyorum. Cemaat yurdu falan değil ha, yetiştirme yurdu. Devletin sevgi evleri adını verdiği ama çocukların asla sevgi bulamadıkları aksine hep sevgiye ve sevilmeye muhtaç oldukları birer güzelleştirilmiş, özelleştirilmiş hapishane. Burada kaldığım ilk gece yatakta yatmak çok zor olmuştu. Yay batıyordu çünkü. Hatta sırtım yara bile oldu. Kimsenin oturmak için bile yaslanmadığı, yaslanamadığı türden serlikte yataklar. Bir ay boyunca tek bir iç çamaşırı ile okula gittiğimi bilirim. Kışın içine deli gibi su dolan ayakkabılarla, kimsenin giymeyeceği bir montla. Çok para harcadılar, çabaladılar özellikle annem. Bileziklerini bile sattı. Ailem belki haklı olarak beni bıraktılar ama hiçbir çocuk bunu hak etmez. Her ne kadar sürekli uçurumun dibinde gezdiysem de bunları hak etmedim. Artık o uçurum yok, ben düşmeden kurtulan nadir ve şanslı kesimdenim. Homoseküsel-gay ortamı bir bataklıktır. Bu ortamdan, zihniyetten kurtulmak için psikolojimi bedenimi ortaya koydum. Düşünmekten, hesap yapmaktan sorgulamaktan ellerimi yara bağladı, döküldü. Çeşitli hastalıklarla boğuştum ama sonu güzel oldu. Kurtulmak gerçekten mümkünmüş. Her yaşanan olay aslında bana bir şeyler öğretti. Güçlü durmayı ve pes etmemeyi. Bu bir buçuk yıllık süre içerisinde tekrar eve dönebilmek için her şeyi yaptım. Akla ne gelirse.HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın numarasını araştırdım, edindim. Uzun uzun konuştum tabii bu süreç içerinde H.K.’dan da uzun uzun fikirler aldım. Ondan önce Mardin’e teyzemin yanına da gittim. Hüda Kaya bizim eve geldi. Aylar sonra ilk defa eve onunla girdim. Annemle sarıldık, ağladık, dertleştik. Oturup benim hatalarımı karşılıklı olarak sorguladık. Hangi çocuk sırf ailesiyle barışmak için kalkıp bir vekili eve getirmeyi başarabilirki. Zor da olsa yaptım. 1 hafta eve gel gitten sonra fazla bir beklentiye girmiş olacağımki beni ne zaman geri alacaklarını sordum. Daha çok erken dediler. Haklılardı da ben de çok sinirlenip, çekip gittim. Bir iki ay eve gitmedim. Çok canım yanıyordu. İlla ki insan ailesini özler ama mesele sadece bu değil çok yıpranmış olmam, yurdu daha fazla kaldıramıyor olmamdı. Nitekim tekrar arayı ısıttık. Babam saçımı kestirdi, cebime para koydu. Kıyafet alışverişi yaptık. Bu süreçte onlara daha fazla bağlandım. Aynı zamanda da hep teyzemi arayıp annemler beni ne zaman alacak diyordum. Çok acı dolu, mutlu bir bekletişti. Ancak bekleyiş olarak kaldı. Hiç alışamadığım yurtta her ne kadar alışamasam da düzen kurmaya başlamıştım. Misal elbiselerimi asla katlamazdım, dolabımı toplamazdım. Hep dağınıktı. Çünkü tekrar kapıdan çıkacağım zamanı bekliyordum. O zamanın geleceği yoktu. Bir gece aldım elbiselerimin hepsini makineye attım, dolabımı düzenledim, elbiseler çıkınca kuruttum, katladım. Bu benim için bir devrim, milattı. Terapilerim bitmiş, iyileşmiş ve hayatımı düzene sokuyordum. Soktum da, kısmen. İyileşmek her anlamda hayatıma etki etti. Tüm bunları yaparken çok yordum. Hala yorgun hissediyorum kendimi. Ama iyi ki terapiler bitmiş ve sonuç almışım. Bu cümleyi her kullandığımda ağlamamak için zor tutuyorum kendimi. Ama artık ailem almasa da onları suçlamam. Ben onlara güven vermek için kendimi kanıtlamak için çok uğraştım. Artık uğraşmayacağım. Belirli bir bozuk düzenin içinden kurtuldum (eşcinsellik). İçim ferah...
 
« Son Düzenleme: 09 Kasım 2019, 10:33:59 Gönderen: Benav »

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3227
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Hiç Tanımadığın Birine Anne Diyebilmek
« Yanıtla #1 : 14 Kasım 2019, 09:22:23 »
DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

‘’Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır’’ ifadelerini kullanan Kaçın, ‘’Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu?’’ açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz’e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, ‘’Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli.’’ ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

www.huseyinkacin.com

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz… "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da “özgürlük düşmanı” olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, “günah işleme özgürlüğüne” saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda…

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html