Gönderen Konu: Eşcinsellik yada Eşcinseller : Alexis ya da Beyhude Mücadelenin Kitabı  (Okunma sayısı 181 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3191
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Kitabı akşam okudum. Bana anlatım olarak ağır geldiğini söylemeliyim. Eşcinselliği tanımasaydım belki de konuyu tam olarak anlayamayabilirdim. Eşine yazılmış bir mektupta ,eşine dostum diye sıkça hitap etmesine şaşırdım.. En dikkatimi çeken, aslında eşcinsellerin neredeyse hepsinde olan. Korkaklık, pısırıklık, hastalıklı bir çocukluk, kadınların baskın olduğu çocukluk ve genel olarak kadınlara karşı tiksinti.. Alexis burada aşk değil de sadece şehvet arzusu taşıyan biri imajını verdi. Zaten karısını terk ederken de bu gerekçeyi göstermiş. O dönemlerde eşcinselliğin hastalık olarak kabul edilmesine rağmen, karakter bunun üzerinde fazla durmamş. Aslında genel olarak bu durumdan dolayı çok fazla rahatsız olmadığı duygusuna kapıldım. Bana göre sadece çevresel olarak kabul edilemez olduğunu düşünmüş gibi.. Ahlaki değerlerin dönemi olmaz bana göre.. Yazar kabul görmüş anladığım kadarıyla, ödül falan da almış. Zevk sadece bir duygu olduģu için neden hor görülüyor anlamıyorum diye yazıyordu. Zevk hor görülmüyor bence, ama tamamen iç güdülerle hareket etmek hayvani bi şey..Sadece hayvanlar tamamen iç güdüleriyle hareket eder. Zevki utanılacak bir şey olarak görmüyor. Yani bu genişletilebilir bence.. Zevki ahlaki sınırlar içinde yaşarsan utanılacak bir şey degil tabii ki..  Uyuşturucu madde de zevk vericidir. Cidden eşine ismiyle ve dostum diye hitap etmesi beni rahatsız etti. Genel olarak mektup çok soğuk hiç duygu yok.. yani içinizi titreten bir şey yok..sanki veda mektubundan çok kendi hayatını anlatmış. En son oğlu olduktan sonra eşini terk etmesi tamamen bencilce.. hayat bazen ciddi fedakarlık ister. Burada sadece kendi zevkini düşünerek gitmiş. Karakter Tanrıya inanırmış ama bunun tam bir inanç olmadığını hissettim. En son olarak ailesiyle birlikte yaşadığı eve dönüş yaptıktan sonra artık hislerinin peşinden gitmeye karar vermesi da ilginç.. Sıradan ahlaka göre yaşamayı beceremedim ne demek anlayamadım.  Kendi seçmediğim ama boyun eğdiğim iç güdülerin tutsağı olmak ta bir seçimdir. Ya neyse hocam ben kitabın anlatımını beğenmedim..

Gülten Yurt



İnsanın sırf toplum tarafından kabul edilmediği için cinsel yöneliminden vazgeçmesi mümkün mü? 1929'da basılan ve "toplum ahlakı o günden bu yana pek az değiştiği için" güncelliğini koruyan bu ilk romanında Marguerite Yourcenar, eşcinsellik sözünü tek kez bile anmadan, cinsel kimliğini inkâr etmekten vazgeçmeye karar veren bir adamın karısına yazdığı veda mektubu üzerinden kendisiyle mücadelesini anlatıyor.

"Bu mektup bir açıklama. Bir savunma halini almasını istemem. Onaylanmayı dileyecek kadar çılgın değilim; kabul görmeyi bile talep etmiyorum: bu çok büyük bir talep. Sadece anlaşılmayı arzu ediyorum...
Hayat, Monique, olası bütün tanımlardan daha karmaşıktır; basite indirgenmiş her imge, kaba olma riskini taşır her zaman. Şairlerin kesin terimlerden kaçınmasını onayladığımı da sanmayın, onlar sadece düşlerini bilirler; şairlerin düşlerinde hakikat payı çoktur, fakat hayat bu düşlerden ibaret değildir. Hayat şiirden daha fazla bir şeydir; fizyolojiden daha fazla bir şeydir, o kadar uzun zaman inandığım ahlaktan da. Hayat bunların hepsidir ve çok daha fazlasıdır: hayat, hayattır. Tek servetimiz ve tek lanetimiz.
Kelimeleri o kadar çok kişi kullanıyor ki Monique, artık kimseye uygun düşmüyorlar; bilimsel bir terim bir hayatı nasıl açıklayabilir? Bir olayı bile açıklamaz; ona işaret eder. Hep aynı şekilde işaret eder, halbuki farklı hayatlarda birbirine tıpatıp benzeyen iki olay yoktur, aynı hayatın içinde bile yoktur..."

https://www.metiskitap.com/catalog/book/4970