Gönderen Konu: İLKOKULA BAŞLAMAK ÇOCUĞUN HAYATA İLK ADIMIDIR  (Okunma sayısı 127 defa)

bureax

  • Yönetici
  • Acemi Üye
  • *****
  • İleti: 62
    • Profili Görüntüle
İLKOKULA BAŞLAMAK ÇOCUĞUN HAYATA İLK ADIMIDIR
« : 11 Aralık 2018, 20:55:34 »
İLKOKULA BAŞLAMAK ÇOCUĞUN HAYATA İLK ADIMIDIR
İlkokula başlandığı günün her insan için özel bir hatırası vardır. Ana okulu tecrübesi olmayan
pek çok çocuk ve ailesi ilk okul gününün heyecanı tatmaya hazırlanıyor. Çocuğun ilkokula
başlaması, gerçek hayata ilk adımını atması anlamına gelir. Çocuk,ev ortamının sıcak ve
korunaklı atmosferinden çıkıp, daha önce hiç tanımadığı pek çok akranının olduğu, uyması
beklenen kurallar ve öğrenmesi gereken bilgilerle donatılmış yepyeni bir sosyal çevreye girer.
İlk okula başlangıç bu açıdan pek çok güçlüğü de beraberinde getirir.
Okulun iki temel amacı vardır
Okulun temelde iki amacı vardır.İlki,çocuğu sosyalleştirmek yani sınıf içi ve sınıf dışı
faaliyetlere uyumlu hale getirmek,ikincisi ise bilgilendirmektir.Bu iki amacın gerçekleşmesi
için çocuğun zihinsel,bedensel,duygusal ve sosyal açıdan okul olgunluğuna erişmiş olması
gerekir.Bu noktada anne-babaya düşen görev okul öncesi dönemden başlayarak çocuğu okula
hazır hale getirmek ve okula başladıktan sonra da, okula uyum sürecinde çocuğu
desteklemektir.
Çocuğu erken (72 aydan önce) okula göndermek doğru mudur?
Genellikle 72 aylık ( 7 yaşında) bir çocuk okula başlama yeterliliğine sahiptir. Fakat bazı
çocuklar çevrenin de desteği ile daha erken aylarda okuma, ender de olsa yazma becerilerini
edinirler. Daha erken bir zihinsel gelişme, ebeveyni çocuğu okula gönderme zamanı
hususunda kararsız kılabilir. Böyle bir durumda,okula başlamak için sadece zihinsel
olgunluğun yeterli olmadığını göz önünde tutmak gerekir.Çünkü çocuk okulda sadece bir
takım bilgiler öğrenmez, bunun yanında okula uyum sağlamak,kendini yaşıtlarına kabul
ettirmek,görevlerini yerine getirmek mecburiyetindedir. Yani sosyal,duygusal ve bedensel
açıdan da okula hazır duruma gelmelidir.Erken yaşta okula başlayan bir çocuk uyum problemi
yaşayabilir.Çocuklar kendileri ile aynı sosyal ve duygusal olgunluktaki akranları ile
arkadaşlık etme meylindedirler.Eğer erken okula başlamış bir çocuk bu olgunluğu

tutturamazsa arkadaşsız kalır. Ya da çocuk yeterli bedensel olgunluğa sahip olmadığı için bazı
faaliyetlerden,spor gibi,geri kalabilir.Yine bu sınıf tarafından dışlanmasına neden olur.
Çocuğun okuldaki ilk günü çok önemlidir
Okuldaki ilk gün hem çocuk hem de ailesi için bir hayli heyecanlı bir deneyimdir.Çocuğunuz
ilk gün ağlayabilir.Bu çok sık rastlanan bir durumdur. Bunu normal kabul ederek şu hususlara
dikkat etmek gerekir.
 İlk gün anne-baba da en az çocuk kadar heyecanlı ve kaygılı olabilir.Bu durumda
çocuğa hislerinizi belli etmemeye dikkat edin.Çocuk sizin ne hissettiğini anlamak
isteyecek ve sık sık sizi kontrol edecektir.Ebeveynin kaygısını hisseden
çocuk,endişelenmek için haklı olduğu sonucuna varabilir bu da çocuğun sıkıntısını
artırır.
 Okula başlamadan önce çocuğunuzla,okul hakkında olumlu konuşmalar yapın.Yeni
arkadaşlar edineceğinden,öğretmeninin onu çok seveceğinden ve çok eğleneceğinden
bahsedin.
 Çocuğun giysi ve eşyalarını bir gün önceden hazırlayın.Böylece okula hazırlık telaşını
yaşamazsınız.
 Çocuğa okulu gezdirin.Tuvalet,kantin gibi yerleri gösterin.
 Çocuk ağlasa dahi ondan ayrılacağınızı kesin bir şekilde belirtin ve geri dönmeyin.
Sınıfta bekleyerek oyalanmayın. Vedalaşmayı kısa tutun. Bir müddet sonra çocuğunuz
kendini iyi hissetmeye başlayacaktır.
 Bazı anne-babaların okul saati boyunca bahçede veya okul dışında bekledikleri
görülmektedir.Böyle bir durumda çocuk, anne-babasını her gördüğünde,
endişelenmesi gereken bir şey olduğunu zannedebilir.Çocuğunuzu gönül rahatlığıyla
okulda bırakıp gidebilirsiniz.Bir müddet sonra çocuğunuz kaygısıyla başa çıkmayı
öğrenecektir.

 Çocuğunuza siz yanında olmasanız bile, güvende olacağını söyleyin.
 Okul bitince onu okuldan alacağınızı özellikle belirtin.
 Çocuğu vaktinde okuldan almaya dikkat edin.
 Eve geldiğinde çocukla okulda yaşadıkları hakkında konuşun.Pek çok çocuk,okulda
yaşadıklarını anlatmaktan hoşlanır.Çocuğunuzu dinlemeniz ve anlattıklarına ilgi
göstermeniz onun okula karşı ilgisini pekiştirir ve öğrenme isteğini artırır.
 Bazen çocuk yorgun olduğu için yaşadıklarından bahsetmek istemeyebilir.Bu konuda
çocuğu zorlamayın.Dinlendikten sonra kendi isteği ile anlatmasını bekleyin.
Çocuk okula gitmek istemezse
İster okula yeni başlasın,ister ara sınıfta olsun bazı çocuklar okula gitmek
istemezler.Çocuğun okul korkusu bir takım fiziksel yakınmalara neden olur.En yaygın
görülen yakınmalar; baş ve karın ağrısı,iştahsızlık,huzursuzluk,rahat uyuyamama,mide
bulantısıdır.Çocuğunuz normal zamanlarda gayet sağlıklı görünüyor fakat okula gitme
saati yaklaştıkça bu tip yakınmalarda bulunuyorsa ‘okul sendromu ‘adı verdiğimiz,okula
karşı bir kaçınma tepkisi geliştirmiş olabilir.Ebeveyn ilk etapta çocuğun bu isteksizliğinin
altında yatan nedeni bulmaya çalışmalıdır.
Okul sendromunun sebepleri
1.Ayrılık korkusu; Çocuk bütün gününü birlikte geçirmeye alıştığı annesinden ve evinden
ayrılmaktan endişe duyuyor olabilir.Özellikle son zamanlarda ailede
boşanma,ölüm,taşınma,ekonomik problemler gibi önemli değişiklikler yaşandıysa,bu tip
krizler ayrılık korkusunu tetikler.Bazı çocuklar onlar okuldayken,evde kötü bir şey
olacağından korkarlar.
2.Arkadaş edinememe; Okul hayatının en güzel deneyimlerinden biri arkadaşlıktır.Arkadaş
edinmekte zorluk çeken bir çocuk bir müddet sonra kendini yalnız ve dışlanmış
hisseder.Çocuk utangaç olduğu için ya da sosyal becerilerinin eksikliğinden dolayı arkadaş

edinemeyebildiği gibi, alışılmadık bir isminin olması,giyim tarzı,saç kesimi,konuşma
farklılığı,yaşına göre daha küçük görünmesi gibi sebeplerden dolayı da akranlarınca alay
mevzuu olabilir.
3.Okulda yaşanan olumsuz bir hadise; Çocuk bir akranı ya da kendisinden daha büyük bir
öğrenci tarafından tehdit edilmiş,korkutulmuş yahut alay edilmiş olabilir.Özellikle yalnız
çocuklar bu tür hadiselere daha çok maruz kalırlar.Öğretmeniyle arasında bir sıkıntı yaşanmış
olabilir.Çocuğun okulda veya okul yolunda başına gelen bir kaza dahi çocuğu okuldan
soğutmaya yeterli olabilmektedir.
4.Özgüven eksikliği; Bazı çocuklar ailelerinin desteği olmaksızın,yeni durumlarla ya da
stresli ortamlarla başa çıkamazlar.Özelikle aşırı korumacı ailelerde yetişmiş çocuklara,
özgüven eksikliğinden dolayı, okul gibi yeni ve meydan okuyucu bir ortama girmek ürkütücü
gelebilir.
Aile ne yapmalı ?

 Okul sendromunun en iyi tedavisi,çocuğun her gün okula devam
etmesidir.Çocuğunuzun düzenli bir şekilde devamını sağlayın.Bir müddet
sonra,fiziksel şikayetlerinin azaldığını göreceksiniz
 Sabah kalktığında çocuğa nasıl hissettiğini sormayın çünkü bu çocuğa
şikayet etmek için cesaret verir.Eğer çocuğunuz evde gezinebiliyorsa,okula
da gidebilir demektir.
 Okula geç kalsa dahi,çocuğu sınıfına götürün.Bu konuda taviz vermeyin.
 Çocuğunuza niçin okula gittiğini anlatın ve onun anladığına emin
olun.Bazı çocuklar okula anne-babalarının onu sevmediği için yolladığını
düşünebilir.Özellikle, yeni bir kardeşin doğumuyla,çocuğun okula
başlaması aynı zamana denk geldiyse, çocuk istenmediği duygusuna
kapılabilir.

 Çocuğunuzun duyguları ile alay etmeyin.
 Çocuk, o evde yokken annesinin başına kötü bir şey geleceğinden endişe
ediyor olabilir. Ona bütün gün ne yapacağınızı anlatın ve çocuğunuzu okul
dönüşü zamanında karşılayın.
 Çocuğun öğretmeninden yardım isteyin.Mümkün olduğunca sınıf ya da
okul değiştirmeyi düşünmeyin. Eğer çocuk öğretmene karşı aşırı tepkiliyse
ya da öğretmen çocuğa yardımcı olmak hususunda isteksiz davranıyorsa
sınıf değiştirmeyi düşünebilirsiniz.
 Çocuğunuzla, okul korkusu hakkında konuşun.Tam olarak onu neyin
üzdüğünü anlatması için çocuğunuzu cesaretlendirin.Okulda yahut okul
yolunda kötü bir şey olup olmadığını sorun.Eğer çocuk,okulda ağrılarının
daha çok artığını söylerse alternatif bir çözüm sunun. Mesela,öğretmeniyle
de konuşarak,bir müddet başka bir yerde uzanabileceğini ama kendini iyi
hisseder hissetmez sınıfa geri dönmesi gerektiğini söyleyebilirsiniz.Yalnız
bu konuşmayı okula gideceği vakitte yapmayın.
 Çocuğunuza akranları ile oynaması için imkanlar sağlayın.Özellikle
bünyesi hassas olan çocuklar,evde daha fazla vakit geçirirler.Bunu tersine
çevirin.Çocuğunuzu sık sık sokağa ya da arkadaşlarının evine oynamaya
gönderin.
 Çocuğunuzun kendine olan güvenini artırmaya çalışın. Bunun için yaşına
uygun sorumluluklar verin.Olumlu davranışlarını,küçük de olsa başarılarını
övün.Çocuğunuzu eleştirmekten kaçının.
 Çocuğunuzun sosyal becerilerini geliştirin.Örneğin,oyuncaklarını
paylaşma,oyun kurallarına uyma,kaybetmeyi kabullenme gibi.

 Bazı çocuklar anne-babalarının yüksek beklentilerini
gerçekleştiremediklerinden dolayı okula gitmek istemezler.Çocuğunuzu
olduğu gibi kabul edin ve yeteneklerine uygun hedefler koyun.Kısa sürede
okumaya geçme,çok güzel yazı yazma,aritmetik işlemlerini hemen çözme
gibi yeteneklerini aşabilecek beklentilere girmek,çocuğunuzun cesaret ve
motivasyonunu azaltacaktır.

Okuma-yazma ve saymayı öğrenirken çocuğa nasıl yardımcı olunabilir?
İlköğretimin temel amacı çocuğun okuma-yazma ve aritmetik becerilerini kazanmasını
sağlamaktır. Bu becerilerin kazanılması için ilk önce çocuğun duyuları,kasları ve zihni
yeterince olgunluk kazanmış olmalıdır. Aile bu üç becerinin kazanılmasında şunlara dikkat
etmelidir.

 Okumayı öğrenirken, çocuğun yazılanları parmakla takip
etmeden,gözüyle,alçak sesle veya içinden okumasını sağlayın. Kelimeyi
okumadan önce harf harf veya hece hece tekrar etmesine engel olun.
 Çocuğunuzu kitap okumaya özendirin.Ailecek evde kitap okuma
seansları düzenleyebilirsiniz.Anne-babasının kitap okuduğunu gören bir
çocuk, bu hususta daha hevesli olacaktır.
 Çocuğunuzu kitapçıya götürün.İlgisini çekebilecek,bol resimli kitaplar
almasına sağlayın.
 Kitap okumayı eğlenceli bir faaliyet haline getirin.Yine de çocuk
okumak istemezse baskı yapmayın.
 Yazma becerisinin kazanılması için,öncelikle çocuğa kalemi nasıl
tutacağını öğretin.Kalemi başparmağı ile işaret parmağı arasına
yerleştirin.Orta parmağını,kalemin ucundan yaklaşık 1-2 cm. yukarıda

kalemi destekleyecek şekilde konumlandırın.Kalemi doğru tutmayı
öğrenene kadar sık fakat kısa süreli alıştırmalar yaptırın.
 İlk zamanlar yazma faaliyeti çocuk için bir hayli zor
olacaktır.Düz,yatık,yuvarlak çizgiler çizmesi için el ve parmakları
yeterince gelişmiş değildir. Çocuğunuzun ismini yazdıktan
sonra,üzerine ince bir kağıt koyup kopya etmesini isteyebilirsiniz.
 Çocuk düzgün bir şekilde yazı yazamıyorsa, 2-3 dakika süren kısa
yazma alıştırmaları yaptırın.
 Sayı kavramının gelişmesi için okul öncesi dönemden itibaren
çocuğunuza, sayılarla nesneler arasında ilişki kurmasını sağlayacak
etkinlikler yaptırın. Mesela,merdivenleri çıkarken basamakları
saymak,çevredeki rakamlara dikkatini çekmek,sayı yazma alıştırmaları
yapmak,zarlı oyunlar oynamak gibi.
 Çocuk okumayı,yazmayı ve sayı saymayı kendi gelişim hızına göre
öğrenir. Sabırlı olun ve asla çocuğu azarlamayın.

Ders çalışma alışkanlığının kazanılması

 Çocuğa ders çalışabileceği sessiz ve rahat bir ortam
hazırlayın.Ödevlerini yaparken başında beklemeyin.Bunun yerine ara
sıra yanına gelerek,çabasını övebilirsiniz.
 Ders çalıştıktan sonra çocuğun hoşlandığı bir faaliyeti yapmasına izin
verin;sokakta arkadaşları ile oynamak gibi.
 Ders çalışma süresini kısa tutun. Mesela yarım saat ders çalıştıktan
sonra 10 dakika ara verdirin.Çocuğun dikkati kısa bir müddet içinde
dağılacağı için masadan kalmadan saatlerce çalışmanın hiçbir faydası
yoktur.

 Bazı çocuklar resim,müzik,spor gibi alanlarda daha başarılıdır.Bu
alanlardaki yeteneklerini geliştirme imkanı verin.Bu çocuğunuzun
özgüvenini artırır.
 Çocuğunuzu başarılı arkadaşları veya kardeşleri ile asla kıyaslamayın.
 Onun yerine ödevlerini yapmayın.Eğer ödevini yapmadıysa, öğretmene
bunun nedenini, çocuğun kendisi açıklamalıdır.Onun yerine bu
sorumluluğu almayın.

Psikolog Çiğdem Alparslan Karakuş