Gönderen Konu: MEDYA VE CİNSELLİK  (Okunma sayısı 201 defa)

bureax

  • Yönetici
  • Acemi Üye
  • *****
  • İleti: 62
    • Profili Görüntüle
MEDYA VE CİNSELLİK
« : 11 Aralık 2018, 20:54:34 »
MEDYA VE CİNSELLİK*

1960'lardan bu güne medya hayatımızın önemli bir parçası haline gelmiştir.
Özellikle,medyanın en yaygın aracı olan televizyon, insanların sosyal davranışlarını ve
sosyal gerçekliği algılamalarını etkilemekte, çocuk ve gençlerin sosyalleşmelerinde önemli rol
oynamaktadır. Medya, sadece bilgi aktarmakta kalmamakta, tutumların şekillenmesinde
kültürel normların aktarılmasında da etkili olmaktadır. Günümüzde hemen hemen her evde bir
TV seti bulunmaktadır. Amerika'da yapılan istatistikler, bir Amerikalı çocuğun haftada ortalama
23 saatini, bir yetişkinin ise 22 saatini televizyon başında geçirdiğini göstermektedir. Buna video
filmlerini de eklersek bu zaman dilimi 35 ila 55 saati bulmaktadır (Nielsan Media
Research,1993). Böylece 70 yaşına ulaşmış bir kimse ömrünün 7-10 yılını TV başında geçiriyor
(Strasburger,1986). Televizyon karşısına aldığı izleyicisini pasifleştirerek uyarıyor, kimi zaman
eğitiyor ve hiçbir tepkiye veya etkileşime meydan vermiyor. Böylesine sürekli uyarıcı sağlayan
bu aracın, bulunduğu evdeki çocuk ve gençlerin, hatta yetişkinlerin gelişimine elbette etkileri
olacaktır. Özellikle çocukların etraflarındaki her türlü bilgiyi alma eğiliminde olduklarını
düşünürsek, etkileşimin boyutlarını daha iyi anlamış oluruz.1960'lardan günümüze gelen zaman
dilimi içerisinde, medyadaki cinsel temalarda, karakterlerde ve cinsel içerikli yayınlarda büyük
artış gözlenmektedir. Bu makalenin amacı medyada sunulan cinsel malzeme içeren yayınların
çocuk ve ergen gelişimi üzerindeki etkilerini
incelemektedir. Medya araştırmalarında kullanılan en temel yöntem içerik analizleridir. İçerik
analizi, kısaca TV'de gözlenen belirli davranış tiplerinin sayısını hesaplamak demektir. 1986-
1988 TV yayın dönemi içerisinde Amerikan televizyonlarındaki cinsel içerikli davranışlar bu
yöntemle incelenmiş ve başlıca şu sonuçlara ulaşılmıştır. Amerikalı seyirciler her saat dilimi
içerisinde 27'nin üstünde cinsel davranış örneği izlemektedir. Sadece öğleden sonra ve prime-
time zamanları boyunca izlenen cinsel içerikli yayın sayısı yılda 65.000'i bulmaktadır. Bu, bir
Amerikalı ergenin TV seyretme oranına göre hesaplanacak olursa bir ergenin her yıl 14 bin cinsel
içerikli yayına maruz kaldığı sonucunu verir. Bununla beraber, bu 14 bin cinsel referansın sadece
165'i doğum kontrol, cinsel eğitim, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kürtaj gibi konuları
içermektedir. Bu konuların temsil oranı 1/85 kadardır (Harris ve arkadaşları,1988). 1987'den

1988'e kadar doğum kontrol yöntemi ile ilgili hiçbir reklam gösterilmemiştir. Öğleden sonra
gösterilen pembe dizilerdeki cinsel davranış örnekleri prime-time'a göre 2 kat fazladır. Cinsel
birleşmenin %94'ü evli olamayan çiftler arasında gerçekleşmekte, bu çiftler herhangi bir şekilde
korunmadıkları halde, kadının hamile kaldığı pek görülmemektedir. Ayrıca, çiftler, cinsel yolla
bulaşan hiç bir hastalığada yakalanmamaktadır. Pek çok araştırmacı pembe dizilerdeki yetişkin
cinselliğin çok duygusal ve gerçeğe uygun olmayan bir temsile sahip olduğu görüşü üzerinde
hem fikirdir (Strasburger,1989).
İçerik analizleri sadece TV'de nelerin gösterildiğini belirlemektedir, fakat gerçekte çocuk ve
gençlerin bu figürlerden neler öğrendiklerini göstermemektedir. Kaldı ki, istatistikler gençlerin
pek çok cinsel bilgiyi medya kanalı ile edindiklerini göstermektedir. 1987'de 1250 yetişkin ile
yapılan anket, yetişkinlerin %80'inin TV'nin çocukların değer ve davranışları üzerinde etkili
olduğu görüşünü paylaştıklarını ortaya koymaktadır (Harris ve arkadaşları,1987).
Medyanın etkileri üzerine yapılan pek çok çalışmada medyanın en önemli işlevi bilgi aktarımı ve
tutumların şekillendirilmesi olarak belirlenmiştir. Medyanın etkileri üzerine üç temel hipotez
vardır. Bunların en önemlisi, Bandura'nın Sosyal Öğrenme Teorisi'dir. Sosyal Öğrenme Teorisi
kısaca, çocukların davranışları taklit etme yöntemi ile edindikleri hipotezine dayanır. Bu anlayışa
göre, televizyon ve diğer medya araçları çocuklara taklit edebilecekleri pek çok davranış
biçiminin bilgisini sunmaktadır. Freud'un 1975'te yaptığı bir araştırma 25 saatten fazla TV
izleyen çocukların,10 ve 10 saatten daha az TV seyreden çocuklara oranla kalıplaşmış cinsiyet
tutumlarını daha fazla benimsediklerini gösteriyor.1987'de üniversite öğrencileri arasında yapılan
bir başka arştırma (Fabes ve Strouse,1987) ise erkek öğrencilerim medya modellerinin cinsel
davranışlarını daha çok ayırt ettiklerini,medya yadaarkadaş gruplarını birincil davranış modeli
olarak seçen gençlerin cinsel tutum ve davranışlarında daha serbest olduklarını ve daha az
korunma yöntemi kullandıklarını ortaya koymaktadır.
Medyanın etkileri üzerine diğer bir teori ise medyanın gizli kalmış ve henüz uyarılmamış
davranışları uyararak açığa çıkarabileceği hipotezine dayanmaktadır.Buna göre medya ,psikolojik
bir uyaran olarak işlev görebilmektedir.Üç yüz doksan bir ergen üzerine yapılan bir çalışma çok
fazla cinsel içerikli TV program seyreden ergenlerin,daha az seyreden ergenlere göre daha erken
yaşta cinsel ilişkiye girme olasılıklarının olduğunu göstermiştir (Brown ve
Newcomer,1991).Ayrıca 1991'de yapılan bir diğer araştırmada cinsel içerikli TV izleme oranı ile

cinsel aktivitenin başlama yaşı arasında bir korelasyon tespit edilmiştir (Peterson,Moore ve
Furstenberg,1991).
Özellikle pornografi üzerine yapılan araştırmalar (Zilmann,1982) şiddet içeren pornografik
yayınların,kadınlara karşı şiddet içeren davranışları arttırdığını göstermektedir.1988'de bir yıl
içerisindeki pornagrafik dergi satışı ile tecavüz suçu sayısı arasında korelasyon olup olmadığını
incelemiş ve istatistiksel olarak önemli bir ilişki bulunmuştur (Lawrence veJoyner,1991).
'Cultivation ' hipotezi, çok fazla TV izleyen kişilerin,bir süre sonra gerçek dünyayıda
televizyondan gördükleri şekilde algılamaya başladıkları görüşüne dayanmaktadır.Mesela, TV
ekranında evli olmayan çiftler arasındaki cinsel ilişkinin çok yaygın olduğunu ve bu çiftlerin
korunmadıkları halde kadının asla hamile kalmadığını gören gençlerin bir süre sonra, gerçek
hayatda da bunun böyle olduğuna inanmaları olasıdır.Oysa ki medyada cinsellik aşırı
abartılmakta ve gerçek hayata çok uygunluk göstermemektedir.Pek çok genç cinselliğin sadece
genç, seksi, çekici ve güzel insanlar arasında olduğunu düşünebilmektedir.Amerika'da ergenlik
öncesi kızlar sadece 5 milyar doları güzellik ürünlerine harcamaktalar ve Amerika'da güzellik
ürünleri reklamlarında sadece genç ve çekici kadınlar kullanılmaktadır.Erkan gebe olan genç
kızlar arasında yapılan bir araştırma, bu kızların gebeolmayan kızlara oranla TV'deki ilişkileri
gerçek yaşamdaki ilşkiler ile aynı olarak tanımlama eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur.(TV
Viewer,1980).
Pek çok araştırma TV deki cinsellik kullanım oranının hızla artığını göstermektedir.Artık
medya cinsel temalara daha çok vurgu yapmaktadır.Yine pek çok çalışma medyanın çocuk ve
gençlerin gelişimi üzerinde ne kadar fazla etkili olduğunu göstermiştir.Kişiliklerini
şekillendirmeye çalışan gençler dikdörtgen bir kutu içerisinde gördükleri yetişkinler dünyasını
gerçek olarak algılayabilmekte ve onların davranış ve tutumlarını edinebilmekteler.Ne yazık ki
ülkemizde yeterli düzeyde içerik analizleri yapılmamaktadır ve buna paralel olarak medyadaki
cinselliğin etkileri üzerinde hiç durulmamaktadır.Halbu ki bu eğitimciler ve ebeveynler açısından
ihmal edilmemesi gereken bir konudur.Dileğimiz bir an önce bu tür çalışmalara başlanmasıdır.

kaynaklar

A.C.Nielsen Company (1988) Report on television Northbrook,Illinols, A.C.Nielsen
Company.
Brown,J.D& Newcomer,S.F.(1991).Television viewing and adolescents sexual
behavior.The Journal of Homosexuality, 21, 77-91.
Fabes,R.A& Stroves,J.(1987).Perception of Responsible and Irresponsible models of
sexuality: A correlational study. The Journalof Sex Research,23, 70-78.
Freud, T.M (1975).Traditional sex role development and amount of time watching
television.Child Development I.
Harris L ve arkadaşları.(1987).Attitudes about television sex and and conraception
advertising.Newyork,Planned Parenthood Federation of America.
Harris ve arkadaşları.(1988). Sexual materialon American Network Television
during the 1987-88 season. Newyork, Planed parenthood Federation of America.
Lawrence, J.S.& Joyner, D.J.(1991). The effects of sexually violent rock music on
males acceptance of violance against women. Psyhlogy of Women Quarterly,15,49-56.
Peterson, J. I., Moore, K.A & Furstenberg, F.F. (1991). Television viewing and early
initation of sexual intercourse: İs there a link? Journal of Homosexuality,
21, 93-111.
Scott, E.J. & Schwalm, L.A.(1988). Rape rates and the circulation rates of adult magazines.
Journal of Sex Research, 22, 241-250.
Strasburger, V.C. (1986). Does television affect learning and school performance.
Pediatrician, 13,141.
Strasburger, V.C. (1989). Adolescent sexuality and the media. Pediatric Clinic of
North America, 36, 747-756.
TV Wiewer. (Feb,1980). Impact of TV on adolescent girls sexuality. Attidudes and
Behavior, 13, 1-2.
Zillman, D. Bryant, J. (1982). Pornographyi sexual callousness and trivialization
of rape. Journal Communication, 32, 10-21.

Psikolog Çiğdem Alparslan Karakuş
*Katarsis 2 sayısında yayınlanmıştır