Gönderen Konu: İNGİLİZCE DERSİNİ,BİR KABUS OLMAKTAN ÇIKARIN  (Okunma sayısı 204 defa)

bureax

  • Yönetici
  • Acemi Üye
  • *****
  • İleti: 62
    • Profili Görüntüle
İNGİLİZCE DERSİNİ,BİR KABUS OLMAKTAN ÇIKARIN
« : 11 Aralık 2018, 20:53:16 »
İNGİLİZCE DERSİNİ,BİR KABUS OLMAKTAN ÇIKARIN

Yabancı dil öğrenmek,Kurtuluş Savaşı’nın nasıl başladığını öğrenmek gibi bir şey değildir.Ya
da bir takım dilbilgisi kurallarını ezberleyip,yüzlerce kelimeyi akılda tutmak da
değildir.Yabancı dil öğrenmek,o dili kullanabilmek için gerekli olan, dilbilgisi,okuma,yazma
ve konuşma becerileri edinebilmektir.Yani dil öğrenmek,bisiklet sürmek ya da yüzmek gibi,
beceri isteyen bir süreçtir.
Okullarımızda, yabancı dil olarak, İngilizce eğitimi ilköğretim 4.sınıfta başlar. 4.,5. ve 6.sınıf
öğrencileri İngilizce dersine karşı oldukça hevesli görünmelerine rağmen,7.sınıfa gelinince,
yabancı dil öğrenmeye karşı hevesin söndüğü dolayısıyla başarının oldukça düştüğü,pek çok
öğretmen tarafından ifade edilmektedir.Bunda yabancı dilin, başlangıçta kolayca ve zevkle
öğrenilirken,zamanla zorlaşması ve daha sistemli çalışmayı gerektirmesi etkili olabilmektedir.
Okullarda yabancı dil (İngilizce) hangi seviyede öğretiliyor?
Milli Eğitimin hedeflediği ve bu hedef doğrultusunda hazırladığı müfredatta göre,liseyi bitiren
bir öğrencinin ileri düzeyde yabancı dili okuyor,anlıyor,yazıyor ve konuşuyor olması
gerekir.Fakat pratikte ne yazık ki bu hedefi tutturmak pek mümkün olmamaktadır.Yine de
ilköğretim boyunca düzenli yabancı dil dersi gören ve sistematik çalışan bir öğrenci
1.seviyede(başlangıç seviyesi) dili öğrenebilir.Yani;kendisini ve etrafındakileri
tanıtabilir,alışveriş yapabilir, kibarlık cümleleri kurabilir, isim, zaman gibi çok aşina olduğu
konularda soru sorabilir ya da cevap verebilir,basit hikayeleri okuyabilir,geçmiş,şimdiki ve

gelecek zamanlarda basit cümleler kurabilir. Yine de telaffuz konusunda biraz problemleri
olur.
İngilizce dersinde yaşanılan güçlükler nelerdir?
1.Dil nankördür.Yani ara verildiğinde,çabucak unutulur.6.sınıfta hedeflenen düzeye erişmiş
çocuklar bile,yaz tatilinden döndüklerinde dili unutmuş oluyorlar.Çünkü 3 ay dili unutmak
için yeterli bir süredir.
2.Öğrenciler edindikleri becerileri pratik etmiyorlar ya da bazen edemiyorlar. Mesela,pek çok
öğrenci dili gerçek hayatta kullanamıyor.İngilizce kitaplara,gazetelere,görsel yayınlara uzak
duruyorlar.İngilizce eğitimi aldığı halde,bir yabancı ile tek kelime konuşma imkanı
bulamamış çocuklar var.
3.Okullarda ağırlıklı olarak dilbilgisi öğrenimi üzerinde durulması,öğrencileri dili kurallar
yığını olarak görmesini sağlıyor.Bir müddet sonra İngilizce sıkıcı bir ders haline geliyor.
4.Bazı öğrenciler dil öğrenmeye çok hevesliyken,pek çok öğrenci ilgisiz
kalabiliyor.Öğrenciler sık sık “neden yabancı dil öğreniyoruz” sorusunu soruyorlar.
5.Öğrenciler İngilizce dersine nasıl çalışacaklarını bilmiyorlar.
6.Dil öğrenmeye karşı yanlış tavır takınıyoruz.Yabancı dil öğrenmeye yeni başlayan kişiler ya
çok iyimser oluyorlar ya da çok kötümser.İyimser olan kişiler,dili hemen ve kolayca
öğrenebileceklerini zannediyorlar.Başlangıçta kolay ve zevkli geçen dersler bir müddet sonra
zorlaşınca,bu kişilerin hevesi kırılıyor ve çalışmaktan tamamiyle vazgeçiyorlar.Karamsar olan
grup ise en baştan “ben bunu öğrenemem” diyor.
Bu güçlükleri aşmak mümkün mü?
Dil öğrenmek de,İngilizce dersinde başarılı olmakta kişinin bireysel çabasıyla yakından
ilgilidir.Yabancı dil öğrenen bir çok kişi,dışarıda, kendi çabalarıyla öğrendiklerinin sınıfta
öğrendiklerinden çok daha fazla olduğunu belirtiyorlar.
-Çocuğunuzla yabancı dil öğrenmenin faydalarını tartışın.

-Çevrenizde yabancı dil bilen kişiler varsa,çocuğunuzu onlarla konuşturun.
-Yabancı dili günlük hayatınıza taşımaya çalışın.Mesela,yabancı TV’leri izlemeniz ya da
radyoları dinlemeniz,dili anlamasanız bile,ses ve telafuzlara aşina olmanızı sağlayacaktır.
-Çocuğunuzun dil seviyesine uygun basitleştirilmiş hikaye kitapları (graded readers) alın ve
okumasını sağlayın.Bu hikaye kitaplarını piyasada bol miktarda bulmanız mümkündür.Bu
kitapları seçerken,çocuğunuzun dil seviyesine uygun olanları seçmelisiniz.Aynı seviyede
yeterince fazla kitap okuduktan sonra bu seviye basit geliyorsa bir üst seviyeden kitaplar
almaya başlayabilirsiniz.Çocuğunuzun dil seviyesini,öğretmeninden öğrenmeniz mümkündür.
-Basitleştirilmiş hikaye kitaplarını seçerken,kasetli olanlarını tercih edebilirsiniz.Kasetli
hikaye kitapları,öğrencinin hem okuduğunu hem de dinlediğini anlamasını sağlayacak ayrıca
telafuzunu da düzeltecektir.Hikaye kitabını okuduktan sonra kaseti dinleyebilirsiniz.
-Çevrenizde imkanınız varsa,çocuğunuzu o dili konuşan bir yabancıyla temasa geçirin.
-Yabancı dildeki metinleri yüksek sesle okumak,sessiz okumaktan daha
faydalıdır.Çocuğunuzdan, size, kitabındaki bir metni okumasını isteyebilirsiniz.
-Yabancı dildeki şarkı kasetleri alın.Mesela,çocuklar için,İngilizce çocuk şarkıları
gibi.Çocuğunuzu şarkının sözlerini öğrenmesi için yüreklendirin.
-Çocuğunuza bir “kelime torbası” hediye edin.Yeni öğrendiği kelimeleri küçük kare kağıtlara
yazıp,kağıdın arkasına da kelimenin anlamını verecek bir resim çizebilir ya da kelimeyi bir
cümle de kullanabilir.Mümkün mertebe,kelimenin direk Türkçe’sini yazmaktan
kaçınılmalıdır.Sık sık bu torbadan kelime çekip,anlamını sorun.Bazen söylediği kelimeyi
yazmasını isteyin.
-Tatillerde kitap okuyarak,turistlerle konuşarak İngilizce bilgileri taze tutulmaya
çalışılmalıdır.
İngilizce’yi başarmak için nasıl çalışmalıyız?
1.Her gün en az 1-2 saat düzenli ders çalışın.

2.Okuldan dönünce,o gün öğrendiğiniz tüm yeni kelimeleri ayrı bir kelime defterine not
edin.Bu kelimelerin anlamlarını o gün içerisinde öğrenin.Kelimeleri muhakkak bir cümle
içinde kullanın.Öğrendiğiniz kelimeler otomotikleşinceye kadar tekrar etmeye devam edin.
3.Yeni öğrendiğiniz kelimeleri renkli kalemlerle kağıtlara yazıp,eşyaların üzerine ve odanızın
duvarlarına asın.
4.Yine gün içerisinde öğrendiğiniz dil bilgisi konularını tekrar edin.Bu yapılarda kendiniz
cümleler yazmaya çalışın.
5.Bir metin okurken,ifadelerin dil bilgisel yapılarına dikkat edin.Mesela,bu cümle hangi
zamanla(tense) kurulmuş gibi.
6.Bir arkadaşınızdan size, anlayabileceğiniz bir metni okumasını isteyin.Duyduğunuz şeyleri
yazın.Daha sonra yazdıklarınızın doğruluğunu kontrol edin.Bunu teypten dinlediğiniz bir
metinle de yapabilirsiniz.
7.Bol bol seviyenize uygun hikayeler okuyun. Mümkün olduğunca az sözlük kullanın.Çünkü
bir şey okurken sürekli sözlüğe bakmak sıkıcı olabilir.Bunun yerine hikayede geçen
bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını cümlenin içerisinde tahmin etmeye çalışın.
8.Kendinize mektup arkadaşı edinin.Ya da yabancı biriyle elektronik posta aracılığıyla
yazışabilirsiniz.
9.Bir metni okumadan önce,verilmişse bilinmeyen kelimelerini öğrenin.Başlığına,varsa
resimlere ve giriş cümlesine bakarak,metnin konusunu tahmin etmeye çalışın.Daha sonra
metni en az 2-3 kez okuyun.Parçayı kelime kelime tercüme etmeye çalışmayın.Bütünden
anlamı çıkarmaya çalışın.
10.Bir metin okurken bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını,altlarına yazmayın.Kelimeleri ayrı
bir yere yazın.
11.Derste sık sık söz alın.İngilizce konuşmaya çalışın.Yanlış yapmaktan ve gülünç olmaktan
korkmayın.

12.Öğretmenin verdiği komutları ve sorduğu soruları tekrar edin.Eğer size sorulan bir soruyu
anlamadıysanız,soruyu yüksek sesle tekrar etmeye çalışın.Bunu yaparken,öğretmen size
yardımcı olacaktır ve bu süre zarfında soruyu anlamanız kolaylaşacaktır.

Psikolog Çiğdem Alparslan Karakuş