Gönderen Konu: ANNE ve BABA TUTUMLARINA BAĞLI OLARAK ÇOCUKLARIN "EŞCİNSEL KİMLİKLİ" OLMASI  (Okunma sayısı 3498 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3204
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Beğenilmek istiyorum.Sevilmek istiyorum.Şöyle kafa dengi içimin ısındığı yaşça benden büyük bir abiye o kadar çok ihtiyacım var ki.Her gün görmek zorunda değilim aylar sonra görünce sımsıkı sarılalım yeter.Arim sorim o beni arasın sorsun yeter.Mesela beni o kadar sevsin ki oğlu olduğunda adımı koysun atıyorum.Böyle bir bağ istiyorum.Akıl hocam olsun her konuda danışabileyim.Benim için örnek olsun.Karşıma çıkıyor böyle içimin ısındığı adamlar ama kimsenin böyle bi derdi yok ki benimle bu derece samimi olsun ya da onların bana içi ısınmıyor çünkü kasıyorum.Biriyle tanıştığım zaman nasıl konuşmalıyım,nasıl davrandım,beni sevecek mi,bi daha görüşür müyüz yoksa bu kadar mı kalır bu sorular istila ediyor beynimi.Bugün bizim ilçede sağlık ocağında çalışan bi doktor abiyle tanıştım.Tam kafa adam.Dal daşşak muhabbeti yaptık.Öyle bi resmiyet soğukluk yoktu ve ben de kasmadan konuşmaya küfür edesim geliyorsa etmeye çalıştım.Bana tıp kitaplarını getirecek.Nitekim samimi bir iletişim kuruldu fakat bi daha görüşür müyüz bilmiyorum.Çok istiyorum.Bitmiştir.İstiyorsam neden olmasın.Bu yazının devamını böyle getireceğimi planlamadım.Bir anda bi farkındalık oluştu.Yahu neden olmasın.At istek instadan faceden.Beğen fotolarını yorumla istersen.Mesaj at çekinme.Memlekete geldikçe uğra yanına.Hal hatır sor.Tıp bayramını kutla,Doğum gününü kutla.Sen bunları yaptıkça mutlaka bi karşılığı olacak.Hiçbir samimiyet bir anda kurulmamış ki.Zamana bırak çok da önemseme.Seni olduğun gibi beğenirse ne ala yoksa insan mı bitmiş dünyada o olmaz başkası olur.Engelleri ben koyuyorum önüme.Bir kişiye de odaklanmak zorunda değilim.Sosyal çevremi ne kadar genişletirsem o kadar iyidir.Bu platonik dünyamdan çıkmam lazım artık.İnsan sosyal bir varlık ve aslında karşımdaki adamın da bana ihtiyacı var.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3204
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Hüseyin hocanın attığı bir mailden sonra üzerine kafa yorduğum bir konu.Haset ve kıskançlık.Önemli çıkarımlara vardığım için buraya yazmam icap etti.Öncelikle yazıdaki önemli parçaları birebir alıntılıyorum daha sonra çıkarımlarımı aktaracağım:
   Psikanaliz tarihinin en etkin kuramcılarından olan Melanie Klein konu üzerinde önemli önermelere sahiptir.Burada ilk adımda haset ve kıskançlığı birbirinden ayırmak önemlidir.Haset arzulanan birşeyin başka birine ait olduğu ve bize değil de ona haz verdiği inancının yol açtığı kızgın bir duygudur.Kıskançlıkta ise haset edilen kişiyi üçüncü bir şahıstan alıkoyma hisleri hakimdir.Hasete kimi zaman hayranlık,idealize etme eşlik ederken kimi zaman da nefret,kin gibi olumsuz duygular eşlik eder:
**Bu bilgiler ışığında farkettim ki erotik hayaller kurduğum yakışıklı adamları haset ediyorum.Onlardaki yakışıklılığı,erkeksiliği,gücü...
                         ...
   Hasetin kaynağı yaşamın ilk yıllarına anne-bebek ilişkisine dayanır.Bebek haz nesnesi olan memeyi bu hazzı içerisinde barındırdığı için haset eder.İhtiyaç duyduğu doyumun meme tarafından alıkonulduğunu düşünen bebek iyi nesneyi kurma yolunda zorlanır.Burada bebeğin açgözlülüğü söz konusudur çünkü bebek memeyi boşaltmaya kurutuncaya kadar emip tüketmeye tümüyle yutmaya yönelir:
**Tatmin olmayan sevilme duygusu,hoşlandığım adamlar beni çok sevsinler sürekli ilgi göstersinler arzusu...
                            ...
     ...Eğer iyi ve yeterli bir beslenme yoksa bu güzellikleri içinde barındıran meme kötüleşir.Haset ve nefret duyguları kötü ve pinti olarak nitelendirilen memeye yöneltilir:
**Hayallerimdeki adamlar beni sevmeyince ya da açgözlü beklentilerimi karşılayamayınca onlardan kendimi uzaklaştırmak onları kötü olmakla suçlamak...
                          ...
     Memenin cömert bir şekilde beslemesi de hasete yol açar çünkü bebek bu sonsuz nimete tam anlamıyla sahip olamayacağını düşünüp haset eder.Annenin bebek üzerindeki yıkıcı etkilerini yok etmek imkansızdır.Bebeğin ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılamak da;
**Bitmek bilmeyen beklentiler...
                          ...
     Annenin memesine olan yoğun sevginin bir türevi de şükran duygusudur.Bu duygu kişinin hem başkalarındaki hem de kendisindeki iyiliği görmesini sağlar;
**Beklentileri,suçlamaları bir kenara bırakıp bana değer veren hemcinslerime sevgi ve şükranla yaklaştığımda...
                         ...
     Freud'a göre bebeğin süt emmekten duyduğu mutluluk cinsel doyumun ilk örneğidir.Klein'a göre ise sadece cinsel doyumun değil tüm mutlulukların temelini oluşturur.
                           ...
  Sevme yeteneği güçlü bebeklerin idealleştirme ihtiyacı daha azdır. Aşırı idealleştirme, zulmedilme kaygısının asıl etken olduğunu gösterir. Yazarın çocuklarla yaptığı çalışmalardan elde ettiği sonuç; aşırı idealleştirme, zulmedilme kaygısının uzantısıdır.Bazı insanlar aşırı hasetten kaynaklanan iyi nesne edinme yetersizlikleriyle başa çıkmak için nesneyi idealleştirme yoluna saparlar;
**Kaygı sevgiye baskın gelince ve aşırı hasetin neden olduğu hemcinslerin yokluğunda onları idealize etmek.Ve bu bilgi anımsattı ki zulmedilme kaygısı çocukluğumda çok fazla tattığım bir duyguydu.Korkardım erkeklerden onlar güçlü ben güçsüzdüm onlara kafa tutamazdım.Bu denli zulmedilme kaygısı taşıdığım hemcinslerimi idealize etmem kaçınılmazdı...
                           ...
   Nefretin sevgiyle yumuşatılması, nesnenin bebeğin zihnindeki durumunu da düzeltir. Kıskançlığın gelişmesi ile anne memesine duyulan haset arasında dolaysız bir bağlantı vardır.Kıskançlık baba karşısında duyulan kuşku ve rekabet duygusuna dayalıdır.Baba,anneyi ve annenin göğsünü alıp kaçırdığı için suçlanmaktadır.
**İdealize ettiğim adamların başka hemcinslerimle olan samimiyetini kıskanmam...
                         ...
   Haset ağır bir mutsuzluk kaynağıdır. Sakin ve doygun ruh hallerinin temelinde göreli bir hareketsizlik yatıyordur. Yatışmış, dingin bir tavır, geçmişin hazlarına şükran duyulmasını ve bugünün verebileceklerinden zevk alınmasını içerir.
**Eşcinseller mutsuzdur.Doyurulmayan arzular,haset duyguları mutsuzluk kaynağıdır ve şükran duygusunun önünde engeldir.
                        ...
   Hasete karşı savunma çoğu zaman nesnenin değersizleştirilmesi biçimini alır. Değersizleştirilen nesne, haset duyulacak bir nesne olmaktan da çıkar. Bu yöntem kısa sürede idealleştirilmiş nesneye de uygulanır. Böylece artık idealleştirilmesi de imkansızdır.
**Haset ettiğim adamları elde edemeyince değersizleştirip artık idealize etmekten vazgeçmek...
    Şimdi sorulması icabeden birkaç soru var:
1-Haset kötü,olumsuz bir duygu mudur?
   Hayır.Haset insanoğlunun fıtratında vardır.Havva anamız cennette o kadar meyve arasından yasak elmanın barındırdığı güzelliği haset edip dünya macerasını başlatmıştır.Haset doğru anlaşılır ve analizi yapılırsa insanın kendini geliştirmesine olanak sağlar.Tetikleyicidir.Bu durumda haset yaratıcılığa evrilir ve kötü bir durum olmaktan çıkıp kişisel gelişim ve dönüşüm için adeta gerekli hale gelir.

2-Eşcinselliğin hasetle bağlantısı nedir?
   Dipnotlarda söz ettiğim gibi bizler hemcinslerimizde var olan karizmayı,erkeksiliği,gücü haset ediyoruz.Birçoğumuzda zulmedilme korkusu da olduğundan onlara kaygılarla yaklaşıyoruz veya yaklaşamıyoruz.Eksikliğini hissettiğimiz şeyleri elde edemeyeceğimizi düşünüp bu adamları idealize ediyoruz.Onlarda bulunan ihtiyaçlarımızı karşılamak için kolay bir yol olan erotizme yöneliyoruz.Kimimiz sex yoluyla kimimiz fantezileriyle bu eksiklikleri doyurduğumuzu sanıyoruz fakat bu çukur kazdıkça büyüyor ve bu yolla hiçbir zaman tatmin edilemiyor.
 
3-Eşcinseller haset konusunda nerede yanılırlar?
    Fakat yanıldığımız bir nokta var.Bebek annesinin memesini haset eder çünkü kendi bünyesinde böyle bir nimet barındırmaz.Halbuki bizim hasetimiz bir yanılgıdır.Çünkü aslında başka adamlarda aradığımız her şey bizde de var yani biz kendimizde olan şeyleri haset ediyoruz.Sadece kendimizin farkında değiliz.Bu noktada hasetin iki grupta incelendiğini söylemeliyim.Gerçekliği olan ve yanılgı olan haset.Hüseyin hoca bir röporjında eşcinsel gelişim gösteren çocukların memeyle olan çatışmadan baba sayesinde çıktıklarını söylemişti.Annenin memesi varsa babanın da penisi vardı ve bu durum eşcinsellerin penise olan merak ve düşkünlüklerini açıklıyordu.Normal gelişim gösteren çocuklar ödipal dönemde anneyi babadan kıskanır ve babayla rekabete girer.Bir süre sonra baba karşında asla galip gelemeyeceğini anlayıp babayla özdeşim kurar.Babayla özdeşim kuran çocuğun erkek olma ya da penis merakı gibi problemleri yoktur ancak aile dinamiklerinde yanlış giden şeyler olunca çocuk savunmacı kopmayla babadan ve onun temsil ettiği erkeksilikten vazgeçer,uzaklaşır.Çocuk babayla başlayan hasetini tüm erkeklere yöneltir ve penis merakı hep sürer.Bu bir rüyadır büyük bir yanılgıdır.Çocuğun ruhu duvarlarla çevrilidir kendini göremez.Tedavi arayışına giren eşcinsel bireyden bu duvarları kırıp kendiyle barışması beklenir.
   Bu gözlem ve analizlerime rağmen hala yakışıklı erkekleri haset etmeye devam etçem bir süre fakat tedavi sürecinde  bunun da üstesinden gelicem.