Gönderen Konu: İkiyüzlü Feministler ve Sapkınlıklar… Kadına şiddet: “Grinin Elli Tonu”  (Okunma sayısı 1675 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3227
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
İkiyüzlü Feministler ve Sapkınlıklar…
Sema Maraşlı


Kadına şiddetin, taciz ve tecavüzlerin çokça konuşulduğu şu günlerde feministlerin ve aydın geçinenlerin ikiyüzlülüğünden bahsedeceğim.

Kadına şiddetin en feci halini anlatan bir kitap: Kadına şiddetin en feci halini anlatan bir kitap: “Grinin Elli Tonu”  Kitap bizim ülkemiz de dahil 39 ülkede yayınlanmış ve toplamda 100 milyondan fazla okunmuş.

Bu kitap ülkemizde de üç yıldan (2012- 2015) arasında en çok satanlar listesinden düşmedi. Geçen hafta da kitabın filmi gösterime girdi. Filmin biletleri daha gösterime girmeden vizyona giren ülkelerde toplam 3 milyon satılmış. Ülkemizde de ilk üç günde üç yüz bin kişi izlemiş.

Filmin önce yazarından bahsedeyim: Yaşı elliye dayanmış, evli, iki çocuk annesi bir İngiliz kadın bir gün oturmuş ( yıl 2012) hayallerindeki erkeği ve sapkın cinsel arzularını yazmış. Yazar “Bir orta yaş krizinin tam eşiğindeydim. Tüm fantazilerimi yazıya döktüm ve ortaya bu çıktı” diyor.

Kitap acayip bir ilgi görüyor. Bu ilgiye kitabın yazarı da çok şaşırıyor.

Yazar bir Türk gazeteciyle yaptığı röportajda “Demek ki tek sapık ben değilmişim” diyerek kitabının ilgi görme sebebini itiraf ediyor. Kadın, bakıyor sapık çok, hemen kitabın ikincisini, üçüncüsünü de yazıyor. Hepsi de çok satılıyor.

Nasıl bu kadar okunuyor anlamadım. Ben kitaba göz attım okuyamadım iğrençti. İlköğretim seviyesinde cümle yapısı ve kadını aşağılayan, şiddeti öven, cinsel şiddeti teşvik eden sapık bir kadının fantazi dünyasını kaç yüz sayfa okumayı midem kaldırmadı fakat içinde ne olduğunu anladım.

Kitap, üniversite öğrencisi genç bir kızın, çok zengin bir adamın gönüllü seks kölesi olmasının hikayesini anlatıyor. Adam, pahalı hediyelerle kadınları tavlayan, onlara efendi-köle anlaşması imzalatarak cinsel istismarda bulunan; kırbaç, kelepçe gibi pek çok aletle işkence eden, kadının iple el ve ayaklarını bağlayarak tecavüz eden sapık ruhlu biri. Fakat özel uçağı olacak kadar zengin olduğu için sapıklığı feministleri rahatsız etmemiş belli ki.

Bir gün karşısına çıkan üniversite öğrencisi kıza da kölesi olmasını teklif ediyor. Fakat kız başrol oyuncusu olduğu için filmin yapımcısına göre, onurlu bir kız (!). Bu yüzden pahalı hediyeler için değil; adama tutulduğu için (tabii biraz romantizm olmazsa kadınlara okutamazsınız kitabı) adamın kölesi olmayı kabul ediyor.

Genç kız, efendi-köle anlaşmasını imzalıyor. Adam kıza çok kaba davranıyor ve çeşit çeşit işkenceler ediyor. Kız ona “efendim” diye hitap ediyor ve kız adamı yere diz çökerek karşılıyor. Avrupalı kadınlar ve bizim modern kadınlarımız, feministlerimiz bu hikayeye bayılıyorlar.

Çok ilginç değil mi? Bu kitaba ve kadın bedeninin cinsellik üzerinden istismar edildiği efendi-köle, hakimiyet-teslimiyet, sadizm-mazoşizm ilişkisi anlatan bu porno filme ülkemizde de erkeklerden çok kadınlar bayılmış.

Filmi izlemedim, eleştirileri okudum, filmi izleyip beğenmeyen çok erkek var:

“Tek kelime ile sapıklık. Filmin yarısında çıktım. Filmi beğenen psikopattır, sadisttir”, “Bu film bana yoldan geçen kadınlara tecavüz etme duygusundan başka bir şey vermedi, iğrençti” demiş bir erkek. Erkekler genellikle beğenmemiş ve kadının aşağılandığını düşünmüşler.

Filmi izleyen kadınların çoğu beğenmişler. “İkinci kitabın filmini sabırsızlıkla bekliyoruz” demişler. Bu da ilginç!

Bu kadar kadın derneği var, bolca feministimiz var, filmin konusu tam da onların itiraz edeceği bir konu. Fakat ilginç şekilde çok sessizler. İçinde cinsellik olunca şiddet onları rahatsız etmemiş gibi duruyor. Ya da başka bir sebebi var…

Kitapların, filmlerin insanları etkilemediğini iddia edenler, bu filmle ilgili gerçek verilere bir baksınlar:

Kitaptan sonra cinsel şiddette kullanılan aletler, sadece o ürünlere özel dükkanlardan çıkmış, birçok mağazada satılmaya başlamış.

Amerika ve İngiltere’de hırdavatçılarda ip satışında patlamalar yaşanmış.

Araba bagajında özel işkence aletleri ile gezen kadınlar artmış.

İngiltere itfaiyesi filmin vizyona girmesinden hemen önce alarm durumuna geçmiş, kitap çıktığından beri pek çok vaka ile karşılaştıklarını, filmle kazaların çok fazla artmasının beklendiğini söyleyerek uyarıda bulunmuş, yaralanmalar için telefon numarası vermiş. Bir itfaiye görevlisi “Kitap çıktıktan sonra her gün birden fazla yüz kızartıcı duruma müdahale etmek zorunda kaldıklarını” söylemiş.

Kitabı okuyan kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada kitabın kadınlarda davranışı değiştiren kişilik bozulmalarına sebep olduğu görülmüş.

Araştırmaya katılan kadınların yüzde 25 inin kendine kaba davranan erkekleri daha çekici bulmaya başladığı, yüzde 65 inin daha çok içmeye başladığı belirlenmiş.

Kitabı okuyan kadınlarda yeme-içme bozuklukları çok görülüyormuş.

Kocası kitaptaki fantezileri yapmıyor, diye boşanma davası açan kadınlar olmuş.

Filmdeki kadının dayak yediği sahneyi, kadınlar, dayağı erkeğin kadına sevgisini göstermesi olarak yorumlamışlar. (Ne günlere geldik!)

Kitaptaki işkenceleri yapmaya çalışan bir adam sevgilisinin ölümüne sebep olmuş.

Böyle iğrenç bir filme, bizim feministlerden neden itiraz gelmiyor. Çok araştırdım, ne kitaba ne filme ciddi bir eleştiri göremedim. Ne feministlerden, ne aydın geçinenlerden…

“Kocanız size sesini bile yükseltemez, psikolojik şiddete girer, onunla birlikte olmak istemiyorsanız ısrar ederse tecavüz sayılır, hemen kocanızı şikayet edin” diyerek kadınları gaza getiren feministler, erkekleri tecavüze teşvik eden, kadına şiddeti destekleyen, artıran bu film karşısında hani şimdi neredeler? Kendileri için bir kırbaç almaya mı gittiler yoksa?

“Erkek evde reis olmalı” dediğim, dinimizin emrini söylediğim için, erkek iktidarını destekleyip kadınların ezilmesine bir sebep de beni göstermeye utanmayan sözde aydıncıklarımız, feministçiklerimiz bu filmde niçin susup kaldınız gerçekten merak ediyorum.

Bence bu film ve kitapların özellikle kadınlar tarafından neden bu kadar beğenildiği, milyonlarca kadının neden okuduğu ve toplum üzerindeki etkileri her açıdan sosyologlar, psikologlar tarafından incelenmeli. Bu konuyu yok sayamayız.

Güçlüyüz, ayaklarımızın üzerinde duruyoruz diyen, erkeklere hükmetmeye meraklı kadınlar, nasıl oluyor da despot, kaba bir adamın bir kızı köle yapmasının hikayesine bayılıyorlar?

Aslında her şey gayet açık. İğrençlikleri konu dışı tutarsak kitabın bu kadar çok satması- kadınların itaat edecekleri güçlü bir erkek hayal ediyor- oluşlarının bir göstergesi de olmuş oluyor. Bir noktada fıtrat ortaya çıkıyor fakat tabii burda sapkınlıklar olduğu için kitabı da filmi de kimseye tavsiye etmiyorum.

Film ve kitap bazı ülkelerde yasaklanmış. Fakat bizde serbest, bizde her şey serbest.

Kaç günden beri tecavüz konuşuluyor, kadınların tacize uğraması konuşuluyor. Neden kimse bu iğrenç kitaplardan ve gösterimdeki filmin etkilerinden, zararlarından bahsetmiyor? Kimse ayaklanmıyor? Kim bilir kitap ve filmden sonra kaç tecavüz yaşanmıştır?

Film İstanbul’da bütün sinemalarda gösterimdeymiş. Hatta bir genç isyan etmiş “Film sanki zorla izletilmeye çalışılıyor” diye.

Filme 18 yaş sınırı varmış fakat duyduğuma göre liselerde 15-16 yaşındaki kızlar toplanıp gidiyorlarmış. Yorumlarda da vardı küçük kızlar vardı, yaş sınırına dikkat edilmemişti diye.

15 yaş ve altı kızların bu porno filme gitmesine ses çıkarmayan feministler, bu kızlar gördüklerini uyguladıklanıda da ses çıkarmazlar yeter ki hamile kalmasınlar yeter ki 18 yaş altında evlenmesinler… O zaman cinsel özgürlüğün adı cinsel istismar, erken evlilik olur.

Sadece bu da değil, internette porno serbest. Geçenler de feministler “Pornoma Dokunma” diye pankart taşıyorlardı. Senin o pornonu ilkokul çocukları, ergenliğe yeni adım atmış gençler, ödev araştırırken görüp izliyorlar. Sonra da okul arkadaşları ile uygulamaya çalışıyorlar. Orta okul öğrencileri hamile kalıyor. Sizin sapkınlıklarınız binlece çocuğun, gencin hayatını karartıyor.

Umrunuzda mı değil elbette. Sizler Avrupa fonlarından gelen paralarla cebinizi doldurun, erkek düşmanlığı yapın, kadına şiddeti artırın, sonrada gidin erkeğin efendi, kadının köle olduğu filimleri bayıla bayıla izleyin.

Bu ülkede çocuk istismarcılığın şahını feministler yapıyor.

Kürtaj Yasaklanamaz

Lilith’in Sürtükleriyiz

Namus mu Kirletmeden Duramam.

Sevişirim Evlenmem, Hamile Kalırım Doğurmam

Benim Bedenim Benim Kararım

Kadın İsyanda Güzel

Daha buraya yazamayacağım kadar çirkin sloganlar, pankartlar taşıyorlar.

Bu sözlere çocuk yaşta kızlar da maruz kalıyorlar.

Buyrun on sekiz yaş altı kızlar da isyanda. “Kızlar isyanda güzel, bizim kararımız, bizim bedenimiz, size ne, istismar değil, okul arkadaşlarımızla ilişkimiz var size ne! …” diyorlar.

Feministler her daim cinsel özgürlüğü ve sapkın ilişkileri savunurken, sokakta ahlaka söverken, sırf hükümete saldırabilmek için kızların gönüllü olduğu on sekiz yaş altı ilişkileri ve hamilelikleri ya da on sekiz yaş altı evlilikleri cinsel istismar diye göstererek ahlakçı oldular. Oysa cinsel istismarın artmasının sebebi onlar. Hiç boş yere timsah göz yaşları dökmesinler, ne olduklarını hepimiz biliyoruz.

Feministler, kız çocuklarına her daim cinsel özgürlük mesajları verirken, dizi ve filmlerde liseli kızların aşk ve cinsellik hikayeleri genç kızların gönülleri işgal ederken, genç şarkıcı kızların sevgili değiştirmeleri magazin haberlerinde boy boy yer alırken kızlara nasıl model oluyor, cinsel istismarın kapısı nasıl açılıyor, sorgulayan yok.

Beyni tecavüze uğramış kızlar, bedenlerini de kime sundukların pek umursamıyorlar.

http://www.cocukaile.net/iki-yuzlu-feministler-ve-sapkinliklar/

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3227
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta