Gönderen Konu: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)  (Okunma sayısı 5090 defa)

Khan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 33
    • Profili Görüntüle
Nisan 2019 - Umut Fakirin Ekmeğidir, Eşcinselin Olmazsa Olmazı

 "İyi bir çocuk olarak kalacak mısın? Herkes büyüyünce değişir." dedi annem.
 "Evet tabii ki." dedim bende. (Yıl 2006)

 Annemi ölene kadar üzmemek gibi bir algının bende ilk oluştuğu ve annemle benim aramda var olan gizli bir ahdin ilk cümleleridir bunlar. Daha sonraları ise annemle benim aramda annemin onayladığı ve onaylamadığı kurallar çerçevesinde oluşan bir hukuk mevcut. Bu yasaları oluşturan ise annemin istemediği şeyleri yapmamam konusundaki bakışları ve adeta beni korkutan göz ile iletişimi olmuştur.

 Buradan çıkarılacak kesin sonuç şudur -açıkça annemin yöneltmeleri doğrultusunda- tam olarak her annenin isteyebileceği bir çocuk modeli ortaya çıkarılabilmesidir. Bu ise pre-homoseksüel evresindeki bir çocuk için korkutucu ve onu o yola teşvik edecek bir harekettir. Bu hukukun bu denli korkunç olmasının bir sebebi ise anne ve oğlunun babaya karşı gardını alıyor olmasıdır.

 Erkek çocuğun bu durumda babası ile iletişimi ciddi oranda hasar alacağı için, ve ayrıca babanın da yaklaşma gibi bir isteği yoksa -yetersiz veya ilgisiz ise- iş içinden çıkılmaz hale geliyor. Bunun en bariz örneği ise Hüseyin hocaya yaklaşık 3000 lira (12 terapinin maliyeti )verip, 1 sene terapiye gittikten sonra babamla muhabbetin ilk kıvılcımlarını atmayı başarıyor olabilmemdir. Evet babam kötü bir insan değil, ben babamdan nefret eden bir insan değilim, ama bu kadar zor olmamalıydı, tabii ki normal şartlarda.

 Durum o denli ciddi boyutlarda ki, bir erkek çocuk için ilk adam olması gereken "baba" hakkında çok fazla kafa yorulmadığı ve bir kısmının ise babaları öldüğü zaman mezarının başında dahi ağlayamadığı eşcinsel danışanlar tarafından itiraf edilmiş bir gerçektir.

 Demin de söylediğim gibi, ben bile babama karşı ilk adımı atabilmek için yoğun bir terapi sürecinden geçtim. Günlük hayatta insanlarla iletişimi iyi olan ve bir çoğuna ilk adımı atan biri olarak söylüyorum ki, hayatım boyunca kimse ile iletişim kurmakta bu kadar zorlanmamıştım. Ve müjdemi isterim, bu sorunu da aştım.

 Benim bir senede aşmakta en çok zorlandığım meselenin özütünü şu şekilde verebiliriz: Babanın oğlu ol.

 

 Babama yaklaştım, annemle ise şu sıralar oldukça uzağız. Bir diğer aşama ise senelerdir izlemiş olduğum tüm gey içeriklerini ve tüm yaşanmışlıkları bilinç altımda saklayan hafızama bu zehri salıvermesi için mühlet tanımak. Elbette tüm hafızayı silmekten bahsetmiyorum, bunun mümkün olduğunu da düşünmüyorum. Ama her kötü anının eski sıcaklığını korumadığını bilen her insana bunu tekrar hatırlatmak istiyorum.

 Şunu da söylemek zorundayım, terapi sürecinde dahi geylerle cinsel ilişki kadar büyük olmayan ama yine de azımsanamayacak ölçüde yakınlaşmalarım oldu. Ve bunun sayısı da bir hayli fazla. Ancak ve ancak bu yakınlaşmaların terapiye hiç gitmemiş olduğumu varsayarsak çoktan bir cinsel ilişkiye ulaşmış olacağına yüzde doksan eminim. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, ivmeyi negatife çevirmiş bulunmaktayım. Artık eşcinsel bir ilişki yaşamaktan korkmuyorum.

 Endişelerinizi yok edin, korkuların üstesinden gelin. Tüm kuvvetinizle dimdik durun, enerjinizi sadece kendinize saklayın. İnanın bana çok tesir edecek. Vesselam.

 
« Son Düzenleme: 28 Nisan 2019, 19:24:42 Gönderen: Khan »

Khan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 33
    • Profili Görüntüle
Nisan 2019 - Yalnız Başına

 Bir de şunu belirtmek istiyorum, hep yalnızdım. Kimisi beni anlamadı, kimisi ise yanlış anladı. Hiçbir zaman beni anlayacak, idrak edecek, derdimle dertlenecek bir kimse bulamadım ömrü hayatımda. Ancak Hüseyin Hoca bana bu yolda bana en çok destek olan kişiydi. Fakat ikimiz de bir gerçeğe çok iyi hakimiz ki, her insan kendi imtihanını veriyor bu hayatta. Hemen hemen bir çoğu dostumu ve sırdaşımı, aslında hepsini, kaybettim. Şimdi son 3 senedir beraberliğimi sürdürdüğüm arkadaşlarımı kaybetmenin eşiğindeyim. Hepsini karşıma alsam ve bağırsam "Ben eşcinselim, erkeklerden hoşlanıyorum ama bunu aşmak için hiç olmadığı kadar çaba sarfediyorum!" desem, hatta karşılarında hıçkıra hıçkıra ağlasam, halimin tesiriyle ilk gün omzumu sıvazlarlar ertesi gün muhtemelen arkamdan bak bu böyleymiş denir.

 Uzun süredir alışamadığım bir gerçeklikten bahsetmeliyim. Ben bu yolda yalnız yürümek zorundayım. Ancak benim Allah'ım var, beni koruyan, gözeten, eğiten ve imtihan eden. Seni öldürmeyen şey seni güçlendirir derler, bende beni öldürmeyen eşcinsellik imtihanının beni güçlendirdiğini görüyorum. Dünyaya bakışımın şu son 1 senede geri kalan 20 seneye nazaran nasıl hızla şekil aldığını görüyorum ve Rabbime bir kez daha şükrediyorum. Beni kendi sözümden vurduğu için de ayrıca şükran besliyorum.

Benim Hakkımda Bir Dipnot

" Babam taşı tırnağıyla kazıyarak içerisinden para çıkarabilen hayatımdaki en gayretli insan. Haliyle çok parası vardı ve kardeşlerimle birlikte üniversite dahil olmak üzere kolejde okuma gibi bir şansımız hep vardı. Ancak ben daha ilkokuldayken bilinçaltım babamı reddetmiş ve onun parasıyla okumamak için karşına çıkmıştım, bir şeyleri bahane ederek okuldan ayrılıp kuzenimle birlikte aynı devlet okuluna gitmek istediğimi söyledim. Yaşım daha 10 bile olmadığından çokta ciddiye alınmamıştım.

 Gel zaman git zaman, liseye hazırlandım. Ailemde devlet okuluna gitmek gibi bir kültür yoktu ve ben devlet okulunu kazanmayı başarmıştım. Bunu duyan kişiler anlam veremiyordu, parası varken bir insan neden özel okula gitmez ki. Ancak önemli olan benim ne düşündüğümdü. Bana göre bu okul bana özgürlüğümü vadediyordu. İlk senelerde yalnız olmama karşın 3. sınıfa geçtiğimde hem öğrenci evine çıkmıştım hem de geniş bir arkadaş çevresi edinmeyi başarmıştım. Bu sayede ailemin evine 2 ya da 3 haftada bir gitmeye başladım. O zamanlar şuna inanıyordum, aileme ihtiyacım yok, arkadaşlarım bana yeter.

 Ve ben Üniversiteye hazırlanmaya başladım. İstediğim gibi olmayan sonuçlarım beni İstanbul dışında, ailemden uzakta okumaya yönlendirdi. Halbuki bir senede gösterdiğim gayret eğer mezuna kalırsam çok daha iyisini vadediyordu. Her şeye rağmen ne babama ne anneme sormadan şehir dışını yazdım. Aradan bir iki hafta geçtiğini hatırlıyorum, sabah kalktığımda whatsapp grupları tercihlerin açıklandığı haberiyle çalkalanıyordu. Daha yataktan kalkmadan ösym sitesine girip sonucumu öğrenmiştim. Şehir dışını kazanmıştım. O zaman ise daha rahat olacağımı ve yeni arkadaşlar edineceğimi düşünerek sevinmiştim, ailem aklıma dahi gelmemişti.

 Üniversitenin hazırlık sınıfına gittiğim zaman hayatım boyunca edinmiş olduğum arkadaş kadar yeni insanlarla tanış olduğuma eminim. Hemen herkesle muhabbetim vardı ve bu beni bulunduğum şehre iyi adapte ediyordu. Ancak zaman ilerledikçe yeni tanıştığım insanlardan bazıları gözümde çok değerli gözükmeye başladı. Sanki onlarsız daha mutsuzdum ve ayrıca onlarla geçirdiğim mutlu anılar ise hızla geçiyordu. Kimisi yeni arkadaşlarımdan kimisi eskilerden olmak üzere içimdeki sıkıntıyı ilk kez cımbızla seçtiğim kişilere anlattım ve beni anlayabileceklerini düşündüm. Açıkcası aklımda şu vardı, sevdiğim bu insanları aynı zamanda tanıdığımı düşünüyordum. Ancak bu bir hataydı. İlk darbemi burada yedim, bu anlattığım yaklaşık 4 5 kişinin aslında beni anlamadığını gördüm. Hüseyin Hoca ise zaten onların anlayamayacaklarını söyledi ilerleyen safhalarda.
                                                                                                                                                                                      "

 Allah, kimi ondan(Allah'tan) daha çok seversek onu elimizden alırmış. Ben kendi iddiamdan vurulmuşa döndüm. Aileme, özellikle babama, şu güne kadar bir bağlılığım bulunmamıştı, ben ise bu ihtiyacı başkalarında aradım ve onlarda da bulamadım. Bu süreçte babamla ve ailemle -annem hariç- bağlarımı kuvvetlendirdim ve şu günlerde ise arkadaşım dediğim kişilerin bana karşı yanlış olan tavırları artık eskisi kadar acıtmıyor oluşu beni sevindiriyor. Sanıyorum artık büyüyorum. Kendinize iyi bakın..

Khan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 33
    • Profili Görüntüle
BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #32 : 14 Mayıs 2019, 04:12:05 »
Mayıs 2019 - İnsan Büyünce mi Ölür?

 2015 yılı. Benim değişmek için kendime söz verdiğim sene. Aynı zamanda telefon şifrem.

 Benim değişime çabam bir süredir devam ediyor, daha önceden belirtmediğimi farkettiğim birkaç hususu da yazarak kısa bir özet geçtim:

 2009 >> Ergenliğe girdiğim orta okul yılları. Babam tarafından anneme emanet edildiğimizden ve 3 büyük erkek çocuğuna bir annenin ergenlikte yardımcı olması mümkün olmadığı için herhangi bir cinsellik eğitimi almadığım, hatta o kadar dindar bir aile olmasına karşın boy abdestinin bile nasıl alındığını bilmediğim zamanlar.
 2010 >> Bazı zamanlar bilgisayarımdan erkeklerin çıplak fotoğraflarını incelediğim ama özellikle penis fotoğraflarını açıp baktığım dönem.
 2011 >> Gey kavramıyla tanıştığım yıl. Bu içerikteki videoları ilk izlemeye başladığım ve sınıfımdaki erkeklerle bir araya geldiğimi düşlediğim anlar.
 2012 >> Biraz harekete geçmiştim. Aynı odada yattığımız benden yaşça büyük kimseleri uyurken yoklamak en büyük fantezimdi. Bir penis fetişisti idim.
 2014 >> Durum daha da beter olmaya başlıyordu, bu sefer gözüm yabancılara kaymış durumdaydı. Bu yıl neredeyse her gün okuldan çıkıp umumi tuvaletlere gidip röntgencilik yapıyordum.
 2015 >> Kendime değişeceğim sözünü verdiğim ve tüm gey fantezilerimi bastırmaya çabaladığım ilk an. Bunun yanı sıra üniversite sınavına hazırlanmak için eve kapandığım ve sağlam bir şekilde sınava hazırlandığım sene.
2016 >> Dürtüler geri geldi, daha çok pasif eğilim gösteriyordum. Üniversiteyi kazanmıştım ve liseye nazaran çok bir değişim göstermemiştim. Aynı zamanda bu yıl, kendimi ilk kez insanlara açtığım ve ilk kez psikolojik yardım aldığım sene. Ayrıca ilk kez bir kızın bana ilgi gösterdiği ve resmen beni tavlamaya çalıştığı yıl.
 2017 >> Dürtüler azaldı, değişime inancım oldukça artmıştı. Başka bir kıza ve tam anlamıyla ilk kez vurulduğum zaman. Ayrıca kendisine güvendiğim iki insana daha içimi açtım. Bu sayede Hüseyin hocanın adını ilk kez işittim. Bu yılın son ayında Hüseyin Hoca ile ilk terapimizi gerçekleştirdik.
 2018 >> Hayatımın en buhranlı yılıydı, fantezilerim şekil değiştirmişti ve kendimi çoğu zaman umumi banyolarda, erkekleri izlerken buluyordum. Terapilere devam etmeme rağmen çok ciddi bir biçimde direnç gösteriyordum. Derdimi paylaştığım insanların bana sırtlarını döndüğü zamanlardı. Terapi süresince çok çok yavaş bir şekilde olmam gereken insana dönmeye başladım, sırrımı açtığım insanlara artık aldırış etmiyordum. Fantezilerimin AP(aktif ve pasif) ilişkiye döndü.
 2019 >> Artık pasif değilim. Babama kendimi açtım ve maddi anlamda desteğini gördüm. Ne yazık ki umumi banyolarda gey insanlarla olmaması gerektiği kadar yakınlaşmalar da oldu. Ancak bu yakınlaşmaların hiç biri cinsel ilişkiye kadar uzanmadı. Aynı zamanda kadınlara dair cinsel dürtülerim ciddi anlamda arttı. Şu anda cinsel yönelimim yarısı aktif homoseksüel diğer yarısı heteroseksüel içerik barındırıyor. Bu benim için oldukça önemli bir gelişme.

 Eğer eşcinsellik eğilimim ile ilgili bir grafik çizseydim ve bunu yıllara göre yapmış olsaydım şöyle diyebilirdik:

 2009-2015 arası açığa çıkıp yavaş ama istikrarlı bir şekilde arttığını;
 2015'ten sonra 1 senelik bir baskılama dönemi geçirdiğimi;
 2016'da tekrar arttığını;
 2017'de yani ilk terapiden sonra ilk kez gerçek anlamda azaldığını;
 2018'de terapiye direnç göstersem de, yer yer arttığı halde hafiflediğini ve fantezilerin biçim değiştirdiğini;
 ve en son 2019'da eşcinsel dürtülerinin bazen dayanılmaz hale gelmesine karşın heteroseksüelliğe kaymamdan dolayı yok olmaya yüz tuttuğunu çok açık bir şekilde ifade edebiliriz.

 Bu analizi aslında kendimi ikna etmek için yaptım. Duygusal yönüm terapinin bir işe yaramadığını söylerken, sayısal yönüm bana açıkça ilerleme katettiğimi gösteriyor. Aynı zamanda muhteşem sona oldukça yakın olduğuma da ikna ediyor.

 Ola ki içindeki o her şeyi arzulayan çocuğu öldürmezsen ve sen o çocukla birlikte ölürsen sen bir çocuk katili olursun. Ama sen içindeki çocuğu öldürürsen, artık büyümüşsün demektir. İnsan mücadele ettikçe büyür, İnsan büyüyünce ölür.

Khan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 33
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #33 : 24 Mayıs 2019, 08:44:08 »
Mayıs 2019

 Beni seven ve sevmeyen insanları ayırabildiğim bir dönemden geçiyorum. Uzun süredir içinde bulunduğum vakıftan birkaç aylık uzaklaşmam neticesinde kimisinin arkamdan konuştuğunu kimisinin bana destek olduklarını gördüm. Beraber çalıştığımızda yüzüme gülen adamlar şimdi sert bakışlarla süzüyorlar. Derdimi anlamayacak adamın peşinden koşacak değilim, bir sıkıntım olduğunu söylediğimde bana destek olan adamlarla yoluma devam ederim. Çünkü ben zaten bugüne kadar kendim için yapmadığımı karşımdaki insan için yerine getirdiysem, kendimden fazla fedakarlık gösterdiysem ve karşı tarafta bunu alamadıysa yapabilecek hiçbir şeyim yok demektir.

 Şu sıralar uyku benim için haram oldu. İlacı tekrar kullanmaya başladım. Kafamın bu kadar dolu olmasına rağmen dışarı çıkıp insanların yüzüne gülmek ve işlerime kaldığı yerden devam etmek zor, zaten genelde fire veriyorum.

 İki önceki terapide Hüseyin Beye okula ara vermek istediğimi söylemiştim. O ise hiç itiraz etmeden "Seneye için yapabilecek tüm işleri listele, bunlardan birini değerlendirelim sonra okulu dondurup uygula." demişti. Bu istekte bulunmamın temel nedeni yaklaşık bir 6 7 yıldır kafamı dinlemek için hiçbir yere gitmemiş olmam ve üniversiteye hazırlandığım süreçten beri kafamın hep saçma salak ders işleriyle meşgul olmasıdır. Ayrıca her yaz ise plan yapıp hiçbir şeyi gerçekleştiremeyip 3 ay boyunca evde kös kös oturmam da bir etken. Kısaca şöyle söylemeliyim, yıl içinde her zaman bir sınav stresi, gelecek kaygısı içerisindeyim ve yaz zamanı büyük planlar yapıp büyük beklentilere girdiğimden ayrıca bunlarda gerçekleşmediğinden iş iyice boka sardı. Bu yüzden bu isteğimden vazgeçip okula ara vermeden yazımı iyi değerlendirmek istiyorum.

 En kısa zamanda, tabii bu mümkünse final sınavından da sonra, hiç kimsenin olmadığı bir yerde çadırımı kurup bir hafta boyunca kamp yapmak, denize girip yüzmek istiyorum. Yanıma da fantastik birkaç roman aldım mı bu iş tamamdır...

Khan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 33
    • Profili Görüntüle
Ynt: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #34 : 10 Temmuz 2019, 15:02:20 »
Temmuz 2019 - En Stresli Günlerim

 Son bir ay içerisinde şu siteyi açıp yazamayacağım kadar bir keşmekeş içerisindeydim. Kısaca özetlemekte yarar görüyorum.

 Bayram tatilinin akabinde sınavlarım olduğu için ilk kez bir bayramı ailem olmadan geçirmiş oldum. Bayramda kalıp ders çalışacaktım güya, ancak sevimsiz bir strese girdim. Bu sırada her sene olduğu gibi bu sene de ev arkadaşı değiştim ve yeni bir eve taşındım. Ev bulma süreci arkadaşın babasının da yanımıza gelmesiyle sınav haftası içerisinde gerçekleştiğinden ister istemez sınavlarıma yansıdı. Allah'a şükür bu sefer güzel bir ev kiraladık ve yeni arkadaşımla burada son 2 senemi geçirmeyi planlıyorum. Evi tuttuktan sonraki hafta sonu doğum günümdü ve sınavlar henüz bitmemişti. Ancak ben kendimi biraz saldım ve eşcinsel biriyle tanışıp dışarıda gezip yemek yedik, numaralaştık. Bu hareketimin yegane nedeni, içinde bulunduğum sınav ve ev taşıma stresiydi, ne yazıkki bende bu şekilde dışarıya yansıdı. Final sınavları bitti ve ben 8 dersimin altısından kalmıştım, bir hafta sonra bütler yapılacaktı ve bende yaklaşık 2 aydır eve gitmediğim için derslerimi gidip İstanbulda çalışmaya karar verdim. Ancak yine tahmin ettiğim gibi olmadı, hali hazırda son 2 aydır dersler sınav ev stresi içerisinde olduğum için çabalamak artık çok zor geliyordu. Yinede bir şekilde çalıştım ve bütlere girdim. Ancak şuan 4 dersim açıklandı ve sadece 1 inden geçmiş durumdayım. Bu foruma ilk girdiğimde ortalamam 3.20 idi, şuan 2.00. Hüseyin Hocayla tanıştığımdan beri ortalamam hızla düşüyor. Tabii ki şaka yapıyorum onunla ilgisi yok, biz yüzlük kağıt veriyoruz hocalar geçirmiyor, harcanıyoruz bu okulda...

 Bu arada dayanamayıp vakfa geri döndüğümü itiraf etmedim. Streslerimden bir tanesi de o ne yazık ki. Ama bu süreçte şunu keşfettim, şuan sınavlarım bitmesine rağmen 1 haftadır İstanbul'a gitmedim ve vakıf işleriyle uğraşıyorum, bu süreçte ise hiç olmadığı kadar erkekleri düşünmüyorum ve erkeksi yanımın kabardığını söylemeliyim.

 Şimdi ev hususunu biraz açmam lazım. Şuan 3 senedir tanıştığım sınıf arkadaşımla eve çıktım, kendisi aynı zamanda kafa dengim ve birbirmize oldukça sadığız. Bölüm birincisi olması da cabası. Benim için akademik başarı olmazsa olmazlardan olduğu için bana yardımcı olacağına inanıyorum. Eski ev arkadaşım ise vakfın bu sene açacağı öğrenci evine geçeceği için ayrıldık, yoksa aramızda bir tatsızlık olmadı. Normalde benim de oraya geçmemi bekliyordu herkes fakat geçen sene bizim eve gelen giden bile çok fazla olduğu için artık rahatsız olmaya başladım ve hemen herkes o evlere taşınırken ben oraya taşınmadığım için herkes bana neden oraya geçmediğimi soruyor. Ben ise geçiştirmeyi tercih ediyorum. Benim için kesinlikle böylesi çok daha iyi. Bu süre zarfında vakıfta arkadaşlar çok laf ediyor ancak ilginç bir şekilde hiç alınmıyorum eskisi kadar. Önceleri çok kafaya takardım ancak bu ayrılık sürecinde kendimi biraz daha toparladığım için alınganlığım büyük ölçüde azaldı.

 Doğum günü meselesine gelelim. O gün dediğim gibi oldukça stresliydim. Günün sabahında kütüphaneye diye evden çıktım, sırtımda çanta elimde laptop ile kütüphaneye geçtim ancak bir saat zor dayandım. Aklıma hep erkekler ve onların vücutları geliyordu ve bende yine hamamda buldum kendimi. Şunu da söylemeliyim, oraya gelen hemen herkes eşcinsel. Ve bir fırsat yakaldıklarında beraber olmaktan hiç gocunmuyorlar, esasında iğrenç insanlar. Bir yere oturdum ve bir adamla karşılaştık. O kadar stresliydim ki, o kadar işin içerisinde kendimi rahatlamaya çalışıyordum aslında, ama yanlış yerdeydim. O adamla biraz yakınlaşma oldu fakat bir yere varmadı. Ben ise sadece biraz konuşmak istediğimi söyledim. Biraz kendimden birazda terapiye gittiğimden ve bunun düzelebilir olduğundan bahsettim. Kendisi beni dikkatle dinliyordu, fikrini biraz değiştirmişe benziyordum ancak inandığını pek sanmıyorum. Sadece merakını biraz gidermiş oldum ve terapiyle ilgili soru işaretleri bırakmayı başardım. Sonrasında hamamdan birlikte çıkıp metroya yürümek için büyük bir parkın içinden geçtik, o sırada samimi bir şekilde muhabbet ediyorduk. Durumdan oldukça memnundum, numaramı istediğinde biraz düşündükten sonra ona verdim, yalan bir isim vermiştim kendime. Aslında birazda yalan bir hayat uydurdum. Çünkü onun dedikleri doğruysa aynı Üniversitede okuyorduk ve bende onunla bir daha karşılaşmayı istemezdim doğrusu. Sonrasında bir lokantaya gittik ve yemek yedik, bu sırada tanıdık biriyle denk gelmekten oldukça korkuyordum. Korkunun sebebi ise onunla sadece muhabbet etmek istemem değildi, benim de içimden daha fazlasını yapmak geçiyordu çünkü. Öyle de oldu, yemek yedikten sonra ilk hamleyi yapan ben oldum. İlk kez bir erkeği öpmüş bulundum. Bunu yazarken bile yerin dibine giriyorum ancak o anın şartlarında yaptığım hatanın pekte farkında olamıyorsun. Ama şunu da bilmek gerekiyor, hata hatadır. Ancak bunun için kendime küsersem, kendimle barışık olmazsam kuvvetle muhtemel daha fazlasını arzulayacağım. Fakat bunun için inancımdan da dolayı tövbemi eder, hüznümü kendime değilde Allah'a kanıtlarsam benim için çok daha iyi olduğu kanısındayım. Hakikaten de öyle oldu, çünkü bu kendime verdiğim bir söz. Olurda kendimi kaybedip bir erkekle birlikte olursam, bir ikincisinin tekrarlanmaması için kendime asla küsmeyeceğim ve son hızla kendimi toparlayacağım. Hiç kimseyle bu kadar yakınlaşmamıştım, yakınlaşmanın daha fazlasını arzulatacağını da bildiğim için kendime set çekmeyi uygun görüyorum. Akşamında ayrılırken beni evine davet etti ancak ben sözümü hatırlayıp bir bahaneyle oradan sıvıştım. Numaram ondaydı ve bana ertesi gün bir fırsat bulup gelmemi yazdı. Ancak ben yine birkaç bahane bularak onu ektim. Aradan birkaç gün geçti ve benden ümidi kesince numaramı engelledi. Ben de geylerin yüzünü ilk kez yakından görmüş oldum. Hüseyin Hoca zaten sıkça tembihlerdi, geyler seviştikten sonra birbirlerinin yüzüne bakmazlar. Gey aşkı diye bir şey yoktur. İki gey en fazla 5 yıl beraber olurlar, bunun sayısı da bir hayli azdır, sonrasında başkalarını bulup ayrılırlar. Haliyle buradan şu sonucu çıkarabilirim, erkek erkeğe aşk yalandır, haliyle kutsal değildir. Ancak normal aşk bir ömür sürebilmektedir ve bunun örneği ile defaatle karşılaştım. Ancak geyler öyle mi? 60 yaşındaki adam dahi o hamama geliyorsa, bir şey beklentisi içerisinde birbirlerine pas veriyorsa işte burada bir sorun var demektir.

 Evet önceki yazımda kendim için "Eşcinsel bir ilişkiden korkmuyorum" diyerek kendime inanıyorum. Bu olayı yaşamış olmama rağmen hala da inanmayı sürdürüyorum. Çünkü umut fakirin ekmeğidir, eşcinselin olmazsa olmazıdır. Bu demek değildir ki bizler boş bir umudun peşinde koşuyoruz. İllaki eşcinselliğin tamamen geçmesini isterim ama tamamen geçmediği taktirde ben bu yolda mücadele ettiğim için hiçbir eşcinsel birliktelik yaşamadan hayatım son bulursa bu benim için zaten imtihanımı başarıyla geçtiğim anlamına geliyor bu emin olun bu benim için oldukça yeterlidir. Kendinize iyi bakın.