Gönderen Konu: BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)  (Okunma sayısı 4107 defa)

Khan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 31
    • Profili Görüntüle
Nisan 2019 - Umut Fakirin Ekmeğidir, Eşcinselin Olmazsa Olmazı

 "İyi bir çocuk olarak kalacak mısın? Herkes büyüyünce değişir." dedi annem.
 "Evet tabii ki." dedim bende. (Yıl 2006)

 Annemi ölene kadar üzmemek gibi bir algının bende ilk oluştuğu ve annemle benim aramda var olan gizli bir ahdin ilk cümleleridir bunlar. Daha sonraları ise annemle benim aramda annemin onayladığı ve onaylamadığı kurallar çerçevesinde oluşan bir hukuk mevcut. Bu yasaları oluşturan ise annemin istemediği şeyleri yapmamam konusundaki bakışları ve adeta beni korkutan göz ile iletişimi olmuştur.

 Buradan çıkarılacak kesin sonuç şudur -açıkça annemin yöneltmeleri doğrultusunda- tam olarak her annenin isteyebileceği bir çocuk modeli ortaya çıkarılabilmesidir. Bu ise pre-homoseksüel evresindeki bir çocuk için korkutucu ve onu o yola teşvik edecek bir harekettir. Bu hukukun bu denli korkunç olmasının bir sebebi ise anne ve oğlunun babaya karşı gardını alıyor olmasıdır.

 Erkek çocuğun bu durumda babası ile iletişimi ciddi oranda hasar alacağı için, ve ayrıca babanın da yaklaşma gibi bir isteği yoksa -yetersiz veya ilgisiz ise- iş içinden çıkılmaz hale geliyor. Bunun en bariz örneği ise Hüseyin hocaya yaklaşık 3000 lira (12 terapinin maliyeti )verip, 1 sene terapiye gittikten sonra babamla muhabbetin ilk kıvılcımlarını atmayı başarıyor olabilmemdir. Evet babam kötü bir insan değil, ben babamdan nefret eden bir insan değilim, ama bu kadar zor olmamalıydı, tabii ki normal şartlarda.

 Durum o denli ciddi boyutlarda ki, bir erkek çocuk için ilk adam olması gereken "baba" hakkında çok fazla kafa yorulmadığı ve bir kısmının ise babaları öldüğü zaman mezarının başında dahi ağlayamadığı eşcinsel danışanlar tarafından itiraf edilmiş bir gerçektir.

 Demin de söylediğim gibi, ben bile babama karşı ilk adımı atabilmek için yoğun bir terapi sürecinden geçtim. Günlük hayatta insanlarla iletişimi iyi olan ve bir çoğuna ilk adımı atan biri olarak söylüyorum ki, hayatım boyunca kimse ile iletişim kurmakta bu kadar zorlanmamıştım. Ve müjdemi isterim, bu sorunu da aştım.

 Benim bir senede aşmakta en çok zorlandığım meselenin özütünü şu şekilde verebiliriz: Babanın oğlu ol.

 

 Babama yaklaştım, annemle ise şu sıralar oldukça uzağız. Bir diğer aşama ise senelerdir izlemiş olduğum tüm gey içeriklerini ve tüm yaşanmışlıkları bilinç altımda saklayan hafızama bu zehri salıvermesi için mühlet tanımak. Elbette tüm hafızayı silmekten bahsetmiyorum, bunun mümkün olduğunu da düşünmüyorum. Ama her kötü anının eski sıcaklığını korumadığını bilen her insana bunu tekrar hatırlatmak istiyorum.

 Şunu da söylemek zorundayım, terapi sürecinde dahi geylerle cinsel ilişki kadar büyük olmayan ama yine de azımsanamayacak ölçüde yakınlaşmalarım oldu. Ve bunun sayısı da bir hayli fazla. Ancak ve ancak bu yakınlaşmaların terapiye hiç gitmemiş olduğumu varsayarsak çoktan bir cinsel ilişkiye ulaşmış olacağına yüzde doksan eminim. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, ivmeyi negatife çevirmiş bulunmaktayım. Artık eşcinsel bir ilişki yaşamaktan korkmuyorum.

 Endişelerinizi yok edin, korkuların üstesinden gelin. Tüm kuvvetinizle dimdik durun, enerjinizi sadece kendinize saklayın. İnanın bana çok tesir edecek. Vesselam.

 
« Son Düzenleme: 28 Nisan 2019, 19:24:42 Gönderen: Khan »

Khan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 31
    • Profili Görüntüle
Nisan 2019 - Yalnız Başına

 Bir de şunu belirtmek istiyorum, hep yalnızdım. Kimisi beni anlamadı, kimisi ise yanlış anladı. Hiçbir zaman beni anlayacak, idrak edecek, derdimle dertlenecek bir kimse bulamadım ömrü hayatımda. Ancak Hüseyin Hoca bana bu yolda bana en çok destek olan kişiydi. Fakat ikimiz de bir gerçeğe çok iyi hakimiz ki, her insan kendi imtihanını veriyor bu hayatta. Hemen hemen bir çoğu dostumu ve sırdaşımı, aslında hepsini, kaybettim. Şimdi son 3 senedir beraberliğimi sürdürdüğüm arkadaşlarımı kaybetmenin eşiğindeyim. Hepsini karşıma alsam ve bağırsam "Ben eşcinselim, erkeklerden hoşlanıyorum ama bunu aşmak için hiç olmadığı kadar çaba sarfediyorum!" desem, hatta karşılarında hıçkıra hıçkıra ağlasam, halimin tesiriyle ilk gün omzumu sıvazlarlar ertesi gün muhtemelen arkamdan bak bu böyleymiş denir.

 Uzun süredir alışamadığım bir gerçeklikten bahsetmeliyim. Ben bu yolda yalnız yürümek zorundayım. Ancak benim Allah'ım var, beni koruyan, gözeten, eğiten ve imtihan eden. Seni öldürmeyen şey seni güçlendirir derler, bende beni öldürmeyen eşcinsellik imtihanının beni güçlendirdiğini görüyorum. Dünyaya bakışımın şu son 1 senede geri kalan 20 seneye nazaran nasıl hızla şekil aldığını görüyorum ve Rabbime bir kez daha şükrediyorum. Beni kendi sözümden vurduğu için de ayrıca şükran besliyorum.

Benim Hakkımda Bir Dipnot

" Babam taşı tırnağıyla kazıyarak içerisinden para çıkarabilen hayatımdaki en gayretli insan. Haliyle çok parası vardı ve kardeşlerimle birlikte üniversite dahil olmak üzere kolejde okuma gibi bir şansımız hep vardı. Ancak ben daha ilkokuldayken bilinçaltım babamı reddetmiş ve onun parasıyla okumamak için karşına çıkmıştım, bir şeyleri bahane ederek okuldan ayrılıp kuzenimle birlikte aynı devlet okuluna gitmek istediğimi söyledim. Yaşım daha 10 bile olmadığından çokta ciddiye alınmamıştım.

 Gel zaman git zaman, liseye hazırlandım. Ailemde devlet okuluna gitmek gibi bir kültür yoktu ve ben devlet okulunu kazanmayı başarmıştım. Bunu duyan kişiler anlam veremiyordu, parası varken bir insan neden özel okula gitmez ki. Ancak önemli olan benim ne düşündüğümdü. Bana göre bu okul bana özgürlüğümü vadediyordu. İlk senelerde yalnız olmama karşın 3. sınıfa geçtiğimde hem öğrenci evine çıkmıştım hem de geniş bir arkadaş çevresi edinmeyi başarmıştım. Bu sayede ailemin evine 2 ya da 3 haftada bir gitmeye başladım. O zamanlar şuna inanıyordum, aileme ihtiyacım yok, arkadaşlarım bana yeter.

 Ve ben Üniversiteye hazırlanmaya başladım. İstediğim gibi olmayan sonuçlarım beni İstanbul dışında, ailemden uzakta okumaya yönlendirdi. Halbuki bir senede gösterdiğim gayret eğer mezuna kalırsam çok daha iyisini vadediyordu. Her şeye rağmen ne babama ne anneme sormadan şehir dışını yazdım. Aradan bir iki hafta geçtiğini hatırlıyorum, sabah kalktığımda whatsapp grupları tercihlerin açıklandığı haberiyle çalkalanıyordu. Daha yataktan kalkmadan ösym sitesine girip sonucumu öğrenmiştim. Şehir dışını kazanmıştım. O zaman ise daha rahat olacağımı ve yeni arkadaşlar edineceğimi düşünerek sevinmiştim, ailem aklıma dahi gelmemişti.

 Üniversitenin hazırlık sınıfına gittiğim zaman hayatım boyunca edinmiş olduğum arkadaş kadar yeni insanlarla tanış olduğuma eminim. Hemen herkesle muhabbetim vardı ve bu beni bulunduğum şehre iyi adapte ediyordu. Ancak zaman ilerledikçe yeni tanıştığım insanlardan bazıları gözümde çok değerli gözükmeye başladı. Sanki onlarsız daha mutsuzdum ve ayrıca onlarla geçirdiğim mutlu anılar ise hızla geçiyordu. Kimisi yeni arkadaşlarımdan kimisi eskilerden olmak üzere içimdeki sıkıntıyı ilk kez cımbızla seçtiğim kişilere anlattım ve beni anlayabileceklerini düşündüm. Açıkcası aklımda şu vardı, sevdiğim bu insanları aynı zamanda tanıdığımı düşünüyordum. Ancak bu bir hataydı. İlk darbemi burada yedim, bu anlattığım yaklaşık 4 5 kişinin aslında beni anlamadığını gördüm. Hüseyin Hoca ise zaten onların anlayamayacaklarını söyledi ilerleyen safhalarda.
                                                                                                                                                                                      "

 Allah, kimi ondan(Allah'tan) daha çok seversek onu elimizden alırmış. Ben kendi iddiamdan vurulmuşa döndüm. Aileme, özellikle babama, şu güne kadar bir bağlılığım bulunmamıştı, ben ise bu ihtiyacı başkalarında aradım ve onlarda da bulamadım. Bu süreçte babamla ve ailemle -annem hariç- bağlarımı kuvvetlendirdim ve şu günlerde ise arkadaşım dediğim kişilerin bana karşı yanlış olan tavırları artık eskisi kadar acıtmıyor oluşu beni sevindiriyor. Sanıyorum artık büyüyorum. Kendinize iyi bakın..

Khan

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 31
    • Profili Görüntüle
BİR EŞCİNSELİN TERAPİ GÜNLÜĞÜ (İnsan Büyüyünce Ölür)
« Yanıtla #32 : 14 Mayıs 2019, 04:12:05 »
Mayıs 2019 - İnsan Büyünce mi Ölür?

 2015 yılı. Benim değişmek için kendime söz verdiğim sene. Aynı zamanda telefon şifrem.

 Benim değişime çabam bir süredir devam ediyor, daha önceden belirtmediğimi farkettiğim birkaç hususu da yazarak kısa bir özet geçtim:

 2009 >> Ergenliğe girdiğim orta okul yılları. Babam tarafından anneme emanet edildiğimizden ve 3 büyük erkek çocuğuna bir annenin ergenlikte yardımcı olması mümkün olmadığı için herhangi bir cinsellik eğitimi almadığım, hatta o kadar dindar bir aile olmasına karşın boy abdestinin bile nasıl alındığını bilmediğim zamanlar.
 2010 >> Bazı zamanlar bilgisayarımdan erkeklerin çıplak fotoğraflarını incelediğim ama özellikle penis fotoğraflarını açıp baktığım dönem.
 2011 >> Gey kavramıyla tanıştığım yıl. Bu içerikteki videoları ilk izlemeye başladığım ve sınıfımdaki erkeklerle bir araya geldiğimi düşlediğim anlar.
 2012 >> Biraz harekete geçmiştim. Aynı odada yattığımız benden yaşça büyük kimseleri uyurken yoklamak en büyük fantezimdi. Bir penis fetişisti idim.
 2014 >> Durum daha da beter olmaya başlıyordu, bu sefer gözüm yabancılara kaymış durumdaydı. Bu yıl neredeyse her gün okuldan çıkıp umumi tuvaletlere gidip röntgencilik yapıyordum.
 2015 >> Kendime değişeceğim sözünü verdiğim ve tüm gey fantezilerimi bastırmaya çabaladığım ilk an. Bunun yanı sıra üniversite sınavına hazırlanmak için eve kapandığım ve sağlam bir şekilde sınava hazırlandığım sene.
2016 >> Dürtüler geri geldi, daha çok pasif eğilim gösteriyordum. Üniversiteyi kazanmıştım ve liseye nazaran çok bir değişim göstermemiştim. Aynı zamanda bu yıl, kendimi ilk kez insanlara açtığım ve ilk kez psikolojik yardım aldığım sene. Ayrıca ilk kez bir kızın bana ilgi gösterdiği ve resmen beni tavlamaya çalıştığı yıl.
 2017 >> Dürtüler azaldı, değişime inancım oldukça artmıştı. Başka bir kıza ve tam anlamıyla ilk kez vurulduğum zaman. Ayrıca kendisine güvendiğim iki insana daha içimi açtım. Bu sayede Hüseyin hocanın adını ilk kez işittim. Bu yılın son ayında Hüseyin Hoca ile ilk terapimizi gerçekleştirdik.
 2018 >> Hayatımın en buhranlı yılıydı, fantezilerim şekil değiştirmişti ve kendimi çoğu zaman umumi banyolarda, erkekleri izlerken buluyordum. Terapilere devam etmeme rağmen çok ciddi bir biçimde direnç gösteriyordum. Derdimi paylaştığım insanların bana sırtlarını döndüğü zamanlardı. Terapi süresince çok çok yavaş bir şekilde olmam gereken insana dönmeye başladım, sırrımı açtığım insanlara artık aldırış etmiyordum. Fantezilerimin AP(aktif ve pasif) ilişkiye döndü.
 2019 >> Artık pasif değilim. Babama kendimi açtım ve maddi anlamda desteğini gördüm. Ne yazık ki umumi banyolarda gey insanlarla olmaması gerektiği kadar yakınlaşmalar da oldu. Ancak bu yakınlaşmaların hiç biri cinsel ilişkiye kadar uzanmadı. Aynı zamanda kadınlara dair cinsel dürtülerim ciddi anlamda arttı. Şu anda cinsel yönelimim yarısı aktif homoseksüel diğer yarısı heteroseksüel içerik barındırıyor. Bu benim için oldukça önemli bir gelişme.

 Eğer eşcinsellik eğilimim ile ilgili bir grafik çizseydim ve bunu yıllara göre yapmış olsaydım şöyle diyebilirdik:

 2009-2015 arası açığa çıkıp yavaş ama istikrarlı bir şekilde arttığını;
 2015'ten sonra 1 senelik bir baskılama dönemi geçirdiğimi;
 2016'da tekrar arttığını;
 2017'de yani ilk terapiden sonra ilk kez gerçek anlamda azaldığını;
 2018'de terapiye direnç göstersem de, yer yer arttığı halde hafiflediğini ve fantezilerin biçim değiştirdiğini;
 ve en son 2019'da eşcinsel dürtülerinin bazen dayanılmaz hale gelmesine karşın heteroseksüelliğe kaymamdan dolayı yok olmaya yüz tuttuğunu çok açık bir şekilde ifade edebiliriz.

 Bu analizi aslında kendimi ikna etmek için yaptım. Duygusal yönüm terapinin bir işe yaramadığını söylerken, sayısal yönüm bana açıkça ilerleme katettiğimi gösteriyor. Aynı zamanda muhteşem sona oldukça yakın olduğuma da ikna ediyor.

 Ola ki içindeki o her şeyi arzulayan çocuğu öldürmezsen ve sen o çocukla birlikte ölürsen sen bir çocuk katili olursun. Ama sen içindeki çocuğu öldürürsen, artık büyümüşsün demektir. İnsan mücadele ettikçe büyür, İnsan büyüyünce ölür.