Gönderen Konu: ANNELER ÇOCUKLARINI TACİZ EDER Mİ? ENSEST Mİ? EŞCİNSELLİK Mİ?  (Okunma sayısı 15903 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Terapide konuşmaya başladık yine sesimden çok rahatsız oldum. Çok ince ve eğitilmemiş. Ikına ıkına konuşuyorum sanki. Konuşurken hiç farkına varmıyorum bunun. Bu saatten sonra ne yaparım bilemem. Ancak sesimin yanısıra davranışlarımın hiç gelişmemiş olması canımı çok sıkıyor. Sağlıklı erkekler çocukluklarından ergenliklerine kadar erkekleri rol model olarak kabul ettiler ve kendilerini geliştirdiler, çoğunda da çok güzel duruyor. Ben bu saatten sonra ne yaparım çok düşünüyorum bunu. Maskulen davranışları benimseyebilecek miyim, benimsesem de devamını getirebilecek miyim bilmiyorum. Ancak bazı şeyler motor becerilerdir ve çocuklukta gelişir, benim maalesef kızları andırıyor davranışlarımın çoğu.
Dikiş tutturamayıp bir noktada devam edemememden bahsettik. Kararlar alıp bunları devam ettirememem bir sorun teşkil ediyor. Mesleğim konusunda kararlar alıyorum. Korku ve kaygı içinde oluyorum bu konuda çoğu zaman. Hâkim olayım diyorum, aç açıkta kalmam. Ama onunda çok dezavantajı var diyoruz. Asosyal yaşan psikolojik sorunları tetikler. Avukat olayım diyorum o zaman. Piyasa çok kötü, ben iyi değilim, okulu bile zar zor bitirdim diyebilirim. Ama ideal şartlarda hangi meslek güzel dense avukatlık derim tabi. Beklentilerin çok yüksek ve sivri yanlarını törpülemelisin, aceleci davranıyorsun dedi Hüseyin Bey.  Çok yüksek beklentiler dediğimiz aslında düzenli bir gelir. Şu anda bir çok arkadaşımın sahip olduğu gibi. Ortada kalmamak.
Masturbasyon ödevlerimi düzgün bir şekilde yaptım. İzlediğim pornolardaki adamların beni andırması çağrıştırması gerekli. Adamın erotikliğinden hoşlanıyorum. Ona ait olan cinsellikten hoşlanıyorum. El ile yapıyorum ancak sadece izliyorum. Sürtünmede kendimin içinde olduğu fantaziler kurabiliyorum ancak sürtünmede kimlik gelişmiyor. Burada fiziksel performans olarak daha pasifim. Yani elimi kullanmıyorum, gelen meniyi görmüyorum, penisimi görmüyorum gibi. Pornoların en sonunda bulunan boşalma sahneleri artık iğrenç gelmemeye başladı.
Bir tohum gibiyim sanki, dünyaya geldim ve açılamadım. Yaşıtlarım bırak filizlenmeyi serpildi, meyve vereceler. Ben hala tohumum. Erkekliğin çaba ve emek gerektirmesinden bahsediyorum. Ben gerçekten hiç çabalamadım. Maskulen davranışlar benim de hoşuma giderdi ancak yapmaya utanırdım, yeteriz görürdüm kendimi. Üzerimde emanet duracağını düşünür, dalga geçileceğinden korkardım. Sesini kalınlaştırmaya çalışan bir arkadaşımı garipsemiştim. Orada neden kasıyor ki bir gün kendiliğinden gelişip değişecek diye düşünmüştüm. Yani ben erkek olmaya değil erkek doğmaya inanmıştım. Tıpkı ablam gibi hiçbir şey yapmama gerek yoktu, zamanla düzelecekti. Ancak o zamanın hiç gelmeyeceğini anladım. İş işten geçti sanırım ama geçmedi diye birine ve bunun gerçek olmasına çok ihtiyacım var, tren kaçmamış olsun lütfen. Çünkü ben çocukluğumdan beri erkeksi insanlara imrenmişimdir, bir gün öyle olacağım diye düşündüğüm günleri anımsıyorum hala. Böyle olacağını hiç düşünmemiştim ama oldu maalesef. İnsanlar benle dalga geçmeseler bile ben kendimden hoşlanmıyorum, erkekler erkek gibi olmalı.
25 ‘inden sonra babaya oynamak kazandırır diyor Hüseyin Bey. Yani babayı benimsemek gerekir anlamında. Bu benim içimde bazı şüphelerin doğmasına neden oldu. Bu gerçeği elimizde bulundurursak, acaba hayatımı bir parçada olsa doğrultabilmem için daha düne kadar gerçek fail olduğunu düşündüğüm babamı aklayıp annemin üzerine mi suç atıyoruz bu ensest teorisiyle diye düşündüm. Ancak ensest şüphesi de oldukça mantıklı yanları var. Fakat ensest hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya ihtiyacım var sanırım. Tam anlamıyla benzemiyor ensest mağdurları ile davranışlarım. Ben bir hayal aleminde yaşıyorum ve bunu sık sık tekrarlıyorum, bu doğru ancak mistik büyücülere yada imgelere inancım yok. Yani gerçek hayata yansıtmıyorum. Bu tarz hayal alemini sever çekici bulurum, bilgisayar oyunu bağımlılığımda bunu andırır nitelikte. Kurduğum ülkede herşey doğa üstü. Ülkeyi koruyan kraliçe oldukça güçlü ve neredeyse her zaman onu seçiyorum. Bugün o oyunu oynamasam bile aklıma gelir ve kendimi onunla bazen özdeşleştiririm. Fiili olarak hiç davranışa dökmedim ancak fantazilerim var diyebilirim. Kraliçeye ait o güce sahip olduğum fantazilerde de dış görünüşümden bazı şeylerin ona benzediğini düşünürüm ve düşmanla yani çevremdeki sevmediğim erkeklerle dalaşırım. Yani erkeklere karşı her zaman aşağılanan feminen özellikleri bir güce çevirme fantezisidir bu özetle. Gözlerine soka soka feminen olmak ve daha güçlü olmak. Ama ne yazıkki kısır ve hastalıklı. Çünkü bende erkeklerle aynı düşüncelere sahibim ama yalnızca bilincimde yani hayatımın küçük kısmında.
Evde ablamla aynı banyoya girmem, tuvaleti annemin kullanması anında dikkatsiz davranması, anne ile uyuma, anne ve babanın yatağına yatmak, abla ile aynı odada yaşamak, onu çamaşırlı görmek konularını konuştuk. Bunlar olmaması gereken şeylermiş. Psikolojik olarak bana yük oldular hep bu doğru. Yani bugün çamaşır asarken bile ablamın çamaşırına denk gelince istisnasız rahatsız oluyorum ve kendime yediremiyorum. Anne ve babanın cinselliğine dair bir saniyeliğine bile olsa düşüncelerin aklına gelmesi sakıncalı bir şeymiş ve bu yatağa yatmaların vs. neticesiymiş. Psikolojik anlamda o ortama ortak olmuşsun gibi oluyor. Ben böyle düşünceleri ara sıra düşündüğümü hatırlıyorum ancak nadir. Ben bunu obsesif kompulsif bozukluk sanırdım. Benim üzerimde bu düzen duygusal ve erotik bir baskı oluşturmuş bu düzen. Evimiz erkek çocuğuna layık değilmiş, onu hadım eden öğelerle dolup taşmış hep. Annem sorumluluklarını almadı diyebiliriz. Gereksiz sorumluluklarıyla uğraşmayı tercih etti. Annem hep didindi, çalıştı ancak önceliklerini hiç doğru belirleyemedi. Belkide ev hanımı olmalı ve babamın maaşı ile yaşamalıydık. Bu özgür kadın bana pahalıya patladı. Ama belkide iyi oldu, evden uzak ve yorgun olunca daha az taciz edilmiş de olabilirim.
Annemin penisimi avuçlaması ve cinsel organımı sıkıştırmam arasındaki ilişkiden bahsediyor bunun sürtünme ile bağlantısı var Hüseyin Hocaya göre. Bunu anlayamıyorum ne alakası var ??? Ben penisimin ucunu elleyemiyorum sünnet olduğumdan beri, sünnette de aşırı tepki vermiştim, bu da bir ipucu olabilir mi? 
Tacizden daha büyük bir travma yok, dışarıdan birisi olsa suçlayabilirsin ancak söz konusu annen olunca bu konuda yapılacak bir şey bulamamışsın dedi. Amca olsa kuzen olsa bu insanı çıldırtırmış, öldürmek istemişim. Annemin yanlış davranışları beni kuşatmış; yapılandırmış. Cinsel kimliğimin gelişmemesi, el ile mastürbasyon yapmamam bunun nedeni dedi. Yine arada bağlantı kurmakta sıkıntı yaşıyorum. Annemin beni yanlış yapılandırması sonucu erkeklerden uzak kaldım, onların yanında olsa el ile mastürbasyonu öğrenirdim ancak öğrenemedim, kendi yolumda ilerledim Hüseyin Beye göre. Ancak bence daha başka bu mesele, hatırladığım bazı şeyler var. Ben el ile mastürbasyonu okuldaki çocukların anlattıklarından anlamıştım. Ancak benimle dalga geçerek anlatıyor el işareti yapıyorlardı, sen bunun ne olduğunu bilmiyorsun yapamıyorsun gibilerden, ayrıca bir top olduğumuda söylüyorlardı. Bense hem top olmaktan hemde cinsellikten utanıyor ve ağzımı bile açamıyordum. Anlamazlığa saflığa vuruyor, mastürbasyon yapmadığımı ne anlatmaya çalıştıklarını bilmediğimi söylüyordum. Utanç verici cinselliği kamufle etmenin en kolay yolu sürtünme ile mastürbasyon yapmaktır çünkü yakalanma riski yok. Ben el ile mastürbasyon yapmadım çünkü kamufle etmek daha kolay ve sürtünme mastürbasyonunda konsantre olmak daha kolay, daha güzel fantaziler düşünebiliyordum bununla.
« Son Düzenleme: 03 Eylül 2014, 08:47:10 Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Senin hikâyen eşcinsellik değil ensest diyor. Bu erotizme dönüşmemiş, psikolojik bir ensest. Daha doğrusu ensest öncesi aşama. 21 yaşında üniversiteye giden oğlunun penisini ellemek bunun kanıtıdır Hüseyin Beye göre. Cinsel haz almasa bile sorumsuzluk. Ama onun hislerini kendisi analiz edebilirdi, babama duyması gereken hisleri bana karşı hissettiğine inanırım bazen. Sapıkça, bunu kendisi de farkındaydı.
Sen yıllardır eşcinsel diyorsun ancak bu sorunun adı değiştirilmeli, ensest mağduriyeti demelisin dedi bana. Şüpheliyim tembellik demiştik. Eşcinselliği zikretmemeye çalışıyoruz sanki. Sanki Hüseyin Beyin amacı bana ben eşcinsel değilim tembelim, ensest mağduruyum dedirtmek ve bunu benimsetmek. Eşcinsellikten uzak tutmak için bir metod gibi. Ama gerçek değilse inanamam ki. Fakat ensest olayına da aklım biraz biraz yatıyor. Kafam karışık. Bugün internette bir yere yorum bırakacak ken eşcinselim yazdım, sanki erkek değil de eşcinselim der gibi, yani 3. Bir cinsiyetmiş gibi. Sonra mantıksız buldum refleks olarak hemen eşcinsel yönelimi olan erkek yaptım cümleyi. Artık erkekten uzak değilim o kadar da. Terapinin en başlarında eşcinselleştirme sorunumuz vardı, ilerleme katdedilmiş.
Sorunum eşcinsellik değilse, neden erkeğe ilgi duyuyorum. Ensest sonucu bozulan psikolojim neden bunu üretiyor da saldırganlık ya da başka bir şey üretmiyor. Erkeğin erkeğe ilgi duymaması için hemcinsi ile bağının sağlıklı kurulması ve kopmaması gerekir. Benimse ensest dediğimiz ilişkiden dolayı annemin dışına çıkmam çok zor oldu, bırak annemi başka kadınları bile kabul etmek zordu zamanında. Erkeklerse bambaşka. Ben kadınların arasında büyüdüm, lanet olsun.
Mağdur olduğumu içselleştirmeli ondan sonra erkekliğini geliştirmenin yollarını uygulamam gerekli. Hesap sorma iradem ortaya çıkmalıymış. Bu sorun masaya yatırılsın ve somutlaşsın istiyoruz. Ama anneme nasıl hesap soracağım. Oda hasta ki bunları yapıyor. Evet çok öfkeliyim ama buda masada yatan bir gerçek. Gidip nefret kusamam. Ama sitem mi etmeliyim. Ondan nefret ediyorum, hayatımda olmamasını isterdim doğru ama ne yapabilirim ki. Nasıl bir irade ortaya koyacağım. Öfkesiz nesnel bir konuşma kendimi hiçe saymak olur sanırım. En azından onu sorumsuzlukla suçlamam gerekir. Ben ailemden bana miras kalan iğrenç duyguları dünyaya vurmadım, mücadele ettim, O bunu yapmadı, nasıl oldu da kendi çocuklarının cinsel organlarını elledi, yaşları büyümesine rağmen.
Annem ile ortaokul ikinci sınıftaki iğrenç maceramızdan bahsettim. Annemin cinsel haz duygusu yoktu. Cinsellik onun için organın girmesi fikrimce. Zaten sürtünme olayı başlayınca üzerinden attı beni. Bir suçluluk değildi bu. Olmaması gerekenin sınırlarını bilmiyordu.
Annenin art niyeti olmasa bile onun yaptıklarından mağdur oldum. Annem kitaplardan böyle şeyleri okumasa bile, bilmese bile; başka annelerden görmeli, bizleri daha iyi yetiştirmek adına araştırmalıydı, sorumluluk bunu gerektirir. Ayrıca İki çocuğu olan bir anne kızını inkar etti. Annem neden bana karı böyle bağlılığa sahipken ablama karşı değil bunu kendisine sormalıydı. Annem tamamen saf olamaz. Bana sen babanın değilsin benimsin dedi geçen yıl. Bunu başından beri hissediyordu. Adilikte dünya markası... Babama saygı duyuyorum saflığından dolayı, iğrenç kadın.
Annem evdeki erkek ruhunu hadım ediyordu. Küçükken silah istememe karşı çıkmıştı ve almadı ama bebek aldı ve kıyafet dikti… Hakkını yememeliyim araba vs daha çok alırdı. Bu arada kendi kendime silah da almıştım. Oh dilediğim gibi ateş de ettim, bocukları vardı. 
Üniversitede bir erkek arkadaşım bende kaldı ve annemin panikledi… Annem erotik düşünmüyor, hırsızlık yapar, döver gibi düşünceleri var. Herkes kötü ona göre hayatta, güya o beni korudu ama bana ondan büyük zarar veren kimse olmadı. Dalga geçip gururumla oynayan anlayışsız arkadaşlarım bile. Hayatım boyunca samimi erkek arkadaşım olmadı. Kızlarla resmi ve eğlenceli karışık arkadaşlıklarım oldu.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Annemin aile hikâyesinden bahsediyorum. Annemin annesi ve babası ruhen sağlıklı insanlar değiller. Annemin kardeşlerinde de ruh sağlığı yerinde olmayanlar var. Aile bireylerinin hepsinin kafasında travmalar olduğu bir gerçek. Anneannemin dayımı dedeme karşı doldurmak gibi bir yöntemi var. Dedemin duyabileceği şekilde erkek çocuğu dolduruyor. Ben neden babama karşı doluyum?? Babamı açık açık kötüledi mi annem? Sen onun gibi değilsin şeklinde sarıldı 6 yaşında falanken, ama bunu korkuyla yapması muhtemel çünkü o aileden çıkan korkak bir kadın babam gibi aşırı sinirli ve dövebilen bir insandan korkar. Ama şüphe içindeyim annanemin takdiğinin bir benzerini yaptı diye düşünüyorum.
Kadınların birçoğu erkek çocuklarını bu anlamda taciz eder ancak erkek çocuk bunu reddedermiş. Bizim olayımızda bir ön sevişme yaşandı diyebilirim. Bu bilinçaltı yapısındaki bir anne beni yapılandırdı o tarihe kadar ve sonrasında da ben böyle oldum. Anormal bağlıydık. Bu bağlılık anne oğul sevgisi diye bilindi ama ön sevişmeydi başka bir şey değil.
Ablama bakarak heteroseksüel kimlik ile ilk yüzleştiğimi hatırladım. Ben annemle yatıp onu yalnız bırakmıyorum, annem zor bir hayat yaşıyor, hep yorgun ve hasta sende yardım etmelisin dedim içimden. Düşüncesiz buldum onu. Babamda korkulan kişiydi tabi burada. Ben bunu yani kendimi normal biliyorum, çünkü öyle yapılandım. Babam bunu bir sevgi olarak gördü, şüphelenmedi. Belki de övünülen bir şeydi. 
Uzayda yaşıyorsun, cinsel kimlik dışında normal kimlik de gelişmedi. Hep doğru zamanı bekledim ve geleceğine inandım. Bir gün büyüdüğümde düzelecek. Ben doğru cevabı bilirdim ama söyleyemezdim. Erkeklerden kendimi farklı görmezdim ama bu tutukluğum nedeniyle onlar birşeyleri yapabilen kişilerdi bense yanlarında durduğumda hemen gerçeği iliklerime kadar hissediyordum, ben bir hiçim. Bu nedenle kızlarla arkadaş oldum, çünkü kızlara göre ben bir zenginliktim farklı olduğum için, kendimi değerli bulduğum ortamda da var oldum, espiriler yaptım, kabul gördüm. Bütün bunlar iyi ama hiçbir zaman gerçek taleplerimi söyleyemedim, kimliğimi anlatmadım. Kendimden daha iyi olduğunu düşündüğüm erkeklerle birlikte olmadım olamazdım, utanır ve aşağılık hissederdim. Durum gereği başka bir takım erkeklerle birlikte takıldım kendimden daha iyi olduğunu düşünmediğim ancak onları da zamanla bunalıp çıkarttım. Çünkü onlar ulaşmaya çalıştığım diğer erkeklere benzemiyorlar, benden bile aşağılar. Ayrıca konuşacak ortak bir şeyimiz de yok. Umarım benden nefret ediyorlardır.
Ensest mağdurları normal bir hayat yaşayamıyorlar. Aşırı mistikleşme sıkıntısı var bu kişilerde. Aşırı bilgisayar bağımlılığı ve Sailor Moon buna işaret olabilir. Sailor Moon ilk görüşümü hala hatırlarım. Daha 6 yaşımdayım belki de. Televizyonda ilk izleyişim bile aklımda, aldığım keyif aklımda. Bir daha çıkmaması ve yıllarca aklımda tutmam da aklımda. Kızlar için yapılmış bu çizgi film beni etkilemişti daha çok. Sadece kızlarda olan özel güçler vardı. Bende buna sahip olduğumu hayal ederdim. Aslında yalan söylemiyim hala ederim. Kızlar gibi görünmem hayalimde ancak güçler bende de vardır. Bu çizgi film çok net 20 yıldır hayatımda ve sadece 200 bölüm.
Bir erkek olarak var olamıyorum. Bunun sebebi kadınlardan kaçmak diyor. Annenden kaçıyorsun diyor. İlk deneyimin onla diyor. Ben kadınlardan anneme benzediğinden kaçmıyorum. Çirkin geliyor cinsel organları. Ama bir yandan annemin banyoya birlikte girdiğimizde cinsel organından tiksinmem aklıma geliyor. Erkeklerin çekiciliği benim meselem kadınların iticiliği değil. Belki erkek olarak yeterince gelişsem kadınlar çekici gelir.
Eşcinsellik dendiğinde baba oğul ilişkisinde başarısızlık anlaşılır ancak burada ensest var, anne oğul ilişkisi çok yanlış. Erkeklikten o kadar uzaktım ki anneme olan bağımdan babama karşı hep bir öfkem vardı. Kendi odama geçişimdeki sancılı dönem ile ilişkilendir. Bu önemli bir sebep. Anormal bağı babam inatla anlamadan kırmaya çalıştı, çocuğu gelişsin diye ama başarısız oldu, ondan nefret ettim yıllarca maalesef. Annemde ona yardım etmeliydi, destek vermeliydi. Ama o bana destek verdi. Babamdan gizli yanına aldığını hatırlıyorum.
İçinde sır saklamanın psikolojik bir bedeli vardır. Benim yıllarca bu sırrı taşımamın bedeli ne olacak bunu merak ediyorum.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Diğer eşcinsel hikayelerde bu şekilde bir anne çıkmıyor. Cinsel istismar ve duygusal istismar bir arada var. Annem böyle olmasa da sadece babam sıkıntım olsa sosyal fobik olurdum, bu derecede bir sorunum olmazdı. Diğer eşcinsellerin hikayesinden bir yerde ayrılıyormuş benimkisi. Kitabın içerisinde eşcinsellik var ancak bu kitabın adı ensestmiş.

Şu soruyu cevapla kafandaki engel kalksın. Hem eşcinsellik hem ensest olabilir mi. Yani babanın hataları eşcinselliğe sebep olurken anne ensest mi? Eşcinsellik baba oğul arası kopukluktan kaynaklanır ancak bu kopukluk babadan mı kaynaklı anneden mi. Annenin anormal bağı, anne ile aradaki ensest ilişki baba ile bağın kurulmasına engel oldu. Anne eşcinselliği zeminini attı, baba ise anne kadar olmasa da yardımcı oldu. Ama babanın yapacağı birşey yoktu bu bağ karşısında. Aptal kadın zehirli sarmaşıkmış.
Çocuk cinsel istismarı nasıl yapar diye bir soru yok zaten anne çocuğu bu noktaya bu kıvama getiriyor. Anne çocuk ilişkisi annenin hatalarından dolayı bir ön sevişme niteliğinde adeta.
Kılı kırk yarmak işini aşırı abartmam beni olumsuz yönde çok etkiliyor. Bunu nasıl bırakacağım. Niye yapıyorum ki bunu, bok var sanki. Neyim doğru ki sanki.
Yıldızlardan aşağı inmen gerekli. Bunun içinde hayal aleminden çıkmam gerek. Kitap okumamalısın demişti. Sanırım söylemeden yapmalıyım. Müzik de dinlememeliyim ve çizgi film de izlememeliyim. Müzik dinlerken kulaklarımı takıp konser verdiğimi hayal ederim. Önemsiz ve silik ben geçmişteki kişilerin önünde parlarım yada beğendiğim kişilerin önünde parlarım. Güç transferi yapmışım yıllarca. Günde 4 saatim buna gidiyor olabilir. İlginçtir ki 31 çektikten sonra bunu yapma eğilimim var. Ergenliğe girdiğim yıldan beri düzenli olarak müzik dinliyorum.
Annemin beni ilk okul bir ya da ikiye giderken maruz bıraktığı bir davranışının ensest mağduriyeti yaratıp yaratmadığının şüphesi içerisine düştüm, 1 saat önce. Belki daha küçük de olabilirim. Olayda herhangi bir temas söz konusu değil tamamen sözlü gerçekleşmişti ancak sözlü bile olsa psikolojik bir etkisinin olabileceğini düşünüyorum. Olay şu şekildedir. Aksam vakti yatağımda yatarken annem ile konuştuğumuzu hatırlıyorum. Ben yatağımda yalnız bir şekilde yatıyorum annemse ablamla paylaştığım ranzamızın yanındaki koltuktan bana bakıyor ve konuşuyor. Bana söyledikleri şeyler tam anlamıyla iğrenç bugün 25 yaşımda bile hatırladığımda öfkeleniyor, dişlerimi sıkıyorum. Bana şöyle diyor. Geceleri sen uyuduğunda ben senin yatağına geliyorum ve külodunu açıp pipini izliyorum, oda senin gibi küçücük, kıvrılmış uyuyor. Yatağımda ona yapamazsın dediğimi hatırlıyorum, bu gece gelip yapamazsın, yapamayacaksın. Ama beni dinlemiyordu bile, ben artık sinirlerim bozulmuş bir halde gülerek konuşuyordum. Daha da fazla hatırlamıyorum. Ancak annemin bu sözleri söylerken cinsel bir haz aldığını düşünüyorum bugün, tıpkı porno sitelerde videoların altına kendinden geçerek yorum bırakan sapıklar gibi, konuşarak cinsel haz alıyordu. Ondan nefret ediyorum, ölmesini ve hayatımla bir ilgisinin kalmamasını istiyorum.
    Buna benzer bir olayı da 8. Sınıfta yaşatmıştı annem bana. Ergenliğe gireli daha 1 yıl olmamıştı. Annem her zaman kendisini tekrar tekrar uyarmamıza rağmen ablamla bana cinsel el şakaları yapıyor, kendi kendine eğlenen bir insandı. Odada ikimiz vardık, bir anda benim cinsel organımı avuçladı. Ona karşı koydum ancak olan olmuştu, gücüm yetmezdi bile. Odama gelip yatağıma yattım, içim geçti. Rüyamda ne gördüm hatırlamıyorum ancak ablam sayıklıyorsun diye seslendi bana. Ben rüyamı hatırlamıyorum ancak sinirden bacaklarımla tekme atar gibi hareketler yaptığımı hatırlıyorum. Bütün bu olanlar 1 saat gibi bir süre içerisinde gerçekleşti.
   Lise 1 de yaşadığım bir olayda ise, yatakta yüz üstü yatarken annem geldi. Boğuşmaya başladı, güya şakalaşıyorduk, buraya kadar anormal bir şey yok. Cinsel organıma doğru bir hamle yaptığını görünce onu yatağımdan aşağı attım, ayak parmağının üstüne düştü geberesice, sonra suçlu ben oldum.
    Bu olaya benzer bir diğer olay 20 yaşımdayken oldu. Sabah beni uyandırmak için yatağıma gelen annem cinsel organıma dokundu, ancak bugün mutlu son yaşandı. Gelişine bir şekilde elimin kemikli kısmıyla suratının ortasına bir tokat attım. Dudağı patladı ve kanadı. Şu anda bunu yazarken nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Ağlaya ağlaya mutfağa gitti. Mutfağa gittiğimde babamın yanında ağlıyordu. Aptalca bir şekilde korktum, babam bana kızacak sanıyordum. Halbuki kızmazdı, ona cinsel organıma dokundu desem birde babam kızardı. Canım babam. Ama annem neden ağladığını söylememiş bir bahane uydurmuştu. Gözlerimin içine bakıyordu, sen bana tokat attın ama ben seni korudum der gibi. Bunun adı ise duygusal istismardır, hem suçlu hem güçlü olmaktır.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
   Annem ile babamın cinsel olmayan fakat duygusal yönden bir istismar örneği daha vardı. Bu olay pek cinsel istismara benzemese bile. Bunu değerlendirmemiz gerekebilir. Ben 3-4 yaşlarındayken gerçekleşen bu olayda bana şöyle diyorlardı. Artık 4 yaşındasın büyüdün ve bazı gerçekleri öğrenmenin vakti geldi. Sen bizim gerçek oğlumuz değilsin, biz seni çöpte bulmuştuk. Ben hemen ablamı işe karıştırmak istedim nedense, onu da çöpten mi buldunuz diye sordum. Ama hayır o öz kızlarıydı. Artık seni gerçek ailene vermek zorundayız dediler. Bense ben sizi ve bu aileyi çok seviyorum diyordum ve ağlıyor, masanın altına doğru saklanmaya başlıyordum. Bu senaryoyu eminim annem ortaya atmıştı babam da ortak olmuştu. Annemi birazcık tanıdıysam bu odur.
   Bunların dışında annemin ara ara cinsel organımı avuçladığı, kilodumun içine elini soktuğunu biliyorum. Ancak ne duygulara sahiptim o esnada hatırlamıyorum. Kuzenlerime ve ablamada benzer hareketler yaptığını hatırlıyorum. Anneannemin de ablama böyle bir hareket yaptığını ancak ablamın büyük olay çıkardığını ve anneannemin büyük utanç yaşadığını hatırlıyorum.
   Annemin bu yaptıklarına karşı babamdan şüphelenmiştim ve onla olan kopukluğumuzdan dolayı bir oğuldan mahrumdu. Babamın geçmişte bir oğlu öldü, şimdi ise ben varım, ne acı. Babam için çok üzgünüm. Babamla konuşmam lazım.
   Fail ile etkileşim içine girmek gerekiyor. Yüzleşmek gerekiyor. Hüseyin Bey’in burada olması gerekiyor, baban tek başına yaptığında bundan zarar görebilir.
   Cinsel kimliğimizde sosyo-kültürel-biyolojik bir yapı varmış. Önce bir toplumun içinde cinsel kimliğimiz gelişiyor. Ergenlik döneminde psikolojik bir süreç oturuyor. Evlilikte ya da ilk tecrübelerde ise biyolojik ilerleme kaydediliyor. Benimki kimbilir ne.
   Psikolojik olarak bir otistiksin dedi. Bu mesele benim asıl sorunum. Yani ben sadece cinsel kimlik olarak değil insan kimliği olarak da gelişmedim bence. Aşırı içine kapanık, doğru cevabı bilsede söyleyemeyen, haklıyken bile sesini çıkaramayan, hep utanan biri. Yada ilgisiz, yada meraksız. Bugün 60 defa arabayla geçtiğim yolu bilmem, sorana anlatamam. Yol sorana iki lafı bir araya getirip yol anlatamam. Çocukken ansiklopedilerimizi merak ettim, büyüyünce okutacaklar sandım. Benim bir kişiliğim olsaydı açıp okurdum. Soruşlan herhangi birşeye de cevap veremiyorum zaten. Yoldaki dükkanları bilmem, selamlaşmaktan çekinirim. Bir robot gibi ev okul iş okul benim hayatım. Spor bilmem. Spor salonuna gidiyorum ama insanlarla konuşacak bir şey bile bulamıyorum. Hiç birşeye bağlanamıyorum. Yap deneni yapıyorum. Başkası için temiz düzenli olup, kendi kendimeyeken özensizim. Sorumluluklarımı hep başkalarını yıkıyorum. Bunlar ve binlercesi kişiliğimin bir tohum olarak kalmasından kaynaklanıyor. Günlük faaliyetleri yapamamak ve herhangi bir çekiciliğinin kalmaması depresyonmuş. Babanın ölümü ile depresyona girmek gibi bir şey değil bu. 25 yılımın doğasında var olan bir şey bu. Ben hep garipsedim hayatı. Acaba herkes böylemi diye düşündüm. Yaşamadım ben düşündüm. Kişiliğim olsa duygularım olurdu ve düşünmezdim. Ne yapıcam şimdi bilmiyorum.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
   Kendini kimse ile mukayese etmeye hakkım yokmuş, bu hikaye özgün bir hikayeymiş. Bu insanları yargılamamalıymışım. İnsanları yargılayınca kendimi üste çektiğimden bunu yapıyorum. Yoksa mukayese etmeye bende meraklı değilim, her türlü ben kaybederim. Ama yapıyorum işte. Yapma deyince olmuyor ki.

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
ENSEST (BABA-KIZ & ANNE-OĞUL)


Anneleri tarafından üstü örtülü ya da doğrudan davranışlarla cinsel olarak tahrik edilmiş olan erkek çocuklarla ilgili örnekleri burada vermek istemiyorum. Bence hangi şekillerde gerçekleştirildiğinin önemi yok. Bu insanlar anneleri ile yaşadıkları bu tür olayları psikoterapi sürecine katılana dek kimseyle paylaşmamışlardı. Psikoterapi sürecinin de genellikle nispeten geç aşamalarında benimle paylaşabildiler. Tabii bir de bilinçaltının iyice derinliklerine itildikleri için hiç hatırlanamayanlarda olmalı. Ve belki de anlatılmayanlar anne-oğul arasındaki fiziksel birleşme ile sonlanan y ada ona yakın davranışları içeren bir örnekle karşılaşmadım, hepsi kaçamak ya da dolaylı durumlardı. Bir erkeğin henüz çocuk yaştayken yaşadığı ensest travmalarının yetişkin hayattaki bazı sonuçları zaten tahmin edilebilir ancak bir de ?maskelenmiş anne yoksunluğu? durumları da var. Yani ortada bir anne var ama annelik kimiliği ya çok yetersiz ya da çeşitli nedenlerle çocuğunu kabullenememiş, ya da çeşitli duygusal açlıklılarını oğluna yönelterek onun bunaltmış anneler. Böyle durumların, herhangi bir cinsel tahrik olmasa da yetişkin hayatta karşı cins ilişkilerini etkilemesi, istisnalar dışında, pek çok zaman kaçınılmaz oluyor. Genç erkek nüfüsunda eyleme dönüşmeyen ensest fantezilerinin oranını bilmek mümkün değil, ama çok da ender rastlanmadığı şeklinde bir izlenimim var.
Bu anneler neden oğullarına bu tür yaklaşımlarda bulunuyor ya da onlarla ilgili bilinçaltı fantezileri bazen bilinç düzeyine çıkarıveriyor? Bu güne kadar hiçbir anne bana bu tür duygulardan bahsetmedi, bende kurcalamadım. Her şeyden önce bilinçte tutulması zor bir duygu olduğu için sürekli yadsınma ihtiyacı duyulan bir durum, üstelik bence zaten aslolan bu duygulara zemin hazırlayan yaşantılar. Eğer bunları paylaşılabilseydi bu anneler muhtemelen evliliklerinde aradıklarını bulamadıklarından ve kendilerini çok yalnız hissettiklerinde yakınacaklardı. Yine muhtemelen bu anneler kiminle evli olursa olsalar aynı şeylerden şikayet edeceklerdi, ama sanırım asıl sorun bu da değil . Bu annelerin kendi ebeveyni araştırıldığında , kendi babalarına yönelik ensest eğilimlerde de dahil karmaşık duygularla yüklü olmaları olasılığı yüksek.
Bu kadınların anneleri ya yetersizdir ya da erkeklere karşı hınçlı. Erkeklere olan hıncını kızlara aşılarken, bir yandan da oğullarını kayırıp onlara düşkün davranışlarda bulunmanın paradoksunu yaşarlar. Babalar anne tarafından soyutlandıklarından sıcak duygularını ifade etme şansından yoksun bırakılmışlardır. Dolayısıyla kız çocuk tarafından uzak ve ulaşılmaz olarak algılanırlar.
http://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=352.0
yazının devamını okumak için linki tıklayınız

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
ANNELİK HER ZAMAN KUTSAL MI?
Porf Erol GÖKA
Annelik ve Cinsel Sapkınlık
Normal çocuk gelişimi için sağlıklı bir annelik tutumu gerekir. Sağlıklı annelik tutumunda anne, bebeğine bakmaktan ve bebeğin kendi eşsiz özelliklerini taşıyan, bağımsız ve kendinden emin bir insan olarak yetişmesine yardımcı olma sürecinden büyük bir haz duyar. Ancak annedir bir annenin kızıdır ve bu annenin de kendisine ait çok sayıda erken yaşantıları ve travmaları olabilir. Bu durumda anneler çocuklarına karşı sapkın eğilimlerini, çocuklarının yaşamının ilk iki yılında gösterirler. Annelik, kendi yaşamında yaralayıcı ve travmatik olaylar yaşamış kimi kadınların, bebeğine kötü davranmasına ve bebeği taciz etmesine uygun bir zemin hazırlar. Hırpalanan bebeklerin, transseksüellerin ve hepsinden öte cinsel sapkınlıkları olan erkeklerin anneleri böyle kadınlardır. Cinsel sapkınlıkları olan erkeğin daha sonraki yaşamında nesne ilişkilerinin bozuk olmasının en etkili belirleyicisi, annesi ile ilk ilişkidir. Bebeğini hırpalayan anneler güvensiz ve duygusal açıdan yoksun kalmış insanlar olarak kabul edilirler. Bu kadınların nasıl dayak attığına ilişkin anlatımlarında, öfkelenen bebek karşısında bir yengi kazanma unsuru vardır. Aynı örüntü, erkek çocuğunu kız gibi giydiren ya da tersini yapan annelerde de görülür. Erkek çocuğun bir kız gibi davranmaması durumunda annenin sevgisinin geri çekilmesi tehdidi ve intikam duygusu her zaman vardır. Bu anneler, çocuğun toplumsal cinsiyetini kabullenememiştir ve denetleyici gücünü çocuğa farklı bir toplumsal cinsiyet vermek üzere kötüye kullanmıştır.
http://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=357.0
yazının devamını okumak için linki tıklayınız

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
..

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
..

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
..

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: ANNELER ÇOCUKLARINI TACİZ EDER Mİ? ENSEST Mİ? EŞCİNSELLİK Mİ?
« Yanıtla #12 : 29 Ağustos 2016, 09:39:46 »
..

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
..

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3182
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
...