Gönderen Konu: TIP FAKÜLTESİ DEĞİL FELSEFE Mİ OKUSAM: CİNSEL KİMLİĞİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR  (Okunma sayısı 4637 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3217
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Küçük yaşlardan beri annemin ve babamın yoğun sevgisine maruz kaldım.Belki bunda ne var diye düşünülebilir ama her şeyin çoğu zarar oluyor.Evimize neredeyse kimse girip çıkmazdı.Babam akrabalarıyla ilişkisini benim sonradan fark ettiğim kadarıyla sosyal ilişkilerindeki zayıflık nedeniyle yürütemedi.(Ama o böyle düşünmez muhtemelen).Kendisi sosyal ilişkilerdeki zayıflığını ve eksikliklerini hiçbir zaman kabul etmez ve nedenleri hep başka yerlere havale ederdi.Zaten kaderim kötü,`kocaman bir ordunun içinde olsam yukardan da bir taş düşse gelir beni bulur gibi gayet arabesk laflara girerek sorumluluğu üstünden atmaya çalışıyordu.(Halbu ki baksana ben doğru yerde miyim).Bu kötü huyu abim ve bende de bazen tezahür ederdi ki hala zaman zaman eder.Annem de en az onun kadar sorunludur hep evhamlı aşırı titiz yaşlandıkça da daha titizleşen ve evhamı giderek artan yapısı benim üzerime tezahür etmiştir. 


İstanbulda muhafazakar ilçelerinden birinde büyüdüm.Ailemse hiç de o kadar muhafazakar bir aile değildir.Okul öncesi dönemde hiç sokağa çıkıp oynamazdım,zaten çocuklar hep ben ve abimle alay ederlerdi,kötü niyetli olduklarını düşünmüyorum ama bu bizim üstümüzde kötü bir etki yaratmıştır.Okula başlayana kadar evde kendi aramızda oyunlar oynayarak geçirdik.Okul açıldığı gün babam ve annem benimle gelmişlerdi törende babam benim yanımdaydı.Okula başlarken hiç ağlamadım ama tanıdık bir duygu olan topluma karışma korkusunu ilk kez hissetmiştim.Evde hiperaktif bir çocuk olan ben nadiren misafirler geldiğinde ve okula gittiğimde çok içine kapanık ve sessiz bir çocuktum.Okulda çocuklar benimle alay eder ve şiddet uygularlardı.Ama daha sonraki ilkokul ve ortaokul dönemlerinde daha fazla sosyalleştim.Önceleri sadece erkek hocaların dersinde sürekli şaka yapardım,bayan hocalardan utandığım için orda gine eski halimde içe kapanık bir şekilde ders dinlerdim zaten bayanlara karşı utangaçlığım uzun süre devam etti.Diğer derslerde daha aktif olduğumu söyleyen güzel ingilizce öğretmenim durumun neden böyle olduğunu sordu ben de geçiştirmek için saçma sapan cevaplar verdim ama konunun özü çok derindi(miş).
 

Annemin babamın beni aşırı sevdiğini anlatmıştım,ben kendimi bildim bileli yalnız uyuduğumu hatırlamıyorum.Ya tüm aile (yani 4 kişi)normalde annemle babamın yatması gereken yerde birlikte uyurduk ya da ki daha sonra ben annem ve abim aynı odada babam “kendi odasında” tek başına uyurdu.Annem benimle aynı çekyatta uyuyordu,abimde ranzanın alt kısmında.Aslında ranza ikimizin altlı üstlü uyuması için alınmıştı ama ben sadece kısa bir süre yattığımı hatırlıyorum çünkü abim havale krizi geçirmişti ve bu durum annemde yıllar içinde artacak olan panik atak benzeri problemlerin bence başlangıcı oldu ve tekrar olurda çabuk yetişemezsek diye yanında olmak için bizim odamıza temelli yerleşti ben de bir daha ranza da uyumadım.
 
Babam da annem gibi bana sevgisini aşırı göstermekte geri durmuyordu her geldiğinde beni kucağına oturtmaya çalışıyordu.Tabi belli bir yaşa kadar normal bir durum gibi görülebilirse de bu davranışlar 20 yaşına giren birine yapılmaya devam edildi mi çok kötü bir kişilik bunalımı yaşatıyor.


Gerek annemin gerekse babamın bu davranışları ben de küçük yaşlardan itibaren kişilik bölünmelerine yol açtı.Özellikle annemin 20 yaşıma kadar benimle uyuması hiç hoş bir davranış değildi,ben dışarıyı göremediğim uzun süre herhalde herkes böyledir diye düşünüyordum ama bir yandan da bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyordum ama annemin sevgisi her şeyi unutmamı sağlayan bir uyuşturucu gibiydi.Gerçekten emin olmam ergenlik dönemi ve eniştem gibi nispeten daha normal insan ilişkilerine sahip insanların hayatıma girmesiyle oldu.
 
Lise dönemine gelecek olursak tamamen karanlık yıllar başlamış olur benim için.Çünkü ne istediğim liseyi kazanabilmiştim ne de etrafıma baktığımda konuşabilecek arkadaşlar görüyordum çünkü ben küçük yaşlardan beri büyük bir entellektüel birikimine sahip olacak şekilde yaşamıştım ama karşımda hiç öyle insanlar göremiyordum hep saçma sapan müzikler dinleyen ve basit konulardan bahsederek boşa zaman öldüren kişiler vardı etrafımda.Zaten girdiğim ortama çabuk alışan biri de olmadığım için insanlar tarafından eleştiriye uğradım.Neden hiç konuşmuyorsun,neden bu kadar sessizsin gibi özellikle kızlardan gelen eleştirilerdi bunlar.Ben hem annemle olan geçmişim hem dış görünüşüme güvenmemem sebebiyle hep uzak duruyordum kızlardan.Sonra zaten lisedeki kötü ortamımdan ve hayal kırıklarımdan dolayı evde enerjimi etrafı yumruklayarak eşyaları kırarak gösteriyordum abim de sık sık böyle şiddetli sinir krizleri geçirirdi.Annem en sonunda dayanamayıp beni psikiyatra götürdü ama ben doktora da konuşmadım o da lustral diye bir antidepresan ilaç verdi.Bu ilacın etkisiyle belki okulda değil ama dershanede kısmen biraz daha aktif olduğum söylenebilir ama öyle dramatik bir değişiklik değildi sadece bayan hocalara ağzımı açıp kapatmak suretiyle kısa cevaplar vermeye başlayabilmiştim,insanlara merhaba,günaydın gibi şeyler söylüyebiliyordum.Ama bu durumdan bir taraftan mutsuz bir taraftan memnundum.Üniversite sınavına ilk girdiğim sene hiçbir yere tercih yapmadım.Aslında bana kalsa matematik,fizik,felsefe bölümlerinden birini tercih edip gidecektim ama babamın kızacağını düşünüp saçma bir korkuyla belki de kendimin de daha yüksek puan alıp hayatımda ilk kez başarılı olurum diye tekrar sınava hazırlanmak istediğimi söyledim ama sonuç önceki tecrübelerimden değişik olmadı maalaesef.Hayatta hep underrated kaldığımı düşünüp kadere küsüp bunalımdan bunalıma girdim.Sonuçta gelip trakya üniversitesi tıp fakültesine girdim.Liseye girdiğimde ne hissettiysem yine aynılarını hissetmeye başladım.Sürekli istanbula gidip duruyordum hep ağlıyordum,babam ve annem de imalı bir şekilde istemiyorsan bırak gibi laflar ediyorlardı ama hiçbir zaman o yönde gerçek bir cesaretlendirme gelmedi eğer ufak bir cesaretlendirme görseydim emin olun anında bırakırdım bu iğrenç bölümü ama onlar da diğer aileler gibi tıp fetişistiydi.Aslında asıl karar sahibi hep babamdı hiçbir zaman kendi kararlarımı vermeme izin vermediler hiç yanlış yapmama izin vermediler.18 yaşıma gelip güya erişkin oldum ama hala her anlamda küçük bir bebek gibi davranılıyordum ve varoluş sancısı içinde kıvranıyordum:depresyondan depresyona....


Geçen yaz gittiğim ingiltere’de yaşadığım tecrübeler kendi hayatımda köklü değişikler yapmam gerektiğini yapmazsam yaşamanın bir anlamının olmayacağını düşünüyordum.Burda devreye eniştem giriyor.Bir gün bana geneleve gitmek isteyip istemeyeceğimi sordu ben ilk önce biraz süre istedim düşünmek için sonra kendi kendime farklı bir deneyim olacağını falan söyledim ve olur dedim.Genel evde başarısız bir cinsel deneyim yaşadıktan sonra yukarda anlattıklarım üzerine düşünmeye başladım ve okulda ya da başka bir yerden psikoljik terapiye ihtiyacım olduğunu söyledim ve okul açıldıktan birkaç hafta sonra hüseyin hocamın yanına biraz kendi zorumla da olsa gitmeyi başardım.


İLK GÖRÜŞME
Bu görüşmede hüseyin beye yukarda anlattıklarımı özet olarak anlatmaya başladım o anlattıklarıma şaşırıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu sadece ben de farkına varayım diye bunlar sence normal mi diye sorular soruyordu ben de zaten tuhaf şeyler olduğunu bildiğimi söylüyordum.O zaten hikayem zor ve uzun olduğu için hzlı gidelim mi dedi çabucak sonuca vardık ve ailemle ilişkilerimi gözden geçirmemi ve uzun süredir içinde olduğum ve beni somut dünyadan kopardığını söylediği kitaplar ve matematik,fizik ,felsefe üzerine belli bir süre için ayrılamamı ara vermemi söyledi.Ben de zaten eskiden olduğu kadar istek ve şevk kalmamıştı çünkü tıpa girmiştim ve olan hayat enerjim de gitmişti.
Hayat hikayemi yazmamı söyledi,psikiyatra görünmem gerektiğini söyledi normalde her geleni psikiyatra yönlendirmiyormuş ama benim durumum ağırmış,daha fazla sosyal ilişki kurmam gerektiğini,her fırsatta çok alakasızmış gibi görünse bile sohbete dahil olmamı söyledi.


İKİNCİ GÖRÜŞME

Yine moralim bozulmuştu kendimle barışık değildim şimdi de tamamen barıştım denemez ama en azından artık aklıma gelmiyor.İlgi duyduğum kızlarla konuşamıyordum bu da sinirimi bozuyordu ama çok kötü bir başarısızlık psikolojim vardı ve kızlarla da iyi anılarım hiç yoktu.İlkokulda dış görünüşümle dalga geçilirdi ve ben bir daha ne aynaya bakmak ne de kendimi herhangi bir şekilde görmek istiyordum.Hüseyin beyin yanına gittiğimde onun bana söylediklerini yapmamıştım suçluluk da duyuyordum ama moralim de bozuk olduğundan biriyle konuşmam gerekiyordu.Ona bunları anlattıktan sonra ilkokulda böyle şeyler herkese söylenir tarzında bir şeyler söyledi ve bana cesaret vermeye çalıştı.Aynaya baktığımda kendimi nasıl gördüğümü sordu ben de çirkin birini gördüğümü söyledim.Beni o güne kadar annemin arkadaşları,kuzenim gibi bir kaç kişi dışında yakışıklı bulduğunu söyleyen olmamıştı ben de zaten onlara da üzülmiyim diye öyle dediklerini filan düşünüyordum zaten kendi hakkımda söylenen hiçbir olumlu eleştiriyi doğrudan kabullenip sevinemiyordum hep arkasında başka imaların olduğunu filan düşünüyordum.Bu görüşmede de hüseyin hoca ne yapmam gerektiğini tekrarladı


ÜÇÜNCÜ GÖRÜŞME

Bu sefer psikiyatrdan ilacımı almıştım ama hayat hikayemi yazmamıştım.Bu görüşmede hüseyin hocamla tıpı bırakmak istediğimi felsefe,matematik ya da fizikten birini okumak istediğimi söyledim o da bana tıpı bırakmamın akıllıca olmayacağını söyledi ve beni üniversitede çalışan bir felsefe mezunuyla görüştürdü.Ben bu görüşmeden çok zevk aldım ama hala aradığım cevabı tam olarak bulduğumu söyleyemem.


DÖRDÜNCÜ GÖRÜŞME

Doktorun verdiği prozac hapları kullanıyordum sosyal ilişkilerimde belirgin iyileşme vardı tabi ki benim istediğim düzeyde değil belki ama nereden nereye geldiğimi düşününce hiç fena sayılmaz.Artık grubumdaki arkadaşlarla ne kadar basit de olsa bazen sıkılsam da kendimi zorlayarak konuşmaya devam ediyorum sürekli şaka yapma isteği duyuyorum bundan zevk de duyuyorum.Hüseyin bey de olumlu gelişmeler gördüğünü söyledi,birkaç kitap ismi yazdı ve bedestendeki kitapçıya gidip çaylarını içmemi söyledi ben de gittim kitapçı amcayla iyi kötü bir sohbetten sonra kitaplarımın ikisini alarak ayrıldım kalan ikisini haftaya getireceğini söyledi.

İyi gelişmeler var umarım benim hayattan beklentilerim de karşılanır ve en azından kendimi verdiğim kararlardan dolayı mutlu hissederim ama aklımda hep bir acaba var........
 

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3217
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Eğer ikimizden birinin kurtulmasını yükselmesini isteseydim bu kesinlikle o olurdu.Bu hayatta benim ve benim gibilerinin çok fazla şey hakettiğini düşünmüyorum.bence benim gibiler odayı sessizce kimseye belli etmeden terketmeli ve sonsuzluğa karışmalı.ben neden geldiğimi anlamadığım bu dünyada sadece ölümü arzuluyorum artık allahıma kavuşmak ve orda anavatanımda değerlenmeyi istiyorum bu sorumsuz ve insafsız insanlar arasında durmaya katlanacak gücüm yok.Beni annem babam bile sevmedi bir kızı sevdim o da sevmedi hüseyin hocayı sevdim cenı gönülden onun bile beni sevmediğini sırf beni üzmemek için severmiş gibi yaptığını biliyorum allahım beni umarım kısa zamanda yanına alır çünkü bu hayatta yaşayabileceğim bir şey yok hatta daha işe yarar birinin oksijeninden bile çalıyor olabilirim bu hayatı ben seçmedim bundan sonrasını da seçemeyeceğimi biliyorum ben ne kadar bir şey olmak istersem o şey benden fersahlarca uzaklaşır ve ben bunu anlamam.Hayat benim için hiç kolay olmadı kendimi hep christie Brown gibi hissettim onunki fiziksel bir kıstlanmışlıktı benimki ise ruhsal sanki yaşamı onun resim yapışı gibi yaşıyordum sanki onun fizksel engeli benim ruhumdaymış gibi hissediyordum .Artık belki yeşil yol filmindeki john coffee gibi yoruldum kaptan deyip bu zilleti bitrmeliyimdir ama ona bile gücüm yetmez bunu da bilmiyor değilim ha bunların ne anlamı var hepsi fasa fiso