Gönderen Konu: FAHİŞELERE/HAYAT KADINLARINA KARŞI GÖREVLERİMİZ ve AHLAK : ANDRE MAUROIS  (Okunma sayısı 3102 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3409
    • Profili Görüntüle
Sevgili lise, artık benim için ilk başladığım günlerdeki gibi ürkütücü değildi. Oraya o kadar alışmıştım ki, yeniden kavuşmaktan zevk duyuyordum. Lisansımı Sorbonne yada Caen Üniversitesi'nde yapabilirdim. Ancak Alain'in yakınında bulunabilmek için Rouen Lisesi'ni tercih ettim. Kaldı ki, lisans hazırlanması pek fazla bir zaman almadığı için, burada matematik kruslarına da devam etmek istiyordum. Ne yazık ki, kısa bir süre sonra Alain'den ve onun havasından yoksun kalacaktım. Rouen Lisesi'nin yarışmalarda elede ettiği başarı ( benim elde ettiğim onur ödülünden başka, felsefeden  iki taktirname daha kazanmıştı. ) Chartier'nin başarısı sayılırdı. Onun gibi felsefeci olan Eğitim Müdürü Robier; onu Paris Lisesi'ne almak istiyordu. Bu amaçla, birgün aniden Rouen'a geldi. Genç yaşta yükselmeye değer bu olağanüstü yeteneği yakından tanımak istiyordu.

Bu denetim nedeniyle, öğretmenimin güçlü kişiliğine karşı hayranlığımı pekişteren bir olay geçti. Bu olay her zaman aklımda canlı kalmıştır. O sabah; Ahlak Dersi'nde Chartier ' Hayat kadınlarına karşı görevlerimiz, ' konusunu ele almıştı. Sakıncalı olmasına karşın, bizim gibi delikanlılık çağında olanların, er geç bu çeşit kadınlarla ilişki kuracağını düşünerek bu konuya değinmeye gerek duymuştu. Burada tartışmasını yapmak istemediğim, Alain'in savunduğu tezin aslı şuydu:

Bedeni bir eşya gibi kullanmaktan çok, duyguları hor görmek ahlaksızlığın en büyüdüğüdür.

' Bu kadınlar size bedenlerini vermekle hizmette bulunuyorlar; bu kuşkusuz, dünyanın en eski mesleği; bunu yaparken üzüntü duyduklarını da sanmıyorum. Ancak, onların da onuru olduğunu unutmayalım. Yürekleriyle de aşağılık görülmeleri onları hırpalar. Size karşı duymadıkları sözde aşkı, onlardan istemeye kalkışmayın. Bu şekilde, onlarda da var  olan insan olma onurunu büyük ölçüde kurtarmış olursunuz... '

Konunun açıklanması bu noktadaydı ki, birden kapı vuruldu ve odacı  elinde iki sandalyeyle içeri girdi. Demek beklenmedik bir denetim olacaktı. Nitekim, birkaç saniye sonra resmi giysileriyle okul müdürümüz göründü; siyah sakallı, ufak tefek bir adamı içeri buyu etti.

Müdür gevrek sesiyle: ' Günaydın Bay Chartier. Eğitim Müdürü Beyefendi sizi dinlemek için, Paris'ten  buraya kadar zahmet etmişler... Oturalım baylar... ' dedi.

Chartier: ' Beyefendi, acaba hangi konuda konuşmamızı isterler? ' diye sordu.

Rabier: ' Rica ederim. Lütfen ben yokmuşum gibi, bıraktığınız yerden dersinize devam ediniz, ' yanıtını verdi.

Bütün sınıf birbirimize bakıştık. Acaba Chartier ne yapacaktı? Geleceği belki de şu an ki tutumuna bağlıydı. Bir anlık sessizlikten sonra Alain:

' Efendim, gençlere hayat kadınlarına karşı görevlerini anlatıyordum, ' diye söz başladı. Okul müdürü birden irkildi. Müfettişse istifini bozmadı. Bizler de onurla dolu gözlerle, bir kez daha birbirimize bakındık. Kahramanımızsa  oldukça rahattı.

Chartier düzeyinde bir öğretmene, derslerinde bu kadar özgürlük tanınması, eğitim kuruluşumuz lehine kaydedilecek bir noktadır. Aradan onbeş gün kadar geçmişti ki, Chartier, Paris'teki Condorcet Lisesi'ne atandı ve böylece biz de ondan yoksun  kaldık. Buna en çok üzülen  ben oldum. Onunla birlikte çalışabilmek için, Sorbonne'da geçirebileceğim bir yılı gözden çıkarmıştım. Onun yerine gelen felsefe öğretmeni yerini dolduramadı. Böylece kendi başıma çalışmaya başladım: ' Kant, Leibniz ve modern matematikçilere göre matematiksel kanıtlama ' adlı bir tez hazırladım. Bazen bu tezi okurum. Onu yazdığımdan bu yana bende çok şeyler değişti. Öncelikle kendimden şüphe etmesini öğrendim. Ancak, matematik derslerinden kalma kesinlik yetisine yeniden kavuşmak isterdim


Andre Maurois

Zaman! Ne olur biraz dur...

Düşün Yayıncılık

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3409
    • Profili Görüntüle
CENNET FAHİŞESİ

sen fahişeleri sevdiğimi bilmezsin
ya bilseydin
yaftalayacaktın

yüreğimi bir fahişenin aydınlattığını
tanrı'dan bir esenlik estiğini
fahişenin eteklerinden değil
ellerinden içilen bir suyla arındığımı
bilmeyecek kadar bilgilisin

bilirim sen fahişeleri sevmezsin
loş ışıkların koynunda sevişmeden
yüreklerinde uyumak istediğim
fahişeler fahişeler


http://www.huseyinkacin.com/forum/index.php?board=16.0

devamını okumak için linki tıklayınız

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3409
    • Profili Görüntüle


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

 "Fâhişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu."

[Müslim, Tevbe 155, (2245)].