Gönderen Konu: CİNSEL DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI Psikolog Hüseyin KAÇIN 0 555 326 22 91  (Okunma sayısı 3510 defa)

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3254
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Psikolog Hüseyin KAÇIN
0 555 326 22 91


SEKSÜEL BOZUKLUKLARIN SINIFLANMASI
?PROF. DR. ADNAN ZİYALAR
CİNSEL DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI


  Kitabımız böyle bir bölümün konuşmasında bu konudaki sınıflamalar ve isimlendirmedeki karışıklığa biraz olsun bir açıklık getirme amacını taşımaktadır. Bu güne kadar yapılmış olanların bir kısım patolojinin kaynaklandığı içgüdüleri esas alırken bir kısmı da cinsel obje tercihlerine göre yapılmıştı.
  Psikoanalitik teorinin sadece sebeplere göre bir sınıflamayı öngörmesi bugün için yeterli bulunmamış ve yapısal unsurların da çevre faktörleri gibi dikkate alınmasının gerektiği kanaati hasıl olmuştur.
  Cinsel davranış patolojilerinde ön planda içgüdülere önem verilmesi akla daha yakın gelmektedir. Bu sebeple sınıflamanın çoğu içgüdülerin,
a.   Uyarılım tipine,
b.    İçgüdünün uygulama biçimine,
c.   Uyarının şiddetine,
d.   Uyarının yöneldiği objeye,
göre yapılmaktadır. Bu şekilde bir sınıflama sonucunda çok sayıda cinsel davranış bozukluğu ortaya çıkmakta ve gerçekte içgüdünün vasfı aynı kalmasına rağmen değişik reaksiyon biçimleri belirmiş olmaktadır. Aynı içgüdü, aynı kişide çok farklı bir cinsel davranış değişimine yol açmaktadır.
  Normal bir yetişkinde cinsel davranış şekli genital organların rol aldığı bir cinsel yaklaşım şeklinde olur ve genelde aynı yaşta karşı cinsten bir insan seçilir.
  Sadist bir homoseksüelde ise bu içgüdü ağrı vermeye yönelik kendi cinsinden seçilmiş bir insana karşı uygulanan ve bir tarafın cinsel organlarını kullanmadığı bir harekete dönüşmüştür. Burada artık tercihli de olsa normal bir cinsellikten bahsedilemez.
  Cinsel davranış bozukluklarında genelde kabul edilmiş olan iki deyim kullanılır, bunlardan biri ?perversion? normalden sapma, ikincisi ?paraphilas? normalden farklı haz arama anlamına gelir. Bugün daha çok bu parafili sözcüğü kullanılmaktadır.
  Ancak kitabımızın buraya kadar olan bölümlerinde anlatmaya çalıştığımız gibi biz daha çok ?perversion? sözcüğünü tercih ediyor ve bu cinsellik sergileme farklılıklarının bir kişisel tercih olmaktan çok bir biyolojik kader olduğuna inanıyoruz.
  Daha sonraki bahislerimizde çok teferruatlı bir şekilde anlatılacak olan bu bozuklukların kısa bir sözlüğünü göreceksiniz:

HOMOSEKSÜALİTE
  Aynı cinsten olanların birbirine ilgi duyması ve cinsellik yapmalarıdır. ?Homos? Yunanca aslından erkek anlamına gelen bir kelimedir. ?Sexus? ise Latin asıllıdır ve cinsellik anlamındadır. Türkçedeki karşılığı ?erseverlik? olarak verilmiştir.

HETEROSEKSÜALİTE
  Karşı cinslerin birbirine olan duygulanımıdır. Bu kelimenin ?heteros? kısmı cinsi, ?sexus? u ise Latince aslından cinselliği ifade etmektedir.

SADİSM
  Türlü obje üzerinde uygulanan eziyet edici ve tahrip edici davranışlardan cinsel bir haz duyma halidir.
  Fransızca asıllı bir deyimdir. Donatien Alphonse François de Sade aldı bir kişinin davranışlarına izafeten kullanılır. Bu kişinin kendi pervert duyum ve davranışlarının kendi dilinden ifade edilmesidir.


MASOHİSM
  Normalde ağır ve azap verici durum ve uyarılardan haz alma anlamındadır. Leopold von Sacher-Masoch adlı Avusturyalı bir şaire atfen kullanılır. Yazar sürekli olarak bu konuları işlemiştir.

SODOMİ
  Anüs-makat yoluyla yapılan cinsel birleşim anlamına gelir. Çok eski yıllarda Sodom adlı bir şehrin hikâyesini anımsatır. ?Bible? İncilde bu şehir insanlarının çoğunluğunun homoseksüel bir davranış içine girmeleri sonucu Tanrının bu şehri cezalandırdığını ve yakarak hem şehri hem nu günahkâr insanları ortadan kaldırdığını bildirir bir efsanedir.

BUGGERY
  Sodomi ile eş anlama gelen bir kelimedir. Fransızca asıllıdır. Kelimenin ilk çıkışının ?bougre? olduğu ve Bulgar anlamına geldiği söylenir. Anal yoldan cinsel birleşimi ilk uygulayan kişinin bu kimse olduğu kabul edilir, elbette ki bir rivayetten ibarettir.

FETİŞİZM
  Seksüel bir anlamı ve amacı olmayan bir objenin bir cinsel haz doyumu için kullanılmasıdır. Portekizce aslındandır. Bu dilde ?feitico? cazip ve sihirli anlamına gelir. Latince kökenli bir başka ?factitus? kelimesi de fetişizm için orijin olarak kabul edilmektedir, bu kelimenin anlamı ise suni el yapımı olarak bilinmektedir.

SKOPTOFİLİ
  Diğer insanların cinsel davranış ve sevişmelerini seyretmekten zevk alma halidir. Yunan asıllıdır, ?skopein?. ?philos? sözcüğü ise sevme anlamındadır.

VOYERİSM
  Diğer insanların cinsel davranış ve sevişmelerini seyretmekten zevk alma halidir.

FELLASYO
  Ağız ve cinsel organların birbirine teması şeklinde bir perversiondur. Latince aslından alınmıştır. ?fellare? emme anlamına gelir ve ağzın cinsel organlara yapıştırılarak emilmesi şeklinde uygulanır.

EKSHİBİSYONİSM
  Latince aslından gelme bir kelimeden üretilmiştir. Cinsel organların başka kişilere veya toplum önünde sergilenmesi ve gösterilmesi anlamına gelir. Latinceden ?exhibire? göstermek, sergilemek, teşhir etmek.

FROTTERİSM
  Başka kişilere dokunma, sürtünme ve bundan bir cinsel haz alma anlamına gelir. Kelimenin aslı Fransızcadır, ovalama anlamına gelir. Bu lisanda bu kelimenin cinsel bir patolojiyi ihsas etmek yerine cilalama, makinelerin bir çeşit perdah yapması anlamında kullanıldığı unutulmamalıdır.




KOPROFİLİ
  Kirli ve pis şeylerin yenmesi anlamındadır. Tam karşılığı büyük abdestini yiyen kimseler için kullanılır. Bir kısım zekâ gerileri, şizofrenler ve bunaklarda görülen bir davranış bozukluğudur. Bu son örneklerde bu davranışın cinsel bir yönü yoktur.

  Bütün bu sayılan patolojilerin gerçek bir seksüel davranış bozukluğu olarak kabul edilebilmesi için buluğ ve sonrasında da devam etmeleri ve sanki gerçek bir cinsel davranış gibi varlıklarını uzun yıllar devam ettirmeleridir. Zamanla normal davranış biçimlerine dönüşmüş ve silinmiş olan bu gelişim süreçlerinin kişinin ilk gelişim süreçlerinde görülmüş olması bir perversion ve hastalık değildir.
  Kişinin normal bir ana ve babadan tevarus etmiş olduğu bir içgüdünün yerini bireyde değişmiş olması düşünülemez. Ancak bu içgüdünün devreye girme ve hedef seçmesindeki kusurların bu anormal davranışları oluşturduğuna inanılır.
  Bir içgüdünün temelinden ve kalıcı olarak nasıl değiştiğini bu gün için açıklamak çok zordur. Çocuklarda erken gelişmiş kayıplar, ana-baba kaybı, şiddetli emosyonel travmalar, tacizler, ağır cezalandırmalar şartlı reflekslerin normal gibi oluşmasına imkan vermez ve değişik davranış biçimleri oluşabilir.

« Son Düzenleme: 17 Haziran 2012, 12:02:34 Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Genel Moderatör
  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 3254
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: CİNSEL DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI
« Yanıtla #1 : 16 Haziran 2012, 09:56:58 »
CİNSEL UYARI OBJELERİNDE FARKLILIKLAR

 Her iki cins için cinsel cevabı başlatan uyaranlar çok farklıdır. Bu farklılıklar kişinin aldığı dış uyaranlar için olduğu iç ruhsal ve fizik uyaranlar için de ayrıdır.
 Erkekler genelde dış görsel uyaranlara karşı çok duyarlıdırlar. Bir kadının bütünü ile çıplak görülmesi bir erkeği uyarabildiği gibi sadece bir beden parçasının kısmen görülmesi bile uyarıcı olabilir.
 Boyun, göğüs, diz kapakların arka kısımları, topuklar, bel çukurluğu ve ense en fazla uyarıcı bölgelerdir. Çeşitli kokular, yüz ve bedendeki benler, lekeler, çamaşır kenarlarının yaptığı boğumlar da erkekleri çok etkiler.
 Kadınlar için görsel uyaranların fazla bir önemi yoktur. Kadın daha çok kendi iç uyaranlarından etkilenir, kendi imajını kendi çizer, uyarının fantezik vasfı kadında daha belirgindir. Kadın karşısındaki objeyi görmek istediği gibi görür. Bir erkekler karşılaştığı zaman daha önce duyduğu hikayeler, arkadaşlarının anlatımları ve onda uyandırdığı heyecan tonüsü uyarının şiddetini ve yönünü tayin eder.
 Kadın çoğu kere ilk uyarıyı hayalindeki bir kişiden alır ve gerçek erkekle sevişirken bile o hayalle olmaya devam eder, fantezisinde çok abartılı olabilir. Bir kısım kadınların evlenmiş ve çoluk çocuğa karışmış olmalarına rağmen her cinsel yaklaşımlarında aynı hayal obje ile idare ettikleri görülür.

MASTÜRBASYON

 Mastürbasyon ilk bakışta otoseksüel davranış gibi görünse de gerçekte obje bağlantılı bir seksüalitenin ilk aşamasıdır.
  Gerek sürüngenlerde gerek maymunlar ve gerek primatlarda aynen insan olduğu gibi seksüel gelişim süreçlerinden ilkidir ve çok sıklıkla uygulanır. Bütün ırklarda ver bütün renklerde aynı sıklıkla görülür ve çoğu kere de normal cinselliğin yanı sıra bütün bir ömür boyu devam eder.
  Her ne kadar bazı kültürlerde lanetlenmiş ve yasaklanmış ise de bireysel etkinliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Alfred KİNSEY?e göre erkeklerin hemen tamamının kadınların ise dörtte üçünün hayatlarının bir devresinde bu cinselliğe itibar ettiği ifade edilmiştir.
  Araştırıcılar kişilerin kendilerini uyarmaya başlamalarının ilk bebeklik ve çocukluk devrelerine rastladığını söylerler. Yeni doğanın parmakları ve ağzı arasındaki ilişkiyi öğrenmesi ile beraber mastürbasyonun ilk aşamasının başladığını söylerler. Daha sonra ise aynı parmaklar bu defa genital bölgeleri araştırmakta kullanılır. 15 ile 19 aylık kız ve erkek bebeklerde elle genital bölgelerin uyarılması başlar ve çocuk bunun bir haz aracı olduğunu öğrenir.
  Bu haz duyumları yetişkinde dokunmaz hazzının alınacağı bölgelerin tespitine hizmet eder. Çocuk bedeninde daha başka haz verici bölgeler olup olmadığını öğrenmek ister ve yetişkinde erkekler ve kadınlar birbirlerine dokunarak ilk çocukluk deneyimlerine uygun haz bölgeleri araştırırlar, çocuğun başlangıçta keşfettiği haz bölgelerinin karşı cinsten biri tarafından da keşfedilmesi cinslerin cinsel cevapta uyumunu sağlar.
  Çocukların bu kendi bedenlerine yönelik arayışları diğer insanların genital bölgelerinin de araştırılması merakına döner. Arkadaşlar, anne baba ve hatta hayvanlar bile araştırılmak istenir. Oyun arkadaşlarının genital bölgeleri ile kendi genital bölgelerindeki organların karşılaştırılması arzu edilir.
  Bu istek yetişkin yılların ekshibisyonizmini açıklamak için bir ilk adım olarak kabul edilir. Karşılıklı görme istemi, bir karşılıklı gösterme işlemine dönüşür. Böylece her olayda iki ekshibisyonist birden yetişkinler ordusuna katılır.
  Zamanında fark edilip tedbir alınmayan veya cezalandırılmayan bu davranışlar yetişkinlik hayatında uzun yıllar bir problem olur gider.
  Buluğ çağının başlaması, cinsel hormonların devreye girmesi ve cinsel içgüdülerin yoğunluk kazanması ile beraber, ikincil cinsel karakterler de gelişmeye ve forme olmaya başlar. Bu devrede mastürbasyon yoğunluk kazanır. Buluğ çağını idrak etmiş olan bireyler artık gerçek bir cinsellik için hazır olmalarına rağmen sosyal kuralların kısıtlayıcı ve bastırıcı etkisi altında uygulanma fırsatı bulunmadığından yeni yetişkinler mastürbasyon olayına kayarlar.
  İlk gençlik devresinde şiddetlenmiş olan cinsel içgüdülerin yerine getirilmesi ve rahatlama isteği mastürbasyonla beraber cinsel koit fantezilerini de beraber getirir. Bu fantezilerin şekli bir ölçüde ileride cinsel tercihlerin kalıplarını da hazırlayacaktır. Genç bu fanteziler sayesinde ileride yükleneceği dişi ve erkek rollerini öğrenir ve benimser.
  Evli çiftlerde normal cinsellik süreçlerinin başlaması ve bir uyumun sağlanmış olması halinde bile taraflar bu eski alışkanlıklarını sürdürmekte devam ederler. Bu bakımdan mastürbasyonu partneri olmadığı zaman müracaat edilen yedek bir davranış gibi görmemek lazımdır.
  Mastürbasyonun cinsel gücü azaltacağı veya bir akıl hastalığına yol açacağı hikayelerinin aslı yoktur. anacak bu alışkanlığın bir kompulsion haline gelmesi durumunda gerçek bir patolojiden söz edilebilir. Bizim bir şizofren hastamız günde birkaç kere herkesin önünde mastürbasyon yapıyor ve her seferinde defterine not ediyordu. İddiasına göre 28 yıllık yaşamında yaptığı mastürbasyon sayısı 40.000i bulmuştu.
  Burada bozukluk kişinin heyecan bozukluğunda ve şiddetli obsesif bir kişilik bozukluğu içinde olmasından kaynaklanmaktaydı.
  Pek çok araştırıcı mastürbasyonun üniversal ve adaptif bir davranış olduğu fikrinde birleşirler. Erotik oligofrenlerde, şizofrenlerde ve demanslı kişilerde ağır obsesif kompulsif bozukluk gösteren kişilerde ve kadına karşı aktif olmayan ancak başka bir patoloji de geliştirmeyen mahçup, sıkılgan kişilerde çok sıklıkla görülen bir cinsel davranış variantıdır.
 
HOMOSEKSÜALİTE

 Bu deyim seksüel davranış bozuklukları içinde anlaşılması en zor olan ve en çok problem olanlarından biridir.
  Son 30 yıl içinde konu ile ilgilenen araştırıcılar arasında genel bir görüş değişikliği olmuş ve bu kavram, etik, moral ve dini görüşlerin etkisinden arındırılarak yeni bir kavram oluşturulmaya çalışılmıştır.
  Bu tartışmalarda hem DSM?nin görüşleri, hem ICD-10?un getirdiği açıklamalar hem de klasik öğretiler dikkate alınacaktır.
  Klasik tarifler aynı cinsten kişilerin birbirine duyduğu yakınlık ve sempatiyi homoseksüalite olarak ifade etmişlerdir. Ancak bu tarifte cinselliği esas almayan sempatiler gözden kaçırılmıştır. Heyecan ve duygulanım başka, bunun bir davranışa dönüşmesi ise başkadır.
  Bu defa kendi cinsinden biri tarafından alınan seksüel bir uyarı sonucu o kişinin bir cinsel boşalımına sebep olacak davranışlar bütünü homoseksüalite olarak kabul edilmiştir. Amerikan Psikiyatri Cemiyeti 1973 yılında homoseksüaliyeti bir patolojik davranış olmaktan çıkarmıştır. 1980 yılında da DSM aynı yönde bir karar almıştır.
  International Statistical Classification of Disease and Related Health Problems ?ICD-a göre kişide sadece belirli bir yöndeki cinsel eğilim yalnız başına bir hastalık ve patoloji olarak kabul edilemez, ancak kişinin bir yaşam biçimi olarak ve insan cinselliğinin bir ?variant? ı değişikliği olarak yorumlanabilir demektedir.
  DAVID HAWKINS de bu görüşe katılır ve homoseksüalite sadece duygulanım olarak kişisel bir tercih değildir, ancak bu hislerin ortaya konuş şekli bir kişisel tercih olabilir, demekle bu davranışın pek de masun bir davranış olmadığını ve bu tarifin biraz da hatıra dayandığını ima etmek ister.
 
GENEL BİLGİLER

  Homoseksüalite kişinin cinselliğe karşı orientasyonunun, davranışlarının, kendisini kişisel olarak nasıl gördüğünün ve toplum içinde kendisini koyduğu sınıfın bir bütünü olarak ifade edilir.
  Pek çok kişi homoseksüel deyimi yerine ?lesbian veya gay men? sözcüklerini kullanmayı tercih eder. Bu deyimler aslında tıbbi olarak bir patolojinin ve etyolojisinde organik bir çıkış noktasının bulunduğunu anlatır. Erkek olsun dişi olsun kendi cinsi ile bir cinsel iletişim ve yaklaşımın bulunduğunu belirler.
  Lesbien ve Gay sözcükleri kişinin kendisine yakıştırdığı ve mal ettiği kavramlardır, kişinin ait olduğu grubun özelliklerini verir.
  Bu deyimler bir ?similarity? benzerlik ifadesidir ve kişiyi bir kalıp ve kavram içine koyar, ?labeled?.
  Pek çok erkek homoseksüel bir davranış içine girmekten ve bir homoseksüel olmaktan korkar. Özellikle ?latency? adını verdiğimiz saklı homoseksüellerde bu korku çok belirgindir. Pek çoğu da bunun şuur altı ve saklı bir istek olduğundan habersizdir. Bir hekim veya psikoloğun işgüzarlık edip kişinin farkında olmadığı bu isteğini açıklaması bir felaketle sonlanır.
  Rüyasında devamlı olarak buhar makinelerinin pistonlarının silindirlere girip çıktığını gören bir hastamıza konu ile ilgili bir hekimin ?sen bir homoseksüelsin, istemini bu şekilde ortaya koyuyorsun? demesi, hastanın kendisine olan saygısının birden kaybolmasına yol açmış ve intihar etmişti.
  Bu tür bir saplantısı olan kişilerdeki bu korkuya ?homophobia? erkek korkusu adı verilir. Normalde erkek canlısı erkek cinsellik yapmak üzere planlanmıştır. Olmuyorsa bu bir kusurdur ve bir hastalıktır. Ancak kesinlikle bir tercih değildir ve bunun böyle olduğunun savunulmaya çalışılmasının da bilimsellikle hiçbir ilgisi yoktur.
  ?Heterosexism? bir erkeğin ancak bir dişi ile cinsellik yapabileceği görüşüdür, fizik veya psikolojik sebeplerle bu görevi yerine getiremeyenler için çok sayıda ?sublimasyon? yolları açıktır. Bir kaza sonucu cinselliğini kaybeden sayısız insan vardır ve bunların hiçbiri böyle bir tercihi aklının ucundan bile geçirmezler. Seksüel identite titizlik ve haysiyetle korunması gereken bir özelliktir. Neslin bekası kanununa ve türün devamlılığı için de bir şarttır. Sapmış ve görev dışı kalmış bir içgüdüyü şu veya bu şekilde deforme etmeye ve bunu haklı göstermeye çalışmak hiç kimsenin haddi değildir.